Wednesday, December 21, 2005

H. B. PAKSOY Copyright 1993

H. B. PAKSOY TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997) Kultur Sanat Yayini. 165 sayfa. ISBN 975-96079-0-5 USA LIBRARY OF CONGRESS ACCESSION: 39322501 AUTHOR: Paksoy, H. B., 1948- TITLE: Turk tarihi toplumlarin mayasi ve uygarlik / PLACE: Izmir [Turkey] :PUBLISHER: Mazhar Zorlu Holding, Kultur Sanat Yayini, YEAR: 1997 PUB TYPE: Book FORMAT: vi, 165 p. ; 22 cm. NOTES: Includes bibliographical references History of the Turkish origin and civilization. ISBN: 9759607905ALT TITLE: Turk tarihi toplumlarin mayasi uygarlik Copyright 1993 H. B. Paksoy TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK kitabinin butun yayin haklari, Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca, H. B. Paksoy adina ABD Kongre Kutuphanesi Copyright kutugune kayitlidir.

ICINDEKILER

Copyright 1993 H. B. Paksoy TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK kitabinin butun yayin haklari, Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca, H. B. Paksoy adina ABD Kongre Kutuphanesi Copyright kutugune kayitlidir. ICINDEKILER [Ilk yayin ayrintilari]01 ONSOZ02 TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI VE UYGARLIK[Annals of Japan Association for Middle East Studies(Tokyo) No.7, 1992]03 VAKIFLI TURK TARIHI KURSUSU ONERISI04 TICARET, TARIH VE ULUSLARARASI YARISMA05 DUSUNCE AKIMLARI, "YENI DUNYA DUZENI" VE GORUNTULERI06 KIRIM TATARLARI[Belgelerle Turk Tarihi Dergisi (Istanbul)Sayi 72, Subat 1991]07 TURK DESTANLARININ ONEMI[Tarih Incelemeleri Dergisi (Izmir) VIIIEge Universitesi Edebiyat Fakultesi 1993]08 BASVEKIL SUKRU SARACOGLU'NDAN ANILAR[Turkish Studies Association Bulletin (Indiana)Vol. 14, No. 2, 1990]09 TURK ORDUSUNDA MIZAH10 TURKBILIMCI EBUBEKIR AHMEDCAN DIVAY[Turk Kulturu (Ankara)Sayi 309, Yil XXVII, Ocak 1989]11 ORTA ASYA COGULCU YONETIM GUNDEMLERI[Yeni Forum (Ankara) Cilt 13, No. 281, Ekim 1992]12 BASMACI' VE 1916-1924 TURKISTAN BAGIMSIZLIK SAVASI[Yeni Forum (Ankara), Cilt 14, No. 293, Ekim 1993]13 PAN ADLI IKI KURGUSAL YARATIK: UYDURMA 'BELGELERIN' TURKLER ZARARINA KULLANILMALARI[Avrasya Etudleri (Ankara) Yaz, 2, 1994]14 INSAN INCIYI DENIZDEN CIKARMADIKCA, O ISTER INCI OLSUN -- ISTER CAKILTASI, FARKETMEZ"[Yeni Forum (Ankara), Cilt 14, No. 292, Eylul 1993]15 DUSUNCE ISVERENI[Yeni Forum (Ankara), Cilt 16, No. 315, Agustos 1995]16 MAYA, T.A.S.[Rotary Dergisi (Izmir) Eylul-Ekim, 1995]17 KITABIN YAZARI

H. B. Paksoy: Onsoz

H. B. Paksoy TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997) Kultur Sanat Yayini. 165 sayfa ISBN 975-96079-0-5
Copyright 1993 H. B. Paksoy TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK kitabinin butun yayin haklari, Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca, H. B. Paksoy adina ABD Kongre Kutuphanesi Copyright kutugune kayitlidir.
01 ONSOZ
"Gok kubbede kalan ancak hos seda'dir" deyimi dogrudur. "Suustune yazi yazmaya" esittir. Dusunceleri bekletmeden duzenliolarak kayitlamak geregi, surekli okumak; okunanlari anlamak veanlatmak aliskanligi kadar onemlidir. Neresinden bakilirsabakilsin, deney ve dusunce yolu ile birikmis bilgiler kagidaaktarilmaz, basilip yayinlanmaz ise, eninde sonunda kaybolupgider. "Yeni Dunya'yi yeniden kesfetmek" gibi, yeni bastandegisik kisilerce durmadan "yaratilmalari" gerekir. Bu da, birtoplum icin, cok yuksek giderli bir kayiptan baska birseydegildir. Bu gorus'un incelenmesi, bu kitabin icindekibildirilerde ele alinmaktadir.
Sozu edilen bildiriler 1982 ile 1992 yillari arasinda kagidadokulmus, bir bolumu de bu sure icinde Asya, Avrupa ve Amerika'dayayinlanmakta olan degisik dergilerde yer almistir. Daha oncebasilmis bildiriler, birbirlerini tamamlayici olmalari bakimindanve icinde yayinlandiklari dergi ve kitaplarin tumunun herkitaplikta bulunmayabilecegi de goz onunde tutularak, bugun'e dekbasilmamis olanlarla biraraya getirilmistir.
Bir toplum: bagimsiz, gudumsuz ve mutlu yasayabilmek icin"nereye gittigini" bilincli olarak gormeli ve anlamalidir. "Birlokma, bir hirka" ve "Kisi kendinden soz etmemeli" deyimlerinin,yeryuzunun degisik yerlerinde yasayan Turk toplumlari icingecerli oldugunu dusunmek guctur. Bir kisi icin, yalnizca yiyecekve giyecek yeterli degildir. Toplumlar da yalnizca yiyecek vegiyecek ile yasamlarini surduremez. Diger butun varliklarinabilgi ve dusunce katmadan yasam surdurmeye kalkan toplumlar kisasurede tutsak edilir; varliklari ellerinden alinir; ortadankaldirilirlar.
Bilgi, Kut verir. Toplum'u, yasam'in gerekleri ve yonuuzerinde dusunmeye alistirir. Gelecek icin gerekli goruslerinyaratilmasina yordam verir. Bundan dolayi, Balasagunlu Yusufdusunce ve deneylerini toplayip Kutadgu Bilig adi ileyazmistir.[1] Bu yuzden (bir gorus'e gore), tarih sozcugu yerine"Kutveren" deyimini kullanmak gerekir.
Eger bir toplum kendi dusuncelerini diger toplumlaraanlatmayacak olursa, bu sessizligi dolayisi ile dunya'da yanlisanlasilacagi ya da hic bilinmeyecegi acik bir gercektir. Buyonden "sessizligi secen toplumun" dunya uzerinde var olupolmadigi da soz konusu olabilir.
"Savas ile kazandiklarimizi baris anlasmasi masasinda geriverdik" gibi bir dusunce, bir aralar (ozellikle 20ci yuzyilbaslarinda) cok kullanilir olmus idi. Bu, "basasagi" birgorustur. Tam tersine, savas diplomasinin bir uzantisidir. Bugercek, uzun yuzyillar boyunca "bilen kisiler" ce gizli tutulmusve gizlice kullanilmistir. Ancak, bu bilgi Ondokuzuncu yuzyilicinde Alman dusunur subay'i Von Clausewitz (1780-1831) ce birkitap icinde toplum'a aktarildi; bilmek, ogrenmek ve kullanmakisteyenlere sunuldu.
"Butun bunlar politika'dir, ben politika ile ugrasmam" diyen kisilerin artmakta oldugu da gorulmekte. Bu gibi kisiler,bu tutumlari ile gundelik sorumluluklarindan kacmaktan baska biris yapmis olmuyorlar. Bu kisilerin anlamaktan kacindiklari temelbir gercek var: "politika yapmadigini soylemek de birpolitika'dir." Dolayisi ile, bu kisiler "gizli" olarak politikayapmaktadirlar. Sessiz durup, is yapmamak da bir secimdir,"politika" dir. Bu tur "bulasmamak" dusuncesinde oldugunu onesuren kisiler, ilerde baslarina gelecekleri bugunden kabul etmis;dolayisi ile yanip-yakilma haklarini bile kaybetmislerdir. "Cozum'e katkida bulunmayanlar, sorunlarin nedenlerine katilmisolurlar."
Bu tutumlari daha iyi anlayabilmek icin, "politika"sozcugunun anlamina da bakilabilir: "anayasaya dayanan yasalaryolu ile yonetim." Oz yonetimlerine katilmayanlarin, boyleliklekendi yonetimlerine katilmamak yolunu sectikleri de ortaya cikar.Boylelikle, kendi yonetimlerine katilmayanlar, oz yonetimlerinigelecekte bilinmeyen ellere ve dusunce akimlarinabirakmaktadirlar. "Politika" nin, kisisel gudumlu yonetiminin(mutlakiyet'in) tam tersi oldugu gozden kacmamalidir.
Bir ulke icinde yer alan "politika" ile, uluslararasi alandasurdurulen "diplomasi" nin arasinda buyuk ayricalik yoktur. "Diplomasi: uluslararasi iliskileri konusma ve anlasma yolu ilebilincli yonetim yontemleri" dir. Dilmacliktir.
Onemli olan, bir ulus ya da (genis anlamda) toplum'un,komsulari ile birlikte bagimsiz, gudumsuz, mutlu yasaminisurdurebilmesidir. Bagimsizlik, gudumsuzluk, ve mutlulukkendiliklerinden bir kisinin ya da toplumun basina gelemez. Toplum olarak ugrasi gerektirirler. Bu ugurda ara sira savas'agirmek te gerekebilir. Bir toplum, disaridan silahli baski ileyonlendirilmeye calisilmis olabilir. Savas, toplumca bilinclisonuclara yonlendirilebilmis ise, cogulcu ve anayasal yonetim'inbir uzantisi da olabilir. Dilmaclik ta, toplum'un bagimsiz vegudumsuz yasamak dileginin uluslararasi konumda acikcaanlatilmasi; bu istegin yerine getirilebilmesinin anlasmalar yoluile saglanmasidr.
Butun bunlar da, bir toplumun kendini ozellikle ilgilendirenkonulari once kendi icinde --yazili olarak-- tartismasinigerektirir. Bir kisinin gorus'lerinin, toplum icinde destekbulup bulmamasi (gorus'un ilk orta'ya suruldugu an'da, ya da dahasonra) en onemli sorun degildir. 11ci yuzyilda yasamis ve anadili Arapca olanlara Turkce ogretmek icin Turk Sozu (Divan Lugatat-Turk) kitabini yazmis olan Turk yazari Kasgarli Mahmut[2], bukonu'ya dokunan su sozleri ornek vermistir:
Alp arig yavritma Ikilac arkasin yaritma.[3]
(Alp kisiyi gucsuz dusurecek is yapma av'ini ardindan yaralama).
Onemli olan, bir toplumun icinde dusunce tartismasininyapici nitelikte ve acikca surup gitmesidir. Bu tartisma'ninkoksuz ve kaynaksiz olmamasi gerektigini Kasgarli Mahmut birdortluk ile dile getirir:
Erdi oza erenler Erdem begi bilig tag Aydi ukus ogutler Konlum bolur anar sag.[4]
(Eski gunlerde erdemli kisiler daglar gibi erdemli sozler soylemislerdi, ogutler vermislerdi. Onlari anmak yuregi aklastirir).
Bu yoldan, bir toplum icin en yararli dusunceler toplumcasecilecektir:
Erdem dile ogreniben bolma kuvaz Erdemsizin ogunse anmaguda anar.[5]
(Bilgi'yi gurur ile tepme; ara ve ogren. Bilgisiz kisi erdemli oldugunu one surerse, sinandiginda ozur'u ortaya cikar).
Bilgi'nin getirdikleri gerekler toplumca yururluge konacak,uygulamalarina gecilecektir:
Bilga erig adgu tutup sozin esit Erdemni ogreniban iska sur-a.[6]
(Bilge kisi'yi onurlandir, sozune kulak ver; ozelliklerini ve tutumunu ogren, ogrendiklerini uygulamaya koy).
Her kisi'nin sozleri, bilge sozleri degildir:
Bulqak ukus bolsa kacan bilgin yiter Yansaq talim sayrap ani tamgak katar.[7]
(Toplum icinde bozucular olursa, aklin dogru yoldan sasar; bos soz olan yerde, agiz kurumasinda ote'ye is olmaz).
Bu tur kisiler, toplumca da gorulur, ayirdedilir:
Yilan kendu egrisin bilmez Deve boynun egri der.[8]
Toplum'a, kendi islerini surekli olarak ele almayipsonuclandirmadikca, durup dinlenmek yarasmaz:
Tagur mening savimmi bilgalaka ay Tinur kali atitsa kisrak sani tay.[9]
(Sozumu yinele, bilgelere soyle: kisrak, ancak kendi tay'i yetiskin atlar arasina karistiginda dinlenebilir).
Kasgarli Mahmut'un ogutleri ve uyarilari yalniz bir kusak icindeßil, gelecek butun kusaklar icin gecerlidir:
Oglum ogut algil Bilgisizlik kiter Talqan kimning bolsa Anar bakmas kiter.[10]
(Oglum, ogudumu dinle, bilgisizlikten kurtul; as'i olan o'na pekmez katar; buna benzer, akilli olan, ogut dinler ve zenginlestirir).
Bu orneklerde de goruldugu gibi, Turk tarihinin en onemlikaynaklarindan biri olan Turk Sozu (DLT) kitabinin okunmasigerekli olanlar arasinda gormek gerekir. Soylediklerini toplumunaaktarmak icin durmadan yinelemek zorunda kalan her dusunur gibi,Kasgarli Mahmut'un da belki bir ara sabri tasmistir. Bir soz'eornek verirken, aciklamasini asagidaki dortluk ile yapmistir:
Opkem kelip ugradim Arslanlayu Kukredim Alplar basin togradim Imdi meni kim tutar?[11]
(Ofkem geldi basima vurdu, arslan gibi kukredim; Yigitlerinbasini dogradim, simdi beni kim tutar?).
EK: Bu bilgisayarli yayin dizesinde, 16ci sirada yer alan "MAYA, T.A.S." bildirisi[Rotary Dergisi (Izmir) Eylul-Ekim, 1995]bu kitabin basili duzeni iceriginde degildir. Ancak, yazi'ninsunus'unda da belirtilen nedenlerle, buraya alinmasinin uygunolacagi dusundum.
KAYNAKLAR:
[1] Asagidaki yazilarda kaynak olarak kullanilmis, atif yapilmisve basim yerleri gosterilmistir.
[2] Kasgarli Mahmut, Diwan Lugat at-Turk (DLT) kitabininyazaridir. Kasgarli Mahmut'un yasami ile ilgili en yeni arastirmaicin, bak: Kahar Barat, "Discovery of History: The Burial Site ofKashgarli Mahmut," H. B. Paksoy, Editor, Central Asia Reader:Rediscovery of History (New York, 1994); Cf. AACAR Bulletin (ofthe Association for the Advancement of Central Asian Research)Vol. II, No. 3 (Fall 1989). DLT un bilinen tek el yazmasi Istanbul Millet Kutuphanesi(Ali Emiri, Arabi), No. 4189 da kayitlidir. Diwan Lugat at-Turk'un ilk kez 1917 yilinda Istanbul'da bulunmasi ve ilgiliolaylar icin, bak M. Sakir Ulkutasir, Kasgarli Mahmut (Istanbul,1946). DLT un ilk basim'i Istanbul'da, 1917-1919 yillariarasinda Kilisli Rifat [Bilge] tarafindan yapilmistir. Ilk TCyayini: B. Atalay, Divanu Lugat-it-Turk (Ankara, 1939-1941). IlkIngilizce cevirisi: R. Dankoff with J. Kelly, Compendium ofTurkic Dialects (Cambridge: Mass, 1982-1985).
[3] DLT Sayfa 82.
[4] DLT, Sayfa 56.
[5] DLT, Sayfa 130.
[6] DLT, Sayfa 216.
[7] DLT, Sayfa 235.
[8] DLT, Sayfa 75.
[9] DLT, Sayfa 112.
[10] DLT, Sayfa 221.
[11] DLT, Sayfa 74.

H. B. Paksoy: Turk Tarihi, Toplumlarin Mayasi

H. B. Paksoy TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997) Kultur Sanat Yayini. 165 sayfa ISBN 975-96079-0-5
Copyright 1993 H. B. Paksoy TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK kitabinin butun yayin haklari, Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca, H. B. Paksoy adina ABD Kongre Kutuphanesi Copyright kutugune kayitlidir.
02 TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI VE UYGARLIK
Tarih ve Bilgi
Tarih, toplumlarin ozerk olarak hayatta kalabilmek icinbirbirleri ile surekli olarak yaptiklari yarisin ozetidir. Buyarislar cok ciddi bir oyun niteligindedir. Bu, bir olum-kalimyarisidir. Kazanan toplum yasar, kaybeden de iz birakmadankaybolup gitmeye mahkumdur. Yarisi kazanabilmek de, cogunluklagecmisteki olaylari hatirlayip, o olaylar sirasinda yapilanyanlislarin tekrarlanmamasina ve diger yarismacilarin oyunlarinadusmemek icin tedbir almayi gerektirir.[1]
Yazilmadikca, tarih olamaz. Yazilmayan tarih, okunamaz. Okunmayantarih, bilinemez. Tarih'in bilinebilmesi icin: once yazilmasi,sonra butun toplumca okunmasi ve gelecek kusaklara surekli olarakokutulmasi gerekir. Tarih'e gecmis butun basarili komutanlargibi, tarih bilmenin gereklerini onemi ile kavramis bulunan,1919-1924 Turk Kurtulus Savasi onderlerinden General KazimKarabekir yayinladigi hatiralarinin basina: "Istiklal Harbiyaptik. Amilleri yazmazsa, tarihi masal olur"[2] ogutunu yazmayiuygun gormustur. Belirtilmesi gerekir ki, 1919-1924 Turk KurtulusSavasi uzerine Bati dillerinde yazilmis bir derli-toplu kitab'agunumuzde denk gelinmez.
Her meslekte oldugu gibi, tarihci olabilmek icin de belirli biregitimden gecmek gerekir. Ogrenimi sirasinda, bir "tarihci" ninen azindan bes basamak tirmanmasi kacinilmazdir: 1) Yazilmistarihleri, yazildiklari dillerde okuyabilmek; 2) Yazilmistarihleri birbirleri ile karsilastirarak, iclerinde yer alanolaylari butunlestirip genel konumuna koyabilmek; 3) Tarihyazimina kaynak olan temel belgeleri, bu belgeler uzerineantropolojiden zoolojiye kadar uzanan diger temel bilim dallariuzmanlarinca yayinlanmis yorumlar isiginda degerlendirebilmek; 4) Bu temel belgelere dayanilarak yazilmis tarih ve yorumlarikarsilastirip, olaylarin ardindaki gercekleri gun isiginacikarabilmek; 5) Yazilmis tarihlerin ve bu tarihlerin uzerineyayinlanmis yorumlarin, insan topluluklari uzerinde yapmis olduguetkileri anlayabilmek ve anlatabilmek.
Ancak bu nokta'ya geldikten sonra, bir kisi'nin icinde yasadigitoplum'a ve gelecekteki kusaklara tarih'i anlatabilmek icin tarihyazmasi ve yayinlamasi gerekir. Butun bunlari yapabilen kisi,tarih bilimi ile ugrasiyor demektir.
"Gercekler acik; gorulur, anlasilir" demekle tarih yazilamayacagigibi, bir cilt icinde derlenip yayinlanan belgeler de bir "tarih"degildir. Boyle bir cilt, ancak bir belgeler toplami olabilir.Belgelerin dili yoktur. Kendi baslarina bir olay'i anlatamazlar,ya da yalanlayamazlar. Degisik yonlerden yorum'lara aciktirlar.Bir ulus kendi tarih'ine, kaynaklara dayali ve yazili olarak yonvermeyecek olursa, o ulus'un tarih'i nadas'a birakilmis birtarla'ya doner. Isteyen kisiler, ya da diger uluslar'in uyeleri,bu tarla'ya istedikleri tohum'u atabilirler. Yetistirilen de,insanlari besleyici bugday yerine, ancak kecilerin yiyebilecegiayrik otu olabilir. Tarih yerine, hurafe yazilmis olabilir. Tarlada, toplum da yozlasir.
Bir tarihcinin tarihi belgelere konumlari icinde ses vermesigerekir. Belgelerin tarih yazimina yardimci olabilmeleri icin,diger kaynak, tarih ve yorumlarla karsilastirilmalari,iclerindeki bilgilerin ince elekten gecirilerek denetlenmelerigerekir. Sonucunda ortaya cikan yeni gorus ve bilgiler var ise,kaynak gosterilerek ayrintili olarak anlatilir. Bu turden"denetlemesi" yapilmaz ise, tarih sakat dogmus bir cocugabenzer.[3]
Tarihini bilmeyen bir insan toplulugu, geleceginden de vazgecmisdemektir. Tarihini bilmeyen toplum, toplu hafizasinikaybetmistir. Evinin, ailesinin nerede oldugunu bilmez.Cocuklarinin adlarini hatirlayamaz. Kendi oz varliginin neoldugunun farkinda degildir. Tarihini bilmeyen bir insantoplulugunun, kiremit aktarirken damdan dusup hafizasinikaybetmis bir kisiden farki yoktur. Gecmiste icine dustugucikmazlari yeniden yasamaga mahkumdur.
Tarih, insan toplumlarinin birbirleri ile olan iliskilerininduzenlenmesini ve aydinlikta kalmasini saglar. Sinirlarin gectigiyerler, o bolgelerde oturanlarin kimligi ve kokenleri, yurtlarinsahipleri uzerine sorulacak sorularin cevaplari da tarihtarafindan verilir. Butun bu olaylar, tarihciler tarafindanuluslararasi antlasmalar gibi belgeleriyle kayit altina alinir.
Tarih'in en buyuk yardimcisi ve yol gostericisi, bir toplumunkulturu, egitim duzeyinin yuksekligidir. Eger bir toplumbenligini ve kimliginin kokenlerini bilmiyor ve yasatmiyorsa, otoplumun tarihi de dilini ve kulagini kaybetmis demektir. Sagir-dilsiz kisinin egitimi kadar, derdini anlatmasinin da ne dereceguc oldugunu dusunmek yeterlidir. Sagir dilsiz, duyamadigindan,ornegin, yakinindan gecen bir araba tarafindan carpilip kazarakor de kalirsa, o kisi veya toplum artik tam anlami ileozerkligini kaybetmistir. Ancak komsularinin gunden gune degisenderecedeki himmeti ve yardimi derecesinde yasayabilir.
Tarih ve genel bilim'in onemi, tarih boyunca aydin Turklertarafindan cok iyi anlasilmis ve yazilmistir. 11ci yuzyildayasamis olumsuz Turk aydini Balasagunlu Yusuf, Asya'nin dogusundayazdigi Kutadgu Bilig (Kut Veren Bilgi) kitabinda der ki:
192-223 numarali beyitler:
Ey alim hakim, dilegim benden sonra geleceklere kalacak bir soz soylemek idi/ Anlayis geldi ve: --Iyice dikkat et; sozun yanlis olursa, sana zarari dokunur-- dedi./ Halkin dili kotudur, seni cekistirir; insanin tabiati kiskanctir, etini yer./ Dikkatle bakinca, yukum hafifledi; kendi kendime: Soyle, icindekileri dok dedim./ Sebebini sorarsan, sana soyleyeyim; er mert ve yigit, sozumu dinle./ Bu yalinguk (insan) adi insana yanildigi (yangluk) icin verildi; yanilmak (yangluk) insan (yangluk) icin yaratildi./ Sen bana yanilmayan bir kimse soyleyebilirmisin; ben sana yanilan binlerce insan gostereyim./ Bilgi sahibi insanlar pek azdir; bilgisiz ise coktur; bil ki, anlayissiz insanlar cok; anlayislilar ise, nadirdir./ Bilgisiz bilgiliye daima dusman olmustur; bilgisiz bilgili ile her zaman mucadele halindedir./ Insandan insana cok fark vardir; bu fark bilgiden ileri gelir, sozum buna dairdir./ Bu sozumu bilgili icin soyledim, bilgisizin dilini ben de bilemiyorum./ Benim bilgisiz ile hic bir sozum yoktur; ey bilgili, iste ben senin kulunum./ Sozumu sana soylemis oldugum icin, cekinerek, iste boyle senden ozur diledim./ Sozu soyleyen yanilabilir ve sasirir; anlayisli isterse, bunu duzeltir./ Soz, deve burnu gibi, yularlidir; o, disi deve boynu gibi, nereye cekilirse, oraya gider./ Sozu bilerek soyleyen cok kimse var; benim icin sozu anlayan adam azizdir./ Butun iyilikler bilginin faydasidir; bilgi ile goge dahi yol bulunur./ Sen her sozunu bilgi ile soyle; her kesin bilgi ile buyuk oldugunu bil./ Soz kara yere mavi gokten indi; insan kendisine sozu ile deger verdirdi./ Insan gonlu dibi olmayan bir deniz gibidir; bilgi onun dibinde yatan inciye benzer./ Insan inciyi denizden cikarmadikca, o ister inci olsun, ister cakil tasi, farketmez./ Kara toprak altindaki altin, tastan farksizdir; oradan cikinca, beglerin basina tug tokasi olur./ Bilgili bilgisini dili ile meydana cikarmazsa, yillarca yatsa bile, onun bilgisi muhitini aydinlatmaz./ Anlayis ve bilgi cok iyi seydir; eger bulursan, onlari kullan ve ucup goge cik./ Anlayis ve bilginin ne oldugunu bilen, bu memleket beyi ne der, dinle./ Dunyayi elde tutmak icin, insan anlayisli olmalidir; halka hakim olmak icin ise, hem akil, hem cesaret gerekir./ Dunyayi elinde tutan, onu anlayis ile tuttu; halka hukmeden, bu isi bilgi ile yapti./ Adem'in dunyaya indiginden beri iyi nizam daima anlayisli insanlar tarafindan vaz'edilegelmistir./ Hangi cagda olursa olsun, bugune kadar daha yuksek yer daima bilgiliye kismet olmustur./ Insanlarin kotusu anlayis yolu ile asilir; halk arasinda cikan fitne bilgi ile bastirilir./ Isleri bu ikisi ile halledemezsen, bilgiyi birak, elini kilica daya./ Halki idare eden hakim ve alim beyler, bilgisizin isini kilic ile halletmislerdir./ [4]
Bu gorusler Turk dunyasinda kaybolmadan yasamayi surdurmektedir.Onucuncu yuzyil Mongol istilasindan sonra Orta Asya'yi yenidenbirlestiren Barlas Turklerinden Timur Bey (1335?-1405) idi.Timur'un torunlarindan, Hindistandaki Turk devletlerinden birininkurucusu olan Babur (1483-1530), yazdigi tarihi hatirati olanBaburname de bu gibi dusunce ve ogutlere de yer verir.[5] 19ciyuzyilin ilk yarisinda Azerbaycan tarihini Gulistan-i Irem [6]adi ile kagit'a aktaran Abbas Kuluaga Bakuhanli (1792-1847?),Kutadgu Bilig kitabini cocuklara anlatmak istercesine Nasihatlarkitabini da yazmistir.[7]
Ornekleri verilen bu gorusler, derin bir tarih anlayisininozetidir.[8] Ancak, Kutadgu Bilig'in yazildigi tarih cercevesindene gibi olaylarin yer aldigini bilmeden Balasagunlu Yusuf'unyazdiklarinin inceliklerini tam olarak anlamak zordur. Buinceleme bugune dek bir tarihci tarafindan butun yonleri ileayrintili olarak yapilmamistir.[9] Eger yapilmis olsa idi,Turklerin o sure icinde oldugu kadar, sonradan olusan digertoplumlarla aralarindaki iliskiler de acikliga kavusturulmusolurdu.
Bu tur arastirmalarin onemini vurgulamak bakimindan, KutadguBilig ile uc tarihi olayi karsilastirmak yeterlidir:
Magna Carta; Machiavelli'nin Prince adli kitabi ve AmerikaBirlesik Devletleri Temsilciler Meclisinin 1949 yilindaki karari.
1. Kutadgu Bilig ve Magna Carta sozlesmesi:
Kutadgu Bilig, ilk bilinen "devlet isleri yonetim kilavuzu" dur.Selcuk sultani Alp Arslan'in 1071 de Bizans ordusu ile Malazgirtovasinda yaptigi savas yilina yakin bir zamanda, Asya'nindogusunda, bugun Cin Halk Cumhuriyeti icinde kalan topraklardatamamlanmistir.
Bilindigi gibi, Magna Carta 1215 yilinda yapilan bir Ingilizanlasmasinin adidir. Bu anlasma, iki devlet veya toplum arasindadegil, Ingiliz krali John Lackland ve bu kral'in tabiyetindekiIngiliz Bey'leri (Barons) arasinda kaleme alinmis vemuhurlenmisti. Bu anlasma geregince, Ingiliz krali John, kisiselnedenlerle Bey'lerinin mal ve mulklerine el uzatmayacagina sozveriyordu. Bu olayin uzerinden gecen yuzyillar boyunca, busozlesme gunumuzdeki Ingiliz demokrasi ve ozellikle "anayasa"anlayisinin temel tasi olarak gorulmeye ve gosterilmeyebaslandi.[10] Hatta bu gorus, butun dunyadaki anayasalara dauzatilarak, Magna Carta'nin diger ulkelerde sonradan gelisenanayasa anlayisi uzerine yaptigi etkiler butun dunyayaduyuruldu.[11]
Kutadgu Bilig'in Magna Carta uzerine bir etki yaptigi soylenemez.1190-1192 yillari arasinda Ingiliz Krali I. Richard'in HacliSeferlerine katildigi,[12] dolayisi ile Kutadgu Bilig'invarislerinin oturdugu bolgelere geldigi tarihte kaydedilmis isede, Kutadgu Bilig'in Ingiliz Bey'lerince goruldugunu belirleyenbir belge gun isigina cikmamistir. Magna Carta sozlesmesininyapildigi tarihten birbucuk yuzyil once yazilmis olan KutadguBilig, tek bir konu olan Bey'lerin "mal guvenligi" uzerine degil,butun yonleri ile tam anlami ile toplumsal bir devlet yonetimininsaglanmasi icin Karahan Turk Devleti hukumdari Tavgac Bugra Han'aithaf edilmistir.[13]
2. Kutadgu Bilig ve Machiavelli'nin The Prince kitabi:
The Prince kitabi, Kutadgu Bilig gibi "devlet isleri yonetimkilavuzu" dur. Niccolo Machiavelli (1469-1527), The Prince adlikitabini, Floransali Medici'ler tarafinda isinden atilinca, 1512yilinda yazmaya baslamis ve "nufuz ve devlet yetkilerinin neyollarla bir kisi tarafindan ele gecirilebilecegini" anlatmakistemistir. Machiavelli, Floransa ve Venedik devletleriarasindaki politik, ticari ve askeri yarisma sonucu ortaya cikandurumlarda, Hristiyanlik ahlaki ile devrin politik gerceklerinbirbirleriyle uyusumsuzluk icinde oldugunu ortaya koymustur. Machiavelli'ye gore, bir Prens (Italyan sehir-devleti hukumdari)daimi olarak, hem dost hem de dusmanlarina karsi entrika yapmak,hem dostlarini hem de dusmanlarini kucultmek ve gucleriniellerinden almak cabasi icinde bulunmalidir.[14] Bu gorus, tamanlami ile Kutadgu Bilig'in tutumuna taban-tabana zittir. Cunku,Balasagunlu Yusuf'a gore, bir hukumdar once kendine baglitoplum'un guvenlik, saglik ve refah'ini dusunmelidir. Buna karsi,bu gun bile, Machiavelli'nin The Prince kitabi, bati kultur,medeniyet, politika ve endustrisinin temel taslarindan birisayilmaktadir.
Machiavelli'nin de Kutadgu Bilig'i gorup gormedigi debelgelenmemistir. Avrupali devletlerin hukumdarlari ve buyuk dinadamlarinin, iclerinde her konuda kitap bulunan cok geniskitapliklari oldugu bilinmektedir. Hatta, Turk destanlarindanDede Korkut'un onaltinci yuzyilda kagida aktarilmis birelyazmasi, yirminci yuzyilda Vatikan kutuphanesinde bulunmus veItalyanca'ya cevrilmisti. Dede Korkut'un baska bir elyazmasi daDresden Kraliyet kutuphanelerinden birinde 19cu yuzyilda gunisigina cikmisti.[15] Bunun gibi, Kutadgu Bilig'in bizcebilinmeyen bir elyazmasi o devirlerde Avrupa kitapliklarindabulunmus olabilirdi. Gene de, iki yazarin devlet anlayislarinin,uzerinde durduklari genel konu disinda, bir benzerlikgostermedigini goz onunde tutmak gerekir. Eger Machiavelli,Kutadgu Bilig i gormusse bile, etkilendigini soylemek zor'dur.
Machiavelli'nin The Prince kitabini yazdigi yuzyilda Osmanlidevletinin Avrupa kitasinin dogu yarisina askeri guc ile hakimoldugu butun tarihcilerce, ve ozel calismalarla canlitutulmaktadir. Buna karsilik, diger Turk devletlerinin vehanliklarinin Asya'daki durumlari ise genellikle kalin bir perdearkasinda sakli kalmistir.
3. Kutadgu Bilig ve Amerika Birlesik Devletleri kanunlariningelismesi:
Kutadgu Bilig'in bilinen uc elyazmasi vardir. Bunlardan biri olanHerat[16] elyazmasi, uzerindeki kayit'a gore, 1474 yilindaTokat'dan Istanbul'a getirtilmistir:
"sekiz yuz yetmis dokuz [1474] tarihinde, yilan yilinda[17], Abdurrezzak Seyh-zade Bahshi icin, Feneri- zade Kadi Ali Istanbul'dan mektup gondererek, Tokat'tan getirttiler; mubarek olsun, devlet gelsin ve mihnet gitsin."[18]
Bu kayit uzerine Resit Rahmeti Arat asagidaki gozlemlerdebulunuyor:
"Osmanli devlet teskilatinda Orta Asya Turk ulkeleri ile resmi muhabereyi idare eden hususi kalemler vardi. 'Bahshi' unvanini tasiyan bu memurlarinin ayni zamanda bu [Orta Asya Turk] ulkelerinin siyasi ve ilmi vaziyetine vakif olan ve ekseriya oralardan gelen kimselerden secildigi anlasiliyor. Seyhzade Abddurrezzak Bahshi de, Fatih Sultan Mehmet zamaninda, boyle bir vazife ile Istanbul'da bulunanlardandir... Boylece, bu nushanin 879/1474 de Istanbul'a gelmesinin sebep ve amilleri anlasilmis oluyor. Eserin bundan sonraki macerasini takip etmek guclesiyor... Nushanin 190ci sahifesinde 'Nalbant Hamza'dan satin aldik; Molla Hayreddin'in Cuma mescidi yaninda, sahit Hoca Haci Dellal' kaydindan bir fikir edinmek muskuldur.... Kayitta adi gecen Hoca Hayreddin, Fatih Sultan Mehmet'in ustadi olup, 880/1475 de vefat etmistir."[19]
Fatih 1481 de, oglu II. Bayazit 1512 de, onun oglu Yavuz Selim1520 yilinda tarih'e goctuler. Yavuz Selim'in oglu SultanSuleyman, 1520 ile 1566 arasinda Osmanli hukumdari idi.Suleyman'in adina Kanuni unvaninin eklenmesine neden, kazandigisavaslar degil, devletinin temelden ve hukuk yolu ile yonetimiicin yasalari duzenlemesidir.
Sultanlik baba'dan ogul'a gecerken, sultanlari egiten bilimduzeninin de bu tur belirli kurallar icinde bir kusaktan digerineiletildigi dusunulebilir. Istanbul Topkapi sarayindakiEnderun'da, ve sarayin disindaki medreselerdeki bilim adamlari,sultanlara ek olarak, kendilerinden sonra gelecek kusaklarinbilim adamlarini da yetistirmekte idiler. Dolayisi ile, birsultan'i yetistiren bilim adaminin kullandigi kaynaklarin, sonragelen bilim adamlarinca da kullanilabilecegini dusunmek gerekir.Diger bir deyisle, Fatih Sultan Mehmet'i yetistiren hoca KutadguBilig i bir ders ya da kaynak kitabi olarak kullanmis ise,Kutadgu Bilig'in adi gecen Hoca Hayreddin'in yetistirdigi digerbilim adamlarinca da kullanmis olmasi da akla yatkindir.Boylelikle, diger sultanlar da Kutadgu Bilig den ilim almisolabilirler. Bu konuda da bugun elimizde acik bir belgebulunmamaktadir.
Amerika Birlesik Devletleri Temsilciler Meclisi binasi 1949-1950yillarinda temelli bir tamirattan gecirilmis idi. Bu tamiratsirasinda, toplanti salonunun duvarlarina, Amerikan Kanunlariningelismesi uzerine etkili olan tarihi dusunur ve hukumdarlarinbirer portrelerinin asilmasina karar verilmisti. Universitelerdensecilmis bir bilimadamlari kurulu, Amerika Birlesik Devletlerininkanunlarina bu tur etkisi olan yirmi uc tarihi kisiligi secti. Bukisilerin degisik heykeltraslara yaptirilan buyuk capli mermermadalyon portreleri, Temsilciler Meclisi Toplanti Salonu kubbesietrafina esit araliklarla dizildi. Icinde yasadiklari yillarsirasina gore yapilan bu duzenleme sonucu, Kanuni SultanSuleyman'in portresi Toplanti Salonunun duvarinda yer aldi.[20]
Bu yonden, Kutadgu Bilig'in Amerika Birlesik Devletlerikanunlarinin gelismesini etkiledigi bu gun one surulemez. Cunku,elde bilinen belge yoktur. Belki bu iliski ilerde belgelenebilir.Ancak, konunun derinlemesine ele alinmasi gerekir. Bu da,universitelerde gorev yapmakta olan bilim adamlarinca yapilmasigerekli bir calismadir.
Magna Carta, The Prince ve ABD Temsilciler Meclisi Toplantisalonunda portreleri asili tarihi kisilerin neden bu dereceonemli goruldukleri, tutulduklarinin uzerine kafa yormak gerekir.
Toplumun Mayasi
Konu, bir "Kultur" egitimidir. Ziya Gokalp "Hars" sozcugunu"kultur" kapsaminda kullanmistir. Gokalp, bu deyim ile,Latince'den diger dillere gecmis olan "cultura" (kultur) sozunebir karsilik bulmaya calismis idi. Bununla birlikte Turklerin"hars" i ile Fransiz "la Culture" ya da Alman "die Kultur"kapsamlarinin bir olmadigini anlatmaya calistigini da yazar.[21]
"Kultur," belirli bir kok'ten gelmis bir toplumun "ana mayasi"anlamindadir. Bir toplum'un ana mayasini: o toplumun tarih, tore,dil, edebiyat, ve sanat birliginin toplami belirler. Bir toplumunbenligini olusturan bu ortak degerler, o toplumun digertoplumlarin kimliklerinden nasil ve nerede ayrildigini belgeler.Bir toplumun uyesi olan her kisinin yapisinda ve benliginde, otoplumun mayasindan bir parca bulunur. Fransiz ve Almankulturleri arasindaki ayriliklar, bira mayasi ile sarap mayasiarasindaki ayriliklardan daha da derindir. Bunun gibi, Turklerin"ana mayasi" da diger toplumlarin mayalarindan ayridir. Bununlabirlikte, yogurt ve peynir mayalarinin bir kokenden gelmis olduguda unutulmamalidir.
Ancak, bir maya yalniz basina birakildiginda, "kendi kendiniyer." Bu bir dil surcmesi degildir. Maya icine katildigi digermaddeleri etkiler: yogurt mayasi, sut'u yogurt'a cevirir. Sarapmayasi, uzum suyunu sarap yapar. Eger maya, icinde gelisecegi,cogalacagi ana maddeyi bulamaz ise, kendi kendini yemeye baslar.Sonucunda olur. Uzum suyuna yogurt mayasi katilirsa, sonuc nesaraptir, ne de yogurt. Ne icilebilir, ne de yenilebilir.Maya'nin canli tutulabilmesi icin, surekli olarak kullanilmasigerekir. Yeni mayalanmis yogurdun bir parcasi ayrilip maya olaraksaklanir. Boylelikle maya da kendini yenilemis olur. Bir toplumunkulturu de bundan farksizdir. Kullanilmayan kultur olur.
Kitapliklar da, iclerinde toplumlarin mayalarinin saklandigi birhazinedir. Icindeki kitaplar, yeni kusaklarin kafalarini mayalar.Bu maya tutar, yeni kitaplar yazilmasina neden olur. Yeni yazilankitaplar da kitapliga eklenir. Maya gibi, benlik te buyur,incelir, arilasir ve yukselir.
Dolayisi ile, Kutadgu Bilig bir maya'dir, kullanilmaz ise olur.Olen yalniz bir kitap ve icinde toplanmis degerli bilgilerdegildir, o kitabi yaratan kisiyi yetistiren toplumun mayasidir,benligidir. Maya'nin soy'unun olmus olmasi, maya'nin evrimini vegelismesini de onler, durdurur. Maya da incelmek, arilasmak veyucelmekten geri kalir. Bir kitap, kendinden once yazilmisolanlarin icindeki bilgi duzeyinden baslayarak daha yeni veyuksek basamaklara tirmanir, bilgi'yi yukseltir. Toplumunmayasini saklayan da Kutadgu Bilig gibi yazilmis, yayinlanmis vesurekli olarak okunmakta olan kitaplardir.
Uygarlik
"Uygarlik," bir toplumun kendi mayasini, benlik ve kimliginikaybetmeden, diger uluslarin da mayalarini ogrenmek, anlamak vekullanmak ugrasidir.[22] Bir toplum, dunyada tek basinayasayamaz. Diger toplumlarla alis-veris yapmak zorundadir. Bualis-veris, yanliz ticari ve sinai alanda da kalamaz. Toplumlardunyada bagimsiz yasayabilmek icin, ticaret yarisina oldugukadar, uygarlik yarisina da katilmak zorundadirlar.[23] Dunyatoplulugu icinde, bir toplum'un maya'sini kaybetmeden ve ozerkolarak yasayabilmesi de, diger toplumlarin "maya" lariniogrenmeyi ve bilmeyi gerektirir.
Uygarlik, dunya toplumlarinin genel malidir. Uygarlik, maya'laridegisik insan toplumlarinin uzun sure icinde edindikleri evrenselbilgilerinin duzenli yoldan ilerletilmesi, inceltilmesi, vepaylasilmasidir. Insan kafasi, govde'nin adaleleri gibidir:Egitimden gecmezler ise, gelisemezler. Japon ornegi, benliginikaybetmeden bir toplumun cagdas uygarliga yalniz ayak uydurmasidegil, onderlerinden biri olabilmesinin ornegini vermis, yolunugostermistir.[24] Ingilizler, cicek hastaligina karsi asi'yiTurklerden 18ci Yuzyilda ogrendiler.[25] Gelistirerek, butundunya uygarliginin mali haline getirdiler. Bunun gibi, domates,hindi[26] patates, misir gibi yiyecek maddeleri (ve tutun), KuzeyAmerika kitasindan 1492 yili sonrasi butun dunyaya yayildi.
Diger toplumlarin mayalarini ogrenmek yolu ile, bir toplumuluslararasi ortamda saglikli yasama ve yucelme yarisina katilir.ABD toplumu, yogurt mayasini ve yogurdu gunumuzden ortalama yirmiyil once (ticari tanitma yolu ile) ogrenip, severek gundelik gidamaddeleri arasina katti.[27] Bu yoldan, ABD toplumu saglikli vebesleyici bir yiyecek maddesine kavustu. Ancak, bu durum, ABDtoplumunu Turk'e cevirmedi. Japonya, elektronik bilimini ikincidunya savasi sonrasi Bati Avrupa ve ABD den ogrendi. Bu sanayidalinda dunya onderi oldu. Ama, kendi mayasini, benliginikaybetmedi. Dunya uygarligina adim uydurmakla, Japon toplumuAmerikali ya da Avrupali olmadi. Gene Japon mayasinin gelismesineonem verdi, benligini korudu. Bunun nedenlerinin basinda, Japonmayasinin tarih, edebiyat ve sanat yolu ile cok iyi belirlenmisolmasi, Japon toplumunun bu maya'yi degistirmek istememesi degelmektedir. Cunku, Japon mayasi koklu olarak belgelenmis,yazilmis ve Japon egitim duzeni icinde temelli olarakogretilmektedir.
Bir insan yalniz bir tur yiyecek maddesi ile yasayamaz. Ekmeginyanina hic olmazsa sogan, ya da yogurt eklemek zorundadir. Bu,yalniz tad almak icin yenilen bir katik degildir. Insanin yapisi,degisik yiyecek maddelerini yemesini gerektirir. Ayri mayalaryardimi ile olusturulan yiyecek maddelerinin insan govdesinegirmesi gereklidir. Insan govdesi bu yiyeceklerden yararlanir,saglikli yasama yolunda kullanir. Bununla birlikte, ayri-ayrimaya'lar, daha maya iken, bir kap ßcinde birbirine karisamaz. Herailenin bir evi oldugu gibi, her maya da yasamak icin kendineozgu bir kap ister. Ayri kaplar icinde yasayan mayalar,boylelikle mayalik gorevlerini yaparlar. Bu maya'larin ortayacikardiklari maddeler toplami uygarliga katkida bulunur, madde'yiyaratan toplum'a maddi gelir saglarlar. Ornegin, Cin uzun sureipek ve ipekbocekciligini gelistirmis, sirlarini digertoplumlardan sakli tutmustu. Bu yoldan Cinliler gunumuzde deuluslararasi ticarette onemli oranda para kazanmayisurduruyorlar.[28]
Kultur maya'si, insanin beyninde yasar. Insan beyni, insangovdesi gibi, bircok degisik kaynaklardan mayalanmis bilimlerdenyararlanarak yasamak zorundadir. Bir beyin, yalniz matematik, yada siir "maya" si ile gelisemez. Matematik maya'si ileogrendiklerini nerede, kimin yararina ve nasil kullanacaginiancak tarih mayasi yolu ile ogrenebilir, bilebilir. Siir ve muzikyaratirken, ulusunun buyukleri ve basindan gecen onemli olaylar'itarih'ten ogrendigi gibi, calismalarina kaynak alacaktir. Yoksa,kendi maya'si yerine, baska maya'lara hizmet edecektir.
Maya'larin "inceltilmesi" ve "arilastirilmasi" surekli, kesiksizegitim yolu ile olur. Bu arilastirma ugrasi sirasinda,arilastirma'yi yapan toplum, diger toplumlarin maya'lari iletanisir. Toplumlararasi iliskilerin gelismesi sonucu,uluslararasi uygarlik[29] ilerler.
Insanlarin kullandigi mayalar, kendi baslarina kendileriniyenileyemezler. Cogunlugu yalnizca insanlarin yararina calisan bumayalar, insanlarin ozel dikkatini gerektirir. Kultur mayasi dabunlarin basinda gelir. Turk uygarligi icinde Kutadgu Bilig veBati Medeniyeti icinde Magna Carta sozlesmesi ve The Princekitabinin onemi burada kendini gostermeye baslar.
Bu Bati Uygarligi nasil olusmustur, nasil yasamayi surdurur,neden ve nasil kendini yeniler? Bu soru'nun bir tek karsiligivardir: bilgi ve egitim.
Egitim "Mayalandirma" ve Uygarlik Romali tarihci Tacitus, M. S. Birinci yuzyilda yasamisti.Tacitus, gorgu sahidi bulundugu donemde Roma imparatorluguegemenligi altinda olan Britanya'lilarla[30] karsi kullanilanRoma imparatorlugu politikasini aciklayici sunlari yazmisti:
[Britanyalilar] Bir zamanlar tek bir kral altinda [topluca] yasamakta idiler; simdi ise, kendi aralarinda ve rakip reisler altinda kendi aralarinda vurusmaktan bolunmus bulunuyorlar. Hakikaten, bizim [Romalilarin] isimize en cok yarayan da, kuvvetli uluslarin kendi aralarinda vurusmalari ve bize karsi isbirligi yapamamalari oluyordu.... [Britanyanin] belirli bolumleri Kral Cogidumnus'a yonetmesi icin verildi. Bu kral da sadakatle bize hizmete devam etti. Uzun sure once yerlesmis Romali geleneklerince, tabi bir kral eliyle [bu kral'a bagli] toplumlari da esir [ve tabi etmek] etmek yolu surduruldu....[31] Daginik, genis alanlarda yasayan (ve dolayisi ile [Romalilara karsi] baskaldirmaya her zaman yatkin) halk'i hareketsizlige alistirmak, sakin bir duzende zevk ve sefahat icinde toplu halde yasamaya yoneltmek amaci ile, Agricola[32] bu toplumlari tapinaklar, toplanma yerleri ve binalar yapmaya ozel olarak tesvik etti. Resmi olarak ta onlara onlarin bu gibi isleri tamamlamalari icin yardimda bulundu. Bu tesviklerine cabuk karsilik verenleri ve yerine getirenleri derhal acikca ogdu, onurlandirdi. Agirdan alanlari sertce elestirdi ve kinadi. Bu yoldan, devlet zoru ve eli ile degil, aralarina rekabet sokarak kisilerin toplumda taninmalari [sivrilmeleri] yolunu acti. Ek olarak, ileri gelen Britanyalilarin cocuklarinin uygar sanatlarda [civilized arts] egitilmelerini sagladi. Bunlarin dogal yeteneklerini Gaul'lulerinkilerden,[33] ne kadar iyi egitilmis olurlarsa olsunlar, daha ustun tuttu. Sonucunda, Latince ogrenmekten uzak durmus olanlar hemen cok iyi Latince ogrenmeye ve kullanmaya basladilar.[34] Roma giysileri de bu toplumlar icinde yayildi. Toplum yavas- yavas bozulmaya yuz tuttu; toplanti salonlarina, Roma hamamlarina devam ettiler, muhtesem partiler vermeye basladilar. Tecrubesizlikleri yuzunden, Britanya'lilar butun bu davranislarini uygarlik saydilar. Aslinda butun bunlar esaret ve bas egmelerinin gereklerinden baska bir sey degildi.[35]
Britanyalilarin Roma politikasini gorusleri ise baska biracidandi. Gene Tacitus, dil-avcilarindan alindigi anlasilan veRomalilara karsi olan Britanyalilarin dusuncelerini de kitabinaekler:
Teslim olmakla, omuzlarimiza daha da agir yukleri gonullu olarak almaktan baska hic bir kazancimiz olmuyor. Eskiden, her bir boy'umuzun birer bas'i var idi. Simdi ise iki kral birden [biri Romali vali, digeri, Romalilarin tahta cikardigi yerli kral] uzerimize oturtuldu --biri canimizi cikariyor, digeri de malimiza el koyuyor. Bu iki agamiz'in birbirleri ile catismasi halinde, kullari olan bizler ise cok kotu duruma dusuyoruz. Onlarin ceteleri veya duzenli askerleri, bize karsi yaptiklari butun hakaretlere siddet de karistiriyorlar. Malimiz ve namusumuz onlarin ihtirasi onunde artik emniyette degil. Savasta, yigit olan ganimetten payina duseni alir. Bugunku durumumuzda ise, korkaklar ve kacaklar evlerimizi soyuyor, cocuklarimizi kaciriyor, erkeklerimizi emirleri altina aliyorlar. Bu serserilere bas egmekle, sanki biz onlara "yurdumuz ugruna olmaktan baska, bizim icin herhangi bir sebeple olmek kolay" diyoruz. Halbuki, bizim nufusumuz cogunluguna karsi, isgalciler yalnizca bir avuc adam. Almanlar bu gercegi gorup, baslarindaki bu zalimleri kovdular. Hem de onlari dusmanin ana vatanindan koruyan bizimki gibi bir deniz kalkani degil, yalnizca bir nehir idi. Bizim ise ugrunda savasmamiz gerekli bir yurdumuz, karilarimiz ve ana- babalarimiz var. Romalilarin ugruna savastiklari ise yalnizca keyifleri ve ihtiraslari. Geldikleri gibi geri giderler. Eger biz de, atalarimizin yaptigi kahramanliga es olacak olursak, bunlar da giderler. Tanrilastirilmis Jul Sezar'in geldigi yere gittigi gibi. Savasta verecegimiz bir-iki kayiptan korkmamaliyiz. Basarimiz atagimizi destekleyecegi gibi, acilarimiz da dayanma gucumuzu arttiracaktir. Tanrilar su anda biz Britanyalilara aciyip, Roma generalini baska bir adada ve uzakta tutmakta. Biz ise, en guc ise basladik. Karsi gelme ve ayaklanma hazirligindayiz. Ve boyle bir durumda yakalanmakta, savasa atilmaktan daha buyuk tehlike vardir.[36]
Bu gozlem ve karsi gozlemler, M. O. 427?-347 yasamis olanPlato'nun [Eflatun] goruslerine ve yazilarina uymaktadir. Plato,Cumhuriyet adli kitabinda[37], bir devletin ve bu devlettarafindan yonetilecek olan toplumlarin gorevlerini ozetler:
"Devletin gercek vazifesi, sosyal kuvvetleri uzlastirarak politikayi cemiyetin ilerleyisine cevirmektir. Devrimler, birtakim basit sebeplerle meydana gelmis gibi gorunurse de, bunla birikmis bircok kotuluklerin sonucudur. En sonunda demokrasi gelir. Demokrasinin esas prensibi, halkin egemenligidir. Ama milletin kendini yonetecekleri iyi secebilmesi icin, yetiskin ve iyi egitim gormus olmasi sarttir. Eger bu saglanamazsa, demokrasi, otokrasi'ye gecebilir. "Halk ovulmeyi sever. Onun icin, guzel sozlu demagoglar, kotu de olsalar, basa gecebilirler. Oy toplamasini bilen herkesin, devleti idare edebilecegi zannedilir.[38] "Demokrasi, halk egitimi meselesidir. Halkin egitimi zayif olursa, demokrasi oligarsi'ye gecer. Gene halkin egitimi zayif olursa, oligarsi demagog yaratir ve demagog, diktator olur..."[39]
Yunanli Plato'nun verdigi dersleri dinlemeyenler once geneYunanlilar oldu, Yunan cumhuriyetleri bir askeri diktatorluk veimparatorluga donustu. Ardindan gelen Roma cumhuriyeti, gecmisyakin tarihten de ders almayayarak, cumhuriyetlik niteliginiJulius Caesar [Sezar] (M. O. 100-44) elinde kaybetti. Yerine genebir diktatorluk kuruldu. Imparator/diktator Sezar, M. S. 44yilinin Mart ortasinda olduruldu ise de, yaratilan imparatorlukorganlari dolayisi ile cumhuriyet geri gelmedi. Sonra da RomaImparatorlugu goctu.
Amerikan cumhuriyetinin devlet ve toplum kuruluslarinin ilkduzenleyicileri arasinda bu gibi gercekleri cok iyi bilenBenjamin Franklin (1706-1790), George Washington (1732-1799)[40]Thomas Jefferson (1743-1826)[41] gibi dusunurler, politika ileugrastiklari gibi onem ve oncelikle egitim uzerinde de durdular.Amerikan Kolonilerinde[42] kurulan ilk universiteler, Avrupaduzeni'ni ornek aldiklarindan, birinci sirada din adamlariyetistirmekle gorevli idiler.[43] Ozellikle Franklin ve Jeffersonve onlarin izinden yuruyen ileri goruslu Amerikan dusunurleri vepolitikacilari, temel bilimlerde egitim yapacak universiteduzenini gelistirdiler. Adi Pennsylvania Universitesi olaraksonradan degistirilen College of Philadelphia, 1753 yilindaFranklin'in yardimi ile kurulmus olup, ABD'nin ilk "laik"universitesi ve bu yeni duzeni ilk uygulayan kurulus olarakbilinir. Bu atilimlar surdurulerek, 1819 yilinda Jefferson'unonculugunde Virginia; 1876 da Johns Hopkins ve 1892 de Chicagouniversiteleri acildi. Bu kuruluslar: ABD tarih, siyasal bilimlerve iktisat konularina yaptiklari katkilarla ABD laik temelbilimler egitimini buyuk olcude etkilediler. Amerikan kultur veuygarliginin temellerini attilar. Bu yeni duzen, o gun'e kadarkurulmus universitelerce de sonradan benimsendi ve kabul edildi.Bu etkiler, degisik yonleri ile, gunumuzde dunya'nin diger ulkeve universitelerinde de kendini gostermektedir. Tarih ve digertoplum bilimlerinde insanligin bildigi ve olcebildigi en yuksekduzey'e ulasmis bulunan bu universiteler, ayni zamanda dogalbilim dallarinda da ABD'nin en onde gelen kuruluslaridir: JohnsHopkins universitesi, ABD Federal Hukumetinin actigi dogal bilimarastirma-yarismalarini kazananlar arasinda onde gelen birkurulustur. Chicago Universitesi ise, atom bombasiningelistirilmesinde ilk adimlari atan laboratuvar'i kurmustur.
Bilindigi gibi, bugun ABD deki her universitede lisans duzeyinde"ihtisas" ogretimi yapilmaz. Ileri gelen universitelerincelendiginde, ne buyuklukte olurlarsa olsunlar, ne sayida"mesleki okullari" olursa olsun, bu universitelerin cekirdeginibir "College" in olusturdugu gorulur. Bu "College," dort yillikbir "Temel Egitim" (Liberal Arts) okuludur. Bu Temel Egitimprogramlarinda ogrencilerin fizik, kimya, biyoloji, astronomigibi dogal bilimlere es tutulan tarih, felsefe, matematik, muzik,guzel sanatlar; bunlarin yardimi ile Orta Dogu, Roma, BatiAvrupa, Uzak Dogu, v.b. edebiyatlari; ek olarak antropoloji,sosyoloji, psikoloji, ekonomi, gibi toplum bilimlerine kadar olanbutun temel bilim dallarinda genel bir "taban" kazanmalarinayardimci olunur. Bu dort yillik temel lisans diplomasi alindiktansonra "Mesleki okullarda" (Professional Schools) "meslekler" ekolarak okunur.[44] Temel Egitim, boylelikle once egitilmiskisi'nin kafasini maya'lar. Sonra da, mesleki egitimin "maya"sini olusturur. Bu universitelerde: tip, hukuk, kutuphanecilik,hastabakicilik, moda desinatorlugu, mimarlik, teoloji-din adamiyetistirme, kamu yonetimi, is idaresi gibi butun "meslekiokullara" giris, herseyden once bir dort yillik Temel Egitim(lisans-Bachelor's degree) diplomasi gerektirir.
Karsilastirma yapmak bakimindan ele alinacak olursa, pek cokuniversitenin Lisans Ustu (Graduate School) tarih bolumundelisans ustu (master) ve doktora calismalari yapildigi halde,tarih bolumu (ve bagli oldugu Graduate School) bir "mesleki okul"degildir. Cunku, mesleki okullar ancak "usta teknisyen"yetistirmek icin kurulmustur. Ileri gelen universitesitelerkendilerini daha cok "dusunur kisi" yetistirmek gorevlisi sayar.Tarih bolumu de bir "dusunce dalidir." Bu gorus'e gore, "dusunurkisiler" toplum'un sorunlari uzerinde arastirmalar yapar, cozumarar, onerilerde bulunur. Bu "dusunur kisilerin" ugrasilarisonucunda ortaya cikacak onerileri uygulamak ta, meslekiokullarda okumus "usta teknisyenlerin" gorevidir. Buna karsilik,"tarih" buyuk insan topluluklarinin (ornegin devletlerin)birbirleri ile olan iliskilerini inceler, arastirir, olaylardankissa cikarir. Bu iliskiler icinde, uluslarin benliklerini nedenli koruduklarini; ne gibi yontemlerle aralarinda baris vesavas ile yaristiklarini arastirir. Gelecekte toplumlarin
birlikte nasil ve ne duzeyde anlasmalari, yasamalari gerektiginidenetlenmis belgeleri ile ortaya koymakla ugrasir.
Unutulmamasi gerekir ki, gunumuz'un sartlari herseyden onceinsanlararasi iliskileri icerir. Buyuk ve kucuk butun ticari vesinai kuruluslar insan topluluklarinca olusturulur, diger insantopluluklarindan mal alir, onlara mal satar. Geregi gibi geniskapsamda egitilmis "Insan Sermayesi" olmadan para, makina vehammadde bir is goremez. Bu nedenle, ileri gelen universitelerogrencilerinin oncelikle Temel Bilimler ile tanisik olmalariniister, Temel Egitim'e oncelik verilir. Bu Temel Bilimleregitilmis kisilerce ne kadar ust duzeyde bilinirse, uyesiolduklari toplumlar da uluslararasi duzen icinde o kadar iyigecinme ve "komsuluk" etmek yetenegi kazanirlar.
Herseye ragmen, ABD Temel Bilimler egitiminin oz'unu "BatiAvrupa" kulturu olusturmaktadir. Bu "Bati Avrupa kulturu" ise,genellikle ikibin yil oncesinin Yunan ve Roma kulturlerinintemeli uzerine kurulmustur. Bir Ingiliz, Avrupali, ya da ABD'liogrenci, once kendi kulturunu, tarihini, edebiyatini,medeniyetini ogrenir; sonra da, ilerde birlikte is yapacagi,gecinmek zorunda oldugu uluslarin kultur, edebiyat, tarihi iletanisir. Baska uluslarin maya'sindan, kendi ulus yarar vecikarlarina ne gibi dersler alinabilecegini ogrenir. Bu tanismave mayalandirma da kitapliklarda yer alir.
Ortalama olarak, bir Temel Bilimler universite kutuphanesinde birmilyon cilt kitap bulunur. Nedeni aciktir.[45] Arastirmauniversiteleri kutuphaneleri de en az uc-dort milyon ciltkitaptan sonra ciddiyet ve saygi kazanmaya baslar. Genisacilardan ve konularda kitap okumadan, yalniz sinirli sayida"ders kitaplari" yolu ile "egitilecek" ogrenciler, bir kaliptancikmiscasina belirli bir yone itilmis olacaklardir. Tek basinabir kagit parcasindan baska bir sey olmayan bir diploma'yialabilmek icin, sinav hazirliginda bulunacaklardir. Yalnizcasinav gecmek icin calismalarda bulunmak ta basli-basina "TemelBilim" egitimine taban-tabana zit bir tutum ve gorustur. "TemelBilimler" egitimi, "her bir ogrencinin kendi ilgisini cekecek birkonuda kendi istek ve ozen ile derinlemesine calisma yapmasi"olarak da tanimlanir. Bu da, ozel ugras, merak ve calisma yoluile kisinin uyesi oldugu kultur'e ve maya'ya katkida bulunmasi,bu maya'yi arilastirma calismasidir. O da kutuphanesiz olamaz.
Bu mayalandirma ve temel bilim egitimi, dunyanin ileri gelenkuruluslarinin calisma ve gelismelerini de etkiler. Ornegin,dunyanin en buyuk 1000 firmasinin genel mudurlerinin ve yonetimkurullari baskanlarinin egitimleri gozden gecirildiginde, bugorevlerdeki kisilerin buyuk bir oraninin lisans duzeyinde "TemelEgitim" tahsil ettikleri anlasilir.[46] Daha kucuk bir orani oncemuhendislik ve dogal bilimler okumustur. Ancak Temel Egitimokuduktan sonra lisans ustu mesleki egitim gorenlerin sayisi daartmaktadir. Benzer bir karsilastirma da politika alanindadir.Arupali devletlerin politikacilarinin cogunlugu herseyden oncetarih, ekonomi ve felsefe egitimi gormus kisilerdir.
Bu etkenlerden uluslararasi iliskilerde de kacinilamaz. GunumuzdeABD deki Turk toplumlarina dagitilan yayinlar cogunlukla "askeri"konulara agirlik vermektedir. Bunun karsisinda, Turklerin komsusuolan toplumlar ise yalnizca kultur ve sanat acisindankendilerinin ust duzeyde olduklarini dunya kamu oyunda iddiaetmektedirler. Bu tutumlarini desteklemek icin de, hem de buyukolcude, butun kultur dallarinda yayin ve calismalaryapmaktadirlar. Sonuc olarak, "Medeniyetsiz Turkler, askeri gucile medeniyet'i ezmek ister" gibi efsanevi-hurafi bir gorusyaratilmaktadir.
Unutulmamalidir ki, "politika" bir "goruntuler" dunyasidir.Askeri guc ile medeniyetleri ezenlerin sonunda nasilyikildiklarini tarih, edebiyat kitaplari, ressamlarin eserleri veklasik muzik parcalari uzun uzadiya anlatir. Onemlerine ragmen,kisiler: politikacilar, general ve amiraller, tarihciler emekliolur. Geriye kalan, bir toplum'un kultur ve uygarliginin yazili-basili gostergeleri olan tarih, edebiyat ve muzik'tir. Dunyameclislerde ve diger makamlarda karar verecek olanlar bu tarih veedebiyat kitaplarini gencliklerinde okumuslardir, muzigi dinlemisve etkilenmislerdir. Ister-istemez, o tur etkilerin altinda kararvereceklerdir. Verdikleri kararlarin savunmasini, edebiyatkitaplarindan alinan deyimlerle yapan politikaci az degildir.(Ustelik, kaynaklari uzerine dip-notu vermek zorunda dadegildirler).
Kisacasi, surekli bir buyuk savas da, ticaret yarisina ek olarak,kultur alaninda her gun yer almaktadir. Bu kultur yarismasinakatilmayan toplumlar, geleceklerinden vazgectikleri gibi,gundelik buyuk iktisadi kayiplara da ugramaktadirlar.
Din
Toplum'lari olusturan kisi'lerin ozel inanclari olan "din" lerinde bir toplum'un mayasi icine katildigi soylenir.[47] Bu gorusuzerinde de ornekleri ile durmak gerekir:
1. Ingiliz Krali Henry VIII ve Ingiliz Parlamentosu, 1532 ile1536 yillari arasinda, o gune dek Ingilterede gorulmemis birisbirligi cervesinde calisarak alti yasa cikardilar. Bu yasalarinhedefi, Ingiltere'yi Roma'da oturan Katolik Papa'nin politik veekonomik etkisinden kesinlikle ayirmak oldugu soylenir. Odevirden sonra, Ingiliz Anglikan kilisesi Ingiltere'nin resmidini oldu. Ingiltere Hristiyan kalmakla birlikte, Ingilizhukumdari Ingiliz kilisesinin de basi sayildi. Boylelikle,Ingiltere kendi dis politikasini da Katolik Papa'nin dispolitikasi etkisinden bagimsizlikla yurutmeye basladi.[48]
2. Dini tutuculuga karsi isyan daha once Almanyada baslamisti.Martin Luther (1483-1546) 1517 yilinda Papa'nin ve Katolikkilisesinin tutumlarini elestiren 95 tez'ini, rahipligini yaptigikilisenin kapisina civilemisti. Papaligin, Hristiyanligin kutsalkitabi Incil'in Latince okunmasinda israr edisi bu protestolardanbiri idi. Luther Incil'i ana dili olan Almanca'ya cevirerek hemAlman toplumunun Incil'in icindekileri anlamalarina yardim etti,hem de Alman dilinin telaffuz ve kullanilisinin birlestirilmesineve bu duzgunlestirilmis Almanca'nin genis olcude yayilmasina yolacti. Almanlar da dinlerini millilestirmis oldular.Protestanligin (Protesto etmekten) bu tarihten sonra basdigigenellikle kabul edilir.[49]
3. Rus Prens'i Vladimir, M.S. 989 yilinda Hristiyanligi Kabuletti. Kiev prensligi bu tarihte Bizans (Constantinople-Istanbul)Kilisesinin bir kolu oldu. 1326 yilinda Kiev Metropol'u (DiniBolge Baspapaz'i)[50] Moskova'yi gezerken oldu. Moskova bufirsati kacirmadi ve butun Rus sehir devletlerini birlestiriponderligini ele gecirmek icin, Kiev Metropol'luguna secilenpapaz'i Moskova'ya tasinmaya ikna etti. Bu durum 1453 yilinakadar surdu. Istanbul'un Fatih Sultan Mehmet tarafindan 1453 tealinmasindan sonra, Son Bizans Imparatoru'nun yegeni ZoePaleolog, Moskova hukumdari Ivan III ile evlendi. Bu olay,Moskova devletinin, Bizans geleneklerini surdurdugunu iddiaetmesine yol acti. 1510 yilinda Moskova'da Rus Ortodoks Kilisesikuruldu. Moskova III. Roma ilan edildi.[51] 1700 yilinda RusOrtodoks Kilisesi Patrigi[52] oldu. Deli Petro 22 yil yeniPatrigi tayin etmedi. Rus Ortodoks Kilisesi, bu tarihten sonrakurulan ozel Ruhani Komisyon'a bagli olarak devletin bir"Bakanligi" haline getirildi. Boylelikle, Ruslar da tam anlamiile Hristiyanligi benliklerine uydurmus, "millilestirmis"oldular.
4. Islamiyetin M.S. 620lerde bir din olarak ortaya cikmasindankisa bir sure sonra, Islamiyette "Si'ilik" (ayrilik) kendinigosterdi. Bir bolum mumin'in, Ali'nin ilk halifelige secilmesiniistemeleri, ancak isteklerinin yerine gelmemesi bu "ayriliga"neden oldu. Hatta bu istekleri, daha Peygamber hayatta ikenkendini gostermis idi. Kisa sure icinde, Iranlilar bu Si'iligikendilerine bir bayrak yaparak, din yolu ile gelen ve artmaktaolan Arap kultur etkenlerine karsilik verme yolunu aradilar. Buyonden, Iranlilar da dinlerini millilestirmis oldular, Arap umma(ummet)[53] politikasinin yorungesinden cikmayi basardilar.[54]
5. Butun bunlara ek olarak: Ukrayna, Gurcu, Ermeni, Yunan, Kopt,Suryani kiliselerinin de Papa'nin politik, kulturel etkisindenuzaklasmak, kendi maya'larini korumak amaclari ile dinleri olanHristiyanligi millilestirdikleri, kendilerine ozgu Patriklersectikleri de hatirlanmalidir. Goruldugu gibi bu toplumlar, ozmayalarini korumak yolunda, din'in bile bu mayayi bozmasina izinvermemislerdir. Dinleri de hazmetmis, kendi toplum tore'lerineayak uydurtmuslardir.
6. Hilafet'in 16ci yuzyilda Osmanli hanedanina gecmis oldugukabul edilir. Buna karsilik, Osmanli padisahlari bu sifat'igenellikle kullanmaktan kacinmislardi. 18ci yuzyildan baslayarak,Osmanli saray'inin "Hilafet" yolu ile dis-politika yapma cabalarigeri tepmis, 19cu yuzyilda Osmanli imparatorlugu icindekimillet'lerin, aldiklari uluslararasi egitim yardimi dolayisiylada, milliyetcilige donmelerine ve Osmanlilara karsi bagimsizliksavaslari acmalarina yol vermisti. Bu da, Ataturk'un de ezan veKuran'i Turkcelestirmesinin, Diyanet Isleri Baskanligininkurulmasinin basinda gelen nedenlerden biridir. Bu konularda OmerSeyfettin'in yaptigi milliyet ve din ayirimlari'nin, MustafaKemal'in dusuncelerini etkiledigi soylenebilir.[55] Kaldi ki,yukarda sozu edilen orneklerdeki ulus'larin bir bolumununHristiyanliktan once dunyada var olmalari gibi, Turktoplumlarinin tarihi, Islamiyet'in ortaya cikmasindan cok oncebaslar.[56]
7. 1787 de, ABD Anayasasinin katilikla din ve devlet islerinibirbirinden ayirmasi, bu anayasa'yi yazanlarin tarihbilinclerinden ve konulari tarihi yonleri ile ele almalarindanileri gelmektedir. Bu olay da, din ile devlet islerinin tarihteilk yer alan ayirimi degildir. Cin'de milli devlet anlayisi,Confucius'un (M. O. 551-479) felsefe'si uzerine kurulmus idi. 12-13cu yuzyillarda Cin'in genis bolumleri: Kitanlar, sonra daJurchen'ler tarafindan isgal edildi. Bu isgaller sirasinda,dusman askerlerinden cok, isgalcilerle birlikte gelen Budizm[57]dininin Confucius devlet anlayisini "bogmaya" baslamasi Cin'lidusunurlerce buyuk bir tehlike olarak goruldu. Confucius'un,Cin'in milli devlet anlayisinin temelini olusturan gorusleri ileBudizm dini arasindaki bu donemdeki cekisme iki yuzyil surdu.Sonucunda, Cin'li dusunurlerin butun zorluklara gogus gererekdirilttikleri Cin geleneksel egitim duzeni yardimi ile, Confuciusfelsefe'si bu yaris'i kazandi.[58] Boylelikle Cinli maya'sikorundu ve Cin'li olarak kaldi. Gunumuzdeki kalkinmayi da Cin'lifelsefe ve politikasi carcevesinde yapmaktadirlar.
Timur Bey'in de, kurdugu imparatorluk icinde, din ile devletislerini birbirlerinden ayri tuttugu anlatilir. Z. V. Togan'ingozlemlerine gore, Turk yoneticilerinin bu tutumlari 1920lerdebile Asya'da yasamakta idi.[59]
Tarih Anlayisinin Gunumuzdeki Onemi
Belirli ulkelerde, tarih bilimi ile atom bombasinin sirlari esduzey ve degerde tutulur. Tarihi belgeler ve atom fizigi'ninayrintilari cok yuksek titizlikle korunur, saklanir. Eger "tarihigercekler" ortaya cikacak ve butun toplumlarca bilinecek olursa,birtakim ulkelerin yillardir yuruttukleri siyasetleri kokundensarsilacaktir. Ek olarak, "tarihi cehaleti yaymak" isini yuksekbir sanat haline getirenlerin ve bu turde siyaset yurutmekte olankisilerin gelecekleri de kararacaktir. Ne var ki, gercekleriogrenmek isteyenlerin onunde dikilen butun engeller'in bir camparcasindan ayricaligi yoktur. Gerektiginde bir pencere camindanbakar gibi saklanmasina calisilan gercekler gorunur, ya da camkirilarak ardindaki bilgilere ulasilir.
Rus Carligi, 1853-1856 yillari arasinda yer alan Kirim savasini,ortak Ingiliz, Fransiz ve Osmanli kuvvetleri karsisindakaybetti.[60] Bunun sonucunda, Avrupadaki ekonomik-Politik durumucok sarsildigindan, Rus Imparatorlugu Asya'ya karsi askeriatilimlara gecti. Orta Asya'ya yayildi.[61] Birinci Dunyasavasinda yenik dusup, bu arada 1917 Bolsevik ihtilali debasverince, Ruslarin Avrupa'daki durumlari ve itibarlari daha daderinden sarsildi. Bunun uzerine, 1920 yilinda Baku'da bir "DoguKongresi" toplayip, Bolsevizm'i Asya'ya, bu arada da yenikurulmakta olan Turkiye Cumhuriyetine de yaymak ve boylecetoprak, ekonomik cikar ve uluslararasi itibar kazanma kararinialdilar.[62]
20ci yuzyilin sonlarindaki gelismeler, 19cu yuzyil'in sonlari ve20ci yuzyil'in baslarindaki bu olaylari cok yakindanandirmaktadir: Dogu Avrupayi kaybeden Sovyet "Imparatorlugu"yoneticileri Asyayi elde tutmak istemekte, bu amaclarinigazetelere verdikleri demeclerle acik olarak belirtmektedirler.Ruslarin Azerbaycan'a (1988-1990)[63], Ozbeklere (1989-1990)[64],Kazaklara (1986)[65], Mesket[66] ve Tatarlara karsi olangirisimleri ve askeri harekatlari, 1856 Kirim yenilgilerisonucundaki tutumlarindan degisik degildir. Son iki yil icindekihareketleri, Sovyet yoneticilerinin 1956 (MacaristaninSovyetlerce isgali-Suveys Kanali olaylari), 1968(Cekoslovaklayanin Sovyetlerce isgali-Bati Avrupa ogrenciharaketleri) yillarinda yer alan dunya olaylarini cok iyihatirladiklarini ve bu tur olaylardan yararlanma yeteneklerinikaybetmediklerini de acikca gostermektedir.
Yazili tarih'lerin toplumlar uzerindeki onemini cok iyi anlayip,"yeni tarih" yazmak yolu ile "tarih" i kendi cikarlari icindegistirmeye ugrasanlarin gunumuzdeki varliklari ve calismalarida belgelenmistir. Ulus'larin benlik ve niteliklerinin "tarihicadetmek" yolu ile degistirilmesine calisilmaktadir. Bu uydurmatarihleri sonra da geri'ye, tarih'in derinliklerine yansitmakcabasi da gosteriliyor. Yazdiklari yorumlar ile (nitelik vebenliklerini degistirmayi hedef alinan) toplumlarin tutum,dusunce, ahlak ve yasam sekillerini kendi yararlari icin birnoktadan digerine cekmeyi ongoren kisi ve kurumlar da bulunuyor.Bu yazilan "hayali tarih" ler kisa sure icinde hedef alinantoplumlarin dillerine cevriliyor.[67] Eger, bu "hedef alinan"toplumlar bu oynanan oyunun ne oldugunu bilemez, oyunuoynayanlarin cikarlarini kestiremezse, toplum olarakyasayamiyacaklardir.[68]
Bu tur uluslarin kimligini degistirmek amaci ile yazilmis olan"icadedilmis hayali tarih" lere "yalanlama" yolu ile "karsilik"vermek, hic karsilik vermemeye esittir. Hatta, "yalanlama" yapmakicin harcanan emek ve kaynaklar da bosa gideceginden, "yalanlama"islerine girisen taraf zarara bile girecektir. Verilebilecek tekkarsilik, derin ve temelden yapilip genis olcude yayinlanacakbilimsel arastirmalardir. Once koklu bilimsel arastirmalarduzenli olarak yapilir, yayinlanir. Sonra, bu gibi kitaplariniclerindeki bilgiler, uzerlerinde yapilacak yorumlarla, gazete,radyo ve TV yollari ile toplumlara duyurulurlar. Bu yol,"yalanlama" yi gereksiz birakacagi gibi, saglikli ve derli-toplubilgilerin de toplumlara aktarilmalarini kolaylastirir.[69]
"Hayali tarih" yazma cabalarinin iki ornegi kisaca verilebilir:A) Turklerin dunya uzerinde hangi tarihler arasinda yasadiklari; B) "Pan-Turkizm."
A) Ozellikle Sovyet yazilarina bakilacak olursa, Turkler ancak M.S. Altinci ve Onaltinci yuzyilarasinda yeryuzundeyasamislardir.[70] Ne daha once, ne de daha sonra. Sanki goktenzembille inip, bir bilinmez nedenle kaybolmuslardir. Bu "hurafe"gunumuzde yasayan Turklerin "kimligi" ve kokenlerini kasitliolarak "bulandirmakta" dir. Uluslararasi iliskilerde,uluslararasi kuruluslarca Turklerle ilgili olarak verilecekkararlar da, boylece bu "bulandirma" etkisi altinda birakiliyor.Sonucunda da, Asya'nin ortasinda yasayan tarihi Turktoplumlarinin soyundan gelenler de kucuk parcalara bolunerek"birbirleri ile iliskisi olmayan, ayri milletler" olarakgosteriliyor. O kadar ki, bu gulunc iddiaya gore, bu "ayriuluslar" birbirlerinin "dillerini bile konusamiyorlar" vedilmaclara gerek goruyorlar; ya da "Rusca konusarak birbirleriile anlasiyorlar."
Butun bu "tarih hirsizliklarinin" 1924 sonrasi "tarihi gercek"haline getirilmek iddiasina baslandigini da belirtmekgerekir.[71] Bu da, konu ile yazilmis bilimsel yazilarinokunmamasindan, okutulmamasindan ileri gelmektedir. Ornegin Z. V.Togan, Turk soylarinin yuzyillar boyunca yaptigi genis kapsamlitoplumsal goclerini nedenleri ile birlikte ozetlemistir. Togan'incalismasinda anlatildigi gibi, Turk soylarinin olusturduklaribirlikler ve kurduklari siyasi topluluklar da, o gunlerinortamina gore, belirli evrimlerden gecmisti. Bu evrimlersonucunda, Turk soy ve boy'lari cok diri ve varlikli yeni Turkkumeleri kurmuslardi.
Dolayisi ile, gunumuz Ozbek, Kazak, Azerbaycan boylari, daha onceyasamis Tatar, Nogay, Kirgiz, Oguz-Turkmen boylarinin acilip-kapanmalari ve gene ayni topraklarda yeniden degisik karisimlarlakaynasmalari yolu ile ortaya cikmislardir.[72] Turk boy'lari buacilip-kapanmalari, kumelesmeleri ve kaynasmalari yaparken kendivarlik ve butunluklerini korumak yolunda calisiyorlardi.
B) "Pan-Turkizm"[73] bir Turk icadi degildir. Eski Turkkaynaklarinda, "Turklerin dunya hakimiyetini elde tutmak ihtirasiile yanip tutustuklari"ni belgeleyen bir kavram yoktur. Bununlabirlikte, ozellikle 19cu yuzyil sonlarinda ve 20ci yuzyilbaslarinda, Turkleri bu suc ile itham edenler oldu.[74]
Bugun bilinen kaynaklara gore "Pan-Turkizm", 19cu yuzyil Avrupakuvvet dengesi ugrasmalarina yardimci olmasi icin Avrupa'daicadedilmis bir iddia'dir.[75] Ilk olarak, Carlik Rus ordusu'nunTaskent'i isgal yili olan 1865 de basilan bir kitaptagorulur.[76] Ruslar 19cu yuzyil'da [1552 yilinda Kazan hanligi'niisgal etmekle baslattiklari tutumu surdurerek] Asya'ya ekonomiksomurge bulucu yayilma hareketlerine devam ettiler. Ingiliz'ler1828 Turkmencay anlasmasindan baslayarak, Hindistan'dakiimparatorluklarini Ruslardan koruma yollari aradilar; Rus veIngiliz imparatorluklari arasinda yasayan Turkleri birlestirip,Rus yayilmasina karsi bir engel olarak kullanmak istegi bu "Pan-Turkizm" "cozumunu" ortaya cikardi.[77]
Ruslar da bu "Pan-Turkizm" iddialarini politikalari yararinakullandiklari din maskesi altina aldilar. Cunku Ruslar, Asya'yayayilma calismalarini (diger somurgeci imparatorluklarin yaptigigibi), "Hristiyanligi yaymak cabasi" olarak gosteriyorlardi.
Eger bu iddialari ile Turkleri "Batili medeniyetlere zararli"gosterebilirlerse, Ruslar:
a) Vambery yolu ile ortaya atilan "Pan-Turkizm" ve bu "akimin"onculugunde kendilerine karsi kurulmasina calisilan "Turkkalkani"ni kirabilecekler;
b) Avrupali Hristiyan devletlerin Ruslarin Orta Asya'dakihareketlerine engel olabilecek diplomatik iddialarini yersizbirakip, kendi Asya'ya yayilma cabalarini surdurebileceklerdi.
Almanlarin iktisadi ve askeri yonlerden guclenmeye baslamasiIngiliz ve Rus'lari urkuttu. 1907-1909 larda yaptiklari gizlianlasmalarla, Ingiliz ve Rus imparatorluklari birbirlerine karsi"Pan-Turkizm silahini" kullanmama karari aldilar. Bunun uzerine,Ruslar tek tarafli olarak "Pan-Turkizm zararlarini onleme" ve"dunya'yi Turklerden kurtarmak calismalarina" basladilar. Buanlasmalar,ve ortaya cikardiklari tutumlar, Ruslarin BirinciDunya Savasi basinda Erzincan ve cevresine girmelerinin"gerekceler"den biri olarak gosterildi.
Orta Asya'daki Turk toplumlarinin esaret altina alinmasiboylelikle uluslararasi toplumlarca da kabul edilmis oluyordu.Ancak, Orta Asya Turk toplumlari bu tutsakliga karsi koyma karariverdiler. Orta Asya'da "Milli Kiyam" (bagimsizlik ayaklanmasi)adi ile bilinen, buna karsilik, Ruslar tarafindan dunya'ya"Basmaci" (haydutluk, sakilik) adi ile aktarilan Orta AsyaBagimsizlik Savasi 1916 yilinda basladi. Kisa surede buyuk cap'taaskeri harekat'a donustu. 1930 sonlarina kadar suregiden bubagimsizlik savasinin dogal sonucunun ne olacagini bugunbilemiyoruz. Cunku, Ikinci Dunya Savasinin baslamasi OrtaAsyalilarin bu ulkulerinin ertelenmesine neden oldu.[78]
"Pan-Turkizm" oyunlari bununla da bitmedi. Birinci Dunya Savasibaslamadan once, Alman bilim adamlari ve subaylari, adi gecen"Pan-Turkizm"i Almanya cikarlarina [Rus ve Ingilizlere karsi]yardimci olmasi icin ele almislardi.[79] Pan Turkizm ve Pan-Islamizm'i basta Enver Pasa olmak uzere, butun Turk subay vepolitikacilarina benimsetmeye calistilar. Almanlar bu "ozendirme,imrendirme" calismalarinda toptan basarili olamadilar: MustafaKemal, Kazim Karabekir gibi genc ve yetenekli subaylar digeruluslarin gutmekte olduklari hedefleri gorup anladilar ve karsiciktilar.[80] Omer Seyfettin, Alman bilim adamlarinin vetuccarlarinin "imrendirme" calismalarini yakindan gorup, toplumuuyarmak amaci ile diger yazdiklarina ek olarak ozellikle "Fon[Von] Sadrinstayn" hikayelerini yaratti.[81] Buna ragmen,Almanlar Turkler'i Kafkaslarda savasa sokmayi basardi.[82] Almandusunurlerinin amaci, Bati cephesinde Ingiliz ve Fransiz'larlacarpismakta olan Alman ordularina nefes aldirmak idi.
Turkler arasinda bu Turk illeri disinda yaratilmis "Pan-Turkizm"dusuncesine yakinlik, Ikinci Dunya Savasi baslamadan once geneAlman dusunurlerince, gene ayni Alman yararlari yolundafilizlendirildi.[83] 1960 sonrasi "Pan-Turkizm" akinlari, IkinciDunya Savasi baslamadan once atilan tohumlardan yesermis ve koksalmistir.[84] Bu ve ilgili olaylarin belgeleri, turlu uluslarinresmi devlet arsivlerinde bulunmaktadir. Bu belgelerin birbolumunun kopyalarini acikca satin almak mumkundur.[85]
Buna ragmen, yukarda sozu edilen diger ulus'larin "yarismakavgasi" dolayisi ile, Turkler kendi yaratmadiklari bir akim olan"Pan-Turkizm" iddialariyla, uluslararasi kamuoyu onunde mahkumedilmeye calisilmaktadir. Cunku, bu olaylar yakin yillara kadaryazilmamis, kamu oyu onunde belgelenmemis, toplu olarakyayinlanmamistir.
Bununla birlikte, bir maya'dan gelmis toplumlarin, mayabirliklerini korumak istemeleri dogaldir. Iskandinav Birligi,Ingilizce Konusanlar Birligi gibi ornekleri de coktur. Dolayisiile, ortak maya birligini saklayan kitap ve dusuncelerin butoplumlar icinde canli tutulmak istenmesi, bu toplumlarinhakkidir.
Bir Azerbaycanli dusunur'un de dedigi gibi "Amerikalilar daSekspir okuyorlar. Bu olay, Amerikalilari Ingilizlestirmiyor." Uygarligi meydana getiren mayalarin gelismesi, uygarliginyararinadir. Eger Orta Asyalilar da ortak mayalarini korumak icinisbirligi yaparlarsa, bu onlarin bilecegi is'tir. Begenmeyenler,gecmiste oldugu gibi, kendi gundemlerini nasilsa gene acigavuracaklardir.
Gorus
Boylece, gunumuzde Turk toplumlarinin karsi-karsi'ya kaldigi enonemli sorunlar, yukarda ana cizgileri ile ozetlenen: Tarihselkimlik savasi'dir; "Maya" korumak ugrasi'dir; Tarih hirsizliginionlemek cabasidir; Uygarlik icinde ozgur, bagimsiz ve gudumsuzyasama yarisidir; Yasamini, varligini koruma kaygisidir.
Tarihini caldiran toplum, kimligini ve varliginin cekirdegini decaldirmistir. Maya'siz, tohum'suz kalan bir toplum varligininasil surdurebilir? Kimligini bilmeden, ozgur ve bagimsizyasayabilmek icin gelir'ini nereden ve nasil saglayabilir? Bugeliri hangi ticaret ve sanayi dallari yolu ile hangi pazarlardakazanabilir? Komsularinin himmeti ile yasasa bile, kimliginibilmez ve koruyamaz ise, butun bu ugraslari kimin cikarinayapacaktir? En onemlisi: butun bunlari nasil ve neredenbilecektir? Gelecek kusaklara nasil anlatacaktir?
Son yillarda, Turk toplumlari icindeki dusunurlerin bu olaylarianladiklarini ve karsi tedbir almak calismalarina basladiklarinigosterir dipnotlu arastirma yazilari yayinlaniyor. Sozu edilen buyazilardan ornekler Bati dillerine de cevrilmekte.[86] Ancak, butur calismalar toplumca benimsenmez, gelistirilmez vedesteklenmez ise, yararliliklarini surduremeyeceklerdir. Turkatasozleri uyarir: "Tasima su ile degirmen donmez." "Sokma akildokuz adim gider." "Akilsiz bas'in cezasini ayaklar ceker."
M. S. 732 de dikilmis olan Orhon yazitlari[87], TurkHakanliklarinin daha onceki yillarda baslarina gelen olaylar veTurklerin o donemlerdeki "kurtulus savaslari" ile ilgili bilgiverir.[88] Sekizinci yuzyilda dikilen bu anitlarda sozu gecenolaylar ve uzerlerine verilen ogutler sanki 21ci yuzyil icinyazilmistir.
Kaldi ki, Orhon yazitlarinin ogutleri 17, 18, 19 ve 20 ciyuzyillar icin de gecerlidir. Ancak, bu yazitlar her nedenseunutulmus, dikildikleri yerlerde sekizinci yuzyildan 19cu yuzyilortalarina kadar "dilsiz" kalarak "yeniden bulunmayi"beklemislerdir.
"Eger bu anitlarin uzerindeki ogutler unutulmasa idi...."
diyerek dogunmenin bu gun icin bir anlami yoktur. Ancak, tarihiolaylardan ders alarak ilerisini dusunmek gerekir. Toplumlaryalniz tarih'te yasamazlar. Eger bir toplum'un yasamak istegi varise, gelecekte de yasayacaktir. O toplum'un bireyleri gecmistenornek alip, gelecek icin calisacaklardir.
Kutadgu Bilig de yaptigi algilamalardan anlasildigina gore,Balasagunlu Yusuf'un bu gercekleri 11ci yuzyilda kavradigi, Orhonyazitlarinda yer alan bilgilerle tanisik oldugu, bunlari gelecekkusaklara aktarmaya calistigi da goruluyor.[89] Orhonyazitlarindaki Turk buyukleri Tonyukuk ve Bilge Kagan, gelecekkusak Turklere:
"Sorunlara cozum getirmeyen kisi de sorunun bir parcasidir"
turunde de seslenmektedirler. Yazdiklari tarih yolu ile, yedinciyuzyil Turklerinin basina gelen olaylari anlattiklari gibi,gelecekte bu gibi istenmeyen olaylarin onlenebilmesi icinyapilmasi gerekli isleri ozetlemektedirler.
Bu arada,
"Bir toplumun yasami boyunca kac defa kurtulus savasi yapmasi gerekir"
dusunce soru'suna da karsilik verirler:
"Gecmisini her unutusta."[90]
"Gorunen koy kilavuz istemez"
ata sozu, aciklama gerektirmez. Buna karsi, gorunen koyleri bilegormek istemeyenler her toplumda bulunur. Bu gibi kisilereBalasagunlu Yusuf Kutadgu Bilig'de seslenir:
Akilli insan icin akil kafi bir estir; Bilgisiz adam icin hakaret tam bir addir.[91]
Balasagunlu Yusuf'un yazdiklarinin anlasilmasina yardimci olacakbir Turk atasozu daha vardir:
"Anlayana sivisinek saz; anlamayana davul-zurna az."
NOTLAR:
1. Ornegin, eski karakucak gurescileri, er meydanindatutusacaklari kisilerin diger yarismacilarla yaptiklarigureslerini buyuk bir titizlikle seyrederlerdi. Bu yoldan,bilinen oyunlara dusmemeye calisirlardi. Konu ile ilgili olarak,bak: Ibrahim Ince, "Turklerde Gures" Kara Kuvvetleri Dergisi Sayi4, 1971; Halim Baki Kunter, Gures Yilligi, 1944 (Istanbul, 1945);Ismail Habib Sevuk, Turk Guresi (Istanbul, 1949).
2. Kazim Karabekir, Istiklal Harbimiz. (Istanbul: TurkiyeYayinevi, 1960).
3. Onemi cok iyi bilinen "Tarih Yazmak Yontemleri"(historiography) uzerine son bin yildir Dogu ve Bati dillerindeayrintili yorumlar yapilmis, degisik gorusler verilmis, ozelkitaplar yazilmistir. Konu'ya Turkceden girmek isteyecekler icin,Tarih'te Usul (Istanbul, 1950) kitabi ile, Zeki Velidi Togan bugoruslerin buyuk bir bolumunun ozetini vermistir.
4. Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig. Derleyen: Resit Rahmeti Arat.(Ankara: Turk Tarih Kurumu, 1974). Ikinci baski. Sayfa 25-27.
5. Bak Baburname (Turkce tipkibasim) Derleyen: Annette S.Beveridge (Leyden & London, 1905). The Babur-Nama in English,(Memoirs of Babur) Annette S. Beveridge (Tr.) (London, 1922).Ikinci basim 1969. Hindistanda devlet kurmus Turkler icin bak Lt.Col. Sir Wolseley Haig & Sir Richard Burn (Eds.) The CambridgeHistory of India (1922-1953), Vol. III, Turks and Afghans (1928).Gunumuzde, bu dizin'in icindeki goruslerin eskimis ve Ingilizimparatorluk anlayisi cercevesinde ele alindigi kabul edilir.Daha kisa ve yeni bir gorus ozeti ise Oxford History of India(1958) verilmektedir. Bak M. G. S. Hodgson, The Venture of Islam:Conscience and History in a World Civilization (1974), Cilt 3.
6. Abbas Kuluaga Bakuhanli, (Rusca cevirisi) Giulistan-Iran(Baku: Obshchestvo obsledovaniia i izucheniia Azerbaidzhana,1926); (Turkcesi) Gulustani-Irem (Baku: Azerbaycan SSR IlimlerAkademiyasi, Tarih ve Felsefe Institutu, 1951); (Farscasi)Gulustani-Irem (Baku: Azerbaycan SSR Ilimler Akademiyasi, TarihEnstitutu, 1970).
7. Abbas Kuluaga Bakuhanli, Nasihatlar bak: A. K. Bakikhanov:Sochnieniia, zapiski, pis'ma (Baku: Elm, 1983). Ingilizcecevirisi ve uzerine yapilan arastirmalar icin bak: Audrey L.Altstadt, "Admonitions of Abbas Kuluaga Bakikhanli." H. B.Paksoy, Editor Central Asian Monuments (Istanbul: Isis Press,1992).
8. Uzun uzadiya laf ebeligi etmeden, 19cu yuzyilda yasamis olanSeyyid Azim Sirvani (1835-1888), bu dusunceleri bir beyittetoplamistir: "Bir beladir bu derd-i nadani (gorgusuz\cahil)/ Kionun elm (bilim) olupdu dermani." I. A Huseyinof et. al.Azarbaijan Tarihi (Baku, 1960) Cilt 2. Sayfa 322-3. Ek olarak,bak: Omer Seyfettin, "Nadan," Vakit Gazetesi, 11 Mayis 1334/1918. 9. Konu'ya giris acisindan, R. R. Arat'in yorumlarina ek olarak,bak: Omeljan Pritsak, "Von den Karluk zu den Karachaniden"Zeitschrift der Deutschen Morgenlandischen Gesellschaft 101.(Wiesbaden, 1951); a. g. y. "Die Karachaniden" Der Islam 31.(Berlin, 1953-1954); a. g. y. "Karachanidische Streitfragen" 1-4,Oriens II. (Leiden, 1950); R. Dankoff, "Introduction" Wisdom ofRoyal Glory (Kutadgu Bilig) (Chicago, 1983); Peter B. Golden,"The Karakhanids and early Islam" The Cambridge History of EarlyInner Asia, Denis Sinor, Ed. (Cambridge University Press, 1990).
10. Ornegin, bak: Magna Carta Commemoration Essays With a Prefaceby the R. Hon. Viscount Bryce, O. M., Etc. Edited by HenryElliott Malden, M. A.; Hon. Fellow, Trinity Hall, Cambridge; Hon.Secretary, Royal Historical Society. (London: Royal HistoricalSociety, 1917).
11. Magna Carta and its influence in the world today by Sir IvorJennings, KBE, QC, LittD, LLD. Prepared for British InformationServices, by the Central Office of Information. (London, 1965).Bu arada eklenmesi de gerekir ki, bugunku Ingiliz anayasasiyazili bir belge degildir. Yorumlarla "gelistirilmis" olan buanayasa, konu uzerinde verilmis ozel mahkeme kararlari toplamiolarak da bilinir.
12. Bak The Oxford History of Britain, Kenneth O. Morgan (Ed.)(Oxford: Oxford University Press, 1984).
13. Bak Kutadgu Bilig. I Metin. Latin harflerine ceviren: ResitRahmeti Arat. (Istanbul: Milli Egitim Basimevi, 1947). Sayfa IX.
14. Bak, Niccolo Machiavelli, The Prince and the Discourses,Luigi Ricci (Tr.) (1950).
15. Bak The Book of Dede Korkut, Geoffrey L. Lewis (Tr.) (London,1974).
16. Bugun Afganistan sinirlari icinde bulunan Herat sehri, geneTimur Bey'in torunlarindan olan Huseyin Baykara (hukumdarligi:1469-1506) ve "nedim" i olan Ali Shir Navai (1441-1501)yonetimindeki bir Turk devletinin baskentligini yapmisti. UygurTurklerinden olan Navai, Turk-Cagatay edebiyatini dorugunacikaran yazar olarak tarih'e gecmistir. Bak: A. S. Levend, AliSir Nevai (Ankara, 1965-68) 4 Cilt. Turk Dil Kurumu Yayini. Dahaonce de, Herat sehri, Gazneliler Turk devleti icinde bulunuyordu.Bak: C. E. Bosworth, The Gaznavids: Their Empire in Afghanistanand Eastern Iran, 994 - 1040. (1963).
17. Eski Turkler, kendilerine ozgu bir takvim kullaniyor, yillarahayvan adlari veriyorlardi. Bak: Osman Turan, On Iki HayvanliTurk Takvimi. (Istanbul, 1941); R. R. Arat, Turklerde TarihZapti. (Istanbul, 1937).
18. Kutadgu Bilig. I Metin. Arat. Sayfa XXXIV-XXXV.
19. Bak: Kutadgu Bilig, I Metin. Arat, XXXVI.
20. Office of the Architect of the US Capitol tarafindan basilmisbir kitapcikta asagidaki bilgiler verilmektedir:
The 23 relief portraits in marble are of men noted inhistory for the part they played in the evolution of what hasbecome American law. They were placed over the gallery doors ofthe House of Representatives Chamber when it was remodelled 1949-1950. Created in bas relief of white Vermont marble by sevendifferent sculptors, the plaques each measure 28" in diameter.One is full face, and 22 are profile. From the full face of Moseson the north wall, 11 profiles face left and 11 face right,ending at the Webster quotation on the south wall above thespeaker's chair. The subjects of the plaques were jointly chosen by a groupfrom the University of Pennsylvania, and the Columbia HistoricalSociety of Washington D.C. in consultation with authoritativestaff members of the Library of Congress. The selection wasapproved by a special committee of five Members of the House ofRepresentatives, the Architect of the Capitol and his associates. The plaster models of these reliefs may be seen on the wallsof the Rayburn House Office Building subway terminal. In chronological order the lawgivers are: Hammurabi (c.2067-2025 B.C.); Moses (c. 1571-1451 B.C.); Lycurgus (c. 900B.C.); Solon (c. 595 B.C.); Gaius (c. 110-180 A.D.); Papinian (c.200 A.D.); Justinian (c. 483-565); Tribonian (c. 500-547 A.D.);Maimonides (c. 1135-1204 A.D.); Gregory IX (c. 1147-1241 A.D.);Innocent III (1161-1216 A.D.); de Monfort (1200-1265 A.D.); St.Louis (1214-1270 A.D.); Alphonso X (1221-1284 A.D.); Edward I(1239-1307 A.D.); Suleiman (1494-1566 A.D.); Grotius (1583-1645A.D.); Colbert (1619-1683 A.D.); Pothier (1699-1772 A.D.);Blackstone (1723--1780 A.D.); Mason (1726-1792 A.D.); Jefferson(1743-1826 A.D.); Napoleon (1769-1821 A.D.).
21. Bak Ziya Gokalp, Turkcugun Esaslari. (1923); Ingilizcesi: ThePrinciples of Turkism, Robert Devereux (Tr.). (Leiden: E. J.Brill, 1968). Sayfa 72, 75.
22. Ataturk'un dedigi gibi "Bir ulus'un yukselmesi, muzikte olandegisikligi anlayabilmesine baglidir." Muzikte degisme ise,toplumun mayasinin gelismesi ve arilasmasi ile cok yakindanilgilidir. Muzik yolu ile bir ulus'un diger bir ulus'u icten elegecirme cabalari, 20ci yuzyilda acikca kullanilmis yontemlerdir.
23. Bak, H. B. Paksoy, TICARET, TARIH VE ULUSLARARASI YARISMA.(1990).
24. ABD deniz kuvvetlerinin 1854 yilinda Commodore Matthew C.Perry komutasinda yolladigi bir kuvvet sonucunda Japon'lar ABDile ticari anlasmalara girmislerdi. Bu olay'dan sonra, Japon'lardunya'ya acilma karari almis, bilincli olarak, toplumlarininmaya'sini bozmadan dunya uygarligina girme calismalarinabaslamislardi.
25. Lady Mary Wortley Montagu (1689-1762), Ingilterenin Osmanliimparatorluguna yolladigi Buyukelcisinin karisi idi. Istanbuldaotururken cicek hastaligina karsi Turklerin nasil asi yaptiginigormus ve Ingiltere'deki dostlarina yazmisti. Lady Montagu buarada, Turk hanimlarina da Ingilteredeki kadin haklarinin OsmanliImparatorlugundakinden nasil daha yuksek duzeyde oldugunuanlatmaya calisiyor, kendince bu konu'da asi yapmaya calisiyordu.
26. Zooloji siniflandirmasi ile "meleagris gullopavo" ve"americana sybestris auis" olarak bilinen "hindi" nin ana yurdu1492 de "kesfedilen" Kuzey ve Orta Amerika kitasi'dir. 1494Tordesillas anlasmasi sonrasi, Roma'daki Papa tarafindan Amerikaticaret imtiyazi Portekizlilere verilince, bu kus'un Atlantik veAfrikanin guney burnu yoluyla Hindistandaki Portekiz kolonisiolan Goa'ya getirildigi anlasiliyor. Babur'un torunu Cihangir(1615 yillarinda) Tuzuk-u Jahangiri adli hatiralarinda yazdiginagore, o sure icinde Hindistana yayilmakta idi. Ancak, Hindistandadaha once bilinen ve Yeni Gine'den yayilan "Guinea tavugu" na(Meleagris Numida) benzedigi icin, Hindistanda kurulan Ingilizimparatorlugunda onceleri "Guinea Fowl" olarak tanimlanmistir.(Bak: O. Caroe, "Why Turkey" Asian Affairs October 1970). Sonra,Osmanli Imparatorlugu vilayeti olan Misir'a da getirildigianlasilan bu kus, Turkce'ye "Hindi" (Hintli) adi ile girmistir.Avrupa'da Osmanlilar'a "Turk" denildiginden, "hindi" ye "Turkey"adi verildigi, ve "Turkey" adinin Misir'dan Ispanya veIngiltere'ye goturuldugu tahmin ediliyor. Sonucunda, 1620yilindan baslayarak Ingiltere'den Kuzey Amerika kitasina yenigocmen gidenler, bu kus'u "Turkey" olarak biliyorlardi. 1776devrimi sonrasi ABD bagimsizligi ilan edilince, BenjaminFranklin'in, hindi'nin (Kuzey Amerika yerlisi oldugundan) ABDmaskot'u olmasini istedigi soylenir. Yerine, ana yurdu gene KuzeyAmerika kitasi olan "Bald Eagle" (Haliaeetus leucocephalus) [kelkartal] secilmistir.
27. Ingiliz yazarlari, Turklerin yogurdu ile tanistiklarini ilkkez 1625 yilinda yayinlamislardir. Ancak, yogurt maya'sininbilimsel adi da "Lactobacillus bulgaricus" ve "streptococcusthermophilus" olarak tarih'e gecirildi. Bu da, Turklerin ozmaya'lari uzerine yeterince yazi yazmamalarindan dolayi olsagerekir.
28. Cinlilerin bu ticaret'ten cok para kazanmalari digeruluslarin dikkatini cekti. Sonucunda bu sir, tarihi yorumlaragore M. S. 6ci yuzyilda, bir kamis dolusu ipekbocegi kozasi calanbir kisi tarafindan dunyanin diger koselerine dagitildi.
29. Gokalp'in deyimleri ile "Civilization--medeniyet.""Civilization" da Latince koklu olup, genel yurttaslik veyasalara saygi anlamina kullanilmistir.
30. Bugunku Ingiliz'lerin atalari sayilirlar.
31. Tacitus, The Agricola and the Germania, H. Mattigly (Tr.),Revised by S. A. Hanford (London, 1970). S. 62-64.
32. Agricola, Roma'nin o gunlerde bir eyaleti olan Britanya'yaVali olarak tayin edilmis olup, ayni zamanda tarihci Tacitus'unda kayin babasi idi.
33. O gunlerde Gaul'luler, bugun de oldugu gibi, gunumuzFransa'sinin Kuzey'inde yasiyorlardi. Britanyalilarla akrabaolduklari kabul edilir.
34. Romalilar ana dilleri olan Latince'yi, yonetimleri altinaaldiklari bolgelerde de kullandilar ve yaydilar.
35. Bak Peter Salway, "Roman Britain: (c.55 BC-c. AD 440)" TheOxford History of Britain, Kenneth O. Morgan, (Ed.) (Oxford,1984). S. 20-21.
36. Tacitus, Britain and Germany [Agricola] Ceviren, H.Mattingly. (London, 1948). S. 65-66.
37. Pek cok dillere cevrilmistir.
38. Eflatun'un bu sozleri, S. S. Aydemir, Ikinci Adam (1938-1950). (Istanbul, 1975) Ikinci Cilt. 3cu baski. S. 431-432 denburaya aktarilmistir.
39. Gene, Aydemir, Ikinci Adam. S. 471. den aktarilmistir.
40. ABD nin ilk Baskani (1789-1797).
41. ABD'nin ucuncu Baskani (1801-1809).
42. Kuzey Amerika kitasi, 1776 Amerikan Devrimi'ne kadarIngiltere'nin bir kolonisi (somurgesi) olarak yonetilmisti.
43. Ornegin: Harvard (1636), Yale (1701), Princeton (1766 daCollege of New Jersey olarak kuruldu).
44. Muhendislik okullarinin egitim cizelgeleri icinde de, gene"temel bilimler" okutulur.
45. Ornek olmasi bakimindan: Harvard universitesi merkezkutuphane kolleksiyonu alti milyon; ABD Kongre kutuphanesi yirmimilyon cilt'ten buyuktur.
46. Bir gorus'e gore ortalama %70i. Bak: Barron's; Fortune;Business Week dergileri, yillik degerlendirme sayilari.
47. Konu ile ilgili olarak bak: Yusuf Akcura, Uc Tarz-i Siyaset.(Ankara: Turk Tarih Kurumu, 1976). Akcura'nin bu yazisi ilk defa1904 yilinda, Kahire'de yayinlanan Turk gazetesinde basilmistir.
48. A. G. Dickens, The English Reformation (London, 1974); C. S.L. Davies, Peace, Print and Protestanizm, 1450-1558 (London,1976).
49. Bu konularda cok sayida kitap vardir. Ornegin, bak J.Atkinson Martin Luther and the Birth of Protestanizm (1968); E.Erikson Young Man Luther: A Study in Psychoanalysis and History(1962).
50. Hristiyanlik'ta butun papazlar, rutbe sirasi ile,mezheplerinin kilise yonetimine tabidirler. Bir ulke, archbishopyonetiminde "archbishopric" adli belirli buyuklukteki bolgelereayrilir. Her archbishopric, nufus yogunluguna gore, bishopyonetiminde "bishopric" adi verilen sehir birimlerine; sehirlerde, mahalle duzeyine kadar olan kucuklukteki alt bolumlerde,monsignor yonetiminde "dioscese" adli dini yonetim bolgelerineayrilir. Belirli Hristiyanlik mezheplerinde, "archbishop" yerinebaska adlar da kullanilabilir. Genellikle, Rus OrtodoksKilisesinin "Metropol" u, Yunan Ortodoks Kilisesinin"Baspiskopos" u ve Anglikan "Archbishop" u bir duzeyde olanruhanilerdir.
51. Bilindigi gibi, II. Roma, Constantinople (Istanbul) idi. RomaImparatorlugunun cokme devrinde, M.S. 325 yilinda, Nicea (Iznik)Konseyinde "Dogu Ortodoks" dini resmiyet kazandi. Bu Mezhebinbasinda Bizans Imparator'u bulunuyordu. Bak D. Bowder, The Age ofConstantine and Julian (1978); R. MacMullen, Christianizing theRoman Empire A.D. 100-400 (1984); N. V. Riasanovsky, A History ofRussia (1969).
52. Gunumuzde "Patriarch" genellikle Rus, Yunan, Ermeni, Gurcu,Suryani, Copt, v.b. milli kiliselerinin baslarindaki en yuksekrutbeli ve kidemli ruhanilerdir.
53. Bir kisi'nin Islamiyet'i kabulu ile, Musluman olmadan oncekiulusal koken ve din'ine bakmaksizin "inanmislar topluluguna"("umma" veya "ummet") katilmasidir. Kisi "umma" ya katilinca,soy'undan geldigi toplum'a olan bagliligina da son verir. YalnizIslammiyet cikarina calisir. Islamiyet'in ortaya ciktigiyuzyillarda, Islamiyet'i ilk kabul eden ve yayanlar BedeviArap'lar idi. Umma yolu ile yayilan da Arap dili, maya'si veyargi degerleri oldu. Marx, Engels gibi Komunistligin kuruculari;Lenin, Stalin gibi komunizmin yayicilari bu gercekleri cok iyibiliyorlardi. 1917 sonrasi "Uluslararasicilik" (Internationalizm,Kozmopolizm) adi altinda "Sovyet Kisiligi" kavramlarini da buyonde gelistirdiler. Sonucunda yararlananlar da Rusmilliyetciligi, dili, maya'si oldu.
54. M. G. S. Hodgson, The Venture of Islam: Conscience andHistory in a World Civilization; H. A. R. Gibb, Mohammedanism, anHistorical Survey (1949). Bugunku Afganistan'in Kuzey ve Batisinda 10-12 ci yuzyillararasinda yasayan Turk Gaznevi devletinin hukumdarlarindan SultanMahmud'un (hukumdarligi: 998-1030) maiyetindeki Farsli sairFirdevsi, bu donemde eski Iran kokenlerinden topladigi Sahnameadli destani yazmisti. Bak: C. E. Bosworth, The Gaznavids, vekullandigi kaynaklar. Firdevsi, Arap dili baskisi altindakaybolmak tehlikesinde kalan Farsca'ya isaretle "Bu eserimle Acemdilini dirilttim" diye boburlenmistir. Iki ornegi verilen bu tutumlari ile, Iranlilarin kendi"maya" larini disardan gelen etkenlerin icinde bogulmaktan negibi yontemlerle kurtardiklari gorulebilir.
55. Bak H. B. Paksoy, "Nationality and Religion: ThreeObservations from Omer Seyfettin." Central Asian Survey Vol. 3,No. 3 (1984). Seyfettin'in tecrubelerinden cikardigi ders'leredayanarak yazdigi bu uc kisa yazinin ilk basildiklari yer vetarihleri: "Mehdi" Turk Yurdu Yil 3, Cilt 5, Sayi 60. 16Kanunsani, 1329 (1914); Ashab-i Kehfimiz. Ictimai Roman.(Istanbul: Kanaat Kitaphanesi, 1918). [Bu baslik, Kur'an in 9cusuresinden alinmistir]; "Ilk Dusen Ak." [Bu son parcanin ilkyayinlandigi yer ve tarih bilinmemektedir]. Seyfettin'inyazilarinin cogunlugu 1908 ile oldugu 1920 yillari arasindakalem'e alinmistir. Bak Tahir Alangu, Omer Seyfettin. (Istanbul,1968).
56. Ornek olarak, bak: Oguz Destani (Resideddin Oguznamesi,Tercume ve Tahlili), Derleyen Z. V. Togan (1972); IbrahimKafesoglu, Turk Milli Kulturu (1984). 3cu Baski; Bahattin Ogel,Islamiyetten Once Turk Kultur Tarihi (1962); E. ChavannesDocuments sur les Tou-kiue (Turc) occidentaux. (Petersbourg,1903).
57. Gautama Buddha (M. O. 563?-483?), dogustan Hintli SiddharthaPrensi olarak biliniyor.
58. Bak: Chu Hsi, Learning to Be a Sage, Daniel K. Gardner (Tr.)(Berkeley, 1990).
59. Bak Z. V. Togan Hatirlar. (Istanbul, 1969).
60. H. Seton-Watson, The Russian Empire 1901-1917. (Oxford,1967).
61. Bak, H. B. Paksoy, "The 'Basmachi': Turkistan NationalLiberation Movement 1916-1930s." Modern Encyclopedia of Religionsin Russia and the Soviet Union (Academic Press, 1992).
62. Bak, H. B. Paksoy, "Initial Contacts between the Bolsheviks,the Turkish Grand National Assembly Government and the US, 1919-1921" (1989).
63. Bak: Audrey L. Altstadt, "Azerbaijan People's Front" AACARBULLETIN (of the Association for the Advancement of Central AsianResearch), Vol. III, No. 1 (Spring 1990).
64. Emekli KGB General'i Oleg Kalugin, Bati Berlin gazetesiTageszeitung'a 25 Haziran 1990 gunu verdigi demecinde: "Dogalolarak, uluslari birbirlerine dusurmek KGB'nin gorevidir" demisidi.
65. Bak: Turkestan (Supplement to AACAR BULLETIN, Vol. III, No.2(Fall, 1990).
66. Ornegin, "Mesket"ler Ikinci Dunya Savasi sirasinda, Stalin'in15 Kasim 1944 gunlu bir emri ile, Sovyet cikarlari icin"yaratilmis" bir "ulus" tur. Bu "ulus" icine katistirilan degisikdil, din ve soy'dan olan toplumlar, Kizil ordu'nun TurkiyeCumhuriyeti'ne karsi icinden yuruyus'e gececegi topraklardayasiyorlardi. Bak: S. Enders Wimbush and Ronald Wixman, "TheMeskhetian Turks: A New Voice in Soviet Central Asia" CanadianSlavonic Papers Vol. XVII, No. 1. (1975).
67. Bak: Denis Sinor, "Introduction." Radloff, Proben: "Coguzaman, yeni yapma adlar verilerek [yeni diller] yaratildi.Bunlarin asillarini her zaman bulmak kolay degildir." SouthSiberian Oral Literature: Turkic Texts. (Bloomington, 1967),Uralic and Altaic Series, Vol. 79/1, page x.
68. Bak, H. B. Paksoy, ALPAMYSH: Central Asian Identity underRussian Rule. (Hartford, Conn: AACAR Monograph Series, 1989).
69. Bu tur "tarih hirsizliklarini" ortaya koyan calismalararasinda okunmasi gerekli kitaplar: Lowell Tillett, The GreatFriendship: Soviet Historians on the non-Russian Nationalities.(Chapel Hill, 1969); C. E. Black, Rewriting Russian History:Soviet Interpretations of Russia's Past. (NY, 1956); Russia inAsia, Wayne S. Vucinich (Ed.) (Stanford, 1972).
70. "Turklerin tarihi" ile denetlenmemis sapkin bilgileri icerendiger iddia ornekleri icin bak: D. E. Eremeev Etnogenez Turok:proiskhozhdenie i osnovnye etapy ethicheskoi istorii [TurklerinEthnogezi: toplum tarihinin temelleri] (Moscow, 1971); A. N.Bernshtam Sotsial'no-ekonomicheskii stroi Orkhano-EniseiskihTiurok VI-VIII vekov [Orkhon-Yenisey Turklerinin Sosyo-EkonomikTarihi]. (Leningrad, 1946). Ek olarak, Uzbek sovetentsiklopediasi (Tashkent, 1971). SSCB deki butun"cumhuriyet"lerin "Sovyet Ansiklopedileri," Moskova'da basilanBol'shaia sovetskaia entsiklopediia sinin "yerli dillere"cevirisidir. "Cumhuriyet"ine gore, belirli maddeler uzatilmis yada kisaltilmistir. Ara sira da, diger basimlarda bulunmayan"yerli" maddeler de eklenir.
71. Bak H. B. Paksoy, ALPAMYSH... Rus Imparatorlugunun Asyayayayilmasini tamamladigi surede, 1873 ile 1891 yillari arasinda,Turklerle ilgili binlerce tarihi belge ve yazili tarihler OrtaAsya kutuphanelerden toplatilarak St. Petersburg ve Moskova'yagoturuldu. Cogunlugu her arastirmacinin giremiyecegikutuphanelere konuldu. Bak: Shir Muhammed Mirab Munis ve MuhammedRiza Mirab Agahi, Firdaws al-Ikbal (Harzem Tarihi) [CagatayTurkcesi] Yayina hazirlayan: Yuri Bregel (Leiden, 1988). Giris;ve Sayfa 54, dip notu 304. Bu bilgi AACAR BULLETIN Vol. III, No.2 (1990) de ayrica verilmistir.
72. Bak: Z. V. Togan, Turkili Turkistan. (Istanbul, 1981).Ingilizcesi icin, bak: H. B. Paksoy, "Z. V. TOGAN: THE ORIGINS OFTHE KAZAKS AND THE OZBEKS", 42ND Annual Meting, Association forAsian Studies (Chicago, 1990).
73. Bilindigi gibi, "Pan-Turanizm" "Turancilik" ve "Pan-Turkizm"Turkiye Cumhuriyeti disinda es anlamda kullanilan deyimlerdir.
74. L. Cahun Introduction a l'Histoire de l'Asie, Turcs, etMongols, des Origines a 1405. (Paris, 1896) adli kitabinda,Mogollarin bir irk ustunlugu iddiasi ile futuhat'a basladiginiima eder. Bu kitabin yazildigi gunlerin, Fransiz-Rus "yakinlasma"tarihi (1893-1894) ile olan iliskisi de goz onunde tutulmalidir.[O yillarda, Ruslar "Orta Asya'yi isgal etmekle, uygarlik caginagecirmek cabasinda olduklarini" ileri surmekte idiler. Bu iddiadaha once diger somurge kuran imparatorluklarca kullanilmis bir"mazeret"ten baska birsey degildi.] Bu iddia'nin varsaydigi iki zayif nokta vardir 1) Mogol veTurk birdir. Bu dogru olsa idi, Mogollar Turkleri tutsak edip,kendi cikarlari icin kullanmak istemezlerdi. 2) Kaldi ki, Cengiz'in 1227 de olumunden sonra, 1240 yilinda derlenen MogollarinGizli Tarihi'nde Mogollarin "irkcilik" iddiasinda bulunduklarinigosterir bir belirti yoktur. Cengiz'in: "Tanri kapi'yi acmis vedizginleri elimiz'e birakmisti" dediginden soz edilir. [Bak: Mogollarin Gizli Tarihi. (Turkcesi: A. Temir) (Ankara, 1948).Sayfa 227.] Yani, Cengiz tek basina, kisisel olarak, Tanri'ninemri ile hareket ettigini iddia ediyordu. Ek olarak belirtilmesigerekir ki, Cengiz'in ordulari kesinlikle cok uluslu idi ki, buda "atfedilen" "irkciliga" ters dusen bir tutumdur. Bak: T.Allsen, Mongol Imperialism (Berkeley, 1987).
75. Bu "Avrupa'da kuvvet dengesi ugrasilarina" [balance of powerstruggles in Europe], Ingiliz yazar'i Kipling tarafindan "Asya'daBuyuk Oyun" [The Great Game in Asia] takma adi verilmistir. Bu"oyun" un kokeni ile ilgili arastirmalar icin, bak: EdwardIngram, The Beginnings of the Great Game in Asia 1828-1834.(Oxford, 1979); a. g. y. Commitment to Empire: Prophecies of theGreat Game in Asia 1797-1800. (Oxford, 1981); a. g. y. In Defenseof British India: Great Britain in the Middle East 1775-1842.(London, 1984). Ingiliz ve Rus imparatorluklarina ek olarak,Alman ve Fransiz devletleri de zaman-zaman bu "oyun" u oynamaktaidiler.
76. A. H. Vambery, Travels in Central Asia. (London, 1865).Vambery 1860-61 yillari arasinda, istihbarat toplamak maksadiile, "cer're cikmis dervis" kiliginda Orta Asya'yi gezmisti. Busure icinde, Turkmen boy'larindan birine esir dustugu tahminediliyor. Macaristan'a dondukten sonra, anilarini yazdi. Ornegin,bak: Sketches of Central Asia. (London, 1868).
77. "Pan-Turkizm" iddiasini ilk orta'ya atan Vambery, Ingilizhukumeti yararina maas ile calisiyordu. Vambery Macar uyrukluolmasina ragmen, emekli olduktan sonra, kendisine Ingiliz emeklimaasi baglandi. Bak: M. Kemal Oke, "Prof. Arminius Vambery andAnglo-Ottoman Relations 1889-1907" Bulletin of the TurkishStudies Association, Vol. 9, No. 2. 1985.
78. Bak: H. B. Paksoy, "The 'Basmachi': Turkistan NationalLiberation Movement 1916-1930s." (1992); a. g. y. "InitialContacts between the Bolsheviks, the Turkish Grand NationalAssembly Government and the US, 1919-1921."
79. Istanbul'da "Tekin Alp," takma adi ile yazan Moiz Cohen'inTuran adli kitabi (Istanbul, 1914), Alman Genel Kurmayitarafindan Turkismus und Panturkismus olarak Almanca'yacevirtilmisti (Weimar, 1915). Bu kitap, Ingiliz Deniz Kuvvetleri[Admiralty] Istihbarat Dairesince, gizli kaydi ile The Turkishand Pan-Turkish Ideal adi altinda Ingilizce'ye cevrildi. (London:Admiralty War Staff, Intelligence Division, 1917). Ek olarak, Vambery'nin daha once yayinladigi Turkenvolk(Leipzig, 1885) kitabi, gene Ingiliz Deniz Kuvvetleri IstihbaratDairesince A Manual on the Turanians and Pan-Turanianism adi ileIngilizce'ye aktarildi (H. M. Government, Naval StaffIntelligence Department: Oxford, November 1918). Z. V. Togan'inyazdigina gore, bu uygulama'yi yapan Sir Denison Ross idi. Bak,Z. V. Togan, Turkili Turkistan ve Yakin Tarihi (istanbul, 1981). J. M. Landau'nun yazdigi Pan-Turkism in Turkey: A study ofIrredentism. (London, 1981) adli kitap, "Pan-Turkizm"in 20ciyuzyilda politik nedenlerle kullanilis oyunlarinin yalnizca birbolumunu icerir.
80. Bak: Mustafa Kemal Nutuk (3 Cilt) (Ankara, 1927). KazimKarabekir (1882-1948), Osmanli Erkan-i Harbiyesi IstihbaratSubesi Baskanligini yaptigi siralarda bu olaylarla ilgili gorupbildiklerini birkac kitapta toplamistir. K. Karabekir, CihanHarbine Neden Girdik, Nasil Girdik, Nasil Idare Ettik. (Istanbul,1937). Karabekir, Enver Pasa'nin (1881-1922) da okul ve calismaarkadasi idi. Dusunce ve gorusleri birbirine uymadigindan, Enverpasa, Birinci Dunya Savasinin basladigi gunlerde binbasi olanKarabekir'i Yarbayliga terfi ettirerek Istanbul'dan uzaklastirdi.Bak: K. Karabekir Istiklal Harbinde Enver Pasa. (Istanbul, 1967).
81. Omer Seyfettin, "Fon Sadrinstaynin Karisi" Yeni Mecmua. Sene1, Sayi 26. 3 Kanunevvel 1917; a. g. y. "Fon Sadrinstaynin Oglu"Yeni Mecmua. Cilt 2, sayi 30. 31 Kanunsani 1918.
82. Karabekir'in kitaplarina ek olarak, bak: Arif Baytin, IlkDunya Harbinde Kafkas Cephesi. (Istanbul, 1946).
83. Ornegin, bak: Reiner Olzscha and Georg Cleinow, Turkestan:Die politisch-historien und wirtschaftlichen problemezentralasiens. (Leipzig, 1942).
84. "Pan-Turkizm"in Avrupa kokenlerinden gelmis ve Avrupacikarlari icin yaratilmis olmasina ragmen, yurdunu Ruslardankurtarmak isteyen, ozellikle 1920 sonrasinda Avrupabaskentlerinde yerlesmis olan Orta Asya aydinlarinca uygun birakim olarak gorulmustu.
85. Ornegin bak: M. Kemal Oke, "Prof. Arminius Vambery andAnglo-Ottoman Relations 1889-1907," TSAB; Bilal N. Simsir,Ingiliz Belgeleri ile Sakarya'dan Izmir'e (1921-1922). (Istanbul,1972).
86. Bu tur basilmakta olan yazilar ve kitaplarin nitelikleri ileilgili ornekler icin bak: H. B. Paksoy "Central Asia's NewDastans." Central Asian Survey Vol. 6, N. 1, (1987).; a. g. y."M. Ali--Let us Learn our Inheritance: Get to Know Yourself." Cahiers d'Etudes sur la M–diterran–e orientale et le monde turco-iranien Vol. 11, No. 1 (1991); Bahtiyar Nazar "Kutadgu Bilig: Oneof the First Written Monuments of the Turkic People" AACARBULLETIN, Vol. II, Nos. 1 & 2 (1989); Ayaz Malikov, "The Questionof the Turk: The Way Out of the Crisis" AACAR BULLETIN Vol. III,No. 2 (1990).
87. Bu ad ile topluca bilinen Turk yazitlardan bu gun'e kadarincelenmesi yapilmis olanlarin sayisi 33 "kume" yi bulmustur.
88. Bak T. Tekin, A Grammar of Orkhun Turkic. (Bloomington,1968). Indiana University Uralic Altaic Series Vol. 69. Bukitapta, bilimsel yorumlar ve kaynaklari disinda [Ornegin, H. N.Orkun, Eski Turk Yazitlari. Uc Cilt. (Istanbul, 1936-1941)], beskumenin Latin harfleri ile Turkceleri ve Ingilizce cevirileriverilmistir.
89. Bak: Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig. Derleyen: Resit RahmetiArat. (Ankara: Turk Tarih Kurumu, 1974). Ikinci baski. 276-282sayili beyitler.
90. Orhon Yazitlarinin Turk toplumlari uzerindeki yeni yankiornekleri icin bak: Ismail Ismailov, "Eski Yazili AbidelerdeHemcins Uzviler" Azarbaijan Filologiyasi Meseleleri Vol. 2.(Baku: Elm, 1984); Suyerkul Turgunbaev, "Bayirki KulteginEsteligi: VI - VIII Kilimdardagi Turk Poeziyasinan" Ala Too(Kirgizistan) No. 9, 1988; Qulmat Omuraliev'in (Kazakistan)yazisi uzerine yorumlar: C. Carlson and H. Oraltay "Kul Tegin:Advice on the Future?" Central Asian Survey, Vol. 2, No. 2(1983); "Alishir Ibadin, Kuyas Ham Alav" Gulistan (Ozbekistan)No. 9, 1980. Bu sonuncu yazinin Ingilizce cevirisi ve dipnotluincelemesi icin bak: H. B. Paksoy "Sun is also Fire" (1987).
91. Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig. Derleyen: Resit Rahmeti Arat.(Ankara: Turk Tarih Kurumu, 1974). Ikinci baski. Sayfa 34, Beyit320.