Wednesday, December 21, 2005

H. B. Paksoy: Turk Destanlari ve Dede Korkut

H. B. Paksoy TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997) Kultur Sanat Yayini. 165 sayfa ISBN 975-96079-0-5
Copyright 1993 H. B. Paksoy TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK kitabinin butun yayin haklari, Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca, H. B. Paksoy adina ABD Kongre Kutuphanesi Copyright kutugune kayitlidir.
07 TURK DESTANLARI VE DEDE KORKUT[1]
"Menim hikmetlerim dana (bilgin) isitsin Sozumu destan kilib maksadina yetsin."
Orta Asya'nin Yese sehrinde, bugunku Kazakistan'dayasamis ve gomulu olan Ahmet Yesevi'nin (olumu (M.S.1167) Hikmet adli kitabinda[2] yukarda yazili oldugugibi yer alan bu beyit, Turk destan turu'nun gucunugostermesi bakimindan onemlidir. Buyuk unlu dusunurYesevi'nin, oz dunya gorusunu ogrencilerine aktarmayacalisirken, destanlari kendi hikmetlerinden daha gucluve ustun saydigini anlatir.
Destanlar Turklerin dusunce, kimlik ve yaraticiligininen onemli temel taslarindan biridir. Bununla birlikte,destan sozcugunun tanim olarak Turkce'ye oduncalinmasi, Turklerce bu kendini dunya'ya anlatim vegelecek kusaklara ogut turunun ilk yaratildigiyuzyillardan cok sonra yer alan bir olaydir. M. S. 732yillarinda dikilen Kultekin anitlari bu kendini anlatimturunun ilk orneklerinden biri olup, bu anit'i diktirenBilge Kagan, anit'in uzerindeki yazitlarda kendinitanittiktan sonra, tanik oldußu tarihi olaylari anlatansozlerine soyle baslar:
Bu savimi edguti isit.[3]
M. S. 11ci yuzyilda ise, Kasgarli Mahmut'un yazdigiDivan lugat at-Turk kitabinda "sav," atasozu anlamindakullanilmaktadir.[4]
Kazak ve Kirgiz ellerinde, bu "kendini anlatim vegelecek kusaklara ogut" lerin her birine bugun bile"jir" veya "ir;" (Altay ve Tuva yorelerinde "corcok;")toplu olarak ta bu tur'e "batirlik jiri" denilmektedir.Eski Turklerin, toplumlarinda yer alan onemli olaylarijir ya da sav olarak soylemeyi sevdikleri anlasiliyor.Genellikle, bu "sav" ve "jir" lar yalnizca "Alp"lerinin adi ile bilinir, sevilir ve sayilirlar: OguzHan, Manas, Koroglu, Dede Korkut, Idige, Kirk Kiz. Ara-sira da, jirlara adini veren batir ve alplerin bunitelikleri de jir adina eklenir: Kambar Batir,Alpamis, Alp Er Tunga, Cora Batir.
Savlar, bir alp'in kendi urugu, oymagi, boy'u yada el'ine satasan yagilara karsi, bagimsizliklarini korumakicin giristigi ugras'a bascilik edisini dile getirir.Alp, kendini ve urugunu yagmaya gelen, tutsak etmekisteyenlerle bir er olarak vurusur. Oz soyununatalardan gelen torelerini yasatir. Alp'in basarisininonune gecmeye calisanlar da yok degildir. Bu donekkisiler (alp'in bagli oldugu boy'dan da olabileceklerigibi), alp'e engel olmak icin turlu yollarabasvururlar. Alp, atalarindan gelen yigitlikgeleneklerine oz erdem'inin keskinligini katar, buengelleri yikar, ugrularin ustesinden gelir.
Bu jirlari, gordukleri ve duyduklarina dayaranaksoyleyen "ozan" lar (akin, saman, kam, bahsi ve asikolarak da bilinirler), bir taraftan da gunumuzdeki"saz" ve "baglama" dan cok degisik olmayan "kopuz"calmakta idiler. Ornek olarak, "jir" lari incelersek,birkac bolum'e ayrildiklari gorulur. Sirasiyla:"Suyuncu," alp'in dogusunu ve diger sevindiriciolaylari anlatir. "Yar-Yar," toy adi altinda bilinendugunlerde, ilerde evlenecek olan genc sevgililerinbirbirlerine olan sevgilerini anlatmak icin dilegetirilir. "Kostagu," alp'in bagli bulundugu boyyararina vurus icin urgundan ayrilirken soylenir. Alp,gunun birinde ya vurusta, ya da yasi geldiginden dusup"Ucmaga Varacak" ve tanri katina cikacaktir. O zamanda, "Estirtu" agit olarak soylenir. Alp'in olumdensonra da "Yug Asi" yapilir ki, bu da bir toy olup,alp'in sagligindaki basarilarini anmak ve kutlamakgorevindedir. Butun bu "jir" lari bir araya getiripbutunleyen de "sav" dir.
Alp, icinden ciktigi urugundaki kisilerin en ustunyeteneklisidir. Cunku, cok kisinin basaramayacagiugraslara girecektir. Dolayisi ile, ozan, alp'inyaptiklarini ancak doga'da gordugu olaylara esit tutar.Cunku, alp'in kendi urugunda (ya da yagilari arasinda)es'i yoktur. Alp bir "yel gibi kosar," saclari "gunesgibi isildar," govdesi "bir ceviz agacindan saglamdir,"yumrugu "yildirim gucundedir." Alp'in us'u, erdem'i deen az kilici kadar keskindir. Karsi ciktigi yagi'nindusunduklerini onceden kestirip karsiligini vermesinibilir. Her vurustan once yer alan soz oyunlarinda daaltta kalmaz, karsisindakilerle inceden inceye eglenir.Bu soz oyunlari, vurusacak kisilerin birbirlerinikizdirmak ve akillarini celerek dengelerini sarsmak,yenilmelerini kolaylastirmak icin yapilir. Alp'in erkekolmasi da gerekmez. Gerek Dede Korkut'ta, gerekAlpamis'ta batir kizlar, hatun'lar vardir. Ustelik,Kirk Kiz hatunlarin, ve yigit kizlarin basindangecenleri anlatir.[5]
Yazildigi yili bildigimiz icin Kultigin anit'ini eneski sav olarak goruyoruz. "Ben Turk Bilge Kagan"deyip, bir Turk Hakani olarak ulus'u icin yaptiklarinidile getiriyor. Bilge Kagan bu sav'inda, basari'danonce ulus'unun basina gelen kotulukleri anlatip,yapilmis yanlislari bir bir gozden gecirerek bukotuluklerin ilerde yer almamalari icin atilmasigerekli adimlari sayiyor.
En eskilerden olan Oguz Han'in ilk dile getirildigiyuzyili bile bilmiyoruz. Ek olarak, Turkce yaratilmisolan Oguz Han bize Turkce olarak gelmemistir.[6]Residettin adli bir tabibin Farsca olarak yazdigi DunyaTarihi adli kitabina aldigi Oguz Han'in eksik oldugubiliniyor. Residettin ise Mogol Cengiz'in kurduguhanligin Guneybatisindaki (bugunku ßran ve Ortadogununbir bolumunu icine alan) ßlhanlilarin ic islerinebakiyordu.
Gunumuzde Oguz Han'i bu kaynaktan gene Turkce'yecevrilmis olarak okuyabiliyoruz. Adi gecen DunyaTarihi'nin M.S. 13cu yuzyilda yazilmis olmasinakarsilik, elimizdeki elyazmalari (Istanbulkutuphanelerinde en az dordu bulunuyor) 14cu yuzyildacogaltilarak aktarilmistir. Dolayisi ile, Oguz Han'indaha onceki yuzyillarda yer alan olaylari anlattiginidusunmek gerekir. Bu konuda Prof. Faruk Sumer'indegerli arastirmalari yayinlanmistir.[7]
En eski batirlik jirlarindan biri de Alpamis'tir.Turkiye Cumhuriyeti icinde bu ad ile bilinmemesinekarsilik, Dede Korkut'un Bamsi Beyrek bolumu ileAlpamis arasinda buyuk ayricalik yoktur.[8] Alpamisuzerine arastirma yapan Baskurt, Ozbek, Kazak ve Rusyazarlarina gore, Alpamis M.S. 6-8ci yuzyillarda Altaydaglarinin eteklerinde yer alan olaylari dile getirir.Ustelik, sozu edilen olaylarin daha gerilere gittiginigosterecek kirintilar da Alpamis'in icinde gozkirpmaktadir. Dede Korkut'un ise en gec 16ci yuzyildakagida aktarildigini goruyoruz. Ancak, Dede Korkut'unBati ellerine Oguzlar/Turkmenler ile geldigi,Turkmenlerin de 11ci yuzyilda Akdeniz'e indiklerinibiliyoruz.
Bu arada unutulmamasi gerekir ki, "sav" ve "jir" larsozlu olarak derlenip yaratilmislardir. Kusaktankusaga, agizdan kulaga, yurekten yurege aktarilarakyasatilirlar. Ozan da, kopuz'u ile alp'i oger, torelereolan duskunlugunu anlatir. Yagilar, alp'in boy'unauruguna satasmistir. Bu boy'un, urugun bagimsizligi sozkonusudur. Alp de atalarindan bu yana surup gittigi,batirlik jirlarindan ogrendigi gibi, gorevini bilir.Yola cikacagi gunu, yapacagini onceden dusunup incedenkestirir. Hazirligini bitirip, yapilmasi gerekli is'ekoyulur. Sav ve jir'larin kagida aktarilmalar1 ise cokdaha sonra yer alir. Bircogunun kaybolup gitmesi 19cuyuzyilda bu yonden onlenmis ise de, bu konuda dahacozumlenmemis sorular bulunuyor.[9]
Araplar ßslamiyeti kabul ettikten sonra, Iranlilarihakimiyetleri altina almislardi. Bu olay, Iranlilarinkendi dil, kultur ve benliklerini buyuk ocudekaybetmeye baslamalarina sebep olmustur. Iranlilarinbir toplum olarak ortadan kalkmasi anlamina gelecekolan bu tehlike'yi zamaninda goren Fars sair'iFirdevsi, eski Iran destanlarini toplayarak (TurkGazneli devleti icinde otuz yil sure ile calisarak)manzum Sahname'yi yazmistir. Onsozune de "Sahname'yiFarsca yazip, Iranli'yi dirilttim" diye kayit koyup,hakli olarak boburlenmistir. Sahname'de Iranlilarin basdusmani olarak gosterilenlerden biri Afrasiyab olarakadlandirilmis olup, Kasgarli Mahmut'a gore (M. S. 8ciyuzyilda dikilmis, yukarida adini verdigimiz) Turkanitlarinda adi gecen Turk Alp Er Tunga'dan baskasidegildir. Boylelikle, Kasgarli Mahmut da, 11ci yuzyildaTurk destanlarinin onemine deginmistir. Bu tarihlersonrasinda (Yesevi Hikmet kitabini yazdigi siralarda)Turk sav ve jir'larina, destan da denilmeyebaslanmistir.
Turk'un "kendini anlatim ve gelecek kusaklara ogutturu" uzerine Bati Turkleri tarafindan yapilmayabaslanan calismalar ise, cok yenidir. Ziya Gokalp vecalisma arkadaslari bir sure bu konu'yaegilmislerdir.[10] Turk destanlarinin bilimsel olarakincelenmesi yolunda ilk adimlari atanlardan biri iseProf. Zeki Velidi Togan olup, 1931 yilinda AtsizMecmua'da yayinlanan dort makalesinde yazdigina gore:
Milli destanlar, tarihi vakalari tasvirden ziyade, milletin yuksek milli duygularinin yansitan, tamami veyahut az cok tarihe mustenit bir ideal alemi gosteren halk edebiyat eserlerinden ibarettir. Milli destanin meydana gelmesi icin uc merhale gerekir: 1. Destani ruhlu bir milletin cesitli devirlerindeki macerali hayatini halk sairleri ufak parcalar halinde soylerler; 2. Milletin butununu ilgilendiren bir olay, bu cesitli destan parcalarini bir odak noktasi etrafinda toplar; 3. Sonunda, millete buyuk bir medeni hareket olur ve o sirada cikan aydin bir halk sairi, bu parcalari toplayarak milli destani yaratir. (Fars, Yunan ve Fin destanlari boyle meydana gelmistir).
Prof. Togan'a gore, Turkler, ikinci devri birkac keregecirmislerdir.
Butun Turk milletinin mefkuresini ve dusuncelerini bir yere toplayan destanlar butun Turk milletini birlestiren Oguz ve Cengiz vekayi gibi hadiseler dolayisi ile husule gelmis fakat ucuncu devre'ye girmeyip buyuk bir halk sair'i tarafindan tesbit edilerek muntazam milli destan seklini alamamis ve uful edip gitmistir. Bizde bu buyuk destanlarin ancak enkazi vardir.[11]
Nihal Atsiz'in 1951 yilinda yazdigina gore de:
Togan, Danismend Gazi ve Seyid Battal Gazi hikayelerini, konularini Anadolu'daki ßslam- Bizans kavgalarindan almis olmakla beraber, bu kavgalarin Selcuklular degil, daha onceki Araplar devrini dile getirdigini ve kahramanlari hep Arapca adlar tasidigindan, Turk destanlari olarak gormemektedir. Prof. Fuat Koprulu ise bu gorus'e katilmayarak, bu hikayelerin Anadolu'daki ßslam-Bizans carpismalari sirasinda Emevi ve bilhassa Abbasi ordularindaki Turk unsurlari arasinda dogmus olacagi dusuncesini ileri surmustur.[12]
Arap ordularinin (Iran'dan sonra) Orta Asya yagirmelerinden sonra, yeni bir Arap edebiyati tur'u deortaya cikmistir. Dini sahsiyetlerin meziyetleri ve dinugruna yaptiklari futuhatlari oven bu tur'e "menkibe"adi verilmistir. Sav ve jir'lardan tam anlami ile ayriolan bu menkibeler'in konulari dini dir. Kahramanlaricogunlukla Arap'tir. Menkibelerde yapildigi anlatilanisler genellikle insan yetenekleri disindadir, veonlara ancak Rufailer karisir. Cogunlukla masal gibianlatilirlar. Anlasildigina gore, bu nitelikleridolayisi ile Prof. Togan menkibe saydigi eserleridestan tanimi icine almamistir.
Bu menkibe turunun bir baska dali da, bir bolum TurklerMuslumanligi kabul ettikten sonra "gazavat" adi altindagorulmektedir. Dolayisi ile, Sav ve jir'lardan gelen,kocaklama ve kopuzlama olarak adlandirilan Turkdestanlari ile digerlerini, ozellikle menkibe vegazavatnamalari karistirmamak gerekir.
Onasya'ya 11ci yuzyil icinde yerlesen Turkler,"Kocaklamalar" yazmaya baslamislardi. Bugun bildigimizKoroglu da bu kocaklama turunde ve duzenindedir.[13] Bu kocaklamalarin, Togan'in da belirttigi gibi, birincibasamakta kaldigi goruluyor. Dede Korkut'un icindeanlatilan olaylarin, kagida cekildikleri yuzyillardancok once'ye gittigini, ve Dede Korkut'un Asya'ninDogusundan Bati'ya gelen Turklerce getirildiginibiliyoruz.[14] Bunun gibi, Koroglu'nun daha once (vebaska ad ile) var olup olmadigi bugun'e kadar kokluolarak arastirilmamistir.
"Ana Bagimsizlik Destanlari," yeni destanlarinyaratilmasina da yardimci olurlar. Cocuklar, ozanlarinsoyledigi destanlari okuyarak, dinleyerek buyurler.Birkac kusak sonra, uruglarina yeni bir yagi satasir.Delikanlilar arasinda destanlarda adi gecen alp'inyerini alacak olanlar cikar. Kavga'yi, vurus'u,destanlarda sozu gecen degerler yoluna, ancak gunungerekleri ve yollari ile yaparlar. Ozanlar vetarihciler de, bu yeni alp'i kutlamak icin yeni destanyazarlarken, eski destanlardan parcalari da yenidestan'a katarlar. Boylece, yeni alp'in eski topraktangeldigini gosterirler.
Sozunu ettigimiz "Ana Destanlar," "kurtulus vebagimsizlik destanlari"dir. Bir urug, boy, oymak ya da"el" in kendine satasan yagi'yi altedip bagimsizliginikorumasinin dile getirir. Destan yaraticilari, durupdururken komsularina el kaldirmazlar, ama, gerektigindekendilerini korumasini bilirler.
Bu "el," urug ve oymak'larin mutlu gunleri de vardir.Evlenme toylarinda, bagimsizlik destanlarina ek olarak,uzun Yar-Yar lar da soylenir. Aradan bir kusakgectikten sonra, bu Yar-Yar lar kendi baslarina birdestan gorunumunu de alabilirler. Bir sure sonra, buYar-Yar lar kisaltilarak bebeklere, kucuk cocuklara daanlatilir ki, boylelikle masallar dogmus olur. Bunulabirlikte, "kurtulus destanlari" olmez. "Ana destan"olarak yasar, yasatilirlar. Yaraticilari ile birlikteyolculuk ederler, yeni ellere vardiklarinda da yeni yeradlari bu eski destanlara girebilir. Destanlar, icindenciktiklari toplumun en karanlik gunlerinde bileyureklerde yatan umitleri dile getirirler:
Bana imkan verin, serkes hayaller Babam heykelini dikti yadima Ta ki aciz kalsin yillar, simaller O'nu cikarmasin imanimdan
Bana imkan verin, serkes hayaller Bagislayin Babama nurlu bir destan Ta ki aciz kalsin yillar, simaller O'nu unutmaya kalmasin imkan[15]
Turk destanlari uzerinde Prof. Togan'dan oncecalisanlar arasinda, Rus carligi memurlarindan olan,Alman dogumlu ve doktorasini Almanya'da tamamlamis olanWilhelm Radloff da vardir. Radloff 19cu yuzyil'inikinci yarisinda Kazan sehrinden baslayarak OrtaAsya'yi dolasmis ve Turk destanlarinin ancakparcalarini ciltler halinde St. Petersburg'dabastirmistir.[16] O yillarda yururlukte olan Ruskanunlari geregince, destanlarin buyuk bir bolumlerinikitabina almadigini bugun yaptigimiz arastirmalarsonucunda biliyoruz.[17] Abubekir Diveyef[18], GaziAlim[19], Hamid Alimcan,[20] N. Katanov (1862-1922)[21]gibi konu'ya egilen yerli aydinlar, Radloff'un tersine,kendi canlarini hic'e sayarak Turk destanlarini kagidaaktarmis ve bastirmayi basarmislardir.[22]
Yukarida da belirtildigi gibi, destanlar yanliz atalarsozlerini gunumuze aktarmakla kalmazlar. Destanlar,yaraticilarinin oz degerlerini, benliklerini dedunya'ya tanitirlar. Bu yol'dan, uluslararasiiliskilere buyuk olcude katkida bulunurlar. Destanlar,sahiplerinin mayasini korur, bozulmasini onler, ilerdebu maya'nin arilastirilabilmesi icin saklarlar.
Bu yonde Dede Korkut ile ilgili ilk calismalarin veDede Korkut'un diger dillere yapilan cevirilerinindokumu ayrica yayinlanmistir.[23] Ek olarak, son onyil icinde Azerbaycan'da Dede Korkut mayasini saklamakile ilgili calismalarin artmakta oldugu dagorulmektedir. Bunlarin arasinda ilk gozume carpanlar'iasagiya dokuyorum: T. I. Hajiyev and K. N. VeliyevAzarbaycan dili tarihi: Ocherklar va materiallar (Baku:Maarif, 1983); Azerbaycan Ilimler Akademiyasi,Filologiya Institutu, Azarbaycan filologiya masalalariNo. II Dede Korkut (Baku, 1984); Kemal Abdullaev,"Dede Gorkut Siirleri" Azerbaycan 1980, No. 7; AzamatRustamov, "Dada Gorkut'la bagli yer adlari" Alm vaHayat, 1987, No. 9; Mirali Sayidov, "Dada Gorgutgahramanlaryning kokunu dusunurken" Alm va Hayat, 1987,No. 10; Penah Halilov, "Kitabi-Dede Gorgud'uncografiyasi" Alm va Hayat, 1988, No. 8; Kemal Veliyev,"Bir daha Dada Gorgut Siirleri hakkinda" Azarbaycan,1981, No. 11; Bekir Nabiyev, "Epik zhanr va muasirhayat" Azarbaycan, 1986, No. 7; Akif Huseyinov,"Nasrimiz va kecmisimiz" Azarbaycan, 1982, No. 10;"Mevzumuz: Tarihimiz, abidalarimiz, darsliklerimiz"Azarbaycan, 1988-1989. [Zemfira Verdiyeva, ArifHajiyev].
Molla Nasreddin dergisinin yayinlanmaya baslayacagiagizdan kulaga fisildanip duyulunca, bir mustakbelokuyucu, Molla Nasreddin dergisinin kurucusu CelilMemmedkuluzade'ye bir kutlama mektubu ve yayinlanmasidilegi ile siirler gonderir. Molla Nasreddin dergisinin7 Nisan 1906 gunlu ilk sayisinda da, CelilMemmedkuluzade, karsilik yayinlayarak tesekkur eder: "yolladiklarinizi bir evvelki sayimizda yayinlamakisterdik.[24]
Celil Memmedkuluzade gibi, biz de belirtelim: Butunbunlari bir onceki toplantida soylemek isterdik.
Memmedkuluzade'nin de demek istedigi gibi, sizyazmadikca, soylemedikce, dunya ilgi gosteremez.
KAYNAKLAR:
1. Azerbaycan Cumhuriyeti Kultur Bakanliginca,International Research and Exchanges Board katilimi ileduzenlenip, Baku'daki Akhundov Devlet KutuphanesindeHaziran 1992 yer alan "ABD'de Azerbaycan ile IlgiliBilimsel Calismalar" toplantisinda okunan bildiri'dir.
2. Ahmet Yesevi, Hikmet (Istanbul, 1299).
3. Necib Asim, Orhon Abideleri (Istanbul, 1341/1925);H. N. Orkun, Eski Turk Yazitlari (Istanbul, 1936-1941)4 cilt. Diger dillere cevirileri ve incelemeleri icin,bak T. Tekin, A Grammar of Orkhon Turkic (Bloomington,1968). Indiana University Uralic and Altaic Series,Volume 69.
4. Kasgarli Mahmut, Diwan Lugat at-Turk (DLT). KasgarliMahmut'un yasami ile ilgili bir arastirma icin, bak:Kahar Barat, "Discovery of History: The Burial Site ofKashgarli Mahmut" AACAR BULLETIN (of the Associationfor the Advancement of Central Asian Research) Vol. II,No. 3 (Fall 1989). Cf. H. B. Paksoy, Editor, CentralAsia Reader: The Rediscovery of History (NewYork/London: M. E. Sharpe, 1994) DLT un bilinen tek el yazmasi Istanbul MilletKutuphanesi (Ali Emiri, Arabi), No. 4189 da kayitlidir.Diwan Lugat at-Turk'un ilk kez 1917 yilinda Istanbul'dabulunmasi ve ilgili olaylar icin, bak M. SakirUlkutasir, Kasgarli Mahmut (Istanbul, 1946). DLT unilk basim'i ßstanbul'da, 1917-1919 yillari arasindaKilisli Rifat [Bilge] tarafindan yapilmistir. IlkTurkce cevirisi: B. Atalay, Divanu Lugat-it-Turk(Ankara, 1939-1941). Ilk Ingilizce cevirisi: R. Dankoffwith J. Kelly, Compendium of Turkic Dialects(Cambridge: Mass, 1982-1985).
5. H. B. Paksoy, ALPAMSH: Central Asian Identity underRussian Rule (Hartford: Connecticut, 1989). Associationfor the Advancement of Central Asian Research MonographSeries.
6. Z. V. Togan Oguz Destani: Resideddin Oguznamesi,Tercume ve Tahlili (Istanbul, 1972).
7. F. Sumer, "Oguzlara Ait Destani Mahiyetde Eserler"Ankara Universitesi DTC Fakultesi Dergisi 1959; a.g.y.,Oguzlar/Turkmenler (Istanbul, 1980).
8. H. B. Paksoy, "Alpamys zhene Bamsi Beyrek: Eki atbir dastan" Kazak Adebiyati (Alma-Ata) No. 41, 10 Ekim1986. Fadli Aliyev tarafindan, Ankara'da yayinlananTurk Dili No. 403, (1985) den aktarilmistir.
9. Paksoy, ALPAMYSH.
10. Ziya Gokalp, Turkculugun Esaslari (ßstanbul, 1923);Tahir Alangu, Omer Seyfettin (ßstanbul, 1968).
11. Z. V. Togan, "Turk Milli Dastaninin Tasnifi" AtsizMecmua, Mayis, Haziran, Temmuz, Eylul, 1931.
12. Nihal Atsiz, Turk Tarihinde Meseleler (Istanbul,1975). Sayfa 157.
13. Yayinlinmislar arasinda, bak: Koroglu. Yayinahazirlayan, M. H. Tahmasib (Baku, 1975); Koroglu AntepRivayeti. Y. H. Huseyin Bayaz (Istanbul, 1981); PertevNaili, Koroglu Destani. (Istanbul, 1931); Koroglu veDadaloglu. Y. H. Cahit Oztelli (Ankara, 1962); P.Kichigulov, Koroglu Hakkinda Sohbet. (Ashkabad, 1978);a. g. y. Koroglu Eposunin Poetikasi Hakkinda.(Askhabad, 1984).
14. Bu konu'da calisma yapanlarin arasinda, bak: MemmedDadaszade, "Dede Korkut destanlarida Azerbaycanetnografiyasina dair bazi malumatlar" AzeraycaninEtnografik Mecmuasi (Baku) No. 3, 1977. Ingilizcesiicin, bak: Soviet Anthropology and Archeology (NewYork) Vol. 29, No. 1 (Summer 1990).
15. Sakir Cumaniyaz, Muhbir (Taskent) Kasim, 1982.
16. W. Radloff, Proben der volkslitteratur derTurkischen stamme sud sibiriens (St. Petersburg, 1866-1907) 18 cilt. On cild'i Turk agizlarinda, gerikalanlar Almanca ve Rusca cevirileridir.
17. H. B. Paksoy, "Cora Batir: A Tatar Admonition toFuture Generations" Studies in Comparative CommunismVol. XIX, Nos. 3&4 Autumn/Winter 1986; L. Branson, "HowKremlin Keeps Editors in Line" The Times (London) 5January 1986) P. 1; Martin Dewhurst and Robert Farrell,The Soviet Censorship (Metuchen, New Jersey, 1973); M.T. Choldin, A Fence Around the Empire: Censorship ofWestern Ideas under the Tsars (Durham, 1985); B.Daniel, Censorship in Russia (Washington, 1979).
18. A. A. Divayef, Alpamis Batir (Taskent, 1901).
19. Gazi Alim "Alpamis Destani" Bilim Ocagi (Taskent)No. 2-3, 18 Mayis 1923.
20. Hamid Alimcan, Alpamis destani (Taskent, 1939).Latin harfleri ile.
21. Z. V. Togan'in Hatiralar (Istanbul, 1969) kitabindayazdigina gore, N. Katanov Altay yoresinden baptizedilmis bir Sagay Turk'u idi. Ek olarak, bak: S. N.Ivanov, Nikolai Federovic Katanov (Moskova, 1973).
22. H. B. Paksoy, Alpamysh.
23. H. B. Paksoy, "Introduction to the Dastan DedeKorkut" Soviet Anthropology & Archeology (New York)Vol. 29, No. 1 (Summer, 1990). Cf. Central AsiaReader.
24. Molla Nasreddin (Tiflis) Sayi 1, 7 Nisan 1906. Yenibaski (Baku, 1988). Bak, H. B. Paksoy, "Elements ofHumor in Central Asia: The Example of the journal MollaNasreddin in Azarbaijan." Turkestan als historischerFaktor und politische Idee. Prof. Dr. Erling von Mende(Ed.) (Koln: Studienverlag, 1988). Ek olarak bak: AzizMirahmedov, Azerbaycan Molla Nasreddin'i (Baku, 1980);Gulam Memmedli, Molla Nasreddin (Baku, 1984); MirzaElekber Sabir, Hophopname (yayina hazirlayan) MemedMemedov (Baku, 1980); Ali Nazmi, Secilmis eserleri(yayina hazirlayan) Firidun Huseyionov (Baku, 1979).