Wednesday, December 21, 2005

H. B. Paksoy: Basvekil Sukru Saracoglu'ndan Anilar

H. B. Paksoy TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997) Kultur Sanat Yayini. 165 sayfa ISBN 975-96079-0-5
Copyright 1993 H. B. Paksoy TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK kitabinin butun yayin haklari, Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca, H. B. Paksoy adina ABD Kongre Kutuphanesi Copyright kutugune kayitlidir.
08 BASVEKIL SUKRU SARACOGLU'NDAN ANILAR
Odemis'in renkli simalari vardir. Bunlardan biri de Muhittin Hocaidi. Medrese'den yetisme bir din adami olup, muakiplik, yeni adiile dava vekilligi yapardi. Nasreddin Hoca'yi andirirdavranislari ile cevresinde cok sevilirdi.
Muhittin Hoca: kafasi kel, yarim madeni cerceveli gozluklu, birnokta haline gelinceye kadar dudagindan dusmeyen izmariti ilesigara tiryakisi bir adam. O'nu ilk gorup taniyanlar "oncedudagi mi yanacak, yoksa izmarit'i mi yutacak" diye gozlerinio'ndan ayirmazlar, heyecan ile seyrederlerdi.
Muhittin Hoca bir gun sarac Mustafa'ya gider:
- Ulen, beni deyola, gol saati deyola, gola deel, bile'etakiyola. Gol saati gola takilig. Onna' bile'e tagiyo'. Bene bidene 30-40 santimnik uzunnu'unda gayis yapive'.
- Ne olcek Muhittin Hoca?
- O gayis'i dakivecem saate.
- Eee?
- Ondan sona, gol saati gola takilig. Gomleen ustune takivecen.Gis gunu ceketin altinda galivecek, yaz gunu de gomleen ustudentakivecen.
- Hoca, olmaz...
- Olu', olu'. Sen gosum takimi yapmeyon mu heyvannara? Eh, benide bi dene gayis yapivecen. Saatci'ya varivedin, 'Hoca, ayibilee'ne mi dakivecen o gayisi' dedile. Yog imis onna'da bolegayis.
Muhittin Hoca, dizgin derisinden ozel olarak yapilan saatkayisini alir, ertesi gun Sehir Kulubune gider.
- Ulen gari Odemislile, beni bakin gari!
- Ne den Hoca?
- Ulen gari, ben Muhittin Hoca olarag bundan kelli hem bi denebilek saati dakivecen...
- Eeeee?
- Hem de, bi dene gol saati dakivecen.
- Gol saati ne dimeye, Hoca?
Muhittin Hoca hemen ceketini cikarir.
- Bakin gari. Buna gol saati deni'. Sarac Mustafa'ya diktirivedingayisini.
- Elleh belen. Ulen bunu Saracoglu'na diyek.
O gunlerde de, Basvekil Saracoglu dogup buyudugu yer olanOdemis'e gelmistir. Saracoglu'na olay ozet olarak aktarilir:
- Muhittin Hoca gafayi usuttu.
Muhittin Hoca ile Basbakan Saracoglu mahalle, cocuklukarkadasidirlar. Katirci'nin Sadik, Dadayli Semsittin, YanbastiRafet ile hep birlikte Odemis'te buyumuslerdir. Yanbasti Rafet unve yag tuccaridir. Yaz-kis basindan sapkasini cikartmaz. Odemis,dort bir yani daglarla cevrili, kase gibidir, yazlari cok sicakgecer. Buna ragmen, Yanbasti Rafet o cehennem sicaginda ceketsizgezmez. Cepleri hep "banganot" doludur.
Basbakan ilgi ile sorar:
- "Ne oldu len bizim Efe'ye?"
Efe, Odemis'te bir kisi'ye verilebilecek en buyuk unvan,yapilabilecek en buyuk iltifattir. Bati Anadolu'da, 1919 yiliKurtulus Savasi'ni Odemis'in girisinde Efe'ler, Zeybeklerbaslatmistir. Bugun o camlik sirt, "Ilk Kursun" olarak bilinir.
Olay, agiz birligi ile Saracoglu'na anlatilir.
- "Cagirin ulen Muhittin'i yemege."
Hoca, aksamlari genellikle incir bahcelerinden birinde kurulansofra'ya gelir. Saracoglu Muhittin Hoca'yi karsidan gorunceseslenir:
- "Ulen Hoca, gulagina bi laf gelivedi."
- Ne geldi ulen. Sen gociman adam oluvedin. Sen bizimne miugrascan. Get hokumatla ugras.
- "Birak oglum hokumati. Bak aya'na gada gelivedin. Senin sumarifetlerin beni bi annat."
- Sen onu birak gari. Bu a'sam pirzola va mi?
- "Va, ya."
- Getir gel.
- "Acele etmen. Dana pirzolasi mi isteyon, goyun pirzolasi mi?"
- Ulen, iste'sen sigir, iste'sen deve getir. Ona gore aygit va.
Saracoglu, saskinlikla:
- "Ne aygiti ulen?"
- Sinncik gorcen.
Davet sahipleri acele olarak pirzola aldirir, mangal uzerindehazirlatirlar. Butun davetliler, yeni bir guldurunun ilkgoruculeri olmak umudu ile beklesirler. Fotografci Ali catallari,tabaklari dizer.
Saracoglu merakla:
- "Hadi baken, Muhittin Hoca, nasil yecen?"
Muhittin Hoca pirzola'yi cok sever. Ancak, Hoca'nin disleritakmadir. Davetlerde kendisine ozellikle kart pirzola ikramedilir. Disleri kesmeyip, cok sevdigi yemegin tadina varamayincada kizar. Bu hal de, Muhittin Hoca'nin inatla pirzola'yi yemeyecalismasina engel olmaz. Hoca, kendisine yapilan azizliginfarkindadir, bilmez gorunur, karsilikli latife edilir.
Disci Rustu atilir:
- Eyi ya, Hoca, bi daa dis yapmaycan sana.
- Get ulen. Sen zati eyi dis yapmiyon. Ben bundan kelli sana damuhtac olmaycen.
- Neden?
- Bak ulen.
Muhittin Hoca, ic cebinden kocaman bir makas cikartir. Saracogluhayretle sorar:
- "Ne etcen, Muhittin?"
- Sinncik gorcen. Getir len mene.
Hoca catalini pirzola'ya takip agzina goturur. Sag eli ile demakasi kaldirir, isirdigi pirzola'dan bir parca keser, cignemeyebaslar. Saracoglu onune konan pirzolayi bicagi ile kesmeyecalisir, basaramaz. Belki de Muhittin Hoca onceden hazirlikyapmis, davet sahibinin ya da ascisinin kulagini bukmustur.
- Bak ulen, bole yiyecen. Adam mi oldun sankim, Basvekil oldunda? Sana da bi makas aliveren ben de, Angara'da da ziyafetleregidende makasla kesive yiyecegini.
Saracoglu oyunu anlamistir, dayanamaz:
- "Elleh belen."
Hic kimse kart pirzola'yi kesemez iken, Muhittin Hoca makasinintikirtilari arasinda tabagini temizler. Saracoglu devamla:
- "Ulen, Angara'ya gidende bunu deyivecem herkeze."
- Annat, annat. Eyice annat da bak bakem, ne olcek.
Aradan bir sure gecer, Saracoglu hukumeti Varlik Vergisi'niyururluge koyar. Bu vergi'nin toplanmasindan Odemis Ilce MalMuduru sorumludur. Vergi, salma vergi'dir, mukellef'in tahminivarligina gore bicilir. Odemis'in belli basli varlik sahiplerikendilerine yazilan vergi tutarlarinin cok yuksek oranda, haksizyere fazla "atildigina" kanidirler. Mal Muduru'ne itiraz ederler:
- Ulen Mudur Bek, sen bize azizlik edivedin. Gaddarlik yapivedinbize, cok para yazdin.
Mal Muduru tinmaz, yazilan vergi tutarlari degismez. Bir heyettesekkul edilir, butun Odemis'lileri temsilen Ankara'ya gider.Hemserileri Sukru Saracoglu'na cikip, Malmuduru'nu Odemis'tenaldirmasini ve yerine daha mulayim bir Malmuduru atanmasiniisteyeceklerdir. Saracoglu hemserilerini makamina kabul eder,nezaket ve dikkatle dinler, sorar:
- "Ulen, Yanbasti Rafet, sana gac para attila?"
- Iste, efe, beni 200 bin banganot attila.
Saracoglu yari saskin, yari uzgun:
- "Ne?! Ulen sen 200 bin banganot'luk adammisin? Vah, vah, vah,cok uzuldum gari."
Basbakan heyet'in baska bir uye'sine doner:
- "Ulen, Katirci, seni ne attila?"
- Beni 300 bin!
- "Muhittin Hoca, seni?"
Muhittin Hoca'nin yemis bahceleri vardir:
- Beni 400 bin.
Saracoglu zil'e basar, gelen Kalem Mahsus Muduru'ne emreder:
- "Cabuk beni Odemis Mal Mudurunu bul telefonna. Bizimhemserilere, Efe'lere gari cok vergi atmis namissiz herif. Benonunna bi yol goniscan."
Heyet memnundur. Hemserileri, cocukluk ve mahalle arkadaslariolan Basvekil yardimlarina kosmaktadir. Vergi borclariazaltilacaktir. Basvekilin ikram ettigi cay, kahveler icilir,sohbet edilirken, Odemis Mal Muduru telefon ile bulunur.Saracoglu:
- "Alo, Mudur Bek. Odemis'ten bi heyet geldi, yanimda. Falanca,falanca. Bunnara kacar lira vergi attin, beni bi yol liste'yicikar da oku bakem."
Saracoglu bir sure dinler, sonra hayretle bagirir:
- "Ne?! Yanbasti Rafet 200 bin mi?! Ulen Mudur Bek, biz seniora'ya akilli adam deyi gonderivedik. Hic Yanbasti Rafet'e 200bin vergi atili mi? Sil o'nu, 500 bin yaz."
Yanbasti Rafet atilir:
- Aman, Allasen, ulen A'bey, elini aya'ni opem. Biz seni adamsayip geldik, sen bizi oldurcen mi?
Saracoglu israr eder:
- "Yaz ulen Yanbasti'ya 500 bin, Mudur Bek."
Basvekil Muhittin Hoca'ya doner:
- "Ulen, Hoca, sana gac banganot yazmisti?"
- Yok gari, sen bu herif'e gazik attin, beni de gazik atcesin.Ben deyivermecen. Ben gideyon.
Saracoglu usteler:
- "Ulen, gel!"
- Yok, yok, ben halinden memnunum.
- "Ne diyon, Hoca?"
- Hec, A'randigiri.
"Agrandi Kir" i, Odemis ile, Odemis'in yaylasi olan Bozdag'ineteklerindeki corak bir arazi parcasidir. Topragindaki yuksekorandaki tabii madeni tuz birikimleri dolayisi ile uzerinde tarimyapilamaz, kirac'tir. Odemis'liler bu yerin adini ancak cokolumsuz anlamda kullanirlar.
Aradan bir sure daha gecer, Sukru Saracoglu Odemis'ten bir Zeybekve Halkoyunlari Birligini Ankara'ya cagirir. Zeybekler tren ileyola cikarlar. Basvekil gelenleri makaminda buyur eder, hal hatirsorar. Oda'nin ici sicaktir, gelenlerden biri yol yorgunlugu verehavetle uyku'ya dalar. Saracoglu bunun farkina varir,Fotografci Ali'ye doner:
- "Uyuyo mu ulen?"
- Uyuyo A'bey.
- "Kak ulen, deveci gavesi degel bura."
Bu olay sonucunda, Sukru Saracoglu tekrar hemserilige kabuledilir.