Wednesday, December 21, 2005

H. B. Paksoy Dusunce Isvereni

H. B. Paksoy TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997) Kultur Sanat Yayini. 165 sayfa ISBN 975-96079-0-5
Copyright 1993 H. B. Paksoy TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK kitabinin butun yayin haklari, Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca, H. B. Paksoy adina ABD Kongre Kutuphanesi Copyright kutugune kayitlidir.
15 DUSUNCE ISVERENI Turkiye Cumhuriyeti, 1950 ve 1960 larda "DusunceIscisi" kavramini emeklilik ve saglik yasalari kapsaminaaldi. Kamu ve ozel isyerlerinde calismakta olan BedenIscilerinin bu gibi korumalar altina alinmalari dahaonce gerceklestirilmis idi. Ek olarak, BedenIscilerinin toplu sozlesme, is-durdurma, isyeri-kapatmave yandas calisma duzenleri de Bulent Ecevit'in CalismaBakanligi doneminde yasallastirildi. Ardindan, UretimIsverenleri de, Isci Dayanisma Kurumlari'nin konu'yayaklasimlarini yansitircasina, orgutlenmek yolunusectiler. Isveren Birlikleri kuruldu, Isveren DayanismaBirlikleri de olusturuldu. Isci ve Isveren kumeleri,birbirlerine karsi, is-durdurulmasi ve isyeri-kapatmadurumlarinda uyelerinin gundelik gecim giderlerinisaglamak icin birer yardimlasma sandigi kurdular. Bu durumda, Dusunce Iscileri karsisinda bir de"Dusunce Isverenleri Birligi"ni dusuncesel olarak aramakdogaldir. Dusuncesel ortam, boslugu sevmez. Dusunceler, var olan bosluklari en kisa yoldan doldurmakyoluna giderler. Eger bir toplum'da "DusunceBoslugu"nun bas verdigi saptanir ise, diger toplumlarinDusunce Isverenleri, belirtilen ilk toplumdaki bu"boslugu" en kisa yoldan, en kisa sure icinde"doldurmak" icin calismalarini arttirirlar. "Kale'ninic'ten fethedilmesinin" en acik, en az giderli, en etkinyoludur. Bu dusunce dizisinin ortaya attigi baslangicsorulari kisaca ozetlenebilir: "Dusunce Isverenikimdir?" "Dusunce Isvereninin gorevleri nelerdir?" "Dusunce Isvereninin amaclari ne olabilir?" "DusunceIsvereni olmayan bir toplum, yasayabilir mi?" Alman Imparatorlugunun kurulmasina onayak olan Ottovon Bismarck (1815-1898; basbakanligi: 1871-1890), 19cuyuzyil'in ikinci yarisinda "Isci Sendikalarinin" EmekliSandiklarinin ve diger "toplumsal varlik paylasmayontemlerinin" "kurucusu" olarak da bilinir. BedenIscileri Dayanisma Birlikleri kurmak ve desteklemekle,Bismarck, Alman imparatorlugu ve Almanlarin genelcikarlarini gozetliyordu. Beden Iscisi DayanismaSandiklarinin olusturulmasina calisirken, Bismarck yenitur "Cogulcu Yonetime Katilim Birimleri" nin kurulmasiamacini guduyordu. "Soylu (Junker)" koken'den gelenBismarck'in "cogulcu yonetim" anlayisi, Bismarck'a vecagdasi oldugu "soylu" toplumlara ozgu idi. O surecicinde Alman (Imparatorluk oncesi, Prussian Kralligi)parlamentosunda siyasi partiler arasindaki cekisme, biryasama tikanikligi yaratmisti. Bismarck, "CogulcuYonetim'e Katilim Birimlerinin" yontemlerinin agirlikodagini degistirmek; kurdugu sendika, meslek odalarivb'yi siyasal bakimdan "partilestirmek" yolu ile, Almanparlamentosunun yasama yetkilerini etkilemek, buyetkileri bir yerde parlamento'nun elinden almak vesecimleri kendi istedigi yon'e cekmek amacini guduyordu.
Bismarck'in, oz isteklerini tam anlami ilegerceklestirdigi soylenemez. Neden olarak, Bismarck'akarsi gelen, "dengeleyici nitelikte calisan," bir diziDusunce Isvereninin varligi gOsterilebilir. Bununlabirlikte, Bismarck'in ortaya attigi gorusler, dahasonra, 20ci yuzyilin ilk yarisinda, Alman MilliSosyalist (Nazi) Partisince ele alindi. Belki de,Bismarck'a karsi gelen Dusunce Isverenleri, uzerlerinedusen dusuncesel gorevleri tam olarak yapmamislardi. Nazi Partisi yetkilileri, 1933-1945 arasi diger siyasipartilerin kapatilmalarini ve tek parti'li yonetimegecisi Bismarck'in daha once --baska neden veamaclarla-- ortaya attigi gorusleri kullanaraksavundular. Bismarck, bu atilimlari sonucu bir "DusunceIsvereni" olarak da karsimiza geliyor. Buna karsilik,Adam Smith (1723-1790) bir yonetici olmadigi halde,yazdigi Toplumlarin Varliklari (Wealth of Nations)kitabini yazdiktan sonra, bu kitabin diger DusunceIsverenleri uzerindeki genel etkileri dolayisi ile, birkuresel Dusunce Isvereni oldu. Bu gibi, uluslararasiolculebilir basarilari dolayisi ile "tek basina" DusunceIsvereni durumunda olan cok kisi'nin anilabilecegiaciktir. Fransiz imparatorlugu, iki yuzyili askin bir sureonce "Fransiz Akademisi"ni kurdu. Bu kurum, ogrenciyetistirmek icin olusturulmadi. Fransiz Akademisi'ninamaci, bilim dallarina olaganustu duzeyde katkidabulunmus ve dolayisi ile uluslararasi duzeyde olculecekbasari kazanmis Fransiz bilim adamlarini onurlandirmakidi. Bu Akademi'nin, bir yerde de, Akademi disinda olanFransiz Bilim Adamlarini ozendirmek, daha yuksekduzey'de basarilara yonlendirmek icin kuruldugusoylenebilir. Fransiz Akademisine uye alinan kisiler,calismalarini ya ozel kisisel gelirlerini kullanarakelde etmislerdi, ya da universitelerde calisarak busonuclara ulasmislardi. Alman ve IngilizImparatorluklarinin da bu gibi akademileri oldugunu,carlik Rusyasinin da Almanlardan bu akademi dusuncesiniodunc aldiklarini, Carlik Bilimler Akademisininkurulmasina Alman bilim adamlarinca onayak olundugununbelgeleri ile kayit altina alindigini kisaca belirtelim.
Sovyetler Birligi (SSCB), kendilerine "cogunluk(Bolshevik)" adi veren, "meslegi" "devrimcilik" olan cokkucuk bir azinlik tarafindan kuruldu. Bolseviklericinden cikan Sovyet yoneticileri, bir azinlik dusuncesiolan "Marxist-Leninist" duzenini carlik imparatorluguicinde tutulan cogunlugunun uzerine "oturtabilmek,"Sovyet duzenini yurutebilmek icin (Carlik BilimlerAkademisi temelleri uzerine), Sovyet BilimlerAkademisini kurdular. Bu akademi'ye bagli DoguBilimleri Enstituleri, yaklasik iki yuzyildan bericalismalarini surduruyordu. Rus ad'i tarihte (AnnalesBertiniani) ilk olarak 9/10cu yuzyilda gecer. Rus/Sovyet Dogu Bilimleri Enstituleri, yaptiklariyayinlarda, calismalari sonucu ortaya cikan Turklerleilgili temel bilgileri saklamaya cabaladilar: AnnalesBertinianinin yazilmasindan yuzyillar once Turkler'inAsya'ya yayilmis buyuk hanliklari vardi; Turklerin OrhonYazitlarinda ornegi gorulen ve kendilerine ozgu yaziduzenleri bulunuyordu. Daha sonra, Turk hanliklari,Ruslari yonetimleri altinda da tutmuslardi. Rus/SovyetBilimler Akademi'si bu ozetlenen gercekleri "unutmaya"ve dunya'ya "unutturmaya" calistilar. TurkistanliTurklerin "tarihlerini yazarak," bu toplumlarinRus/Sovyetlerle "oz istekleri" ile "birlestiklerini;"Ruslar Orta Asya'ya 18-19cu yuzyillarda ordulari ilegirince'ye kadar Turklerin "yazili dilleri" olmadigini;Rus/Sovyetlerin Orta Asyalilara "alfabe," "maya"verdiklerini; "Rus agabey'inin" Turkistanli Turkleri"barbarlik" tan uzaklastirdiklarini ve"uygarlastirdiklarini" da ileri surduler. Rus/SovyetBilimler Akademilerinin ileri surdugu bu "goruslere"karsi gelenlere Sovyet Bilimler Akademileri uzmanlarincadegisik ve "kinayici" "adlar" takildi. Sovyet Bilimler Akademisi, Ikinci Dunya Savasisonrasi Sovyet ordusunca tutsak edilen Alman bilimadamlari yolu ile uzay bilimlerinde basari kazandi,yapma uydulari dunya yorunge'sinde dondurdu; bunakarsilik, Lyssenko ve Marr gibi kisileri de el uzerindetuttu. SSCBnin tek yoneticisi olan Stalin'in (JosephVissarionovich Chugashvili, 1879-1953) gozdesi durumunagelen bu kisiler ise, daha da yuksek duzeyde dunya'yatanitiliyorlardi. Marr, butun dunya dillerinin dortRusca sozcukten kokenlendigini ileri surdu. Lyssenko,Sovyet "dusuncesi"nin "yasam bilimlerinin tek kok'u"oldugunu savundu. Sovyet Dusunce Isverenleri, BilimlerAkademisi'ni "ayakkabi cekecegi" gibi kullanarak, Marrve Lysenko'nun yaptigi gibi, on yargili dusuncelerisonuclari onceden belirlenmis Marxist-Leninist dusunce"kap"larina sigdirmaya calistilar. Ustelik, bir "bilimadami"nin Sovyet Bilimler Akademisine uye olabilmesiicin SSCB Komunist (Turkistan'da "kenges" olarakbilinir) parti'sine uye olmasi, en ust duzey Sovyetyoneticilerince "siyasi bakimdan guvenilir" bulunmalarigerekiyordu. Fransiz, Ingiliz, Alman, Rus/Sovyetimparatorluklarinin ulusal duzeyde akademi kurmalari vekendi yurttaslarini uluslarasi duzeyde yarismalarkazandirmaya ozendirmesi, "devlet" in DusunceIsverenligi midir? Yoksa, adi gecen uluslar yalnizcabasarili olan oz yurttaslarini odullendirmek istegi ilemi bu adimi atmislardir? Bu aci'dan, ornegin,Rus/Sovyet Bilimler Akademileri ne denli "basarili"olabilmistir? Japonlar, yukarda verilen orneklerin tersine, BilimAkademileri kurmadilar. Universite ve ozel kuruluslarbunyelerinde gorev yapan Japon bilim adamlari, ortaklasave birbirlerine yordam vererek, onceden saptadiklariduzenli sonuclara --saptadiklari cizelgeler icinde-- ulasmasini bildiler. Basarilarini, birlikte calisarakkazanmayi surduruyorlar. 20ci yuzyilda Londra'da bir kume Ingiliz yurttasi,ozel kisi olarak, gecimlerini saglayan gundelik islerinibirakmadan, birbirlerinin evlerinde toplanmayabasladilar. Londra'da oturduklari mahallenin adindanesinlenerek taninan bu kume, ozel gorus ve dusuncelerinikisisel ve kumesel olarak kagida doktu, yayinladi. Bloomsbury Group dusunce calismalari, Ingilterenin vediger Avrupali devletlerin yonetimlerine etki yapti. "Isa'nin dogum gunu" olarak kutlanan Christmas,Aralik ayi sonuna denk gelir. Hristiyanlik oncesi Romaimparatorlugunun, yilin degisik gunlerinde yer alanbelirli Senlikleri ve Solenleri var idi. "Isa'nin dogumgunu," eski Roma senliklerinin birinin saldigi "kok"uzerine, Hristiyan kilisesince, "nasilsa toplum her yil"o" gun solen yapmakta; aliskanlik ile bu yenikutlama'yi da yapar" dusuncesi ile, sonradan"asilanmistir." Hristiyan Dusunce Isverenleri, bu eylemile Roma dinlerini --Hristiyanlik din'i yararina-- ortadan kaldirmaya calisiyorlardi. Londra'daki RoyalSociety, Ingiltere ve Avrupanin en ileri gelir dogalbilimler birliklerinden biridir. Her yil, "Isa'ninDogum Gunu" dolayisi ile, Royal Society uyelerininbirince, Royal Society Christmas Lecture (Isa'nin dogumgunu[nu kutlayici] ders[ler]) verilir. Bu dersler'indin ile uzaktan-yakindan iliskisi yoktur. Ingiltere'ninen-yeni kusagini, genc yas'ta dogal bilimlerletanistirmak amacini guder. Bu dersler TV yolu ile degenel olarak toplum'a aktarilir. Royal Society, birDusunce Isverenleri kumesi olarak toplum'a katkidabulunur. Goruldugu gibi, Dusunce Isvereni degisik kimlikli,amacli ve kaynakli olabiliyor. Neden bu kadar kisi yasamlarini bilerek-istiyerekguclestiriyor, diger islerini ve dunya zevklerini biryana birakarak bir Dusunce Isvereni olmak icin bilincliolarak calisiyor? Bu soru'ya karsilik verebilmek icin,ek sorular'a gerek var: "Dusunce" nedir? Dusunce"yontemleri" nelerdir? Dusuncenin "amaclari" nasilsaptanir? "Susadim. Bir bardak su iceyim" diye"dusunen" bir kisi, Dusunce Isvereni midir? Gunluk TVyayinlarina bakip, ozel olarak yorum yapan bir kisiDusunce Isvereni olabilir mi? Eger bu kisi buyorumlarini yazip, gazete ya da TV de yayinlatabilse, buozel kisinin dusunceleri Dusunce onderi olabilir mi? Bir kisi'nin Dusunce Isvereni olabilmesi icin"diplomali" olmasi gerekir mi? 1919-1924 TurkBagimsizlik Savasi basladiktan sonra, Osmanli donemindeimzalanan anlasmalar cercevesinde, Erzurum'a biruluslarasi gozlemciler kumesi gelir. Erzurumlularla,Turkce bilen cevirmenler yardimi ile konusmayacalisirlar. Gozlemcilerin bas'i, "...siz Turklerburalara [kucuk Asya'ya] hem yeni geldiniz, hem deazinlik durumundasiniz..." turunde soz eder. Erzurumbelediye baskani bu sozleri duyar, karsilik verir:"...Bey, Erzurum'un olusu de, dirisi de Turktur; gidipmezar taslarina da bakalim..." Bu Erzurum belediyebaskaninin okuma-yazmasi bile yoktur; buna karsilik,uluslararasi duzeyde yuksek egitim gormus ve olculurbasari kazanmis, dusunce kullanan kisileri yenmesinibilmistir. Dusunce ve anlatim yeteneklidir. "...Bey,Erzurum'un olusu de, dirisi de Turktur; gidip mezartaslarina da bakalim..." bulusu ile, tam anlami ileDusunce Isvereni olmustur. Bu ornek (ayrintilari, 1919-1924 Turk Kurtulus Savasi komutanlarindan KazimKarabekir'in Istiklal Harbimiz kitabindadir), ikincibasamakta da dusundurucudur. Eger Erzurummezarliklarinda mezar taslari Turkce olmasa idi, ya dabu mezar taslari-mezarliklar (gunumußde Sirplar-Bosnaklar arasinda yer aldigi gibi) Erzurum'u kisa birsure once isgal altinda bulunduranlarca --tarihi silmekicin-- ortadan kaldirilmis olsa idi, bu gorus gecerliolabilirmiydi? Buna karsilik, en yuksek duzeyde egitim gormuskisilerin, soluk alir gibi, el-ile-tutulur-goz-ile-gorulur bir is yapmadan, kendiliklerinden DusunceIsvereni olabilecekleri de on'e surulebilir mi? Karsilik diger bir soru: Belgeleri ile bir dusunce ilerisuren bir kisi, bir dusunce'yi ileri surdugu gun"basarili" sayilip el uzerinde tutulur mu? Ingilizbilim adami Darwin (1809-1882), Evrim'in Kokenleri(Origins of Species) baslikli kitabini yazdiktan sonra,Ingiliz (Anglican) kilisesinin en yuksek basamakuyelerince "cehalet"le, "Allahsizlik"la suclanmis,yargilanmis idi. Aradan bir sure gectikten sonra,"Yanlis hesap Bagdat'tan doner" deyimini andirircasina,Darwin'in gorusleri belirli toplumlar icinde kok saldive bir bolum dogal bilimlere temel oldu. Darwin'in ardindan giden bir kume Dusunce Isverenide, "Toplumsal Darwincilik" dusuncesini ileri surerek,toplumlarin "orman kanunlari" cercevesindeyasadiklarini, ancak dusuncesel ve beden bakimindan ensaglam ve guclu olan toplumlarin yasamlarinisurdurebileceklerini vurguladilar. 19cu yuzyilsonlarinda, bu "Toplumsal Darwincilik" ABD DusunceIsverenlerinin temel kuramlari arasina girdi. Bu arada,Galileo'nun (1564-1642) da, bilimsel buluslarininKatolik kilisesi temel inaclarina aykiri geldigi icin,yargilandigini ve evine hapsedildigini unutmayalim. Buolay uzerinden 300 yil'i askin bir sure gectikten sonra,Vatikan Katolik kilisesi ruhanileri Galileo'nun bulus vegoruslerinin dogru oldugunu, yargilanmasinin yanlisoldugunu acikladilar. Bir Dusunce Isvereni daha"aklanmis" oldu. "Gec olsun da, guc olmasin." Bilindigi gibi, Karl Marx (1818-1873) Almanya'dadogmus ve Yahudi inanclidir. Doktora calismalariniAlman universitelerinde yapmistir. Doktorasinibitirdikten sonra, dusunce ve yazilari gunundeki Almanokuyucularini (Almanlarin, "Alman olmayanlara" karsitutumlari dolayisi ile de) "kizdirmis" oldugundanIngiltere'ye goc etmisir. Marx, Londra'da, babasi birkumas uretim evi sahibi olan Friedrich Engels'in (1820-1895) surekli para yardimi ile yasamistir. IngilizUlusal Kutuphanesinde yazi calismalarini surdurmus,kendinden once yasamis olan Dusunce Isverenlerininyayinlanmis yazilarindan, ozellikle Sir Thomas More(1478-1535)un Utopia ve Plato (Isa'dan once ?427-347?)nun Republic kitaplarindan esinlenmis, okuduklarinibutunlestirerek (Engels ile birlikte, Almanca olarak)Komunist Manifestosu'nu yazmistir. "ProleterDiktatorlugunun" Almanya'dan baslayacagina derin inancivar idi. Ruslari oldukca olumsuz acidan elestirengoruslerini kagida dokmus, yayinlamistir. Ancak, RuslarMarx'a basvurup, uluslararasi Komunist birligindeRuslari temsil etmesini isteyince, Marx bu gorevidirenmeden ustlenmistir. Marx, KomunistManifestosunda, her insanin ihtiyacinin yalniz devleteliyle, "Toplum'un ortak geliri ile" karsilanmasinisavunmustur. Buna karsilik, Marx kendi cocuklarini(kizlarini) ozel okullara gondermek icin Engels'den ekpara isteyen mektuplar yazmis, ozel okullardaokutmustur. Ozel yasamindaki celiskilere karsin,Marx'in dusunceleri "din duzeyine" yukseltilmis,ardindan yuruyen pek cok "havari" bulmustur. Butun dusunceler, kiyamet gunune kadar yasamakyetenegindedir. Kisiler olur. Dusunceler ise,ozellikle yazili ve basili olarak ortaya atildiktansonra, pek kolay ortadan kaldirilamazlar. Marxizm de bukapsamdadir. Marx oldukten sonra, Marx'in ortaya attigikavramlar --ornegin "proleter diktatorlugu" ilkesi-- uyarinca kurulan SSCB (1924-1991?), Marx adini (Romaimparatorlugunun uygulamalarindan esinlenerek) degisiksehirlere, universite ve okullara vermis, Marx adinaarastirma enstituleri kurmustur. Kisacasi, Marx (geneRoma imparatorlugunda bulunan ornekleri gibi)tanrilastirilmis, Marx adina SSCB tarafindan buyollardan degisik "tapinaklar" dikilmistir. Marx'inortaya attigi komunist kavramlar SSCB devlet organlarieliyle, Lenin (Vladimir Ilich Ulyanov, 1870-1924) ilebaslayarak, diger ulkelere "dusunce disi guc kullanmak"yolu ile de ihrac edilmis, degisik ulkelerdeuygulanmistir. Bu "ihracat" icin Beden IscileriBirlikleri de "Dunya Iscileri, Birlesin;Zincirlerinizden Baska Kaybiniz Olmayacaktir" gibideyimlerle, komunizm'e karsi gelen toplumlarin DusunceIsverenleri ile "vurusturmak" yolu aranmistir. Buvurusma'nin "dusuncesel" ortamdan cok, sokaklarda vesilahli olarak yer almasina da calisilmistir. Lenin deoldukten sonra, sirasi geldigi icin, "tanrilastirildi." SSCB'ye devlet konugu olarak gelen diger devletbaskanlari bile, icinde Lenin'in govdesinin kalintilaribulunan, Moskova'nin Kizil Meydanindaki "Lenin bastapinagina" goturulerek "SSCBnin kurucusu'nun saygisi'naani" adi altinda "tapinmaya" zorlandilar. Gunumuzde SSCB "imparatorlugunun" "coktugu" ya daortadan kalktigi soyleniyor. Dogru olabilir. Bununlabirlikte, SSCB'nin kurulmasina dolayli olarak da olsaonayak olan Marx'in (ve, Lenin'in) dusuncelerininortadan kalktigi soylenemez. Marx ve Lenin'e dikilmisbutun tapinak ve heykelleri ortadan kaldirilmis olsabile, onayak oldiklari olaylar ve ortaya attiklaridusunceler diger Dusunce Isverenlerini calistirmaktadir. Bu da, Dusunce Isverenlerinin birbirleri ile surekliolarak --oldukten sonra bile-- dusunce yaristirmayisurdurmekte olduklarini gosterir. Ayrica, SSCBninkurulmasi da, "cokmesi" de, yalnizca Ruslarin DusunceIsverenlerine mi dayalidir? Amerikan gulduru yazari Mark Twain (Samuel Clemens;1835-1910) bir gozlemde bulunmustur: "[Atilimlari]basarili oluncaya kadar, bir kisinin dusunceleri [veyontemleri] delilik olarak gorulur" (A man is a crank,until his ideas succeed). Ingiltere'nin Cambridgeuniversitesi muhendislik bolumu ogrenci dernegi de, 1980lerde Mark Twain'in bu gorusunu odunc alip, kendilerinitanitici bir deyim turettiler: "Bir devrim, birdeli'nin atilimi ile baslar" (A revolution starts with acrank). Bu iki deyimde de kullanilan, "crank" turkce'de"kolcak" anlamindadir: bir "aygit"in "donmeyebaslamasini" saglamak icin kullanilir; kullanim amaci,"cevirerek bir aygit'in 'devrim' ('devrilmek') yolu iledonmeye baslamasini" gerceklestirmektir. Kahvedegirmeninin kol'u da bu kolcak (crank) turundedir. Eskiden, icten yanma motorlu araclarin "calistirilmaya"baslanmasi da "kolcak" kullanilarak, insan gucu ilesaglanirdi. Ek olarak, "crank," deli, sinirli, ya da"huysuz" kisi anlamina da gelir. Kolayliklagorulebilecegi gibi, Ingiliz ogrenciler, bir soz oyunuyolu ile hem dogal bilimleri dusunce bilimleri ilebirlestirmekteler; hem de, dusuncelerin bir taban'da,ortak-bolen duzeyinde, ortak degerleri paylastiginiortaya koymak istemislerdir. Konu ile ilgili gosterilecek ornekler digeracilardan da surdurulebilir. Turk Dusunce Isvereni OmerSeyfettin (1884-1920), Osmanli imparatorlugunun 1911-1912 savasi sirasinda yazdigi bir yazisinda, pirelerinonem ve gereginden soz eder. Seyfettin, bu yazisi ile "pireler olmaz ise, kopekler uyusuk kalirlar. Pireisirdikca, kopek ayaga kalkip pireleri uzerinden atmagaugrasir," "boylelikle uyusukluk gaflet ve dalaletinedusmekten kurtulur" gorusunu one surer. Seyfettin'ingulduru yolu ile ile yazisinda anlatmaya calistigigercek de kisaca: bir toplum, "bas'ina gelen agrilari"iyi etmek yoluyla "arilasir." Once varligini, sonra dabolunmezligini korumak yolunda adim atar. Cunku, birtoplum'un bolunmesi, o toplum'un ortadan kalkmasinin ilkbasamagidir. Dusunce Isvereni yetistirilebilir mi, yoksa DusunceIsvereni yalnizca anadan dogma Dusunce Isvereni midir? Bir kisinin, dogustan ne kadar Dusunce Isverenligineyatkin olup-olmadiklarini bugun bilemiyoruz. Kalitimbilimcileri, bir kisinin dogmadan once, ilerde ne gibibir yasam surecegini saptamak yontemlerini gunumuzdearastirmaktadirlar. Kalitim bilimciler ugraslarinisurdure-dursunlar, goz ardi edilemeyecek gerceklervardir. Bir toplum yasamini surdurmek istiyor ise,Dusunce Isverenleri yetistirmekle gorevlidir. Ancakegitim yolu ile Dusunce Isvereni yetenekleri en yuksekduzey'e cikarilabilir. Dusunce Isverenleri, ozvarligini bilen, bu varligi yasatmak ve dunya duzeyindegelistirmek isteyenler arasindan cikacaktir. Bu bir"eleme"dir. Yalnizca bir tek ayak-topu takimi en ustduzeyde basarili olacaktir, birinci gelecektir. DusunceIsverenleri, dunya duzeyinde yarismalara katilmaklasorumludurlar. Her gun, uzerinde calistiklari konulardasinavdan gececeklerdir. Bu tur yarisma dogaldir, dunyaduzeninin gerceklerindendir. Butun toplumlar, buyarismaya katilacaklardir. Baska secim yoktur. Bir Dusunce Isvereni basagrisi cekmeden isyapabilir mi? ABD baskani Harry Truman (1844-1972;baskanligi: 1945-1953), 1948 yilinda ABD DemokratPartisi Baskan adayi idi. Truman bir secim konusmasiyaparken, siyasal dusunce karsit'i olan CumhuriyetciPartililerin yapmadiklarini, yapmaktan kacindiklariisleri ozetler. Secmenlerden biri Harry Truman'insoylediklerini begenir, ve dinleyici toplulugu icindenHarry Truman'a seslenir: "[Sana] karsi gelenlerecehennem azabi cektir, Harry" (Give them hell, Harry). Harry Truman karsilik verir: "Ben gerceklerisoyluyorum. Bana karsi gelenler, bunu cehennem azabiolarak goruyorlar" (I tell the truth, they think it ishell). Truman, bu secim'i kazandi. Truman'in gorevsuresinin bitmesinden sonra, Cumhuriyetci parti'den olanEisenhower (1890-1969) ABD Baskan'i (1953-1961) secildi.
Bir toplum oz yonetimine ilgi gostermez, ozyonetimine ozen ile katilmaz ise, bu vurdumduymazligisonucu basina geleceklere sorgusuz ve yakinmasizkatlanmak durumundadir. Toplum, oz yonetimine katilmakicin de, bilgi edinmelidir. Hastaliklari onlemek icinasi yapilir. Cicek hastaligina karsi yapilan asiyontemi Turkler tarafindan gelistirilmis [IngiltereninOsmanli imparatorluguna yolladigi Buyukelcisinin karisiolan Lady Mary Wortley Montagu (1689-1762) tarafindanonce Ingiltere'ye] sonra da dunya'ya yayilmistir. Bilindigi gibi, cicek asisi, cicek hastaliginayakalanmis bir kisi'den [hastaligin gostergesi olan"cicek"ten] alinacak hastalikli bir doku'yu, buhastaliga yakalanmamis bir kisinin bunyesine katistirmakile yapilir. Amac saglam kisi'yi hasta etmek degildir;cicek hastaligina yakalanmamis kisinin cicek hastaliginabagisiklik kazanmasina yardimci olmaktir. Bu yontem,dusunce savaslari icin tam anlami ile gecerlidir. Bugorus bir "aldatmaca" degildir: Dusunceler dunyauzerinde surekli olarak birbirleri ile savas ederler. Once, oz varligini bilen, saglikli bir toplum ile is'ebaslanilir. Bu toplum'u "dusunce" yolu ile gelebilecek"toplumsal hastaliklara" karsi asilamak icin,dusuncelerin kokenleri arastirilir. Bu tur "toplumsalhastaliklarin" nedenleri ve sonuclari yazili olaraktopluma aktarilir. Ogrenilmesi gerekli veriler bulunur,uygulamaya konulur. Toplum da boylelikle "asilanmis"olur. Bu tur isleri yapmak da Dusunce Isverenleriningorevidir. Cicek asisi konusunda Turkler, toplum olarakDusunce Isverenidirler. Ancak, bir tek Turk DusunceIsvereni ya da Dusunce Isvereni kumesince, Turktoplumunun ya da bir Turk Dusunce Isvereninin bubasarisi ayrintilari ile belgelenmemistir; dunya'yagenis kapsamda yazili-basili olarak sunulmamistir. Turktoplumunun Cicek Asisi gibi, insanlari ve dunyasagligini yakindan ilgilendiren bu Dusunce Isverenligibelgelenip dunya'ya sunulmaz ise ne olur? "Varligi" bilinmeyen, basarili oldugu anlatilmayan bir toplum,"var" olabilir mi? 18 ve 19cu yuzyillarda Fransiz Dusunce Isverenleribuyuk capta calismis, olaylar baslatmislardir. Bunlarinarasinda Fransiz Devrimini gorebiliriz. 1789 FransizDevrimi en az iki bakimdan onemlidir 1) "cogulcu" ile"tek yonetici" devlet anlayislari arasindaki cekisme; 2) "tek kutsal kitab'a dayali dunya gorusu" ile "din'intek basina egemen olmadigi" dusuncelerine dayali yonetimduzenleri arasindaki yaris. Fransiz Devriminin kokundeyatan dusunce akimlarinin kaynaklari arasinda ozellikleAlman Dusunce Isverenlerinin calismalari vardir. Fransiz Dusunce Isverenleri, Alman DusunceIsverenlerinin calismalarindan genis olcudeyararlandilar; bilgi alis-verisinde bulundular. Birbirlerinin ulkelerinde konuk olarak oturdular,universitelerinde de okudular. Bununla birlikte,Fransiz-Alman Dusunce Isverenleri, birbirlerininardindan koru-korune gitmiyorlardi. Fransiz DusunceIsverenleri, Fransiz dil'ine buyuk onem veriyorlar,dusuncelerini duzgun Fransizca kullanarakgelistiriyorlardi. Dil, bir tolum'in mayasininarilastirilmasi ve gelistirilmesi icin de en onemligerectir. Fransiz Dusunce Isverenleri, gerekli "asi" yialdiktan sonra, gelistirdikleri dusunceleri Fransizgerceklerine Fransizca aktarmis, uygulamislardi. Yeni dusunce buluslari icin yeni sozcukleryaratilmasi dogaldir. Diller egitim yolu ile gelisir. Her toplum'in Dusunce Isverenleri, yeni dusunce yontemve kavramlarini, oz toplumlarinin diline, toplumlarininanlayacagi deyimler kullanarak aktarmakla da sorumludur. Alman Dusunce Isverenleri, en az Fransiz DusunceIsverenleri kadar bu konulara onem vermisler, yeniolusan dusunceleri aciklayabilmek icin Almanca deyimleryaratmislardir. Sozcuk ve kavramlari oldugu gibi, sukatilmamis bicimde, diger dillerden "odunc almak" nedenli dogrudur? Sorgusuz odunc alinan sozcukler sonucugelismeyen bir dil de, calismayan beden gibigucsuzlesir. Dil'i olen toplum'un gelecegi ne olabilir? Karmasik dil kullanmanin, bilgi'nin, dusunceyeteneginin, ve egitim'in gostergesi olmadigini OmerSeyfettin de biliyordu. Kolay anlasilir yazi ve konusmadil'inin, kisinin egitim'in en yuksek basamaginingostergesi oldugu inancinda idi. Bu yuzden Seyfettin,ari Turkce atilimina katilarak Turkce'ningelistirilmesine calisiyordu. O kadar ki, bir gun"lugat paralayarak" "agdali" konusan bir meslektasina,arkadas toplulugu icinde cikismis idi: "Cancagizim,neden oyle sozluk gibi konusuyorsun?" Ingiltere'nin1980lerdeki basbakan'i Lady Margaret Thatcher, "Eger biryazi kolay okunuyor ve aktardigi bilgiler iyianlasiliyor ise, yazarinin da olgun oldugunu gosterir"demekle, Seyfettin'in gorusune de katilmistir. Fransiz Devrimi Fransa icinde hizini alip yerineoturduktan sonra, Fransiz toplumu ve Fransiz aydinlari,dunya duzeyinde etkilerini gostererek dunya capindaDusunce Isverenleri durumuna geldiler. Gene eklenmesigerekir ki, Fransiz Devriminin temelinde yatandusunceler, Amerikan Devriminden (1776) de buyuk olcu'deetkilenmistir. (Ayrica, gunumuz Fransiz sarap-uzumuasmalarinin da tarimsal koken olarak "asi"li, "Amerikan"oldugu bilinir). Amerikan Devriminin ilkeleri Paris'eAmerikali Dusunce Isvereni Benjamin Franklin (1706-1790)ve Amerikan Devriminde Amerikalilar yaninda carpisanFransiz soylusu La Fayette (1757-1834) yolu ile degelmisti. Fransiz Devrimi, ayrica, diger Avrupa kokenli (ornegin, Italyan) Dusunce Isverenlerinin katkilari ilede etkilendi. Dusuncelerin sinir tanimadigini en iyigosteren orneklerden birini daha boylece gormusoluyoruz. Unutulmamasi gerekir ki, butun bu orneklerdeyer alan olaylar, Dusunceleri yaratan DusunceIsverenlerinin ana dillerinde yazilmis idi. Bu DusunceIsverenleri, birbirlerinin dillerini cok iyibiliyorlardi, bu dillerde uluslararasi duzeyde yazisipyayin yapiyorlardi; ama, toplumlari icin, oz dilleriniyenilikleri ile birlikte kullaniyorlardi. Ayrintilari,gunumuzde ABD Kongre Kitapligi Baskan'i olan, daha onceuniversite ogretim uyeligi yapan James Billington'unyazdigi Fire in the Minds of Men kitabindabelgelenmistir. Fransiz Dusunce Isverenlerinin dusunceleri basildi,yayinlandi. Basilan bu dusunceler, diger dillere, buarada 19cu yuzyil icinde Turkce'ye de aktarildi. Tanzimat (1839-1876? 1909?), dolayisi ile Osmanlidevleti icindeki "yenilesme" calismalari uzerinde etkigosterdi. Tanzimat'in kokenleri tartisilabilir; buakim'in kendi basina tam anlami ile basarili oldugusoylenemez. Turk atasozu: "Sokma akil, dokuz adimgider." Abdulhamid II (1842-1918) 31 Mart Olay'isonrasi Selanik'ten yol'a cikan, icinde Mustafa Kemal(1881-1938) ve Omer Seyfettin gibi subaylarin dabulundugu Hareket Ordu'sunca 1909 da taht'tanindirilinceye kadar, Tanzimat'in getirdigi yeniliklerincogunlugunu sondurebildi. Bununla birlikte, 1919-1924Turk Kurtulus Savasinin basini cekenler, "Tanzimat"surecinde ozellikle Istanbul'da kurulan okullardaokudular, ilerde yapacaklari atilimlarin kokunde yatandusunceleri bu okullarda mayalandi. Abdulhamid'in"sondurme calismalari" bir yerde basarisiz kaldi;dusuncelerin olumsuzlugunu gene vurgulandi. Aci'yitoplum cekti. Gunumuzde toplum onderleri arasinda sayilan, yuksekegitim gormus diplomali kisiler icinde, "politika'yipartiler yapar, ben karismam" tutumlu olanlari yokdegildir. Toplumlar, tarih boyunca bagimsizlik kazanmakicin ugrasmislardir. Amerikan, Fransiz Devrimleri buistegin birer gostergesi oldugu gibi, bu yondekigunumuz'e en yakin ornekleri Ikinci Dunya Savasi sonrasiDogu Avrupa ve SSCB icindeki tutsak kalan uluslarvermistir. Bu toplumlar, tek bir kisi --ornegin,Hitler-- ya da kucuk bir yonetici kumesinin toplumlari"kaba guc yolu" ile yonetiminden --ornegin, SSCBPolitburosu-- siyrilmak, yonetimi oz ellerine almakicin vurusmuslardir. Bu da, "politika'yi siyasipartilerin eline birakmak" ile gerceklesmemistir. Adiuzerinde oldugu gibi, "Cogulcu Yonetim," toplumbireylerinin yonetime katilarak, yonetimi ellerinealarak yapabilecekleri bir istir. Bu isten, "ozyonetimine olumlu acidan katilmaktan" kacinanlar,boyunduruk altinda yasamakla yukumludurler. Bu "olumluatilim"in ne olacagini, toplum ve kisiler oz mayalarinabakarak, toplum'u olusturan ortak mayalari uyarincasececeklerdir. "Maya"siz olan toplum yasayabilir mi? 1776 Amerikan Bagimsizlik Duyurusu (Declaration ofIndependence) Philadelphia sehrinde yazilirken, BenjaminFranklin de bu ugras'a katilanlar arasinda idi. 23Nisan 1920 de, Ankara'da yeni kurulan TBMM de oldugugibi, Amerika'da yeni kurulacak yonetim duzeni'nin neolacagi onceden belirlenmemis idi. Bir kesim, GeorgeWashington'un "Kral" olmasini ongoruyordu. Sonuc,Amerikan toplum'unca dort goz ile beklenmekte idi. Sontoplantidan cikan Benjamin Franklin'in yol'u, bir hanimtarafindan "[Duyuruda kesinlesen] Yonetim duzenininniteligi nedir" sorusu ile kesilir. Franklin karsilikverir: "Cumhuriyet, hanimefendi; egerkoruyabilirseniz." Eger bir toplum oz mayasina dayali dusunceleriuretemez, oz mayasina dayali Dusunce Isverenleriyetistiremez ise, o toplumun gelecegi ne olacaktir? Gelismelerin yer almasi kacinilmazdir. Yalnizca birdil'den digerine ceviri yapmak yolu ile Dusunce Isvereniolunabilir mi? Bir toplumun Dusunce Isverenlerininortaya attigi dusuncelerin diger dillere de cevrilmelerigereklidir, onemlidir. "Asi yapmak" yonteminin birparcasidir. Bir toplum'un oz Dusunce Isverenleri,Dusunce ve goruslerini dunya duzeyinde ve dunyanin encok konusulur dillerinde de "tercume 'kokmayan' duzende"yayinlarlar. Yoksa, Dusunce Isverenleri birbirleri ilebaska duzeyde nasil tartisacak, anlasabileceklerdir? "Egitilmis" ve "mayali" "koklu" olduklarini bu yoldan"gostermelidirler." Mayasi bozuk, ya da "mayasiolmayan" kisiler ne denli basarili olabilir, saygigorebilir? Birlesik Krallik Dusunce Isvereni EdmundBurke (1729-1797) bir toplum'un kurumlarinin, otoplum'un genel egitim ve varliginin duzeyini veniteligini gosterdigini de vurgulamis, eklemistir: "birtoplum'un ucuruma yuvarlanmasi icin, yalnizca o toplumbireylerinin [su'ya-sabun'a dokunmamak istegi ile] hicbir is yapmamasi yeterlidir." Muzik te, bir toplum'un ana kurumlarindan biridir,maya'sinin temel taslarindandir. Mustafa Kemal Ataturk,"Bir toplum'un dunyadaki gelisemeleri anlayabilmesiicin, muzikteki degisiklikleri saptamasi gerektir"demistir. Ataturk'un bu gorus'unun ilk bakistagorulmeyen derinligi vardir. Muzik, bir toplum icindeki"yon dalgalanmalarinin," "maya savaslarinin"gostergesidir. Bir toplum'un, diger toplumlarinezgilerini oldugu gibi oz maya'si icine alir ise, sonucne olur? Toplum, begendigi ezgilerin koklerini veniteliklerini de yakindan bilmelidir. Maya'sinin negibi etkenler altinda kaldigini, ne gibi yonleregittigini, bu etkilerin nereden geldigini bu yol'dan daanlayacak, belirleyecektir; sonuclar cikaracaktir, yeniatilimlara girisecektir. Bir Dusunce Isvereni'nin ortaya attigi (yeni ya daeski) "Dusunce"nin genel olarak toplum'a "yararinin"degerlendirilmesinin yapilmasi kacinilmazdir. Ince-eleyip, sik-dokuyarak, "Dusuncelerin" diger verilerisiginda toplum'a yarar-zararlari yazili olarakkarsilastirilir. Bir dusunce'nin toplum'a "yarar" ya da"zarar"inin olup-olmadigini anlayabilmek icin, toplumonce oz amaclarini ve maya'sini bilmelidir. DusunceIsverenlerinin en onde ele almasi gerekli olan is,toplum'a sozculuk etmeleridir; toplum'un dunyada yeralmakta olan olay ve gelismeleri anlamalarina yardimciolmaktir. Dusuncelerin "iyi" ya da "kotu" olarakayirimlarinin yapilmasindan daha cok, dusuncelerintartismalarinin yapilarak ayrintilarinin anlasilmasidaha onemlidir. Bu yol, "Asi yapmaya" bir baska yon'dende yardimci olacaktir. Ancak, bir de hastaligin basvermesine neden olacak ortamlari da ortadan kaldirmakgerekir. Yalniz, ornegin, kolera'ya karsi asi yapmakyetersizdir. Kisa sureli bir "cozum"dur. Uzun surelicalisma olarak, kolera'nin patlak vermesini onlemekgerekir; calisir lagimlarin dosenmesi ve lagimlaringetirdigi akintilarin temizlenmesi icin aritmakuruluslarinin yapilmasi kacinilmazdir. Dusuncelerinyazili olarak degerlendirilmesi, basim-dagitim yoluylabu degerlendirmelerin acikca topluma aktarilmasi, birtoplum icin "iyi" ya da "kotu" secimlerinin yapilmasininen uygun yoludur. Yeter ki, toplum'un DusunceIsverenleri bu gorev'i yerine getirebilecek yetenekteolsun. Dusunce Isvereninin varligi ve gucu, topluma yapmakistedigi katkidan oteye gidebilir mi? Neden bir kisi,ya da kume, Dusunce Isvereni olmak icin varliginiharcasin? Toplum'a olan sorumluluk gereginden mi,yoksa, kisisel olarak elde edebilecegi "kazanc" tan mi? "Bu kazanc" ne olabilir? Bu tur sorular da o kadaronemli degildir. Onemli olan, bir toplumun oz bunyesiicinden cikacak Dusunce Isverenlerini titizlikleincelemesi, degerlendirmesidir. Yalniz "diger"toplumlarin Dusunce Isverenlerini degerlendirmek yeterlidegildir. Dusunce Isverenleri, birbirlerinindusuncelerini surekli elestirecek ve denetliyeceklerdir. Dusunceler "kureseldir." Toplumlar, DusunceIsverenlerini "sinavdan gecirecektir." Bu uc yonludusunce ugras'i, Dusunce Isverenlerinin bilgi vedusuncelerini "kotu"ye kullanmalarini onleyecektir. Birtoplum bu uc'lu denge'yi kurmayacak olursa, bagimsizolarak yasamini surdurebilir mi? Nasreddin Hoca,komsusunun kazan'ini odunc alir. Kullandiktan sonra,kazan'in icine bir tencere koyar ve komsusuna gerigoturur. Komsu saskinlikla sorar: "Hoca, bu ne?" Nasreddin Hoca kisaca karsilik verir: "senin kazan gebeimis, dogurdu." Komsu hic direnmeden kazan'i da,tencereyi de alir. Aradan bir sure gecer, NasreddinHoca gene kazan'i odunc ister. Komsusu istekle kazan'igetirir, verir. Aradan uzunca bir sure gecer, Hoca'danses cikmaz. Komsu, Nasreddin Hoca'nin kapi'sinin ip'iniceker: "Hoca, kazan bana gerek." Nasreddin Hoca,uzgun: "sorma, komsu, senin kazan oldu." Komsu,kizgin, bagirir: "kazan nasil olurmus ki?" NasreddinHoca karsiligi yapistirir: "dogurduguna inandin,oldugune neden inanmazsin?" Bir toplum'un her uyesi, Ornegin, bir muslukcu,Dusunce Isvereni olabilir mi? Her Dusunce Isvereni, birmutfak muslugunun damlamasini durdurabilir mi? Her ikiornek icinde gorulebilecegi gibi: bir Dusunce Isvereni,mutfak muslugunun damlamasini durabilecegi gibi;muslukcu da Dusunce Isvereni olabilir. Arandiginda, cokornek bulunabilir. Kazanc toplumundur. BenjaminFranklin ve Thomas Edison'un (1847-1931), gecimsikintilari dolayisi ile, ilkokul ogrencileri olarak"okul calismalarina" son verdiklerini belirtelim. Ancak, bu gibi kisiler, kendilerini yetistirmeyi de cokiyi bilirler ve icinden ciktiklari toplumlara da ictenve koklu olarak bagli kalirlar. Franklin ve Edison,basarilarinin uluslararasi duzeyde olmalarina ve dunyaduzenini geri donulmeyecek kadar temelden degistirenbulus ve calismalarina karsilik, maya olarak koyuAmerikali idiler ve Amerikali kaldilar. Kisa bir sure icinde, Koc UniversitesininIstanbulda kuruldugu dunya'ya duyurulmaya baslandi. Sayin Vehbi Koc, bu atilimi ile, yalniz basarili birTurk is-adami olarak kalmiyor; Dusunce Isverenligine deadayligini koyuyor. Bu turdeki diger basarili iskuruluslarin da bu yolda calismalari oldugu yakingunlerde agizdan-kulaga yayiliyor. Icten kutluyoruz. Bir toplum'un icinde, dogustan Dusunce Isvereniolan kisiler de bulunabilir. Omer Seyfettin, hayatininson yillarinda Istanbulda bir lise'de edebiyatogretmenligi de yapti. Ayrintilar, Tahir Alangu'nunyazdigi Omer Seyfettin kitabinda yer alir. Seyfettin,yonetimine katildigi kurumlarin ozellikleri dolayisiile, pek cok olay'in icyuzunu ve meselenin cozum yolunubiliyordu. Bir gun: "...Ilim baska, alim baska; irfanbaska, arif baska..." diye bir deyim yaratmis; dilindendusurmez olmus. Seyfettin muteakip haftalardan birindeogretmenlik yaptigi lise'nin Muallimler Odasi'na girer,ve onemli bir aciklamada bulunur: "...Avusturya'danvagonlar dolusu seker geliyor..." Seyfettin'in yuksekmakamlardaki siyasi kisiler'e de yakinligibilindiginden, aylardir seker'i ruyalarinda goren digermuallimler cok mutlu olurlar, sevinc ile, "...nasilbirkac kilo ya da birer cuval alabileceklerini..." Seyfettin'den sorarlar. Seyfettin karsilik vermez. Azsonra, lise'nin kidemli hademelerinden biri MuallimlerOda'sina girer. Seyfettin, muallimleri cok sevindirenbu bilgi'yi, oda'da bulunanlarin onunde hademe'ye deverir. Hademe'nin karsiligi: "...inanma bey'im;Avusturya'nin sekeri olsa, kendi yer..." Seyfettinmuallimlere doner, ve aciklamada bulunur: "...Ilimbaska, alim baska; irfan baska, arif baska... Sizlerilim ve irfan sahibisiniz. Soyledigime inandiniz. Buadam alim degil; ama arif. Dolayisi ile soyledigiminicyuzunu, dogru olmadigini, kolaylikla gordu..." Hic bir Dusunce Isvereni, bu yazida ele alinankural ve gozlemlerin uzerinde degildir. Her DusunceIsvereninin calismalarinin, butun DusunceIsverenlerince, ve toplum'ca, dusunce kuramlari ve uygartartisma duzenleri icinde, toplum'a acik olarak, inceelenip-sik dokunmasi gereklidir. Bu tur "Eleme" vedegerlendirmeden gecmeyen Dusunce Isvrenleri'nindusunceleri, ilerde dunyadaki toplumlarin kanlari vecanlari ile yuksek kerte'de odeme yapmalarinigerektirebilir. "Akilsiz Bas'in Ceza'sini, AyaklarCeker."