Wednesday, December 21, 2005

H. B. Paksoy: Ticaret, Tarih, Uluslararasi Yarisma

H. B. Paksoy TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997) Kultur Sanat Yayini. 165 sayfa ISBN 975-96079-0-5
Copyright 1993 H. B. Paksoy TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK kitabinin butun yayin haklari, Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca, H. B. Paksoy adina ABD Kongre Kutuphanesi Copyright kutugune kayitlidir.
Asagidaki Belgeleme Yazisi, ABD de kurulmasi ongorulen VAKIFLITURK TARIHI KURSUSU calismalarini desteklemek amaci ile, ABD'ninileri gelen arastirma universitelerinde gorev yapmakta olan birogretim uyesince, 1991 yili Eylul ayinda yazilmistir. BuBelgeleme'nin Birinci Bolumu gene ayni ogretim uyesince, 1990yili Mayis; Ikinci Bolumu ise 1990 yili Eylul ayinda kalemealinmistir.
04 TICARET, TARIH VE ULUSLARARASI YARISMA
Ticaret, hem bir savunma, hem de bir hucum silahidir. Almanlar,Ikinci Dunya Savasi sonunda silah zoru ile parcalanmislardi.Gunumuzde, birlesmeyi silah zoru ile degil, ticaretlerinin gucuile gerceklestirmek yolundadirlar. [Kaldi ki, Almanlar 19ciyuzyilda, bugunku Alman topraklari uzerinde 300 den artik Almandevletini gene ticaret yolu ile birlestirerek guclu birimparatorluk kurmuslardi]. Japonlar Ikinci Dunya Savasinda agirbir yenilgiye ugradilar. Buna karsilik, ticaret yolu ilekendilerini toparlamakla kalmadilar, dunya onderleri arasinagectiler. Ingilizler, Ikinci Dunya Savasini galipler arasindabitirdiler. Ancak, savasi kazanmak icin sermayelerini harcamakzorunda kaldilar. Sonucunda ticaretleri buyuk olcude aksadi, veeski guclerini kaybettiler. 1960 ile 1980 yillari arasinda,Ingiliz Disisleri Bakanliginin dunyadaki butun IngilizBuyukelciklerine verdigi bir numarali emir: "Ingiliz ticaret'inigelistirin" oldu. Bugun, Ingiliz dunya ticareti "kar etmektedir,"uluslararasi satislari, alislarindan yuksek orandadir. Her ucornek'te de goruldugu gibi, devlet ve millet'in yasamasindaticaret buyuk katkida bulunur. Ticaretsiz ne askeri guc ne desiyasi bagimsizlik saglanabilir. Dolayisi ile: ticaret, ordu vebagimsiz devlet birbirinden ayrilmaz ucuz kardestir.
Bu gerceklerin ortaya cikmasi da yeni degildir. 13cu yuzyildakurulan Mogol imparatorlugunun cokme nedenlerinin basinda,ticaret yollarinin Asya kara yollarindan dunya deniz yollarinagecmesi ve Mogollarin kendi kulturlerini koruyamamalarigelmektedir. Buyuk duzeyde Asya'nin kara yollari ile ticaretyapmakta olan Mogollar, bu gelismeye ayak uyduramadilar. 19cuyuzyilda birbirlerine karsi "kuvvet dengesi" kurma ugrasina girenAvrupali devletler, bu amaclarini gerceklestirmek icin Asya veAfrika'da somurgeler kurdular. Bu somurgelerden akan ticari geliryou ile birbirlerine karsi surdurdukleri yaris'ta kendi guclerinibu yontem ile arttirma yollari aradilar.
Yukarda ozetlenen bu gercekler nasil ve nereden bilinir?
1. Ticaret, bir yarisma'dir. Bu yaris'i, malini satan ve kar edenkazanir. Ticaret yarisini kazanma ugruna calismak, ortaya "YeniTeknoloji" cikarir. Alicisinin isini kolaylastiracak ve gorecek,uygun fiatta mallari uretmek teknoloji yolu, yani surekli yarismasonucunda ortaya cikarilir. Cin imaparatorlugunun 16ci yuzyilda"kendi icine kapanma" karari, Cin'in dunya pazarlari ile olaniliskilerini kesmesine neden oldu. Yarisma disindakaldiklarindan, Cin ticaret, sanayi ve bilimleri geriledi. Buornekte de gorulecegi gibi, bir defa arka siralara dusmek,yeniden on duzey'e cikmayi cok guclestirmektedir.
2. Ticaret ne amacla yapilir? Ticaret bir "silah" olduguna gore,bu silahin kullanilma duzeninin cok iyi bilinmesi ve anlasilmasigereklidir. Her ulus'un bagimsiz, ozgur ve rahatlik icindeyasamak istemesi dogaldir. Ancak, bunu yapmak her ulus'un kendiustune dusen gorevdir. Baska uluslar da bu yondecalistiklarindan, yarismanin yonu ortaya cikar. Bolsevik-Sovyetdevletinin kurucusu sayilan Vladimir Lenin, bu konuyu tek birsorusu ile acikliga kavusturmustur: "Yapilan is, kiminyararinadir?" Ticaret, yalnizca bir kisinin veya ailesininyararina olamaz. Ticaret'in, ticaret'i yapan kisinin uyesi oldugutoplumun yararina da olmasi gerekir. Eger toplum bagimsiz veduzenli olmaz ise, kisi ve ailesi de ticaret yapamaz. OrtaCaglar'in en varlikli devletlerinden biri olan Venedik bu gercegicok iyi kavramis oldugundan, 14cu yuzyilda bu konu ile ilgili pekcok yasa'yi yururluge koymaktan cekinmemisti. Gunumuzde cokkullanilan "acentelik" duzenini kurup genisletmis Venediktuccarlarinin ticaretinin, Venedik Devletinin ic ve dispolitikalarina yardimi saglanmisti. Bu kararlarin alinmasinaVenedik tuccarlari da katilmisti. Gunumuzde ise, bu konu'da Japonornegini gostermek mumkundur.
3. Yarisma, en cok ticari alanda goze carpmakla birlikte,yalnizca tek yonlu kalamaz. Dunya pazarlarinda neden Fransizparfum'u; Hollanda peynir'i; Ingiliz kumas'i; Italyan ayakkabisiaranir? Ingilizler de cok iyi peynir, ayakkabi; Fransizlar dayuksek nitelikli kumas; Japon ve Amerikalilar da cok iyi parfumuretirler. Genellikle, aralarindaki fark, bir nitelikayricaligindan degildir. Tuketicinin dusuncelerine islenmisgoruntulerden dolayidir. Aktarilan "goruntu dusuncesi" ise "oncebeni, dolayisi ile de sattigim mal'i sev ve al" yonundedir. Bu dayeni bir gorus degildir. Diger ulkelerde de, Turkiyede oldugugibi "hatir icin" cok is yapilir, ticari anlasmalara da girilir.Ancak, bu tutum ve dusuncelerin uluslararasi iliskilere etkiyapmasi da kacinilmaz bir gercektir: TIME dergisinin kurucusu vesahibi Henry Luce, Chiang Kai-shek'i sevdiginden, omru boyuncaTaiwan'i yazilari ve dergisi ile savunmustur. Bu gibi nedenlerle,Arjantinli tuccarlar, Arjantin'in Ingiltere ile 1982 yilindayaptigi Falkland savasi sirasinda bile Ingiliz mallarini satmaktahic gucluk cekmemislerdi.
4. Bu turde, "dusuncelere goruntu islemek," 20ci yuzyilin ilkyarisinda "reklam" olarak bilinmistir. Ancak, 20ci yuzyilin sonyillarinda "reklam" gazetelere, TV'ye ve dergilere verilenfotografli, ya da yazili "aciklamalar" degildir. Baska birdeyisle, bir mal'in "var oldugunu," satista oldugunu aciklamak nereklamdir, ne de satilmasini saglayacak demektir. Eger tuketicibir mal'i almak icin neden gormuyorsa, o mal'in varligini haberveren ne kadar "aciklama" yapilirsa yapilsin, o mal'in satilmasigerceklesmez. Buna karsilik, "aciklama" yerine, tuketici'yi"imrendirecek" bir goruntu yaratilacak olursa, o mal'in cok cabuksatilmasi isten degildir. Bu da, "psikolojik harp" cercevesinegirer. O noktada da, "reklam" ile "propaganda" arasindakiayriliklar erir, birinin nerede bitip, digerinin nerede basladigianlasilmaz olur. Fakat, bu "imrendirme" nasil yapilir? Neleredayalidir? Neden Turkiyede degisik yabanci uluslarin "KulturMerkezleri" vardir? Neden Turkiye'nin o ulkelerde "KulturMerkezleri" yoktur? Bu tur uluslararasi anlasmalar "ikili" olarakyapilir, anlasmayi yapan taraflarin esitlikleri temel tutulur.
Kanuni Sultan Suleyman ile Fransa krali Francis arasinda 1536yilinda yapilan anlasmaya gore, Osmanli ve Fransiz tuccarlariesit haklarla birbilerinin ulkelerinde kendi kanunlaricercevesinde [ornegin, Osmanli tuccari Fransada Osmanlikanunlarinca] ticaret yapacaklardi. Az sure sonra, Hollandali veIngiliz tuccarlari da bu Fransiz anlasmasi cercevesi ve korumasialtina girmeyi basardilar. Osmanli tuccarlari kendilerine taninanbu esit haklardan faydalanma yoluna gitmediklerinden, bu esitanlasmalar 18ci yuzyilda "kapitulasyon" haline donustu. Giderek,bu kapitulasyonlar tam anlami ile Avrupa devletlerinin politik veaskeri politikalarinin orta diregi haline geldi. Duyun-u Umumiidaresi ile en ileri duzeyde somurge yonetimi niteliklerinigosteren bu anlasmalar, Turk Kurtulus Savasindan bile degismedencikabildiler. Bu "gudumlu yonetim" ancak Lozan anlasmasi ile sonaerdirilebildi.
5. Yarisma, yalnizca ticaret'te kalmaz. Ana sorun, bir ulus'un,toplumun ve devletin hayatta kalmasidir. Yarismayi kazanan yasar.Kaybeden de iz birakmadan erir gider. Bir toplum'un, ulus vedevlet olarak yasamasini kim ve nasil saglar? Bu soru'nun tekkarsiligi vardir: toplum'un kendi. Bir toplum'u toplum yapanveriler nedir? Hersey'den once, kim oldugunu ve kimliginibilmektir. Bellegini kaybetmis bir kisi ne yapabilir? Neredeoturdugunu bilemez, ailesini, yakinlarini taniyamaz, ne is yapmisve yapmakta oldugunu bulamaz. Bellegini kaybetmis kisi ne yiyipne icecektir? Nerede yatip uyuyacaktir? Ev'i bark'i nerededir? Okisi'ye kim bakacaktir? Yasamasi icin giderlerini kimkarsilayacaktir? Bir toplum'un bellegi, gecmisi, yani tarihidir.Tarihini bilmeyen toplum ile bellegini kaybetmis kisi arasinda neayrilik bulunabilir?
6. Yalniz mallarinin nitelikleri yolu ile ticaret yarismasindabasari saglayamayanlar, diger yollara da basvururlar. Uluslaricinde de bu yollara sapanlar az degildir. Savas yolu ileyarismaya katilan diger uluslari ortadan kaldirmak amacinigudenler de olmustur. Birinci Dunya Savasi bu noktanin en onemliornegidir. "Buyuk Devletler," Orta Dogu'yu kendi cikarlari[ozellikle petrol yataklari] icin istemis, oradaki devlet veimparatorluklari ortadan kaldirip yerlerine acik ya da kapali"mandali" "devletler" kurmaktan kacinmamislardi. Ancak, "sicaksavas" cok buyuk giderleri gerektirdiginden, amac degistirmeden"soguk savas" yolu da gudulebilir. Bu "soguk savas" in en onemlikolu da "Kultur savasi" dir.
Ticaret ve sanayide, "patent"ler vardir. Yeni bir gerec veya malureten bir kisi veya kurulus, "patent" alir. Patent alan kisi yada kurulus, boylelikle yarattigi yeni mal'in getirecegicikarlardan faydalanma hakkini korumus olur. Bu patent, yalnizbir ulus icinde degil, uluslararasi anlasmalar yolu ile dunyacercevesinde de yasa yolu ile korunur. Kultur'un patent'i yoktur.Kultur'un surekli uygulanmasi, gunluk yasamda surdurulmesi yoluile sahibinin hangi toplum oldugu bilinir. Gunluk yasamda sevilenve kullanilan kultur ise en basarili "satici"dan cok dahaetkendir. Kultur'un sahibinin bilinme baslangici ise tarih'tir.Tarih, yazilmadikca tarih olamaz. Yazilmayan tarih okunamaz,bilinemez. Bilinmeyen de gelecek kusaklara aktarilamaz. Tarihiniyazmayan, bilmeyen, yaymayan millet geleceginden vazgecmisdemektir. Gecmisini bilmeyen millet benligini saklayamaz,kaybolup gitmeye mahkumdur. Bu gercegi cok iyi kavrayan ozelkisiler, uyesi olduklari toplumlar yararina, kendi ozelvarliklarini harcayarak arastirma universitelerinde tarih vekultur kursuler kurmus ve kurmaktadirlar. Ek olarak, hemen butunticari ve sinai kuruluslar bu yarisa katilmis, savunduklari veuyesi olduklari kultur'un belgelenmesi ve yayilmasina calisacakkursulerin kurulmasina para yardiminda bulunmaktadirlar. Bugerceklerin Orneklerini gunluk gazetelerde bile okumak mumkundur.
7. Gunumuzde "tarih yazip ta ne olacak, sanki herkes gercegibilmiyor mu?" diyen kisiler de bulunabilir. Bu gorus'everilebilecek tek karsilik vardir: Bu gerceklerin bilindigini kimbiliyor? Nasil ve nereden biliyor? Konu ile ilgili, Turkiyedisinda yazilmis kitaplara bakilacak olursa, ortada Turk tarihiya da Turk kulturu diye bir kavram yoktur. 1919-1924 TurkKurtulus Savasindan da soz edilmez. Eger Turkler tarihlerini vekulturel dayanaklarini uluslararasi duzey ve bilinc ileyazmayacak ve yaymayacak olurlarsa, diger ulus ve toplumlarinyetistirdigi universite ogretim uyeleri, kendi ulus aci vecikarlari yonunden bu isi yapmaya hazirdirlar. Hatta gunumuzdeyapmakta ve yazmaktadirlar. Ozellikle, 1912 ile 1930 yillariarasinda diger uluslarin bilim adamlarinin kendi acilarindan Turktarihi uzerine yazdigi kitaplar bu gun okutulmakta ve dunya kamuoyu uzerine buyuk etki yapmaktadir. Bu gun yazilmakta olan yenikitaplar, 1912-1930 arasi yazilan kitaplari kaynak gostererekkaleme alindiklarindan, daha once yazilanlarin etkenlikleri ciggibi buyumektedir. Sozu edilen kitaplarin topluca ortayacikardigi sorunlar ayrica kitaplar yazmayi gerektirecek olcu'dede buyuktur.
Bu konu'da canli bir ornek daha verilebilir: Birinci Dunya Savasisonucunda, 1919 da yapilan Paris Anlasmasi, Osmanli devletinin"manda"lara bolunmesini ongormus idi. Boylelikle, ABD, Ingiltere,Fransa, Italya, Yunanistan devletleri Kucuk Asya'yi [bilindigigibi, "Anatolia" Yunanca'dir] da aralarinda paylasacaklardi. Bunagerekce ise, "kitaplarda yazili oldugu gibi," Kucuk Asya'dakultur sahibi olanlara "maddi ve manevi haklari geri verilecekidi." Dolayisi ile, Turklerin bildikleri ve hatta varliklari"kitaplarda yazili olmadigindan" soz konusu bile edilmiyordu.Buna karsilik, Bati dillerinde yazilmis buyuk sayida kitaplar,Kucuk Asya'da yasamis "diger" uluslarin kultur ve medeniyet'iniayrintilari ile anlatmakta idi. Baris Anlasmasini yapacakpolitikacilarin danismanlari, Batili kitaplari okuyarakegitimlerini tamamlamislardi. Arazi ve icinde yasayanlari yerindegormek icin, Kucuk Asya'ye iki buyuk, birkac tane de kucuk"Arastirma Komisyonlari" da gonderilmisti. Bu komisyon uyeleride, egitimleri sirasinda okuduklari kitaplardan ogrendikleriniaramakta idiler. Zekalari dolayisi ile, okuduklari ile gordukleriarasinda buyuk ayricaliklar oldugunu anlamakta gucluk cekmediler.Bununla birlikte, yazdiklari raporlar Pariste toplanmis olanpolitikacilarin gorus ve kararlarini degistiremedi. ArastirmaKomisyonlarinin raporlari, basilmis kitaplara aykiri idi.Sonucunda, Paris Baris Toplantisinin kararlarini geri aldirmakgene milyonlarca Turk'un kanina maloldu. Kucuk Asya'da yasayanTurkler yillarca ekonomik sikinti cekmek zorunda birakildi.
"Kongrelerin, Parlamentolarin kanun cikarmasi ile tarih yazilirmi? Keyifleri bilir, buyursunlar yapsinlar. Bizim icin gecerlidegildir" diyenler de Turkler arasinda duyulmaz degil. Bu gorus'ekarsilik olarak [Ingiliz Disisleri Bakani Arthur James] BalfourDeclaration'i gostermek yeterlidir. 1917 yilinda, IngilizHukumetinin kararlari uyarinca yazilmis uc kisa paragraflik birmektup, bugunku Israil Devletinin Filistin topraklarindan basariile ayrilarak kurulmasina kanuni dayanak olarak gorulmus vegosterilmisti. 1980 ve 1990larda, bu tur bir beyanat ile yenidevletler kurma cabasinda olanlarin varligi gunluk gazetelerdenokunabilir. Boyle Beyanatlari yazanlar, o beyanatlari imzalayankisiler degildir. Yardimcilaridir. O yardimcilar, hangikaynaklara dayanarak genis uluslararasi sinir degistirme islerinegirisebilirler? O "yardimcilarin" kabul ettirmeye calistiklariiddia ve gorusler nasil ve neden taraftar kazanabilir? Yazilmistarih kitaplari ile karsilastirildiklarinda, "bilimsel aci'dandogru olduklari" gorulebilir. O kitaplar kimler tarafindan, nezaman ve hangi amacla yazmistir?
8. Gorulebilecegi gibi, uluslarin arasinda yer alan "GenelYarisma" icinde "Kultur Yarismasi" da hem savunma hem de hucumsilahidir. Kendi benliklerini iyi bilmeyen uluslar bu yarismadancok zararli cikarlar. Ustelik, bir ulus kendi benligini bilmezise, diger uluslarin bilim adamlari, hedef alinan birinci ulus'unbenlik bilgisini degisik nedenlerle carpitabilir.
"Pan-Turkizm" "hucumu" bunun bir ornegidir. "Pan-Turkizm" birTurk icadi degildir. [Bilindigi gibi, "Pan-Turanizm" "Turancilik"ve "Pan-Turkizm" Turkiye disinda es anlamda kullanilandeyimlerdir]. Eski Turk kaynaklarinda, "Turklerin dunyahakimiyetini ele gecirmek icin yasadiklari"ni belgeleyen birkavram yoktur. Bununla birlikte, ozellikle 20ci yuzyilbaslarinda, Turkleri bu suc ile itham edenler oldu. "Pan-Turkizm"in ozet olarak "tarihsel cervesi" nedir? Bugun bilinenkaynaklara gore "Pan-Turkizm", yukarida sozu edilen 19cu yuzyilAvrupa kuvvet dengesi ugrasmalarina yardimci olmasi icinAvrupalilarca Avrupa'da icadedilmis bir iddia'dir. Ilk olarak,1865 yilinda basilan bir kitapta gorulur. Ruslar 19cu yuzyil'da[1552 yilinda baslattiklari bir tutumu surdurerek] Asya'yaekonomik somurge bulucu yayilma hareketlerine devam ettiler. 1828den baslayarak, Ingilizler Hindistan'daki imparatorluklariniRuslardan koruma yollari aradilar. Rus ve Ingilizimparatorluklari arasinda yasayan Turkleri birlestirip, Rusyayilmasina karsi bir engel olarak kullanmak istegi bu "Pan-Turkizm" "cozumunu" ortaya cikardi. Ruslar da bu "Pan-Turkizm"iddialarini dini nedenlerle oldugu gibi kabullendiler. CunkuRuslar, Asya'ya yayilma calismalarinin yaninda, kendiHristiyanliklarini da yaymaya calisiyorlardi. Eger Turkleri"Batili medeniyetlere zararli" gosterebilirlerse, hemIngilizlerin kurmaya calistigi "Turk kalkani"ni kirabilecekler,hem de kendi Asya'ya yayilma cabalarini diger Hristiyanlarin dayardimi ile surdurebileceklerdi. 1907-1909 larda yapilan gizlianlasmalarla, Ingiliz ve Rus imparatorluklari birbirlerine karsibu silahi kullanmama karari aldilar. Bunun uzerine, Ruslar "Pan-Turkizm zararlarini onleme" adi altinda calismalara basladi.Erzurum ve cevresinin Birinci Dunya Savasinda Ruslarin elinegecmesinin altindaki "neden"lerden biri oldu.
Birinci Dunya Savasi baslamadan once, Alman bilim adamlari vesubaylari, bu "Pan-Turkizm"i Almanya cikarlarina [Rus veIngilizlere karsi] yardimci olmasi icin ele aldilar. Basta EnverPasa olmak uzere, butun Turk subay ve politikacilarinabenimsetmeye calistilar. Almanlar bu "ozendirme, imrendirme"calismalarinda toptan basarili olamadilar: Mustafa Kemal, KazimKarabekir gibi genc ve yetenekli subaylar Almanya'ya, Fransa'yagonderildi ise de, diger uluslarin gutmekte olduklari hedeflerigorup anladilar ve karsi ciktilar. Omer Seyfettin Alman bilimadamlarinin ve tuccarlarinin "imrendirme" calismalarini yakindangorup, toplumu uyarmak amaci ile diger yazdiklarina ek olarakozellikle "Von Sadrinstayn" ve "Von Sadrinstaynin Oglu"hikayelerini yaratti. Buna ragmen, Turkler Kafkaslarda savasasokuldu. Amac, Bati cephesinde Ingiliz ve Fransiz'larlacarpismakta olan Almanlara nefes aldirmak idi.
Turkler arasinda "Pan-Turkizm" dusuncesine yakinlik, Ikinci DunyaSavasi baslamadan once gene Almanlarca, gene ayni Alman yararlariyolunda filizlendirildi. 1960 sonrasi "Pan-Turkizm" akinlari,Ikinci Dunya Savasi baslamadan once atilan tohumlardan yesermisve kok salmistir.
Bu olaylarin belgeleri, Avrupali uluslarin resmi devletarsivlerinde bulunmaktadir. Bu belgelerin kopyalarini satin almakmumkundur. Buna ragmen, "yarisma kavgasi" dolayisi ile, Turklerkendi yaratmadiklari bir akim olan "Pan-Turkizm" iddialariyla,uluslararasi kamuoyu onunde mahkum edilmeye calisilmaktadir.Cunku, bu olaylar yakin yillara kadar yazilmamis, kamu oyu onundebelgelenmemis, yayinlanmamistir. Son yillarda konu'yu acikligakavusturan arastirmalarin basilmasini bile onlemeye calisanlaroldugu gibi, basilan yazilara hucum etmeyi gorev bilenlerinsayisi da az degildir.
9. Bu ornekleri, kaynaklari ile, uzatmak zor degildir. Tarih, birdefa yazmakla da bitecek bir is degildir. Yeni belgeleredayanarak tekrar tekrar yazilmasi gerektigi gibi, her yil okutulmasi ve okunmasi, diger gorevlerine ek olarak aydinlarin ustune dusen kacinilmaz bir sorundur. Konu, Turk ulusunun sagligidir.