<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-20074466</id><updated>2011-04-21T20:40:02.402-07:00</updated><title type='text'>Turk Tarihi Toplumlarin Mayasi Uygarlik</title><subtitle type='html'>Prof. H.B. Paksoy'un yayinlanmis arastirma yazilarindan secmeler.
Kitap olarak da yayinlanmistir.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://toplumlarinmayasi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://toplumlarinmayasi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>kozkaman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01509500723925901663</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>19</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20074466.post-113519507234865347</id><published>2005-12-21T11:56:00.000-08:00</published><updated>2005-12-21T11:57:52.466-08:00</updated><title type='text'>H. B. PAKSOY Copyright 1993</title><content type='html'>H. B. PAKSOY          TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK             (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997)                 Kultur Sanat Yayini.  165 sayfa.                      ISBN 975-96079-0-5          USA LIBRARY OF CONGRESS ACCESSION: 39322501   AUTHOR: Paksoy, H. B., 1948-    TITLE: Turk tarihi toplumlarin mayasi ve uygarlik /    PLACE: Izmir [Turkey] :PUBLISHER: Mazhar Zorlu Holding, Kultur Sanat Yayini,     YEAR: 1997 PUB TYPE: Book   FORMAT: vi, 165 p. ; 22 cm.    NOTES: Includes bibliographical references           History of the Turkish origin and civilization.     ISBN: 9759607905ALT TITLE: Turk tarihi toplumlarin mayasi uygarlik                    Copyright  1993  H. B. Paksoy               TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK                    kitabinin butun yayin haklari,     Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca,                         H. B. Paksoy adina                       ABD Kongre Kutuphanesi                   Copyright kutugune kayitlidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20074466-113519507234865347?l=toplumlarinmayasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519507234865347'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519507234865347'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://toplumlarinmayasi.blogspot.com/2005/12/h-b-paksoy-copyright-1993.html' title='H. B. PAKSOY Copyright 1993'/><author><name>kozkaman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01509500723925901663</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20074466.post-113519498162135915</id><published>2005-12-21T11:55:00.000-08:00</published><updated>2005-12-21T12:04:29.263-08:00</updated><title type='text'>ICINDEKILER</title><content type='html'>Copyright 1993 H. B. Paksoy TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK kitabinin butun yayin haklari, Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca, H. B. Paksoy adina ABD Kongre Kutuphanesi Copyright kutugune kayitlidir. ICINDEKILER [Ilk yayin ayrintilari]01 ONSOZ02 TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI VE UYGARLIK[Annals of Japan Association for Middle East Studies(Tokyo) No.7, 1992]03 VAKIFLI TURK TARIHI KURSUSU ONERISI04 TICARET, TARIH VE ULUSLARARASI YARISMA05 DUSUNCE AKIMLARI, "YENI DUNYA DUZENI" VE GORUNTULERI06 KIRIM TATARLARI[Belgelerle Turk Tarihi Dergisi (Istanbul)Sayi 72, Subat 1991]07 TURK DESTANLARININ ONEMI[Tarih Incelemeleri Dergisi (Izmir) VIIIEge Universitesi Edebiyat Fakultesi 1993]08 BASVEKIL SUKRU SARACOGLU'NDAN ANILAR[Turkish Studies Association Bulletin (Indiana)Vol. 14, No. 2, 1990]09 TURK ORDUSUNDA MIZAH10 TURKBILIMCI EBUBEKIR AHMEDCAN DIVAY[Turk Kulturu (Ankara)Sayi 309, Yil XXVII, Ocak 1989]11 ORTA ASYA COGULCU YONETIM GUNDEMLERI[Yeni Forum (Ankara) Cilt 13, No. 281, Ekim 1992]12 BASMACI' VE 1916-1924 TURKISTAN BAGIMSIZLIK SAVASI[Yeni Forum (Ankara), Cilt 14, No. 293, Ekim 1993]13 PAN ADLI IKI KURGUSAL YARATIK: UYDURMA 'BELGELERIN' TURKLER ZARARINA KULLANILMALARI[Avrasya Etudleri (Ankara) Yaz, 2, 1994]14 INSAN INCIYI DENIZDEN CIKARMADIKCA, O ISTER INCI OLSUN -- ISTER CAKILTASI, FARKETMEZ"[Yeni Forum (Ankara), Cilt 14, No. 292, Eylul 1993]15 DUSUNCE ISVERENI[Yeni Forum (Ankara), Cilt 16, No. 315, Agustos 1995]16 MAYA, T.A.S.[Rotary Dergisi (Izmir) Eylul-Ekim, 1995]17 KITABIN YAZARI&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20074466-113519498162135915?l=toplumlarinmayasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519498162135915'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519498162135915'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://toplumlarinmayasi.blogspot.com/2005/12/icindekiler.html' title='ICINDEKILER'/><author><name>kozkaman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01509500723925901663</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20074466.post-113519487460300543</id><published>2005-12-21T11:54:00.000-08:00</published><updated>2005-12-21T11:54:34.720-08:00</updated><title type='text'>H. B. Paksoy: Onsoz</title><content type='html'>H. B. Paksoy          TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK             (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997)                   Kultur Sanat Yayini.  165 sayfa                        ISBN 975-96079-0-5&lt;br /&gt;                    Copyright  1993  H. B. Paksoy               TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK                    kitabinin butun yayin haklari,      Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca,                         H. B. Paksoy adina                        ABD Kongre Kutuphanesi                   Copyright kutugune kayitlidir.&lt;br /&gt;01                            ONSOZ&lt;br /&gt;     "Gok kubbede kalan ancak hos seda'dir" deyimi dogrudur. "Suustune yazi yazmaya" esittir. Dusunceleri bekletmeden duzenliolarak kayitlamak geregi, surekli okumak; okunanlari anlamak veanlatmak aliskanligi kadar onemlidir. Neresinden bakilirsabakilsin, deney ve dusunce yolu ile birikmis bilgiler kagidaaktarilmaz, basilip yayinlanmaz ise, eninde sonunda kaybolupgider. "Yeni Dunya'yi yeniden kesfetmek" gibi, yeni bastandegisik kisilerce durmadan "yaratilmalari" gerekir. Bu da, birtoplum icin, cok yuksek giderli bir kayiptan baska birseydegildir. Bu gorus'un incelenmesi, bu kitabin icindekibildirilerde ele alinmaktadir.&lt;br /&gt;     Sozu edilen bildiriler 1982 ile 1992 yillari arasinda kagidadokulmus, bir bolumu de bu sure icinde Asya, Avrupa ve Amerika'dayayinlanmakta olan degisik dergilerde yer almistir. Daha oncebasilmis bildiriler, birbirlerini tamamlayici olmalari bakimindanve icinde yayinlandiklari dergi ve kitaplarin tumunun herkitaplikta bulunmayabilecegi de goz onunde tutularak, bugun'e dekbasilmamis olanlarla biraraya getirilmistir.&lt;br /&gt;     Bir toplum: bagimsiz, gudumsuz ve mutlu yasayabilmek icin"nereye gittigini" bilincli olarak gormeli ve anlamalidir.  "Birlokma, bir hirka" ve "Kisi kendinden soz etmemeli" deyimlerinin,yeryuzunun degisik yerlerinde yasayan Turk toplumlari icingecerli oldugunu dusunmek guctur. Bir kisi icin, yalnizca yiyecekve giyecek yeterli degildir. Toplumlar da yalnizca yiyecek vegiyecek ile yasamlarini surduremez. Diger butun varliklarinabilgi ve dusunce katmadan yasam surdurmeye kalkan toplumlar kisasurede tutsak edilir; varliklari ellerinden alinir; ortadankaldirilirlar.&lt;br /&gt;     Bilgi, Kut verir. Toplum'u, yasam'in gerekleri ve yonuuzerinde dusunmeye alistirir. Gelecek icin gerekli goruslerinyaratilmasina yordam verir. Bundan dolayi, Balasagunlu Yusufdusunce ve deneylerini toplayip Kutadgu Bilig adi ileyazmistir.[1] Bu yuzden (bir gorus'e gore), tarih sozcugu yerine"Kutveren" deyimini kullanmak gerekir.&lt;br /&gt;     Eger bir toplum kendi dusuncelerini diger toplumlaraanlatmayacak olursa, bu sessizligi dolayisi ile dunya'da yanlisanlasilacagi ya da hic bilinmeyecegi acik bir gercektir. Buyonden "sessizligi secen toplumun" dunya uzerinde var olupolmadigi da soz konusu olabilir.&lt;br /&gt;     "Savas ile kazandiklarimizi baris anlasmasi masasinda geriverdik"  gibi bir dusunce, bir aralar (ozellikle 20ci yuzyilbaslarinda) cok kullanilir olmus idi.  Bu, "basasagi" birgorustur. Tam tersine, savas diplomasinin bir uzantisidir.  Bugercek, uzun yuzyillar boyunca "bilen kisiler" ce gizli tutulmusve gizlice kullanilmistir.  Ancak, bu bilgi Ondokuzuncu yuzyilicinde Alman dusunur subay'i Von Clausewitz (1780-1831) ce birkitap icinde toplum'a aktarildi; bilmek, ogrenmek ve kullanmakisteyenlere sunuldu.&lt;br /&gt;     "Butun bunlar politika'dir, ben politika ile ugrasmam" diyen kisilerin artmakta oldugu da gorulmekte.  Bu gibi kisiler,bu tutumlari ile gundelik sorumluluklarindan kacmaktan baska biris yapmis olmuyorlar.  Bu kisilerin anlamaktan kacindiklari temelbir gercek var: "politika yapmadigini soylemek de birpolitika'dir." Dolayisi ile, bu kisiler "gizli" olarak politikayapmaktadirlar.  Sessiz durup, is yapmamak da bir secimdir,"politika" dir.  Bu tur "bulasmamak" dusuncesinde oldugunu onesuren kisiler, ilerde baslarina gelecekleri bugunden kabul etmis;dolayisi ile yanip-yakilma haklarini bile kaybetmislerdir. "Cozum'e katkida bulunmayanlar, sorunlarin nedenlerine katilmisolurlar."&lt;br /&gt;     Bu tutumlari daha iyi anlayabilmek icin, "politika"sozcugunun anlamina da bakilabilir:  "anayasaya dayanan yasalaryolu ile yonetim."  Oz yonetimlerine katilmayanlarin, boyleliklekendi yonetimlerine katilmamak yolunu sectikleri de ortaya cikar.Boylelikle, kendi yonetimlerine katilmayanlar, oz yonetimlerinigelecekte bilinmeyen ellere ve dusunce akimlarinabirakmaktadirlar. "Politika" nin, kisisel gudumlu yonetiminin(mutlakiyet'in) tam tersi oldugu gozden kacmamalidir.&lt;br /&gt;     Bir ulke icinde yer alan "politika" ile, uluslararasi alandasurdurulen "diplomasi" nin arasinda buyuk ayricalik yoktur. "Diplomasi: uluslararasi iliskileri konusma ve anlasma yolu ilebilincli yonetim yontemleri" dir.  Dilmacliktir.&lt;br /&gt;     Onemli olan, bir ulus ya da (genis anlamda) toplum'un,komsulari ile birlikte bagimsiz, gudumsuz, mutlu yasaminisurdurebilmesidir.  Bagimsizlik, gudumsuzluk, ve mutlulukkendiliklerinden bir kisinin ya da toplumun basina gelemez. Toplum olarak ugrasi gerektirirler.  Bu ugurda ara sira savas'agirmek te gerekebilir.  Bir toplum, disaridan silahli baski ileyonlendirilmeye calisilmis olabilir.  Savas, toplumca bilinclisonuclara yonlendirilebilmis ise, cogulcu ve anayasal yonetim'inbir uzantisi da olabilir.  Dilmaclik ta, toplum'un bagimsiz vegudumsuz yasamak dileginin uluslararasi konumda acikcaanlatilmasi; bu istegin yerine getirilebilmesinin anlasmalar yoluile saglanmasidr.&lt;br /&gt;     Butun bunlar da, bir toplumun kendini ozellikle ilgilendirenkonulari once kendi icinde --yazili olarak-- tartismasinigerektirir.  Bir kisinin gorus'lerinin, toplum icinde destekbulup bulmamasi (gorus'un ilk orta'ya suruldugu an'da, ya da dahasonra) en onemli sorun degildir. 11ci yuzyilda yasamis ve anadili Arapca olanlara Turkce ogretmek icin Turk Sozu (Divan Lugatat-Turk) kitabini yazmis olan Turk yazari Kasgarli Mahmut[2], bukonu'ya dokunan su sozleri ornek vermistir:&lt;br /&gt;     Alp arig yavritma      Ikilac arkasin yaritma.[3]&lt;br /&gt;     (Alp kisiyi gucsuz dusurecek is yapma     av'ini ardindan yaralama).&lt;br /&gt;     Onemli olan, bir toplumun icinde dusunce tartismasininyapici nitelikte ve acikca surup gitmesidir. Bu tartisma'ninkoksuz ve kaynaksiz olmamasi gerektigini Kasgarli Mahmut birdortluk ile dile getirir:&lt;br /&gt;     Erdi oza erenler     Erdem begi bilig tag     Aydi ukus ogutler     Konlum bolur anar sag.[4]&lt;br /&gt;     (Eski gunlerde erdemli kisiler daglar gibi erdemli sozler     soylemislerdi, ogutler vermislerdi. Onlari anmak yuregi     aklastirir).&lt;br /&gt;     Bu yoldan, bir toplum icin en yararli dusunceler toplumcasecilecektir:&lt;br /&gt;     Erdem dile ogreniben bolma kuvaz     Erdemsizin ogunse anmaguda anar.[5]&lt;br /&gt;     (Bilgi'yi gurur ile tepme; ara ve ogren. Bilgisiz kisi     erdemli oldugunu one surerse, sinandiginda ozur'u ortaya     cikar).&lt;br /&gt;     Bilgi'nin getirdikleri gerekler toplumca yururluge konacak,uygulamalarina gecilecektir:&lt;br /&gt;     Bilga erig adgu tutup sozin esit     Erdemni ogreniban iska sur-a.[6]&lt;br /&gt;     (Bilge kisi'yi onurlandir, sozune kulak ver; ozelliklerini     ve tutumunu ogren, ogrendiklerini uygulamaya koy).&lt;br /&gt;Her kisi'nin sozleri, bilge sozleri degildir:&lt;br /&gt;     Bulqak ukus bolsa kacan bilgin yiter     Yansaq talim sayrap ani tamgak katar.[7]&lt;br /&gt;     (Toplum icinde bozucular olursa, aklin dogru yoldan sasar;     bos soz olan yerde, agiz kurumasinda ote'ye is olmaz).&lt;br /&gt;Bu tur kisiler, toplumca da gorulur, ayirdedilir:&lt;br /&gt;     Yilan kendu egrisin bilmez     Deve boynun egri der.[8]&lt;br /&gt;     Toplum'a, kendi islerini surekli olarak ele almayipsonuclandirmadikca, durup dinlenmek yarasmaz:&lt;br /&gt;     Tagur mening savimmi bilgalaka ay     Tinur kali atitsa kisrak sani tay.[9]&lt;br /&gt;     (Sozumu yinele, bilgelere soyle: kisrak, ancak kendi tay'i     yetiskin atlar arasina karistiginda dinlenebilir).&lt;br /&gt;Kasgarli Mahmut'un ogutleri ve uyarilari yalniz bir kusak icindeßil, gelecek butun kusaklar icin gecerlidir:&lt;br /&gt;     Oglum ogut algil     Bilgisizlik kiter     Talqan kimning bolsa     Anar bakmas kiter.[10]&lt;br /&gt;     (Oglum, ogudumu dinle, bilgisizlikten kurtul; as'i olan o'na     pekmez katar; buna benzer, akilli olan, ogut dinler ve     zenginlestirir).&lt;br /&gt;     Bu orneklerde de goruldugu gibi, Turk tarihinin en onemlikaynaklarindan biri olan Turk Sozu (DLT) kitabinin okunmasigerekli olanlar arasinda gormek gerekir. Soylediklerini toplumunaaktarmak icin durmadan yinelemek zorunda kalan her dusunur gibi,Kasgarli Mahmut'un da belki bir ara sabri tasmistir. Bir soz'eornek verirken, aciklamasini asagidaki dortluk ile yapmistir:&lt;br /&gt;     Opkem kelip ugradim     Arslanlayu Kukredim     Alplar basin togradim     Imdi meni kim tutar?[11]&lt;br /&gt;     (Ofkem geldi basima vurdu, arslan gibi kukredim; Yigitlerinbasini dogradim, simdi beni kim tutar?).&lt;br /&gt;EK:  Bu bilgisayarli yayin dizesinde, 16ci sirada yer alan "MAYA, T.A.S."  bildirisi[Rotary Dergisi (Izmir) Eylul-Ekim, 1995]bu kitabin basili duzeni iceriginde degildir.  Ancak, yazi'ninsunus'unda da belirtilen nedenlerle, buraya alinmasinin uygunolacagi dusundum. &lt;br /&gt;KAYNAKLAR:&lt;br /&gt;[1] Asagidaki yazilarda kaynak olarak kullanilmis, atif yapilmisve basim yerleri gosterilmistir.&lt;br /&gt;[2] Kasgarli Mahmut, Diwan Lugat at-Turk (DLT) kitabininyazaridir. Kasgarli Mahmut'un yasami ile ilgili en yeni arastirmaicin, bak: Kahar Barat, "Discovery of History: The Burial Site ofKashgarli Mahmut," H. B. Paksoy, Editor, Central Asia Reader:Rediscovery of History (New York, 1994); Cf. AACAR Bulletin (ofthe Association for the Advancement of Central Asian Research)Vol. II, No. 3 (Fall 1989).     DLT un bilinen tek el yazmasi Istanbul Millet Kutuphanesi(Ali Emiri, Arabi), No. 4189 da kayitlidir. Diwan Lugat at-Turk'un ilk kez 1917 yilinda Istanbul'da bulunmasi ve ilgiliolaylar icin, bak M. Sakir Ulkutasir, Kasgarli Mahmut (Istanbul,1946).  DLT un ilk basim'i Istanbul'da, 1917-1919 yillariarasinda Kilisli Rifat [Bilge] tarafindan yapilmistir. Ilk TCyayini:  B. Atalay, Divanu Lugat-it-Turk (Ankara, 1939-1941). IlkIngilizce cevirisi: R. Dankoff with J. Kelly, Compendium ofTurkic Dialects (Cambridge: Mass, 1982-1985).&lt;br /&gt;[3] DLT Sayfa 82.&lt;br /&gt;[4] DLT, Sayfa 56.&lt;br /&gt;[5] DLT, Sayfa 130.&lt;br /&gt;[6] DLT, Sayfa 216.&lt;br /&gt;[7] DLT, Sayfa 235.&lt;br /&gt;[8] DLT, Sayfa 75.&lt;br /&gt;[9] DLT, Sayfa 112.&lt;br /&gt;[10] DLT, Sayfa 221.&lt;br /&gt;[11] DLT, Sayfa 74.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20074466-113519487460300543?l=toplumlarinmayasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519487460300543'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519487460300543'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://toplumlarinmayasi.blogspot.com/2005/12/h-b-paksoy-onsoz.html' title='H. B. Paksoy: Onsoz'/><author><name>kozkaman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01509500723925901663</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20074466.post-113519481341672596</id><published>2005-12-21T11:51:00.000-08:00</published><updated>2005-12-21T11:53:33.523-08:00</updated><title type='text'>H. B. Paksoy: Turk Tarihi, Toplumlarin Mayasi</title><content type='html'>H. B. Paksoy          TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK             (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997)                   Kultur Sanat Yayini.  165 sayfa                        ISBN 975-96079-0-5&lt;br /&gt;                    Copyright  1993  H. B. Paksoy               TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK                    kitabinin butun yayin haklari,      Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca,                         H. B. Paksoy adina                        ABD Kongre Kutuphanesi                   Copyright kutugune kayitlidir.&lt;br /&gt;02           TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI VE UYGARLIK&lt;br /&gt;Tarih ve Bilgi&lt;br /&gt;Tarih, toplumlarin ozerk olarak hayatta kalabilmek icinbirbirleri ile surekli olarak yaptiklari yarisin ozetidir. Buyarislar cok ciddi bir oyun niteligindedir. Bu, bir olum-kalimyarisidir. Kazanan toplum yasar, kaybeden de iz birakmadankaybolup gitmeye mahkumdur. Yarisi kazanabilmek de, cogunluklagecmisteki olaylari hatirlayip, o olaylar sirasinda yapilanyanlislarin tekrarlanmamasina ve diger yarismacilarin oyunlarinadusmemek icin tedbir almayi gerektirir.[1]&lt;br /&gt;Yazilmadikca, tarih olamaz. Yazilmayan tarih, okunamaz. Okunmayantarih, bilinemez. Tarih'in bilinebilmesi icin: once yazilmasi,sonra butun toplumca okunmasi ve gelecek kusaklara surekli olarakokutulmasi gerekir. Tarih'e gecmis butun basarili komutanlargibi, tarih bilmenin gereklerini onemi ile kavramis bulunan,1919-1924 Turk Kurtulus Savasi onderlerinden General KazimKarabekir yayinladigi hatiralarinin basina: "Istiklal Harbiyaptik. Amilleri yazmazsa, tarihi masal olur"[2]  ogutunu yazmayiuygun gormustur. Belirtilmesi gerekir ki, 1919-1924 Turk KurtulusSavasi uzerine Bati dillerinde yazilmis bir derli-toplu kitab'agunumuzde denk gelinmez.&lt;br /&gt;Her meslekte oldugu gibi, tarihci olabilmek icin de belirli biregitimden gecmek gerekir. Ogrenimi sirasinda, bir "tarihci" ninen azindan bes basamak tirmanmasi kacinilmazdir:  1)  Yazilmistarihleri, yazildiklari dillerde okuyabilmek;  2)  Yazilmistarihleri birbirleri ile karsilastirarak, iclerinde yer alanolaylari butunlestirip genel konumuna koyabilmek;  3)  Tarihyazimina kaynak olan temel belgeleri, bu belgeler uzerineantropolojiden zoolojiye kadar uzanan diger temel bilim dallariuzmanlarinca yayinlanmis yorumlar isiginda degerlendirebilmek; 4) Bu temel belgelere dayanilarak yazilmis tarih ve yorumlarikarsilastirip, olaylarin ardindaki gercekleri gun isiginacikarabilmek;  5)  Yazilmis tarihlerin ve bu tarihlerin uzerineyayinlanmis yorumlarin, insan topluluklari uzerinde yapmis olduguetkileri anlayabilmek ve anlatabilmek.&lt;br /&gt;Ancak bu nokta'ya geldikten sonra, bir kisi'nin icinde yasadigitoplum'a ve gelecekteki kusaklara tarih'i anlatabilmek icin tarihyazmasi ve yayinlamasi gerekir. Butun bunlari yapabilen kisi,tarih bilimi ile ugrasiyor demektir.&lt;br /&gt;"Gercekler acik; gorulur, anlasilir" demekle tarih yazilamayacagigibi, bir cilt icinde derlenip yayinlanan belgeler de bir "tarih"degildir. Boyle bir cilt, ancak bir belgeler toplami olabilir.Belgelerin dili yoktur. Kendi baslarina bir olay'i anlatamazlar,ya da yalanlayamazlar. Degisik yonlerden yorum'lara aciktirlar.Bir ulus kendi tarih'ine, kaynaklara dayali ve yazili olarak yonvermeyecek olursa, o ulus'un tarih'i nadas'a birakilmis birtarla'ya doner. Isteyen kisiler, ya da diger uluslar'in uyeleri,bu tarla'ya istedikleri tohum'u atabilirler. Yetistirilen de,insanlari besleyici bugday yerine, ancak kecilerin yiyebilecegiayrik otu olabilir. Tarih yerine, hurafe yazilmis olabilir. Tarlada, toplum da yozlasir.&lt;br /&gt;Bir tarihcinin tarihi belgelere konumlari icinde ses vermesigerekir. Belgelerin tarih yazimina yardimci olabilmeleri icin,diger kaynak, tarih ve yorumlarla karsilastirilmalari,iclerindeki bilgilerin ince elekten gecirilerek denetlenmelerigerekir. Sonucunda ortaya cikan yeni gorus ve bilgiler var ise,kaynak gosterilerek ayrintili olarak anlatilir. Bu turden"denetlemesi" yapilmaz ise, tarih sakat dogmus bir cocugabenzer.[3]&lt;br /&gt;Tarihini bilmeyen bir insan toplulugu, geleceginden de vazgecmisdemektir. Tarihini bilmeyen toplum, toplu hafizasinikaybetmistir. Evinin, ailesinin nerede oldugunu bilmez.Cocuklarinin adlarini hatirlayamaz. Kendi oz varliginin neoldugunun farkinda degildir. Tarihini bilmeyen bir insantoplulugunun, kiremit aktarirken damdan dusup hafizasinikaybetmis bir kisiden farki yoktur. Gecmiste icine dustugucikmazlari yeniden yasamaga mahkumdur.&lt;br /&gt;Tarih, insan toplumlarinin birbirleri ile olan iliskilerininduzenlenmesini ve aydinlikta kalmasini saglar. Sinirlarin gectigiyerler, o bolgelerde oturanlarin kimligi ve kokenleri, yurtlarinsahipleri uzerine sorulacak sorularin cevaplari da tarihtarafindan verilir. Butun bu olaylar, tarihciler tarafindanuluslararasi antlasmalar gibi belgeleriyle kayit altina alinir.&lt;br /&gt;Tarih'in en buyuk yardimcisi ve yol gostericisi, bir toplumunkulturu, egitim duzeyinin yuksekligidir. Eger bir toplumbenligini ve kimliginin kokenlerini bilmiyor ve yasatmiyorsa, otoplumun tarihi de dilini ve kulagini kaybetmis demektir. Sagir-dilsiz kisinin egitimi kadar, derdini anlatmasinin da ne dereceguc oldugunu dusunmek yeterlidir. Sagir dilsiz, duyamadigindan,ornegin, yakinindan gecen bir araba tarafindan carpilip kazarakor de kalirsa, o kisi veya toplum artik tam anlami ileozerkligini kaybetmistir. Ancak komsularinin gunden gune degisenderecedeki himmeti ve yardimi derecesinde yasayabilir.&lt;br /&gt;Tarih ve genel bilim'in onemi, tarih boyunca aydin Turklertarafindan cok iyi anlasilmis ve yazilmistir. 11ci yuzyildayasamis olumsuz Turk aydini Balasagunlu Yusuf, Asya'nin dogusundayazdigi Kutadgu Bilig (Kut Veren Bilgi) kitabinda der ki:&lt;br /&gt;192-223 numarali beyitler:&lt;br /&gt;     Ey alim hakim, dilegim benden sonra geleceklere kalacak     bir soz soylemek idi/ Anlayis geldi ve: --Iyice dikkat     et; sozun yanlis olursa, sana zarari dokunur-- dedi./     Halkin dili kotudur, seni cekistirir; insanin tabiati     kiskanctir, etini yer./ Dikkatle bakinca, yukum     hafifledi; kendi kendime: Soyle, icindekileri dok     dedim./ Sebebini sorarsan, sana soyleyeyim; er mert ve     yigit, sozumu dinle./ Bu yalinguk (insan) adi insana     yanildigi (yangluk) icin verildi; yanilmak (yangluk)     insan (yangluk) icin yaratildi./ Sen bana yanilmayan     bir kimse soyleyebilirmisin; ben sana yanilan binlerce     insan gostereyim./ Bilgi sahibi insanlar pek azdir;     bilgisiz ise coktur; bil ki, anlayissiz insanlar cok;     anlayislilar ise, nadirdir./ Bilgisiz bilgiliye daima     dusman olmustur; bilgisiz bilgili ile her zaman     mucadele halindedir./ Insandan insana cok fark vardir;     bu fark bilgiden ileri gelir, sozum buna dairdir./ Bu     sozumu bilgili icin soyledim, bilgisizin dilini ben de     bilemiyorum./ Benim bilgisiz ile hic bir sozum yoktur;     ey bilgili, iste ben senin kulunum./ Sozumu sana     soylemis oldugum icin, cekinerek, iste boyle senden     ozur diledim./ Sozu soyleyen yanilabilir ve sasirir;     anlayisli isterse, bunu duzeltir./ Soz, deve burnu     gibi, yularlidir; o, disi deve boynu gibi, nereye     cekilirse, oraya gider./ Sozu bilerek soyleyen cok     kimse var; benim icin sozu anlayan adam azizdir./ Butun     iyilikler bilginin faydasidir; bilgi ile goge dahi yol     bulunur./ Sen her sozunu bilgi ile soyle; her kesin     bilgi ile buyuk oldugunu bil./ Soz kara yere mavi     gokten indi; insan kendisine sozu ile deger verdirdi./     Insan gonlu dibi olmayan bir deniz gibidir; bilgi onun     dibinde yatan inciye benzer./ Insan inciyi denizden     cikarmadikca, o ister inci olsun, ister cakil tasi,     farketmez./ Kara toprak altindaki altin, tastan     farksizdir; oradan cikinca, beglerin basina tug tokasi     olur./ Bilgili bilgisini dili ile meydana cikarmazsa,     yillarca yatsa bile, onun bilgisi muhitini     aydinlatmaz./ Anlayis ve bilgi cok iyi seydir; eger     bulursan, onlari kullan ve ucup goge cik./ Anlayis ve     bilginin ne oldugunu bilen, bu memleket beyi ne der,     dinle./ Dunyayi elde tutmak icin, insan anlayisli     olmalidir; halka hakim olmak icin ise, hem akil, hem     cesaret gerekir./ Dunyayi elinde tutan, onu anlayis ile     tuttu; halka hukmeden, bu isi bilgi ile yapti./ Adem'in     dunyaya indiginden beri iyi nizam daima anlayisli     insanlar tarafindan vaz'edilegelmistir./ Hangi cagda     olursa olsun, bugune kadar daha yuksek yer daima     bilgiliye kismet olmustur./ Insanlarin kotusu anlayis     yolu ile asilir; halk arasinda cikan fitne bilgi ile     bastirilir./ Isleri bu ikisi ile halledemezsen, bilgiyi     birak, elini kilica daya./ Halki idare eden hakim ve     alim beyler, bilgisizin isini kilic ile     halletmislerdir./ [4]&lt;br /&gt;Bu gorusler Turk dunyasinda kaybolmadan yasamayi surdurmektedir.Onucuncu yuzyil Mongol istilasindan sonra Orta Asya'yi yenidenbirlestiren Barlas Turklerinden Timur Bey (1335?-1405) idi.Timur'un torunlarindan, Hindistandaki Turk devletlerinden birininkurucusu olan Babur (1483-1530), yazdigi tarihi hatirati olanBaburname de bu gibi dusunce ve ogutlere de yer verir.[5]  19ciyuzyilin ilk yarisinda Azerbaycan tarihini Gulistan-i Irem [6]adi ile kagit'a aktaran Abbas Kuluaga Bakuhanli (1792-1847?),Kutadgu Bilig kitabini cocuklara anlatmak istercesine Nasihatlarkitabini da yazmistir.[7]&lt;br /&gt;Ornekleri verilen bu gorusler, derin bir tarih anlayisininozetidir.[8] Ancak, Kutadgu Bilig'in yazildigi tarih cercevesindene gibi olaylarin yer aldigini bilmeden Balasagunlu Yusuf'unyazdiklarinin inceliklerini tam olarak anlamak zordur. Buinceleme bugune dek bir tarihci tarafindan butun yonleri ileayrintili olarak yapilmamistir.[9] Eger yapilmis olsa idi,Turklerin o sure icinde oldugu kadar, sonradan olusan digertoplumlarla aralarindaki iliskiler de acikliga kavusturulmusolurdu.&lt;br /&gt;Bu tur arastirmalarin onemini vurgulamak bakimindan, KutadguBilig ile uc tarihi olayi karsilastirmak yeterlidir:&lt;br /&gt;Magna Carta; Machiavelli'nin Prince adli kitabi ve AmerikaBirlesik Devletleri Temsilciler Meclisinin 1949 yilindaki karari.&lt;br /&gt;1. Kutadgu Bilig ve Magna Carta sozlesmesi:&lt;br /&gt;Kutadgu Bilig, ilk bilinen "devlet isleri yonetim kilavuzu" dur.Selcuk sultani Alp Arslan'in 1071 de Bizans ordusu ile Malazgirtovasinda yaptigi savas yilina yakin bir zamanda, Asya'nindogusunda, bugun Cin Halk Cumhuriyeti icinde kalan topraklardatamamlanmistir.&lt;br /&gt;Bilindigi gibi, Magna Carta 1215 yilinda yapilan bir Ingilizanlasmasinin adidir. Bu anlasma, iki devlet veya toplum arasindadegil, Ingiliz krali John Lackland ve bu kral'in tabiyetindekiIngiliz Bey'leri (Barons) arasinda kaleme alinmis vemuhurlenmisti. Bu anlasma geregince, Ingiliz krali John, kisiselnedenlerle Bey'lerinin mal ve mulklerine el uzatmayacagina sozveriyordu. Bu olayin uzerinden gecen yuzyillar boyunca, busozlesme gunumuzdeki Ingiliz demokrasi ve ozellikle "anayasa"anlayisinin temel tasi olarak gorulmeye ve gosterilmeyebaslandi.[10] Hatta bu gorus, butun dunyadaki anayasalara dauzatilarak, Magna Carta'nin diger ulkelerde sonradan gelisenanayasa anlayisi uzerine yaptigi etkiler butun dunyayaduyuruldu.[11]&lt;br /&gt;Kutadgu Bilig'in Magna Carta uzerine bir etki yaptigi soylenemez.1190-1192 yillari arasinda Ingiliz Krali I. Richard'in HacliSeferlerine katildigi,[12] dolayisi ile Kutadgu Bilig'invarislerinin oturdugu bolgelere geldigi tarihte kaydedilmis isede, Kutadgu Bilig'in Ingiliz Bey'lerince goruldugunu belirleyenbir belge gun isigina cikmamistir. Magna Carta sozlesmesininyapildigi tarihten birbucuk yuzyil once yazilmis olan KutadguBilig, tek bir konu olan Bey'lerin "mal guvenligi" uzerine degil,butun yonleri ile tam anlami ile toplumsal bir devlet yonetimininsaglanmasi icin Karahan Turk Devleti hukumdari Tavgac Bugra Han'aithaf edilmistir.[13] &lt;br /&gt;2. Kutadgu Bilig ve Machiavelli'nin The Prince kitabi:&lt;br /&gt;The Prince kitabi, Kutadgu Bilig gibi "devlet isleri yonetimkilavuzu" dur. Niccolo Machiavelli (1469-1527), The Prince adlikitabini, Floransali Medici'ler tarafinda isinden atilinca, 1512yilinda yazmaya baslamis ve "nufuz ve devlet yetkilerinin neyollarla bir kisi tarafindan ele gecirilebilecegini" anlatmakistemistir. Machiavelli, Floransa ve Venedik devletleriarasindaki politik, ticari ve askeri yarisma sonucu ortaya cikandurumlarda, Hristiyanlik ahlaki ile devrin politik gerceklerinbirbirleriyle uyusumsuzluk icinde oldugunu ortaya koymustur. Machiavelli'ye gore, bir Prens (Italyan sehir-devleti hukumdari)daimi olarak, hem dost hem de dusmanlarina karsi entrika yapmak,hem dostlarini hem de dusmanlarini kucultmek ve gucleriniellerinden almak cabasi icinde bulunmalidir.[14] Bu gorus, tamanlami ile Kutadgu Bilig'in tutumuna taban-tabana zittir. Cunku,Balasagunlu Yusuf'a gore, bir hukumdar once kendine baglitoplum'un guvenlik, saglik ve refah'ini dusunmelidir. Buna karsi,bu gun bile, Machiavelli'nin The Prince kitabi, bati kultur,medeniyet, politika ve endustrisinin temel taslarindan birisayilmaktadir.&lt;br /&gt;Machiavelli'nin de Kutadgu Bilig'i gorup gormedigi debelgelenmemistir. Avrupali devletlerin hukumdarlari ve buyuk dinadamlarinin, iclerinde her konuda kitap bulunan cok geniskitapliklari oldugu bilinmektedir. Hatta, Turk destanlarindanDede Korkut'un onaltinci yuzyilda kagida aktarilmis birelyazmasi, yirminci yuzyilda Vatikan kutuphanesinde bulunmus veItalyanca'ya cevrilmisti. Dede Korkut'un baska bir elyazmasi daDresden Kraliyet kutuphanelerinden birinde 19cu yuzyilda gunisigina cikmisti.[15] Bunun gibi, Kutadgu Bilig'in bizcebilinmeyen bir elyazmasi o devirlerde Avrupa kitapliklarindabulunmus olabilirdi. Gene de, iki yazarin devlet anlayislarinin,uzerinde durduklari genel konu disinda, bir benzerlikgostermedigini goz onunde tutmak gerekir. Eger Machiavelli,Kutadgu Bilig i gormusse bile, etkilendigini soylemek zor'dur.&lt;br /&gt;Machiavelli'nin The Prince kitabini yazdigi yuzyilda Osmanlidevletinin Avrupa kitasinin dogu yarisina askeri guc ile hakimoldugu butun tarihcilerce, ve ozel calismalarla canlitutulmaktadir. Buna karsilik, diger Turk devletlerinin vehanliklarinin Asya'daki durumlari ise genellikle kalin bir perdearkasinda sakli kalmistir.&lt;br /&gt;3. Kutadgu Bilig ve Amerika Birlesik Devletleri kanunlariningelismesi:&lt;br /&gt;Kutadgu Bilig'in bilinen uc elyazmasi vardir. Bunlardan biri olanHerat[16] elyazmasi, uzerindeki kayit'a gore, 1474 yilindaTokat'dan Istanbul'a getirtilmistir:&lt;br /&gt;     "sekiz yuz yetmis dokuz [1474] tarihinde, yilan     yilinda[17], Abdurrezzak Seyh-zade Bahshi icin, Feneri-     zade Kadi Ali Istanbul'dan mektup gondererek, Tokat'tan     getirttiler; mubarek olsun, devlet gelsin ve mihnet     gitsin."[18]&lt;br /&gt;Bu kayit uzerine Resit Rahmeti Arat asagidaki gozlemlerdebulunuyor:&lt;br /&gt;     "Osmanli devlet teskilatinda Orta Asya Turk ulkeleri     ile resmi muhabereyi idare eden hususi kalemler vardi.     'Bahshi' unvanini tasiyan bu memurlarinin ayni zamanda     bu [Orta Asya Turk] ulkelerinin siyasi ve ilmi     vaziyetine vakif olan ve ekseriya oralardan gelen     kimselerden secildigi anlasiliyor. Seyhzade     Abddurrezzak Bahshi de, Fatih Sultan Mehmet zamaninda,     boyle bir vazife ile Istanbul'da bulunanlardandir...     Boylece, bu nushanin 879/1474 de Istanbul'a gelmesinin     sebep ve amilleri anlasilmis oluyor. Eserin bundan     sonraki macerasini takip etmek guclesiyor... Nushanin     190ci sahifesinde 'Nalbant Hamza'dan satin aldik; Molla     Hayreddin'in Cuma mescidi yaninda, sahit Hoca Haci     Dellal' kaydindan bir fikir edinmek muskuldur....     Kayitta adi gecen Hoca Hayreddin, Fatih Sultan     Mehmet'in ustadi olup, 880/1475 de vefat etmistir."[19]&lt;br /&gt;Fatih 1481 de, oglu II. Bayazit 1512 de, onun oglu Yavuz Selim1520 yilinda tarih'e goctuler. Yavuz Selim'in oglu SultanSuleyman, 1520 ile 1566 arasinda Osmanli hukumdari idi.Suleyman'in adina Kanuni unvaninin eklenmesine neden, kazandigisavaslar degil, devletinin temelden ve hukuk yolu ile yonetimiicin yasalari duzenlemesidir.&lt;br /&gt;Sultanlik baba'dan ogul'a gecerken, sultanlari egiten bilimduzeninin de bu tur belirli kurallar icinde bir kusaktan digerineiletildigi dusunulebilir. Istanbul Topkapi sarayindakiEnderun'da, ve sarayin disindaki medreselerdeki bilim adamlari,sultanlara ek olarak, kendilerinden sonra gelecek kusaklarinbilim adamlarini da yetistirmekte idiler. Dolayisi ile, birsultan'i yetistiren bilim adaminin kullandigi kaynaklarin, sonragelen bilim adamlarinca da kullanilabilecegini dusunmek gerekir.Diger bir deyisle, Fatih Sultan Mehmet'i yetistiren hoca KutadguBilig i bir ders ya da kaynak kitabi olarak kullanmis ise,Kutadgu Bilig'in adi gecen Hoca Hayreddin'in yetistirdigi digerbilim adamlarinca da kullanmis olmasi da akla yatkindir.Boylelikle, diger sultanlar da Kutadgu Bilig den ilim almisolabilirler. Bu konuda da bugun elimizde acik bir belgebulunmamaktadir.&lt;br /&gt;Amerika Birlesik Devletleri Temsilciler Meclisi binasi 1949-1950yillarinda temelli bir tamirattan gecirilmis idi. Bu tamiratsirasinda, toplanti salonunun duvarlarina, Amerikan Kanunlariningelismesi uzerine etkili olan tarihi dusunur ve hukumdarlarinbirer portrelerinin asilmasina karar verilmisti. Universitelerdensecilmis bir bilimadamlari kurulu, Amerika Birlesik Devletlerininkanunlarina bu tur etkisi olan yirmi uc tarihi kisiligi secti. Bukisilerin degisik heykeltraslara yaptirilan buyuk capli mermermadalyon portreleri, Temsilciler Meclisi Toplanti Salonu kubbesietrafina esit araliklarla dizildi. Icinde yasadiklari yillarsirasina gore yapilan bu duzenleme sonucu, Kanuni SultanSuleyman'in portresi Toplanti Salonunun duvarinda yer aldi.[20]&lt;br /&gt;Bu yonden, Kutadgu Bilig'in Amerika Birlesik Devletlerikanunlarinin gelismesini etkiledigi bu gun one surulemez. Cunku,elde bilinen belge yoktur. Belki bu iliski ilerde belgelenebilir.Ancak, konunun derinlemesine ele alinmasi gerekir. Bu da,universitelerde gorev yapmakta olan bilim adamlarinca yapilmasigerekli bir calismadir.&lt;br /&gt;Magna Carta, The Prince ve ABD Temsilciler Meclisi Toplantisalonunda portreleri asili tarihi kisilerin neden bu dereceonemli goruldukleri, tutulduklarinin uzerine kafa yormak gerekir.&lt;br /&gt;Toplumun Mayasi&lt;br /&gt;Konu, bir "Kultur" egitimidir. Ziya Gokalp "Hars" sozcugunu"kultur" kapsaminda kullanmistir. Gokalp, bu deyim ile,Latince'den diger dillere gecmis olan "cultura" (kultur) sozunebir karsilik bulmaya calismis idi. Bununla birlikte Turklerin"hars" i ile Fransiz "la Culture" ya da Alman "die Kultur"kapsamlarinin bir olmadigini anlatmaya calistigini da yazar.[21]&lt;br /&gt;"Kultur," belirli bir kok'ten gelmis bir toplumun "ana mayasi"anlamindadir. Bir toplum'un ana mayasini: o toplumun tarih, tore,dil, edebiyat, ve sanat birliginin toplami belirler. Bir toplumunbenligini olusturan bu ortak degerler, o toplumun digertoplumlarin kimliklerinden nasil ve nerede ayrildigini belgeler.Bir toplumun uyesi olan her kisinin yapisinda ve benliginde, otoplumun mayasindan bir parca bulunur. Fransiz ve Almankulturleri arasindaki ayriliklar, bira mayasi ile sarap mayasiarasindaki ayriliklardan daha da derindir. Bunun gibi, Turklerin"ana mayasi" da diger toplumlarin mayalarindan ayridir. Bununlabirlikte, yogurt ve peynir mayalarinin bir kokenden gelmis olduguda unutulmamalidir.&lt;br /&gt;Ancak, bir maya yalniz basina birakildiginda, "kendi kendiniyer." Bu bir dil surcmesi degildir. Maya icine katildigi digermaddeleri etkiler: yogurt mayasi, sut'u yogurt'a cevirir. Sarapmayasi, uzum suyunu sarap yapar. Eger maya, icinde gelisecegi,cogalacagi ana maddeyi bulamaz ise, kendi kendini yemeye baslar.Sonucunda olur. Uzum suyuna yogurt mayasi katilirsa, sonuc nesaraptir, ne de yogurt. Ne icilebilir, ne de yenilebilir.Maya'nin canli tutulabilmesi icin, surekli olarak kullanilmasigerekir. Yeni mayalanmis yogurdun bir parcasi ayrilip maya olaraksaklanir. Boylelikle maya da kendini yenilemis olur. Bir toplumunkulturu de bundan farksizdir. Kullanilmayan kultur olur.&lt;br /&gt;Kitapliklar da, iclerinde toplumlarin mayalarinin saklandigi birhazinedir. Icindeki kitaplar, yeni kusaklarin kafalarini mayalar.Bu maya tutar, yeni kitaplar yazilmasina neden olur. Yeni yazilankitaplar da kitapliga eklenir. Maya gibi, benlik te buyur,incelir, arilasir ve yukselir.&lt;br /&gt;Dolayisi ile, Kutadgu Bilig bir maya'dir, kullanilmaz ise olur.Olen yalniz bir kitap ve icinde toplanmis degerli bilgilerdegildir, o kitabi yaratan kisiyi yetistiren toplumun mayasidir,benligidir. Maya'nin soy'unun olmus olmasi, maya'nin evrimini vegelismesini de onler, durdurur. Maya da incelmek, arilasmak veyucelmekten geri kalir. Bir kitap, kendinden once yazilmisolanlarin icindeki bilgi duzeyinden baslayarak daha yeni veyuksek basamaklara tirmanir, bilgi'yi yukseltir. Toplumunmayasini saklayan da Kutadgu Bilig gibi yazilmis, yayinlanmis vesurekli olarak okunmakta olan kitaplardir.&lt;br /&gt;Uygarlik&lt;br /&gt;"Uygarlik," bir toplumun kendi mayasini, benlik ve kimliginikaybetmeden, diger uluslarin da mayalarini ogrenmek, anlamak vekullanmak ugrasidir.[22] Bir toplum, dunyada tek basinayasayamaz. Diger toplumlarla alis-veris yapmak zorundadir. Bualis-veris, yanliz ticari ve sinai alanda da kalamaz. Toplumlardunyada bagimsiz yasayabilmek icin, ticaret yarisina oldugukadar, uygarlik yarisina da katilmak zorundadirlar.[23] Dunyatoplulugu icinde, bir toplum'un maya'sini kaybetmeden ve ozerkolarak yasayabilmesi de, diger toplumlarin "maya" lariniogrenmeyi ve bilmeyi gerektirir.&lt;br /&gt;Uygarlik, dunya toplumlarinin genel malidir. Uygarlik, maya'laridegisik insan toplumlarinin uzun sure icinde edindikleri evrenselbilgilerinin duzenli yoldan ilerletilmesi, inceltilmesi, vepaylasilmasidir. Insan kafasi, govde'nin adaleleri gibidir:Egitimden gecmezler ise, gelisemezler. Japon ornegi, benliginikaybetmeden bir toplumun cagdas uygarliga yalniz ayak uydurmasidegil, onderlerinden biri olabilmesinin ornegini vermis, yolunugostermistir.[24] Ingilizler, cicek hastaligina karsi asi'yiTurklerden 18ci Yuzyilda ogrendiler.[25] Gelistirerek, butundunya uygarliginin mali haline getirdiler. Bunun gibi, domates,hindi[26] patates, misir gibi yiyecek maddeleri (ve tutun), KuzeyAmerika kitasindan 1492 yili sonrasi butun dunyaya yayildi.&lt;br /&gt;Diger toplumlarin mayalarini ogrenmek yolu ile, bir toplumuluslararasi ortamda saglikli yasama ve yucelme yarisina katilir.ABD toplumu, yogurt mayasini ve yogurdu gunumuzden ortalama yirmiyil once (ticari tanitma yolu ile) ogrenip, severek gundelik gidamaddeleri arasina katti.[27] Bu yoldan, ABD toplumu saglikli vebesleyici bir yiyecek maddesine kavustu. Ancak, bu durum, ABDtoplumunu Turk'e cevirmedi. Japonya, elektronik bilimini ikincidunya savasi sonrasi Bati Avrupa ve ABD den ogrendi. Bu sanayidalinda dunya onderi oldu. Ama, kendi mayasini, benliginikaybetmedi. Dunya uygarligina adim uydurmakla, Japon toplumuAmerikali ya da Avrupali olmadi. Gene Japon mayasinin gelismesineonem verdi, benligini korudu. Bunun nedenlerinin basinda, Japonmayasinin tarih, edebiyat ve sanat yolu ile cok iyi belirlenmisolmasi, Japon toplumunun bu maya'yi degistirmek istememesi degelmektedir. Cunku, Japon mayasi koklu olarak belgelenmis,yazilmis ve Japon egitim duzeni icinde temelli olarakogretilmektedir.&lt;br /&gt;Bir insan yalniz bir tur yiyecek maddesi ile yasayamaz. Ekmeginyanina hic olmazsa sogan, ya da yogurt eklemek zorundadir. Bu,yalniz tad almak icin yenilen bir katik degildir. Insanin yapisi,degisik yiyecek maddelerini yemesini gerektirir. Ayri mayalaryardimi ile olusturulan yiyecek maddelerinin insan govdesinegirmesi gereklidir. Insan govdesi bu yiyeceklerden yararlanir,saglikli yasama yolunda kullanir. Bununla birlikte, ayri-ayrimaya'lar, daha maya iken, bir kap ßcinde birbirine karisamaz. Herailenin bir evi oldugu gibi, her maya da yasamak icin kendineozgu bir kap ister. Ayri kaplar icinde yasayan mayalar,boylelikle mayalik gorevlerini yaparlar. Bu maya'larin ortayacikardiklari maddeler toplami uygarliga katkida bulunur, madde'yiyaratan toplum'a maddi gelir saglarlar. Ornegin, Cin uzun sureipek ve ipekbocekciligini gelistirmis, sirlarini digertoplumlardan sakli tutmustu. Bu yoldan Cinliler gunumuzde deuluslararasi ticarette onemli oranda para kazanmayisurduruyorlar.[28]&lt;br /&gt;Kultur maya'si, insanin beyninde yasar. Insan beyni, insangovdesi gibi, bircok degisik kaynaklardan mayalanmis bilimlerdenyararlanarak yasamak zorundadir. Bir beyin, yalniz matematik, yada siir "maya" si ile gelisemez. Matematik maya'si ileogrendiklerini nerede, kimin yararina ve nasil kullanacaginiancak tarih mayasi yolu ile ogrenebilir, bilebilir. Siir ve muzikyaratirken, ulusunun buyukleri ve basindan gecen onemli olaylar'itarih'ten ogrendigi gibi, calismalarina kaynak alacaktir. Yoksa,kendi maya'si yerine, baska maya'lara hizmet edecektir.&lt;br /&gt;Maya'larin "inceltilmesi" ve "arilastirilmasi" surekli, kesiksizegitim yolu ile olur. Bu arilastirma ugrasi sirasinda,arilastirma'yi yapan toplum, diger toplumlarin maya'lari iletanisir. Toplumlararasi iliskilerin gelismesi sonucu,uluslararasi uygarlik[29] ilerler.&lt;br /&gt;Insanlarin kullandigi mayalar, kendi baslarina kendileriniyenileyemezler. Cogunlugu yalnizca insanlarin yararina calisan bumayalar, insanlarin ozel dikkatini gerektirir. Kultur mayasi dabunlarin basinda gelir. Turk uygarligi icinde Kutadgu Bilig veBati Medeniyeti icinde Magna Carta sozlesmesi ve The Princekitabinin onemi burada kendini gostermeye baslar.&lt;br /&gt;Bu Bati Uygarligi nasil olusmustur, nasil yasamayi surdurur,neden ve nasil kendini yeniler? Bu soru'nun bir tek karsiligivardir: bilgi ve egitim.&lt;br /&gt;Egitim "Mayalandirma" ve Uygarlik              Romali tarihci Tacitus, M. S. Birinci yuzyilda yasamisti.Tacitus, gorgu sahidi bulundugu donemde Roma imparatorluguegemenligi altinda olan Britanya'lilarla[30] karsi kullanilanRoma imparatorlugu politikasini aciklayici sunlari yazmisti:&lt;br /&gt;     [Britanyalilar] Bir zamanlar tek bir kral altinda     [topluca] yasamakta idiler; simdi ise, kendi aralarinda     ve rakip reisler altinda kendi aralarinda vurusmaktan     bolunmus bulunuyorlar. Hakikaten, bizim [Romalilarin]     isimize en cok yarayan da, kuvvetli uluslarin kendi     aralarinda vurusmalari ve bize karsi isbirligi     yapamamalari oluyordu....  [Britanyanin] belirli     bolumleri Kral Cogidumnus'a yonetmesi icin verildi. Bu     kral da sadakatle bize hizmete devam etti. Uzun sure     once yerlesmis Romali geleneklerince, tabi bir kral     eliyle [bu kral'a bagli] toplumlari da esir [ve tabi     etmek] etmek yolu surduruldu....[31] Daginik, genis     alanlarda yasayan (ve dolayisi ile [Romalilara karsi]     baskaldirmaya her zaman yatkin) halk'i hareketsizlige     alistirmak, sakin bir duzende zevk ve sefahat icinde     toplu halde yasamaya yoneltmek amaci ile, Agricola[32]     bu toplumlari tapinaklar, toplanma yerleri ve binalar     yapmaya ozel olarak tesvik etti. Resmi olarak ta onlara     onlarin bu gibi isleri tamamlamalari icin yardimda     bulundu. Bu tesviklerine cabuk karsilik verenleri ve     yerine getirenleri derhal acikca ogdu, onurlandirdi.     Agirdan alanlari sertce elestirdi ve kinadi. Bu yoldan,     devlet zoru ve eli ile degil, aralarina rekabet sokarak     kisilerin toplumda taninmalari [sivrilmeleri] yolunu     acti. Ek olarak, ileri gelen Britanyalilarin     cocuklarinin uygar sanatlarda [civilized arts]     egitilmelerini sagladi. Bunlarin dogal yeteneklerini     Gaul'lulerinkilerden,[33] ne kadar iyi egitilmis     olurlarsa olsunlar, daha ustun tuttu. Sonucunda,     Latince ogrenmekten uzak durmus olanlar hemen cok iyi     Latince ogrenmeye ve kullanmaya basladilar.[34] Roma     giysileri de bu toplumlar icinde yayildi. Toplum yavas-     yavas bozulmaya yuz tuttu; toplanti salonlarina, Roma     hamamlarina devam ettiler, muhtesem partiler vermeye     basladilar. Tecrubesizlikleri yuzunden, Britanya'lilar     butun bu davranislarini uygarlik saydilar. Aslinda     butun bunlar esaret ve bas egmelerinin gereklerinden     baska bir sey degildi.[35]&lt;br /&gt;Britanyalilarin Roma politikasini gorusleri ise baska biracidandi. Gene Tacitus, dil-avcilarindan alindigi anlasilan veRomalilara karsi olan Britanyalilarin dusuncelerini de kitabinaekler:&lt;br /&gt;     Teslim olmakla, omuzlarimiza daha da agir yukleri     gonullu olarak almaktan baska hic bir kazancimiz     olmuyor. Eskiden, her bir boy'umuzun birer bas'i var     idi. Simdi ise iki kral birden [biri Romali vali,     digeri, Romalilarin tahta cikardigi yerli kral]     uzerimize oturtuldu  --biri canimizi cikariyor, digeri     de malimiza el koyuyor. Bu iki agamiz'in birbirleri ile     catismasi halinde, kullari olan bizler ise cok kotu     duruma dusuyoruz. Onlarin ceteleri veya duzenli     askerleri, bize karsi yaptiklari butun hakaretlere     siddet de karistiriyorlar. Malimiz ve namusumuz onlarin     ihtirasi onunde artik emniyette degil. Savasta, yigit     olan ganimetten payina duseni alir. Bugunku durumumuzda     ise, korkaklar ve kacaklar evlerimizi soyuyor,     cocuklarimizi kaciriyor, erkeklerimizi emirleri altina     aliyorlar. Bu serserilere bas egmekle, sanki biz onlara     "yurdumuz ugruna olmaktan baska, bizim icin herhangi     bir sebeple olmek kolay" diyoruz. Halbuki, bizim     nufusumuz cogunluguna karsi, isgalciler yalnizca bir     avuc adam. Almanlar bu gercegi gorup, baslarindaki bu     zalimleri kovdular. Hem de onlari dusmanin ana     vatanindan koruyan bizimki gibi bir deniz kalkani     degil, yalnizca bir nehir idi. Bizim ise ugrunda     savasmamiz gerekli bir yurdumuz, karilarimiz ve ana-     babalarimiz var. Romalilarin ugruna savastiklari ise     yalnizca keyifleri ve ihtiraslari. Geldikleri gibi geri     giderler. Eger biz de, atalarimizin yaptigi     kahramanliga es olacak olursak, bunlar da giderler.     Tanrilastirilmis Jul Sezar'in geldigi yere gittigi     gibi. Savasta verecegimiz bir-iki kayiptan     korkmamaliyiz. Basarimiz atagimizi destekleyecegi gibi,     acilarimiz da dayanma gucumuzu arttiracaktir. Tanrilar     su anda biz Britanyalilara aciyip, Roma generalini     baska bir adada ve uzakta tutmakta. Biz ise, en guc ise     basladik. Karsi gelme ve ayaklanma hazirligindayiz. Ve     boyle bir durumda yakalanmakta, savasa atilmaktan daha     buyuk tehlike vardir.[36]&lt;br /&gt;Bu gozlem ve karsi gozlemler, M. O. 427?-347 yasamis olanPlato'nun [Eflatun] goruslerine ve yazilarina uymaktadir. Plato,Cumhuriyet adli kitabinda[37], bir devletin ve bu devlettarafindan yonetilecek olan toplumlarin gorevlerini ozetler:&lt;br /&gt;          "Devletin gercek vazifesi, sosyal kuvvetleri     uzlastirarak politikayi cemiyetin ilerleyisine     cevirmektir.           Devrimler, birtakim basit sebeplerle meydana     gelmis gibi gorunurse de, bunla birikmis bircok     kotuluklerin sonucudur. En sonunda demokrasi gelir.     Demokrasinin esas prensibi, halkin egemenligidir. Ama     milletin kendini yonetecekleri iyi secebilmesi icin,     yetiskin ve iyi egitim gormus olmasi sarttir. Eger bu     saglanamazsa, demokrasi, otokrasi'ye gecebilir.          "Halk ovulmeyi sever. Onun icin, guzel sozlu     demagoglar, kotu de olsalar, basa gecebilirler. Oy     toplamasini bilen herkesin, devleti idare edebilecegi     zannedilir.[38]          "Demokrasi, halk egitimi meselesidir. Halkin     egitimi zayif olursa, demokrasi oligarsi'ye gecer. Gene     halkin egitimi zayif olursa, oligarsi demagog yaratir     ve demagog, diktator olur..."[39]&lt;br /&gt;Yunanli Plato'nun verdigi dersleri dinlemeyenler once geneYunanlilar oldu, Yunan cumhuriyetleri bir askeri diktatorluk veimparatorluga donustu. Ardindan gelen Roma cumhuriyeti, gecmisyakin tarihten de ders almayayarak, cumhuriyetlik niteliginiJulius Caesar [Sezar] (M. O. 100-44) elinde kaybetti. Yerine genebir diktatorluk kuruldu. Imparator/diktator Sezar, M. S. 44yilinin Mart ortasinda olduruldu ise de, yaratilan imparatorlukorganlari dolayisi ile cumhuriyet geri gelmedi. Sonra da RomaImparatorlugu goctu.&lt;br /&gt;Amerikan cumhuriyetinin devlet ve toplum kuruluslarinin ilkduzenleyicileri arasinda bu gibi gercekleri cok iyi bilenBenjamin Franklin (1706-1790), George Washington (1732-1799)[40]Thomas Jefferson (1743-1826)[41] gibi dusunurler, politika ileugrastiklari gibi onem ve oncelikle egitim uzerinde de durdular.Amerikan Kolonilerinde[42] kurulan ilk universiteler, Avrupaduzeni'ni ornek aldiklarindan, birinci sirada din adamlariyetistirmekle gorevli idiler.[43] Ozellikle Franklin ve Jeffersonve onlarin izinden yuruyen ileri goruslu Amerikan dusunurleri vepolitikacilari, temel bilimlerde egitim yapacak universiteduzenini gelistirdiler. Adi Pennsylvania Universitesi olaraksonradan degistirilen College of Philadelphia, 1753 yilindaFranklin'in yardimi ile kurulmus olup, ABD'nin ilk "laik"universitesi ve bu yeni duzeni ilk uygulayan kurulus olarakbilinir. Bu atilimlar surdurulerek, 1819 yilinda Jefferson'unonculugunde Virginia; 1876 da Johns Hopkins ve 1892 de Chicagouniversiteleri acildi. Bu kuruluslar: ABD tarih, siyasal bilimlerve iktisat konularina yaptiklari katkilarla ABD laik temelbilimler egitimini buyuk olcude etkilediler. Amerikan kultur veuygarliginin temellerini attilar. Bu yeni duzen, o gun'e kadarkurulmus universitelerce de sonradan benimsendi ve kabul edildi.Bu etkiler, degisik yonleri ile, gunumuzde dunya'nin diger ulkeve universitelerinde de kendini gostermektedir. Tarih ve digertoplum bilimlerinde insanligin bildigi ve olcebildigi en yuksekduzey'e ulasmis bulunan bu universiteler, ayni zamanda dogalbilim dallarinda da ABD'nin en onde gelen kuruluslaridir: JohnsHopkins universitesi, ABD Federal Hukumetinin actigi dogal bilimarastirma-yarismalarini kazananlar arasinda onde gelen birkurulustur. Chicago Universitesi ise, atom bombasiningelistirilmesinde ilk adimlari atan laboratuvar'i kurmustur.&lt;br /&gt;Bilindigi gibi, bugun ABD deki her universitede lisans duzeyinde"ihtisas" ogretimi yapilmaz. Ileri gelen universitelerincelendiginde, ne buyuklukte olurlarsa olsunlar, ne sayida"mesleki okullari"  olursa olsun, bu universitelerin cekirdeginibir "College" in olusturdugu gorulur. Bu "College," dort yillikbir "Temel Egitim" (Liberal Arts) okuludur. Bu Temel Egitimprogramlarinda ogrencilerin fizik, kimya, biyoloji, astronomigibi dogal bilimlere es tutulan tarih, felsefe, matematik, muzik,guzel sanatlar; bunlarin yardimi ile Orta Dogu, Roma, BatiAvrupa, Uzak Dogu, v.b. edebiyatlari; ek olarak antropoloji,sosyoloji, psikoloji, ekonomi, gibi toplum bilimlerine kadar olanbutun temel bilim dallarinda genel bir "taban" kazanmalarinayardimci olunur. Bu dort yillik temel lisans diplomasi alindiktansonra "Mesleki okullarda" (Professional Schools)  "meslekler" ekolarak okunur.[44] Temel Egitim, boylelikle once egitilmiskisi'nin kafasini maya'lar. Sonra da, mesleki egitimin "maya"sini olusturur. Bu universitelerde: tip, hukuk, kutuphanecilik,hastabakicilik, moda desinatorlugu, mimarlik, teoloji-din adamiyetistirme, kamu yonetimi, is idaresi gibi butun "meslekiokullara" giris, herseyden once bir dort yillik Temel Egitim(lisans-Bachelor's degree) diplomasi gerektirir.&lt;br /&gt;Karsilastirma yapmak bakimindan ele alinacak olursa, pek cokuniversitenin Lisans Ustu (Graduate School) tarih bolumundelisans ustu (master) ve doktora calismalari yapildigi halde,tarih bolumu (ve bagli oldugu Graduate School) bir "mesleki okul"degildir. Cunku, mesleki okullar ancak "usta teknisyen"yetistirmek icin kurulmustur. Ileri gelen universitesitelerkendilerini daha cok "dusunur kisi" yetistirmek gorevlisi sayar.Tarih bolumu de bir "dusunce dalidir." Bu gorus'e gore, "dusunurkisiler" toplum'un sorunlari uzerinde arastirmalar yapar, cozumarar, onerilerde bulunur. Bu "dusunur kisilerin" ugrasilarisonucunda ortaya cikacak onerileri uygulamak ta, meslekiokullarda okumus "usta teknisyenlerin" gorevidir. Buna karsilik,"tarih" buyuk insan topluluklarinin (ornegin devletlerin)birbirleri ile olan iliskilerini inceler, arastirir, olaylardankissa cikarir. Bu iliskiler icinde, uluslarin benliklerini nedenli koruduklarini; ne gibi yontemlerle aralarinda baris vesavas ile yaristiklarini arastirir. Gelecekte toplumlarin&lt;br /&gt;birlikte nasil ve ne duzeyde anlasmalari, yasamalari gerektiginidenetlenmis belgeleri ile ortaya koymakla ugrasir.&lt;br /&gt;Unutulmamasi gerekir ki, gunumuz'un sartlari herseyden onceinsanlararasi iliskileri icerir. Buyuk ve kucuk butun ticari vesinai kuruluslar insan topluluklarinca olusturulur, diger insantopluluklarindan mal alir, onlara mal satar. Geregi gibi geniskapsamda egitilmis "Insan Sermayesi" olmadan para, makina vehammadde bir is goremez. Bu nedenle, ileri gelen universitelerogrencilerinin oncelikle Temel Bilimler ile tanisik olmalariniister, Temel Egitim'e oncelik verilir. Bu Temel Bilimleregitilmis kisilerce ne kadar ust duzeyde bilinirse, uyesiolduklari toplumlar da uluslararasi duzen icinde o kadar iyigecinme ve "komsuluk" etmek yetenegi kazanirlar.&lt;br /&gt;Herseye ragmen, ABD Temel Bilimler egitiminin oz'unu "BatiAvrupa" kulturu olusturmaktadir. Bu "Bati Avrupa kulturu" ise,genellikle ikibin yil oncesinin Yunan ve Roma kulturlerinintemeli uzerine kurulmustur. Bir Ingiliz, Avrupali, ya da ABD'liogrenci, once kendi kulturunu, tarihini, edebiyatini,medeniyetini ogrenir; sonra da, ilerde birlikte is yapacagi,gecinmek zorunda oldugu uluslarin kultur, edebiyat, tarihi iletanisir. Baska uluslarin maya'sindan, kendi ulus yarar vecikarlarina ne gibi dersler alinabilecegini ogrenir. Bu tanismave mayalandirma da kitapliklarda yer alir.&lt;br /&gt;Ortalama olarak, bir Temel Bilimler universite kutuphanesinde birmilyon cilt kitap bulunur. Nedeni aciktir.[45] Arastirmauniversiteleri kutuphaneleri de en az uc-dort milyon ciltkitaptan sonra ciddiyet ve saygi kazanmaya baslar. Genisacilardan ve konularda kitap okumadan, yalniz sinirli sayida"ders kitaplari" yolu ile "egitilecek" ogrenciler, bir kaliptancikmiscasina belirli bir yone itilmis olacaklardir. Tek basinabir kagit parcasindan baska bir sey olmayan bir diploma'yialabilmek icin, sinav hazirliginda bulunacaklardir. Yalnizcasinav gecmek icin calismalarda bulunmak ta basli-basina "TemelBilim" egitimine taban-tabana zit bir tutum ve gorustur. "TemelBilimler" egitimi, "her bir ogrencinin kendi ilgisini cekecek birkonuda kendi istek ve ozen ile derinlemesine calisma yapmasi"olarak da tanimlanir. Bu da, ozel ugras, merak ve calisma yoluile kisinin uyesi oldugu kultur'e ve maya'ya katkida bulunmasi,bu maya'yi arilastirma calismasidir. O da kutuphanesiz olamaz.&lt;br /&gt;Bu mayalandirma ve temel bilim egitimi, dunyanin ileri gelenkuruluslarinin calisma ve gelismelerini de etkiler. Ornegin,dunyanin en buyuk 1000 firmasinin genel mudurlerinin ve yonetimkurullari baskanlarinin egitimleri gozden gecirildiginde, bugorevlerdeki kisilerin buyuk bir oraninin lisans duzeyinde "TemelEgitim" tahsil ettikleri anlasilir.[46] Daha kucuk bir orani oncemuhendislik ve dogal bilimler okumustur. Ancak Temel Egitimokuduktan sonra lisans ustu mesleki egitim gorenlerin sayisi daartmaktadir. Benzer bir karsilastirma da politika alanindadir.Arupali devletlerin politikacilarinin cogunlugu herseyden oncetarih, ekonomi ve felsefe egitimi gormus kisilerdir.&lt;br /&gt;Bu etkenlerden uluslararasi iliskilerde de kacinilamaz. GunumuzdeABD deki Turk toplumlarina dagitilan yayinlar cogunlukla "askeri"konulara agirlik vermektedir. Bunun karsisinda, Turklerin komsusuolan toplumlar ise yalnizca kultur ve sanat acisindankendilerinin ust duzeyde olduklarini dunya kamu oyunda iddiaetmektedirler. Bu tutumlarini desteklemek icin de, hem de buyukolcude, butun kultur dallarinda yayin ve calismalaryapmaktadirlar. Sonuc olarak, "Medeniyetsiz Turkler, askeri gucile medeniyet'i ezmek ister" gibi efsanevi-hurafi bir gorusyaratilmaktadir.&lt;br /&gt;Unutulmamalidir ki, "politika" bir "goruntuler" dunyasidir.Askeri guc ile medeniyetleri ezenlerin sonunda nasilyikildiklarini tarih, edebiyat kitaplari, ressamlarin eserleri veklasik muzik parcalari uzun uzadiya anlatir. Onemlerine ragmen,kisiler: politikacilar, general ve amiraller, tarihciler emekliolur. Geriye kalan, bir toplum'un kultur ve uygarliginin yazili-basili gostergeleri olan tarih, edebiyat ve muzik'tir. Dunyameclislerde ve diger makamlarda karar verecek olanlar bu tarih veedebiyat kitaplarini gencliklerinde okumuslardir, muzigi dinlemisve etkilenmislerdir. Ister-istemez, o tur etkilerin altinda kararvereceklerdir. Verdikleri kararlarin savunmasini, edebiyatkitaplarindan alinan deyimlerle yapan politikaci az degildir.(Ustelik, kaynaklari uzerine dip-notu vermek zorunda dadegildirler).&lt;br /&gt;Kisacasi, surekli bir buyuk savas da, ticaret yarisina ek olarak,kultur alaninda her gun yer almaktadir. Bu kultur yarismasinakatilmayan toplumlar, geleceklerinden vazgectikleri gibi,gundelik buyuk iktisadi kayiplara da ugramaktadirlar.&lt;br /&gt;Din&lt;br /&gt;Toplum'lari olusturan kisi'lerin ozel inanclari olan "din" lerinde bir toplum'un mayasi icine katildigi soylenir.[47] Bu gorusuzerinde de ornekleri ile durmak gerekir:&lt;br /&gt;1. Ingiliz Krali Henry VIII ve Ingiliz Parlamentosu, 1532 ile1536 yillari arasinda, o gune dek Ingilterede gorulmemis birisbirligi cervesinde calisarak alti yasa cikardilar. Bu yasalarinhedefi, Ingiltere'yi Roma'da oturan Katolik Papa'nin politik veekonomik etkisinden kesinlikle ayirmak oldugu soylenir. Odevirden sonra, Ingiliz Anglikan kilisesi Ingiltere'nin resmidini oldu. Ingiltere Hristiyan kalmakla birlikte, Ingilizhukumdari Ingiliz kilisesinin de basi sayildi. Boylelikle,Ingiltere kendi dis politikasini da Katolik Papa'nin dispolitikasi etkisinden bagimsizlikla yurutmeye basladi.[48]&lt;br /&gt;2. Dini tutuculuga karsi isyan daha once Almanyada baslamisti.Martin Luther (1483-1546) 1517 yilinda Papa'nin ve Katolikkilisesinin tutumlarini elestiren 95 tez'ini, rahipligini yaptigikilisenin kapisina civilemisti. Papaligin, Hristiyanligin kutsalkitabi Incil'in Latince okunmasinda israr edisi bu protestolardanbiri idi. Luther Incil'i ana dili olan Almanca'ya cevirerek hemAlman toplumunun Incil'in icindekileri anlamalarina yardim etti,hem de Alman dilinin telaffuz ve kullanilisinin birlestirilmesineve bu duzgunlestirilmis Almanca'nin genis olcude yayilmasina yolacti. Almanlar da dinlerini millilestirmis oldular.Protestanligin (Protesto etmekten) bu tarihten sonra basdigigenellikle kabul edilir.[49]&lt;br /&gt;3. Rus Prens'i Vladimir, M.S. 989 yilinda Hristiyanligi Kabuletti. Kiev prensligi bu tarihte Bizans (Constantinople-Istanbul)Kilisesinin bir kolu oldu. 1326 yilinda Kiev Metropol'u (DiniBolge Baspapaz'i)[50] Moskova'yi gezerken oldu. Moskova bufirsati kacirmadi ve butun Rus sehir devletlerini birlestiriponderligini ele gecirmek icin, Kiev Metropol'luguna secilenpapaz'i Moskova'ya tasinmaya ikna etti. Bu durum 1453 yilinakadar surdu.  Istanbul'un Fatih Sultan Mehmet tarafindan 1453 tealinmasindan sonra, Son Bizans Imparatoru'nun yegeni ZoePaleolog, Moskova hukumdari Ivan III ile evlendi. Bu olay,Moskova devletinin, Bizans geleneklerini surdurdugunu iddiaetmesine yol acti. 1510 yilinda Moskova'da Rus Ortodoks Kilisesikuruldu. Moskova III. Roma ilan edildi.[51] 1700 yilinda RusOrtodoks Kilisesi Patrigi[52] oldu. Deli Petro 22 yil yeniPatrigi tayin etmedi. Rus Ortodoks Kilisesi, bu tarihten sonrakurulan ozel Ruhani Komisyon'a bagli olarak devletin bir"Bakanligi" haline getirildi. Boylelikle, Ruslar da tam anlamiile Hristiyanligi benliklerine uydurmus, "millilestirmis"oldular.&lt;br /&gt;4. Islamiyetin M.S. 620lerde bir din olarak ortaya cikmasindankisa bir sure sonra, Islamiyette "Si'ilik" (ayrilik) kendinigosterdi. Bir bolum mumin'in, Ali'nin ilk halifelige secilmesiniistemeleri, ancak isteklerinin yerine gelmemesi bu "ayriliga"neden oldu. Hatta bu istekleri, daha Peygamber hayatta ikenkendini gostermis idi. Kisa sure icinde, Iranlilar bu Si'iligikendilerine bir bayrak yaparak, din yolu ile gelen ve artmaktaolan Arap kultur etkenlerine karsilik verme yolunu aradilar. Buyonden, Iranlilar da dinlerini millilestirmis oldular, Arap umma(ummet)[53] politikasinin yorungesinden cikmayi basardilar.[54]&lt;br /&gt;5. Butun bunlara ek olarak: Ukrayna, Gurcu, Ermeni, Yunan, Kopt,Suryani kiliselerinin de Papa'nin politik, kulturel etkisindenuzaklasmak, kendi maya'larini korumak amaclari ile dinleri olanHristiyanligi millilestirdikleri, kendilerine ozgu Patriklersectikleri de hatirlanmalidir. Goruldugu gibi bu toplumlar, ozmayalarini korumak yolunda, din'in bile bu mayayi bozmasina izinvermemislerdir. Dinleri de hazmetmis, kendi toplum tore'lerineayak uydurtmuslardir.&lt;br /&gt;6. Hilafet'in 16ci yuzyilda Osmanli hanedanina gecmis oldugukabul edilir. Buna karsilik, Osmanli padisahlari bu sifat'igenellikle kullanmaktan kacinmislardi. 18ci yuzyildan baslayarak,Osmanli saray'inin "Hilafet" yolu ile dis-politika yapma cabalarigeri tepmis, 19cu yuzyilda Osmanli imparatorlugu icindekimillet'lerin, aldiklari uluslararasi egitim yardimi dolayisiylada, milliyetcilige donmelerine ve Osmanlilara karsi bagimsizliksavaslari acmalarina yol vermisti. Bu da, Ataturk'un de ezan veKuran'i Turkcelestirmesinin, Diyanet Isleri Baskanligininkurulmasinin basinda gelen nedenlerden biridir. Bu konularda OmerSeyfettin'in yaptigi milliyet ve din ayirimlari'nin, MustafaKemal'in dusuncelerini etkiledigi soylenebilir.[55] Kaldi ki,yukarda sozu edilen orneklerdeki ulus'larin bir bolumununHristiyanliktan once dunyada var olmalari gibi, Turktoplumlarinin tarihi, Islamiyet'in ortaya cikmasindan cok oncebaslar.[56]&lt;br /&gt;7. 1787 de, ABD Anayasasinin katilikla din ve devlet islerinibirbirinden ayirmasi, bu anayasa'yi yazanlarin tarihbilinclerinden ve konulari tarihi yonleri ile ele almalarindanileri gelmektedir. Bu olay da, din ile devlet islerinin tarihteilk yer alan ayirimi degildir. Cin'de milli devlet anlayisi,Confucius'un (M. O. 551-479) felsefe'si uzerine kurulmus idi. 12-13cu yuzyillarda Cin'in genis bolumleri: Kitanlar, sonra daJurchen'ler tarafindan isgal edildi. Bu isgaller sirasinda,dusman askerlerinden cok, isgalcilerle birlikte gelen Budizm[57]dininin Confucius devlet anlayisini "bogmaya" baslamasi Cin'lidusunurlerce buyuk bir tehlike olarak goruldu. Confucius'un,Cin'in milli devlet anlayisinin temelini olusturan gorusleri ileBudizm dini arasindaki bu donemdeki cekisme iki yuzyil surdu.Sonucunda, Cin'li dusunurlerin butun zorluklara gogus gererekdirilttikleri Cin geleneksel egitim duzeni yardimi ile, Confuciusfelsefe'si bu yaris'i kazandi.[58] Boylelikle Cinli maya'sikorundu ve Cin'li olarak kaldi. Gunumuzdeki kalkinmayi da Cin'lifelsefe ve politikasi carcevesinde yapmaktadirlar.&lt;br /&gt;Timur Bey'in de, kurdugu imparatorluk icinde, din ile devletislerini birbirlerinden ayri tuttugu anlatilir. Z. V. Togan'ingozlemlerine gore, Turk yoneticilerinin bu tutumlari 1920lerdebile Asya'da yasamakta idi.[59]&lt;br /&gt;Tarih Anlayisinin Gunumuzdeki Onemi&lt;br /&gt;Belirli ulkelerde, tarih bilimi ile atom bombasinin sirlari esduzey ve degerde tutulur. Tarihi belgeler ve atom fizigi'ninayrintilari cok yuksek titizlikle korunur, saklanir. Eger "tarihigercekler" ortaya cikacak ve butun toplumlarca bilinecek olursa,birtakim ulkelerin yillardir yuruttukleri siyasetleri kokundensarsilacaktir. Ek olarak, "tarihi cehaleti yaymak" isini yuksekbir sanat haline getirenlerin ve bu turde siyaset yurutmekte olankisilerin gelecekleri de kararacaktir. Ne var ki, gercekleriogrenmek isteyenlerin onunde dikilen butun engeller'in bir camparcasindan ayricaligi yoktur. Gerektiginde bir pencere camindanbakar gibi saklanmasina calisilan gercekler gorunur, ya da camkirilarak ardindaki bilgilere ulasilir.&lt;br /&gt;Rus Carligi, 1853-1856 yillari arasinda yer alan Kirim savasini,ortak Ingiliz, Fransiz ve Osmanli kuvvetleri karsisindakaybetti.[60] Bunun sonucunda, Avrupadaki ekonomik-Politik durumucok sarsildigindan, Rus Imparatorlugu Asya'ya karsi askeriatilimlara gecti. Orta Asya'ya yayildi.[61] Birinci Dunyasavasinda yenik dusup, bu arada 1917 Bolsevik ihtilali debasverince, Ruslarin Avrupa'daki durumlari ve itibarlari daha daderinden sarsildi. Bunun uzerine, 1920 yilinda Baku'da bir "DoguKongresi" toplayip, Bolsevizm'i Asya'ya, bu arada da yenikurulmakta olan Turkiye Cumhuriyetine de yaymak ve boylecetoprak, ekonomik cikar ve uluslararasi itibar kazanma kararinialdilar.[62]&lt;br /&gt;20ci yuzyilin sonlarindaki gelismeler, 19cu yuzyil'in sonlari ve20ci yuzyil'in baslarindaki bu olaylari cok yakindanandirmaktadir: Dogu Avrupayi kaybeden Sovyet "Imparatorlugu"yoneticileri Asyayi elde tutmak istemekte, bu amaclarinigazetelere verdikleri demeclerle acik olarak belirtmektedirler.Ruslarin Azerbaycan'a (1988-1990)[63], Ozbeklere (1989-1990)[64],Kazaklara (1986)[65], Mesket[66] ve Tatarlara karsi olangirisimleri ve askeri harekatlari, 1856 Kirim yenilgilerisonucundaki tutumlarindan degisik degildir. Son iki yil icindekihareketleri, Sovyet yoneticilerinin 1956 (MacaristaninSovyetlerce isgali-Suveys Kanali olaylari), 1968(Cekoslovaklayanin Sovyetlerce isgali-Bati Avrupa ogrenciharaketleri) yillarinda yer alan dunya olaylarini cok iyihatirladiklarini ve bu tur olaylardan yararlanma yeteneklerinikaybetmediklerini de acikca gostermektedir.&lt;br /&gt;Yazili tarih'lerin toplumlar uzerindeki onemini cok iyi anlayip,"yeni tarih" yazmak yolu ile "tarih" i kendi cikarlari icindegistirmeye ugrasanlarin gunumuzdeki varliklari ve calismalarida belgelenmistir. Ulus'larin benlik ve niteliklerinin "tarihicadetmek" yolu ile degistirilmesine calisilmaktadir. Bu uydurmatarihleri sonra da geri'ye, tarih'in derinliklerine yansitmakcabasi da gosteriliyor. Yazdiklari yorumlar ile (nitelik vebenliklerini degistirmayi hedef alinan) toplumlarin tutum,dusunce, ahlak ve yasam sekillerini kendi yararlari icin birnoktadan digerine cekmeyi ongoren kisi ve kurumlar da bulunuyor.Bu yazilan "hayali tarih" ler kisa sure icinde hedef alinantoplumlarin dillerine cevriliyor.[67] Eger, bu "hedef alinan"toplumlar bu oynanan oyunun ne oldugunu bilemez, oyunuoynayanlarin cikarlarini kestiremezse, toplum olarakyasayamiyacaklardir.[68]&lt;br /&gt;Bu tur uluslarin kimligini degistirmek amaci ile yazilmis olan"icadedilmis hayali tarih" lere "yalanlama" yolu ile "karsilik"vermek, hic karsilik vermemeye esittir. Hatta, "yalanlama" yapmakicin harcanan emek ve kaynaklar da bosa gideceginden, "yalanlama"islerine girisen taraf zarara bile girecektir. Verilebilecek tekkarsilik, derin ve temelden yapilip genis olcude yayinlanacakbilimsel arastirmalardir. Once koklu bilimsel arastirmalarduzenli olarak yapilir, yayinlanir. Sonra, bu gibi kitaplariniclerindeki bilgiler, uzerlerinde yapilacak yorumlarla, gazete,radyo ve TV yollari ile toplumlara duyurulurlar. Bu yol,"yalanlama" yi gereksiz birakacagi gibi, saglikli ve derli-toplubilgilerin de toplumlara aktarilmalarini kolaylastirir.[69]&lt;br /&gt;"Hayali tarih" yazma cabalarinin iki ornegi kisaca verilebilir:A) Turklerin dunya uzerinde hangi tarihler arasinda yasadiklari; B) "Pan-Turkizm."&lt;br /&gt;A) Ozellikle Sovyet yazilarina bakilacak olursa, Turkler ancak M.S. Altinci ve Onaltinci yuzyilarasinda yeryuzundeyasamislardir.[70] Ne daha once, ne de daha sonra. Sanki goktenzembille inip, bir bilinmez nedenle kaybolmuslardir. Bu "hurafe"gunumuzde yasayan Turklerin "kimligi" ve kokenlerini kasitliolarak "bulandirmakta" dir. Uluslararasi iliskilerde,uluslararasi kuruluslarca Turklerle ilgili olarak verilecekkararlar da, boylece bu "bulandirma" etkisi altinda birakiliyor.Sonucunda da, Asya'nin ortasinda yasayan tarihi Turktoplumlarinin soyundan gelenler de kucuk parcalara bolunerek"birbirleri ile iliskisi olmayan, ayri milletler" olarakgosteriliyor. O kadar ki, bu gulunc iddiaya gore, bu "ayriuluslar" birbirlerinin "dillerini bile konusamiyorlar" vedilmaclara gerek goruyorlar; ya da "Rusca konusarak birbirleriile anlasiyorlar."&lt;br /&gt;Butun bu "tarih hirsizliklarinin" 1924 sonrasi "tarihi gercek"haline getirilmek iddiasina baslandigini da belirtmekgerekir.[71] Bu da, konu ile yazilmis bilimsel yazilarinokunmamasindan, okutulmamasindan ileri gelmektedir. Ornegin Z. V.Togan, Turk soylarinin yuzyillar boyunca yaptigi genis kapsamlitoplumsal goclerini nedenleri ile birlikte ozetlemistir. Togan'incalismasinda anlatildigi gibi, Turk soylarinin olusturduklaribirlikler ve kurduklari siyasi topluluklar da, o gunlerinortamina gore, belirli evrimlerden gecmisti. Bu evrimlersonucunda, Turk soy ve boy'lari cok diri ve varlikli yeni Turkkumeleri kurmuslardi.&lt;br /&gt;Dolayisi ile, gunumuz Ozbek, Kazak, Azerbaycan boylari, daha onceyasamis Tatar, Nogay, Kirgiz, Oguz-Turkmen boylarinin acilip-kapanmalari ve gene ayni topraklarda yeniden degisik karisimlarlakaynasmalari yolu ile ortaya cikmislardir.[72] Turk boy'lari buacilip-kapanmalari, kumelesmeleri ve kaynasmalari yaparken kendivarlik ve butunluklerini korumak yolunda calisiyorlardi.&lt;br /&gt;B) "Pan-Turkizm"[73] bir Turk icadi degildir. Eski Turkkaynaklarinda, "Turklerin dunya hakimiyetini elde tutmak ihtirasiile yanip tutustuklari"ni belgeleyen bir kavram yoktur. Bununlabirlikte, ozellikle 19cu yuzyil sonlarinda ve 20ci yuzyilbaslarinda, Turkleri bu suc ile itham edenler oldu.[74]&lt;br /&gt;Bugun bilinen kaynaklara gore "Pan-Turkizm", 19cu yuzyil Avrupakuvvet dengesi ugrasmalarina yardimci olmasi icin Avrupa'daicadedilmis bir iddia'dir.[75] Ilk olarak, Carlik Rus ordusu'nunTaskent'i isgal yili olan 1865 de basilan bir kitaptagorulur.[76] Ruslar 19cu yuzyil'da [1552 yilinda Kazan hanligi'niisgal etmekle baslattiklari tutumu surdurerek] Asya'ya ekonomiksomurge bulucu yayilma hareketlerine devam ettiler. Ingiliz'ler1828 Turkmencay anlasmasindan baslayarak, Hindistan'dakiimparatorluklarini Ruslardan koruma yollari aradilar; Rus veIngiliz imparatorluklari arasinda yasayan Turkleri birlestirip,Rus yayilmasina karsi bir engel olarak kullanmak istegi bu "Pan-Turkizm" "cozumunu" ortaya cikardi.[77]&lt;br /&gt;Ruslar da bu "Pan-Turkizm" iddialarini politikalari yararinakullandiklari din maskesi altina aldilar. Cunku Ruslar, Asya'yayayilma calismalarini (diger somurgeci imparatorluklarin yaptigigibi), "Hristiyanligi yaymak cabasi" olarak gosteriyorlardi.&lt;br /&gt;Eger bu iddialari ile Turkleri "Batili medeniyetlere zararli"gosterebilirlerse, Ruslar:&lt;br /&gt;a) Vambery yolu ile ortaya atilan "Pan-Turkizm" ve bu "akimin"onculugunde kendilerine karsi kurulmasina calisilan "Turkkalkani"ni kirabilecekler; &lt;br /&gt;b) Avrupali Hristiyan devletlerin Ruslarin Orta Asya'dakihareketlerine engel olabilecek diplomatik iddialarini yersizbirakip, kendi Asya'ya yayilma cabalarini surdurebileceklerdi.&lt;br /&gt;Almanlarin iktisadi ve askeri yonlerden guclenmeye baslamasiIngiliz ve Rus'lari urkuttu. 1907-1909 larda yaptiklari gizlianlasmalarla, Ingiliz ve Rus imparatorluklari birbirlerine karsi"Pan-Turkizm silahini" kullanmama karari aldilar. Bunun uzerine,Ruslar tek tarafli olarak "Pan-Turkizm zararlarini onleme" ve"dunya'yi Turklerden kurtarmak calismalarina" basladilar. Buanlasmalar,ve ortaya cikardiklari tutumlar, Ruslarin BirinciDunya Savasi basinda Erzincan ve cevresine girmelerinin"gerekceler"den biri olarak gosterildi.&lt;br /&gt;Orta Asya'daki Turk toplumlarinin esaret altina alinmasiboylelikle uluslararasi toplumlarca da kabul edilmis oluyordu.Ancak, Orta Asya Turk toplumlari bu tutsakliga karsi koyma karariverdiler. Orta Asya'da "Milli Kiyam" (bagimsizlik ayaklanmasi)adi ile bilinen, buna karsilik, Ruslar tarafindan dunya'ya"Basmaci" (haydutluk, sakilik) adi ile aktarilan Orta AsyaBagimsizlik Savasi 1916 yilinda basladi. Kisa surede buyuk cap'taaskeri harekat'a donustu. 1930 sonlarina kadar suregiden bubagimsizlik savasinin dogal sonucunun ne olacagini bugunbilemiyoruz. Cunku, Ikinci Dunya Savasinin baslamasi OrtaAsyalilarin bu ulkulerinin ertelenmesine neden oldu.[78]&lt;br /&gt;"Pan-Turkizm" oyunlari bununla da bitmedi. Birinci Dunya Savasibaslamadan once, Alman bilim adamlari ve subaylari, adi gecen"Pan-Turkizm"i Almanya cikarlarina [Rus ve Ingilizlere karsi]yardimci olmasi icin ele almislardi.[79] Pan Turkizm ve Pan-Islamizm'i basta Enver Pasa olmak uzere, butun Turk subay vepolitikacilarina benimsetmeye calistilar. Almanlar bu "ozendirme,imrendirme" calismalarinda toptan basarili olamadilar: MustafaKemal, Kazim Karabekir gibi genc ve yetenekli subaylar digeruluslarin gutmekte olduklari hedefleri gorup anladilar ve karsiciktilar.[80] Omer Seyfettin, Alman bilim adamlarinin vetuccarlarinin "imrendirme" calismalarini yakindan gorup, toplumuuyarmak amaci ile diger yazdiklarina ek olarak ozellikle "Fon[Von] Sadrinstayn" hikayelerini yaratti.[81] Buna ragmen,Almanlar Turkler'i Kafkaslarda savasa sokmayi basardi.[82] Almandusunurlerinin amaci, Bati cephesinde Ingiliz ve Fransiz'larlacarpismakta olan Alman ordularina nefes aldirmak idi.&lt;br /&gt;Turkler arasinda bu Turk illeri disinda yaratilmis "Pan-Turkizm"dusuncesine yakinlik, Ikinci Dunya Savasi baslamadan once geneAlman dusunurlerince, gene ayni Alman yararlari yolundafilizlendirildi.[83] 1960 sonrasi "Pan-Turkizm" akinlari, IkinciDunya Savasi baslamadan once atilan tohumlardan yesermis ve koksalmistir.[84] Bu ve ilgili olaylarin belgeleri, turlu uluslarinresmi devlet arsivlerinde bulunmaktadir. Bu belgelerin birbolumunun kopyalarini acikca satin almak mumkundur.[85]&lt;br /&gt;Buna ragmen, yukarda sozu edilen diger ulus'larin "yarismakavgasi" dolayisi ile, Turkler kendi yaratmadiklari bir akim olan"Pan-Turkizm" iddialariyla, uluslararasi kamuoyu onunde mahkumedilmeye calisilmaktadir. Cunku, bu olaylar yakin yillara kadaryazilmamis, kamu oyu onunde belgelenmemis, toplu olarakyayinlanmamistir.&lt;br /&gt;Bununla birlikte, bir maya'dan gelmis toplumlarin, mayabirliklerini korumak istemeleri dogaldir. Iskandinav Birligi,Ingilizce Konusanlar Birligi gibi ornekleri de coktur. Dolayisiile, ortak maya birligini saklayan kitap ve dusuncelerin butoplumlar icinde canli tutulmak istenmesi, bu toplumlarinhakkidir.&lt;br /&gt;Bir Azerbaycanli dusunur'un de dedigi gibi "Amerikalilar daSekspir okuyorlar. Bu olay, Amerikalilari Ingilizlestirmiyor." Uygarligi meydana getiren mayalarin gelismesi, uygarliginyararinadir. Eger Orta Asyalilar da ortak mayalarini korumak icinisbirligi yaparlarsa, bu onlarin bilecegi is'tir. Begenmeyenler,gecmiste oldugu gibi, kendi gundemlerini nasilsa gene acigavuracaklardir.&lt;br /&gt;Gorus&lt;br /&gt;Boylece, gunumuzde Turk toplumlarinin karsi-karsi'ya kaldigi enonemli sorunlar, yukarda ana cizgileri ile ozetlenen: Tarihselkimlik savasi'dir; "Maya" korumak ugrasi'dir; Tarih hirsizliginionlemek cabasidir; Uygarlik icinde ozgur, bagimsiz ve gudumsuzyasama yarisidir; Yasamini, varligini koruma kaygisidir.&lt;br /&gt;Tarihini caldiran toplum, kimligini ve varliginin cekirdegini decaldirmistir. Maya'siz, tohum'suz kalan bir toplum varligininasil surdurebilir? Kimligini bilmeden, ozgur ve bagimsizyasayabilmek icin gelir'ini nereden ve nasil saglayabilir? Bugeliri hangi ticaret ve sanayi dallari yolu ile hangi pazarlardakazanabilir? Komsularinin himmeti ile yasasa bile, kimliginibilmez ve koruyamaz ise, butun bu ugraslari kimin cikarinayapacaktir? En onemlisi: butun bunlari nasil ve neredenbilecektir? Gelecek kusaklara nasil anlatacaktir?&lt;br /&gt;Son yillarda, Turk toplumlari icindeki dusunurlerin bu olaylarianladiklarini ve karsi tedbir almak calismalarina basladiklarinigosterir dipnotlu arastirma yazilari yayinlaniyor. Sozu edilen buyazilardan ornekler Bati dillerine de cevrilmekte.[86]  Ancak, butur calismalar toplumca benimsenmez, gelistirilmez vedesteklenmez ise, yararliliklarini surduremeyeceklerdir. Turkatasozleri uyarir: "Tasima su ile degirmen donmez."  "Sokma akildokuz adim gider."  "Akilsiz bas'in cezasini ayaklar ceker."&lt;br /&gt;M. S. 732 de dikilmis olan Orhon yazitlari[87], TurkHakanliklarinin daha onceki yillarda baslarina gelen olaylar veTurklerin o donemlerdeki "kurtulus savaslari" ile ilgili bilgiverir.[88] Sekizinci yuzyilda dikilen bu anitlarda sozu gecenolaylar ve uzerlerine verilen ogutler sanki 21ci yuzyil icinyazilmistir.&lt;br /&gt;Kaldi ki, Orhon yazitlarinin ogutleri 17, 18, 19 ve 20 ciyuzyillar icin de gecerlidir. Ancak, bu yazitlar her nedenseunutulmus, dikildikleri yerlerde sekizinci yuzyildan 19cu yuzyilortalarina kadar "dilsiz" kalarak "yeniden bulunmayi"beklemislerdir.&lt;br /&gt;     "Eger bu anitlarin uzerindeki ogutler unutulmasa     idi...." &lt;br /&gt;diyerek dogunmenin bu gun icin bir anlami yoktur. Ancak, tarihiolaylardan ders alarak ilerisini dusunmek gerekir. Toplumlaryalniz tarih'te yasamazlar. Eger bir toplum'un yasamak istegi varise, gelecekte de yasayacaktir. O toplum'un bireyleri gecmistenornek alip, gelecek icin calisacaklardir.&lt;br /&gt;Kutadgu Bilig de yaptigi algilamalardan anlasildigina gore,Balasagunlu Yusuf'un bu gercekleri 11ci yuzyilda kavradigi, Orhonyazitlarinda yer alan bilgilerle tanisik oldugu, bunlari gelecekkusaklara aktarmaya calistigi da goruluyor.[89]  Orhonyazitlarindaki Turk buyukleri Tonyukuk ve Bilge Kagan, gelecekkusak Turklere:&lt;br /&gt;     "Sorunlara cozum getirmeyen kisi de sorunun bir     parcasidir"&lt;br /&gt;turunde de seslenmektedirler. Yazdiklari tarih yolu ile, yedinciyuzyil Turklerinin basina gelen olaylari anlattiklari gibi,gelecekte bu gibi istenmeyen olaylarin onlenebilmesi icinyapilmasi gerekli isleri ozetlemektedirler.&lt;br /&gt;Bu arada,&lt;br /&gt;     "Bir toplumun yasami boyunca kac defa kurtulus savasi     yapmasi gerekir"&lt;br /&gt;dusunce soru'suna da karsilik verirler:&lt;br /&gt;     "Gecmisini her unutusta."[90] &lt;br /&gt;     "Gorunen koy kilavuz istemez"&lt;br /&gt;ata sozu, aciklama gerektirmez. Buna karsi, gorunen koyleri bilegormek istemeyenler her toplumda bulunur.  Bu gibi kisilereBalasagunlu Yusuf Kutadgu Bilig'de seslenir:&lt;br /&gt;     Akilli insan icin akil kafi bir estir;     Bilgisiz adam icin hakaret tam bir addir.[91]&lt;br /&gt;Balasagunlu Yusuf'un yazdiklarinin anlasilmasina yardimci olacakbir Turk atasozu daha vardir:&lt;br /&gt;     "Anlayana sivisinek saz; anlamayana davul-zurna az."&lt;br /&gt;NOTLAR:&lt;br /&gt;1. Ornegin, eski karakucak gurescileri, er meydanindatutusacaklari kisilerin diger yarismacilarla yaptiklarigureslerini buyuk bir titizlikle seyrederlerdi. Bu yoldan,bilinen oyunlara dusmemeye calisirlardi. Konu ile ilgili olarak,bak: Ibrahim Ince, "Turklerde Gures" Kara Kuvvetleri Dergisi Sayi4, 1971; Halim Baki Kunter, Gures Yilligi, 1944 (Istanbul, 1945);Ismail Habib Sevuk, Turk Guresi (Istanbul, 1949).&lt;br /&gt;2. Kazim Karabekir, Istiklal Harbimiz. (Istanbul: TurkiyeYayinevi, 1960).&lt;br /&gt;3. Onemi cok iyi bilinen "Tarih Yazmak Yontemleri"(historiography) uzerine son bin yildir Dogu ve Bati dillerindeayrintili yorumlar yapilmis, degisik gorusler verilmis, ozelkitaplar yazilmistir. Konu'ya Turkceden girmek isteyecekler icin,Tarih'te Usul (Istanbul, 1950) kitabi ile, Zeki Velidi Togan bugoruslerin buyuk bir bolumunun ozetini vermistir.&lt;br /&gt;4. Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig. Derleyen: Resit Rahmeti Arat.(Ankara: Turk Tarih Kurumu, 1974). Ikinci baski. Sayfa 25-27.&lt;br /&gt;5. Bak Baburname (Turkce tipkibasim) Derleyen: Annette S.Beveridge (Leyden &amp; London, 1905). The Babur-Nama in English,(Memoirs of Babur) Annette S. Beveridge (Tr.) (London, 1922).Ikinci basim 1969. Hindistanda devlet kurmus Turkler icin bak Lt.Col. Sir Wolseley Haig &amp;amp; Sir Richard Burn (Eds.) The CambridgeHistory of India (1922-1953), Vol. III, Turks and Afghans (1928).Gunumuzde, bu dizin'in icindeki goruslerin eskimis ve Ingilizimparatorluk anlayisi cercevesinde ele alindigi kabul edilir.Daha kisa ve yeni bir gorus ozeti ise Oxford History of India(1958) verilmektedir. Bak M. G. S. Hodgson, The Venture of Islam:Conscience and History in a World Civilization (1974), Cilt 3.&lt;br /&gt;6. Abbas Kuluaga Bakuhanli, (Rusca cevirisi) Giulistan-Iran(Baku: Obshchestvo obsledovaniia i izucheniia Azerbaidzhana,1926); (Turkcesi)  Gulustani-Irem (Baku: Azerbaycan SSR IlimlerAkademiyasi, Tarih ve Felsefe Institutu, 1951); (Farscasi)Gulustani-Irem (Baku: Azerbaycan SSR Ilimler Akademiyasi, TarihEnstitutu, 1970).&lt;br /&gt;7. Abbas Kuluaga Bakuhanli, Nasihatlar bak: A. K. Bakikhanov:Sochnieniia, zapiski, pis'ma  (Baku: Elm, 1983). Ingilizcecevirisi ve uzerine yapilan arastirmalar icin bak: Audrey L.Altstadt, "Admonitions of Abbas Kuluaga Bakikhanli." H. B.Paksoy, Editor Central Asian Monuments  (Istanbul: Isis Press,1992).&lt;br /&gt;8. Uzun uzadiya laf ebeligi etmeden, 19cu yuzyilda yasamis olanSeyyid Azim Sirvani (1835-1888), bu dusunceleri bir beyittetoplamistir: "Bir beladir bu derd-i nadani (gorgusuz\cahil)/  Kionun elm (bilim) olupdu dermani." I. A Huseyinof et. al.Azarbaijan Tarihi (Baku, 1960) Cilt 2. Sayfa 322-3. Ek olarak,bak: Omer Seyfettin, "Nadan," Vakit Gazetesi, 11 Mayis 1334/1918. 9. Konu'ya giris acisindan, R. R. Arat'in yorumlarina ek olarak,bak: Omeljan Pritsak, "Von den Karluk zu den Karachaniden"Zeitschrift der Deutschen Morgenlandischen Gesellschaft 101.(Wiesbaden, 1951); a. g. y. "Die Karachaniden" Der Islam 31.(Berlin, 1953-1954); a. g. y. "Karachanidische Streitfragen" 1-4,Oriens II. (Leiden, 1950); R. Dankoff, "Introduction" Wisdom ofRoyal Glory (Kutadgu Bilig) (Chicago, 1983); Peter B. Golden,"The Karakhanids and early Islam" The Cambridge History of EarlyInner Asia, Denis Sinor, Ed. (Cambridge University Press, 1990).&lt;br /&gt;10. Ornegin, bak: Magna Carta Commemoration Essays With a Prefaceby the R. Hon. Viscount Bryce, O. M., Etc. Edited by HenryElliott Malden, M. A.; Hon. Fellow, Trinity Hall, Cambridge; Hon.Secretary, Royal Historical Society. (London: Royal HistoricalSociety, 1917).&lt;br /&gt;11. Magna Carta and its influence in the world today by Sir IvorJennings, KBE, QC, LittD, LLD. Prepared for British InformationServices, by the Central Office of Information. (London, 1965).Bu arada eklenmesi de gerekir ki, bugunku Ingiliz anayasasiyazili bir belge degildir. Yorumlarla "gelistirilmis" olan buanayasa, konu uzerinde verilmis ozel mahkeme kararlari toplamiolarak da bilinir.&lt;br /&gt;12. Bak The Oxford History of Britain, Kenneth O. Morgan (Ed.)(Oxford: Oxford University Press, 1984).&lt;br /&gt;13. Bak Kutadgu Bilig. I Metin. Latin harflerine ceviren: ResitRahmeti Arat. (Istanbul: Milli Egitim Basimevi, 1947). Sayfa IX.&lt;br /&gt;14. Bak, Niccolo Machiavelli, The Prince and the Discourses,Luigi Ricci (Tr.) (1950).&lt;br /&gt;15. Bak The Book of Dede Korkut, Geoffrey L. Lewis (Tr.) (London,1974).&lt;br /&gt;16. Bugun Afganistan sinirlari icinde bulunan Herat sehri, geneTimur Bey'in torunlarindan olan Huseyin Baykara (hukumdarligi:1469-1506) ve "nedim" i olan Ali Shir Navai (1441-1501)yonetimindeki bir Turk devletinin baskentligini yapmisti. UygurTurklerinden olan Navai, Turk-Cagatay edebiyatini dorugunacikaran yazar olarak tarih'e gecmistir. Bak: A. S. Levend, AliSir Nevai (Ankara, 1965-68) 4 Cilt. Turk Dil Kurumu Yayini. Dahaonce de, Herat sehri, Gazneliler Turk devleti icinde bulunuyordu.Bak: C. E. Bosworth, The Gaznavids: Their Empire in Afghanistanand Eastern Iran, 994 - 1040. (1963).&lt;br /&gt;17. Eski Turkler, kendilerine ozgu bir takvim kullaniyor, yillarahayvan adlari veriyorlardi. Bak: Osman Turan, On Iki HayvanliTurk Takvimi. (Istanbul, 1941); R. R. Arat, Turklerde TarihZapti. (Istanbul, 1937).&lt;br /&gt;18. Kutadgu Bilig. I Metin. Arat. Sayfa XXXIV-XXXV.&lt;br /&gt;19. Bak: Kutadgu Bilig, I Metin. Arat, XXXVI.&lt;br /&gt;20. Office of the Architect of the US Capitol tarafindan basilmisbir kitapcikta asagidaki bilgiler verilmektedir:&lt;br /&gt;     The 23 relief portraits in marble are of men noted inhistory for the part they played in the evolution of what hasbecome American law. They were placed over the gallery doors ofthe House of Representatives Chamber when it was remodelled 1949-1950.     Created in bas relief of white Vermont marble by sevendifferent sculptors, the plaques each measure 28" in diameter.One is full face, and 22 are profile. From the full face of Moseson the north wall, 11 profiles face left and 11 face right,ending at the Webster quotation on the south wall above thespeaker's chair.      The subjects of the plaques were jointly chosen by a groupfrom the University of Pennsylvania, and the Columbia HistoricalSociety of Washington D.C. in consultation with authoritativestaff members of the Library of Congress. The selection wasapproved by a special committee of five Members of the House ofRepresentatives, the Architect of the Capitol and his associates.     The plaster models of these reliefs may be seen on the wallsof the Rayburn House Office Building subway terminal.     In chronological order the lawgivers are: Hammurabi (c.2067-2025 B.C.); Moses (c. 1571-1451 B.C.); Lycurgus (c. 900B.C.); Solon (c. 595 B.C.); Gaius (c. 110-180 A.D.); Papinian (c.200 A.D.); Justinian (c. 483-565); Tribonian (c. 500-547 A.D.);Maimonides (c. 1135-1204 A.D.); Gregory IX (c. 1147-1241 A.D.);Innocent III (1161-1216 A.D.); de Monfort (1200-1265 A.D.); St.Louis (1214-1270 A.D.); Alphonso X (1221-1284 A.D.); Edward I(1239-1307 A.D.); Suleiman (1494-1566 A.D.); Grotius (1583-1645A.D.); Colbert (1619-1683 A.D.); Pothier (1699-1772 A.D.);Blackstone (1723--1780 A.D.); Mason (1726-1792 A.D.); Jefferson(1743-1826 A.D.); Napoleon (1769-1821 A.D.).&lt;br /&gt;21. Bak Ziya Gokalp, Turkcugun Esaslari. (1923); Ingilizcesi: ThePrinciples of Turkism, Robert Devereux (Tr.). (Leiden: E. J.Brill, 1968). Sayfa 72, 75. &lt;br /&gt;22. Ataturk'un dedigi gibi "Bir ulus'un yukselmesi, muzikte olandegisikligi anlayabilmesine baglidir." Muzikte degisme ise,toplumun mayasinin gelismesi ve arilasmasi ile cok yakindanilgilidir. Muzik yolu ile bir ulus'un diger bir ulus'u icten elegecirme cabalari, 20ci yuzyilda acikca kullanilmis yontemlerdir.&lt;br /&gt;23. Bak, H. B. Paksoy, TICARET, TARIH VE ULUSLARARASI YARISMA.(1990).&lt;br /&gt;24. ABD deniz kuvvetlerinin 1854 yilinda Commodore Matthew C.Perry komutasinda yolladigi bir kuvvet sonucunda Japon'lar ABDile ticari anlasmalara girmislerdi. Bu olay'dan sonra, Japon'lardunya'ya acilma karari almis, bilincli olarak, toplumlarininmaya'sini bozmadan dunya uygarligina girme calismalarinabaslamislardi.&lt;br /&gt;25. Lady Mary Wortley Montagu (1689-1762), Ingilterenin Osmanliimparatorluguna yolladigi Buyukelcisinin karisi idi. Istanbuldaotururken cicek hastaligina karsi Turklerin nasil asi yaptiginigormus ve Ingiltere'deki dostlarina yazmisti. Lady Montagu buarada, Turk hanimlarina da Ingilteredeki kadin haklarinin OsmanliImparatorlugundakinden nasil daha yuksek duzeyde oldugunuanlatmaya calisiyor, kendince bu konu'da asi yapmaya calisiyordu.&lt;br /&gt;26. Zooloji siniflandirmasi ile "meleagris gullopavo" ve"americana sybestris auis" olarak bilinen "hindi" nin ana yurdu1492 de "kesfedilen" Kuzey ve Orta Amerika kitasi'dir. 1494Tordesillas anlasmasi sonrasi, Roma'daki Papa tarafindan Amerikaticaret imtiyazi Portekizlilere verilince, bu kus'un Atlantik veAfrikanin guney burnu yoluyla Hindistandaki Portekiz kolonisiolan Goa'ya getirildigi anlasiliyor. Babur'un torunu Cihangir(1615 yillarinda) Tuzuk-u Jahangiri adli hatiralarinda yazdiginagore, o sure icinde Hindistana yayilmakta idi. Ancak, Hindistandadaha once bilinen ve Yeni Gine'den yayilan "Guinea tavugu" na(Meleagris Numida) benzedigi icin, Hindistanda kurulan Ingilizimparatorlugunda onceleri "Guinea Fowl" olarak tanimlanmistir.(Bak: O. Caroe, "Why Turkey" Asian Affairs October 1970). Sonra,Osmanli Imparatorlugu vilayeti olan Misir'a da getirildigianlasilan bu kus, Turkce'ye "Hindi" (Hintli) adi ile girmistir.Avrupa'da Osmanlilar'a "Turk" denildiginden, "hindi" ye "Turkey"adi verildigi, ve "Turkey" adinin Misir'dan Ispanya veIngiltere'ye goturuldugu tahmin ediliyor. Sonucunda, 1620yilindan baslayarak Ingiltere'den Kuzey Amerika kitasina yenigocmen gidenler, bu kus'u "Turkey" olarak biliyorlardi. 1776devrimi sonrasi ABD bagimsizligi ilan edilince, BenjaminFranklin'in, hindi'nin (Kuzey Amerika yerlisi oldugundan) ABDmaskot'u olmasini istedigi soylenir. Yerine, ana yurdu gene KuzeyAmerika kitasi olan "Bald Eagle" (Haliaeetus leucocephalus) [kelkartal] secilmistir.&lt;br /&gt;27. Ingiliz yazarlari, Turklerin yogurdu ile tanistiklarini ilkkez 1625 yilinda yayinlamislardir. Ancak, yogurt maya'sininbilimsel adi da "Lactobacillus bulgaricus" ve "streptococcusthermophilus" olarak tarih'e gecirildi. Bu da, Turklerin ozmaya'lari uzerine yeterince yazi yazmamalarindan dolayi olsagerekir.&lt;br /&gt;28. Cinlilerin bu ticaret'ten cok para kazanmalari digeruluslarin dikkatini cekti. Sonucunda bu sir, tarihi yorumlaragore M. S. 6ci yuzyilda, bir kamis dolusu ipekbocegi kozasi calanbir kisi tarafindan dunyanin diger koselerine dagitildi.&lt;br /&gt;29. Gokalp'in deyimleri ile "Civilization--medeniyet.""Civilization" da Latince koklu olup, genel yurttaslik veyasalara saygi anlamina kullanilmistir.&lt;br /&gt;30. Bugunku Ingiliz'lerin atalari sayilirlar.&lt;br /&gt;31. Tacitus, The Agricola and the Germania, H. Mattigly (Tr.),Revised by S. A. Hanford (London, 1970). S. 62-64.&lt;br /&gt;32. Agricola, Roma'nin o gunlerde bir eyaleti olan Britanya'yaVali olarak tayin edilmis olup, ayni zamanda tarihci Tacitus'unda kayin babasi idi.&lt;br /&gt;33. O gunlerde Gaul'luler, bugun de oldugu gibi, gunumuzFransa'sinin Kuzey'inde yasiyorlardi. Britanyalilarla akrabaolduklari kabul edilir.&lt;br /&gt;34. Romalilar ana dilleri olan Latince'yi, yonetimleri altinaaldiklari bolgelerde de kullandilar ve yaydilar.&lt;br /&gt;35. Bak Peter Salway, "Roman Britain: (c.55 BC-c. AD 440)" TheOxford History of Britain, Kenneth O. Morgan, (Ed.) (Oxford,1984). S. 20-21.&lt;br /&gt;36. Tacitus, Britain and Germany [Agricola] Ceviren, H.Mattingly. (London, 1948). S. 65-66.&lt;br /&gt;37. Pek cok dillere cevrilmistir.&lt;br /&gt;38. Eflatun'un bu sozleri, S. S. Aydemir, Ikinci Adam (1938-1950). (Istanbul, 1975) Ikinci Cilt. 3cu baski. S. 431-432 denburaya aktarilmistir.&lt;br /&gt;39. Gene, Aydemir, Ikinci Adam. S. 471. den aktarilmistir.&lt;br /&gt;40. ABD nin ilk Baskani (1789-1797).&lt;br /&gt;41. ABD'nin ucuncu Baskani (1801-1809).&lt;br /&gt;42. Kuzey Amerika kitasi, 1776 Amerikan Devrimi'ne kadarIngiltere'nin bir kolonisi (somurgesi) olarak yonetilmisti.&lt;br /&gt;43. Ornegin: Harvard (1636), Yale (1701), Princeton (1766 daCollege of New Jersey olarak kuruldu).&lt;br /&gt;44. Muhendislik okullarinin egitim cizelgeleri icinde de, gene"temel bilimler" okutulur.&lt;br /&gt;45. Ornek olmasi bakimindan: Harvard universitesi merkezkutuphane kolleksiyonu alti milyon; ABD Kongre kutuphanesi yirmimilyon cilt'ten buyuktur.&lt;br /&gt;46. Bir gorus'e gore ortalama %70i. Bak: Barron's; Fortune;Business Week dergileri, yillik degerlendirme sayilari.&lt;br /&gt;47. Konu ile ilgili olarak bak: Yusuf Akcura, Uc Tarz-i Siyaset.(Ankara: Turk Tarih Kurumu, 1976). Akcura'nin bu yazisi ilk defa1904 yilinda, Kahire'de yayinlanan Turk gazetesinde basilmistir.&lt;br /&gt;48. A. G. Dickens, The English Reformation (London, 1974); C. S.L. Davies, Peace, Print and Protestanizm, 1450-1558 (London,1976).&lt;br /&gt;49. Bu konularda cok sayida kitap vardir. Ornegin, bak J.Atkinson Martin Luther and the Birth of Protestanizm (1968); E.Erikson Young Man Luther: A Study in Psychoanalysis and History(1962).&lt;br /&gt;50. Hristiyanlik'ta butun papazlar, rutbe sirasi ile,mezheplerinin kilise yonetimine tabidirler. Bir ulke, archbishopyonetiminde "archbishopric" adli belirli buyuklukteki bolgelereayrilir. Her archbishopric, nufus yogunluguna gore, bishopyonetiminde "bishopric" adi verilen sehir birimlerine; sehirlerde, mahalle duzeyine kadar olan kucuklukteki alt bolumlerde,monsignor yonetiminde "dioscese" adli dini yonetim bolgelerineayrilir. Belirli Hristiyanlik mezheplerinde, "archbishop" yerinebaska adlar da kullanilabilir. Genellikle, Rus OrtodoksKilisesinin "Metropol" u, Yunan Ortodoks Kilisesinin"Baspiskopos" u ve Anglikan "Archbishop" u bir duzeyde olanruhanilerdir.&lt;br /&gt;51. Bilindigi gibi, II. Roma, Constantinople (Istanbul) idi. RomaImparatorlugunun cokme devrinde, M.S. 325 yilinda, Nicea (Iznik)Konseyinde "Dogu Ortodoks" dini resmiyet kazandi. Bu Mezhebinbasinda Bizans Imparator'u bulunuyordu. Bak D. Bowder, The Age ofConstantine and Julian (1978); R. MacMullen, Christianizing theRoman Empire A.D. 100-400 (1984); N. V. Riasanovsky, A History ofRussia (1969).&lt;br /&gt;52. Gunumuzde "Patriarch" genellikle Rus, Yunan, Ermeni, Gurcu,Suryani, Copt, v.b. milli kiliselerinin baslarindaki en yuksekrutbeli ve kidemli ruhanilerdir.&lt;br /&gt;53. Bir kisi'nin Islamiyet'i kabulu ile, Musluman olmadan oncekiulusal koken ve din'ine bakmaksizin "inanmislar topluluguna"("umma" veya "ummet") katilmasidir. Kisi "umma" ya katilinca,soy'undan geldigi toplum'a olan bagliligina da son verir. YalnizIslammiyet cikarina calisir. Islamiyet'in ortaya ciktigiyuzyillarda, Islamiyet'i ilk kabul eden ve yayanlar BedeviArap'lar idi. Umma yolu ile yayilan da Arap dili, maya'si veyargi degerleri oldu. Marx, Engels gibi Komunistligin kuruculari;Lenin, Stalin gibi komunizmin yayicilari bu gercekleri cok iyibiliyorlardi. 1917 sonrasi "Uluslararasicilik" (Internationalizm,Kozmopolizm) adi altinda  "Sovyet Kisiligi" kavramlarini da buyonde gelistirdiler. Sonucunda yararlananlar da Rusmilliyetciligi, dili, maya'si oldu.&lt;br /&gt;54. M. G. S. Hodgson, The Venture of Islam: Conscience andHistory in a World Civilization; H. A. R. Gibb, Mohammedanism, anHistorical Survey (1949).      Bugunku Afganistan'in Kuzey ve Batisinda 10-12 ci yuzyillararasinda yasayan Turk Gaznevi devletinin hukumdarlarindan SultanMahmud'un (hukumdarligi: 998-1030) maiyetindeki Farsli sairFirdevsi, bu donemde eski Iran kokenlerinden topladigi Sahnameadli destani yazmisti. Bak: C. E. Bosworth, The Gaznavids, vekullandigi kaynaklar. Firdevsi, Arap dili baskisi altindakaybolmak tehlikesinde kalan Farsca'ya isaretle "Bu eserimle Acemdilini dirilttim" diye boburlenmistir.      Iki ornegi verilen bu tutumlari ile, Iranlilarin kendi"maya" larini disardan gelen etkenlerin icinde bogulmaktan negibi yontemlerle kurtardiklari gorulebilir.&lt;br /&gt;55. Bak H. B. Paksoy, "Nationality and Religion: ThreeObservations from Omer Seyfettin." Central Asian Survey Vol. 3,No. 3 (1984). Seyfettin'in tecrubelerinden cikardigi ders'leredayanarak yazdigi bu uc kisa yazinin ilk basildiklari yer vetarihleri: "Mehdi"  Turk Yurdu Yil 3, Cilt 5, Sayi 60. 16Kanunsani, 1329 (1914); Ashab-i Kehfimiz. Ictimai Roman.(Istanbul: Kanaat Kitaphanesi, 1918). [Bu baslik, Kur'an in 9cusuresinden alinmistir]; "Ilk Dusen Ak." [Bu son parcanin ilkyayinlandigi yer ve tarih bilinmemektedir]. Seyfettin'inyazilarinin cogunlugu 1908 ile oldugu 1920 yillari arasindakalem'e alinmistir. Bak Tahir Alangu, Omer Seyfettin. (Istanbul,1968).&lt;br /&gt;56. Ornek olarak, bak: Oguz Destani (Resideddin Oguznamesi,Tercume ve Tahlili), Derleyen Z. V. Togan (1972); IbrahimKafesoglu, Turk Milli Kulturu (1984). 3cu Baski; Bahattin Ogel,Islamiyetten Once Turk Kultur Tarihi (1962); E. ChavannesDocuments sur les Tou-kiue (Turc) occidentaux. (Petersbourg,1903).&lt;br /&gt;57. Gautama Buddha (M. O. 563?-483?), dogustan Hintli SiddharthaPrensi olarak biliniyor.&lt;br /&gt;58. Bak: Chu Hsi, Learning to Be a Sage, Daniel K. Gardner (Tr.)(Berkeley, 1990).&lt;br /&gt;59. Bak Z. V. Togan Hatirlar. (Istanbul, 1969).&lt;br /&gt;60. H. Seton-Watson, The Russian Empire 1901-1917. (Oxford,1967).&lt;br /&gt;61. Bak, H. B. Paksoy, "The 'Basmachi': Turkistan NationalLiberation Movement 1916-1930s." Modern Encyclopedia of Religionsin Russia and the Soviet Union (Academic Press, 1992).&lt;br /&gt;62. Bak, H. B. Paksoy, "Initial Contacts between the Bolsheviks,the Turkish Grand National Assembly Government and the US, 1919-1921" (1989).&lt;br /&gt;63. Bak: Audrey L. Altstadt, "Azerbaijan People's Front" AACARBULLETIN (of the Association for the Advancement of Central AsianResearch), Vol. III, No. 1 (Spring 1990).&lt;br /&gt;64. Emekli KGB General'i Oleg Kalugin, Bati Berlin gazetesiTageszeitung'a 25 Haziran 1990 gunu verdigi demecinde: "Dogalolarak, uluslari birbirlerine dusurmek KGB'nin gorevidir" demisidi.&lt;br /&gt;65. Bak: Turkestan (Supplement to AACAR BULLETIN, Vol. III, No.2(Fall, 1990).&lt;br /&gt;66. Ornegin, "Mesket"ler Ikinci Dunya Savasi sirasinda, Stalin'in15 Kasim 1944 gunlu bir emri ile, Sovyet cikarlari icin"yaratilmis" bir "ulus" tur. Bu "ulus" icine katistirilan degisikdil, din ve soy'dan olan toplumlar, Kizil ordu'nun TurkiyeCumhuriyeti'ne karsi icinden yuruyus'e gececegi topraklardayasiyorlardi. Bak: S. Enders Wimbush and Ronald Wixman, "TheMeskhetian Turks: A New Voice in Soviet Central Asia" CanadianSlavonic Papers Vol. XVII, No. 1. (1975).&lt;br /&gt;67. Bak: Denis Sinor, "Introduction." Radloff, Proben: "Coguzaman, yeni yapma adlar verilerek [yeni diller] yaratildi.Bunlarin asillarini her zaman bulmak kolay degildir." SouthSiberian Oral Literature: Turkic Texts. (Bloomington, 1967),Uralic and Altaic Series, Vol. 79/1, page x.&lt;br /&gt;68. Bak, H. B. Paksoy, ALPAMYSH: Central Asian Identity underRussian Rule. (Hartford, Conn: AACAR Monograph Series, 1989).&lt;br /&gt;69. Bu tur "tarih hirsizliklarini"  ortaya koyan calismalararasinda okunmasi gerekli kitaplar: Lowell Tillett, The GreatFriendship: Soviet Historians on the non-Russian Nationalities.(Chapel Hill, 1969); C. E. Black, Rewriting Russian History:Soviet Interpretations of Russia's Past. (NY, 1956); Russia inAsia, Wayne S. Vucinich (Ed.) (Stanford, 1972).&lt;br /&gt;70. "Turklerin tarihi" ile denetlenmemis sapkin bilgileri icerendiger iddia ornekleri icin bak:  D. E. Eremeev Etnogenez Turok:proiskhozhdenie i osnovnye etapy ethicheskoi istorii [TurklerinEthnogezi: toplum tarihinin temelleri] (Moscow, 1971); A. N.Bernshtam Sotsial'no-ekonomicheskii stroi Orkhano-EniseiskihTiurok VI-VIII vekov [Orkhon-Yenisey Turklerinin Sosyo-EkonomikTarihi]. (Leningrad, 1946).  Ek olarak, Uzbek sovetentsiklopediasi (Tashkent, 1971). SSCB deki butun"cumhuriyet"lerin "Sovyet Ansiklopedileri," Moskova'da basilanBol'shaia sovetskaia entsiklopediia sinin "yerli dillere"cevirisidir. "Cumhuriyet"ine gore, belirli maddeler uzatilmis yada kisaltilmistir. Ara sira da, diger basimlarda bulunmayan"yerli" maddeler de eklenir.&lt;br /&gt;71. Bak H. B. Paksoy, ALPAMYSH...  Rus Imparatorlugunun Asyayayayilmasini tamamladigi surede, 1873 ile 1891 yillari arasinda,Turklerle ilgili binlerce tarihi belge ve yazili tarihler OrtaAsya kutuphanelerden toplatilarak St. Petersburg ve Moskova'yagoturuldu. Cogunlugu her arastirmacinin giremiyecegikutuphanelere konuldu. Bak: Shir Muhammed Mirab Munis ve MuhammedRiza Mirab Agahi, Firdaws al-Ikbal (Harzem Tarihi) [CagatayTurkcesi] Yayina hazirlayan: Yuri Bregel (Leiden, 1988). Giris;ve Sayfa 54, dip notu 304. Bu bilgi AACAR BULLETIN Vol. III, No.2 (1990) de ayrica verilmistir.&lt;br /&gt;72. Bak: Z. V. Togan, Turkili Turkistan. (Istanbul, 1981).Ingilizcesi icin, bak: H. B. Paksoy, "Z. V. TOGAN: THE ORIGINS OFTHE KAZAKS AND THE OZBEKS", 42ND Annual Meting, Association forAsian Studies (Chicago, 1990).&lt;br /&gt;73. Bilindigi gibi, "Pan-Turanizm" "Turancilik" ve "Pan-Turkizm"Turkiye Cumhuriyeti disinda es anlamda kullanilan deyimlerdir.&lt;br /&gt;74. L. Cahun Introduction a l'Histoire de l'Asie, Turcs, etMongols, des Origines a 1405. (Paris, 1896) adli kitabinda,Mogollarin bir irk ustunlugu iddiasi ile futuhat'a basladiginiima eder. Bu kitabin yazildigi gunlerin, Fransiz-Rus "yakinlasma"tarihi (1893-1894) ile olan iliskisi de goz onunde tutulmalidir.[O yillarda, Ruslar "Orta Asya'yi isgal etmekle, uygarlik caginagecirmek cabasinda olduklarini" ileri surmekte idiler. Bu iddiadaha once diger somurge kuran imparatorluklarca kullanilmis bir"mazeret"ten baska birsey degildi.]     Bu iddia'nin varsaydigi iki zayif nokta vardir 1) Mogol veTurk birdir. Bu dogru olsa idi, Mogollar Turkleri tutsak edip,kendi cikarlari icin kullanmak istemezlerdi. 2) Kaldi ki, Cengiz'in 1227 de olumunden sonra, 1240 yilinda derlenen MogollarinGizli Tarihi'nde Mogollarin "irkcilik" iddiasinda bulunduklarinigosterir bir belirti yoktur. Cengiz'in: "Tanri kapi'yi acmis vedizginleri elimiz'e birakmisti" dediginden soz edilir. [Bak: Mogollarin Gizli Tarihi. (Turkcesi: A. Temir) (Ankara, 1948).Sayfa 227.] Yani, Cengiz tek basina, kisisel olarak, Tanri'ninemri ile hareket ettigini iddia ediyordu. Ek olarak belirtilmesigerekir ki, Cengiz'in ordulari kesinlikle cok uluslu idi ki, buda "atfedilen" "irkciliga" ters dusen bir tutumdur. Bak: T.Allsen, Mongol Imperialism (Berkeley, 1987).&lt;br /&gt;75. Bu "Avrupa'da kuvvet dengesi ugrasilarina" [balance of powerstruggles in Europe], Ingiliz yazar'i Kipling tarafindan "Asya'daBuyuk Oyun" [The Great Game in Asia] takma adi verilmistir. Bu"oyun" un kokeni ile ilgili arastirmalar icin, bak: EdwardIngram, The Beginnings of the Great Game in Asia 1828-1834.(Oxford, 1979); a. g. y. Commitment to Empire: Prophecies of theGreat Game in Asia 1797-1800. (Oxford, 1981); a. g. y. In Defenseof British India: Great Britain in the Middle East 1775-1842.(London, 1984). Ingiliz ve Rus imparatorluklarina ek olarak,Alman ve Fransiz devletleri de zaman-zaman bu "oyun" u oynamaktaidiler.&lt;br /&gt;76. A. H. Vambery, Travels in Central Asia. (London, 1865).Vambery 1860-61 yillari arasinda, istihbarat toplamak maksadiile, "cer're cikmis dervis" kiliginda Orta Asya'yi gezmisti. Busure icinde, Turkmen boy'larindan birine esir dustugu tahminediliyor. Macaristan'a dondukten sonra, anilarini yazdi. Ornegin,bak:  Sketches of Central Asia. (London, 1868).&lt;br /&gt;77. "Pan-Turkizm" iddiasini ilk orta'ya atan Vambery, Ingilizhukumeti yararina maas ile calisiyordu. Vambery Macar uyrukluolmasina ragmen, emekli olduktan sonra, kendisine Ingiliz emeklimaasi baglandi. Bak:  M. Kemal Oke, "Prof. Arminius Vambery andAnglo-Ottoman Relations 1889-1907" Bulletin of the TurkishStudies Association, Vol. 9, No. 2. 1985.&lt;br /&gt;78. Bak: H. B. Paksoy, "The 'Basmachi': Turkistan NationalLiberation Movement 1916-1930s." (1992); a. g. y. "InitialContacts between the Bolsheviks, the Turkish Grand NationalAssembly Government and the US, 1919-1921."&lt;br /&gt;79. Istanbul'da "Tekin Alp," takma adi ile yazan Moiz Cohen'inTuran adli kitabi (Istanbul, 1914), Alman Genel Kurmayitarafindan Turkismus und Panturkismus olarak Almanca'yacevirtilmisti (Weimar, 1915). Bu kitap, Ingiliz Deniz Kuvvetleri[Admiralty] Istihbarat Dairesince, gizli kaydi ile The Turkishand Pan-Turkish Ideal adi altinda Ingilizce'ye cevrildi. (London:Admiralty War Staff, Intelligence Division, 1917).      Ek olarak, Vambery'nin daha once yayinladigi Turkenvolk(Leipzig, 1885) kitabi, gene Ingiliz Deniz Kuvvetleri IstihbaratDairesince A Manual on the Turanians and Pan-Turanianism adi ileIngilizce'ye aktarildi (H. M. Government, Naval StaffIntelligence Department: Oxford, November 1918). Z. V. Togan'inyazdigina gore, bu uygulama'yi yapan Sir Denison Ross idi. Bak,Z. V. Togan, Turkili Turkistan ve Yakin Tarihi (istanbul, 1981).     J. M. Landau'nun yazdigi Pan-Turkism in Turkey: A study ofIrredentism. (London, 1981) adli kitap, "Pan-Turkizm"in 20ciyuzyilda politik nedenlerle kullanilis oyunlarinin yalnizca birbolumunu icerir.&lt;br /&gt;80. Bak: Mustafa Kemal Nutuk (3 Cilt) (Ankara, 1927). KazimKarabekir (1882-1948), Osmanli Erkan-i Harbiyesi IstihbaratSubesi Baskanligini yaptigi siralarda bu olaylarla ilgili gorupbildiklerini birkac kitapta toplamistir. K. Karabekir, CihanHarbine Neden Girdik, Nasil Girdik, Nasil Idare Ettik. (Istanbul,1937). Karabekir, Enver Pasa'nin (1881-1922) da okul ve calismaarkadasi idi. Dusunce ve gorusleri birbirine uymadigindan, Enverpasa, Birinci Dunya Savasinin basladigi gunlerde binbasi olanKarabekir'i Yarbayliga terfi ettirerek Istanbul'dan uzaklastirdi.Bak: K. Karabekir Istiklal Harbinde Enver Pasa. (Istanbul, 1967).&lt;br /&gt;81. Omer Seyfettin, "Fon Sadrinstaynin Karisi" Yeni Mecmua. Sene1, Sayi 26. 3 Kanunevvel 1917; a. g. y. "Fon Sadrinstaynin Oglu"Yeni Mecmua. Cilt 2, sayi 30. 31 Kanunsani 1918.&lt;br /&gt;82. Karabekir'in kitaplarina ek olarak, bak: Arif Baytin, IlkDunya Harbinde Kafkas Cephesi. (Istanbul, 1946).&lt;br /&gt;83. Ornegin, bak: Reiner Olzscha and Georg Cleinow, Turkestan:Die politisch-historien und wirtschaftlichen problemezentralasiens. (Leipzig, 1942).&lt;br /&gt;84. "Pan-Turkizm"in Avrupa kokenlerinden gelmis ve Avrupacikarlari icin yaratilmis olmasina ragmen, yurdunu Ruslardankurtarmak isteyen, ozellikle 1920 sonrasinda Avrupabaskentlerinde yerlesmis olan Orta Asya aydinlarinca uygun birakim olarak gorulmustu.&lt;br /&gt;85. Ornegin bak: M. Kemal Oke, "Prof. Arminius Vambery andAnglo-Ottoman Relations 1889-1907," TSAB; Bilal N. Simsir,Ingiliz Belgeleri ile Sakarya'dan Izmir'e (1921-1922). (Istanbul,1972).&lt;br /&gt;86. Bu tur basilmakta olan yazilar ve kitaplarin nitelikleri ileilgili ornekler icin bak: H. B. Paksoy "Central Asia's NewDastans."  Central Asian Survey Vol. 6, N. 1, (1987).; a. g. y."M. Ali--Let us Learn our Inheritance: Get to Know Yourself." Cahiers d'Etudes sur la M–diterran–e orientale et le monde turco-iranien Vol. 11, No. 1 (1991); Bahtiyar Nazar "Kutadgu Bilig: Oneof the First Written Monuments of the Turkic People" AACARBULLETIN, Vol. II, Nos. 1 &amp; 2 (1989); Ayaz Malikov, "The Questionof the Turk: The Way Out of the Crisis" AACAR BULLETIN Vol. III,No. 2 (1990).&lt;br /&gt;87. Bu ad ile topluca bilinen Turk yazitlardan bu gun'e kadarincelenmesi yapilmis olanlarin sayisi 33 "kume" yi bulmustur.&lt;br /&gt;88. Bak T. Tekin, A Grammar of Orkhun Turkic. (Bloomington,1968). Indiana University Uralic Altaic Series Vol. 69. Bukitapta, bilimsel yorumlar ve kaynaklari disinda [Ornegin, H. N.Orkun, Eski Turk Yazitlari. Uc Cilt. (Istanbul, 1936-1941)], beskumenin Latin harfleri ile Turkceleri ve Ingilizce cevirileriverilmistir.&lt;br /&gt;89. Bak: Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig. Derleyen: Resit RahmetiArat. (Ankara: Turk Tarih Kurumu, 1974). Ikinci baski. 276-282sayili beyitler.&lt;br /&gt;90. Orhon Yazitlarinin Turk toplumlari uzerindeki yeni yankiornekleri icin bak: Ismail Ismailov, "Eski Yazili AbidelerdeHemcins Uzviler" Azarbaijan Filologiyasi Meseleleri Vol. 2.(Baku: Elm, 1984); Suyerkul Turgunbaev, "Bayirki KulteginEsteligi: VI - VIII Kilimdardagi Turk Poeziyasinan" Ala Too(Kirgizistan) No. 9, 1988; Qulmat Omuraliev'in (Kazakistan)yazisi uzerine yorumlar: C. Carlson and H. Oraltay "Kul Tegin:Advice on the Future?" Central Asian Survey, Vol. 2, No. 2(1983); "Alishir Ibadin, Kuyas Ham Alav" Gulistan (Ozbekistan)No. 9, 1980. Bu sonuncu yazinin Ingilizce cevirisi ve dipnotluincelemesi icin bak: H. B. Paksoy "Sun is also Fire" (1987).&lt;br /&gt;91. Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig. Derleyen: Resit Rahmeti Arat.(Ankara: Turk Tarih Kurumu, 1974). Ikinci baski. Sayfa 34, Beyit320.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20074466-113519481341672596?l=toplumlarinmayasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519481341672596'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519481341672596'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://toplumlarinmayasi.blogspot.com/2005/12/h-b-paksoy-turk-tarihi-toplumlarin.html' title='H. B. Paksoy: Turk Tarihi, Toplumlarin Mayasi'/><author><name>kozkaman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01509500723925901663</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20074466.post-113519467544151807</id><published>2005-12-21T11:50:00.000-08:00</published><updated>2005-12-21T11:51:15.536-08:00</updated><title type='text'>H. B. Paksoy: Vakifli Turk Tarihi Kursusu</title><content type='html'>H. B. Paksoy          TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK             (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997)                   Kultur Sanat Yayini.  165 sayfa                        ISBN 975-96079-0-5&lt;br /&gt;                    Copyright  1993  H. B. Paksoy               TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK                    kitabinin butun yayin haklari,      Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca,                         H. B. Paksoy adina                        ABD Kongre Kutuphanesi                   Copyright kutugune kayitlidir.&lt;br /&gt;Asagidaki Belgeleme Yazisi, ABD de kurulmasi ongorulen VAKIFLITURK TARIHI KURSUSU calismalarini desteklemek amaci ile, ABD'ninileri gelen arastirma universitelerinde gorev yapmakta olan birogretim uyesince 1990 yilinin Mayis ayinda yazilmistir.  BuBelgeleme Yazisinin Ikinci ve Ucuncu Bolumleri 1990 yili Eylul ve 1991 yili Mayis aylarinda kaleme alinarak dagitilmistir. &lt;br /&gt;03                   VAKIFLI TURK TARIHI KURSUSU ONERISI&lt;br /&gt;GENEL KONUM&lt;br /&gt;ABD de 1636-1965 yillari arasinda kurulmus 3000 in uzerindeuniversite olup, yaslari 354 ile 25 yil arasinda degisen buyuksek ogrenim kurumlarinda gunumuzde yedi yuz bin'den artikdaimi kadrolu ogretim uyesi, 13 milyon'un ustunde ogrenciokutmaktadir. Bunlarin bes yuz bin'i, dunyanin 65 degisikulkesinden gelmis yabanci ogrencidir. Bu yil, bir universitedebir yillik egitim, universitesine gore, 3500 ile 25000 dolararasinda odemeyi (tuition) gerektirir. "Parasiz" universiteyoktur. Buna karsilik, bir ogrencinin sinavlarda gosterdigibasari ve diger yeteneklerine gore "burs" alma olanagi varsa da,bu "burs" genellikle bir ogrencinin butun giderlerinikarsilayamaz.&lt;br /&gt;ABD de, silahli kuvvetlerle ilgili ogrenim kuruluslari disinda,Federal hukumetce kurulmus universite yoktur. Universiteler kanunonunde ya "ozel," ya da "devlet" tuzel kisiliklerine sahiptir.Burada adi gecen "devlet," Amerika Birlesik Devletlerini,dolayisi ile "Federasyon" u olusturan, elli "eyalet devleti" ninher biridir. Her iki tur universite, kanuni gerekler nedeni ile,"kar etmeyen anonim sirket" olarak kurulmustur ve "sermayedar"lari yoktur. "Devlet" universiteleri de, "ozel" universiteler deic islerinde tam olarak ozerktir. Secim ile is basina getirilen"yonetim kurullari" ve "mutevelli heyetleri" yolu ile denetlenir,yonetilirler. Ornegin, New York Eyaletinde, "eyalet hukumetince"kurulmus 97, ozel kisi ya da kurumlarca kurulmus 236 yuksekogretim kurulus'u vardir. New York'taki toplam 333 universitede27 bin'e yakin ogretim uyesi gorev yapar, 992 bin ogrenci okur.Bunyelerinde, Atom bombasinin ilk gelistirilmesinden, Arapsiirinin temel ilkelerini belgeleyen kitaplarin yazilmasina nedenolan arastirmalara kadar degisik konularda bilimsel calismalaryapilir.&lt;br /&gt;Eyalet hukumetleri, eyalette oturanlardan aldiklari vergiler yoluile eyalet universitelerinin butcelerine katki'da bulunurlar,ogrencilerin odedigi "kayit tutarlari" boylelikle belirli birorantida alcak duzeyde tutulur. Amac, eyalet ve Federal devletekonomisi ve politikasinin egitilmis bir toplum yolu ileyonetilmesi ve dengelenmesidir. Eyalet liselerinden mezunolanlara, eyalet universitelerine giriste oncelik taninir. Ancak,bu durum, ogrencilerin mezun olmaya "hak" kazandiklari anlaminagelmez. Bu gibi vergi yardimi gormediklerinden, "Ozel"universitelerin bir yillik kayit tutarlari devletuniversitelerinden her zaman daha yuksektir. Cunku, butce"gelirlerinin" buyuk bir bolumunu bu yoldan saglarlar. Bunakarsilik, ozel universiteler ogrencilerini daha ince elektengecirerek secip alirlar. Eger bir Ozel universite mali yondenzorluga duserse, kanuni acidan, sinirlari icinde bulundugu eyaletdevleti ozel universiteye herhangi bir katkida bulunmak zorundadegildir. Federal hukumet Temsilciler Meclisi (US Congress),belirli konularda arastirma yapmalarini saglamak amaci ile, ozelve devlet universitelerine "sozlesme" yolu ile arastirma fon'laritahsis edebilir. Bu sozlesmeler cogunlukla universiteler arasinda"yarisma" acilmasini gerektirir.&lt;br /&gt;ABD nin her universitesinde her dalda ogrenim yapmak mumkundegildir. Adi gecen uc bin uzerindeki universitenin %80nindencogu yalniz temel lisans (Liberal Arts) egitimi yapar, ilgilidiploma verir. Avukat ya da tip doktoru olmak isteyenler, dortyillik temel egitim diplomasi aldiktan sonra gene bir sinavagirip, eger kazanirlarsa, bu konularda uc (hukuk) ile alti yil(tip) daha mesleki universite egitimi gormek zorundadirlar.Dallarinda diploma aldiktan sonra staj yapar, mesleki yeterliliksinavini da verebilirlerse yazihane ve muayenehane acarakcalismaya baslarlar. Diger konularda yuksek lisans, ya da doktorayapmak isteyenler, lisans diplomalarini aldiktan sonra,"arastirma universitelerine" (Research University) giderler. Bu"arastirma universiteleri" nin sayisi 100 kadardir, ogrencilerinicok buyuk bir titizlikle secerler. Bu kuruluslarda, lisans ogretimi de yapilir, ancak lisans ustu arastirmaya ve yayinlarabuyuk onem verilir. Kutuphanelerinde iki ile on milyon cilt kitapbulunur. Bu 100 universitenin ancak 40 kadari ABD'nin "en iyiarastirma universite" si olarak gorulur, uluslararasi un'lerivardir. Ortalama olarak, yarisi ozel, diger yarisi da devlettuzel kisiligine sahiptirler. Her birinin yillik butceleri bir-ucmilyar dolar arasinda olup, 12-60 bin arasinda ogrencileri, 3-5bin arasinda ogretim uyeleri vardir. Her bilim dalinda toplumakatki'da bulunurlar. Ornegin, Wisconsin universitesiarastirmacilari ve ogretim uyeleri, D vitaminini ve IssizlikSigortasini gelistirmislerdir. Doktora yapmakta olan arastirmaogrencilerine, eger yetenekli gorulurlerse, "tam burs"(scholarship) ya da yillik "para destegi" (fellowship) verilir.&lt;br /&gt;Temel Lisans egitimi yapan universitelerin de, kendi aralarindabelirli bir siralamalari vardir. 60 kadari "en iyi" olarakbilinirler.&lt;br /&gt;UNIVERSITE VAKIFLARI&lt;br /&gt;"Devlet" ve "Ozel" universiteleri bunyesinde birer de vakifbulunur. Yukarda sozu edilen 40 ileri gelen arastirmauniversitesinin her birinin birer genel vakf'i vardir. Buvakiflarin ana sermayeleri, universitenin yeteneklericercevesinde bugun 300 milyon ile 4 milyar dolar arasindatutarlara varmistir. Bu ana para'nin yillik gelirleri de degisikbilim dallarindaki kursulerin, arastirma merkezlerinin veburslarin giderlerini karsilar.&lt;br /&gt;Ek olarak, ozel ve tuzel kisiler, belirli amaclarla arastirmauniversitelerine bagista bulunup, vakifli kursu ya da vakifliarastirma merkezi kurulmasini saglarlar. Bu nedenle universiteyebagislanan tutar, universite vakfi'na eklenir, geliri de yalnizongorulen neden icin harcanir. Cogunlukla, bu tur bagislar topluolarak bir odemede yapilir, ortalama tutarlari bir kursu icin 2(iki) milyon, bir arastirma merkezi icin de 20 milyon dolararasinda degisir. Bagis yolu ile kurulan "Kursu" ya da "ArastirmaMerkez" i, bagis'i yapan kisi ya da kurulusun adi ile bilinir,anilir ve taninir. Bu tur vakiflar, en kucuk universitelerde bile bulunur.&lt;br /&gt;ARASTIRMA MERKEZLERI&lt;br /&gt;Arastirma universitelerinde, degisik konularda toplu vederinlemesine arastirma yapmak icin "arastirma merkez" lerikurulmustur. Bu "arastirma merkez" leri genellikle bir "idari"kurulus'tur. Ornegin, bir "Bilgisayar Arastirmalari Merkezi"bunyesinde: Matematik, muhendislik, mantik, fizik, kimya,astronomi vb bolumlerinde gorevli ogretim uyeleri calisir.Maaslarini, dogrudan bagli bulunduklari matematik, fizik gibi"Ana Bilim Bolumlerinden" alirlar. Ogretim uyelerinin "BilgisayarArastirmalari Merkezi" bunyesinde kendi istekleri ile bir arayagelmelerine neden, karsilikli dusunce alis-verisinde bulunmak,birbirlerinin bilimsel yeteneklerinden yararlanmaktir. Amac, yeniyetenekli bilgisayarlarin gelistirilmesi, kullanimininarttirilmasi, kolaylastirilmasi ve bu yonde ortaya cikan bilimselengellere cozum yolu bulunmasidir. Ogretim uyeleri derslerini hemkendi bolumlerinde, hem de "Bilgisayar Arastirmalari Merkezi"bunyesinde verirler. Boylelikle, ornegin bir kimya ogrencisi,"Bilgisayar Arastirmalari Merkezi" arastirma seminerlerinekatilarak, bilgisayarlarin kendi ogrenim dalinda ne gibi islerdekullanilacagini yakindan ogrenir. Ilerde bu konularda ne gibigelismelerin yer alacagini gorur. Diger bilim dallarindakarsilasilan sorunlar ve cozumleri uzerine bilgisi olur, kendibilim dalindaki sorunlarla karsilastirarak yeni cozumler bulmayolunda adimlar atar.&lt;br /&gt;Arastirma Merkez'lerinin onemli bir gorev'i de, bunyelerindeyapilan calismalarin yayinlanmasini ve genis olcude dagitilmasinisaglamaktir.&lt;br /&gt;ORTA DOGU ARASTIRMALARI MERKEZLERI&lt;br /&gt;Ikinci dunya savasi bittikten sonra, ABD universitelerinde OrtaDogu Arastirmalari Merkezleri (ODAM) kurulmaya baslandi. Dolayisiile, en eskisi 40 yasindadir. 1945 oncesi tek-tuk Turkiye ileilgili olarak calisma yapan ogretim uyeleri var idiyse de, bunlar"Incil Arastirmalari" bolumlerinde gorevli idiler vearastirmalari kisisel "entellektuel merak" tan oteye gitmemistir.Gunumuzde yukarda sozu edilen "buyuk arastirma universite"lerinin 19unda irili-ufakli Orta Dogu Arastirmalari Merkezlerivardir. En yenisi bes yil once kurulmustur. En buyugunde 25, enkucugunde 3 kisilik kadro vardir.&lt;br /&gt;Orta Dogu Arastirmalari Merkezleri kapsamina su bilim dallarigirer: tarih, dil bilimleri (gunumuzdeki "onem basamaklari" veogrenci sayilarinin cogunlugu sirasi ile: Arapca, Farsca,Ibranice, Osmanlica/Turkce), edebiyat, din bilimleri (Islamiyet,Yahudilik, Araplar arasindaki Hristiyanlik), siyasal bilimler,antropoloji, sosyoloji, sanat tarihi, ekonomi, cografya. Bunlarinher biri, bir "ana bilim" dali olup, kendi "bolum" lerindeogretilirler. Diger arastirma merkezleri gibi, ODAM lar idarikurulustur. Kendi butcelerini arastirma seminerleri ve bilimseltoplantilar icin harcarlar. 1970lerden bu yana, ODAM larin buyukbir cogunlugu, Arap-Israil iliskilerini oncelikle ele alipincelemektedirler. Ikinci sirada gelen de Iran ve iliskilikonulardir. Dolayisi ile, gunumuzde, ogretim uyelerininagirligini, adi gecen ulkelerde dogmus ve doktoralarini ABD deyapmis kisiler olusturur.&lt;br /&gt;ORTA DOGU BILIMLERI BOLUMLERI&lt;br /&gt;ODAM lar, diger Arastirma Merkezleri gibi, yalniz "idari" ve"koordinasyon" kuruluslari olduklarindan, konu ve bolge ileilgili dersler ODAM larda degil, "Orta Dogu BilimleriBolumlerinde" (ODBB) ogretilir. Universitesine gore, bu bolumleregenellikle "Department of Near East Languages and Literatures"veya "Near Eastern Studies Department" adlari verilir. Cogunlugu,Ikinci Dunya Savasi oncesi "Incil Calismalari Bolumu" (BiblicalStudies) olarak gorev yapmakta idi. Savas sonrasi, adlaridegistirilmeye baslandi. Bununla birlikte, "Judaic and NearEastern" (Ibrani ve Orta Dogu) bolumleri de onemli sayidadir.Yukarida sozu edilen butun buyuk arastirma universitelerinde,hangi ad ile olursa olsun, bir ODBB vardir.&lt;br /&gt;ODBB lerinde, Turklerle ilgili calismalarin basinda "Osmanlica"dili uzerinde durulur. "Osmanli Devleti" uzerine de seminerlerduzenlerler ve toplantilar yapilir. Cunku, gunumuz Orta Dogudevletlerinin resmi kayitlarinin ve kanun kaynaklarinin buyuk birbolumu Osmanlica'dir. Israil, Arap devletlerinin kanunlari, resmikayit ve defterleri genellikle 1600-1920 yillari arasindaOsmanlilarca yazilmis, tutulmustur. (Yunan, Yugoslav ve Bulgardevletlerinde de benzer sorunlar vardir). ODAM larda, BasbakanlikArsivinde tarih arastirmalari yapmak icin Turkiye'ye gidecekogrencilerin zorluk cekmemeleri icin, gunumuz Turkce'si deogretilir. Ustelik, Osmanlica ogrenebilmek icin, Turkce bilmeningeregi kabul edilmistir.&lt;br /&gt;Son yirmi yildir, TC Milli Egitim ve Disisleri Bakanliklari, ABDuniversiteleri ODBB lerine Turkce ogretmeleri amaci ile, dolarolarak yillik katkida-bagista bulunmaktadirlar. Sayilari oncivarinda olan bu ODBB ler ve bagli olduklari universiteler,genellikle bu mali yardim'i almadiklari takdirde, Turkce dersleriveremeyeceklerini belirtirler. Ancak, herhangi bir ODBB unun "tamtesekkullu" sayilabilmesi icin, Turkce derslerini de egitimcizelgesine eklemek zorundadir. Bu nedenle, TC bakanliklarininODBB lere yaptigi yillik dolar bagislarinin, diger ulkelere TCtarafindan yapilan bir "DIS YARDIM" oldugunu goz onunde tutmakgerekir. &lt;br /&gt;Herhangi bir konuda doktora, Arastirma Merkezlerinde degil, anabilim bolumlerinde yapilir. Dolayisi ile, Orta Dogu ile ilgiliherhangi bir konu'da arastirma ya da doktora yapmak isteyen birogrenci genellikle ODBB ye basvurmak zorundadir. Basvuranogrencinin doktora yapabilmesi icin de, ODBB de orencininkonu'suna ilgi gosteren, konu uzerinde bilgili "daimi kadroluogretim uyesi" olmasi zorunludur. Yoksa, ogrenci istedigi konuuzerinde doktora yapamaz, "daimi kadrolu ogretim uyesi" nin ilgiduydugu, uzmani oldugu konu'ya kaymasi gerekir. Gunumuzde,ODBBler icinde gorev yapan ogretim uyelerinin uzmanlikkonularinin basinda oncelikle Arap-Israil iliskileri buyuk yertutmaktadir. Ardindan gelen ise Iran ile ilgili konulardir.Turklerle ve Turkiye ile ilgili konular ise genellikle birogretim uyesinin "ikinci konusu" dur. Ornegin, birinci konusuArap edebiyati olan bir ogretim uyesi, ikinci derecede Turkedebiyati dersleri de verir; "Turkce ile de ugrastigini" bilimseltoplantilarda soyleyebilir.&lt;br /&gt;ODBB de genellikle yalniz dil-edebiyat, din ve bunlarinaralarindaki iliskiler ele alinir. Bundan dolayi, ODBB lerincalismalari sinirlidir. Tarih, siyasal bilimler, antropoloji,sosyoloji ODBB de degil, ancak kendi ana bolumlerinde ogretilir.Dolayisi ile, Turklerle, Turkiye ile ilgili antropolojikarastirmalar antropoloji bolumunde yapilir. Siyasal bilimlerbolumunde gorevli ogretim uyeleri bu antropolojik arastirmadanhaberdar olmayabilirler. Gene bu yonde, Tarih bolumunde, eger varise, Turklerle ilgili dersler da Osmanli devri cercevesindedir.Tarih, siyasal bilimler, antropoloji vb bolumlerde doktora yapankisiler, universitelerde oldugu kadar, universiteler disindaislerde de gorev alirlar. Bunlar, bilimsel kitap yayinevlerininmuduru, ulusal televizyon haber merkezleri haber yoneticisi,disisleri bakanligi masalari, ticaret bakanligi dis iliskilermasasi, savunma bakanligi uzmani olurlar. Ozel ArastirmaVakiflarinda ABD hukumetine siyasi konularda danismanlik yaparakcalisanlar da az degildir.&lt;br /&gt;Bu doktora sahiplerinin, oncelikle kendi doktora konulari uzerineyazilmis kitaplara ve calismalara ilgi gostermeleri, o konularuzerine gelistirilmis yeni goruslere kendi arastirmalarinda yervermeleri ve yaymalari dogaldir. Ornegin, bir bilimsel kitapyayinevi muduru, eger Iran edebiyati uzerine doktora yapmis ise,o konu uzerine yapilmakta olan arastirmalardan gunu gunune haberalir. Arastirmacilari kisel olarak tanir. O arastirmalartamamlandiginda da, basilip yayinlanmalarini saglamaya egimlidir.&lt;br /&gt;DAIMI KADROLU OGRETIM UYESI-GECICI KADROLU OGRETIM UYESI&lt;br /&gt;Kaydedilmesi gerekir ki, bir universitede doktora yapmak, ouniversite ogretim kadrosuna bu nedenle kendiliginden katilmakanlamina gelmez. "Doktora" diplomasi yalniz bir "ehliyet"kapsamindadir. Doktora'yi almis kisi, "burslu" olarak ta okumusolsa, yetenekleri cercevesinde kendine bir "gorev," ya da "kadro"arayip bulmak zorundadir. Burslar genellikle karsiliksizdir,"mecburi hizmet" gerektirmez, ve vakif gelirlerinden saglanir.Ancak, burs ya da degisik "odul" ler kazanarak doktora'sinitamamlamis kisilerin "is ve gorev bulma olanaklarinin" artmisolacagi da unutulmamalidir. Cunku, "burs alacak yetenegi var ise,demek ki geleceginin parlak oldugunu baskalari da gormus"dusuncesi "is vericilerin" akillardan gecer.&lt;br /&gt;Universitelere atanan yeni ogretim uyeleri "gecici" kadro'yaalinirlar. 3-6 yil gecici kadro'da calistiktan sonra, daimikadro'ya gecebilmeleri icin, bunyesinde gorev yaptiklari bolumun"daimi kadrolu" uyelerince "denetlenirler," "degerlendirilirler."Yapmis olduklari yayinlar, bildiri ve kitaplar okunur vedegerlendirilir. Denetleme sonucunda "yeterli gorulenler" daimikadro'ya atanir. Olmayanlar, "aciga cikarilir," artik kolayliklaarastirma universitelerinde "daimi kadrolu" is bulamazlar. Daimikadro'ya gecenlerin, emekli oluncaya kadar gorev'dencikarilmalari kolay degildir.&lt;br /&gt;Degerlendirmeyi yapan daimi kadro'lu ogretim uyeleri, ara-sirasecim yapmak zorunda kalirlar. Ornegin, bir Hindistan uzmaniemekli olmaya yakin olabilir. Fakulte Dekan'i, Bolum'e bir kadrotahsis etmis olabilir. O yil, "gecici kadro" dan "daimi kadro" yagecme degerlendirme sirasi gelen iki uzman olabilir. BiriHindistan, digeri de Kuzey Afrika uzmani olabilir. Daimi kadrolu,emekli olmaya hazirlanan Hindistan uzmani kimin seciminidestekleyecektir? Bolumdeki meslektas ve arkadaslari nedusunecektir, kim'e oy verecektir? Hele, eger o bolumde daha oncebir Kuzey Afrika uzmani gorev almamis ise, secim daha dazorlasabilir: Kurulmus bir kursunun devam etmesini mi saglamak,yoksa yeni bir kursu mu kurmak gundemdedir? Yeni kursukurulmasina karar verilecekse, eski kursu kaldirilacakmidir?Hindistan konusunda ogrenim yapmak icin bolum'e gelmis olanogrencilerin durumu ne olacaktir? Bundan dolayi, daimi kadroluogretim uyelerinin kendi konularinda yayin yapmis, kitap vebildiri yazmis gecici kadrolu ogretim uyelerini "daimi kadro" yaalmak istemeleri dogaldir. Cunku, universite bolumlerinde gorevyapanlarin amaci, kendi bilim dalinin gelistirilmesi,saglamlastirilmasi, ogretilmesi ve yasatilmasidir. Bir bolum'unelindeki "burs tahsisatlarinin" dagitilmasina, hangi ogrencilereverilecegine etken olan dusunceler de bu yonde gelisir. Dolayisiile, belirli konularda calisma yapan ogretim uyeleri arasinda"yarismalar" da surup gider. Eger bir tarih bolumunde Turk tarihiuzerine doktora yapmis, arastirma yapmakta olan ve ders veren birogretim uyesi yok ise, o bolumde gecici kadrolu olarak gorevyapmakta olan bir Turk tarihi uzmaninin daimi kadro'ya gecmesipek beklenemez.&lt;br /&gt;Daimi kadro'ya kabul edilen ogretim uyeleri, uygun gordukleri veilgilendikleri konularda arastirmalarda bulunup, sonuclariniyayinlamak; doktora ogrencisi kabul edip yetistirmek hakkinikazanirlar.&lt;br /&gt;ABD TOPLUMUNDA ARASTIRMA UNIVERSITELERI OGRETIM UYELERININGOREVLERI&lt;br /&gt;Bir Arastirma universitesi ogretim uyesinin bircok gorevi vardir.Ozet olarak, sirasi ile: uzmanligi konusundaki bilim daliniilerletmek, yeni katkilarda bulunmak; yaptigi katkilari bilimseldergi ve kitaplarda yayinlamak; bu yeni ve eskiden beri birikmisbilgileri yeni yetismekte olan uzmanlara aktarmak; yeniyapilmakta olan arastirmalarin bilimsel yonden debetleyipdogrulugunu ve yayinlanmalarini saglamak; kendi yerine arastirmauniversitelerinde gorev yapacak yeni ogretim uyesi yetistirmek;lisans universitelerine ogretim uyesi yetistirmek; gerektigindedevlet ve devlet'in kuruluslarina uluslararasi iliskiler yonundedanismanlik yapmak; toplum'un dunya olaylarini anlayabilmesi icin"tercumanlik" yapmak; basin'a kendi uzmanlik konusunda yolgostermek.&lt;br /&gt;Ogretim uyesi, bu isleri gerceklestirebilmek icin, ders vermedisinda arastirma yapar. Arastirmalarini yazdigi bilimselbildiriler ve kitaplar yolu ile bilim dunyasina ve genel toplum'aaktarir. Toplumun okudugu gazete yazi isleri mudurleri ve genetoplumun izledigi televizyon program yapicilari ogretim uyesi ilekonusma yaparlar, bilgi alirlar. Boylelikle, ogretim uyesi uzmanioldugu konuda dunyada yer alan gelismelere toplum adina "tercumanolur."&lt;br /&gt;Ogretim uyesinin yetistirdigi yeni uzmanlar ve ogrenciler digeruniversitelere ogretim uyesi olur. Bu en onemli gorevdir.Anilmasi gerekir ki, ABD universitelerinin %80inden fazlasidoktora egitimi yapmaz, yalniz lisans diplomasi egitimi yapar. Bulisans universitelerinin ogretim uyeleri arastirmauniversitelerinde egitilir, ogrendiklerini kendi ogrencilerineaktarirlar. Liselerde okunacak kitaplari da genellikle lisansuniversitelerinde ogretim uyesi olanlar yazar. Liseogretmenlerini de bu lisans universitelerinde gorev yapan ogretimuyeleri yetistirir.&lt;br /&gt;Bilgi, boylelikle arastirma universitelerinden baslayarak,asagiya dogru, lise ve ortaokullara kadar dikey yonde akar. Digeryandan, arastirma universitelerinden devlet kuruluslarina yatayolarak bilgi verilir, "gundem duzenlenmesine" yardimci olunur.Toplumun genel olarak aydinlatilmasina da katkida bulunulur.Yuzbinlerce yabanci uyruklu ogrenci de ABD universitelerindeokudugundan, doktora yaptigindan, ABD kursulerinde yapilan egitimve arastirma, diger ulke universiteleri uzerinde de etkendir.&lt;br /&gt;Bir konu'da butun bu islerin yapilabilmesi icin de, arastirmauniversitelerinde vakifli ya da vakifsiz "kursu" lerin, kurulmusve calismakta olmasi gereklidir.&lt;br /&gt;"TURK TARIHI" ILE ILGILI KURSULER&lt;br /&gt;Gunumuzde, ABD universiteleri tarih bolumlerinde (ya da ODBBlerinde) Turk tarihi kursusu yoktur. Alti arastirmauniversitesinin tarih bolumlerinde Osmanli tarihi kursusu vardir.Bunlardan hicbiri vakifli degildir. Birinde gorev yapan ogretimuyesi bu kursu'ye gecici kadrolu olarak atanmistir, sozlesmesininyenilenmeyecegi kendisine bildirilmistir. Ikinci bir arastirmauniversitesindeki Osmanli kursusunde gorev yapan ogretim uyesiemekli olmaya yakindir. Bu sozu edilen ogretim uyelerinin herikisi de Turk'tur. Geri kalanlarin %60 i ABD disindaki baskaulkelerde dogmustur. Bununla birlikte, daha bes arastirmauniversitesinde de, Osmanli tarihi derslerini ikinci derece ekgorev kapsaminda veren ogretim uyeleri vardir.&lt;br /&gt;Genellikle, bu Osmanli kursulerinde gorev yapan ogretimuyelerinden, Osmanli imparatorlugu dagitildiktan sonra yerinekurulan diger milletlerin tarihlerini ogretmeleri istenir.Turkiye Cumhuriyeti ve Turk Kurtulus Savasi hemen hicbiruniversitede surekli olarak okutulmaz. Genel cizelgelerde,Osmanli disindaki, ornegin Selcuklu ya da Timur Turkimparatorluklari uzerine, bir ders'e denk gelinmez. Ilhanlidevleti genellikle Turk degil, Iran tarihi cercevesinde okutulur.&lt;br /&gt;Vakifli olmayan kursulerin bir niteligi de, o kursude gorevyapmakta olan ogretim uyesi emekli oldugunda, kursu'nunkaldirilabilmesindedir. Bu kapatilmaya neden olarak ta "butcedetasarruf yapma" gerekcesi verilebilir. Son onbes yil icinde bunedenle en az bes Osmanli kursusu "bos birakilmis," dolayisi ilefiili olarak "kaldirilmistir." Bu "kapatilmalardan" sonuncusuicinde bulundugumuz yil icinde yer almistir.&lt;br /&gt;ONERI&lt;br /&gt;Tarih, yazilmadikca tarih olamaz. Yazilmayan tarih okunamaz,bilinemez. Bilinmeyen de gelecek kusaklara aktarilamaz. Tarihiniyazmayan, bilmeyen, yaymayan millet geleceginden vazgecmisdemektir. Gecmisini bilmeyen millet benligini saklayamaz,kaybolup gitmeye mahkumdur. Bellegini yitirmis kisi'nin ne denliyasayacagini dusunmek bile guctur. Turk tarihi yaniz Orta Dogu'yabagli degildir. Turk'ler Asya'da oldugu kadar, Avrupada dayasamis ve yasamaktadirlar. Dolayisi ile, Vakifli Turk TarihiKursusunun bir arastirma universitesi tarih bolumu bunyesindekurulmasi gerekir.&lt;br /&gt;Arastirma universiteleri tarih bolumlerinde degisik sayilarda,konularda ve uzmanliklarda "kursu" bulunur. Yeni kursu kurulmasi,o bolumde gorev yapmakta olan ogretim uyelerinin oy'una baglidir.Eger cogunluk isterse, yeni bir kursu kurulmasi gundemegetirilir. Genellikle, yeni kurulacak kursu'ye atanacak ogretimuyesine verilecek maasin hangi butceden cikacagi konusu boyle biroy'lamanin sonucuna acikca etkendir. Eger universite yonetimi ekbutce saglamayi ustlenirse, oylama sonucu kolaylasabilir. Digerortam da uygun ise, yeni kursu kurulabilir. Vakifli kursulerinkurulmalari bu acidan biraz daha kolay olur, cunku ortada bir"butce" tartismasi yoktur, diger kursulerin butcelerinedokunulmayacaktir.&lt;br /&gt;Yukarida da deginildigi gibi, universitelerin kurulu ve son 100yildir basari ile calismakta olan vakiflari vardir. Bir arastirmauniversitesinde Vakifli Turk Tarihi Kursusu kurulabilmesi icin,secilen universite vakfi'na bir defaya mahsus olmak uzere 1,5milyon dolar bagista bulunulur. Universite bu bagis'i vakfininana sermayesine ekler, gelirini de yalniz Vakifli Turk TarihiKursusu'ne atanacak ogretim uyesinin maasina tahsis eder.Turkiye'de bu bagisi yapan kurulus ya da tek kisi ile ABD desecilen universite arasinda binlerce ornegi yururlukte olan bir"sozlesme" yapilir. Bu sozlesme geregince, universite kanuniolarak yukumluluk altina girer, kursunun kurulmasini ve bagimsiz,ancak bilimsel cerceve icinde calismasini taahut eder.Yukumlulugunde aksaklik olursa, yapilan bagis geri alinabilir.Turkiye'de bu is icin ayrica vakif kurulmasina gerek yoktur.&lt;br /&gt;Butun ABD arastirma universitelerinde, atom fizigi'ndenzooloji'ye kadar butun konularda binlerce vakifli kursulerbulunmaktadir. Son yirmi yil icinde, TC ye komßu ulkelerdenABD'ye goc eden bir toplumun uyeleri, alti degisik arastirmauniversitesinde kendi tarihlerini oßretmek icin vakifli tarihkursusu kurmuslardir. Bunun disinda, kurduklarß bir tek vakifsiztarih kursusu, son otuz yil icinde yetistirdigi ve digeruniversitelere yerlestirdigi yeni ogretim uyeleri yardimi ile,1100 uzerinde genclerinin tarih ve kulturu ile ilgili konulardadoktora ve yuksek lisans almasini saglamistir. Boylece cok yuksekduzeyde yetistirilmis bilim adamlari, universitelerden kitapyayin evlerine, televizyon istasyonlarindan ABD hukumetiorganlarina, buyuk ticari-sinai sirketlerden ozel arastirmakurumlari bunyelerine varincaya kadar her yerde milletlerine vesoylarina buyuk basari ile hizmet etmektedirler. Yunanlilar veYahudiler bu gibi vakifli kursu kurmaya daha gecen yuzyildanbasladiklarindan, vakifli ve vakifsiz Yunan ve Yahudi tarihi,kulturu, politikasi, ekonomisi vb kursulerinin sayilari bin'denartiktir. Bu kursuler arayip soranlar tarafindan kolayliklabulunur, gorulebilir. Mikronezya'dan Ukrayna'lilara, Cin'lilerdenIngiliz'lere kadar yer yuzunde yasamakta olan hemen her millet'inABD arastirma universitelerinde vakifli kursuleri vardir,calismakta ve arastirmalarini yayinlamakta, ogrencileriniyetistirmektedirler.&lt;br /&gt;GORUS&lt;br /&gt;Bu Belgeleme Yazisinda kisaca ozetlendigi gibi, bir arastirmauniversitesi tarih bolumunde Vakifli Turk Tarihi Kursusukurulmasi gereklidir.   Bu Turk Tarihi Kursusu, adi uzerindeoldugu gibi, Osmanli imparatorlugu dagitildiktan sonra kurulandiger devletlerin tarihini degil, oncelikle Turk Tarihiniokutmalidir.  &lt;br /&gt;Bu kursunun kurulmasi butun Turk sorunlarinin bir an'dacozumlenecegi anlamina gelemez. Ancak bir baslangictir. Yeni bir"daimi kadro" lu ogretim uyesinin yetistirilmesi, lise sonrasiaksaksiz yirmi yil surekli egitim ve calisma'yi gerektirir. Bilimve yontemleri surekli ilerlediginden, baska bilim adamlarincayapilan isler ve nedenleri ancak gene yetistirilmis bilimadamlari yordami ile anlasilabilir.&lt;br /&gt;Eger Turkler tarihlerini uluslararasi duzey ve bilinc ileyazmayacak ve yaymayacak olurlarsa, diger milletlerinyetistirdigi universite ogretim uyeleri, kendi millet aci vecikarlari yonunden bu isi yapmaya hazirdirlar. Hatta gunumuzdeyapmakta ve yazmaktadirlar. Ozellikle, 1912 ile 1930 yillariarasinda diger milletlerin bilim adamlarinin kendi acilarindanTurk tarihi uzerine yazdigi kitaplar bu gun okutulmakta ve dunyakamu oyu uzerine buyuk etki yapmaktadir. Bu gun yazilmakta olanyeni kitaplar, 1912-1930 arasi yazilan kitaplari kaynakgostererek kaleme alindiklarindan, daha once yazilanlarinetkenlikleri cig gibi buyumektedir. Sozu edilen kitaplarintopluca ortaya cikardigi sorunlar ayrica kitaplar yazmayigerektirecek olcu'de de buyuktur.&lt;br /&gt;Gunumuzden yirmibes yil once "Bana once sorununu, sonra da busorun'u nasil cozumleyecegini anlat" diyen bir Turk aydini'ninonunde saygi ile egilmek gerekir. O ilke'ye dayali olarak yazilanbu Belgeleme Yazisi'nin, gene o ilke cercevesinde okunmasi dilegiile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asagidaki Belgeleme Yazisi, ABD de kurulmasi ongorulen VAKIFLITURK TARIHI KURSUSU calismalarini desteklemek amaci ile, ABD'ninileri gelen arastirma universitelerinde gorev yapmakta olan birogretim uyesince, 1991 yili Mayis ayinda yazilmistir. BuBelgeleme'nin Birinci Bolumu 1990 yili Eylul, Ucuncu Bolumu ise1991 yili Eylul aylarinda kaleme alinmistir.&lt;br /&gt;                     DUSUNCE AKIMLARI, "YENI DUNYA DUZENI"                                VE GORUNTULERI&lt;br /&gt;Ortaya atilan her yeni "dusunce akimi"nin yandaslari, ilerisurdukleri goruslerin bir "yeni dunya duzeni" olusturacaginisoyler. Bu "yeni dunya duzeninin" dunyaya baris, ozgurluk vebolluk getirecegini savunur.&lt;br /&gt;Gunumuz olaylari, sol egilimli politik ve ekonomik dusunceakimlarinin buyuk insan topluluklarinca istenmediginigostermektedir. Buna karsilik, sol akimlarin karsisindaki butunpolitik ve ekonomik dusunce akimlarinin insan topluluklarincauyumlukla karsilandigini soylemek guctur. En azindan, dunyada buikinci tur dusunce akimlari icinde de cok sayida kisi yoksullukicinde yasamaktadir. Dolayisi ile, ilerde yeni akimimlarin ortayacikmayacagi one surulemez. Gelecekte olusabilecek akimlarinnitelikleri uzerinde kafa yormadan once, ozet olarak birkacgecmis dusunce akimi orneklerine goz atmak yararli olabilir.&lt;br /&gt;Ondokuzuncu yuzyilin cogunlugu ve Yirminci yuzyilin ilk yarisi,"somurgecilik cagi" olarak bilinir. Bu donemde Avrupaimparatorluklari, askeri guclerinden yararlanarak Asya, Afrika veGuney Amerikada somurgeler kurmuslardi. Bu yoldan endustrilerinebol ve ucuz hammadde kaynaklari saglamis ve urunlerine genispazarlar yaratmak yollari aramislardir. Bu hareketlerini de, gunlerinde gecerli "dusunce akimi" olan "beyaz irk'in ustunlugu"ne dayamislardir. "Bu ustunlugun getirdigi gorevler" arasinda,"az gelismis irklara medeniyet goturmek," Bati Medeniyetinintemelini olusturan Hristiyanligi da bu "azgelismis irklar"arasinda yaymak gibi bir tutum yaratilmistir. Aslinda ise, butunbunlar, bu imparatorluklarin birbirleri ile yapmakta olduklari"yaris" in gereklerinden dolayi idi.&lt;br /&gt;Bu "yaris" ta yeni olmayip, "yeni duzen" adi altinda tekrarortaya surulen goruslerin kokeni en az Milattan Onceki RomaImparatorluguna kadar geri gider. Gunumuz "dunya duzeninin"temeli Onsekizinci yuzyilda baslayan bir akim olan,"imparatorluk" ve "demokrasi/cumhuriyet" turu politik duzenleriaralarindaki yaris'ta atilmistir. Ingiltere imparatorlugu vekitasal Avrupadaki diger uc buyuk imparatorluk (Carlik Rusyasi;Avusturya-Macaristan; ve Alman), "imparatorluk duzeninin"yasatilmasi icin butun guclerini kullaniyorlardi. Karsilarindaise, Amerikan (1776) ve Fransiz (1789) Devrimleri ve budevrimlerin yer almasina yol acan dusunce akimlari bulunuyordu.Baska bir deyisle, bu "yaris," mutlakiyet ve bagimsiz cumhuriyetdunya gorusleri arasindaki cekisme idi.&lt;br /&gt;Ek olarak, Avrupa devletleri daha onceden birbirlerine karsi birolum-kalim yarisina girmislerdi. Devletlerarasi bir "Guc Dengesi"kuruldugunda, hic bir taraf bu "Guc Dengesi oyunununda kendiyasamini kaybetmeyecegini" biliyordu. "Guc" ise, askeri guc'edayanmakta idi. Ancak, ordu beslemek icin de, ekonomik gucunonemi acikliga kavusmus idi.&lt;br /&gt;Ekonomik guc, yalnizca bir devlet'in uyesi olan bireylerinkisisel atilimlariyla gerceklesemiyordu. Devletin de, atilimyapmakta olan bireylerin ve ticari kuruluslarin guvenliginisaglamasi, is yapmalarina yardimci olacak alt-yapi'yigelistirmesi ve iyi calisir halde tutmasi geregi de anlasilmisidi. Acik savas'a girildiginde, alis-veris aksadigi, gelirazaldigi gibi, can ve mal guvenligi de ortadan kalkiyordu.Boylece, yasalarin guvenligi altinda, esit vergi yuku ilebireyler de uluslarinin yarisina katilmanin kendi cikarlarinauygun oldugunu gormekte idiler.&lt;br /&gt;Ondokuzuncu yuzyil'a girildiginde, "dusunce akimlari yarisina,"ekonomik konulardaki yarisma da koklu olarak eklenmisbulunuyordu. Ekonomisi gucsuz olan devletlerin ve yanlisiolduklari dusunce akimlarinin yarisi kaybedecekleri iyiceanlasilmisti. Bu yuzden, birbirlerine karsi Avrupa'da yaptiklariyarisin sinirlanmasi dolayisi ile, Ondokuzuncu yuzyil baslarindaAvrupa devletlerinin "Guc Dengesi oyunu" Avrupa sinirlari disinatasti. Oncekile Asya (ve daha kisitli olmak uzere de Afrika)sinirlari icinde yer almaya basladi.&lt;br /&gt;Marks ve Engels'in Ondokuzuncu yuzyilda ortaya attiklariKomunizm, genis Avrupa toplumlarinca benimsenmedi. Ekonomikgucsuzlugu yuzunden Avrupali devletler kapsamina alinmayanmutlakiyetci ve somurgeci Rus Carlik imparatorlugu, ictencokmekte idi. Bu cokuntunun bas nedenlerinden biri, CarlikRusyasinin kendi vatandaslarini gunundeki dunya duzenindeegitmekten kacinmasi gelmekte idi. Bu ekonomik ve getirdigipolitik kargasaliga, "Yeni dunya duzeni" icinde son verecegi"soylenen" Komunizm, Yirminci Yuzyil baslarinda CarlikRusyasi'nin bir kesim aydinlarinca benimsendi. Bu yeni "DusunceAkimini" benimseyenlerin buyuk bir cogunlugu (1789 Fransizihtilalinde oldugu gibi), gene bu dusunce akiminin geregi olarakhayatlarini kaybettiler.&lt;br /&gt;Diger "Dusunce Akimlarinda" oldugu gibi, Rus Komunizm'i dekendine ozgu birtakim "gerekceler" ileri suruyordu. Bu ilerisurulen "nitelikler" bir gercegi ortemedi: Komunizm, yalnizca Rusulusunun yararina calismakta idi. [Carlik imparatorlugununnufusunun %50 sinden az'i Rus idi]. Bu yoldan, yuzyillardiroynanmakta olan "oyun" un "kurallarini" degistirerek, BolsevikRuslar oyun'u kazanmak cabasinda idiler. Amaclari, dunyada surupgitmekte olan yaris'i kazanmaktan baska bir sey degildi. "Oyununkurallarini degistirmek" ise, kale onunde sayi yapmaya hazirlananfutbol oyuncusunun hakem tarafindan durdurularak, kalenin orneginonbes metre oteye alinmasi gibi bir durum idi.&lt;br /&gt;Butun bu olaylarin anlasilmasi ise, dunya duzeyinde egitimigerektirmektedir. Rus imparatorlugu da, Avrupa devletlerininOnyedinci yuzyildan bu yana yaptigi gibi, yarismayi yapacak --veyarismanin niteliklerini toplumlarina anlatacak-- bilim adamlariyetistirmekte idi. Ancak, Rus imparatorlugunun yetistirdigi bilimadamlari, Avrupa devletlerinin yetistirdigi bilim adamlarincayenilgiye ugratildi.&lt;br /&gt;Carlik Rus imparatorlugunun yerine kurulan Sovyet imparatorluguda, 1917 ihtilalinin ilk gunlerinden baslayarak, "Sovyetyarismasini" yurutecek bilim adamlarinin yetistirilmesineoncelikle onem verdi. "Sovyet bilimi:" Marr, Lysenko, Solovyevgibi kisilerin yonetiminde, ve Marks/Lenin "dusunce akimlari"yonunde kati saplantilara baglantili olarak duzenlendigi icin, bubagimlilik altinda coktu. Baska bir deyisle, Sovyet bilimi,dunyadaki gelismelere sirtini dondugu icin kisir kaldi. Yenildi,ve hezimete ugratildi.&lt;br /&gt;Boylelikle, dunyadaki diger bilim merkezleri ile alis-verisyapmadan, tek bir "dusunce akiminin" saplantisi ile bilimyapmanin sakincalari da vurgulanmis oldu. Sonucunda faturayiodeyenler de, yalmizca Ruslar ve Sovyetler Birligi icinde yasayandiger halklar degil, soguk harp ve getirdigi silahlanma yarisidolayisi ile butun dunya oldu. Dunya yarismasini kaybetmekte olanSovyetler Birligi ise, Birinci Dunya savasi oncesinde CarlikRusyasinin da yaptigi gibi, gunumuzde askeri guc kullanarak ictenparcalanmayi durdurmak yolunu secip-secmemek arasindabocalamakta.&lt;br /&gt;Sovyetlerin bu seciminin sonucu ne olursa olsun, TurkiyeCumhuriyeti dunyadaki gelismelere yalnizca seyirci kalacakolursa, sonucunu bugunden bilmek olanak disidir. Ancak, bilinmesigereklidir ki, Carlik Rusyasi cokmekte oldugu 1916 yilinda bileErzincan'a kadar Turkiye'yi askeri guc ile almis bulunuyordu.Sovyetler Birligi ise, 1940larin ikici yarisinda Erzincan'a kadarolan bu bolge'yi, onceden "Rus topragi" oldugu gorusu ile Dunyakamu oyu onunde gene "istemis idi."&lt;br /&gt;Bilinen gerceklerden biri de Turklere karsi degisik nedenlerlebaslatilmis olan "sevgisizlik" goruntulerinin ilk belgesi, 1473yilinda basilmistir. 1473 ile Onyedinci yuzyil arasinda, bu turbasilmis belgelerden bilinenlerin sayisi uc yuz ustundedir. Bubasili "yalanci belgelere" bugune dek karsilik verilmemistir. Ekolarak, Yirminci yuzyil basinda, Turkler'in dunyadaki yerinialmasini engellemek amaci ile yazilmis kitaplarin toplaminiyapmak bile guctur. "Gec olsun da guc olmasin" ata-sozu bile,Turklerin kendi secimleri dolayisi ile bugun karsi karsiyakaldigi gucluklerin kapsamini anlatamiyor. Turkler bu gibi"yalanci belgelere" dunya bilim duzeyinde karsilik vermekyeteneginde bilim adamlari yetistirilmesine onem vermeyecekolurlarsa, belki yeniden bir Kurtulus Savasi vermekgerekebilecektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20074466-113519467544151807?l=toplumlarinmayasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519467544151807'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519467544151807'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://toplumlarinmayasi.blogspot.com/2005/12/h-b-paksoy-vakifli-turk-tarihi-kursusu.html' title='H. B. Paksoy: Vakifli Turk Tarihi Kursusu'/><author><name>kozkaman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01509500723925901663</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20074466.post-113519460371000685</id><published>2005-12-21T11:48:00.000-08:00</published><updated>2005-12-21T11:50:09.743-08:00</updated><title type='text'>H. B. Paksoy: Ticaret, Tarih, Uluslararasi Yarisma</title><content type='html'>H. B. Paksoy          TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK             (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997)                   Kultur Sanat Yayini.  165 sayfa                        ISBN 975-96079-0-5&lt;br /&gt;                    Copyright  1993  H. B. Paksoy               TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK                    kitabinin butun yayin haklari,      Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca,                         H. B. Paksoy adina                        ABD Kongre Kutuphanesi                   Copyright kutugune kayitlidir.&lt;br /&gt;Asagidaki Belgeleme Yazisi, ABD de kurulmasi ongorulen VAKIFLITURK TARIHI KURSUSU calismalarini desteklemek amaci ile, ABD'ninileri gelen arastirma universitelerinde gorev yapmakta olan birogretim uyesince, 1991 yili Eylul ayinda yazilmistir. BuBelgeleme'nin Birinci Bolumu gene ayni ogretim uyesince, 1990yili Mayis; Ikinci Bolumu ise 1990 yili Eylul ayinda kalemealinmistir.&lt;br /&gt;04                TICARET, TARIH VE ULUSLARARASI YARISMA&lt;br /&gt;Ticaret, hem bir savunma, hem de bir hucum silahidir. Almanlar,Ikinci Dunya Savasi sonunda silah zoru ile parcalanmislardi.Gunumuzde, birlesmeyi silah zoru ile degil, ticaretlerinin gucuile gerceklestirmek yolundadirlar. [Kaldi ki, Almanlar 19ciyuzyilda, bugunku Alman topraklari uzerinde 300 den artik Almandevletini gene ticaret yolu ile birlestirerek guclu birimparatorluk kurmuslardi]. Japonlar Ikinci Dunya Savasinda agirbir yenilgiye ugradilar. Buna karsilik, ticaret yolu ilekendilerini toparlamakla kalmadilar, dunya onderleri arasinagectiler. Ingilizler, Ikinci Dunya Savasini galipler arasindabitirdiler. Ancak, savasi kazanmak icin sermayelerini harcamakzorunda kaldilar. Sonucunda ticaretleri buyuk olcude aksadi, veeski guclerini kaybettiler. 1960 ile 1980 yillari arasinda,Ingiliz Disisleri Bakanliginin dunyadaki butun IngilizBuyukelciklerine verdigi bir numarali emir: "Ingiliz ticaret'inigelistirin" oldu. Bugun, Ingiliz dunya ticareti "kar etmektedir,"uluslararasi satislari, alislarindan yuksek orandadir. Her ucornek'te de goruldugu gibi, devlet ve millet'in yasamasindaticaret buyuk katkida bulunur. Ticaretsiz ne askeri guc ne desiyasi bagimsizlik saglanabilir. Dolayisi ile: ticaret, ordu vebagimsiz devlet birbirinden ayrilmaz ucuz kardestir.&lt;br /&gt;Bu gerceklerin ortaya cikmasi da yeni degildir. 13cu yuzyildakurulan Mogol imparatorlugunun cokme nedenlerinin basinda,ticaret yollarinin Asya kara yollarindan dunya deniz yollarinagecmesi ve Mogollarin kendi kulturlerini koruyamamalarigelmektedir. Buyuk duzeyde Asya'nin kara yollari ile ticaretyapmakta olan Mogollar, bu gelismeye ayak uyduramadilar. 19cuyuzyilda birbirlerine karsi "kuvvet dengesi" kurma ugrasina girenAvrupali devletler, bu amaclarini gerceklestirmek icin Asya veAfrika'da somurgeler kurdular. Bu somurgelerden akan ticari geliryou ile birbirlerine karsi surdurdukleri yaris'ta kendi guclerinibu yontem ile arttirma yollari aradilar.&lt;br /&gt;Yukarda ozetlenen bu gercekler nasil ve nereden bilinir?&lt;br /&gt;1. Ticaret, bir yarisma'dir. Bu yaris'i, malini satan ve kar edenkazanir. Ticaret yarisini kazanma ugruna calismak, ortaya "YeniTeknoloji" cikarir. Alicisinin isini kolaylastiracak ve gorecek,uygun fiatta mallari uretmek teknoloji yolu, yani surekli yarismasonucunda ortaya cikarilir. Cin imaparatorlugunun 16ci yuzyilda"kendi icine kapanma" karari, Cin'in dunya pazarlari ile olaniliskilerini kesmesine neden oldu. Yarisma disindakaldiklarindan, Cin ticaret, sanayi ve bilimleri geriledi. Buornekte de gorulecegi gibi, bir defa arka siralara dusmek,yeniden on duzey'e cikmayi cok guclestirmektedir.&lt;br /&gt;2. Ticaret ne amacla yapilir? Ticaret bir "silah" olduguna gore,bu silahin kullanilma duzeninin cok iyi bilinmesi ve anlasilmasigereklidir. Her ulus'un bagimsiz, ozgur ve rahatlik icindeyasamak istemesi dogaldir. Ancak, bunu yapmak her ulus'un kendiustune dusen gorevdir. Baska uluslar da bu yondecalistiklarindan, yarismanin yonu ortaya cikar. Bolsevik-Sovyetdevletinin kurucusu sayilan Vladimir Lenin, bu konuyu tek birsorusu ile acikliga kavusturmustur: "Yapilan is, kiminyararinadir?" Ticaret, yalnizca bir kisinin veya ailesininyararina olamaz. Ticaret'in, ticaret'i yapan kisinin uyesi oldugutoplumun yararina da olmasi gerekir. Eger toplum bagimsiz veduzenli olmaz ise, kisi ve ailesi de ticaret yapamaz. OrtaCaglar'in en varlikli devletlerinden biri olan Venedik bu gercegicok iyi kavramis oldugundan, 14cu yuzyilda bu konu ile ilgili pekcok yasa'yi yururluge koymaktan cekinmemisti. Gunumuzde cokkullanilan "acentelik" duzenini kurup genisletmis Venediktuccarlarinin ticaretinin, Venedik Devletinin ic ve dispolitikalarina yardimi saglanmisti. Bu kararlarin alinmasinaVenedik tuccarlari da katilmisti. Gunumuzde ise, bu konu'da Japonornegini gostermek mumkundur.&lt;br /&gt;3. Yarisma, en cok ticari alanda goze carpmakla birlikte,yalnizca tek yonlu kalamaz. Dunya pazarlarinda neden Fransizparfum'u; Hollanda peynir'i; Ingiliz kumas'i; Italyan ayakkabisiaranir? Ingilizler de cok iyi peynir, ayakkabi; Fransizlar dayuksek nitelikli kumas; Japon ve Amerikalilar da cok iyi parfumuretirler. Genellikle, aralarindaki fark, bir nitelikayricaligindan degildir. Tuketicinin dusuncelerine islenmisgoruntulerden dolayidir. Aktarilan "goruntu dusuncesi" ise "oncebeni, dolayisi ile de sattigim mal'i sev ve al" yonundedir. Bu dayeni bir gorus degildir. Diger ulkelerde de, Turkiyede oldugugibi "hatir icin" cok is yapilir, ticari anlasmalara da girilir.Ancak, bu tutum ve dusuncelerin uluslararasi iliskilere etkiyapmasi da kacinilmaz bir gercektir: TIME dergisinin kurucusu vesahibi Henry Luce, Chiang Kai-shek'i sevdiginden, omru boyuncaTaiwan'i yazilari ve dergisi ile savunmustur. Bu gibi nedenlerle,Arjantinli tuccarlar, Arjantin'in Ingiltere ile 1982 yilindayaptigi Falkland savasi sirasinda bile Ingiliz mallarini satmaktahic gucluk cekmemislerdi.&lt;br /&gt;4. Bu turde, "dusuncelere goruntu islemek," 20ci yuzyilin ilkyarisinda "reklam" olarak bilinmistir. Ancak, 20ci yuzyilin sonyillarinda "reklam" gazetelere, TV'ye ve dergilere verilenfotografli, ya da yazili "aciklamalar" degildir. Baska birdeyisle, bir mal'in "var oldugunu," satista oldugunu aciklamak nereklamdir, ne de satilmasini saglayacak demektir. Eger tuketicibir mal'i almak icin neden gormuyorsa, o mal'in varligini haberveren ne kadar "aciklama" yapilirsa yapilsin, o mal'in satilmasigerceklesmez. Buna karsilik, "aciklama" yerine, tuketici'yi"imrendirecek" bir goruntu yaratilacak olursa, o mal'in cok cabuksatilmasi isten degildir. Bu da, "psikolojik harp" cercevesinegirer. O noktada da, "reklam" ile "propaganda" arasindakiayriliklar erir, birinin nerede bitip, digerinin nerede basladigianlasilmaz olur. Fakat, bu "imrendirme" nasil yapilir? Neleredayalidir? Neden Turkiyede degisik yabanci uluslarin "KulturMerkezleri" vardir? Neden Turkiye'nin o ulkelerde "KulturMerkezleri" yoktur? Bu tur uluslararasi anlasmalar "ikili" olarakyapilir, anlasmayi yapan taraflarin esitlikleri temel tutulur.&lt;br /&gt;Kanuni Sultan Suleyman ile Fransa krali Francis arasinda 1536yilinda yapilan anlasmaya gore, Osmanli ve Fransiz tuccarlariesit haklarla birbilerinin ulkelerinde kendi kanunlaricercevesinde [ornegin, Osmanli tuccari Fransada Osmanlikanunlarinca] ticaret yapacaklardi. Az sure sonra, Hollandali veIngiliz tuccarlari da bu Fransiz anlasmasi cercevesi ve korumasialtina girmeyi basardilar. Osmanli tuccarlari kendilerine taninanbu esit haklardan faydalanma yoluna gitmediklerinden, bu esitanlasmalar 18ci yuzyilda "kapitulasyon" haline donustu. Giderek,bu kapitulasyonlar tam anlami ile Avrupa devletlerinin politik veaskeri politikalarinin orta diregi haline geldi. Duyun-u Umumiidaresi ile en ileri duzeyde somurge yonetimi niteliklerinigosteren bu anlasmalar, Turk Kurtulus Savasindan bile degismedencikabildiler. Bu "gudumlu yonetim" ancak Lozan anlasmasi ile sonaerdirilebildi.&lt;br /&gt;5. Yarisma, yalnizca ticaret'te kalmaz. Ana sorun, bir ulus'un,toplumun ve devletin hayatta kalmasidir. Yarismayi kazanan yasar.Kaybeden de iz birakmadan erir gider. Bir toplum'un, ulus vedevlet olarak yasamasini kim ve nasil saglar? Bu soru'nun tekkarsiligi vardir: toplum'un kendi. Bir toplum'u toplum yapanveriler nedir? Hersey'den once, kim oldugunu ve kimliginibilmektir. Bellegini kaybetmis bir kisi ne yapabilir? Neredeoturdugunu bilemez, ailesini, yakinlarini taniyamaz, ne is yapmisve yapmakta oldugunu bulamaz. Bellegini kaybetmis kisi ne yiyipne icecektir? Nerede yatip uyuyacaktir? Ev'i bark'i nerededir? Okisi'ye kim bakacaktir? Yasamasi icin giderlerini kimkarsilayacaktir? Bir toplum'un bellegi, gecmisi, yani tarihidir.Tarihini bilmeyen toplum ile bellegini kaybetmis kisi arasinda neayrilik bulunabilir?&lt;br /&gt;6. Yalniz mallarinin nitelikleri yolu ile ticaret yarismasindabasari saglayamayanlar, diger yollara da basvururlar. Uluslaricinde de bu yollara sapanlar az degildir. Savas yolu ileyarismaya katilan diger uluslari ortadan kaldirmak amacinigudenler de olmustur. Birinci Dunya Savasi bu noktanin en onemliornegidir. "Buyuk Devletler," Orta Dogu'yu kendi cikarlari[ozellikle petrol yataklari] icin istemis, oradaki devlet veimparatorluklari ortadan kaldirip yerlerine acik ya da kapali"mandali" "devletler" kurmaktan kacinmamislardi. Ancak, "sicaksavas" cok buyuk giderleri gerektirdiginden, amac degistirmeden"soguk savas" yolu da gudulebilir. Bu "soguk savas" in en onemlikolu da "Kultur savasi" dir.&lt;br /&gt;Ticaret ve sanayide, "patent"ler vardir. Yeni bir gerec veya malureten bir kisi veya kurulus, "patent" alir. Patent alan kisi yada kurulus, boylelikle yarattigi yeni mal'in getirecegicikarlardan faydalanma hakkini korumus olur. Bu patent, yalnizbir ulus icinde degil, uluslararasi anlasmalar yolu ile dunyacercevesinde de yasa yolu ile korunur. Kultur'un patent'i yoktur.Kultur'un surekli uygulanmasi, gunluk yasamda surdurulmesi yoluile sahibinin hangi toplum oldugu bilinir. Gunluk yasamda sevilenve kullanilan kultur ise en basarili "satici"dan cok dahaetkendir. Kultur'un sahibinin bilinme baslangici ise tarih'tir.Tarih, yazilmadikca tarih olamaz. Yazilmayan tarih okunamaz,bilinemez. Bilinmeyen de gelecek kusaklara aktarilamaz. Tarihiniyazmayan, bilmeyen, yaymayan millet geleceginden vazgecmisdemektir. Gecmisini bilmeyen millet benligini saklayamaz,kaybolup gitmeye mahkumdur. Bu gercegi cok iyi kavrayan ozelkisiler, uyesi olduklari toplumlar yararina, kendi ozelvarliklarini harcayarak arastirma universitelerinde tarih vekultur kursuler kurmus ve kurmaktadirlar. Ek olarak, hemen butunticari ve sinai kuruluslar bu yarisa katilmis, savunduklari veuyesi olduklari kultur'un belgelenmesi ve yayilmasina calisacakkursulerin kurulmasina para yardiminda bulunmaktadirlar.  Bugerceklerin Orneklerini gunluk gazetelerde bile okumak mumkundur.&lt;br /&gt;7. Gunumuzde "tarih yazip ta ne olacak, sanki herkes gercegibilmiyor mu?" diyen kisiler de bulunabilir. Bu gorus'everilebilecek tek karsilik vardir: Bu gerceklerin bilindigini kimbiliyor? Nasil ve nereden biliyor? Konu ile ilgili, Turkiyedisinda yazilmis kitaplara bakilacak olursa, ortada Turk tarihiya da Turk kulturu diye bir kavram yoktur. 1919-1924 TurkKurtulus Savasindan da soz edilmez. Eger Turkler tarihlerini vekulturel dayanaklarini uluslararasi duzey ve bilinc ileyazmayacak ve yaymayacak olurlarsa, diger ulus ve toplumlarinyetistirdigi universite ogretim uyeleri, kendi ulus aci vecikarlari yonunden bu isi yapmaya hazirdirlar. Hatta gunumuzdeyapmakta ve yazmaktadirlar. Ozellikle, 1912 ile 1930 yillariarasinda diger uluslarin bilim adamlarinin kendi acilarindan Turktarihi uzerine yazdigi kitaplar bu gun okutulmakta ve dunya kamuoyu uzerine buyuk etki yapmaktadir. Bu gun yazilmakta olan yenikitaplar, 1912-1930 arasi yazilan kitaplari kaynak gostererekkaleme alindiklarindan, daha once yazilanlarin etkenlikleri ciggibi buyumektedir. Sozu edilen kitaplarin topluca ortayacikardigi sorunlar ayrica kitaplar yazmayi gerektirecek olcu'dede buyuktur.&lt;br /&gt;Bu konu'da canli bir ornek daha verilebilir: Birinci Dunya Savasisonucunda, 1919 da yapilan Paris Anlasmasi, Osmanli devletinin"manda"lara bolunmesini ongormus idi. Boylelikle, ABD, Ingiltere,Fransa, Italya, Yunanistan devletleri Kucuk Asya'yi [bilindigigibi, "Anatolia" Yunanca'dir] da aralarinda paylasacaklardi. Bunagerekce ise, "kitaplarda yazili oldugu gibi," Kucuk Asya'dakultur sahibi olanlara "maddi ve manevi haklari geri verilecekidi." Dolayisi ile, Turklerin bildikleri ve hatta varliklari"kitaplarda yazili olmadigindan" soz konusu bile edilmiyordu.Buna karsilik, Bati dillerinde yazilmis buyuk sayida kitaplar,Kucuk Asya'da yasamis "diger" uluslarin kultur ve medeniyet'iniayrintilari ile anlatmakta idi. Baris Anlasmasini yapacakpolitikacilarin danismanlari, Batili kitaplari okuyarakegitimlerini tamamlamislardi. Arazi ve icinde yasayanlari yerindegormek icin, Kucuk Asya'ye iki buyuk, birkac tane de kucuk"Arastirma Komisyonlari" da gonderilmisti. Bu komisyon uyeleride, egitimleri sirasinda okuduklari kitaplardan ogrendikleriniaramakta idiler. Zekalari dolayisi ile, okuduklari ile gordukleriarasinda buyuk ayricaliklar oldugunu anlamakta gucluk cekmediler.Bununla birlikte, yazdiklari raporlar Pariste toplanmis olanpolitikacilarin gorus ve kararlarini degistiremedi. ArastirmaKomisyonlarinin raporlari, basilmis kitaplara aykiri idi.Sonucunda, Paris Baris Toplantisinin kararlarini geri aldirmakgene milyonlarca Turk'un kanina maloldu. Kucuk Asya'da yasayanTurkler yillarca ekonomik sikinti cekmek zorunda birakildi.&lt;br /&gt;"Kongrelerin, Parlamentolarin kanun cikarmasi ile tarih yazilirmi? Keyifleri bilir, buyursunlar yapsinlar. Bizim icin gecerlidegildir" diyenler de Turkler arasinda duyulmaz degil. Bu gorus'ekarsilik olarak [Ingiliz Disisleri Bakani Arthur James] BalfourDeclaration'i gostermek yeterlidir. 1917 yilinda, IngilizHukumetinin kararlari uyarinca yazilmis uc kisa paragraflik birmektup, bugunku Israil Devletinin Filistin topraklarindan basariile ayrilarak kurulmasina kanuni dayanak olarak gorulmus vegosterilmisti. 1980 ve 1990larda, bu tur bir beyanat ile yenidevletler kurma cabasinda olanlarin varligi gunluk gazetelerdenokunabilir. Boyle Beyanatlari yazanlar, o beyanatlari imzalayankisiler degildir. Yardimcilaridir. O yardimcilar, hangikaynaklara dayanarak genis uluslararasi sinir degistirme islerinegirisebilirler?  O "yardimcilarin" kabul ettirmeye calistiklariiddia ve gorusler nasil ve neden taraftar kazanabilir? Yazilmistarih kitaplari ile karsilastirildiklarinda, "bilimsel aci'dandogru olduklari" gorulebilir. O kitaplar kimler tarafindan, nezaman ve hangi amacla yazmistir?&lt;br /&gt;8. Gorulebilecegi gibi, uluslarin arasinda yer alan "GenelYarisma" icinde "Kultur Yarismasi" da hem savunma hem de hucumsilahidir. Kendi benliklerini iyi bilmeyen uluslar bu yarismadancok zararli cikarlar. Ustelik, bir ulus kendi benligini bilmezise, diger uluslarin bilim adamlari, hedef alinan birinci ulus'unbenlik bilgisini degisik nedenlerle carpitabilir.&lt;br /&gt;"Pan-Turkizm" "hucumu" bunun bir ornegidir. "Pan-Turkizm" birTurk icadi degildir. [Bilindigi gibi, "Pan-Turanizm" "Turancilik"ve "Pan-Turkizm" Turkiye disinda es anlamda kullanilandeyimlerdir]. Eski Turk kaynaklarinda, "Turklerin dunyahakimiyetini ele gecirmek icin yasadiklari"ni belgeleyen birkavram yoktur. Bununla birlikte, ozellikle 20ci yuzyilbaslarinda, Turkleri bu suc ile itham edenler oldu. "Pan-Turkizm"in ozet olarak "tarihsel cervesi" nedir? Bugun bilinenkaynaklara gore "Pan-Turkizm", yukarida sozu edilen 19cu yuzyilAvrupa kuvvet dengesi ugrasmalarina yardimci olmasi icinAvrupalilarca Avrupa'da icadedilmis bir iddia'dir. Ilk olarak,1865 yilinda basilan bir kitapta gorulur. Ruslar 19cu yuzyil'da[1552 yilinda baslattiklari bir tutumu surdurerek] Asya'yaekonomik somurge bulucu yayilma hareketlerine devam ettiler. 1828den baslayarak, Ingilizler Hindistan'daki imparatorluklariniRuslardan koruma yollari aradilar. Rus ve Ingilizimparatorluklari arasinda yasayan Turkleri birlestirip, Rusyayilmasina karsi bir engel olarak kullanmak istegi bu "Pan-Turkizm" "cozumunu" ortaya cikardi. Ruslar da bu "Pan-Turkizm"iddialarini dini nedenlerle oldugu gibi kabullendiler. CunkuRuslar, Asya'ya yayilma calismalarinin yaninda, kendiHristiyanliklarini da yaymaya calisiyorlardi. Eger Turkleri"Batili medeniyetlere zararli" gosterebilirlerse, hemIngilizlerin kurmaya calistigi "Turk kalkani"ni kirabilecekler,hem de kendi Asya'ya yayilma cabalarini diger Hristiyanlarin dayardimi ile surdurebileceklerdi. 1907-1909 larda yapilan gizlianlasmalarla, Ingiliz ve Rus imparatorluklari birbirlerine karsibu silahi kullanmama karari aldilar. Bunun uzerine, Ruslar "Pan-Turkizm zararlarini onleme" adi altinda calismalara basladi.Erzurum ve cevresinin Birinci Dunya Savasinda Ruslarin elinegecmesinin altindaki "neden"lerden biri oldu.&lt;br /&gt;Birinci Dunya Savasi baslamadan once, Alman bilim adamlari vesubaylari, bu "Pan-Turkizm"i Almanya cikarlarina [Rus veIngilizlere karsi] yardimci olmasi icin ele aldilar. Basta EnverPasa olmak uzere, butun Turk subay ve politikacilarinabenimsetmeye calistilar. Almanlar bu "ozendirme, imrendirme"calismalarinda toptan basarili olamadilar: Mustafa Kemal, KazimKarabekir gibi genc ve yetenekli subaylar Almanya'ya, Fransa'yagonderildi ise de, diger uluslarin gutmekte olduklari hedeflerigorup anladilar ve karsi ciktilar. Omer Seyfettin Alman bilimadamlarinin ve tuccarlarinin "imrendirme" calismalarini yakindangorup, toplumu uyarmak amaci ile diger yazdiklarina ek olarakozellikle "Von Sadrinstayn" ve "Von Sadrinstaynin Oglu"hikayelerini yaratti. Buna ragmen, Turkler Kafkaslarda savasasokuldu. Amac, Bati cephesinde Ingiliz ve Fransiz'larlacarpismakta olan Almanlara nefes aldirmak idi.&lt;br /&gt;Turkler arasinda "Pan-Turkizm" dusuncesine yakinlik, Ikinci DunyaSavasi baslamadan once gene Almanlarca, gene ayni Alman yararlariyolunda filizlendirildi. 1960 sonrasi "Pan-Turkizm" akinlari,Ikinci Dunya Savasi baslamadan once atilan tohumlardan yesermisve kok salmistir.&lt;br /&gt;Bu olaylarin belgeleri, Avrupali uluslarin resmi devletarsivlerinde bulunmaktadir. Bu belgelerin kopyalarini satin almakmumkundur. Buna ragmen, "yarisma kavgasi" dolayisi ile, Turklerkendi yaratmadiklari bir akim olan "Pan-Turkizm" iddialariyla,uluslararasi kamuoyu onunde mahkum edilmeye calisilmaktadir.Cunku, bu olaylar yakin yillara kadar yazilmamis, kamu oyu onundebelgelenmemis, yayinlanmamistir. Son yillarda konu'yu acikligakavusturan arastirmalarin basilmasini bile onlemeye calisanlaroldugu gibi, basilan yazilara hucum etmeyi gorev bilenlerinsayisi da az degildir.&lt;br /&gt;9. Bu ornekleri, kaynaklari ile, uzatmak zor degildir. Tarih, birdefa yazmakla da bitecek bir is degildir. Yeni belgeleredayanarak tekrar tekrar yazilmasi gerektigi gibi, her yil okutulmasi ve okunmasi, diger gorevlerine ek olarak aydinlarin ustune dusen kacinilmaz bir sorundur. Konu, Turk ulusunun sagligidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20074466-113519460371000685?l=toplumlarinmayasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519460371000685'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519460371000685'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://toplumlarinmayasi.blogspot.com/2005/12/h-b-paksoy-ticaret-tarih-uluslararasi.html' title='H. B. Paksoy: Ticaret, Tarih, Uluslararasi Yarisma'/><author><name>kozkaman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01509500723925901663</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20074466.post-113519452640248708</id><published>2005-12-21T11:47:00.000-08:00</published><updated>2005-12-21T11:48:46.576-08:00</updated><title type='text'>H. B. Paksoy: Dusunce Akimlari, Yeni Dunya Duzeni</title><content type='html'>H. B. Paksoy          TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK             (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997)                   Kultur Sanat Yayini.  165 sayfa                        ISBN 975-96079-0-5&lt;br /&gt;                    Copyright  1993  H. B. Paksoy               TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK                    kitabinin butun yayin haklari,      Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca,                         H. B. Paksoy adina                        ABD Kongre Kutuphanesi                   Copyright kutugune kayitlidir.&lt;br /&gt;Asagidaki Belgeleme Yazisi, ABD de kurulmasi ongorulen VAKIFLITURK TARIHI KURSUSU calismalarini desteklemek amaci ile, ABD'ninileri gelen arastirma universitelerinde gorev yapmakta olan birogretim uyesince, 1991 Mayis ayinda yazilmistir.  BuBelgeleme'nin Birinci Bolumu gene ayni ogretim uyesince, 1990yili Mayis, Ikinci Bolumu ise 1990 yili Eylul aylarinda kalemealinmistir. &lt;br /&gt;05                DUSUNCE AKIMLARI, "YENI DUNYA DUZENI"                           VE GORUNTULERI&lt;br /&gt;      Ortaya atilan her yeni "dusunce akimi"nin yandaslari, ilerisurdukleri goruslerin bir "yeni dunya duzeni" olusturacaginisoyler.  Bu "yeni dunya duzeninin" dunyaya baris, ozgurluk vebolluk getirecegini savunur.      Gunumuz olaylari, sol egilimli politik ve ekonomik dusunceakimlarinin buyuk insan topluluklarinca istenmediginigostermektedir.  Buna karsilik, sol akimlarin karsisindaki butunpolitik ve ekonomik dusunce akimlarinin insan topluluklarincauyumlukla karsilandigini soylemek guctur.  En azindan, dunyada buikinci tur dusunce akimlari icinde de cok sayida kisi yoksullukicinde yasamaktadir.  Dolayisi ile, ilerde yeni akimlarin ortayacikmayacagi one surulemez.  Gelecekte olusabilecek akimlarinnitelikleri uzerinde kafa yormadan once, ozet olarak birkacgecmis dusunce akimi orneklerine goz atmak yararli olabilir.      Ondokuzuncu yuzyilin cogunlugu ve Yirminci yuzyilin ilkyarisi, "somurgecilik cagi" olarak bilinir.  Bu donemde Avrupaimparatorluklari, askeri guclerinden yararlanarak Asya, Afrika veGuney Amerikada somurgeler kurmuslardi.  Bu yoldan endustrilerinebol ve ucuz hammadde kaynaklari saglamis ve urunlerine genispazarlar yaratmak yollari aramislardir.  Bu hareketlerini de, gunlerinde gecerli "dusunce akimi" olan "beyaz irk'in ustunlugu"ne dayamislardir.  "Bu ustunlugun getirdigi gorevler" arasinda,"az gelismis irklara medeniyet goturmek," Bati Medeniyetinintemelini olusturan Hristiyanligi da bu "azgelismis irklar"arasinda yaymak gibi bir tutum yaratilmistir.  Aslinda ise, butunbunlar, bu imparatorluklarin birbirleri ile yapmakta olduklari"yaris" in gereklerinden dolayi idi.      Bu "yaris" ta yeni olmayip, "yeni duzen" adi altinda tekrarortaya surulen goruslerin kokeni en az Milattan Onceki RomaImparatorluguna kadar geri gider.  Gunumuz "dunya duzeninin"temeli Onsekizinci yuzyilda baslayan bir akim olan,"imparatorluk" ve "demokrasi/cumhuriyet" turu politik duzenleriaralarindaki yaris'ta atilmistir.  Ingiltere imparatorlugu vekitasal Avrupadaki diger uc buyuk imparatorluk (Carlik Rusyasi;Avusturya-Macaristan; ve Alman), "imparatorluk duzeninin"yasatilmasi icin butun guclerini kullaniyorlardi.  Karsilarindaise, Amerikan (1776) ve Fransiz (1789) Devrimleri ve budevrimlerin yer almasina yol acan dusunce akimlari bulunuyordu. Baska bir deyisle, bu "yaris," mutlakiyet ve bagimsiz cumhuriyetdunya gorusleri arasindaki cekisme idi.      Ek olarak, Avrupa devletleri daha onceden birbirlerinekarsibir olum-kalim yarisina girmislerdi.  Devletlerarasi bir "GucDengesi" kuruldugunda, hic bir taraf bu "Guc Dengesi oyununundakendi yasamini kaybetmeyecegini" biliyordu.  "Guc" ise, askeriguc'e dayanmakta idi.  Ancak, ordu beslemek icin de, ekonomikgucun onemi acikliga kavusmus idi.        Ekonomik guc, yalnizca bir devlet'in uyesi olan bireylerinkisisel atilimlariyla gerceklesemiyordu.  Devletin de, atilimyapmakta olan bireylerin ve ticari kuruluslarin guvenliginisaglamasi, is yapmalarina yardimci olacak alt-yapi'yigelistirmesi ve iyi calisir halde tutmasi geregi de anlasilmisidi.  Acik savas'a girildiginde, alis-veris aksadigi, gelirazaldigi gibi, can ve mal guvenligi de ortadan kalkiyordu. Boylece, yasalarin guvenligi altinda, esit vergi yuku ilebireyler de uluslarinin yarisina katilmanin kendi cikarlarinauygun oldugunu gormekte idiler.        Ondokuzuncu yuzyil'a girildiginde, "dusunce akimlariyarisina," ekonomik konulardaki yarisma da koklu olarak eklenmisbulunuyordu.  Ekonomisi gucsuz olan devletlerin ve yanlisiolduklari dusunce akimlarinin yarisi kaybedecekleri iyiceanlasilmisti.  Bu yuzden, birbirlerine karsi Avrupa'da yaptiklariyarisin sinirlanmasi dolayisi ile, Ondokuzuncu yuzyil baslarindaAvrupa devletlerinin "Guc Dengesi oyunu" Avrupa sinirlari disinatasti.  Oncekile Asya (ve daha kisitli olmak uzere de Afrika)sinirlari icinde yer almaya basladi.      Marks ve Engels'in Ondokuzuncu yuzyilda ortaya attiklariKomunizm, genis Avrupa toplumlarinca benimsenmedi.  Ekonomikgucsuzlugu yuzunden Avrupali devletler kapsamina alinmayanmutlakiyetci ve somurgeci Rus Carlik imparatorlugu, ictencokmekte idi.  Bu cokuntunun bas nedenlerinden biri, CarlikRusyasinin kendi vatandaslarini gunundeki dunya duzenindeegitmekten kacinmasi gelmekte idi.  Bu ekonomik ve getirdigipolitik kargasaliga, "Yeni dunya duzeni" icinde son verecegi"soylenen" Komunizm, Yirminci Yuzyil baslarinda CarlikRusyasi'nin bir kesim aydinlarinca benimsendi.  Bu yeni "DusunceAkimini" benimseyenlerin buyuk bir cogunlugu (1789 Fransizihtilalinde oldugu gibi), gene bu dusunce akiminin geregi olarakhayatlarini kaybettiler.        Diger "Dusunce Akimlarinda" oldugu gibi, Rus Komunizm'i dekendine ozgu birtakim "gerekceler" ileri suruyordu.  Bu ilerisurulen "nitelikler" bir gercegi ortemedi: Komunizm, yalnizca Rusulusunun yararina calismakta idi.  [Carlik imparatorlugununnufusunun %50 sinden az'i Rus idi].  Bu yoldan, yuzyillardiroynanmakta olan "oyun" un "kurallarini" degistirerek, BolsevikRuslar oyun'u kazanmak cabasinda idiler.  Amaclari, dunyada surupgitmekte olan yaris'i kazanmaktan baska bir sey degildi.  "Oyununkurallarini degistirmek" ise, kale onunde sayi yapmaya hazirlananfutbol oyuncusunun hakem tarafindan durdurularak, kalenin orneginonbes metre oteye alinmasi gibi bir durum idi.      Butun bu olaylarin anlasilmasi ise, dunya duzeyinde egitimigerektirmektedir.  Rus imparatorlugu da, Avrupa devletlerininOnyedinci yuzyildan bu yana yaptigi gibi, yarismayi yapacak --veyarismanin niteliklerini toplumlarina anlatacak-- bilim adamlariyetistirmekte idi.  Ancak, Rus imparatorlugunun yetistirdigibilim adamlari, Avrupa devletlerinin yetistirdigi bilimadamlarinca yenilgiye ugratildi.        Carlik Rus imparatorlugunun yerine kurulan Sovyetimparatorlugu da, 1917 ihtilalinin ilk gunlerinden baslayarak,"Sovyet yarismasini" yurutecek bilim adamlarinin yetistirilmesineoncelikle onem verdi.  "Sovyet bilimi:" Marr, Lysenko, Solovyevgibi kisilerin yonetiminde, ve Marks/Lenin "dusunce akimlari"yonunde kati saplantilara baglantili olarak duzenlendigi icin, bubagimlilik altinda coktu.  Baska bir deyisle, Sovyet bilimi,dunyadaki gelismelere sirtini dondugu icin kisir kaldi.  Yenildi,ve hezimete ugratildi.      Boylelikle, dunyadaki diger bilim merkezleri ile alis-verisyapmadan, tek bir "dusunce akiminin" saplantisi ile bilimyapmanin sakincalari da vurgulanmis oldu.  Sonucunda faturayiodeyenler de, yalmizca Ruslar ve Sovyetler Birligi icinde yasayandiger halklar degil, soguk harp ve getirdigi silahlanma yarisidolayisi ile butun dunya oldu.  Dunya yarismasini kaybetmekteolan Sovyetler Birligi ise, Birinci Dunya savasi oncesinde CarlikRusyasinin da yaptigi gibi, gunumuzde askeri guc kullanarak ictenparcalanmayi durdurmak yolunu secip-secmemek arasindabocalamakta.        Sovyetlerin bu seciminin sonucu ne olursa olsun, TurkiyeCumhuriyeti dunyadaki gelismelere yalnizca seyirci kalacakolursa, sonucunu bugunden bilmek olanak disidir.  Ancak,bilinmesi gereklidir ki, Carlik Rusyasi cokmekte oldugu 1916yilinda bile Erzincan'a kadar Turkiye'yi askeri guc ile almisbulunuyordu.  Sovyetler Birligi ise, 1940larin ikici yarisindaErzincan'a kadar olan bu bolge'yi, onceden "Rus topragi" oldugugorusu ile Dunya kamu oyu onunde gene "istemis idi."      Bilinen gerceklerden biri de Turklere karsi degisiknedenlerle baslatilmis olan "sevgisizlik" goruntulerinin ilkbelgesi, 1473 yilinda basilmistir.  1473 ile Onyedinci yuzyilarasinda, bu tur basilmis belgelerden bilinenlerin sayisi uc yuzustundedir.  Bu basili "yalanci belgelere" bugune dek karsilikverilmemistir.   [Bak: ROTARY DERGISI  ].   Ek olarak, Yirminciyuzyil basinda, Turkler'in dunyadaki yerini almasini engellemekamaci ile yazilmis kitaplarin toplamini yapmak bile guctur.  "Gecolsun da guc olmasin" ata-sozu bile, Turklerin kendi secimleridolayisi ile bugun karsi karsiya kaldigi gucluklerin kapsaminianlatamiyor.  Turkler bu gibi "yalanci belgelere" dunya bilimduzeyinde karsilik vermek yeteneginde bilim adamlariyetistirilmesine onem vermeyecek olurlarsa, belki yeniden birKurtulus Savasi vermek gerekebilecektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20074466-113519452640248708?l=toplumlarinmayasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519452640248708'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519452640248708'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://toplumlarinmayasi.blogspot.com/2005/12/h-b-paksoy-dusunce-akimlari-yeni-dunya.html' title='H. B. Paksoy: Dusunce Akimlari, Yeni Dunya Duzeni'/><author><name>kozkaman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01509500723925901663</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20074466.post-113519444836731306</id><published>2005-12-21T11:46:00.000-08:00</published><updated>2005-12-21T11:47:28.476-08:00</updated><title type='text'>H. B. Paksoy: Kirim Tatarlari</title><content type='html'>H. B. Paksoy          TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK             (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997)                   Kultur Sanat Yayini.  165 sayfa                        ISBN 975-96079-0-5&lt;br /&gt;                    Copyright  1993  H. B. Paksoy               TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK                    kitabinin butun yayin haklari,      Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca,                         H. B. Paksoy adina                        ABD Kongre Kutuphanesi                   Copyright kutugune kayitlidir.&lt;br /&gt;06              KIRIM TATARLARI&lt;br /&gt;     "Tatar" sozcugunu, M.S. 732 yilinda dikildigibelirtilen Kultigin Anitlarinda okuyabiliyoruz. Genelde eski Turk Anitlarinin buyuk bir bolumu, bugunkuMogolistan Halk Cumhuriyeti icinde, Sovyetler Birligisiniri cevresinde bulunuyor.  Orhun suyu'na olanyakinliklari dolayisi ile, bilimsel cevrelerde OrhunAnitlari olarak da bilinirler.  Bu anitlar, 18ciyuzyildan baslayarak  sirasi ile Isvecliler (Ruslaraesir dusup Sibirya'ya surulen, subay Strahlenberg),Fin'liler (incelemek icin ozel olarak Orhun bolgesineuc bilimsel kurul gondermislerdir), Ruslar icin calisanAlman W. Radloff ve Rus bilimadami Yadrintsevtarafindan degisik zamanlarda birkac kere kesfedilmis,19cu yuzyil sonlarinda Danimarkali Thomsen tarafindanozel alfabesi cozulerek okunmuslardir. &lt;br /&gt;     Kasgarli Mahmut tarafindan 1074/1077 yilindaAraplara Turkce ve Turkleri ogretmek icin yazilmis olanDivan-i Lugat it-Turk den, Tatarlarin Otukencevresinde, Uygurlara komsu oldugunu ogreniyoruz.  Birbolumu Mogol ordularina 13cu yuzyilda Mogol CengizHan'in zor'u ile katilarak, Cengiz'in torunu Batukomutasinda Avrupa kapilarina kadar gelen Tatarlar, budonemde Asya ve Avrupa kitalarinin esigineyerlesmislerdir.  Bir sure sonra bu yorede Mogollardankoparak kurulan Altinordu Hanliginin komusma ve yazismadili "Tatarca" olmustu. &lt;br /&gt;     Eski Yunan ve Roma mitolojisinde "cehennem"anlaminda kullanilan "Tartarus" sozcugu, Hristiyanlikdinince de kabul edilmis, "Tatar" sozcugu ilekaristirilmistir.  Bilerek veya bilmeyerek, M.S.1270'lerde bu yanlisligi yayanlarin ilkinin Fransiz dinadami St. Louis oldugu anlasilmaktadir.  Avrupakaynaklarinda, 14cu yuzyildan baslayarak, AltinorduHanligi mensuplarina "Tatar," Tatarlarinkaynaklandiklari yerlere (Abakan, Altay, Tuvayorelerini de icine alan ve daha sonralari Turkistanolarak adlandirilan), Asya'nin orta bolumune, de"Tartary" adi verilmeye baslanmistir.  Bircok Avrupaliharita yapicisi ve Ingiliz yazari Chaucer bu yanlis'isurdurmuslerdir.&lt;br /&gt;     Bu yalnis'in bir sonucu olarak, Osmanlilar disindakalan butun Turklere "Tartar" adi verilmeye, Avrupa'ninesigine 8-13cu yuzyil arasi gelmis diger Turk boy,oymak ve elleri (Kipcak, Pecenek, Hazar ve digerleri)de toplu olarak "Tartar" adi ile anilmaya baslanmistir. Bu arada, Barlas Turklerinden olan Timur'un (o. MS1405) oz adi "Tamburlane olarak carpitilmis "Tartar"oldugu ileri surulmus; 16ci yuzyilda yasayan Ingilizyazari Christopher Marlowe ve 19cu yuzyilda da LordByron bu yanlislari yaymaya surdurmusler. Gunumuzde debu tur yanlis gorusler surup gitmekte, Tatarlarlatarihi ve gercekten iliskisi olmayan nitelikler (baliksalcasi, dis hastaligi, vb) Tatarlara atfedilmektedir.&lt;br /&gt;     Cengiz'in kurdugu Mogol devletinin Bati ucundankopan Altinordu Hanliginin baskent'i Saray idi.  Idilve Yayik sulari arasindaki bozkirlari, Kirimyarimadasini, Moskova ve Kiev Ruslarini, Karpatdagilarini ve cevresini icine aliyordu. Ancak,Altinordu Hanligi 1430 yillarinda, suregelen hanlikkavgalari, Ruslarin Altinordu Hanligini parcalamak icinkatildigi, ic dogusler yuzunden bagimsizlik gucunukaybetmisti.  Bir sure Timur'un konugu olmus, Timurtarafindan korunmus olan Toktamis'in gosterdigidusmanlik sonucu, Timur ordusu ile 1490 yillarindaSemerkant'tan Idil bozkirlarina gelrek Toktamis'ibozgun'a ugratti.  Ancak bu olaydan sonra bir bagimsizKirim hanligindan soz edilmeye baslanabilir.&lt;br /&gt;     Altinordu hanligi, en guclu devrinde iliskidebulundugu butun devletlerde merak, korku ve saygi ileaniliyordu.  Bu korkunun basinda gelen nedenlerdenbiri, "Tatar"lar hakkinda Batililarca hicbir seybilinmemesi idi. Merhum Prof. Z. V. Togan'in, 15ciyuzyil tarihcilerinden birine dayanarak yazdigina gore,&lt;br /&gt;          "Tatarlarin akil, zeka ve intikalleri,     hareketleri gibi yel hizindadir.  Dunyanin     dort bucaginda yer alan olaylari aninda haber     almalarina ragmen, kendi dusunce ve     hareketlerini butun rakip ve komsularindan     mutlak sekilde saklamayi bilirler." &lt;br /&gt;     Ancak, Tatarlarin bu duzeyde agzi siki olmalari,komsulari ile dusunce\alis-verisine girmemeleri,goruldugu gibi yanlis tanimlanmalarina, kendiyararlarina zarar vermistir.  Tercumansiz konusabilenToktamis ile Timur'un arasindaki anlasmazlik da belkibu nedenlere dayaniyordu.&lt;br /&gt;     Cengiz'in ordularindaki oymak ve uruglarincogunlugu gibi, Tatarlar da Saman dinine bagli idiler. Bu arada, Hazar eli Museviligi, Gagauz ve Pecenekler deHristiyanligi benimsemislerdi.  Kipcak agzindakonusanlar icin Isa'yan yakarislar kagida gecirilmisti. Bu agitlardan biri Codex Comanicus icinde gunumuzekadar gelmis olup, Venedik Devlet Kitapligindasaklidir.  Altinordu ve Tatarlarin Islamiyetle ilktanismalarinin Berke'nin (hanligi 1257-1267),yayilmasinin ise Ozbek'in (hanligi 1313-1340)yonetiminde yer aldigi soylenir. 14cu yuzyilda buyoreye gelen gezginler, Tatarlar arasinda Islamiyetikabul edenlerin bulundugunu yaziyorlar.  Bununlabirlikte, 15ci yuzyil basina kadar Tatarlarincogunlugunun bu yeni din'i kabul etmediklerianlasiliyor.&lt;br /&gt;     Tatarlarin Islamiyeti kabul etmeleri, politikyonden durumlarini daha da zor bir duruma sokmustur. Boylelikle, Ruslarla yalnizca urug, el ve soy ayrimiyonunden degil ek olarak da inanc yonundenayricaliklarin basgostermesi Ruslarla acik dogusleringuclenmesine neden olmus.  Dolayisi ile, Asya'dan gelentorelerine bagi kalan Tatarlar, soy dil ve din gibitemel degerleri paylastiklari Osmanlilara yaklasmayabasladilar.&lt;br /&gt;     Moskova, Altinordu hanligina 240 yil sure ilevergi ve harac verdi.  Bu vergile 1480lerde son buldu. Tatarlarin kendi aralarinda cekismeye baslamalariyuzunden, Moskova Ruslari Tatarlarin ic islerinde sozsahibi olmaya basladilar.  Ileri gelen Han uruglarinibirbirleri ile cekismeye, Hanlik kavgalarina itenRuslar, Tatarlarin birligini bozmaya calisiyorlardi. Kazan'in 1552 de Ruslarin eline gecmesinden once, Kirimhanligi ile Moskova prensligi, Kazan hanini tayin etmekicin birbirleri ile cekismekteydiler.&lt;br /&gt;     Tatarlarin hanlik anlayisi, Cengiz yasalaricercevesinde idi. Han olacak kisinin Cengiz soyundangelmesi gerektigine inaniliyordu.  17ci yuzyil'avarincaya kadar, Ruslar da buyuk olcude bu Cengizyasalarina uynak zorunda idiler.   Bu konuda, Prof. O.Pritsak asagidaki ornegi verir:&lt;br /&gt;          "1574 yilinda Korkunc Ivan (carligi     1533-1584), Simeon Bekbulat(ovic)'i     Moskova'da car olarak taht'a cikardi.  Kendi     de Moskova'dan ayrildi.  Ivan Moskova'ya     geldiginde Car'in bendelerinden biri gibi,     diger silzadelerle birlikte, Taht'tan uzakta     durur.  Kimdir bu Bekbulat(ovic)?  Hakiki bir     Cengizli olup, son Altinordu Han'inin     soyundandir."&lt;br /&gt;     Hem politik yonden, hem de dil, uygarlik ve mayaacisindan Tatarlarin Ruslar uzerindeki etkileri cokbuyuktur.  Kazan'in 1552 de Ruslara dusmesinden sonrabile, Rus asilzadeleri icin Tatrlarla akraba olmak,Tatar kani tasimak buyuk bir onur ve unme kaynagi idi. Prof Eward Keenan, "Tatar Turu" edebiyatinin ve yaziyonteminin 18ci yuzyilda bile Ruslar uzerindekietkisini kaydeder.  Gunumuz Kazak yazari OljaySuleyman(ov), 1975 yilinda Az i Ya adli bir kitapyayinladi.  Kitabin adi "Az i Ya," Oljay Suleymanov'unyarattigi bir soz oyunudur.  Kilise Ruscasindaki[Staroslavianskii] "Az=Ben"; bugunku Ruscadaki "I=ve";gene Rusca'da "Ya=Ben.  Toplu olarak "Aziya" Asya'ninRusca yazilisidir.  Boylelikle Oljay Suleymanov Asya'yasahip cikmaktadir.  Oljay Suleymanov bu kitabinda(Ruslarca bir suredir Rus icadi gibi gosterilen) "IgorDestani" nin, daha onceleri bilinen bir Turk destanikokenlerinden geldigine inandiracak kuvvetli iddialarda one surmustur.   Prof. Halil Inalcik da, 14-17ciyuzyillar arasinda Rus carlik lakap ve unvanlarininMogol, Tatar ve Osmanlilardan alinip Rusca'yacevrildiklerini gostermistir.&lt;br /&gt;     KIRIM HANLIGI&lt;br /&gt;     Haci Giray'in (1440 yillarinda) hanligi sirasinda"bagimsiz" bir Kirim'dan soz edilebilir.  Osmanli FatihSultan Mehmet (sultanligi 1451-1481) devrinde, 1475yilinda Kirim hanligi Osmanlilara baglanmistir.  16ciyuzyil sonlarina kadar Osmanli devleti Kirim'in icislerine karismamis; ancak o tarihten sonra Cuma namazihutbelerinde Osmanli padisahinin adi opkunmayabaslanmistir.  Buna ragmen, Tatarlar ara-sira kendibaslarin buyruk hareket etmekteydiler.  Son defa 1571de (Kazan'in 1552 de Ruslarin eline gecmesinden sonra)Moskova'nin dis mahallelerine baskin yapip,yakmislardi.  17ci yuzyilda da Kirim hanligi Polonyaile Ruslara karsi bir anlasma yapmisti.  Burada Ruslarda Cengiz'in varisi olduklarini iddia ederek, Idilbolgesinde hakimiyet kurmayi basardilar.  Bu olay da,Kirim hanliginin,  Cengiz'in Buyuk Hanliginicanlandirma cabalarina kesin olarak son verdi.  Bundansonra Kirim Hanligi doguda Kafkaslar ve Iran ile,bati'da da Macaristan ile iliskiler kurma cabalarinisurdurdu.&lt;br /&gt;     1773-1774 yillarinda yeralan Osmanli-Rus savasisirasinda Rus imparatorlugunu, Alman Anhalt-Zerbstprensligi hukumdarlik ailesi soyundan gelip oradadogup-buyuyen (1799 yilinda Moskova'ya gidip IIIcuPetro ile evlenen) Buyuk Katerina (Cariceligi 1762-1796) yonetiyordu.  Bu savas sonucunda yapilan KucukKayanarca antlasmasina (1774) Kirim hanliginin Osmanlidevletinden bagimsizligini kazanmasi sartini Katerinaekletmisti.  Daha Osmanli-Rus savasi sirasinda (1773)Rus imparatorlugu Din Isleri Nazirligina (SviateishiiPravitel' stvuiushchii Sinod) verdigi buyruk ile "ButunDinlere Musamaha Gosterilmesi" ni ongoren "ferman" i(ukaz) yayinlatmis ve Ici Petro (carligi 1682-1725)tarafindan Tatarlara yonelik olarak kurulan"Hristiyanlastirma Dairesini" (NovokreshchenskaiaKontora) kapattirmisti.  Bu iki adim'in, Rusimparatorlugunun Kirim topluluguna "ilimli" yonlerinigostermek, "tarafliklarini kazanmak" ve Kirim'in Rusimparatorlugunca "Hazmedilmesi" sirasinda ortayacikabilecek "ters etki"yi azaltmak icin atilmis oldugudusunulebilir.&lt;br /&gt;     1777 yilinda Katerina, Osmanli imparatorlugundangetirilen Yunan ve Slav kokenli toplumlarin Kirim'ayerlestirilmelerini buyurdu.  Alti yil sonra da Kirimoldugu gibi Rus sinirlari icine alindi.  Katerina'ya bukonularda danismanlik eden Baltik Almanlarindan birsoylu, eger uygun yontemlerle yonetilirlerse, KirimTatarlarinin Rus imparatorlugunun Orta Asya'dayayilmasina buyuk olcude yararlari dokunacagini telkinetmisti.  Bu onerilere dayanan Katerina da, Tatartuccarlarina ve bu tuccarlarla birlikte yolculuklaracikan  (cer're cikan) hocalarin Orta Asya'da Islamiyetiyaymalarini ongormustu.  Bu isleri kolaylastirmak icinde Tatar tuccarlarina genis imtiyazlar taninmisti. 19cu yuzyilin ikinci yarisinda, bu tuccar ve hocalar"gorevlerini tamamlamis" gorulduklerinden, imtiyazlarikaldirildi ve izinleri iptal edildi.  Bu imtiyaz vetekeller Rus tuccarlarina aktarildi.  Ruslarin gorusunegore, Islamiyeti kabul edecek olan Orta Asya toplumlari(ozellikle cok sert vuruskan olarak taninan Kazaklar)"yumusayacak," Carlik Rusyasinin bu yoreyi Rusaskerleri, Rus koylusu ile isgaline karsi koymayacakti.&lt;br /&gt;     Rus imparatorlugu Asya'nin dogusunu askeri guc ileisgale hazirlanirken, yapilan uzun vadeli hazirliklarinarasinda yerli toplumlar ile Rus veli ve komutanlariarasinda dilmaclik gorevi yapabilecek cevirmenleryetistirmek de vardi.  Tatarlar bu "cevirmenlikokullarina" yazilmaya ozellikle ve israrlaozendirildiler.  Bunun nedenlerinin basinda, Tatarlar(ve diger Turk boy ve uruglarindan gelenler), Asya'dayasayan Turk oymaklarinca (benzer gorevle gelen)Ruslara karsin cok daha iyi karsilanmalari geliyordu. &lt;br /&gt;     Ruslarin Sinop'ta Osmanli donanmasini yakmasindansonra, "Avrupa guc dengesinin" bozulmasindan cekinenIngiliz ve Fransizlarin da Ruslara karsi katildigiKirim savasi (1855-1856) sonrasi, Rus imparatorlugu zoryolu ile Kirim Tararlarini (Ingiliz, Fransiz veOsmanlilara yardim verdikleri gerekcesi ile) Kirimyarimadasindan cikarma calismalarini yogunlastirdi. Yuzbinlerce Kirim Tatari, Karadeniz'in batisindakiDobruca'ya (bugunku Romanya) ve diger Osmanlitopraklarina goc etti.  1912-1913 balkan savasisirasinda da buyuk Tatar topluluklari Istanbul bogazinidogu'ya dogru gecerek degisik sehirlere yerlestiler. Balkan savasi sonrasi yapilan antlasmalar, bu gocleriarttirdi ve cabuklastirdi.  Buna karsin, gene de buyukbir Tatar toplulugu Kirim'da kaldi. &lt;br /&gt;     Kirim ve Kazan'da kalan bu Tatarlarin ilerigelenleri, Ruslar tarafindan yutulmamak ve eritilmemekicin, 19cu yuzyilda yogun bir "egitim kalkinmasi"baslattilar.  Kayyum Nasiri, Mercani ve GaspiraliIsmail Bey gibi aydinlar, Tatarlarin oz gecmislerini vegelecekte dunyada alacaklari yeri cok iyi ogrenmeleriniyazi ve kitaplariyla salik vermekteydiler.  Daha "Rus"sozcugunun dunya uzerindeki ilk "varliginin"vakanuvislerce (ornegin M.S. 9cu yuzyilda yazilanAnnales Bertiniani) kaydedilmesinden iki yuzyil oncesiyasal bir birlige, tore yasa ve kamusal duzene sahipTatarlar, bu cagiriya buyuk olcude uydular.  Medreseegitimini kapsamini Ortacag'dan gunumuz duzeyinecikarip, gunun icinde yasanan gucluklerine cozumbulm,ayi kolaylastirici bir egitim cizelgesi ilesaglamlastirmayi ongorduler.&lt;br /&gt;     Bu "yenilesmeyi" gerceklestirmeye calisan Tataronderleri, ne yaptiklarini ve yapmak istediklerini cokiyi biliyorlardi.  Hemen her biri medrese ogrenimigormustu.  Ancak, medreselerde ogretilmeyen bilimleriya kendi baslarina ya da ek olarak Rus okullarinagiderek ogrenmislerdi.  Bu "ek egitim"in guclugu vegereksiz uzunluguna bir cozum yolu bulmak istiyor, buderslerin medrese ogrenimine eklenmesini uygunbuluyorlardi.  "Ezberciligin" egitim olmadigini,Kuran'in tek ders kitabi olmayacagini gormuslerdi. Amaclari, medrese egitimi sirasinda ogrencilerin uygunve yerinde soru sorma yontemlerini, sorulara alinankarsiliklari denetleme yeteneklerini (ve bu tur dusuncealis-verisinde kullanilan yabanci dilleri) ogrenmeleriidi.  Bu tur egitim olmadan, bilinmeden RuslarinTatarlara uyguladigi eritme politikasinianlayamayacaklarini, onleyemeyecekleri acikti.  Buyenilesmeyi ongorenlere ve bu yonde calisanlara "Cedid"adi verildi.&lt;br /&gt;     Cedidler, Rus imparatorlugunda yasamakta olandiger Turk el, boy ve oymaklari ile mayasal ve politikkonularda iliskilere girmeyi, isbirligi yapmayi, bubirligin basari yolunu acacagina inaniyorlardi. Cedidlerin bu atilimlari Ruslarca hemen "Pan-Turkizm"olarak olarak kotulenmeye baslandi.  Ancak, Ruslar icin(Almanlardan gordukleri 'Pan-Cermen' politikasindankopya ederek) Balkanlarda "Pan-Slav" politikasi gutmekmubahti.  Ustelik, unutulmamasi gerekir ki, "Pan-Turkizm" propagandasini (1865 de) ilk olarak Macar DoguBilimleri profesoru Arminius Vambery baslatmisti. "Asyadaki Buyuk Oyun" (Great Game in Asia) un bir adimiolan bu "Pan-Turk" (Pan-Turan)izm propagandasi, RuslariIngiliz Hindistanindan uzak tutmak icin Asyali Turkleriayaklandirmak amacini guduyordu.  Avrupadaki gucdengesinin degismemesi icin calisan devletler,Vambery'e maas baglayarak Asyali Turklere (Avrupalilarhesabina ve bilmeden, Ruslara karsi koymalari icin)"Pan-Turkizm" ogretmesini istemislerdi.  Avrupalidevlet adamlarinin gorusune gore, Asyadaki ayaklanmaile ugrasmak zorunda kalacak olan Ruslar, Avrupa icizorlamalardan dikkatlerini ayirmak durumuna dusecekler,Avrupa guc dengesi boylelikle korunmus olacakti.&lt;br /&gt;     Ruslardan once Cedidlere karsi gelenler"Kadimiler" idi.  Cedidlerin tersine, dogal bilimler,dunya politikasi, tarih, yabanci dil ve hatta ozedebiyatlarini bilmeyen bu kadimilerin cogunlugu Kuran-i Kerim'i "butun dertlere tek deva" ve tek basina tekbasina cozum bulabilecek yetenekte gormekteydiler. Kadimiler, medrese egitiminin yenilestirilmesine butungucleri ile karsi ciktilar, bu yonde vaazlar verdiler. Ruslar da bu kadimileri Rus imparatorluk memuriyetkadrolarina (mukafaten) alip maas bagladilar. Kadimiler tarih ve dunya politikasini bilmediklerinden,farkina bile varmadan, ozel Rus burokrasisi icinde Rusemellerine tabi oldular.  Bu kadimiler (Tatarlarincagdas bilimler ogrenmelerine karsi cikmak yolu ile)bilerek veya bilmeyerek Ruslara buyuk yardimlardabulunuyorlardi.&lt;br /&gt;     SOVYET DEVRI&lt;br /&gt;Bolsevik inkilabi sirasinda Kirimdaki Sivastopollimaninda, denizcilerle Kirim Tatarlirinin partisi"Milli Firka" uyeleri arasinda (Ocak 1918) kisa vekanli carpismalar oldu.  Milli Firkanin kurucu,yonetici ve uyeleri "Cedidcilik" (cagdas egitim, bilim,maya ve gudumsuz bagimsizlik) yandasi idiler.  Bolsevikguclerinin Tatarlari dagitmasindan sonra (Mayis 1918)Alman birlikleri Kirim'a yerlesti.  Almanlar, birBaltik Muslumani olan General Sulkevic'i askeri valiatadilar.  Bu general de, yiyecek maddelerini Kirim'danAlmanya'ya sevkedince, Kirimdaclik basgosterdi.  1918sonunda Almanlarin Kirimdan cekilmesinden sonra, onceMilli Firka, ardindan da Komunistler Kirim'i gene elegecirdiler.  Rus Kizilordusu Nisan 1919 da Kirim'ayerlesti.  Kurulan ilk Bolsevik kurumlaridan biri"Kirim Muslumanlari Burosu" idi.  Ancak, bu buronun(diger pekcok ornegi oldugu gibi) "dini" islerle hicbirilgisi olmayip, yalnizca Tatarlarin Komunist Rejimceyonetilmesi icin yaratilmisti.&lt;br /&gt;     Kizil Ruslara karsi savasan, Car yanlisi Beyaz Rusgenerali Denikin'in ordusu ile Kirim'a yanasmasiuzerine, bu ikinci komunist hukumet Kirim'dan kacti. Ardindan, Beyaz Ruslarin Kirim'da kurdugu hukumet, 1917sonrasinda Tatarlar acisindan en kotu olaniydi.  MilliFirka gene yasaklandi; Kizillara yaklasmis gibigosterildi ve ißbirligi yapmaya zorlandi.  1920 yiliEkim ayinda da Kizil Ruslar Beyazlari yenerek Kirim'igene ele gecirdiler.  Kirimda kurulan bu ucuncukomunist hukumeti, Katerina surecinde Kirimlilarinelinden alinarak Rus "asilzadelerine" (*cogunlugu,Alman, Fransiz kokenli) bagislanan Kirim topraklarinigeri aldi.  Ancak, Kirimlilara dagitmak yerine, "Sovyetciftlikleri" (sovkhozy) olarak komunistlerin elineverildi.  Kirimlilar bui sovyet ciftliklerinde irgatolarak calismak zorunda birakildilar.  Prof. RichardPipes bu surec icinde "pek cok uygunsuz olayin yeraldigini" ve bu islerde en cok kaybi olanlarin KirimliTararlar oldugunu yazar. &lt;br /&gt;     Bu arada Tatar Mir Said Sultan Galiyev "MilletlerKomiseri" (Narodnyi Mommissariat Do DelamNatsional'nostei--Kisaltilmis adiyla: Narkomnats)atanan Stalin'in yardimciligina getirildi.  Adi gecen"komiserlik,"  Ruslar disinda kalan "milletler"inisleri ile "ilgilenmek" uzere 1917 de Lenin tarafindankurulmustu.  Lenin olup, Stalin Rus Komunist PartisiBirinci Sekreterligini ele gecirdiginde, bu komiserligilagvetti.  Cunku, Stalin bu komiserlik yolu ileSovyetler Birliginin yarisini el altindanyonetmekteydi.  (Sovyetlerin nufusunun yarisindancogunun Rus olmadiginin animsanmasi gerekir).  TatarlarKomunist Parti uyeligine alinmaya baslandi.  1921 Kasimayinda "Kirim Otonom Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti"kuruldu idiyse de, Kirim Tatarlarina bir yarari olmadi. Veli Ibrahimov adinda bir Tatar Kirim Bakanlar KonseyiMerkezi Komitesi Baskani olarak, "Milli Firka"uyelerini turlu gorevlere atayarak "yenilestirmeyi"canlandirmaya calisti.  Prof. Z.V. Togan bu sure ileilgili degerli bilgileri kayit altina almistir.&lt;br /&gt;     1929 yilinda butun bu tatar komunistleri Ruslarca"temizlendi."  Veli Ibrahimov'un "milliyetcilik"politikasinin yerini "Sovyetlestirme (Ruslastirma)aldi.  Tatar egitim ve basin onderlerinin yerlerine Rusve Ukraynalilar getirildi.  Arap harflerinden Latinharflerine (c.1928) cevrilmis olan alfabe de Rus kirilalfabesinden bozma, kirma alfabe ile degistirildi(c.1938) O gun'e kadar basilmis olan Tatar kitap veyayinlari "proleter olmayan" ve "sovyet aleyhdari"olarak damgalandi, yasaklandi.  1930larda Tatar ilerigelen dusunurleri ya surgun'e gonderilerek, ya dakursun'a dizilerek "temizlendi."  En yuksek Sovyetbasamagindaki Tatar, Mir Sultan Galiev, 1939da"kayboldu."  Bu arada, Ruslara o gun'e kadar buyukhizmtlerde bulunan "Kadimiler" de bu "temizlikten"paylarini aldilar; kursuna dizilmeyenleri Sibiryayasurulduler.  Acik cami veya dini okul kalmadi. OtonomCumhuriyet de 1954 yilinda lagvedildi.&lt;br /&gt;     Sovyet rejimi, Rus carlik hukumetlerininpolitikasini Marksizm adi altinda yurutmeyi surdurdu. Butun dini onderler (Kadimi veya Cedid olduklarinabakmadan) "toplumsal asalak" ilan edildi.  Prof.Alexander Bennigsen'in "Kotuleme Kampanyasi" adiniverdigi bu akim, 1930larda yeni bir gorunus aldi.  1925yilinda kurulan "Allahsizlar Dernegi" (Bezhbozniki)Kirim Tatarlari ve diger Turk el, boy ve oymaklarinininanclarina satasmaya basladi.  Daha once "toplumsalasalak" olarak damgalanan dini onderler (Cedidler veKadimiler), bu defa "Inkilap Dusmani" ilan edildiler. Carlik Rustasi surecinden beri calismakta olan "IslamIsleri Idareleri" (Musulmanskoi Dukhovnoi Upravlenie)dort tane idi.  Ufa, Mohackala, Baku ve Taskent'dekurulan bu "idare"ler, Sovyet Moskovasinin kollariolarak gorev yapiyorlardi.  Kirim, eskiden oldugu gibi,Ufa idaresinin "yonetiminde" kaldi.  Prof. Alan Fisher,Ufa; Prof. Audrey Altstadt da Baku "idarelerinin"calismalari uzerine onemli arastirmalaryayinlamislardir.&lt;br /&gt;     Ikinci Dunya Savasi sirasinda Kirim gene Almanbirliklerince isgal edildi.  Sovyet Rus birlikleri gerigelince, Stalin'in buyrugu ile Kirim Tatarlari hayvanvogonlarina yuklenerek Orta Asya'ya surulduler. "Gerekce,"  daha once de oldugu gibi, "dusman'a yardim"idi.  Bu toplu surgun sirasinda yuzbinlerce KirimliTatarin aclik, soguk ve hastaliktan kirildigi degisikkaynaklarda vurgulanmaktadir.  Daha sonra, KirimliTatarlara vurulan bu "dusmanla isbirligi" damgasikaldrldi ise de, Tatarlarin yasam'i degismedi.      1945 yilindan bu yana Kirimli Tatarlar Taskent,Semerkant ve Timur'un dogum yeri olan Sehrisebzsehirlerinde ve Sibiryada yasamaktadirlar.  Prof. PeterReddaway tarafindan derlenen Censored Russia kitabindada belirlendigi gibi, yirtlari olan Kirim'a donmek icinyapilan calismalarda bas' ceken Kirim Tatar onderleri"Psikolojik Hastahanelerde" deli muamelesi gormektedir.&lt;br /&gt;     Avrupa Konseyinde gozlemci bulunduran KirimTatarlarinin bir bolumu Turkiye Cumhuriyetinde ve NewYork'ta "Insanlik Haklarini" almak icin ugrasmakta;Kirim Tatarlari Vakiflari yolu ile Emel ve CrimeanReview gibi dergiler yayinlamaktadirlar.  Baslarindangecen butun bu olaylarin Tatarlari "ßelige su vermek"yonunde etkiledigi anlasilmaktadir.  Gecmis olaylardanders alarak, son yillarda ornegi gorulmemishareketlerle ugraslarini dunya kamuoyu onundesurdurmektedirler.  Ancak, unutulmamasi gerekir ki,Rus/Sovyet surecinde yasamakta olan diger Turk el, boyve oymak ve uruglarinin Ruslarla olan gecmis ve bugunkuiliskileri Tatarlarinden pek ayrcalikli degildir.&lt;br /&gt;     KAYNAKLAR:&lt;br /&gt;T. Allsen, Mongol Imperializm (Berkeley, 1987).&lt;br /&gt;A. Aziz, Tatar Tarihi (Moskova, 1919).&lt;br /&gt;W. Bartold, Turkestan Down to the Mongol Invasion(London, 1977).&lt;br /&gt;N. A. Baskakov, Russkie Familii Tiurskogoproiskhozhdeniia (Moscow, 1972).&lt;br /&gt;A. W. Fisher, Crimean Tatars (Stanford, 1978).&lt;br /&gt;N. Golb &amp; O. Pritsak, Khazarian Hebrew Documents of theTenth Century (Ithaca, 1982).&lt;br /&gt;Peter Golden, Khazar Studies (Budapest, 1980).&lt;br /&gt;Peter Golden, "Cumanica" Archivum Eurasiae Medii AeviIV, 1984.&lt;br /&gt;C. J. Halperin, Russia and the Golden Horde(Bloomington, 1985).&lt;br /&gt;E. L. Keenan, "The Jarlyk of Ahmed-Xan to Ivan III: ANew Reading" International Journal of SlavicLinguistics and Poetics Vol. XII, 1967.&lt;br /&gt;E. L. Keenan, "Muscovy and Kazan: Some IntroductoryRemarks on the Patterns of Steppe Diplomacy" SlavicReview Vol. XXVI, No. 4 1967.&lt;br /&gt;Kasgarli Mahmud, Kitab Diwan Lugat at Turk  yazilisi1074?/ 1077. Ilk basimi derleyen Kilisli Rifat (3 cilt)(Istanbul, 1917-19).&lt;br /&gt;H. B. Paksoy, Alpamysh: Central Asian Identity underRussian Rule (Hartford: CT, 1989).&lt;br /&gt;H. B. Paksoy, "Chora Batir: A Tatar Admonition toFuture Generations" Studies in Comparative CommunismAutumn/Winter, 1986.&lt;br /&gt;H. B. Paksoy, (derleyen) Central Asian Monuments (Istanbul: Isis, 1992)&lt;br /&gt;J. Pelenski Russia and Kazan: Conquest and ImperialIdeology (Hague and Paris, 1974).&lt;br /&gt;R. Pipes, The Formation of the Soviet Union (Harvard,1954).&lt;br /&gt;O. Pritsak, "Moscow, the Golden Horde, and the KazanKhanate from a Polycultural Point of View" SlavicReview Vol. XXVI, No. 4 1967.&lt;br /&gt;G. Rahim ve G. Aziz, Tatar Edebiyati Tarihi (Kazan,1925).&lt;br /&gt;P. Reddaway (Yayina Hazirlayan), Uncensored Russia (NewYork, 1972).&lt;br /&gt;A. A. Rorlich, The Volga Tatars: A Profile in NationalResilience (Stanford, 1986).&lt;br /&gt;Uli Schamiloglu, "Tribal Politics and SocialOrganization" (Doktora Tezi: Columbia University,1986).&lt;br /&gt;A. Sheehy, Crieman Tatars, Volga Germans andMeskhetians (London, 1973).&lt;br /&gt;Talat Tekin, A Grammar of Orkhon Turkic (Indiana,1968).&lt;br /&gt;Z. V. Togan, Turkili Turkistan (Istanbul, 1981).&lt;br /&gt;Z. V. Togan, Umumi Turk Tarihine Giris (Istanbul,1970).&lt;br /&gt;Turco-Tatar Past, Soviet Present: Studies Presented toAlexandre Bennigsen (Derleyenler: Ch. Lemercier-Quelquejay, G. Veinstein, S. E. Wimbush) (Louvain-Paris, 1986):          H. Inalcik, "Power Relationships betweenRussia, the Crimea and the Ottoman Empire as Reflectedin Titulature;"            K. H. Karpat, "The Crimean Emigration of1856-1862 and the Settlement and Urban Development ofDobruca;"            E. Lazzerini, "The Revival of Islamic Culturein pre-revolutionary Russia: or, why a Prosopography ofthe Tatar Ulema?;"            J. Martin, "The Tiumen' Khanate's Encounterswith Muscovy, 1481-1505;"            A. A. Rorlich, "The Temptation of the West:Two Tatar Travellers' Encounter with Europe at the endof the Nineteenth Century."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20074466-113519444836731306?l=toplumlarinmayasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519444836731306'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519444836731306'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://toplumlarinmayasi.blogspot.com/2005/12/h-b-paksoy-kirim-tatarlari.html' title='H. B. Paksoy: Kirim Tatarlari'/><author><name>kozkaman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01509500723925901663</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20074466.post-113519438268405649</id><published>2005-12-21T11:45:00.000-08:00</published><updated>2005-12-21T11:46:22.803-08:00</updated><title type='text'>H. B. Paksoy: Turk Destanlari ve Dede Korkut</title><content type='html'>H. B. Paksoy          TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK             (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997)                   Kultur Sanat Yayini.  165 sayfa                        ISBN 975-96079-0-5&lt;br /&gt;                    Copyright  1993  H. B. Paksoy               TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK                    kitabinin butun yayin haklari,      Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca,                         H. B. Paksoy adina                        ABD Kongre Kutuphanesi                   Copyright kutugune kayitlidir.&lt;br /&gt;07           TURK DESTANLARI VE DEDE KORKUT[1]&lt;br /&gt;     "Menim hikmetlerim dana (bilgin) isitsin     Sozumu destan kilib maksadina yetsin."&lt;br /&gt;     Orta Asya'nin Yese sehrinde, bugunku Kazakistan'dayasamis ve gomulu olan Ahmet Yesevi'nin (olumu (M.S.1167) Hikmet adli kitabinda[2] yukarda yazili oldugugibi yer alan bu beyit, Turk destan turu'nun gucunugostermesi bakimindan onemlidir. Buyuk unlu dusunurYesevi'nin, oz dunya gorusunu ogrencilerine aktarmayacalisirken, destanlari kendi hikmetlerinden daha gucluve ustun saydigini anlatir.&lt;br /&gt;Destanlar Turklerin dusunce, kimlik ve yaraticiligininen onemli temel taslarindan biridir. Bununla birlikte,destan sozcugunun tanim olarak Turkce'ye oduncalinmasi, Turklerce bu kendini dunya'ya anlatim vegelecek kusaklara ogut turunun ilk yaratildigiyuzyillardan cok sonra yer alan bir olaydir.  M. S. 732yillarinda dikilen Kultekin anitlari bu kendini anlatimturunun ilk orneklerinden biri olup, bu anit'i diktirenBilge Kagan, anit'in uzerindeki yazitlarda kendinitanittiktan sonra, tanik oldußu tarihi olaylari anlatansozlerine soyle baslar:&lt;br /&gt;     Bu savimi edguti isit.[3]&lt;br /&gt;M. S.  11ci yuzyilda ise, Kasgarli Mahmut'un yazdigiDivan lugat at-Turk kitabinda "sav," atasozu anlamindakullanilmaktadir.[4]&lt;br /&gt;Kazak ve Kirgiz ellerinde, bu "kendini anlatim vegelecek kusaklara ogut" lerin her birine bugun bile"jir" veya "ir;" (Altay ve Tuva yorelerinde "corcok;")toplu olarak ta bu tur'e "batirlik jiri" denilmektedir.Eski Turklerin, toplumlarinda yer alan onemli olaylarijir ya da sav olarak soylemeyi sevdikleri anlasiliyor.Genellikle, bu "sav" ve "jir" lar yalnizca "Alp"lerinin adi ile bilinir, sevilir ve sayilirlar: OguzHan, Manas, Koroglu, Dede Korkut, Idige, Kirk Kiz. Ara-sira da, jirlara adini veren batir ve alplerin bunitelikleri de jir adina eklenir: Kambar Batir,Alpamis, Alp Er Tunga, Cora Batir.&lt;br /&gt;Savlar, bir alp'in kendi urugu, oymagi, boy'u yada el'ine satasan yagilara karsi, bagimsizliklarini korumakicin giristigi ugras'a bascilik edisini dile getirir.Alp, kendini ve urugunu yagmaya gelen, tutsak etmekisteyenlerle bir er olarak vurusur. Oz soyununatalardan gelen torelerini yasatir. Alp'in basarisininonune gecmeye calisanlar da yok degildir. Bu donekkisiler (alp'in bagli oldugu boy'dan da olabileceklerigibi), alp'e engel olmak icin turlu yollarabasvururlar. Alp, atalarindan gelen yigitlikgeleneklerine oz erdem'inin keskinligini katar, buengelleri yikar, ugrularin ustesinden gelir.&lt;br /&gt;Bu jirlari, gordukleri ve duyduklarina dayaranaksoyleyen "ozan" lar (akin, saman, kam, bahsi ve asikolarak da bilinirler), bir taraftan da gunumuzdeki"saz" ve "baglama" dan cok degisik olmayan "kopuz"calmakta idiler. Ornek olarak, "jir" lari incelersek,birkac bolum'e ayrildiklari gorulur. Sirasiyla:"Suyuncu," alp'in dogusunu ve diger sevindiriciolaylari anlatir. "Yar-Yar," toy adi altinda bilinendugunlerde, ilerde evlenecek olan genc sevgililerinbirbirlerine olan sevgilerini anlatmak icin dilegetirilir. "Kostagu," alp'in bagli bulundugu boyyararina vurus icin urgundan ayrilirken soylenir. Alp,gunun birinde ya vurusta, ya da yasi geldiginden dusup"Ucmaga Varacak" ve tanri katina cikacaktir. O zamanda, "Estirtu" agit olarak soylenir. Alp'in olumdensonra da "Yug Asi" yapilir ki, bu da bir toy olup,alp'in sagligindaki basarilarini anmak ve kutlamakgorevindedir. Butun bu "jir" lari bir araya getiripbutunleyen de "sav" dir.&lt;br /&gt;Alp, icinden ciktigi urugundaki kisilerin en ustunyeteneklisidir. Cunku, cok kisinin basaramayacagiugraslara girecektir. Dolayisi ile, ozan, alp'inyaptiklarini ancak doga'da gordugu olaylara esit tutar.Cunku, alp'in kendi urugunda (ya da yagilari arasinda)es'i yoktur.  Alp bir "yel gibi kosar," saclari "gunesgibi isildar," govdesi "bir ceviz agacindan saglamdir,"yumrugu "yildirim gucundedir." Alp'in us'u, erdem'i deen az kilici kadar keskindir. Karsi ciktigi yagi'nindusunduklerini onceden kestirip karsiligini vermesinibilir. Her vurustan once yer alan soz oyunlarinda daaltta kalmaz, karsisindakilerle inceden inceye eglenir.Bu soz oyunlari, vurusacak kisilerin birbirlerinikizdirmak ve akillarini celerek dengelerini sarsmak,yenilmelerini kolaylastirmak icin yapilir. Alp'in erkekolmasi da gerekmez. Gerek Dede Korkut'ta, gerekAlpamis'ta batir kizlar, hatun'lar vardir. Ustelik,Kirk Kiz hatunlarin, ve yigit kizlarin basindangecenleri anlatir.[5]&lt;br /&gt;Yazildigi yili bildigimiz icin Kultigin anit'ini eneski sav olarak goruyoruz. "Ben Turk Bilge Kagan"deyip, bir Turk Hakani olarak ulus'u icin yaptiklarinidile getiriyor. Bilge Kagan bu sav'inda, basari'danonce ulus'unun basina gelen kotulukleri anlatip,yapilmis yanlislari bir bir gozden gecirerek bukotuluklerin ilerde yer almamalari icin atilmasigerekli adimlari sayiyor.&lt;br /&gt;En eskilerden olan Oguz Han'in ilk dile getirildigiyuzyili bile bilmiyoruz. Ek olarak, Turkce yaratilmisolan Oguz Han bize Turkce olarak gelmemistir.[6]Residettin adli bir tabibin Farsca olarak yazdigi DunyaTarihi adli kitabina aldigi Oguz Han'in eksik oldugubiliniyor. Residettin ise Mogol Cengiz'in kurduguhanligin Guneybatisindaki (bugunku ßran ve Ortadogununbir bolumunu icine alan) ßlhanlilarin ic islerinebakiyordu.&lt;br /&gt;Gunumuzde Oguz Han'i bu kaynaktan gene Turkce'yecevrilmis olarak okuyabiliyoruz. Adi gecen DunyaTarihi'nin M.S. 13cu yuzyilda yazilmis olmasinakarsilik, elimizdeki elyazmalari (Istanbulkutuphanelerinde en az dordu bulunuyor) 14cu yuzyildacogaltilarak aktarilmistir. Dolayisi ile, Oguz Han'indaha onceki yuzyillarda yer alan olaylari anlattiginidusunmek gerekir. Bu konuda Prof. Faruk Sumer'indegerli arastirmalari yayinlanmistir.[7]&lt;br /&gt;En eski batirlik jirlarindan biri de Alpamis'tir.Turkiye Cumhuriyeti icinde bu ad ile bilinmemesinekarsilik, Dede Korkut'un Bamsi Beyrek bolumu ileAlpamis arasinda buyuk ayricalik yoktur.[8] Alpamisuzerine arastirma yapan Baskurt, Ozbek, Kazak ve Rusyazarlarina gore, Alpamis M.S. 6-8ci yuzyillarda Altaydaglarinin eteklerinde yer alan olaylari dile getirir.Ustelik, sozu edilen olaylarin daha gerilere gittiginigosterecek kirintilar da Alpamis'in icinde gozkirpmaktadir. Dede Korkut'un ise en gec 16ci yuzyildakagida aktarildigini goruyoruz. Ancak, Dede Korkut'unBati ellerine Oguzlar/Turkmenler ile geldigi,Turkmenlerin de 11ci yuzyilda Akdeniz'e indiklerinibiliyoruz.&lt;br /&gt;Bu arada unutulmamasi gerekir ki, "sav" ve "jir" larsozlu olarak derlenip yaratilmislardir. Kusaktankusaga, agizdan kulaga, yurekten yurege aktarilarakyasatilirlar. Ozan da, kopuz'u ile alp'i oger, torelereolan duskunlugunu anlatir. Yagilar, alp'in boy'unauruguna satasmistir. Bu boy'un, urugun bagimsizligi sozkonusudur. Alp de atalarindan bu yana surup gittigi,batirlik jirlarindan ogrendigi gibi, gorevini bilir.Yola cikacagi gunu, yapacagini onceden dusunup incedenkestirir. Hazirligini bitirip, yapilmasi gerekli is'ekoyulur. Sav ve jir'larin kagida aktarilmalar1 ise cokdaha sonra yer alir. Bircogunun kaybolup gitmesi 19cuyuzyilda bu yonden onlenmis ise de, bu konuda dahacozumlenmemis sorular bulunuyor.[9]&lt;br /&gt;Araplar ßslamiyeti kabul ettikten sonra, Iranlilarihakimiyetleri altina almislardi. Bu olay, Iranlilarinkendi dil, kultur ve benliklerini buyuk ocudekaybetmeye baslamalarina sebep olmustur. Iranlilarinbir toplum olarak ortadan kalkmasi anlamina gelecekolan bu tehlike'yi zamaninda goren Fars sair'iFirdevsi, eski Iran destanlarini toplayarak (TurkGazneli devleti icinde otuz yil sure ile calisarak)manzum Sahname'yi yazmistir. Onsozune de "Sahname'yiFarsca yazip, Iranli'yi dirilttim" diye kayit koyup,hakli olarak boburlenmistir. Sahname'de Iranlilarin basdusmani olarak gosterilenlerden biri Afrasiyab olarakadlandirilmis olup, Kasgarli Mahmut'a gore (M. S. 8ciyuzyilda dikilmis, yukarida adini verdigimiz) Turkanitlarinda adi gecen Turk Alp Er Tunga'dan baskasidegildir. Boylelikle, Kasgarli Mahmut da, 11ci yuzyildaTurk destanlarinin onemine deginmistir. Bu tarihlersonrasinda (Yesevi Hikmet kitabini yazdigi siralarda)Turk sav ve jir'larina, destan da denilmeyebaslanmistir.&lt;br /&gt;Turk'un "kendini anlatim ve gelecek kusaklara ogutturu" uzerine Bati Turkleri tarafindan yapilmayabaslanan calismalar ise, cok yenidir. Ziya Gokalp vecalisma arkadaslari bir sure bu konu'yaegilmislerdir.[10]  Turk destanlarinin bilimsel olarakincelenmesi yolunda ilk adimlari atanlardan biri iseProf. Zeki Velidi Togan olup, 1931 yilinda AtsizMecmua'da yayinlanan dort makalesinde yazdigina gore:&lt;br /&gt;     Milli destanlar, tarihi vakalari tasvirden     ziyade, milletin yuksek milli duygularinin     yansitan, tamami veyahut az cok tarihe     mustenit bir ideal alemi gosteren halk     edebiyat eserlerinden ibarettir.          Milli destanin meydana gelmesi icin uc     merhale gerekir:   1. Destani ruhlu bir     milletin cesitli devirlerindeki macerali     hayatini halk sairleri ufak parcalar halinde     soylerler;    2. Milletin butununu     ilgilendiren bir olay, bu cesitli destan     parcalarini bir odak noktasi etrafinda     toplar;     3. Sonunda, millete buyuk bir     medeni hareket olur ve o sirada cikan aydin     bir halk sairi, bu parcalari toplayarak milli     destani yaratir. (Fars, Yunan ve Fin     destanlari boyle meydana gelmistir).&lt;br /&gt;Prof. Togan'a gore, Turkler, ikinci devri birkac keregecirmislerdir.&lt;br /&gt;     Butun Turk milletinin mefkuresini ve     dusuncelerini bir yere toplayan destanlar     butun Turk milletini birlestiren Oguz ve     Cengiz vekayi gibi hadiseler dolayisi ile     husule gelmis fakat ucuncu devre'ye girmeyip     buyuk bir halk sair'i tarafindan tesbit     edilerek muntazam milli destan seklini     alamamis ve uful edip gitmistir. Bizde bu     buyuk destanlarin ancak enkazi vardir.[11]&lt;br /&gt;Nihal Atsiz'in 1951 yilinda yazdigina gore de:&lt;br /&gt;     Togan, Danismend Gazi ve Seyid Battal Gazi     hikayelerini, konularini Anadolu'daki ßslam-     Bizans kavgalarindan almis olmakla beraber,     bu kavgalarin Selcuklular degil, daha onceki     Araplar devrini dile getirdigini ve     kahramanlari hep Arapca adlar tasidigindan,     Turk destanlari olarak gormemektedir. Prof.     Fuat Koprulu ise bu gorus'e katilmayarak, bu     hikayelerin Anadolu'daki ßslam-Bizans     carpismalari sirasinda Emevi ve bilhassa     Abbasi ordularindaki Turk unsurlari arasinda     dogmus olacagi dusuncesini ileri     surmustur.[12]&lt;br /&gt;Arap ordularinin (Iran'dan sonra) Orta Asya yagirmelerinden sonra, yeni bir Arap edebiyati tur'u deortaya cikmistir. Dini sahsiyetlerin meziyetleri ve dinugruna yaptiklari futuhatlari oven bu tur'e "menkibe"adi verilmistir. Sav ve jir'lardan tam anlami ile ayriolan bu menkibeler'in konulari dini dir. Kahramanlaricogunlukla Arap'tir. Menkibelerde yapildigi anlatilanisler genellikle insan yetenekleri disindadir, veonlara ancak Rufailer karisir. Cogunlukla masal gibianlatilirlar. Anlasildigina gore, bu nitelikleridolayisi ile Prof. Togan menkibe saydigi eserleridestan tanimi icine almamistir.&lt;br /&gt;Bu menkibe turunun bir baska dali da, bir bolum TurklerMuslumanligi kabul ettikten sonra "gazavat" adi altindagorulmektedir. Dolayisi ile, Sav ve jir'lardan gelen,kocaklama ve kopuzlama olarak adlandirilan Turkdestanlari ile digerlerini, ozellikle menkibe vegazavatnamalari karistirmamak gerekir.&lt;br /&gt;Onasya'ya 11ci yuzyil icinde yerlesen Turkler,"Kocaklamalar" yazmaya baslamislardi. Bugun bildigimizKoroglu da bu kocaklama turunde ve duzenindedir.[13] Bu kocaklamalarin, Togan'in da belirttigi gibi, birincibasamakta kaldigi goruluyor. Dede Korkut'un icindeanlatilan olaylarin, kagida cekildikleri yuzyillardancok once'ye gittigini, ve Dede Korkut'un Asya'ninDogusundan Bati'ya gelen Turklerce getirildiginibiliyoruz.[14]  Bunun gibi, Koroglu'nun daha once (vebaska ad ile) var olup olmadigi bugun'e kadar kokluolarak arastirilmamistir.&lt;br /&gt;"Ana Bagimsizlik Destanlari,"  yeni destanlarinyaratilmasina da yardimci olurlar. Cocuklar, ozanlarinsoyledigi destanlari okuyarak, dinleyerek buyurler.Birkac kusak sonra, uruglarina yeni bir yagi satasir.Delikanlilar arasinda destanlarda adi gecen alp'inyerini alacak olanlar cikar. Kavga'yi, vurus'u,destanlarda sozu gecen degerler yoluna, ancak gunungerekleri ve yollari ile yaparlar. Ozanlar vetarihciler de, bu yeni alp'i kutlamak icin yeni destanyazarlarken, eski destanlardan parcalari da yenidestan'a katarlar. Boylece, yeni alp'in eski topraktangeldigini gosterirler.&lt;br /&gt;Sozunu ettigimiz "Ana Destanlar,"  "kurtulus vebagimsizlik destanlari"dir. Bir urug, boy, oymak ya da"el" in kendine satasan yagi'yi altedip bagimsizliginikorumasinin dile getirir. Destan yaraticilari, durupdururken komsularina el kaldirmazlar, ama, gerektigindekendilerini korumasini bilirler.&lt;br /&gt;Bu "el," urug ve oymak'larin mutlu gunleri de vardir.Evlenme toylarinda, bagimsizlik destanlarina ek olarak,uzun Yar-Yar lar da soylenir. Aradan bir kusakgectikten sonra, bu Yar-Yar lar kendi baslarina birdestan gorunumunu de alabilirler. Bir sure sonra, buYar-Yar lar kisaltilarak bebeklere, kucuk cocuklara daanlatilir ki, boylelikle masallar dogmus olur. Bunulabirlikte, "kurtulus destanlari" olmez. "Ana destan"olarak yasar, yasatilirlar. Yaraticilari ile birlikteyolculuk ederler, yeni ellere vardiklarinda da yeni yeradlari bu eski destanlara girebilir. Destanlar, icindenciktiklari toplumun en karanlik gunlerinde bileyureklerde yatan umitleri dile getirirler:&lt;br /&gt;     Bana imkan verin, serkes hayaller     Babam heykelini dikti yadima     Ta ki aciz kalsin yillar, simaller     O'nu cikarmasin imanimdan&lt;br /&gt;     Bana imkan verin, serkes hayaller     Bagislayin Babama nurlu bir destan     Ta ki aciz kalsin yillar, simaller     O'nu unutmaya kalmasin imkan[15]&lt;br /&gt;Turk destanlari uzerinde Prof. Togan'dan oncecalisanlar arasinda, Rus carligi memurlarindan olan,Alman dogumlu ve doktorasini Almanya'da tamamlamis olanWilhelm Radloff da vardir. Radloff 19cu yuzyil'inikinci yarisinda Kazan sehrinden baslayarak OrtaAsya'yi dolasmis ve Turk destanlarinin ancakparcalarini ciltler halinde St. Petersburg'dabastirmistir.[16]  O yillarda yururlukte olan Ruskanunlari geregince, destanlarin buyuk bir bolumlerinikitabina almadigini bugun yaptigimiz arastirmalarsonucunda biliyoruz.[17]  Abubekir Diveyef[18], GaziAlim[19], Hamid Alimcan,[20] N. Katanov (1862-1922)[21]gibi konu'ya egilen yerli aydinlar, Radloff'un tersine,kendi canlarini hic'e sayarak Turk destanlarini kagidaaktarmis ve bastirmayi basarmislardir.[22]&lt;br /&gt;Yukarida da belirtildigi gibi, destanlar yanliz atalarsozlerini gunumuze aktarmakla kalmazlar. Destanlar,yaraticilarinin oz degerlerini, benliklerini dedunya'ya tanitirlar. Bu yol'dan, uluslararasiiliskilere buyuk olcude katkida bulunurlar. Destanlar,sahiplerinin mayasini korur, bozulmasini onler, ilerdebu maya'nin arilastirilabilmesi icin saklarlar.&lt;br /&gt;Bu yonde Dede Korkut ile ilgili ilk calismalarin veDede Korkut'un diger dillere yapilan cevirilerinindokumu ayrica yayinlanmistir.[23]  Ek olarak, son onyil icinde Azerbaycan'da Dede Korkut mayasini saklamakile ilgili calismalarin artmakta oldugu dagorulmektedir. Bunlarin arasinda ilk gozume carpanlar'iasagiya dokuyorum: T. I. Hajiyev and K. N. VeliyevAzarbaycan dili tarihi: Ocherklar va materiallar (Baku:Maarif, 1983); Azerbaycan Ilimler Akademiyasi,Filologiya Institutu, Azarbaycan filologiya masalalariNo. II  Dede Korkut (Baku, 1984); Kemal Abdullaev,"Dede Gorkut Siirleri" Azerbaycan 1980, No. 7; AzamatRustamov, "Dada Gorkut'la bagli yer adlari" Alm vaHayat, 1987, No. 9; Mirali Sayidov, "Dada Gorgutgahramanlaryning kokunu dusunurken" Alm va Hayat, 1987,No. 10; Penah Halilov, "Kitabi-Dede Gorgud'uncografiyasi" Alm va Hayat, 1988, No. 8; Kemal Veliyev,"Bir daha Dada Gorgut Siirleri hakkinda" Azarbaycan,1981, No. 11; Bekir Nabiyev, "Epik zhanr va muasirhayat" Azarbaycan, 1986, No. 7; Akif Huseyinov,"Nasrimiz va kecmisimiz" Azarbaycan, 1982, No. 10;"Mevzumuz: Tarihimiz, abidalarimiz, darsliklerimiz"Azarbaycan, 1988-1989. [Zemfira Verdiyeva, ArifHajiyev].&lt;br /&gt;Molla Nasreddin dergisinin yayinlanmaya baslayacagiagizdan kulaga fisildanip duyulunca, bir mustakbelokuyucu, Molla Nasreddin dergisinin kurucusu CelilMemmedkuluzade'ye bir kutlama mektubu ve yayinlanmasidilegi ile siirler gonderir. Molla Nasreddin dergisinin7 Nisan 1906 gunlu ilk sayisinda da, CelilMemmedkuluzade, karsilik yayinlayarak tesekkur eder: "yolladiklarinizi bir evvelki sayimizda yayinlamakisterdik.[24]&lt;br /&gt;Celil Memmedkuluzade gibi, biz de belirtelim: Butunbunlari bir onceki toplantida soylemek isterdik. &lt;br /&gt;Memmedkuluzade'nin de demek istedigi gibi, sizyazmadikca, soylemedikce, dunya ilgi gosteremez.&lt;br /&gt;KAYNAKLAR:&lt;br /&gt;1. Azerbaycan Cumhuriyeti Kultur Bakanliginca,International Research and Exchanges Board katilimi ileduzenlenip, Baku'daki Akhundov Devlet KutuphanesindeHaziran 1992 yer alan "ABD'de Azerbaycan ile IlgiliBilimsel Calismalar" toplantisinda okunan bildiri'dir.&lt;br /&gt;2. Ahmet Yesevi, Hikmet (Istanbul, 1299).&lt;br /&gt;3. Necib Asim, Orhon Abideleri (Istanbul, 1341/1925);H. N. Orkun, Eski Turk Yazitlari (Istanbul, 1936-1941)4 cilt. Diger dillere cevirileri ve incelemeleri icin,bak T. Tekin, A Grammar of Orkhon Turkic (Bloomington,1968). Indiana University Uralic and Altaic Series,Volume 69.&lt;br /&gt;4. Kasgarli Mahmut, Diwan Lugat at-Turk (DLT). KasgarliMahmut'un yasami ile ilgili bir arastirma icin, bak:Kahar Barat, "Discovery of History: The Burial Site ofKashgarli Mahmut" AACAR BULLETIN (of the Associationfor the Advancement of Central Asian Research) Vol. II,No. 3 (Fall 1989). Cf. H. B. Paksoy, Editor, CentralAsia Reader: The Rediscovery of History (NewYork/London: M. E. Sharpe, 1994)     DLT un bilinen tek el yazmasi Istanbul MilletKutuphanesi (Ali Emiri, Arabi), No. 4189 da kayitlidir.Diwan Lugat at-Turk'un ilk kez 1917 yilinda Istanbul'dabulunmasi ve ilgili olaylar icin, bak M. SakirUlkutasir, Kasgarli Mahmut (Istanbul, 1946).  DLT unilk basim'i ßstanbul'da, 1917-1919 yillari arasindaKilisli Rifat [Bilge] tarafindan yapilmistir. IlkTurkce cevirisi: B. Atalay, Divanu Lugat-it-Turk(Ankara, 1939-1941). Ilk Ingilizce cevirisi: R. Dankoffwith J. Kelly, Compendium of Turkic Dialects(Cambridge: Mass, 1982-1985).&lt;br /&gt;5. H. B. Paksoy, ALPAMSH: Central Asian Identity underRussian Rule (Hartford: Connecticut, 1989). Associationfor the Advancement of Central Asian Research MonographSeries.&lt;br /&gt;6. Z. V. Togan Oguz Destani: Resideddin Oguznamesi,Tercume ve Tahlili (Istanbul, 1972).&lt;br /&gt;7. F. Sumer, "Oguzlara Ait Destani Mahiyetde Eserler"Ankara Universitesi DTC Fakultesi Dergisi 1959; a.g.y.,Oguzlar/Turkmenler (Istanbul, 1980).&lt;br /&gt;8. H. B. Paksoy, "Alpamys zhene Bamsi Beyrek: Eki atbir dastan" Kazak Adebiyati (Alma-Ata) No. 41, 10 Ekim1986. Fadli Aliyev tarafindan, Ankara'da yayinlananTurk Dili No. 403, (1985) den aktarilmistir.&lt;br /&gt;9. Paksoy, ALPAMYSH.&lt;br /&gt;10. Ziya Gokalp, Turkculugun Esaslari (ßstanbul, 1923);Tahir Alangu, Omer Seyfettin (ßstanbul, 1968).&lt;br /&gt;11. Z. V. Togan, "Turk Milli Dastaninin Tasnifi" AtsizMecmua, Mayis, Haziran, Temmuz, Eylul, 1931.&lt;br /&gt;12. Nihal Atsiz, Turk Tarihinde Meseleler (Istanbul,1975). Sayfa 157.&lt;br /&gt;13. Yayinlinmislar arasinda, bak: Koroglu. Yayinahazirlayan, M. H. Tahmasib (Baku, 1975); Koroglu AntepRivayeti. Y. H. Huseyin Bayaz (Istanbul, 1981); PertevNaili, Koroglu Destani. (Istanbul, 1931); Koroglu veDadaloglu. Y. H. Cahit Oztelli (Ankara, 1962); P.Kichigulov, Koroglu Hakkinda Sohbet. (Ashkabad, 1978);a. g. y. Koroglu Eposunin Poetikasi Hakkinda.(Askhabad, 1984).&lt;br /&gt;14. Bu konu'da calisma yapanlarin arasinda, bak: MemmedDadaszade, "Dede Korkut destanlarida Azerbaycanetnografiyasina dair bazi malumatlar" AzeraycaninEtnografik Mecmuasi (Baku) No. 3, 1977. Ingilizcesiicin, bak: Soviet Anthropology and Archeology (NewYork) Vol. 29, No. 1 (Summer 1990).&lt;br /&gt;15. Sakir Cumaniyaz, Muhbir (Taskent) Kasim, 1982.&lt;br /&gt;16. W. Radloff, Proben der volkslitteratur derTurkischen stamme sud sibiriens (St. Petersburg, 1866-1907) 18 cilt. On cild'i Turk agizlarinda, gerikalanlar Almanca ve Rusca cevirileridir.&lt;br /&gt;17. H. B. Paksoy, "Cora Batir: A Tatar Admonition toFuture Generations" Studies in Comparative CommunismVol. XIX, Nos. 3&amp;4 Autumn/Winter 1986; L. Branson, "HowKremlin Keeps Editors in Line" The Times (London) 5January 1986) P. 1; Martin Dewhurst and Robert Farrell,The Soviet Censorship (Metuchen, New Jersey, 1973); M.T. Choldin, A Fence Around the Empire: Censorship ofWestern Ideas under the Tsars (Durham, 1985); B.Daniel, Censorship in Russia (Washington, 1979).&lt;br /&gt;18. A. A. Divayef, Alpamis Batir (Taskent, 1901).&lt;br /&gt;19. Gazi Alim "Alpamis Destani" Bilim Ocagi (Taskent)No. 2-3, 18 Mayis 1923.&lt;br /&gt;20. Hamid Alimcan, Alpamis destani (Taskent, 1939).Latin harfleri ile.&lt;br /&gt;21. Z. V. Togan'in Hatiralar (Istanbul, 1969) kitabindayazdigina gore, N. Katanov Altay yoresinden baptizedilmis bir Sagay Turk'u idi. Ek olarak, bak: S. N.Ivanov, Nikolai Federovic Katanov (Moskova, 1973).&lt;br /&gt;22. H. B. Paksoy, Alpamysh.&lt;br /&gt;23. H. B. Paksoy, "Introduction to the Dastan DedeKorkut" Soviet Anthropology &amp; Archeology (New York)Vol. 29, No. 1 (Summer, 1990).  Cf. Central AsiaReader.&lt;br /&gt;24. Molla Nasreddin (Tiflis) Sayi 1, 7 Nisan 1906. Yenibaski (Baku, 1988). Bak, H. B. Paksoy, "Elements ofHumor in Central Asia: The Example of the journal MollaNasreddin in Azarbaijan."  Turkestan als historischerFaktor und politische Idee. Prof. Dr. Erling von Mende(Ed.) (Koln: Studienverlag, 1988). Ek olarak bak: AzizMirahmedov, Azerbaycan Molla Nasreddin'i (Baku, 1980);Gulam Memmedli, Molla Nasreddin (Baku, 1984); MirzaElekber Sabir, Hophopname (yayina hazirlayan) MemedMemedov (Baku, 1980); Ali Nazmi, Secilmis eserleri(yayina hazirlayan) Firidun Huseyionov (Baku, 1979).&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20074466-113519438268405649?l=toplumlarinmayasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519438268405649'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519438268405649'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://toplumlarinmayasi.blogspot.com/2005/12/h-b-paksoy-turk-destanlari-ve-dede.html' title='H. B. Paksoy: Turk Destanlari ve Dede Korkut'/><author><name>kozkaman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01509500723925901663</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20074466.post-113519431759194682</id><published>2005-12-21T11:44:00.000-08:00</published><updated>2005-12-21T11:45:19.326-08:00</updated><title type='text'>H. B. Paksoy: Basvekil Sukru Saracoglu'ndan Anilar</title><content type='html'>H. B. Paksoy          TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK             (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997)                   Kultur Sanat Yayini.  165 sayfa                        ISBN 975-96079-0-5&lt;br /&gt;                    Copyright  1993  H. B. Paksoy               TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK                    kitabinin butun yayin haklari,      Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca,                         H. B. Paksoy adina                        ABD Kongre Kutuphanesi                   Copyright kutugune kayitlidir.&lt;br /&gt;08           BASVEKIL SUKRU SARACOGLU'NDAN ANILAR&lt;br /&gt;Odemis'in renkli simalari vardir. Bunlardan biri de Muhittin Hocaidi. Medrese'den yetisme bir din adami olup, muakiplik, yeni adiile dava vekilligi yapardi. Nasreddin Hoca'yi andirirdavranislari ile cevresinde cok sevilirdi.&lt;br /&gt;Muhittin Hoca: kafasi kel, yarim madeni cerceveli gozluklu, birnokta haline gelinceye kadar dudagindan dusmeyen izmariti ilesigara tiryakisi bir adam.  O'nu ilk gorup taniyanlar "oncedudagi mi yanacak, yoksa izmarit'i mi yutacak" diye gozlerinio'ndan ayirmazlar, heyecan ile seyrederlerdi.&lt;br /&gt;Muhittin Hoca bir gun sarac Mustafa'ya gider:&lt;br /&gt;- Ulen, beni deyola, gol saati deyola, gola deel, bile'etakiyola. Gol saati gola takilig. Onna' bile'e tagiyo'. Bene bidene 30-40 santimnik uzunnu'unda gayis yapive'.&lt;br /&gt;- Ne olcek Muhittin Hoca?&lt;br /&gt;- O gayis'i dakivecem saate.&lt;br /&gt;- Eee?&lt;br /&gt;- Ondan sona, gol saati gola takilig. Gomleen ustune takivecen.Gis gunu ceketin altinda galivecek, yaz gunu de gomleen ustudentakivecen.&lt;br /&gt;- Hoca, olmaz...&lt;br /&gt;- Olu', olu'. Sen gosum takimi yapmeyon mu heyvannara? Eh, benide bi dene gayis yapivecen. Saatci'ya varivedin, 'Hoca, ayibilee'ne mi dakivecen o gayisi' dedile. Yog imis onna'da bolegayis.&lt;br /&gt;Muhittin Hoca, dizgin derisinden ozel olarak yapilan saatkayisini alir, ertesi gun Sehir Kulubune gider.&lt;br /&gt;- Ulen gari Odemislile, beni bakin gari!&lt;br /&gt;- Ne den Hoca?&lt;br /&gt;- Ulen gari, ben Muhittin Hoca olarag bundan kelli hem bi denebilek saati dakivecen...&lt;br /&gt;- Eeeee?&lt;br /&gt;- Hem de, bi dene gol saati dakivecen.&lt;br /&gt;- Gol saati ne dimeye, Hoca?&lt;br /&gt;Muhittin Hoca hemen ceketini cikarir.&lt;br /&gt;- Bakin gari. Buna gol saati deni'. Sarac Mustafa'ya diktirivedingayisini.&lt;br /&gt;- Elleh belen. Ulen bunu Saracoglu'na diyek.&lt;br /&gt;O gunlerde de, Basvekil Saracoglu dogup buyudugu yer olanOdemis'e gelmistir. Saracoglu'na olay ozet olarak aktarilir:&lt;br /&gt;- Muhittin Hoca gafayi usuttu.&lt;br /&gt;Muhittin Hoca ile Basbakan Saracoglu mahalle, cocuklukarkadasidirlar. Katirci'nin Sadik, Dadayli Semsittin, YanbastiRafet ile hep birlikte Odemis'te buyumuslerdir. Yanbasti Rafet unve yag tuccaridir. Yaz-kis basindan sapkasini cikartmaz. Odemis,dort bir yani daglarla cevrili, kase gibidir, yazlari cok sicakgecer. Buna ragmen, Yanbasti Rafet o cehennem sicaginda ceketsizgezmez. Cepleri hep "banganot" doludur.&lt;br /&gt;Basbakan ilgi ile sorar:&lt;br /&gt;- "Ne oldu len bizim Efe'ye?"&lt;br /&gt;Efe, Odemis'te bir kisi'ye verilebilecek en buyuk unvan,yapilabilecek en buyuk iltifattir. Bati Anadolu'da, 1919 yiliKurtulus Savasi'ni Odemis'in girisinde Efe'ler, Zeybeklerbaslatmistir. Bugun o camlik sirt, "Ilk Kursun" olarak bilinir.&lt;br /&gt;Olay, agiz birligi ile Saracoglu'na anlatilir.&lt;br /&gt;- "Cagirin ulen Muhittin'i yemege."&lt;br /&gt;Hoca, aksamlari genellikle incir bahcelerinden birinde kurulansofra'ya gelir. Saracoglu Muhittin Hoca'yi karsidan gorunceseslenir:&lt;br /&gt;- "Ulen Hoca, gulagina bi laf gelivedi."&lt;br /&gt;- Ne geldi ulen. Sen gociman adam oluvedin. Sen bizimne miugrascan. Get hokumatla ugras.&lt;br /&gt;- "Birak oglum hokumati. Bak aya'na gada gelivedin. Senin sumarifetlerin beni bi annat."&lt;br /&gt;- Sen onu birak gari. Bu a'sam pirzola va mi?&lt;br /&gt;- "Va, ya."&lt;br /&gt;- Getir gel.&lt;br /&gt;- "Acele etmen. Dana pirzolasi mi isteyon, goyun pirzolasi mi?"&lt;br /&gt;- Ulen, iste'sen sigir, iste'sen deve getir. Ona gore aygit va.&lt;br /&gt;Saracoglu, saskinlikla:&lt;br /&gt;- "Ne aygiti ulen?"&lt;br /&gt;- Sinncik gorcen.&lt;br /&gt;Davet sahipleri acele olarak pirzola aldirir, mangal uzerindehazirlatirlar. Butun davetliler, yeni bir guldurunun ilkgoruculeri olmak umudu ile beklesirler. Fotografci Ali catallari,tabaklari dizer.&lt;br /&gt;Saracoglu merakla:&lt;br /&gt;- "Hadi baken, Muhittin Hoca, nasil yecen?"&lt;br /&gt;Muhittin Hoca pirzola'yi cok sever. Ancak, Hoca'nin disleritakmadir. Davetlerde kendisine ozellikle kart pirzola ikramedilir. Disleri kesmeyip, cok sevdigi yemegin tadina varamayincada kizar. Bu hal de, Muhittin Hoca'nin inatla pirzola'yi yemeyecalismasina engel olmaz. Hoca, kendisine yapilan azizliginfarkindadir, bilmez gorunur, karsilikli latife edilir.&lt;br /&gt;Disci Rustu atilir:&lt;br /&gt;- Eyi ya, Hoca, bi daa dis yapmaycan sana.&lt;br /&gt;- Get ulen. Sen zati eyi dis yapmiyon. Ben bundan kelli sana damuhtac olmaycen.&lt;br /&gt;- Neden?&lt;br /&gt;- Bak ulen.&lt;br /&gt;Muhittin Hoca, ic cebinden kocaman bir makas cikartir. Saracogluhayretle sorar:&lt;br /&gt;- "Ne etcen, Muhittin?"&lt;br /&gt;- Sinncik gorcen. Getir len mene.&lt;br /&gt;Hoca catalini pirzola'ya takip agzina goturur. Sag eli ile demakasi kaldirir, isirdigi pirzola'dan bir parca keser, cignemeyebaslar. Saracoglu onune konan pirzolayi bicagi ile kesmeyecalisir, basaramaz. Belki de Muhittin Hoca onceden hazirlikyapmis, davet sahibinin ya da ascisinin kulagini bukmustur.&lt;br /&gt;- Bak ulen, bole yiyecen. Adam mi oldun sankim, Basvekil oldunda? Sana da bi makas aliveren ben de, Angara'da da ziyafetleregidende makasla kesive yiyecegini.&lt;br /&gt;Saracoglu oyunu anlamistir, dayanamaz:&lt;br /&gt;- "Elleh belen."&lt;br /&gt;Hic kimse kart pirzola'yi kesemez iken, Muhittin Hoca makasinintikirtilari arasinda tabagini temizler. Saracoglu devamla:&lt;br /&gt;- "Ulen, Angara'ya gidende bunu deyivecem herkeze."&lt;br /&gt;- Annat, annat. Eyice annat da bak bakem, ne olcek.&lt;br /&gt;Aradan bir sure gecer, Saracoglu hukumeti Varlik Vergisi'niyururluge koyar. Bu vergi'nin toplanmasindan Odemis Ilce MalMuduru sorumludur. Vergi, salma vergi'dir, mukellef'in tahminivarligina gore bicilir. Odemis'in belli basli varlik sahiplerikendilerine yazilan vergi tutarlarinin cok yuksek oranda, haksizyere fazla "atildigina" kanidirler. Mal Muduru'ne itiraz ederler:&lt;br /&gt;- Ulen Mudur Bek, sen bize azizlik edivedin. Gaddarlik yapivedinbize, cok para yazdin.&lt;br /&gt;Mal Muduru tinmaz, yazilan vergi tutarlari degismez. Bir heyettesekkul edilir, butun Odemis'lileri temsilen Ankara'ya gider.Hemserileri Sukru Saracoglu'na cikip, Malmuduru'nu Odemis'tenaldirmasini ve yerine daha mulayim bir Malmuduru atanmasiniisteyeceklerdir. Saracoglu hemserilerini makamina kabul eder,nezaket ve dikkatle dinler, sorar:&lt;br /&gt;- "Ulen, Yanbasti Rafet, sana gac para attila?"&lt;br /&gt;- Iste, efe, beni 200 bin banganot attila.&lt;br /&gt;Saracoglu yari saskin, yari uzgun:&lt;br /&gt;- "Ne?! Ulen sen 200 bin banganot'luk adammisin? Vah, vah, vah,cok uzuldum gari."&lt;br /&gt;Basbakan heyet'in baska bir uye'sine doner:&lt;br /&gt;- "Ulen, Katirci, seni ne attila?"&lt;br /&gt;- Beni 300 bin!&lt;br /&gt;- "Muhittin Hoca, seni?"&lt;br /&gt;Muhittin Hoca'nin yemis bahceleri vardir:&lt;br /&gt;- Beni 400 bin.&lt;br /&gt;Saracoglu zil'e basar, gelen Kalem Mahsus Muduru'ne emreder:&lt;br /&gt;- "Cabuk beni Odemis Mal Mudurunu bul telefonna. Bizimhemserilere, Efe'lere gari cok vergi atmis namissiz herif. Benonunna bi yol goniscan."&lt;br /&gt;Heyet memnundur. Hemserileri, cocukluk ve mahalle arkadaslariolan Basvekil yardimlarina kosmaktadir. Vergi borclariazaltilacaktir. Basvekilin ikram ettigi cay, kahveler icilir,sohbet edilirken, Odemis Mal Muduru telefon ile bulunur.Saracoglu:&lt;br /&gt;- "Alo, Mudur Bek. Odemis'ten bi heyet geldi, yanimda. Falanca,falanca. Bunnara kacar lira vergi attin, beni bi yol liste'yicikar da oku bakem."&lt;br /&gt;Saracoglu bir sure dinler, sonra hayretle bagirir:&lt;br /&gt;- "Ne?! Yanbasti Rafet 200 bin mi?! Ulen Mudur Bek, biz seniora'ya akilli adam deyi gonderivedik. Hic Yanbasti Rafet'e 200bin vergi atili mi? Sil o'nu, 500 bin yaz."&lt;br /&gt;Yanbasti Rafet atilir:&lt;br /&gt;- Aman, Allasen, ulen A'bey, elini aya'ni opem. Biz seni adamsayip geldik, sen bizi oldurcen mi?&lt;br /&gt;Saracoglu israr eder:&lt;br /&gt;- "Yaz ulen Yanbasti'ya 500 bin, Mudur Bek."&lt;br /&gt;Basvekil Muhittin Hoca'ya doner:&lt;br /&gt;- "Ulen, Hoca, sana gac banganot yazmisti?"&lt;br /&gt;- Yok gari, sen bu herif'e gazik attin, beni de gazik atcesin.Ben deyivermecen. Ben gideyon.&lt;br /&gt;Saracoglu usteler:&lt;br /&gt;- "Ulen, gel!"&lt;br /&gt;- Yok, yok, ben halinden memnunum.&lt;br /&gt;- "Ne diyon, Hoca?"&lt;br /&gt;- Hec, A'randigiri.&lt;br /&gt;"Agrandi Kir" i, Odemis ile, Odemis'in yaylasi olan Bozdag'ineteklerindeki corak bir arazi parcasidir. Topragindaki yuksekorandaki tabii madeni tuz birikimleri dolayisi ile uzerinde tarimyapilamaz, kirac'tir. Odemis'liler bu yerin adini ancak cokolumsuz anlamda kullanirlar.&lt;br /&gt;Aradan bir sure daha gecer, Sukru Saracoglu Odemis'ten bir Zeybekve Halkoyunlari Birligini Ankara'ya cagirir. Zeybekler tren ileyola cikarlar. Basvekil gelenleri makaminda buyur eder, hal hatirsorar. Oda'nin ici sicaktir, gelenlerden biri yol yorgunlugu verehavetle uyku'ya dalar. Saracoglu bunun farkina varir,Fotografci Ali'ye doner:&lt;br /&gt;- "Uyuyo mu ulen?"&lt;br /&gt;- Uyuyo A'bey.&lt;br /&gt;- "Kak ulen, deveci gavesi degel bura."&lt;br /&gt;Bu olay sonucunda, Sukru Saracoglu tekrar hemserilige kabuledilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20074466-113519431759194682?l=toplumlarinmayasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519431759194682'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519431759194682'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://toplumlarinmayasi.blogspot.com/2005/12/h-b-paksoy-basvekil-sukru.html' title='H. B. Paksoy: Basvekil Sukru Saracoglu&apos;ndan Anilar'/><author><name>kozkaman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01509500723925901663</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20074466.post-113519424788788244</id><published>2005-12-21T11:43:00.000-08:00</published><updated>2005-12-21T11:44:08.076-08:00</updated><title type='text'>H. B. Paksoy: Turk Ordusunda Mizah</title><content type='html'>H. B. Paksoy          TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK             (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997)                   Kultur Sanat Yayini.  165 sayfa                        ISBN 975-96079-0-5&lt;br /&gt;                    Copyright  1993  H. B. Paksoy               TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK                    kitabinin butun yayin haklari,      Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca,                         H. B. Paksoy adina                        ABD Kongre Kutuphanesi                   Copyright kutugune kayitlidir.&lt;br /&gt;09                    TURK ORDUSUNDA MIZAH&lt;br /&gt;Askerlik yapmis her erkegin, bu konu'da saatlerleanlatabilecekleri vardir. Nedense, bu anilarin yuklu bir bolumumizahi nitelikte olmakla birlikte, bastan gecen gulunc olaylar veyapilan nukteler kagida aktarilmaz.[1]&lt;br /&gt;Gencler, "asker ocaginda" hayat hakkinda cok sey ogrenirler.Ancak, sila'ya yazilan mektuplari okuyabilsek, askerin gunlukyasami ile yazdiklari arasinda bir iliski olmadigini kaydederiz.Yazan, buyuklerin ellerinden, kucuklerin gozlerinden oper. Sirakendine geldiginde, yalnizca "iyi" oldugunu soyler. "Allahdevlete millete zeval vermesin" diyerek sonunu baglar. Belki budeyis, aci-tatli, basindan gecen herseyin ozetidir.&lt;br /&gt;Her kural'in tepesine dikilen istisnalar burada da karsimizacikar. Bunlarin basinda, Omer Seyfettin'i[2] anabiliriz. Ancak,"Borazan Bekir" i de Seyfettin'in kendi kaleminden degil, onceSeyfettin'in anlatisi ile Ibrahim Alaattin Govsa'dan[3], dahasonra da, Tahir Alangu'nun aktarmasi ile okuyabiliyoruz.[4]Ayrica, eski Turk komutanlarindan Timur ile Nasreddin Hocaarasinda gectigi soylenenler de basli-basina bir konudur.[5]&lt;br /&gt;Mizah, askeri uzmanlik ayirimlari gozetmeden gelisir. Guldurucudurumlarda Muhabere ile Personel, Ordonat ile Levazim arasindakidem ya da sira ayriligi yoktur. Ancak, ara-sira her askerisinifin kendine ozgu, gorevi ile dogrudan ilintili sakalarivardir. Topcu bunlardan biridir. Gozetlemeli topcu atislarininbasladigi gunlerde yapilan egitim anlatilir. Bu egitimler belkide Fatih Sultan Mehmed'in gunlerinde, 15ci yuzyilda baslamistir.&lt;br /&gt;Onbasi, Cavus'un geldigini gorur:&lt;br /&gt;-- Has dur! Selam Dur!&lt;br /&gt;Top Cavusu, gelenek geregince top basindakileri selamlar:&lt;br /&gt;-- Nasilsin Topcu!?&lt;br /&gt;Erler, agiz birligi ile selam alirlar:&lt;br /&gt;-- Sagol, Agam!!!&lt;br /&gt;-- Gevse!&lt;br /&gt;Egitim baslayacaktir, Cavus komut verir:&lt;br /&gt;-- Bir corba tasi barut hakki!&lt;br /&gt;Topcu erlerinden biri barutu yaglanmis namludan iceri bosaltir.Pacavra basilir, gulle yerlestirilir.&lt;br /&gt;-- Mesafe; hak getire!&lt;br /&gt;Topcu erleri karsilik verirler:&lt;br /&gt;-- Allah rast getire!!!&lt;br /&gt;Cavus:&lt;br /&gt;-- Cakmaaaak!&lt;br /&gt;Kav cakilir, ates alir, fitil'e verilir. Cavus ekler:&lt;br /&gt;-- Alaaf!&lt;br /&gt;Top patlar. Cavus, ileriye gozcu olarak dikilmis er'e dogru vargucu ile bagirir:&lt;br /&gt;-- Memeeet, nereye dustuuu?!!&lt;br /&gt;Gulleyi gozleri ile izlemis olan Mehmet, uzaktan karsilik verir:&lt;br /&gt;-- Iki evlek[6] saga gitti komutaniiiim!!&lt;br /&gt;Cavus, top basindakilere seslenir:&lt;br /&gt;-- Ahmet, dar bezen'i[7] al iki parmak beriye. Azrail'i denkettik, bu Balyemez[8] halteder. Bastan. Bir corba tasi baruthakki!....&lt;br /&gt;Piyade, Topcudan asagi kalmaz. Cok anlatilan bir hikayelerivardir. Boluk komutani, birliginin erlerinin enselerinde gunlerceboza pisirir, herbirine makinali tufegi sokup-takmayi belletir.Erler, artik gece ruyalarinda bile egitim yapmaktadirlar. Alaykomutani ansizin denetlemeye gelir. Verilen tekmili alir,dizilmis siralardan bir er'i cagirir. Makinali tufegi isaretleemreder:&lt;br /&gt;-- Sok! Takarken her parcanin adini tek-tek soyle!&lt;br /&gt;Er, buyuk bir hiz ile makinali tufegi vidalarina kadar parcalar.Aldigi emir geregince, bagira-bagira, talimname uyarinca duzenleyeniden kurmaya baslar:&lt;br /&gt;-- Sahba! Kondak! Tatik! Carcur! Nomli!&lt;br /&gt;Kurulma bitmek uzeredir. Son parcaya elini atar:&lt;br /&gt;-- Alafortanfoni!&lt;br /&gt;Alay komutani hic duymadigi bir makinali tufek parcasi ilekarsilastigi icin sasirmistir:&lt;br /&gt;-- Ne dedin?!&lt;br /&gt;-- Alafortanfoni dedum gomitanim!&lt;br /&gt;Alay komutani kendini toplar:&lt;br /&gt;-- Aferin boluk komutanina! Yalniz Turkcelerini degil, sizeparcalarin Frenkcelerini de belletmis!&lt;br /&gt;Namlunun ucundaki "Alev Orten Huni" boylece bilinmezliktenkurtulmus olur.&lt;br /&gt;Degisik askeri sinif mensuplari birbirlerine takilmadan daedemezler. Piyade erleri sakaciktan Topcu'ya ates acar, agizlariile makinali tufek sesi cikarirlar:&lt;br /&gt;-- Bababababa!&lt;br /&gt;Topcu, ayni yoldan karsi ates acar:&lt;br /&gt;-- Nevarog-lummmm! Geliyo-rummm!&lt;br /&gt;Butun Tugay ve Tumenlerin birer bando'lari vardir. Gorevleri,bayram ve torenlerde resmigecitler icin mars calmaktir. Ara siraazizlige ugradiklari da olur. Olaganustu bir durumda, bir Tugaybandosunun elinden muzik aletleri alinir, muhimmat tasimayagonderilirler. Bir cephanelikten top mermilerini tek-tek alip,bekleyen tasitlara yukleyeceklerdir. Ulastirmacilar, yakindakibir zirhli birlikten gelmistir. Baslarinda Tankci subay vardir.Subay, bandocularin basinda durup yuklemeyi duzenlemesi icinyaninda bir de Tankci Cavus getirmistir. Tasima baslar. 155 mmlik, koruyucu kiliflari icindeki buyuk capli mermiler elden-elecephanelikten kamyonlara gonderilmektedir. Merminin eziciagirligi altinda, bando erlerinden biri bir an icin tokezleyecekolur. Tankci Cavus olayi gorur, ve uyarir:&lt;br /&gt;-- Dikkatli olun!&lt;br /&gt;Mermiyi isaret edip, ekler:&lt;br /&gt;-- Bu "Do Majordur" Ha!!&lt;br /&gt;Saka yapmak, ille de konusmayi gerektirmez. Bir boluk, yillikNATO tatbikatlari sirasinda cadirli ordugah'a cikmistir. Egitimgeceleri de surdurulmektedir. Haftalarca gazete bile gormeyenBoluk Komutani, kendi parasi ile bir pilli radyo satin alir. Buyoldan, dunyada olup biten olaylardan bilgi almak ister. Olanakbuldukca, radyo basinda butun boluk toplanip haberler dinlenilir.Ustunde egitim yaptiklari alan toz-toprak icindedir. BolukKomutani, radyo'yu sert dogal etkenlerden hic olmazsa bir yerekadar koruyabilmek icin, boluk terzisine kilif diktirir.Cevredeki butun hersey gibi, radyonun kilifinin rengi askeri"kamuflaj" yesilidir.&lt;br /&gt;Birkac gun icinde, radyonun sahibi Boluk Komutani, pillerinsuresinden cok once tukendiginin farkina varir. Dag basinda pilbulmak cok guctur. Boluk Komutani, egitim icin bolugu ilebirlikte ordugah'tan ayrildiginda, geride kalan asci, yazici vesihhiye erlerinin surekli olarak muzik dinleyip pilleribitirdikleri kanisindadir. Karargahta kalan erleri toplayiponlari suclayip haslayacak yerde, radyo'yu dogruca terzi'yegoturur. Kilifin koselerine, radyo'nun "omuzlari" uzerine,Astegmen apoletleri ve rutbesi taktirir. Yeni alinan pillerinomurleri derhal uzar.&lt;br /&gt;1919-1920 yillari arasinda yer alan Kurtulus Savasi sirasinda,Suvari Mufrezelerinden biri aziksiz kalmistir. Komutanlari,cevredeki baglardan birinden uzum bulur. Senet karsiliginda satinalip, erlerine dagitir. Acliktan, erlerden biri salkimi oldugugibi agzina sokar. Tulum cikartir gibi sapindan cekip tumunusiyirir. Ikinci bir er bunu izler, ve seslenir:&lt;br /&gt;-- Teker-teker yenir!&lt;br /&gt;Cignemesini bitiren arkadasindan karsilik alir:&lt;br /&gt;-- O dedigin armuttur!&lt;br /&gt;Ikinci er'in saskinligi artar. Dusunup cevap verir:&lt;br /&gt;-- Dorde bolerler de yerler!&lt;br /&gt;Agzi bosaldiginda, birinci er yapistirir:&lt;br /&gt;-- O dedigin karpuzdur!&lt;br /&gt;Subay da, er de bilir ki, "her fasulye tanesi bir musiki nagmesi"dir. "Makineli tufek gibidir mubarek."&lt;br /&gt;Bir egitim alaninda, Komutanin gozune talimnameye uymayanhareketler ilisir. Emir verir, bolugu durdurur. Yaklasip cikisir:&lt;br /&gt;-- Ne bu boyle?!!&lt;br /&gt;Boluk'ten ses cikmaz. Neye ugradiklarini sasirmislardir.Komutanin gozunun icine bakarlar. Komutan sessizligi bozar:&lt;br /&gt;-- Efem gazetesi gibi yuruyorsunuz?!&lt;br /&gt;Efem, cevre kasabalardan birinde yayinlanan yoresel birgazetedir. Her hafta, butun boluk tarafindan okunmaktadir.Matbaasinin eskiliginden, hic bir zaman duzgun sayfa basamaz,satirlari egri-bugrudur.&lt;br /&gt;Sivillikten askerlige gecisin ilk gunleri pek kolay olmaz. Acemiaskerlere de, Yedek Subay Okulu ogrencilerine de, her sey garipgelir. Ozellikle, "komut alip-vermek." Komutlar genellikle ikibolumdur: ita ve ifa. "Ita" kismi, yapilacak isi, birliktehareketi saglamak icin, onceden haber verir. "Ifa" ise, oncedenhaber verilen isin birlikte yapilmasi aninin geldigini anlatir."Sungu takilacaaak!" ita'dir. Ardindan "--Tak!" gelir ki, o andatoplu olarak itaat edilir. "Tufek asilacaaak!" ardindan "--As!" Kisa surede, acemi asker butun dunyanin iki kisimli komutlarlayonetildigine inanir. Hayali komutlar icadedilir: "Yemekyenileceeek!"  "--Ye!" "Okunacaaak!"  "--Oku!" Gunluk egitimbittikten sonra birbirlerine bu yonde emir verirler:"Konusulacaaak!"  "--Konus!" Gulusulur. Ardindan, tam anlami ilegercek otesi komutlar yaratilir:&lt;br /&gt;-- "Uyunacaaak!"  "--Horrrr!"&lt;br /&gt;Anlasilan, cok iyi bilinen bir aninin gercek olabilecegidir:&lt;br /&gt;-- "Boluk dur!"&lt;br /&gt;Boluk, emir geregince, "bir-ki" sayarak "rap" diye durur. Ancak,Kandirali er, emir'e kulak asmaz. Duracak olan "Boluk" tur,dolayisi ile Kandirali yurumeye devam eder. Bunu goren BolukKomutani, ikinci bir komut verme geregini duyar:&lt;br /&gt;-- "Kandirali, sen de dur!"&lt;br /&gt;Degisik nedenlerle, bazi kisiler askere gitmekte geckalmislardir. Kirk-bes yasindaki bir Genel Mudur'un, yirmi-ikiyasindaki cicegi burnunda yuksek okul mezunu silah arkadaslariarasinda egitime cikmasi olagandir. Genel Mudur, bir haftaoncesine kadar emrinde binlerce kisi calistirmis, sekreter vemakam arabasinin surucusunden buyuk saygi gormus olabilir. Simdi,askerlik suresince, her-sey geride kalmistir. Ilk gunlerde sayinGenel Mudur'un cok sabirli olmasi gerekir. Takim arkadaslarisorarlar:&lt;br /&gt;-- Oglun var mi?&lt;br /&gt;-- Var.&lt;br /&gt;-- Getirseydin ya birlikte. Ne guzel ailece askerlik yapardiniz.&lt;br /&gt;Oglu yasindaki Astegmen, Genel Mudur'un takiminin egitiminigeregince baslatir:&lt;br /&gt;-- Yat!! Alcak surun!!&lt;br /&gt;Genel Mudur, makam koltuguna otururken yaptigi gibi, burusmamasive dizinin cikmamasi icin, pantalonunu yukari ceker. Emri coktanifa etmis olan manga arkadaslarindan biri bunu gorur:&lt;br /&gt;-- Besmele cekmeyi unuttun, agam!&lt;br /&gt;Altin kalbini, yapmacik sertlik ile ortmeye calisan bir TaburKomutani Yarbay vardir. Cebinde para olmadigi halde, borc alip,darda kalanlara yardimi gorev bilen, severek ve isteyerek yapanbir subay. Her sabah saat bes'te, birliginden bir arac gelipYarbay'i evinden alir; Tabur'a goturur. Son yil icinde Yarbay'iher sabah evinden alan surucunun gunu dolar, terhis olur. TaburKarargah Boluk Komutani, yeni bir Onbasi'yi bu is ilegorevlendirir. Kulagini da buker:&lt;br /&gt;-- Komutan'in el hareketlerine dikkat et. Cogu zaman agziniacmaz, nereye donmen gerektigini sana isaretle emreder. Eli ilenereyi gosterirse, aracini o yone surersin.&lt;br /&gt;-- Anladim Yuzbasim!&lt;br /&gt;Yeni surucunun goreve basladigi sabah, Yarbay'in aklini agir birkonu kurcalamaktadir. Sanki bir kisi ile kavga etmektedir. Kendikendine soylenirken, el-kol hareketleri yapmaktadir. Yeni Onbasi,Yuzbasisinin uyarisinca, Yarbay'in her el hareketinde bir kosedoner. Bir sure sonra, sehrin bicimsiz bir caddesinde yoltikanir, dururlar. Komutan tek soz etmeden iner, kalabaligakarisir.&lt;br /&gt;Onbasi donmustur. Aracini kaldirima cikarir, Harp Divanindakendini nasil savunacagini kara-kara dusunmeye baslayarak bekler.Komutan birkac dakika sonra doner, Onbasinin titreyerek verdigiselami alarak yerine gecer, oturur. Yari yorum, yari emir,gurler:&lt;br /&gt;-- Cabuk Tabura don. Burasi basibozuk[9] dolu.&lt;br /&gt;Ne var ki, bastan gecen butun gulunc olaylar yazilacak gibidegildir. Komandolarin ve Denizcilerin sakalari, yeni terfi edenAstsubaylarini yepyeni merasim uniformalari icinde deniz'e atmakgibi, pek sert olur. Digerleri, anlasilmalari icin ozel bilgiister. Havacilarin hikayelerinin cogunlugu bu turdedir.Ulastirmacilar kendilerine ozgu deyimler yaratmislardir. SurucuOnbasi "motoru bozdum" derse, bilin ki bagirsaklari bozulmustur.Levazim Cavus "arazi'ye uydu" dediginde, bir madde'nin gecici, yada temelli olarak kayboldugunu dile getirir. Digerleri de hicyazi'ya gelmez. Bir zamanlar, bir Bascavus'un bir beygirivarmis....&lt;br /&gt;Kaynaklar:&lt;br /&gt;[1] Ornegin, bak 50 Yilin Turk Mizah ve Karikaturu.  Derleyenler:Semih Balcioglu-Ferit Ongoren. (Istanbul: Is Bankasi KulturYayinlari No. 125, 1973) Ikinci Baski. Ek olarak, Paris'teFrancois Georgeon tarafindan hazirlanip Centre CulturelleAnatolie de acilan "Bogaz'dan Gulumseyisler: 19. Yuzyilin ikinciyarisi ve 20. Yuzyil baslari Turk Mizah Basini ve KarikaturleriSergisi." (Cumhuriyet 26 Kasim 1987).&lt;br /&gt;[2] Bak H. B. Paksoy, "Nationality and Religion: ThreeObservations From Omer Seyfettin" Central Asian Survey Vol. 3,No. 3 (1984).&lt;br /&gt;[3] "Kivilcim" Akbaba Mecmuasi, 2 Nisan 1339 (1923).&lt;br /&gt;[4] Tahir Alangu Omer Seyfettin (Istanbul, 1968).&lt;br /&gt;[5] Bak, H. B. Paksoy, "Elements of Humor in Central Asia: TheExample of the Journal Molla Nasreddin in Azerbaijan" Turkestan:als historischer Faktor und politische Idee (Baymirza HayitFestschrift), Erling von Mende (ed.) (Koln, 1988).&lt;br /&gt;[6] Osmanli devrinde, kirlik yorelerde kullanilan bir alanolcusu.&lt;br /&gt;[7] Dar bezen, top altindaki kizaklardan birine verilen addir.&lt;br /&gt;[8] Osmanli ordusunda bir tur top adi.&lt;br /&gt;[9] Osmanli devrinde ozellikle savas alanina gelen gonullulereverilen ad. "Basibozuklar" ordu birliklerine karistirilmaz, tamanlami ile ayri tutulurlardi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20074466-113519424788788244?l=toplumlarinmayasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519424788788244'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519424788788244'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://toplumlarinmayasi.blogspot.com/2005/12/h-b-paksoy-turk-ordusunda-mizah.html' title='H. B. Paksoy: Turk Ordusunda Mizah'/><author><name>kozkaman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01509500723925901663</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20074466.post-113519418065074219</id><published>2005-12-21T11:41:00.000-08:00</published><updated>2005-12-21T11:43:03.833-08:00</updated><title type='text'>H. B. Paksoy: Turkbilimci Abubekir Ahmedcan Divay</title><content type='html'>H. B. Paksoy          TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK             (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997)                   Kultur Sanat Yayini.  165 sayfa                        ISBN 975-96079-0-5&lt;br /&gt;                    Copyright  1993  H. B. Paksoy               TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK                    kitabinin butun yayin haklari,      Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca,                         H. B. Paksoy adina                        ABD Kongre Kutuphanesi                   Copyright kutugune kayitlidir.&lt;br /&gt;10        TURKBILIMCI ABUBEKIR AHMEDCAN DIVAY&lt;br /&gt;Carlik Rusyasinin baskenti St. Petersburgdaki GenelkurmayBaskanligi bunyesinde bir "Asya Bolum"u calismalarini surdurmekteidi.  Bu bolumde gorevlendirilen subaylarin (askeri egitim veyeteneklerine ek olarak) Asya dilleri, maya ve edebiyatlarini iyibilmeleri ongorulmustu.  Asya'ya yapilacak isgalci Rus askeriharekatlarinda gorevlendirilen ordu komutanlarina, danismanliketmeleri icin "dogu bilimleri" uzmanlari ataniyordu.  Budanismanlarin cogunlugu carlik Rusyasi universitelerinde vecarlik bilimler akademisinde gorev yapan unlu dogu bilimleriprofesorleri idi.  Carlik genelkurmay Asya bolumunun subaylari,bu sivil danismanlarla birlikte gorev yapmaktaydilar.  Ruslar, buduzeni Ingilizlerin buyuk olcude gelistirdigini biliyor ve ornekaliyorlardi.[1]&lt;br /&gt;     Dogu bilimleri profesorlerinin Alman, Fransiz, Litvanya vbasilli olmalari ve bir cogunun doktoralarini, egitim veogrenimlerini Rusya disinda yapmis olmalari bir engel olarakgorulmuyordu.  Carlik bilimler akademisinin tam anlami ileuluslararasi bir duzende calismakta olmasi, aslen Alman bilimadamlarinca kurulmus olmasi ve Dogu Bilimleri "zerinde genisolcude yayinlar yapmasi Rus subaylarinin daha iyi sviyedeyetismesine yardimci oluyordu. &lt;br /&gt;     Carlik Rusyasinda dogu bilimleri egitimi uc basamak olarakyurutulmekteydi  Carlik bilimler akademisi ve St. Petersburguniversitesi en ust duzey'i olusturmaktaydi.  Moskova, Kazan veOrenburgdaki "Orta Basamak okullari" gumruk vediger devletmemurlarinin yetistirilmesi icin acilmisti.  Moskovadaki Lazarevenstitusu ilkadimda Ermeni genclerinin egitilmesi icin kurulmusolup, sonralari carlik hukumeti tarafindan bu orta basamakokullarinin cogaltilmasi sirasinda ornek olarak tutulmustu. Gurcu ve diger kokenli ogrencilerin alinmasi ile genisletilenLazarev enstitusu, orta basamaktaki devlet memurlarinincogunlugunu yetistiriyordu. [2]&lt;br /&gt;     Son basamagi ise, "dilmac okullari" olusturuyordu.  Asyaninnufusunun ezici agirliginin Turk kokenli olmasi dolayisi ile, budilmaclik okullarina oncelikle Turk kokenli ogrencileralinmaktaydi.   Bu dilmaclik okullari carlik Rusyasinin 16-17ciyuzyillarda yururluge konulan genisleme politikasi sonucu, ilkolarak isgal ettigi Idil-Yayik (Volga-Ural) ve Turgay sulariarasindaki bolgede yasayan Tatar, Kazak ve Baskurt genclerinihedef aliyordu. &lt;br /&gt;     Diger Turk agizlarini kolaylikla anlayan ve konusan bugenclere Ucuncu Basamak okullarinda Rusca ogretilmekteydi.  Belkide bir Rus'un Turkce konusmasini ogrenmesinden daha kolay olarakRusca konusmasini ogrenebilen bu gencler, egitimleritamamlaninca, dogup-buyudukleri bolgelerden uzaklarda gorevyapmaya gonderilmekteydiler.  Boylelikle bu gencler dogudaki Turktoplumlarinda Ruslara oranla cok daha iyi duygularlakarsilanmakta ve Carlik Rusyasinin doguya dogru genislemesine(belki de bilmeden) buyuk olcude katkida bulunmaktaydilar.&lt;br /&gt;     Turkluk bilimleri konusunda cok degerli arastirmalar yapanve eserler veren Abubekir Ahmetcan Divay bir Baskurt idi.  Bugunicin, ozel hayati ile ilgili bilgilerimiz sinirlidir.  19 Aralik1855de Orenburg'da dogmus, KAzaklar arasinda buyumustu. Oenburg'daki Nepliuev Askeri Akedemisinin Asya Bolumunde, sonrada Dilmaclik ve Dogu Bilimleri Bolumunde okudu.  Kayitlara gore,sinif arkadaslarinin cogunlugu Kazak gencleri idi. &lt;br /&gt;     Divay, 21 yasinda (1876-1877) yukarida adi gecen okulubitirerek Carlik hukumet memuru olarak Turkistan Askeri Valiligiemrine atandi.  (1865 te Taskent ve 1883-84 the de GoktepeTurkmenleri uzerinde Rus askeri hakimiyetinin ve isgalhukumetinin askeri valilik yolu ile kuruldugunu anmsayalim). Evliya Ata (Rusca kaynaklarda Auile-Atinsk olarak anilir) askeribolgesinde Guvenlik mufettisi olarak goreve basladi.  Sonra,Sari-Derya Genel Valiligi dilmacligina ve Ozel Gorevler Bolumuneaktarildi.  Bu gorevler Divay'a bozkirlarda buyuk olcude geziolanaklari sagladi.  Kazak, Kirgiz ve Ozbekler arasinda dolasmayabasladi.&lt;br /&gt;     Kaynaklara gore [3] Divay, 1883 yilinda bozkir Turkleritarihi ile ilgili kaynak, belge ve elyazmalarina ilgi gostermeyebasladi.  Icinde gezdigi bolgelerde okuma-yazma bilen Kirgiz,Kazak, Karakalpak ve diger boylardan destanlar, siirler,bilmeceler ve samani dualar topluyordu.  1884 yilinda Sari-DeyaGenel Valisi olan N. I. Grodekov, Kazak, Kirgiz tore veyasalarini toplayarak kitap halinde yayinlamak kararini almisti. Divay da bu konularda bilgi toplamak icin gorevlendirildi. Grodekov'un dizisi "kirgizy'i karakirgizy Syr-Dar'inskoi oblasti"(Taskent, 1889) cilt I ile yayinlanmaya basladi.  Bu kitapuzerinde calisirken, Divay kendi adina da yayinlamak icinarastirmalara basladi.  Divay, topladiklarini "Sbornik materialovdlia statistiki Syr Dar'inskoi oblasti" dergisinin 1891-1897,1901, 1904, 1905 ve 1907 yillarinda cikn sayilarinda bastirdi. &lt;br /&gt;     Bunlar Divay'in yayinlanan yegane yazilari degildi. "Zapiski Vostochnogo otddeleniia Russkogo arkheologicheskogoobschestva" nin 1896 yilliginda Turk destanlari ve buldugukaynaklar uzerine bir gozlemi basilmisti.  Bu tarihten sonraDivay, Turkluk bilimleri uzerine diger bilimsel dergilerdeyayinlarini surdurdu.  "Okrains," "Sredniaia Aziia," "IzvestiiaObschestva arkheologii istorii i etnografii,"  "IzvestiiaTurkestanskogo otdela Russkogo geogrraficheskogo obschestva," "Zapiski Russkogo geograficheskogo obschestva" bunlardanbildiklerimizdir.&lt;br /&gt;     1906 yilinda Divay, Taskent'deki "tatar" okulu mudurluguneatandi.  (O yillara kadar, Ruslar, Turk boylarina  ---Osmanlilardisindakilere---  Tatar; bozkirlarda yasayanlara da "Kirgiz"adini vermekteydiler).  Bununla birlikte, "Turkistanskiii sbornikstatei i sochninenii otnosiashchikhsiak Srednei Azii 1878-1887" ekatkida bulundu.  Kaynaklara gore[4], Divay'in yazilari bu adigecen dizin'in 566, 567, 568 ve 569 cu ciltlerinde basildi.&lt;br /&gt;     1915 yilinda, Divay'in Turkluk bilimlerine verdigi emeklerin25ci yili kutlandi.  Bu kutlamaya "Zhivaia Starina" [5] dergisiozel bir sayi cikararak katildi.  Radloff, Bartold, Katanov [6]gibi tannmis dogu ve Turkluk bilimcileri Divay'in yazi vearastirmalari uzerine tanitici bildiriler yzdilar, birlikteyaptiklari calismalar uzerine anilarini aktardilar.&lt;br /&gt;     Divay, 1918 de Taskentte kurulan Orta Asya universitesindeKazak Soybilim dersleri vermeye basladi.  Bu universite icindeacilan Turkistan Dogu Bilimleri Enstitusunde Kirgiz Dil veSoybilim Kursusune atandi.  Once "Bagimsiz Okutman," sonra daKursu profesoru oldu.  1922 ilkbaharinda Turkistan Cumhuriyeti,Narkompros (Milli Egitim Komserligi) Kirgiz BilimselArastirmalari Komisyonunun basina gecerek bir arastirma gezisiyonetti.  Bu arastirma gezisinde toplanan sekiz bin sayfaliktemek bilgileri bir yil icinde Divay bizzat derledi ve aciklaycinotlarla yayina hazirladi.  Ayni yil, milli dil ogretimindereform ozel komisyonunun uyeligini yapiyordu. &lt;br /&gt;     Divay'in Turkluk bilimlerine verdigi emekleri 1923 yilndagene kutlandi.  1933 yilinda oldugu hakkinda verilen bilgidisinda, yasaminin son on yilini nasil gecirdigini bilmiyoruz. Bununla birlikte, Z. V. Togan, Divay ile 1913 yilinda Taskent'tetanismis ve yaptigi konusmalarin bir bolumunu yaynlamistir. [7] Ek olarak,Zhivaya Starina'da V. A. Gordlevskii, Divay ile ilgiliolarak sunlari yazmisti:     "Divaev'in (Divay'in Rus kaynaklarinda yazilisi) cok     ovulmesi gerekli tutumlarinin basinda, "Turkistanskaia     vedemost" gazetesinde yayinlanan yazilari tekrar     bastirmasi ve kaybolmalarinin bu yoldan onune     gecmesidir."&lt;br /&gt;     Divay'in "cok ovulmesi gerekli tutumlari" bununlabitmemektedir.  Bozkirda topladigi Turk destanlarini, orneginCora Batir'i, yayinlarken Divay carlik Rusyasinda yururlukte olansansur kanunlarini goz onunde tutmak zorunda idi.  Bu sansurkanunlari Carlik Rusyasinda onemli bir yer tutmakta olup, ucbolumde ozet olarak incelenebilir:&lt;br /&gt;     1. I. Petro, 1722de Carlik Rusyasi tabiyetinde olanlarauygulanacak sansur kurallarini yururluge koymaya calismisti.  Ilksansur kanunu 1804 de I. Alexander zamaninda yayinlandi.  Bukanunlari, 1826 ile 1828 arasinda I. Nicholas cok agirlastirdi. Anca, bu kanunlar o derce agirlasmisti ki, uygulanmalari olanakdisi idi.  Dolayisi ile, 1828 de gozden gecirilip yeniden basilanbu kanunlar, carlik devrinin sonuna kadar gecerli kaldi.[8]&lt;br /&gt;     2. Carlik ordulari 19cu yuzyilin basinda Kafkaslari isgalettikten sonra, bu bolge icin ozel sansur kanunlarinincikarilmasi ongoruldu.  III. Alexander devrinde (1881-1894) Rusolmayanlar icin uygulanan sansur, Ruslastirma veHristiyanlastirmayi hedef almisti.  Dolayisi, ile, Rusluk veHristiyanliga aykiri yayinlari onlemek niteliklerini detasiyordu.  Kafkas bolgesi de Tiflisteki "Viceroy" (car naibi)tarafindan, Rus kanunlari ornek olarak yonetilmekteydi. [9]&lt;br /&gt;     3. Daha once bugunku adi ile Kazakistan'i isgal eden Carlikordulari, 1865-1884 arasinda bozkirlarin guneyine de girmis,Taskent merkez olmak uzere bir askeri valilik kurmuslardi.  BuGenel Askeri Valiligin bu sure icinde bolgede gerekli gordugukanunlari gunluk emir olarak cikarmakta oldugu anlasilmaktadir. (Ek arastirma yapilmasi gereklidir).  Dolayisi ile TurkistanAskeri Bolgesinde yasamakta, ana yurdu Turkistan olan yerli halk"yabanci" olarak anilmakta ve islem gormekte; dolayisi ile sansurkanunlari da bu kapsama girmekte idi.&lt;br /&gt;     Bu durum goz onunde tutularak Divay'in icinde bulunduguguclukler kolaylikla anlasilacaktir.   Cora Batir destani,Ruslarin Kazan'a saldirisini, Tatarlarin Cora Batir onculugundekarsi koymalarini, Ruslarin 1552 yilinda Kazan'i isgal edisi veCora Batir'in bu olay sirasinda olumunu dile getirir. [10] Destana adini veren Cora Batir'in tarihi bir kisi olabilecegidiger kaynaklardan da anlasilmaktadir. [11]  Elimizdeki bilgileregore Divay, Cora Batir destanini ilk olarak kagida aktaripbastiran Turk Bilimcidir.  Destanin sonunu soyle baglar:     Cora Batir'in daha sonra ne yaptigini bilmiyoruz.      Soylendigine gore, Kazan'a dondu.  Simdi biz de dunyayi     sarsarak gecip-giden, gunu gelmeden gocen bu yigit     batirlarin ruhu icin yakaralim.  Tanrim, yattiklari     yerin topragi onlara agir gelmesin.  Bunu soyledikten     sonra agzimizi kapatiyoruz.  Sayin okurlarimiz, eger     anlattiklarimizda bir ozurlu yer bulursaniz, ozurumuzu     bagislayin.  Biz insan'iz ve insanlar ara-sira     yanlislar yaparlar. [12]&lt;br /&gt;     Divay, Cora Batir'dan baska en az uc tarihi Turk ana [13]destanini (Alpamis, Idige Batir, Kambar Batir) da ozanlardantoplayarak kagida aktarmis, basilmalarini saglamistir.  Digerniteliklerine ek olarak,, Turk boylarinin tarihi benlik, tore vegeleneklerini icinde bulunduran en guclu ve temel belge olmalaribakimindan Turk destanlarinin onemi buyuktur. [14]&lt;br /&gt;     Diger emekleri bir yana birkilacak olsa bile, Divay'in butungucluklere gogus gererek Turk destanlarini kaybolmaktan kurtarmakamaci ile yaptigi calismalar, onu buyuk bir Turk Bilimci olarakanmamizi gerektirir.  Divay'in yaptigi calismalarin tarihi onemi,&lt;br /&gt;II. dunya savasi sonrasi Turk destanlarinin basina gelenolaylarca bir defa daha vurgulanmis, Turk destanlarinin tamamininvakit gecirmeden yayinlanmalarinin geregini gene ortayakoymustur. [15]&lt;br /&gt;     Kisacasi, Balasagunlu Yusuf'un 900 yil once Kutadgu Bilig'deyazdiklari Divay icin de gecerlidir:     Dikkat edilirse, herkes uzerine birsey giyer; fakat     akilli ve bilgili insan hil'at ile degil, aslina     degerlidir. [16]&lt;br /&gt;KAYNAKLAR:&lt;br /&gt;1. Charles Marvin, The Russian Advance Towards India:Conversations with Skobeleff, Ignatieff and other DistinguishedRussian Generals and Statesman, on the Central Asian Question(London, 1882)&lt;br /&gt;2. Carlik Rusyasindaki Dogu Bilimleri uzerine egitim yapankuruluslar icin bak: Richard Frye, "Oriental Studies in Russia" Wayne S. Vucinich, ED., Russia and Asia: Essays on the Influenceof Rusia on the Asian Peoples (Stanford, 1972). &lt;br /&gt;3. Abubekir Ahmedjan Divay uzerine yazilanlarin basinda gelenkaynak: Kazakhskaia naraodnaia poezia: Iz obraztsvo sobrannykh izapidsannykh A. A. Divayevm (Alma-Ata, 1964)&lt;br /&gt;4. M. Ghabdullin ve Sydykov, Kazak Halkinin Batirlik Jiri (Alma-Ata, 1972)&lt;br /&gt;5. Zhivaia Starina No. 3 Taskent, 1916.&lt;br /&gt;6. Radloff Alman dogumlu olup, doktorasinin Almanyada yaptiktansonra carlik hizmetine girmisti.  Bartold, Alman asilli biraileden idi.  Egitimi carlik Rusyasinda yapmisti.  Katanov ise,Togan'a gore Sagay Turklerindendir.  Bak, Z. V. Togan, Hatiralar(Istanbul, 1969)&lt;br /&gt;7. Z. V. Togan, Bugunku Turkili (Istanbul, 1981) S. 556-557.&lt;br /&gt;8. Carlik Rusyasindaki sansur kanunlari icin bak: M.T. Choldin, AFence Around the Empire: Censorship of Western Ideas under thetars (Durham, 1985).&lt;br /&gt;9. Bu donemde Rus olmayanlara uygulanan sansur kanunlari icinbak: H. Ston-Watson, The Rusian Empire, 1801-1917 (Oxford, 1967).&lt;br /&gt;10. Bak H. B. Paksoy, "Chora Batir: A Tatar Admonition to FutureGenerations."  Studies in Comparative Communism  Vol. XIX, Nos. 3&amp; 4, Autumn/Winter 1986.  Pp. 253-265.   Turkiyede yayinlanmisolan Cora Batirlar dizini de bu bildiride yer almaktadir. &lt;br /&gt;11. Jaroslav Pelenski, Russia and Kazan: Conquest and ImperialIdeology, 1488-1560 (The Hague-Paris, 1974).&lt;br /&gt;12. A. A. Divay, Cora Batir (Taskent, 1895).&lt;br /&gt;13. "Ana Destan" deyimi aciklamasi icin, bkz: H. B. Paksoy,"Dastan" Modern Encyclopedia of Religions in Russia and SovietUnion [MERRSU] (Academic International Press, 1995) Vol. VI.  Pp.222-231. &lt;br /&gt;14. H. B. Paksoy, "Central Asia's New Dastans."  Central AsianSurvey  Vol. 6, N. 1, 1987, Pp. 75-92.&lt;br /&gt;15. Bkz. not 13 ve icindeki kaynaklar; H. B. Paksoy, ALPAMYSH:Central Asian Identity Under Russian Rule (Hartford, Connecticut:AACAR, 1989).   Association for the Advancement of Central AsianResearch Monograph Series.&lt;br /&gt;16. Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig.  R.R. Arat cevirisi.  CiltII.  Ikinci Baski. (TTK, 1974) S. 32, 299. ikili.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20074466-113519418065074219?l=toplumlarinmayasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519418065074219'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519418065074219'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://toplumlarinmayasi.blogspot.com/2005/12/h-b-paksoy-turkbilimci-abubekir.html' title='H. B. Paksoy: Turkbilimci Abubekir Ahmedcan Divay'/><author><name>kozkaman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01509500723925901663</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20074466.post-113519406894152446</id><published>2005-12-21T11:40:00.000-08:00</published><updated>2005-12-21T11:41:09.096-08:00</updated><title type='text'>H. B. Paksoy: Orta Asya Cogulcu Yonetim</title><content type='html'>H. B. Paksoy          TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK             (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997)                   Kultur Sanat Yayini.  165 sayfa                        ISBN 975-96079-0-5&lt;br /&gt;                    Copyright  1993  H. B. Paksoy               TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK                    kitabinin butun yayin haklari,      Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca,                         H. B. Paksoy adina                        ABD Kongre Kutuphanesi                   Copyright kutugune kayitlidir.&lt;br /&gt;  11            ORTA ASYA COGULCU YONETIM GUNDEMLERI             Dogru gormek ve dogru yapabilmek icin daha once           yapilanlari dogru bilmek sarttir.1           1980 yillarinda, Sovyetler Birliginin cozulmesinin      dunyaya "dengesizlik" getirecegi inanci ve korkusu dile      getirildi. Bu "cokmeyi" belirli bir yerde onlemek ve      dunya'yi bu "korkulan sonuctan" kurtarmak icin, Sovyet      Sosyalist Cumhuriyetler Birligi (SSCB) nin "yeniden      kurulmasi" dusuncesi ortaya atildi. Turlu yorumcularca, Orta     Asya toplumlarina, Ruslarla "yeni bir federasyon" a      girmeleri onerisi ve baskisi yapildi.2 Bu onerilerin bir      bolumune gore Orta Asya toplumlarina, Rus Cumhuriyeti ile      Amerikan Federalist Papers3 yazilarindaki temel ilkeleri      andiran bir cerceve icinde bir birlige gitmesi salik      verildi.4 Bu oneri'yi yapanlarin, ABD'nin kurulusu ile Orta      Asya'nin tarihleri ve gecirmis olduklari deneyleri arasinda      tam bir karsilastirma yapmadiklari ilk bakista goze      carpiyordu. 18ci yuzyil Amerikasinda yeni kurulmus eyalet      devletleri: a) somurgesi olduklari Ingiltere'den ayrilmak      isteginde idiler;  b) yalnizca kendi aralarinda ve ABD      icinde birlesmeyi goz onunde tutmaktaydilar. "Federasyon"      dan amac: toplu savunma, posta dagitimi, alis veris      yasalari, din ve devlet islerinin birbirinden ayirimi gibi      ortak islerin ortak yontemler ile yurutulmesi idi. Eyalet      devletleri kendi ic islerinde --ortak yapilmasi gerekli      isler disinda-- bagimsiz kalacak idiler. Atilim da yalnizca      Amerikalilarin idi.           Okundugunda goruldugu gibi, Federalist Papers,      Amerikali dusunurler Alexander Hamilton, James Madison ve      John Jay tarafindan bir dizi dusunce yazisi olarak kaleme      alinmis ve New Yorkta'ki gazetelerde yayinlanmisti.5 Bu      dusunurlerin amaci: ABD'nin kurulmasi icin 1787 Amerikan      onderlerince gelistirilen, ve yururluge girebilmesi icin      Amerikan toplumca onaylanmasi gereken ABD anayasasini6      Amerikan secmenlerine anlatmak idi. Buna karsilik, Orta      Asyalilar Rus carligina ve o carligin devami olan SSCB ye      Rus isgal ordulari zoru ile alindilar.7            Gunumuz Orta Asyalilari, gecmisteki bu deneylerine      dayanarak, SSCB'nin devami olabilecek bir "birligin"      surdurulmesinin ne gibi cikarlar getirecegini dusunmus      olabilirler. Ornegin, 1905 "Rus Ihtilali" sonrasi, Rus car'i&lt;br /&gt;     Nicholas II (carligi: 1894-1917) St. Petersburg'da "Duma"      (meclis) kurulmasi emrini vermisti. Bu meclis'e katilacak      toplum sozculerinin atanmasi icin "Secimler" yapildi ise,      gene car'in buyrugu ile Duma kisa sure sonra kapatildi. Bu      "secimler" ve kapatilmalar 1917 ye kadar dort defa      tekrarlandi. Orta Asyalilari temsil edecek toplum      sozculerinin sayilari degisik "secim kurallari" yolu ile      surekli olarak dusuruldu.8             Ustelik, SSCB'nin bu "yeniden kurulmasi" onerisi, ABD      anayasasina temel olan, yurttaslarin "dil, soz, toplanma,      inanc ve yolculuk ozgurlukleri;" "kendini yonetim;" ve      "pazar ekonomisi" ilkelerine dayanarak ele alinmiyordu. SSCB     "anayasasi"9 ile, SSCB yonetim duzeni arasinda buyuk      dusuncesel ayricaliklar bulundugu bircok gozlemcilerin      yazilarina konu olmus bulunuyor.10 SSCB yonetim      uygulamasinin somurgeciligi surdurmeyi iceren bir tutum      oldugu da belgeleri ile ileri surulmustur.11           1991 yili sonunda kuruldugu soylenen Birlesik Devletler     Toplulugu (BDT),12 1980 lerde ileri atilmis olan, SSCB yi      "yeniden kurma" ozlemlerinin bir belirtisi, ve yururluge      koyma cabasi olarak ta gorulmekte idi. Kaldi ki, bu BDT      dusuncesi de yeni degildir. 1960 yilinda SSCB'nin yerine,      Sodruzhestvo natsii (Birlesik milletler --Commonwealth of      nations) olusturulmasi ongorulmus idi. Moskova      yoneticilerince bu yonteme neden olarak, Lenin'in SSCB'nin      yapisi ile ilgili 1920 lerde ileri surdugu ilk dusuncesine      donmek yolu gosterilmis idi. Moskova'nin 1960 daki bu      tutumu, aslinda dunyaya ve ozellikle Cin'e karsi bir      gosteristen baska birsey degildi.13           Yakin gunlerde ise, 1991 sonunda kuruldugu soylenen BDT     nin yerine, "Birlesmis Bagimsiz Devletler" (BBD)14      kurulacagi aciklamalari yapilmaya basladi. BBD, SSCB      suresinde oldugu gibi, merkezi yasama ve yurutme kurulu ve      tek merkezi banka yardimi ile yonetilmek isteniyor. Bu yeni      "yeniden-kurmayi" destekleyenlerin basinda Mikhail Gorbacev,     ve Arkady Volsky bulunuyor. Gozlemlere gore, SSCB'nin bu      yoldan surdurulmesi isteniyor.15            Bu gelismeye ek olarak, Rus cumhuriyetinin, "diger      cumhuriyetlerde oturan Rus azinliklarini korumak icin" cevik     guc askeri birlikleri hazirladigi bildiriliyor. Igor      Yeltsin'in danismanlarindan olan Sergey Stankevich; Rus      cumhuriyeti Yuksek Sovyetinin Uluslararasi Iliskiler      Komitesi Baskani Yevgeniy Ambartsumov; ve Rus cumhuriyeti      Savunma Bakani General Pavel Grachev tarafindan yuksek      duzeyde desteklenen bu yeni girisim'e "aydin emperializm"      adi da verilmekte.16 Dunya basin'inda verilen bilgilere      gore, 1992 Agustos ayi icinde Gurcistan bu tutumun bir      ornegi de sergilendi. Rus parasutculeri "Rus gezginlerini"      ve "Gurcistandaki Rus askeri kuruluslarini korumak" icin      Gurcistan'a indirildiler.           Yukarida da deginildigi gibi, butun bu gelismeler, 1917     yilinda Bolseviklerin yaptiklari ihtilal sonucu Rus      carligina son vererek "yeni bir duzen" kurmalarini      andiriyor. Bolseviklerin gene 1917 oncesi Rus      imparatorlugunun tuttugu yolda yurumeyi surdurmeleri cok      tarihcinin gozunden kacmamis idi.17 1990larda bu gorus ve      uygulamalarin, 1917 de yer alan olaylardan ayricaligi,      kullanilan aciklamalarin ve yontemlerin degisikliginde      oldugu da ileri surulebilir.            1917 de yer alan gelismeler karsisinda,      Turkistanlilar18 kendi ic islerini yonetebilmek icin boyle      bir federasyon'a gidilmesini istemislerdi.19 Ancak, carlik      Rusyasi yoneticileri bu istegi kabul etmedikleri gibi,      aradan gecen yillar Ruslarla bu tur federasyon'un da      yurumeyecegini ortaya cikardi. Denilebilir ki, 1920 yilinda      Moskova'ya bagli olarak "olusturulan" Turkistan Bagimsiz      Sosyalist Cumhuriyeti Moskova'nin bir bakima Turkistan'i      yatistirmak ve Turkistan'ini bagimsizlik isteginin onunu      almak istegi sonucu kurulmus idi. Turkistan BSC'in 1924      yilinda bir kalemde ortadan kaldirilmasi ve Turkistan'in      "cumhuriyetlere" bolunmesi de bu gorusleri destekler.20            Turkistan cumhuriyeti yerine Moskova yoneticilerinin      "buyrugu" ile kurulmus olan bu "cumhuriyet" lerin      sinirlarina ve konumlarina bakilinca, onemli bir nokta      gorunur: "cumhuriyet" lerin sinirlari, Turkistandaki      irmaklari ve sulari bir yilan gibi kivrim-kivrim      kesmektedir. Turkistan'in yuzeysel engebeleri ve      burusukluklari ise boyle ayirimlari yapmayi ongormuyor.      Bunun tek nedeni olabilir: Orta Asyalilarin kendi aralarinda     girisebilecekleri su kavgalari ile birbirleri ile      gecinmelerini guclestirmek, dolayisi ile Moskova'ya karsi      ortak karsi gelmelerinin onune gecmek. Bu da, ancak      somurgeci bir dusuncenin tutumu olabilir. Orta Asya yer alti     ve ustu kaynaklarindan yararlanmadan, Moskova'nin ayakta      durmasi cok guctur. "Devletler birbirini sevmezler ve      birbirine dogru soylemezler. Menfaatleri icap ettikce sever      gorunurler ve politika yaparlar. Sirasi gelince, menfaatleri     neyi icap ettiriyorsa onu soylerler ve onu yaparlar....      Mesele buyuk devletlerin siyasi menfaat ve hedeflerinin      istikametlerini iyi kavramak ve onlarin daima ve ani olarak      degismek istidadinda olan siyasetlerine samimi bir cehre ile     seyirci olmaktir."21           Orta Asyanin bugun gundeminde olan cogulcu toplum      duzenine gecme calismalari da yeni degildir. 1916 yilinda      baslayan Turkistan Kurtulus Hareketinden22 hemen sonra,      1917-1922 yillari arasinda cogulcu yonetim'e katilim      birimleri kurulmus, amac ve yonetmelikleri basilip      dagitilmis idi. Buyuk bir bolumunun gundemleri toplu olarak      yeniden yayinlandi.23 Bu programlarin biri de, saklandigi      yerde yakin yillarda bulunmus ve yeniden gun isigina      cikarilmis bulunuyor.24 1980 in ikinci yarisinda Orta      Asya'da kurulan Halk Cepheleri de, amac ve almak istedikleri     sonuclara ne gibi yontemlerle varacaklarini belirleyen      belgeler yayinlamaya basladilar. Eldeki verilere gore, 1917-     1922 yillarinda yazilan siyasi parti gundemlerinin      1980lerdeki dusunceleri etkiledigi ileri surulebilir.            "Birlesik ve Cogulcu Yonetim" kavrami, Orta Asyalilarca     yuzyillardan beri uygulanir. Denilebilir ki, bu tur      "federasyon" ve "federalizm" yonetimi Orta Asyalilarin var      olusundan bu yana yerlesmis gelenekleri arasindadir. Yazili      tarihin baslangicindan bu yana, Orta Asyalilar cok sayida      Cogulcu Ortak Topluluklar kurmuslardir. Togan, bu      topluluklarin kokenini uc'e ayirmaktadir: &lt;br /&gt;          "Turkistan Turkleri etnoloji ve tarih bakimindan uc           gurup teskil ederler: 1) Kipcak Gurubu: bunlar Kazak,           Uruglu Ozbek, Mangit-Nogay, Baskurt ve Kazan           Turklerinden ibarettir.  2) Turk-Cigil Gurubu: Buna           sehir ve kasabalarda yasayan Kentturkleri, Tarancilar,           Kasgarlilar ve Kirgizlar dahildir.  3) Turkmen-Oguz           Gurubu. Bunlardan birinci ve ikinci gruplari, onasya           Turkleri ile birlikte Guney Bati Turkleri zumresine           dahil olan Turkmen-Oguzlara, Yakutlarin, Sayan ve Altay          Turklerinin teskil ettigi Kuzey Dogu Turklerine mukabil          Ortaturkler ismi altinda birlestirilmektedir.25           Sozu edilen bu Turk toplumlari, cogulculugu temel alan      basamaklarla kurulmuslardir: "Uruk" un taksimati "Oymak;"      Oymagin taksimati "aris;" aris'in taksimati "soy;" soy'un      taksimati "tire;" tire'nin taksimati "ara."26 Turkistanda      kendilerine ad veren en buyuk toplulugun adinin uruk oldugu      uzun suredir biliniyor. Uruklar, gerekli gorduklerinde      biraraya gelip toplaniyorlar ve kendilerini yonetim duzeni      kuruyorlar. Bu toplanmaya da "Tug Baglamak" deniliyor. "Tug      Baglamak" icin bir onder secilmesinin de gerekli oldugu      acikca goruluyor. Ornegin, Mogol istilasindan sonra uruklari     bir araya getirip "Tug Baglayan" Timur (O. 1405) idi. Sibani     Han ise, Ozbek uruglariyla 15ci yuzyilin sonlarinda Tug      Baglamis idi.           "Kazaklar ise, 1599 yilinda Kalmaklarin sikistirmasi      ile Cu bolgesinden Taskent cevresindeki kalelere sigindilar.     1723 yilinda gene Kalmak bozgunlugu oluncaya kadar oralarda      temelli yerlesip sahra boylarini tarim'a alistirmaya      calistilar. Bu yonden, 'Tug Baglayip,' resmi devlet bayragi      ilan edip bir tur yonetim ortaya cikarip, 'Yuz' ve 'Bin'      lerle asker teskil edip 'devlet tuzumek' istediler."       Ozbekler ise her yerde "doksan iki boy Ozbek" (Toksan iki      bavli Ozbek) diye aniliyorlar.27           Ek olarak, Kazaklarin Uluyuz'u, Orta Yuz'u vb. icinde      Kipcaklardan ve Ozbeklerden boylar ve uruklar bulunuyor, ve      bu boy ve uruklarin buyuk bir bolumu de daha once Mangit ve      Nogay topluluklari icinden geliyorlardi. Boylelikle, Mangit      ve Nogay topluluklari dagildiklarinda, bu topluluklari      olusturan boylar da diger uruklara katilmislardi. Sonucunda      da Ozbek ve Kazak topluluklari ortaya cikmisti. Anladigimiza     gore, boylarin bu kendiliklerinden acilip kapanmalari, bu      tur kuruluslara --ic ve dis nedenlerle-- gerek gormeleri      dolayisi ile yer almisti.            Bu Turk boylari, kendi tore ve geleneklerini      yasattiklari gibi, ic duzenlerini ve orun kertelerini de      yillik "toy" lar ile korumakta idiler. Bu konuda bir acik      ornegi Dede Korkut  kitabinda gorebiliriz.28           Bahattin Ogel'in yazdigina gore de, her boy her yil bir     toy icin toplanirdi. Bu toplanma gunleri icinde, her urugu      olusturan oymaklarin baslari, cadirlarini kendi ic tuzukleri     geregince, orun kertesi sirasi ile dikerlerdi. Urugun      basindaki Han'in verdigi toy'da ise, kesilen koyunun bu      tuzuk geregince belirlenen parcalari, adi gecen oymaklara      verilirdi.29 Bu toy sirasinda, bu duzen icinde, urugun      gelecegini ilgilendiren isler de konusulur, oymaklarin      gorusleri alinirdi. Yeni Han secilmesi sirasinda da "Kenges"     (toplanti) yapilirdi. Bu duzen ve Kengesler, 20ci yuzyilin      baslarinda bile gecerligini korumakta idi. 1905 Rus ihtilali     sonrasinda da, cogulcu yonetim birimlerinin (siyasi      partilerin) kurulmaya baslamasi sirasinda da gene kendini      gosterdi. Bu noktada, butun bu cogulcu yonetim birimlerinin      neden kurulmaya basladiklarini ozet olarak incelemek      gerekir.            Once, M. S. 730cu yillarda Turkistanin dogusunda, Altay     daglari yoresinde dikilmis Kul Tekin yazitlarinda yer alan      asagdaki bolum dusunulmelidir:            Anca qazganmis itmis elimiz torumuz arti. Turuk Oguz           baglari, bodun, asidin! Uza tanri basmasar, asra yir           talinmasar, Turuk bodun, elinin torunun kam artadi           [udaci arti], Turuk bodun, artin.&lt;br /&gt;          [We had such a well-acquired and well-organized state           and institutions. You, Turkish and Oghuz lords and           peoples, hear this! If the sky above did not collapse,           and if the earth below did not give way, O Turkish           people, who would be able to destroy your state and           institutions?]30 &lt;br /&gt;          [Boyle kazanilmis, tanzim edilmis ulkemiz, turemiz           [var] idi. Ey Turk, Oguz Beyleri; budunu, isitin:           Yukarda Tanri basmasa, asagida yer delinmese Turk           milleti, tureni kim bozar?]31           Bu belge, Turk tarihi ve Turklerin toplumsal      yasantilarinin, Kul Tekin oncesi basladigini belirtmektedir.     Cok genis ve koklu bir tarihleri olan Turkler pek cok yerde      Tug Baglamislardir.32 Gokturkler, Uygurlar, Gazneliler,      Karahanlilar, Selcuklular bunlar arasinda ilk      dusunulenlerdendir.33 Kul Tekin, gecmiste yapilan yanlislar      dolayisi ile Turklerin baslarina gelenleri anlatir. Ne gibi      yollarla yeniden dirildiklerini ve ozgurluklerini yeniden      kazandiklarini ele alir. Yapilan yanlislarin gene yer      almamalarini saglamak icin ogut verir.34           Ruslarin Orta Asya'ya askeri guc ile yayilma      calismalari, 1552 de Kazan'i ele gecirmeleri ile yururluge      girer.35 19cu yuzyilda Orta Asya'nin tamamini isgal      ettikten sonra, bu yoldan Rus carligina eklenen nufus'un      cogunluguna, kokenlerine ve kendilerine sormadan "inarodtsi"     (yabanci) ve "musluman" adi verildi.36 Bu "musluman" adi,      Rus carligi burokratlarinca "kanunlastirildi." Tiurkskii      (Turkic) ve Turetskii (Turkish) gibi ayricaliklar da Rusca      icinde icadedilerek, yururluge konuldu. Bu deyimlerin Turkce     karsiligi verilememektedir. Cunku Turkcede boyle bir ayirim      yapilamamaktadir, yapilmamistir.37 Iddiaya gore, birinci      deyim Osmanli imparatorlugu disinda yasayan Turklere,      ikincisi ise, Osmanli Turklerini ve uzantisi dolayisi ile,      Turkiye Cumhuriyetinde oturan Turkleri adlandiriyordu.      Ruslarin bu icatlari ve tutumlari, onlarin da Oguz Han      destanini38 okuduklarini, ve Oguz Han'in ogullarina verdigi      uyumla birlikte yasama ogutlerin tam tersini Turklere      asilamaya calistiklari dusuncesini ortaya koymaktadir.39      Bunun gibi, Rus yoneticileri diger Turk destanlarini boylar      arasinda "dagittilar," "ulestirdiler."  Turk Uruklarinin      birbirleri ile isbirligi yapmalarini bu yonden onlemeye      calistilar. Aslinda, Turk destanlari, butun Turklerin toplu      tarihsel bellegidir, gecmisi ile dogrudan ilgilidir.40           1905 Rus-Japon savasi sonucunda Rus carligi yenik      dusunce, bu carlik sinirlari icine askeri guc ile alinmis      olan toplumlar gene bagimsizliklarin kazanabilmek icin      calismalara basladilar.41 Ancak, Yusuf Akcura gibi Turk      dusunurlerin yazilarina ragmen,42 bu bagimsizligi elde      edebilmek icin orgutlenme calismalari 1917 Rus ihtilaline      kadar guc kazanmadi. 1917 yilinda Rus carligi dusurulup-      cokup Bolsevikler basa gecince, Turk toplumlari da gene      kendilerini yonetim icin yollar aramaya basladilar. Birinci      Butun Rusya Muslumanlari Kongresi Moskova'da 1-11 Mayis      1917; Ikinci Butun Rusya Muslumanlari Kongresi Kazan'da 21-      31 Eylul 1917 de toplandi. Ardindan sira ile butun Turk      toplumlari cogulcu yonetime gecmek icin cogulcu yonetim      birimleri kurmaya basladilar. 1917 yili icinde: Kazaklar,      Alas Orda; Genc Buharalilar, Yeni Buhara; Kirimlilar da      Milli Firka'yi kurdular. Gundemlerini yayinladilar.43            Ilk olarak, 1917 yilinda Turkistan'da yayinlanan Turk      Ademi Merkeziyet (Federalist) Firkasinin Meramnamesi'ni      okuyalim44 (yuvarlak ayiricilar icindeki sozcukler, 1990      yilinda yayinlandigi gibidir)[koseli ayiricilar icindeki      aciklamalar, bu satirlarin yazarinindir]:      Ihtari Mahsus--           Turkistanda muhtariyet ve federasiya idaresini vucuda      cikarmak icin birdan bir cora Turkistanda kuvvetli bir Ademi     Merkeziyet (federalist) Firkasi yasamak eduvunda suphe      yoktur. Mana sul Ademi Merkeziyet Firkasi her yerde teskil      kilinip, aza kabul eta basladi. Turkistan icin milli ve      mahalli muhtariyet istegan her bir muslumanin sul Firkaya      aza bolub girmegi ve kuldan kelginca sulun takviye ve      temiyasiga hizmet kilmagi lazimdir.      I. Devlet ve muhtariyet teskilati      Firkanin maksadi:           1. Rusyada mahalli ve milli ademi merkeziyet      (federalist) esasi uzre halk cumhuriyeti etmektir.           2. Firka Turkistan, Kirgizistan, Kafkas ve Baskurdistan     kitalari (ulkeleri) icin ve baska milli ve mahalli      muhtariyet, Idil ve Kirim Tatarlari icin ve baska, Rusyada      ya, durgan Turk kavimleri (halklari) icin milli muhtariyet      talep kiladur.           Kayit: Baska musluman vatandaslar hem ozlerine      muhtariyet talep kilasalar, Firka onlara hame har cihetden      yordam beradur.           3. Muhtariyetli kitalarda aciladurgan meclis mebusanga      (deputatlar palatasi) mahalli idaralarga ve baska butun      teskilatga saylanadurgan [secilen] azalar umumi, beraber,      yasrki ve bivasita saylab usulu ile saylanadir.           4. Milletin yirmi yasga yetip, ehliyet peyda kilgan her     bir ferdi: er bulsun, kadin bulsun --sinif, din ve mezhep      ayirmasiga bakmasdan saylamak ve saylanmak hakkina maliktir.&lt;br /&gt;          Kayit: Musluman kadinlarin saylavga istiraklari idari      riya dahilinde (riat dairesinde) bulur.&lt;br /&gt;          5. Yukarda mezkur barca muhtariyetlik kitalar merkezi      hukumet ile vatan mudafaasi, pul cikarmak [para basmak], boj     ve harici hukumetler ile munasebetlerde bulmak hususunda      alaka ve irtibatnin (bagliklikim) muhafaza kilir.           6. Muhtariyetlik kitalar dahili meseleler (idari, mali,     ser'i, medeni, adli ve maarif isleri) de mustakildir.            7. Her bir muhtariyetli kitanin merkezinde, kanun      yasayi-durgan bir meclisi mebusan ve ol kanunu icra      kiladigan bir hayati vukela (vekiller heyeti) bulur.           8. Her bir muhtariyetli kitalar mahalli islerde keng      [kendi] imtiyaz ve hukuklarga malik  vilayet (oblast),      sancak (uezd) ve nahiye (ucastka)larda bulunur.           9. Her bir muhtariyetli kitanin resmi tili ekser      halkinin soylegen tili ve sivesi bulmak ile beraber vilayet      ve sancaklarda yerli halkin soylesadigan til ve siveleri hem     istimal kililinir.           10. Her bir muhtariyetli kitalarda vatan mudafaasi icin     halk militsiyasi teskil kilinip, hazirgi teskilati askeriye      (harbii teskilatlar) usulu bitirulur.        II. Milli Meseleler           1. Rusyada yasayadigan Turk milleti necibesinin (tub      milletinin) barca kavimlariga aid umumi meselelerni hal ve      tavsiye kilmak icin milli ve medeni ittifak teskil kilinir.           2. Bu ittifaknin kayo [hangi] tarikide yasalmagi hukuk      ve vazifeleri muhtariyetli kitalarning birinci kurultayida      tayin kilinir.      III. Dini meseleler           1. Her bir muhtariyetli kitada halis dini islerni      karamak [bakmak/gozlemek] icin merkezde mahkemei seria      (seriat mahkemesi) ve vilayetlerde onun subeleri  ve her bir     sehir, kislak ve ellerde kazihaneler [kadiliklar] acilir.            2. Rusyada yasayduran butun muslumanlarin kavmiyat ve      mezheplerini ayirmasdan dini meselelerini hal ve tavsiye      kilmak icin saylanmis bir seyhulislam tahti riyasetinde      varca musluman kita ve milletlerning vekilleri murekkep bir      hayati diniye kurulur. Bu hayatga Turk bolmagan      muslumanlarin ham vekilleri istirak kilir.           3. Vekiller saylanganda her kitanin nufusu (ahalisi)      itibara alinip, vekillerinin adedi nufusuna karab tayin      olunur.      IV. Muhtariyetli kitalarda ehliyet (fukaralik) hukuku           1. Cumle ahali, kaysi [hangi] din ve kaysi mezhebde      bulsa [olsa] ham, kanun karsida barabar sanalur.           2. Hurriyeti vicdan (vicdan erkinligi) tam manasiyla      icra kilinip, ahaliden hic kim dini, mezhebi ve itikadi ucun     takib ve tazyik kilinmaz.           3. Din ve mezheplerden hic biri hukumet tarafindan      baskalarina tercih kilinmaz (artik gorulmez).           4. Her kim oz fikrini, hayalini soylemekte, matbuat ve      baskalar vasitasi ile nesr ve ilan kilmakda ihtiyarlidir.           5. Uy [ev] icleride bulsun, acikda bulsun, isteyen      meselelerini muzakere ve hal etmek icin her kimin yigilip      [toplanip] ictima yasamakta (yigilmakta) hakki vardir.           6. Cemiyet yahut bir ittifak yasamak icin hec kimden      ruhsat sormakta intiyac yoktur.           7. Hurriyeti sahsiye ve muhafazati baytiya (aile      muhafazasi) tamamiyla tatbik kilinip, teyavuslu mahkemelerin     kararindan baska, birovnin uyina girip tintimak, hat ve      kitaplarini karamak mumkun imazdir.           8. Kamalgan her kisinin yirmidort saat icinde tevuslu      mahkemeye tapsirilmagi lazimdir.           9. Pasport usulu bitirilip [kaldirilip], hem memleket      dahilinde veya haricinde olsun, her kim hohlagan yerde hec      kimden suramasdan ketmakda haklidir.           10. Yukarda mezkur parca ehliyet hukuku esasi kanaunga      dahil bolup, mudafaa ve muhafazasi mahkemei alilere havale      kilinir.        V. Iktisad ve maliye meseleleri           1. Firka parca saliklerini bitirip ve barham verip,      fakat yer, su ve ticaret (savda-satik) daromadlari ve baska      seri yollardan salik pulu almak taraftaridir. Bu saliknin      miktari daromadin artmasina karab miktar ve hem faydada      artip baradir.           2. Firka huner ve dehkancilikda gerekli esbab ve      masinalarin ve ahali tarafindan isletiledurgan birinci      zaruri narsalarin kup ve arzan bulmakligi icin bac [vergi-      gumruk] saliginin ozaytirmagin [azaltilmasini] talep kilir.      VI. Yer meselesi           1. Firka padisahlik mulklerinin ve padisahin hususi      yerrinin ve kniazlar hanedani mahsus yerlerin parcasini      bedelsiz (hak tulamay) musadere kilip, hasil mecmuundan      lazim miktarda ekicilik ile mesgul olan mahalli halka satmak     yahut icara vermek tariki ile taksim edilip, yer verilisini      lazim toladir.      Hususi yerler dogrusunda:           2. Turkistan kitasindan baska butun Rusya vilayeti      ozlerine mahsus kanday bir kanun kabul etse, muhtardirlar.      Amma Turkistanda hadden ziyade hususi mulke malik payscik      (paylasici/ortak) ve olpovitlar kup bulmagan sababli      Turkistandaki hususi mulkler, hazirda oz egalarinin      tasarrufunda kalub tururlar.           3. Bazi havadisler (hadiseler) sebepli (Mingtepedaki      Isan vakasi gibi) cemaat kulidan cebren musadere kilinip,      baskalarga taksim kilingan yer ve kislaklarin evvelki      egalariga kaytarmakga hareket kilinir.           4. Hukumet yahut cemaat tarafidaki musadere kilingan      vakiflarin parcasini vakifnamaga muvafik asilga kaytarmak      icin tevisli tedbirlerge hazirdan baslab kirisir.      VII. Isciler meselesi           1. Firka, iscilerning ittifak ve cemiyetler berpa      kilmaklariga ve, lazim kurilganda, umumi ve hususi suratda      is taslamak vasitasila oz hukuklarini mudafaa kilmaklariga      mani bulunmaz.           2. Iscilere mahsus koyulmus kanun ve imtiyazlarin      hususi hizmetlere ham samil (tegisli) bulmagini ve iscilerin     hukukunu mudafaa kiladigan kanunlarin icrasina bakadigan      dairada isci vekillerinin ham istirak etmeklerini teleb      kiladur.           3. Isci hatun ve bolalarin [cocuklarin] hukuklarini      muhafaza etmek ve sihhatlerine zararli islerden butun      iscilerin hususi kanun ve kaideleri ile idare edilmesi      matluptur.           4. Hususi kanun ve kaideler tahtinda (tarikinde)      kiritilmegen sermayedarlar bile isciler arasinda cikadigan      bazi bir cancal ve nizalar her iki tarafin vekilleriden      teskil edilmis heyet tarafindan hal kilinir.           5. [1] Oz iscilerini istohovoyt (strahovanie --sosyal      sigorta] kildirmaga sermayedarlarin hukumet tarafindan      mecbur kilinmasini  [2] karilik [ihtiyarlik] ve zayifliktan      mudam aciz kalgan iscilerin devlet hisabidan istohovoyt      kildirilmagini ve [3] iscilerge mahsus kanunlarin      bozulmasligini kanun ile muhafaza kilinmagini telep      kildadur.      VIII. Adliye meseleleri           1. Mahkemelerin yalgiz kanun ve seriatga tabi bulup,      her hal mudahilatlardan  ve taskari [dis] kisilerin halali      [gecici] ve anga katismaklaridan (aralasmaklaridan) hali      bulmagi lazimdir.            2. Tevuslu mahkemelerin kakari kanunen tasdik      edilmezden hic bir kisi cezalanamaz.           3. Heyeti icraiye tarafindan hakimlerning tayini, azli      (boslatilisi), nasbi (tiklanisi) ve hem tebdilige      (almastirilisi), hususen mahkemelerdeki islerning barisiga      hic bir bahane ile mudahele (dahl) kilinmaz.           4. Cezalar masruta (Konstitutsiya) usulu ile, yani      meclisi mebusan tarafindan cikarilgan kanunga muvafik bulur.          5. Istintak (tergov) esasinda mudafaa vekil (advokat)      tutmak usulu kabul edilir.           6. Cinayet mahkemeleri yalgiz ikiga ayrilir. Biri      bidayet (baslangic) mahkemesiki, hakimleri halk ve cemaat      tarafindan saylanir. Digeri mumeyyiz (baska ayratilgan)      hakimlerge malik istinaf mahkemesiki, bidayet mahkemesining      isleri hakikat ve temyiz (ayrim) eder.       IX. Maarif isleri      Maarif isleri ademi merkeziyeti enam usulunde mavafik kanun      uzere tesis ve teskil kilinir.           1. Ilm ve maarif isleride cumle ahali ve milletge      ayirilmasdan, erkek ve hatunlar barabardir.           2. Mekatib (mekteb) isleride hususi sahislarin gayreti      ve mahalli idarelerin tesebbusu ile islenmis islerde hec      vech (sebep) ile tahdid kilinmaz [sinirlanmaz].           3. Tedrisat (dersler)in azad ve serbest (erkin ve      baglik) olmakligi lazimdir.           4. Mekatip arasida irtibat (bagliliklar) bolub,      iptidailerden (baslangic mektep) residiylere (tuluksuz orta      mektep)[rustiye], residiylerden idadiylere (orta mektep), ve     idadiylerden aliylere (ali mektep) kolaylik ile talebeler      kabul kilinidurgan usulude bulunur.           5. Darulfunun ve baska ali mektepler cumlesi dahili      (icki)[iceri] isleride ihtiyarli ve tedrisatda azad      bolurlar.           6. Ali mekteplerning avam arasidaki ilm ve medeniyet      hususlaridaki hereket ve tesebbuslerige mumanaat (manilik)      kilinmayor.           7. Mahalli idaralarning talim ve terniye hususundaki      gayret ve hareketleriga mumanaat kursatilmaydir.           8. Talimi iptitaining umumi, meccani (bepul) ve mecburi     bulmagi gerektir.           9. Mahalli idareler tarafindan katta ve buyukler icin      aciladigan mektep, kutuphane ve kiraathane isleriga kengclik     verilir.           10. Huner ve sanayi (sanatlar) terakkisinga gayret ve      tesebbus edilmegi gereklidir.           11. Iptidai ve idadi mekteplerde tedris (ders) tili her     bir muhtariyetli eyalet (muhtar vilayet)ning ekseriyet      ahalisinin suyledigan tili ve sivesi olur.           12. Residi ve idadi mekteplerde Rus tili ve umumi Turk      sivesi lisan olunup, ders verilmesi mecburi olur.           13. Ali mekteplerde cumle Turklerin umumi edebi tili ve     sivesi ile ders verilir.           14. Kirk bola yigilsa, ekalliyette (azinlikta) kalan      milletler icin acilmis iptidai (usul) mekteplerde ders oz      dillerinde okumagi mecburidir.           15. Yeter derecede talebe olur ise, ekalliyet teskil      kilgan millet bolalari icin tedrisat (dersler) oz dillerinde     olmak sarti ile residi ve idadi mektepleri olur.           Meramnamede beyan kilingan maksadlarga yetismek icin      firka evvela cenabi hakka ve sonyan (ikinciden) tamami      mihnetkes ve milletperver vatandaslara suyalub ve takya      kilinir.            Son.      Turk Ademi Merkeziyet Firkasinin Nizamnamesi           1. Turk Ademi Merkeziyet Firkasinin maksadi Rusyada      muhtariyetli mahalli ve milli esasi uzere cumhuriyet inam      (halk cumhuriyeti) teskil etmektir.           2. Firkanin maksadina hizmet etmegi hohlagan her bir      musluman, hohlasa erkek, hohlasa hatun, her kaysi meslek ve      siniftan bulsa bulsun, sifahi (agzaki) yahut tahriri (yazma)     suretde azaligini hahlasa, isbu vakt firkanin iki azasinin      sahadeti (guvahligi) ve heyeti idarenin tasdiki ile kabul      kilinir.           Kabul kilingan azalar firkanin nizamnamesine ve      cemiyetlerinin kararlarina tabi olur.           3. Her bir kitadaki idari merkezler, vilayet idareleri,     firkanin baska subeleri ve lazim tapsa, idarei merkeziye      tarafindan gonderilmis vekiller her birleri aza kabul kila      olurlar.           Kayit: Firkanin maksadi malum bulgan her bir joyda      [yerde], meyil ve arzusu bir tudeler mevcut bulganda, o      yerden teskilat komitesini tesis edip, merkezi idareye ilan      kilib, merkezi idare arasida alaka ve irtibat amalga      getirilsin.           4. Firkanin zararina ve ziddina dogrudan dogru veya      vasita ilen is goren azalar heyeti merkeziye tarafindan kat'     ve karar ile firka azaligindan cikarilir. Eger cikarilmis      aza heyeti merkeziye kararina razi bulmasa, umumi kurultayga     arz kila olur. Nadvanin (umumi meclis) karari katidir.           5. Her aza muayyen vakitlerde cemiyetinin tayin ettigi      miktarda firka sandikina azalik hakki verir.           Kayit: Aza yazilmakni hohlagan kisi azaliga girmek icin     bir sum [para birimi; zamanin rublesi] vermegi lazimdir.           6. Firkanin Firkanin umumi yigin (nadva)lari yilda bir      mertebe idarei merkeziyeler (merkezi idareler) tarafindan      cikarilir.            7. Kita dahilinde cagirilan umumi nadvalar firkanin      kilar islerini tayin eder, idarei merkeziye intihab kilar      (saklar), madahil ve mesarif vechlerini (girim ve cikim      meblaglarini) tasdik eder ve firkaya ait baska meseleleri      hal kilar.           8. Umumi kurultaylar heyeti merkeziye azalarindan      vilayet komiteleri ve baska mahalli teskilat      numayendelerinden venadvanin maslahati ile idarei merkeziye      tarafindan cagirilmis azalardan teskil kilinir.           9. Numayendelerin adedi heyeti idare tarafindan tayin      kilinir. Heyeti idare marifeti ile cagirilan azalarin adedi      kurultaya istirak eden umumi numayendelerin onda birinden      artik bulmasligi lazimdir.           10. Kita dahilinde firka islerine ve matbuatina nezaret     etmek butun firka namina resmi ilan ve beyanat vermek,      hazine idaresi bu vech (meblag) layihasinin tertibi idarei      merkezieye tevusluktur.           11. Heyeti merkeziyeler kita kurultaylari tarafindan      yasirun tavus ile cemiyetde mevcud azalardan bir yil      muddetle saylanir. Heyeti idare azalarinin adedini nadva      tayin kilar.           12. Heyeti merkeziyenin nadvalarini tayin eden sartlari     ile iki idare azalari cagirmaya muhtardir.           13. Mahalli teskilat kanday suretde is gormeklerini ve      kaysi yilda idare teskil etmeklerini kurultaylar tarafindan      men kilinmayan usuller ile ozleri tayin kilarlar.           14. Vilayet dahilinde firka azalarini, firka islerini      idare etmek icin vilayet komitesi teskil kilarlar.           15. Vilayet komitesi azalari vilayet kurultayi      tarafindan bir yil muddetle saylanir.           16. Vilayet dahilinde nadvalar cagirmak mahalli      komiteye tevusludur.           17. Vilayet komitesinin munasib ve salah gorusune      sehir, sancak ve nahiye komiteleri teskil etmek mumkundur.      Bu komitelerin arasindaki munasebat vilayet kurultayi      tarafindan tayin kilinir.           18. Firka azalarinin adedi yuze kadar yetgince firka      teskilat heyeti tarafindan idare olunur. Yuz nefer aza      yiginlangan sonra meclisi muessesan (tesisciler meclisi)      cagirilip, yasirun saylap ile idare heyeti tayin kilinir.           Kayit: Birinci idare saylavinda heyeti idare azalarinin     yirmisi teskilatlardan olmasi gerektir.           19. Butun Rusyada mevcut firkalarin faaliyet ve      vaziyetini tayin ve tasdik etmek icin yilda iki mertebeden      kem bulmaslik sarti ile cumle kitada ve idare merkeziye      vekillerinden teskil bir kongre (zor cemiyet) (kongress)ler      cagirilir.           20. Birinci kongre Taskent idarei merkeziyesi      tarafindan cagirilip, keyin vaka buladigan ictimalarin      daveti kongre tarafindan ikinci idarei merkeziyelerden      biriga havale kilinir.           21. Idarei merkeziyeler kongresi lazim bulur ise, butun     Rusyada mevcut firkanin umumi islerini idare etmek icin      umumi bir idarei merkeziye tesis kilar.           22. Isbu meramname ve nizamnameyi tekmil ve tashih      etmeye umumi kurultayin ihtiyari vardir.           Son.           Turk Ademi Merkeziyet (federalist) Firkasinin meramname     ve nizamnamesi. Bu kanunun birlesip yazici zatlar:      Molla Kemalettin Kazi (kadi) Domulla Rahmanberdioglu,      Kokand;      Molla Muhiddin, Mahdum alam Molla Muhammed, Andican;      Molla Baki ahund Domulla Adilbayoglu, muderris, Andican;      Molla Nurettin alam Yoldashoca isanoglu, Andican;      Molla Muhammedcan Baybaca Kemalcanbaef, tuccar, Andican;      Mirza Abdulkadirbek Mirzaahmet Kosbegiof [Kusbeyoglu]45,      Andican;      Molla Abidcan Mahmudyar, tuccar, Kokand;      Mir Adil Mirza Ahmetoglu, tuccar, Skobelef;      Munevver Kari Abdurresidcanoglu, Taskent;      Molla Mahmudhoca Behbudi, Muftu, Semerkent;      Abdulkasim Muhammed Aminzade;      Muhammed Amin Efendizade -- Kafkas ulemalarindan;      Sadreddinhan mahdum Muhammed Serifhoca kazioglu, Taskent;      Molla Mir Abdullah Molla Sahmirza ahundoglu, ehli talebe,      Taskent.      5 zulkade 1335 hicri      11 sunbule (11 Eylul) 1917 miladi           Japon bilim adami Hisao Komatsu,46 Z. V. Togan'in47      yazilarina dayanarak, Turkistan Turk Ademi Merkeziyet      (federalist) firkasinin gundeminin Azerbaycan Musavat      partisinin gundeminden alindigini gostermistir.48      Azerbaycan Musavat partisinin ilk kurulusunun Baku'da 1911      yilinda oldugu belirtiliyor.49 Musavat'in 1917 yilinda      Azerbaycanin Gence sehrindeki Turk Ademi Merkeziyet Partisi      ile birlesmesi sonucu, ortaya Turk Ademi Merkeziyet-Musavat      partisi cikmisti.50 "Bu partinin adi bile, Osmanli Ademi      Merkeziyet Firkasini andiriyordu. Azerbaycandaki Difai      Firkasinin, Osmanli Ademi Merkeziyet Firkasi ile 1906 yilini     kadar geri giden iliskileri vardi."51             Boylece, Azerbaycandaki bu yeni Turk Ademi Merkeziyet      Firkasi-Musavat firkasinin gundeminin, Turkistana davet      edilen Azerbaycanli Mehmet Amin Efendizade tarafindan      Taskent'e getirildigi, ve, Turkistan Turk Ademi Merkeziyet      (federalist) Firkasi gundemine temel olarak alindigi      anlasilmaktadir. Azerbaycan ve Taskent Turk Ademi Merkeziyet     (federalist) firka gundemleri karsilastirildiginda,      Turkistan Turk Ademi Merkeziyet (federalist) firkasinin,      Azerbaycan Turk Ademi Merkeziyet-Musavat partisinin      programini52 "meramname" basligi ile kendine temel aldigi      goruluyor.            SSCB nin kendini "Yeniden Kurma" konusmalari      basladiktan sonra, goze ilk olarak "Halk Cepheleri" carpmaya     basladi. Her bir "SSCB Cumhuriyetinde" kurulan bu Halk      Cepheleri, icinden ciktiklari toplumlarin cogulcu yonetim      isteklerini toplu olarak anlatmak ve uygulamak istegi ile      kurulmuslardi. Bu Halk Cepheleri icinde, dogal olarak, her      turlu dusunce akimi bulunuyordu. Azerbaycan Turkleri53 de      bir Halk Cephesi kurduktan sonra, "kanunlara karsi" olmasina     bakmadan, cogulcu yonetime toplu katilim birimleri kurmaya      basladilar.            "SSCB yi Yeniden Kurma" akimi baslangici sonrasi      Azerbaycanda ilk kurulan cogulcu yonetime toplumsal katilim      birimi Azerbaycan Dircelis Partisi oldu.54 O gunlerde parti      kurmak Moskova tarafindan yasaklanmis oldugundan, kurucular      kendilerini saklamak zorunda idiler. 1990 yili Kasim ayi ile     1991 yili Subat aylari arasinda Azerbaycan Dircelis Partisi      ile, Azerbaycan Halk Partisi birlesti. Ortaya, Azerbaycan      Halk Dircelis Partisi cikti.55 Bagimsiz Azerbaycan      Cumhuriyeti 1992 yili Cumhurbaskanligi secimlerine katilmak      icin yeni partiler de kuruldu.56           Orta Asya'da oymaklar ve uruglar arasinda surekli      dusunce alis-verisi ve isbirligi olmustur. Bu durum, 20ci      yuzyilda giderek artmistir. Turkistan Kurtulus Savasi      (Turkistanda "Milli Kiyam" olarak ta bilinir) 1916 yilinda      baslamis idi.57 Turkistanli aydinlar, Turkistan      bagimsizligini kazanabilmek icin her yonde calismalara      girismislerdi. Bu ugraslari sonuclar veriyordu. 1921      Ilktesrininde Semerkant'ta ve 1922 yilinin Eylul ayinda      Taskent'te Ozbek ve Kazak kongrelerinde muzakere edilip      ortaya cikarilan ilk cogulcu gundemlerden birinin      maddelerine goz atalim. Bu gundem, 1916 yilinda Turkistan      Kurtulus Hareketinin baslamasi ile kurulan "Cemiyet" in58      calismalarinin sonucunda yazilmistir:           1. Cemiyet'in gayesi, Turkistanin mustakil olmasi ve      Turkistanin mukadderatini Turkistanlilarin kendi ellerine      almalari;           2. Mustakil Turkistanin idare usulu demokratik      cumhuriyettir;           3. Istiklal kesbi ancak milli ordu teskili ile      mumkundur, milli hukumet ancak milli orduya istinat eder;           4. Turkistanin istiklali, iktisadi istiklal sayesinde      mumkundur. Turkistan iktisadiyatinin umumi hatlarini tayin      etmek, sanaat (endustri) ve ziraatin hangi kisimlarina daha      ziyade ehemniyet vermek lazimgeldigini tesbit eylemek,      yapilacak demiryollari ile umumi mngistral ariklarin      istikametlerini tayin etmek gibi meselelerin      Turkistanlilarin kendi ellerinde olmasi;           5. Asri maarif ile profesyonel maarifin terakki      ettirilmesi ve Avrupa medeniyeti ile, ayrica rus medeniyeti      yolu ile degil, dogrudan dogruya tanismaya calismak;           6. Milliyet meselesi ile memleketin tabii servetinden      istifade meselelerinin nufus adedi tenasubu usulune gore      halledilmesi;           7. Din islerinde tam hurriyet, devlet isleri ile din      islerinin karistirilmamasi.59           Togan, "Cemiyet"in adinin kisa sure sonra Turkistan      Milli Birligi (kisaltilisinin TMB) oldugunu yazar. Turkistan     Milli Birligi cemiyetinin kurulusundan kisa bir sure sonra,      daha once kurulmus olan birlikleri topluca bir cati altinda      birlestirebilmek icin calismalar basladi. Bu birlesmelere      katilanlarin hepsi biliyor ve anliyordu ki, kucuk parcalar      tek baslarina basarili olamayacaklardi. Birlik olmadan,      saglik, varlik ve bagimsizlik gerceklesemeyecekti. Birligi      gerceklestirmek yolunda atilan adimlardan biri, Mart ayinda      Sosyalist Tudesi kurulmasi oldu.60      Sosyalist Tude nizamnamesi:           1. Iktisadi sahada yer ve suyun, yeralti servetlerinin      millilestirilmesi, koy hayatinin kollektivize edilmesi,      buyuk kanallar insaatinin sosyalizmin tatbiki icin esas saha     sekline cevrilmesi, tudenin esas gayelerini teskil eder;           2. Endusrisi inkisaf eden medeni memleketlerde, maruf      amele muesseselerini, Turkistanin yerli amale teskilatina      planli olarak tatbik etmek, Turkistanin rencber dikhanini,      amale telakki etmek;           3. Turkistanin mustemlekecilerin elinden kurtularak      kendi kendini idare eylemesi, bu ulkede tabakalasma      imkaninin ve rencber sinifin kendi hukuku icin mucadele      edecek seviyeye yukselebilmesinin ilk ve esas sartidir;           4. Hur Turkistanda idare usulu rencber sinifin ve      teceddud taraftarlarin engelsizfaaliyetlerini temin eden      demokrat cumhuriyet olacaktir. Turkistanin parlamentosu,      zemstvo ve sehir idareleri, umumi ve gizli secim yolu ile      yapilir;           5. Memleketin idaresi ve burada sosyalizm tatbikinin      temini, milli ordu ile teskili ile kabil olur;           6. Turkistanda milliyet ve ekalliyet meselesi, milli      tenasup esasinda halledilir;           7. Maarif, yerli halkin memleket idaresini bizzat idare     etmelerini, tekmil asri devlet muesseselerini, asri nakil      vasitalarini, demiryolu, posta ve telgrafi, ziraat ve sanayi     muesseselerini hemen kendi eline almasini temin edecek ve      kultur sahasinda yabancilarin tesirinden kurtulacak ve      kuvvetli yerli kulture malik olacak bir kilde konulmali;      hizmet mektebi, profesyonel mektepleri acmak ve umumi      talimin tatbiki maarifin esasi umdelerinden olur;           8. Din isleri, dunya ve devlet islerinden tamamen      tecrit edilir;           9. Turkistan sosyalistler tudesi, ancak mazlum siniflar     gibi, mahkum milletlerin hukuku icin de mucadele prensibini      kendisine esas umde edinen bir internasyonele girebilir.61           "Sosyalist Tude" sonra "Erk Firkasi" adini almis ve      nizamnamesi 1926 yilinda Togan tarafindan, yukardaki dokuz      yonlendiricisi asagidaki gibi genisletilerek yayinlandi.      Erk Firkasi 1926 Nizamnamesi (Sosyalist Tude devami)           1. Iktisadi sahada tatbik edilmesi icap eden careler:                a) yer, su ve orman tamamen halkindir ve meccanen      istifade edilir;                b) maden istihsalati tamamen millilestirilerek,      mustakil Turkistan hukumetinin elinde olur. Agir endustrinin     diger kisimlarinin devlet eline gecirilmesi ise, memleketin      iktisadi cabuk duzelmesi, amele hayatinin islahi icin hususi     ellere nisbeten daha faydali olmasi ile mukayyet tutulur;                c) halk igeliginde kollektif usulu ileri surulur.      Bununla beraber Turkistanda sugarma isleri ve "haser"      (imece) usulu, irmak ve ariklar sisteminin muhafaza ve      idaresi gibi koylu dikhan kutlelerinin musterek      calismalarini talep eden hususiyetlerin ahaliye istikbalde      iktisadi ve ictimai hayatin muhtelif cihetlerini sosyalizmin     ideali olan kollektivizm esaslarinda ve umum milletin ortak      calismalari ile inkisaf ettirmeye alistirmak, bugune kadar      daginik kalip, yalniz bir arik, irmak veya asiret      cercevesinde yerlesebilen Turkistan koylulerini cemiyet      hayatina, ictimai imar islerine daha ameli bir surette      alistirmak icin en muvafik sahalar oldugu nazari itibara      alinir. Asri usullerde yeni buyuk ariklar kazmak ve butun      nehir sistemlerini tanzim edecek buyuk bentler insa etmek,      Turkistan daglarinda butun ulkenin iktisadi hayatini idare      edecek hidro-elektrik istasyonlari vucuda getirmek ve      bunlarin idaresi, kollektivizmi ve musterek milli mesaiyi      mustakbel Turkistan iktisadi hayatinin ve sanayiinin esasi      yapacaktir;                c) koy igeliginin endustrilizasyonuna calismak,      sulama ve gubreleme usulu ile yapilan ziraatin Turkistanin      her tarafinda ihyasina ve inkisafina ehemniyet vermek, Rus      istilasi devrinde Turkistanin bilhassa simal kisimlarinda      intisar eden ekspansif (yani, sulama ve gubrelemeye riayet      edilmeyen "bahari") ziraat usulunun, intensif ziraate karsi      aldigi taarruzi vaziyetini degistirmek;                d) yeni buyuk magistral kanallar kazdirmak ve      nehir havzalarinda yeni acilan sulama sahalarina her seyden      evvel coldeki ahaliyi, yani ister eskiden gocebe olan,      isterse nehirleri idare edemiyerek cole cekilip "carva"      hayati ile collerde gecinmekte olan ahaliyi iskan etmek;                e) Ruslarin muhaceret yollarini kesmek, iktisadi      hususta Turkistanlilar ile ayni seviyede olan irkdas      kavimleri ve Asya kavimlerini iskan etmek yolu ile ahalinin      kesafetini arttirmak;                f) vergilerin, yalniz parlamentodan gecirilen bir      varidatla mutenasip olmasi;                g) kooperatifin butun envaini tervic etmek ve      devlet sermayesi ile halk istikrazi bankalari acmak;                h) yeni asri sehir imarina ehemniyet vermek.      Asyanin ortacag ve ayni zamanda sihhi olmayan eski sehir      usulunun, yerli ahali arasinda eski hayat tarzinin      yasamasina sebep oldugunu gozonunde tutarak, sehrin yerli ve     Avrupaiye inkisamini sona erdirmek ve bunun icin eski sehrin     yeniden asri usulde muntazam ve daimi planli bir surette      imarini temin eden planlar tertip etmek, eski sehirlerin      sulama sistemini ve ariklarini, kanalizasyon yollarini,      munakalat yollarini, buyuk imaretlerin, park, buyuk      caddelerin ancak su yeni planlar uzerine yapilmasini,      Turkistanin butun sehir ve kasabalarinda mecbur etmek;           2. Amele meselesini halletmek yolunda gorulecek      careler:                a) mevcut beynelmilel amele ve sanatkar      teskilatini, esnaf cemiyetleri, amele kasalari, sulh      kamaralari, hayat sigortasi ve hizmet muhafazasi gibi      muesseseleri, Turkistanda da tam hukuklu ve rencber sinifin      hukukunu layikinca mudafaa edebilecek muesseseler sifati ile     vucuda getirmek, o muesseselerde yerli amaleyi asri      profesyonel ittifaklari usulleri ile is gormeye, Turkistanin     her yerinde kendi kendilerini idare etmeye kati surette      alistirmak; bunun icin hususi mektepler ve kurslar acmak;                b) devlet ve hukumet idaresinde bulunan fabrika ve     imalathanelerdeki amele hayatini, devlet idaresinde      bulunmayan muesseseler icin numune olacak tarza sokmak;           3. Turkistanin iktisaden inkisaf ve yukselmesi, ancak      bu ulkenin kendi mukadderatina kendisi malik olmasi ile      mumkun olur. Binaenaleyh Erk Firkasi, Turkistanin tam      istiklalinin elde edilmesi, ulkenin Orta Asyadaki cografi,      tabii ve iktisadi vaziyeti ile mutenasip kuvvetli ve muhim      bir uzuv sifati ile beynelmilel sahaya girmesi yolunda      ugrasacaktir;           4. Distan emperyalistlerin ve icten feodalite ve      ruhanilerin elinden azad olan Turkistanin idare usulu      demokratik cumhuruyet olur. Idare kuvvetinin butun kaynagi:      vasitasiz ve erkekle kadin musavi olarak gizli secim usulu      ile secilen parlamentodur. Vilayet ve tumen kengesleri ve      sehir idareleri yine bu esasa gore vucuda getirilir.      Turkistanda halk hakimiyeti, Avrupanin burjuva demokratik      ananelerini gecirmis olmadigindan, yerli kapitalistlerin ve      burjuvanin tazyik ve demagojisine maruz kalacagi hatirda      tutulmali ve ona karsi tedbirler alinmalidir. Turkistanda      demokrasi, halkin asagi ve ezilmis tabakalari icinden hur ve     serbest mucadelelerde yeni kuvvetlerin cikmasini temin      edecek mahiyette olmalidir;           5. Erk Firkasi, Turkistanin istiklalini ve mahalli halk     hakimiyetini her nevi sulh yollariyla vucuda getirmeye      calisacaktir. Bununla beraber idareyi ele almak ve aldiktan      sonra muhafaza edebilmek, ancak milli ordu teskil etmekle      kabil olacagindan, firka, Turkistanda askerligin mecbur      olmasini ve umum ahaliye askerlik ogretmek usulunu ileri      suruyor. Ayni zamanda firka, ecnebi istilasi sartlarinda da      askerligi yahut kumandayi yalniz mustevlilere munhasir      kilmak, yerli askeri Turkistan disina cikarmak, onlari      mustevli ordulari arasinda ufak parcalara taksim ederek      idare etmek yolundaki gizli ve acik tesebbuslere karsi butun     mucadelelere muzaharet edecektir;           6) Turkistanda milliyet ve ekalliyet meseleleri, devlet     idaresinde demokrat intihap usulu ile istirak etmek,      memleketin mekteplerinden ve baska umumi muesseselerinden,      milli servetinden, toprak ve sudan, ictimai is tesisati ve      issizlikle mucadele tedbirlerinden, her kavmin adediyle      mutenasip surette istifade etmesi usulu ile halledilir.      Bununla beraber, Firka, millet ve kabile teskilatinda her      zaman harici emperyalistlerin desiselerine alet olan      feodalizm ve asiret esaslari ile cidden guresir ve      Turkistanda ahalinin ekseriyetini teskil eden irka mensup      olup, ayri ayri harslari da henuz tesekkul etmeyen etnik      zumrelerin hepsine ortak, umumi Turkistan medeniyeti vucuda      getirmek ve onu kuvvetlendirmek, inkisaf ettirmek yolundaki      tedbirlere yardim eder. Ayri ayri kabilelerin orf ve      adetlerine, dini mezheplere mustenit hukuk yerine, asri      kanunu medeni ve asri yargi ithali de asiret an'anatini ve      musavatsizligini ortadan kaldirmaya sebep olur;           7) Turkistanda maarif, baslica Turkistan ahalisine      maddi ve manevi sahalarda cabuk terakki yollarini gostermek,     halk hakimiyetini kuvvetlendirmek, maliye, sanayi ve teknik      sahalarinda, demiryolu, telgraf islerine ait malumati,      Turkistanin istiklalinden sonra da bu ulkede sadece ahali      sifati ile yasayip kalacak olan sabik mustevlilerin elinde      monopol olmaktan kurtararak yerlilerin eline gecirmek, sinif     imtiyazlarini temelinden ve kalblerden silmek, yeni halk      demokrasisi medeniyeti vucuda getirmek maksatlarina      muteveccih olmalidir. Hizmet mektebi usullerinin tatbiki,      umumi meccani iptidai talim. Turkistanlilari Avrupanin en      mutemeddin milletlerinin medeniyeti ile vasitasiz tanitmak      da firkanin maarif sahasindaki esas isteklerindendir.      Maarifin devlet butcesi ile temin olunan kadrosundan      istifade eylemek, memleketteki butun milletlerin ve      siniflarin nufus adetleriyle mutenasip surette olmalidir.      Ahalinin digerlerine nisbeten geri kalan kisimlarinin      tahsile ragbetsizligi ve itinasizligi, bunlarin hisselerinin     daha cok zengin ve caliskan ve kurnaz olan kisimlarinin      ihtiyarina, eline gecmesine imkan vermemeli ve bu husus      temin edilmelidir. Bununla beraber Erk Firkasi, maarif      butcesinin tertip ve taksimatinda koylu ve rencber      siniflarinin ve bazi milletlerin ve tabakalirin maarif      meselesinde, bugune kadar fazla ihmal edilmis olduklarini      gozonunde tutarak, bunlarin evvelce kaybettiklerinin telafi      edilmesine ayrica ehemniyet verir;           8. Din meselelerinde vicdanin tam hurriyeti, dinin      herkesin hususi isi olmasi, dinin dunya ve devlet islerine      karistirilmamasi gibi esaslar tabik edilmelidir. Hukumet ise     din meselelerine ancak dini ayinlerin amme asayisini      haleldar etmemesi, dini propagandanin da siyasi maksatlara      hizmet etmeyecek, emperyalistlere ve dahildeki terakki ve      halk hakimiyeti dusmanlari lehine alet olmayacak mahiyette      olmasi gibi cihetlere bakar;           9. Erk Firkasi ancak milliyet esasini taniyan mazlum      siniflarin ve mahkum milletlerin is birligini samimi bir      surette temin edecek olan enternasyonale girebilecektir.62           Butun toplumsal yonetim dusunceleri bastan bir cati      altina toplanabilmis olsa idi, ilk an'da yapilabilirdi.      Turkistan toplumunu bir araya getirebilmek icin calismalar      suruyordu:            "1921 yili Temmuz ayinda Turkistana gelen Buyuk Millet           Meclisi azasi Soysalli Ismail Suphi Bey, bazi cedid           liderlerin arzilarina uygun olarak 30 Temmuz tarihi ile          'siyasi ve ictimai ilmihal' yazip vermisti. 7 kisimdan           ibaret olan bu ilmihalin ilk kismi 'siyaset kaideleri'           10 madde; ikinci kismi 'askerlik kaideleri' 7 madde;           ucuncu 'maarif kaideleri' 11 madde; dorduncu 'sihhat ve          riyazet kaideleri' 13 madde; besinci 'iktisat           kaideleri' 11 madde; altinci 'din ve ahlak kaideleri'           17 madde; yedinci 'umumi kaideler' 3 madde; ceman 72           maddeden ibaretti. Bu ilmihale program ismi verilmisse           de hakikatte irsat ruhunda yazilan bir ilmihalden           ibaretti."63            1919-1924 yillari arasinda, Asya'nin Batisinda oturan      Turkler de, Turkiye Buyuk Millet Meclisi (TBMM) yonetiminde,     isgalci yabanci ordulara karsi bir Bagimsizlik Savasi      veriyorlardi. Bati Turkleri, bir yandan da kendilerini      toplumsal ve ulusal varlik yolunda toplamaya calismakta      idiler. 1917 de yikilan carlik Rusyasinin yerine gelen      Bolsevikler ile TBMM'nin ister-istemez askeri, siyasi,      iktisadi iliskileri olmustu.64 Cunku, ozellikle 17ci      yuzyildan bu yana, carlik Rusyasi'nin gozu ozellikle On Asya     ve ozellikle Turk topraklarinda idi. 17ci yuzyildan      baslayarak, carlik Rusyasi her kusak'ta Osmanlilardan toprak     kopariyordu. Carlik Rusya'sinin cokmesinden kisa bir sure      sonra, TBMM ve Bolsevikler 1921 yilinda Kars Anlasmasi ile      sinirlarini belirlemislerdi.65 TBMM Ve Bolsevikler      Buyukelci degis-tokusunda bulundular.66 Rus carliginin      Turklerin bagimsizligini ortadan kaldirmak --ve bolusturmek-     - istedigini 19 ve 20ci yuzyil carlik kaynaklarina dayanarak     belgeleyen bir kitap ta bu surecte Bolseviklerce      yayinlanmisti.67 Bolsevikler, bu kitabi ve icindeki      belgeleri yayinlayarak, carlik Rusyasinin yolundan      gitmeyeceklerini ileri surmek istemislerdi.68 Buna      bakmayarak, Ikinci Dunya Savasinin sonunda Stalin, Birlesmis     Milletler kurucu uyelerinden olan Turkiye Cumhuriyetinden      toprak isteyip tehditlerde bulundu.69 Stalin'in bu toprak      istegi, 1921 Kars anlasmasi ile duzenlenmis olan Turkiye      Cumhuriyeti ve SSCB sinirlarinin bozulmasini iceriyordu.           Turkistanda bu suredeki degisik toplumcu ve cogulcu      yonetime katilim birimlerinin birlesme calismalari sirasinda     Cedid Terakkiperver Tudesi olustu.&lt;br /&gt;     Cedid Terakkiperverler Tudesi Nizamnamesi:           1. Milli harsa malik mustakil millet olarak yasamak,      hayatin esasidir. Bu, butun milletlerin idealidir. Bizim      maksadimiz, Turkistanin mustakil ve hukumetin milli      olmasidir. Milliyet, dil, din, an'anat, edebiyat ve adat      birligine istinat eder.           2. Hur Turkistanda devletin sekil ve idaresi cumhuriyet     olup, hakimiyet menbai demokrasi usullerine muvafik olarak      secilen Millet Meclisi, vilayet ve sehirlerde Il Meclisleri,     ve Sehir Meclisleridir.           3. Merkezi hukumet azalari, Millet Meclisinin tasvibi      ile cumhurreisi tarafindan, vilayetlerde hukumet      mumessilleri (Valiler) ise, merkezi hukumet tarafindan      tayin; vilayet ve sehir idare muesseseleri de kendi      meclisleri tarafindan secilir. Millet Meclisi, cumhurreisi      ve vilayet meclislerinin intihap usullerine, adet ve      muddetlerine ait tafsilat, mustakil Turkistanin birinci      Kurultayi tarafindan tayin olunur.           4. Turkistanda Turk olmayan milli ekalliyetler de      medeni muhtariyet hukukundan istifade ederler. Turk unsuruna     mensup kabileler eskisi gibi kuvvetli Turkistan medeniyetini     vucuda getirmek ugrunda mutenasit bir surette clismalidirlar          5. Turkistan milli hukumeti, Turkistan milli askerine      istinat eder. Askerlik mecburidir.           6. Dahili asayisi muhafaza icin vilayet idareleri,      yerli polis teskil ederler ve bu teskilat, memleketin umumi      mudafayi milliye idaresine de merbut olur.           7. Memlekette vicdan hurriyeti tam olur. Dini ayinlerin     hur surette icrasi devlet himayesi ile temin edilir.      Memlekette ecnebi misyonerliklere musaade edilmez           8. Matbuat ve nesriyat hurriyeti ve hurriyeti sahsiye      devletin esasi kanunu ile temin edilir.           9. Memleketin esas vergisi, kazancla mutenasip olur.      Mirastan da o nisbette vergi alinir. Turkistanda eski      zamanlardan kalan ortacag vergileri lagvedilir.           10. Toprak meselesinde esas, su ve topragin ve yerin      altinda ve ustundeki madenlerin ve ormanlarin devlet mulku      olmasidir. Toprak dikhanlara hususi mulk olarak verilir           11. Hususi sahislar yekdigerleri ile su ve toprak      mubayaasi yapamazlar, butun toprak ve su muamelesi devlet      eli ile icra olunur. Topragin temelluk hukuku mahalli      sartlara gore kanunen tayin edilir.           12. Turkistanin azadligi, ancak iktisadi  istiklal      mahiyetinde olabilir. Bunun icin Turkistanin diger komsu      devletler ile iktisadi munasebetinin asri bir kilde ihya      olunmasina ve inkisafina calisilir.           13. Turkistanda toprak meselesinin esasi, sudur. Buna      binaen butun kuvvet sulama ile umrani genisletmeye      sarfedilir. Su idaresi isini ayrica bir ehemniyetle tanzim      etmeye tesebbus edilir.           14. Turkistanda, bilhassa Kazak, Kirgiz ve Turkmen      ellerinde en muhim mesele, gocebe kavimlerin medeni hayata      gecmesidir. Bu mesele buyuk nehirler uzerinde yeni sulama      sahalari acmakla temin edilir. Turkistanda, Turk irkindan        olan kavimlerden ve muslumanlardan baska, muhacir      getirilmez. Gocebelilerde gocebe usulunde hayvan yetistirme,     medeni usulle yetistirmege tebdil edilip inkisaf ettirilir.           15. Turkistanda isci meselesinin halli, milli sanayiin      inkisaf ettirilmesine merbuttur. Amelelerin calisma      sartlari, is saati, kucuklerin ve kadinlarin hizmetlerini      muhafaza ve sigorta ve baska meseleler ise, Avrupalilar gibi     muterakki milletlerdeki usuller ile tanzim edilir.           16. Adliye meselesinde mustakil ve herkese musavi      adalet, butun ulke ahalisi icin mezhep ve din farkina      bakmadan, asri kanunlarin kabul ve tatbiki ile temin olunur.          17. Maarif hususunda umumi meccani iptidai talimin      tatbikine calisilir. Memleketin kendi tebaalari, devletin      menfaatine aykiri olmamak sarti ile hususi mektepler tesis      etmekte hicbir mani gormezler.           18. Turkistanda bilhassa profesyonel mekteplerin      tamimine, Avrupaya talebe gondermege ehemniyet verilir.           19. Kadim bir medeniyetin ocagi olan Turkistanda      asirlardan beri terakum edip gelen medeniyet eserlerinin      muhafazasina ve bunlarin da yerli hars ve medeniyetin      yukselmesine hizmet edecek bir sekle sokulmasina calisir.70           Goruldugu gibi, sosyalist olsun, dindar da, uluscu da;      butun Turkistanli dusunurlerin oncelikle ele aldiklari      konular: egitim, toplum'un ortak geliri, bagimsizlik ve      guvenligidir. Bu ortak dusuncelerin biraraya getirilmesi, bu     Cogulcu Yonetim Gundemlerine bir "Anayasa" niteligi verdigi      de gozden kacmamalidir. Bununla birlikte, bu anayasa      duzeninin de yalnizca dis etkenlerle Turkistanli      dusunurlerin yazilarina ve calismalarina girdigi soylenemez.     Togan, 20ci yuzyilin baslarinda yazilan bu Cogulcu Yonetim      Gundemleri uzerinde hic bir dis etken olmadigini vurgular.      Ozellikle, ABD ve Ingiltere'nin cogulcu yonetimi uzerine o      gunlerde Turkistanda hicbir bilgileri olmadigini belirtir.      Neden olarak ta, bu tur yonetimleri iceren kitaplarin o      yuzyilin okullarinda okutulmadigini gosterir.            Bu tur dis etkenler olmadan, Turkistanli dusunurler      cogulcu yonetim'i duzenlemek uzerine dusunce yuruturlerken      ne gibi kaynaklar kullanmislardir? Togan'in aciklamasini bir     yana birakacak olsak bile, yukarda da belirtildigi gibi, bu      gelenek Orta Asya'nin kokunde yatmaktadir. Yalniz tore ve      geleneklerle degil, yazili olarak ta yasatilmistir.            11 ci yuzyilda yazilmis olan Kutadgu Bilig kitabi, bir      anayasa duzenindedir. Kutadgu Bilig, icerdigi ilkeler      uzerinde neden durulmasi gerektigini de anlatmaktadir. Bu      ilkelere ne yol ile varilacagini da aciklar.71 Okundugunda      da gorulecegi gibi, Kutadgu Bilig her anlamda ileri      toplumculuk gorusunu belirtir.72 Baska bir gorus ile,      Kutadgu Bilig bir "Tug Baglamak Tuzugu" dur. Bir toplumun      uyum ve hosgorurluluk ile ic ve dis iliskilerini duzenlemesi     gerektigini ornekleri ile verir.73 Eger bir toplum icinde      yalniz tek bir dusunce ve eylem duzeni kok salacak olursa, o     toplum tek yonlu kalacaktir. Boyle bir toplum'un da uzun      sure bagimsizlik ve benligini koruyamayacagi Turk tarihinden     de acikca gorulebilir.            Gunumuzden altiyuz yil kadar once yazilmis bir kitaba      gore, hanedanlarin zaman ile gucsuz dustukleri ve bu durumun     da hanedanlarca yonetilen devletlerin cokmesine yol actigi      anlatilmistir.74 Hanedanlari ayakta tutmak icin, hanedan'in      uyeleri olmayan kisilerden bir yonetici takiminin      (burokratlar ve burokrasi) kurulmasi ve gundelik islerin bu      takimin eline birakilmasi uygulamasi da yeni degildir.      Kutadgu Bilig bu yonde de yol gosterir. Ayrica belirtilmesi      gerekir ki, Kutadgu Bilig cok yonlu ve varlikli bir dusunce      kaynagidir.75           Hanedan disi kisilerden kurulmus yonetici takimin, bir      sure sonra kendi icinde yeni bir hanedan gibi davranmaya      baslamasi da sorunlar acmaktadir. Bu da, Tug Baglamis      devletin gelecegi icin saglikli olmayabilir. Osmanli      devletinden de bu yonde ornek verilebilir. Dolayisi ile,      toplumun kendini yonetime katilmasi kacinilmazdir. Bu      yoldan, toplum kendi egitim'i, ortak geliri, bagimsizlik ve      guvenligini elbirligi ile saglamak icin adimlar atar.           1924 yilinda Turkistan Bagimsiz Cumhuriyetine dis      etkenlerce son verilmesi de, 19cu yuzyilin sonlarindan      baslayarak 20ci yuzyilda da suren Turkistan bagimsizligi      calismalarina ara verdirdi. Ancak, o sure icinde yapilan      calismalarin verdigi urunler elde bulunmakta, bundan sonra      yapilacak atilimlara isik tutmaktadir. Bu belgeler,      "tekerlegin yeniden bulunmasini" bir yerde gereksiz      kilmakta, ilerde yapilabilacak yeni bir yapinin temelini      olusturmaktadirlar.           Saglikli bir toplum icinde bir'den cok dusunce ve      eylem'in yer almasi dogaldir. "cogulcu duzen" bunu      gerektirir. Toplumun kendini, kendi icinde dengelenmesini      saglar. Onemli olan, toplumun kendi bagimsizligini elde      tutmak, surdurmek ve oz mayasini arilastirmak isteginin      gucudur. Eger toplum'un bu istekleri baski altinda kalacak      olursa, patlama olacaktir. Turklerin gecmiste (ornegin,      Kultigin yazitlarinda sozu edildigi gibi) tutsak edilmeleri      ve bu tutsakliga bas kaldirarak bagimsizliklarini yeniden      elde etmeleri gibi.            Ancak gunumuzde "tutsaklik" kosullari degismektedir.      Dis bir ordu'nun gucu tek basina bir toplulugu tutsak etmeye     yetmez. Bilgisi olan toplum, buyuk isgalci ordularini      yenmeyi de bilir. Varligini kullanmasini ogrenir. Cunku,      varligini kullanmasini bilmeyen, bilgisini de      ilerletemeyecektir. Bilgisiz kalan toplum da, varligini da      kaybederek gene tutsak dusecektir.           Bir toplumun en onemli varligi, toplumun bireyleridir.      Bu bireylerin en onemli varligi da, o toplumun uyesi olmak      istemeleridir. Bu da --yazili olmasa bile-- karsilikli bir      sozlesmedir. Bireyler istedikce, toplum canli kalir. Canli      kalan toplum da bireylerin temel gereklerini karsilamakla      gorevlidir.76           Sonuc olarak: Boslukta cogulcu yonetim olamaz.      Yonetimimin kimin cikarina olacagi dusunulmelidir. Eger      toplum kendi yonetimine, kendi kurdugu cogulcu yonetim      birimleri ile katilmiyorsa, yonetim cogulcu degildir.      Bireyler de bunu gorur gormez, toplumdan soguyabilirler ve      ayrilmak isteyebilirler. Toplum canliligini ve yasama gucunu     yitirir. Bu arada, toplumun belirli kesimleri de duzeni      degistirme calismalarina baslayabilirler. Guc kullanarak, bu     degisikligi yapabilirler. Bir devrim yer alabilir. Her      devrim, toplumun gelismesini yavaslatabilir, geciktirebilir.     Toplumun biliginin ve toplu varliginin azalmasina neden      olabilir. Sonucunda da kayip, toplumun ve toplumu olusturan      butun bireylerindir. Dolayisi ile, toplumun bireyleri      birlikte calismak gerektigini gorurler. Kutadgu Bilig bu      yonde de deneylere dayali guclu ogutler verir.            Gecmisteki olaylara bakarak uzulmek, ilerlemeyi      saglamaz. Ancak, gecmis olaylara bakilip ders alinabilir.      Yapilan yanlislardan deney cikartilmasi bu yonden      saglanabilir. Yirminci yuzyilin basinda cogulcu yonetim      gundemleri yazanlarin da ozellikle uzerinde durdugu gibi,      kendini ogrenmek bu atilimlarin en onemlilerindendir.      Kendini ogrendikten sonra, bir toplum'un kendi benligini ve      maya'sini komsularina etkinlikle anlatmasi gerekir. Eger bu      yapilmaz ise, toplumlar arasinda pek cok yanlis      anlasilmalara yol acilacaktir. Yanlis anlasilmalar ise      toplumlarin arasinda sicak savas'a kadar uzanan bir yol'un      baslangicidir. Bir toplum'un etkinlikle kendini      tanitabilmesi ise, dunya'da konusulan diger dilleri cok iyi      bilmesini gerektirir. Boylelikle, araya dilmac koymadan,      dogrudan-dogruya diger toplumlarla dusunce alis-verisine      girilebilir. Baska bir deyisle, bir toplum'un dunyadaki      yerini alabilmesi icin, kendi isini kendi gormesi gerekir.      Turk atasozu: "Kurt'a sormuslar, boynun neden kalindir?      Karsilik vermis: Her isimi kendim gordugum icin." Dolayisi      ile, simdi olaylari baslatmak sirasi Turkistanlilarindir. Bu     yonden, kendi oz kaynaklarindaki temel bilgilerle is'e      girisebilirler. "Yanlis bilgi, felaket kaynagidir."77           Bir bilgi birimi'nin dogru ya da yanlisligi nasil ve      nereden anlasilir? Diger bilgi birimleriyle      karsilastirilarak. Bilgi'nin kaynaklari uzerine sirali ve      duzenli sorular sorarak. Arastirma'sini yaparak. Temel'ine      vararak. Bilgi oyle bir varliktir ki, bilinmeden bilinemez:           Bilgi'yi buyuk ve anlayisi ulu bil; seckin kul'u bu iki     sey yukseltir.\ Buna sahit olarak, iste su soz geldi; bu      soz'u isit ve bu hususta sozunu kes.\ Anlayis nerede olursa,     orasi ululuk kazanir; bilgi kimde olursa, o buyukluk bulur.\     Anlayisli olan anlar, bilgili olan bilir; bilen ve anlayan      her vakit dilegine erisir.\ Bilginin manasini bil; bak,      bilgi ne der: bilgi'yi bilen insandan hastalik uzaklasir.\      Bilgisiz insan hep hastalikli olur; hastalik tedavi      edilmezse, insan cabuk olur.\ Ey bilgisiz, git, hastaligini      tedavi ettir; ey mes'ut alim, bilgisizligin ilacini sen      soyle.\ Anlayis bir yulardir; insan o'nu elinde tutarsa,      dilegine erisir ve butun arzularina nail olur.\ Anlayisin      insana faydasi cok olur; insan bilgi bilirse, aziz olur.\      Butun isini-gucunu anlayis yolu ile yap; eline gecen bu      zamani israftan bilgi ile koru.78&lt;br /&gt;KAYNAKLAR:  1. 1919-1924 Turk Kurtulus savasinin ileri gelenkomutanlarindan, "Sark Cephesi Kumandani" General KazimKarabekir, yazdigi Cihan Harbine Neden Girdik, Nasil Girdik,Nasil Idare Ettik (Istanbul, 1937) adli kitabin kapagininuzerine koydugu giris sozleri.     2. Bu yonde cok gorusler yayinlandi. Ornek olarak        bak: Moscow News, October 1, 1989; Veteran, October         2-8, 1989, Translated in JPRS-UPA, No. 68, December 19,     1989; I. Krylova,  "Belgiya: Opyt Resheniya NatsionalnykhProblem" Politicheskoye  Obrazovaniye, No. 6, 1989. Cf. ThomasS. Szayna, The Ethnic  Factor in the Soviet Armed Forces(Santa Monica: Rand, 1991)  Sayfa 27.    3.  Alexander Hamilton, James Madison, John Jay, FederalistPapers, Clinton Rossiter (Ed.) (New York, 1961).     4. Boyle bir "federasyon" u gerceklestirmek icin,Federalist  Papers kitabi'mim Ruscaya cevirisi de yaptirildi.Bak:  Amerikanskie federalisty: Gamilton, Medison, Dzhei.Tercuman:  Gregory Freidin (Benson, 1992). &lt;br /&gt;   5. Bu yazilarin tumu "Publius" takma adi ile imzalanmisidi.    6. ABD Anayasasi pek cok defa yayinlanmistir. Bu yazida, asagidaki kaynak kullanilmistir: E. Finer, Five Constitutions (London, 1979).     7. Rus gorusu acisindan bu eylemin aciklanmasi icin bak: M. A. Terentyef, Russia and England in Central Asia. F. C.Daukes,  Tr. (Calcutta: Foreign Department Press, 1876). 2Vols. Ruscasi  St. Petersburg'da, 1875 yilinda yayinlandi; N.A. Khalfin, Politika rosii v srednei azii, 1857-1868 (Moscow,1960);  Ingilizcesi: Russia's Policy in Central Asia1857-1868, Ceviren  Hubert Evans (Oxford: Central AsianResearch Centre, in association with St. Antony'sCollege-Soviet Affairs Study Group,  1964). Ek olarak, bak:Charles Marvin, The Russian Advance  Towards India (London,1882). Marvin bu kitapta Rus isgal  ordulari subay vegeneralleri ile yaptigi konusmalarin ozetlerini  de aktarir.    8. Hugh Seton-Watson, The Russian Empire, 1801-1917(Oxford,  1967); Richard Pipes, The Formation of the SovietUnion (Harvard,  1970) Ikinci basim; G. Wheeler, The ModernHistory of Central  Asia ((New York: Praeger, 1964). &lt;br /&gt;   9. Bak: Finer, Five Constitutions.    10. En onemlilerinden biri icin bak: Isaiah Berlin, Russian Thinkers, H. Hardy and A. Kelly (Eds.) (London, 1978).     11. George J. Demko, The Russian Colonization ofKazakhstan,  1896-1916 (Bloomington: Indiana University Press,1969) Uralic  and Altaic Series, Vol. 99; R. Pipes, Formationof the Soviet Union.     12. Sodruzhestvo Nezavisimikh Gosudarstv --SNG;Commonwealth  of Independent States --CIS.    13. Wheeler, Sayfa 154-155.     14. "Union of Independent States."    15. Bak: Rabochaya tribuna, 7 Agustos 1992. Cf. J. HolbrookNotes on Russia &amp; Central Eurasia, Sayi 19, 20 Agustos 1992. Sayfa 3. &lt;br /&gt;   16. Bak: D. Beachley, Notes on Russia &amp; Central Eurasia, Sayi 19, 20 Agustos 1992. Sayfa 1.    17. Ornegin bak: O. Caroe, Soviet Empire (New York: St. Martin's Press, 1954).     18. "Orta Asya" deyimi oldukca yeni bir politik soz'dur. Togan, bu bolge'ye yazili tarih baslangicindan bu yanaTurkistan  adi verildigini kaynak gostererek belirtir. Ornekolarak, bak: Z. V. Togan, Tr., Risala: Ibn Fadlan'sReisebericht (Leipzig, 1939);  Yakut-i Hamavi, Mujam al-Buldan(Turkistan maddesi) (Beirut,  1957); J. Marquart, Eransahrnach der Geographie des Ps. Moses  Xorenac'i (Berlin, 1901).     19. Wheeler, pp. 104-105.    20. A. Park, Bolshevism in Turkestan 1917-1927 (Columbia, 1957).&lt;br /&gt;   21. Kazim Karabekir, Cihan Harbine Neden Girdik, Nasil Girdik, Nasil Idare Ettik (Istanbul, 1937). Sayfa 204.    22. Bak: H. B. Paksoy, "Basmachi" Modern Encyclopedia of Religions in Russia and Soviet Union (Academic International Press, 1991) Cilt 4, Sayfa 5-20, ve kullandigi kaynaklar.     23. Bak: Society for Central Asian Studies, Programmnie dokumenti musulmanskih politicheskikh partii 1917-1920 gg. Reprint Series No. 2. (Oxford, 1985).     24. Bak: Turk Ademi Merkeziyet Firkasi, 23 Agustos 1917.Tam  metin ve yeniden yayinlanma ayrintilari asagidaverilmistir.&lt;br /&gt;   25. Z. V. Togan, Bugunku Turkili Turkistan ve Yakin Tarihi (Istanbul, 1981) Ikinci Baski. Sayfa 28-29.     26. Togan Turkili Turkistan, Sayfa 39; Dipnotu 18.     27. Togan, Turkili Turkistan, Sayfa 37.&lt;br /&gt;   28.  H. B. Paksoy, "Turk destanlari ve Dede Korkut." Baku'da, 1992 yili Mayis ayinda Azerbaycan CumhuriyetiAkhundov  Devlet Kutuphanesinde yapilan toplantida okunanbildiri; Ek  olarak, Kitabi Dede Korkut (Baku, 1988). DedeKorkut'un dunya  dillerine cevirileri icin bak:  H. B. Paksoy,"Introduction to  the Dastan Dede Korkut" Soviet Anthropology&amp; Archeology (New  York) Vol. 29, No. 1 (Summer, 1990); H. B.Paksoy, (Ed.) Central  Asia Reader (New York, 1993)(Baskidadir).    29. Dede Korkut kitabinda da bir ornegi vardir. Ek olarak, bak: B. Ogel, Turk Kultur Tarihine Giris (Istanbul, 1991).    30. Kul Tekin Yazitlari, Dogu yuzu, 22ci satir. M. S. 730cu yillarda dikilmistir. Bak: T. Tekin, A Grammar of OrkhonTurkic  (Bloomington: Indiana University, 1968). Uralic andAltaic  Series, Vol. 69. &lt;br /&gt;   31. Huseyin Namik Orkun, Eski Turk Yazitlari (Istanbul: Devlet Basimevi, 1936). Turk Dil Kurumu. Cilt 1. Sayfa 39-40.&lt;br /&gt;   32. Bu olaylarin topluca yazilmasi ve topluma aktarilmasi, eli kalem tutan tarihcilerin calismalarini beklemektedir.    33. Bir bolumu ve kaynaklar icin bak: D. Sinor (Ed.), The Cambridge History of Early Inner Asia (Cambridge, 1990).    34. H. B. Paksoy, "Turk Tarihi, Toplumlarin Mayasi, Uygarlik" Annals of Japan Association for Middle EastStudies.  (Tokyo) 1992, No. 7. Sayfa 173-220.    35. Bak H. B. Paksoy, "Introduction." (as Special Editor of "Muslims in the Russian Empire: Response to Conquest") Studies  in Comparative Communism Vol. XIX, Nos. 3 &amp; 4,Autumn/Winter  1986.  Pp. 247-251; H. B. Paksoy, "Chora Batir:A Tatar  Admonition to Future Generations."  Studies inComparative  Communism Vol. XIX, Nos. 3 &amp; 4, Autumn/Winter1986.  Pp. 253-265,  ve kullanilan kaynaklar.     36. Kafkaslarin nufusu, 1928 Rus askeri isgali sonucu, "Rus vatandasligina" carlik emri ile alindilar. Bak: Audrey L. Altstadt, Azerbaijani Turks: Power and Identity under Russian Rule (Stanford: Hoover Institution Press, 1992) Studies of Nationalities Series. &lt;br /&gt;   37. 11 ci yuzyilin Turk dusunuru Kasgarli Mahmut ta, Turk boylarinin ve uruklarinin adlari ile bilindiklerini acikligiile  ortaya koyar. Bak: Kasgarli Mahmut, Kitab Diwan Lugat atTurk.  Ilk yayin: Kilisli Rifat (Istanbul, 1917-19). 3 cilt.Daha sonra  B. Atalay tarafindan yeniden yayinlandi: DivanuLugat-it-Turk  Tercumesi (Ankara, 1939-1941). 3 cilt.Ingilizceye cevirenler: R.  Dankoff with J. Kelly, Compendiumof Turkic Dialects (Cambridge,  MA., 1982-84). 3 cilt.     38. Z. V. Togan, Oguz Destani: Residettin Oguznamesi, Tercume ve Tahlili (Istanbul, 1972). Oguz destaninin diger basimlari icin bak: H. B. Paksoy, "Introduction to the Dastan Dede Korkut" Soviet Anthropology &amp; Archeology (New York) Vol.29,  No. 1 (Summer, 1990).     39. Hiva Han'i Ebulgazi Bahadur Han (1603-1663), kendine bagli Turkmenlerin istegi ile (1659 yilinda tamamlandigi dusunulen) Secere-i Terakime ve sonra da Secere-i Turk kitaplarini yazdi. Ebulgazi'nin bu kitaplari Ingilizce ve Fransizca'ya cevrildi. Bak: [Bentinck] Historie Genealogique   des  Tatars (Leiden, 1726), two Vols.; Abu Al Ghazi Bahadur, A History  of the Turks, Moguls, and Tatars, Vulgarly calledTartars,  Together with a Description of the Countries TheyInhabit  (London, 1730), two Vols.; [Miles] Genealogical Treeof the Turks  and Tatars (London, 1838). Desmaison'un yayinahazirladigi  Terakime'nin 1871 yilinda St. Petersburg'datipkibasimi yapildi,  daha sonra da bir Fransizca cevirisiniyayinladi. Secere-i  Turk'un Bati dillerine yeni bircevirisinin yapilma gunu coktan  gelmis bulunuyor. Bak: F.Hofman Turkish Literature: A Bio-  Bibliographical Survey(Utrecht, 1969).    Secere'nin ilk bilinen Rusca cevirilerinden biri de Rodoslovnoe drevo tiurkov'dur. O cilt yayina hazirlanirken,son  soz'u, bir Sagay Turk'u olan N. Katanov (1862-1922)tarafindan  yazilmis idi. Anlasildigini gore, bu 1906 dayayina hazirlanan  kitap 1914 yilina kadar basilmadi.Basildiginda da, Katanov'un  adinin ve yazdigi sonsoz'unkitaptan cikarildigi goruldu. Bak: A.  N. Kononov,Rodoslovnaia Turkmen (Moscow-Leningrad, 1958), sayfa 181. Nedenini anlamak icin, Z. V. Togan'in Hatiralar(Istanbul,  1969), kitabini okumak yeterlidir. Togan 1917yilinda Katanov ile  konusup, ayrinti vermistir. Katanov'un buSonsozu, saklandigi  yerde, gun isigina cikarilmayi bekliyor.&lt;br /&gt;   40. H. B. Paksoy, ALPAMYSH: Central Asian Identity under Russian Rule (Hartford, CT: AACAR Monograph Series, 1989).    41. H. B. Paksoy, "Turkbilimci Ebubekir Ahmedcan Divay."  Turk Kulturu (Ankara) Sayi 309, Yil XXVII, Ocak 1989. Pp.49-54;  Hugh Seton-Watson, The Russian Empire, 1801-1917;Richard Pipes,  The Formation of the Soviet Union.     42. Yusuf Akcura, "Uc Tarz-i Siyaset" Turk gazetesi(Kahire)  1904, Sayi 24. 1904. Bu yazi, 1912 yilindaIstanbulda bir  kitapcik olarak basildi; Turk Tarih KurumuncaAnkarada 1976  yilinda yeniden yayinlandi. Ingilizcesi icinbak: Ceviren: David  Thomas, "Three Policies" Central AsianMonuments, H. B. Paksoy  (Ed), (Istanbul: Isis Press, 1992).     43. Yayinlanmis programlari icin bak: Society for Central Asian Studies, Programmnie dokumenti.    44. Turk Amemi Merkeziyet (federalist) Firkasi. Yayina hazirlayan Ahmadjan Madaminov ve Said Murad, "TurkistandaHalk  Cumhuriyeti" Fan ve Turmus (Taskent) No. 7, 1990. &lt;br /&gt;   45. Kusbeyi, Orta Asya hanliklarinda yuksek orun kertelibir  devlet gorevlisi olup, bu gorevin nitelikleri, hanliginagore degismekte idi. Onceleri, avci doganlarina bakan kisilere verildigi biliniyor.     46. Tokyo University of Foreign Studies ogretim uyesi.     47. Togan, Turkili Turkistan, Sayfa 362.     48. Komatsu, bu Meramname ve Nizamname'ye kol cekenlerin bilinen kisiler oldugunu da vurgulamaktadir. Bak: HisaoKomatsu,  "The Turkic Federalist Party in Turkistan: APreliminary  Analysis" AACAR Bulletin Vol. V, No. 1 (Spring,1992).     49. Society for Central Asian Studies, Programmnie dokumenti, Sayfa 70. Ilk Musavat partisinin gundeminin 1912 yilinda yayinlandigi belirtiliyor. Bak: Altstsdt, Azerbaijani Turks, Sayfa 72-73.     50. Altstadt, Azerbaijani Turks, Sayfa 81.     51. Tadeusz Swietochowski, Russian Azerbaijan, 1905-1920 (Cambridge University Press, 1985). Sayfa 86. Ek olarak, bak:T.  Z. Tunaya Turkiyede Siyasi Partiler, 1859-1952 (Istanbul,1952).  Son yillarda yeni baskisi yapildi.     52. Society for Central Asian Studies, Programmniedokumenti  Sayfa 70-79.     53. Azerbaycan Turkleri, yazilarinda yillardan beri kendilerini boyle tanitiyorlar.    54. Azerbaycan Dircelis Partiyasinin Meramnamesi ve Azerbaycan Dircelis Partiyasinin Nizamnamesi. (Baku, 1989). 9 Sayfa. Tiraj: 1000 nusha. Boyutlari: 15 X 19 cm.&lt;br /&gt;   55. Azerbaycan Halk Dircelis Partiyasinin Programi ve Nizamnamesi. (Baku, 1991). 14 sayfa. "T. 100N." ve "G: 50G." kayitlarini tasiyor. (Tiraj 100 nusha?)(Giymati 50 gapik?). Boyutlari: 15 X 19 cm.     56. Ornek olarak bak:  Azerbaycan Milli Istiklal Partiyasinin Rehber Senedleri. (Uzerinde tarih olmamasina karsilik, icindeki senetlerde 1992 yili gorulmektedir). Bakuda  basildigi dusunuluyor. Tirajin 150 oldugu belirtiliyor. 23sayfa.  Boyutlari: 15 X 19 cm. Bu partinin kurucularininadlari ve  meslekleri acik olarak birinci sayfada yer aliyor.    Azerbaycan Milli Istiklal Partiyasinin Nizamnamesi ise, basliginda mustakil Ictimai-Siyasi Gazet yazan Millet'in 1August  1992 gunlu No. 44 (45) da yayinlandi. (Bas yazar:Etibar Memedov;  adi gecen partinin Baskani).    Azerbaycan Sosyal-Demokrat Partiyasinin Nizamnamesi ve Azerbaycan Sosyal-Demokrat Partiyasinin Meramnamesi. 23sayfa.  Lenkeran Matbaasinda basildigi belirtiliyor. Yilbelirtilmemis  ise de, 1992 olmasi gerek. Tiraj yok. 23 Sayfa.Ancak, kitapcigin  boyutlari, diger parti programlarininyarisi kadar.    57. Bak: H. B. Paksoy, "Basmachi."    58. Cemiyet'in kurulusu ile ilgili olarak bak: Z. V. Togan, Hatiralar (Istanbul, 1969).&lt;br /&gt;   59. Togan, Turkili Turkistan, Sayfa 408-409.     60. Yilin 1922 ya da 1923 olmasi gerekir. Togan kesinlikle belirtmiyor.&lt;br /&gt;   61. Togan, Turkili Turkistan, sayfa 410-411. &lt;br /&gt;   62. Togan, Turkili Turkistan, sayfa 411-414.     63. Togan, Turkili Turkistan, Sayfa 415.     64. Turkiye Buyuk Millet Meclisi 1920 yilinin 23 Nisan'inda acilmisti. Ilgili olaylar icin, bak: H. B. Paksoy, "US and Bolshevik Relations with the TBMM: Ininitial Contacts,1919-1921"  (1990), ve kullanilan kaynaklar.    65. Bak: TBMM-Bolsevik Kars Sinir Anlasmasi (anlasmayi hazirlayan ve TBMM Basmurahhasi olarak imzalayan) Kazim Karabekir, Istiklal Harbimiz (Istanbul, 1960). Sayfa1001-1028.     66. TBMM Garp Cephesi Kumandani, Moskova'ya gonderilen ilk TBMM Buyukelcisi, General Ali Fuat Cebesoy, Milli Mucadele Hatiralari (Istanbul, 1953); General Ali Fuat Cebesoy'unSiyasi  Hatiralari. (Istanbul, 1957-1960). Iki cilt. Ek olarakbak:  (Yayina Hazirlayan) Cumhuriyet Senatosu Genel SekreteriKazim  Ozturk, Ataturk'un TBMM Acik ve Gizli OturumlarindakiKonusmalari  (Ankara: Kultur Bakanligi, 1981).    67. Razdelenie Aziatskoi Turtsii, E. E. Adamov, Ed.(Moscow,  1924). Turkcesi, Kurmay Yarbay Babaeskili HuseyinRahmi (ceviri,  Amiens-Fransa'da yapilmis) Anadolunun TaksimPlani (Istanbul,  1926). Ikinci baski (Istanbul, 1972).    68. Moskova kaynaklari, 1919-1925 surecindeki TBMM-Bolsevik iliskileri uzerinde genellikle sessizdir. Ornegin, bak:Akademia  Nauk SSSR, Institut Vostokovedenia  Problemy istoriiTurtsii  (sbornik stateii), (Moscow, 1978); B. M PotskhveriiaVneshniaia  politika Turtsii posle vtoroi mirovoi viony(Moscow, 1976).  Moskovali yazarlar genellikle ve yalnizca"Lenin ve Ataturk'un"  "dostlugu" uzerinde dururlar. Bu arada,"belge olmasi bakimindan"  26 Nisan 1920 de Mustafa Kemaltarafindan Lenin'e gonderilen bir  mektup'tan soz edilir.Ancak, bu mektubun asli yayinlanmamis ve hic kimse tarafindan gorulmemistir. Ayrintilar icin bak: Sadi Borak, Oykuleriyle Ataturk'un Ozel Mektuplari (Istanbul,1980)  Sayfa 193-196.     69. S. R. Gibbons and P. Morican, League of Nations andUNO.  (Longman, 1970).     70. Togan, Turkili Turkistan, sayfa 416-418.     71. Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig. Yayina hazirlayan:Resit  Rahmeti Arat. (Ankara: Turk Tarih Kurumu, 1974). IkinciBaski.    72. Bak: H. B. Paksoy, "Turk Tarihi, Toplumlarin Mayasi, Uygarlik"  Annals of Japan Association for Middle EastStudies  (Tokyo) No. 7, 1992. Pp. 173-220.     73. Karslastirma yapmak icin, bak: Ozbekistan Sovet Sotsialistik Respublikasining Konstitutsiyasi (esasi kanun) (Taskent: Ozbekistan Basimevi, 1984).     74. Ibn Khaldun, The Muqaddimah: An Introduction toHistory,  F. Rosenthal, Tr. (Princeton, 1967).     75. Ornegin, bak: Bahtiyar Nazarov, "Kutadgu Bilig: One of the First Written Monuments of the Aesthetic Thought of the Turkic People." AACAR Bulletin Vol II, No. 1&amp;2 (February,1989).&lt;br /&gt;   76. "Toplumsal Sozlesme" adi altinda, ozellikle Fransiz ve Ingiliz dusunurlerince 18 ve 19cu yuzyillarda bu konu'dakitaplar  yayinlanmistir. Bununla birlikte, Kutadgu Biligkitabinin 11ci  yuzyilda ve ibn Khaldun'un kitabindan da onceyazildigi  unutulmamalidir.     77. Kazim Karabekir, Istiklal Harbimizin Esaslari(Istanbul,  1933-1951). Ust kapak uzerindeki giris.     78. Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig. Yayina hazirlayan:Resit  Rahmeti Arat. (Ankara: Turk Tarih Kurumu, 1974). IkinciBaski.  Sayfa 22-23; 152-161 sayili beyitler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20074466-113519406894152446?l=toplumlarinmayasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519406894152446'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519406894152446'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://toplumlarinmayasi.blogspot.com/2005/12/h-b-paksoy-orta-asya-cogulcu-yonetim.html' title='H. B. Paksoy: Orta Asya Cogulcu Yonetim'/><author><name>kozkaman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01509500723925901663</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20074466.post-113519398605744827</id><published>2005-12-21T11:38:00.000-08:00</published><updated>2005-12-21T11:39:46.176-08:00</updated><title type='text'>H. B. Paksoy: Basmaci ve 1916-1924 Turkistan</title><content type='html'>H. B. Paksoy          TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK             (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997)                   Kultur Sanat Yayini.  165 sayfa                        ISBN 975-96079-0-5&lt;br /&gt;                    Copyright  1993  H. B. Paksoy               TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK                    kitabinin butun yayin haklari,      Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca,                         H. B. Paksoy adina                        ABD Kongre Kutuphanesi                   Copyright kutugune kayitlidir.&lt;br /&gt;12   "BASMACI" ve 1916-1924 TURKISTAN BAGIMSIZLIK SAVASI[1]&lt;br /&gt;     Rus Carligi ordularinin 1552 yilinda Kazan'i isgalederek baslayan Asya'ya yayilmalari, Asya'nin Kuzey'indensonra, 1979 yilinda Afganistan'a girmelerine kadar surdu.2 Bu ordularin buyuk toprak koparmalari 1865 de Taskent'iisgalleri ve 1880 lerde Turkmenleri Goktepe'de kirmalariile gerceklestirildi.  Bu yol'dan milyonlarca Orta Asya'liRus imparatorlugu kapsamina alindilar. 1897 carlik nufussayimina gore, Orta Asyalilar Rus carliginin ortalama bestebir'ini  (%20 sini)  olusturmakta idiler.  1917 Bolsvevikihtilali sonrasi carlik Rusyasinin yerini Sovyet SosyalistCumhuriyetleri Birligi (SSCB) aldi.  SSCB icinde Stalin'in1928-1953 yillari arasindaki tek sozlu yonetimi sirasindakasitli yaratilan aclik ve "temizleme" yolu ile milyonlarcaOrta Asyalinin kirilmasina karsilik, 20ci yuzyildaSovyetler Birligi icindeki Orta Asyalilarin nufusu gene %20den asagi dusmedi.  1936 SSCB nufus sayimini yapan Rusgorevlileri, "SSCBnin nufusunu az gostermeleri" nedengosterilerek, Stalin'in emri ile vurulularak"temizlendiler."  Bir gorus'e gore, bu olay'in gerceknedeni, Orta Asyalilarin sayisinin Stalin'in istegindenyuksek gorunmekte olmasi idi.      1905 te Japon birliklerinin carlik ordulariniAsya'inin Dogusunda yenilgi'ye ugratmalari, Asyalilarinbagimsizlik cabalarini arttirdi.  Carligin bu yenilgisininbir sonucu olarak, 1906 dan baslayarak Rus carligi'nin carbaskanliginda "Anayasal Cogulcu Yonetim'e" gecmesi sozuedildi.3   Secimler yapildi ise de, cogulcu yonetim'e gecisgerceklesmedi.4     1914 te baslayan Birinci Dunya Savasi sirasinda,carlik ordulari Avrupa sinirlarinda buyuk yenilgilereugramaya basladi. Bu durum'un sonuclarindan biri olarak,Car tarafindan 25 Haziran 1916 da, o gun'e kadar askerlikyaptirilmayan Orta Asyalilarin ordu'ya alinmasi buyruguverildi.  Orta Asyalilar carpismalara girmeyecekler, ancakcarpisanlarin icinde saklanacaklari koruma cukurlarikazacaklardi.  Bu buyruk uzerine, Orta Asyalilarca "MilliKiyam" adi verilen Turkistan Bagimsizlik Savasi basladi.Carlik yoneticileri, bu olay'i bir bagimsizlik savasiolarak gostermemek icin, adini "Basmaci" koydular. Olaylari icinden yasamis olan Z. V. Togan, bu deyim'iaciklar:     "'Basmaci' basmak maksadindan 'baskinci' ve hucum     edici manasiyle once eskiya cetelerine denilmis.  Car     zamaninda bu gibi ceteler, Turkmenistanda,     Baskurdistan ve Kirimda, istiklal kaybedilip rus     hakimiyeti yerlesmek uzere oldugu zaman yasamistir.      Baskurtlar bunlara Horasan istilahi [deyimi] ile     'ayyar' demislerdir. Kirimda (ve onlardan alinarak     Ukraynada) 'haydamak' istilahlari kullanilmis;     Baskurtlarda Buranbay, Kirimda Halim, Semerkandda     Namaz gibi kahramanlar meshur olmustur.  Bunlar,     muslumanlara dokunmayip yalniz Ruslari, Rus     fabrikalarini yagma ederler ve cok defa aldiklari     ganimetleri ahaliye ulestirirlerdi. Ferganede bu gibi     unsurlar car zamaninda da eksik olmamistir.  Pamuk     ekiminin gelismesinden sonra Ferganedeki iktisadi     durumun fenalasmasi dolayisiyla eskiyaligin ve     cinayetlerin cogaldigi[ni] yukarda soylemistik.  Eski     Basmacilarda ve Turkiye cetelerinde oldugu gibi,     Turkistan Ozbek ve Turkmen cetelerinin de manevi     onderi 'Koroglu'dur. Buhara, Semerkand, Cizakh ve     Tukmen basmacilari geceleri toplanarak 'Koroglu' ve     diger destanlari okurlar.  Zahiren [disardan]     eskiyalik gibi gorunen bu hareket, genis halk     kutlesinin dusuncelerinin ve heyecaninin tercumani     olur.  Bu munasebetle Akcuraoglu Yusuf Bey, Sirplarin     istiklal ihtilallerinde rol oynayan 'hoduk'lerin,     Yunan istiklal hareketlerindeki 'Kleft' ve     'Palikarya'larin da yari milliyetperver ihtilalci ve     yari eskiyalardan ibaret oldugunu hatirlatmaktadir.      1918 yilindan sonra kurulan basmaci yiginlarinin     bircoklari ve en nufuzlulari, eski Koroglu ananesiyle     [gelenegi] katiyen munasebeti olmayan agirbasli koy     ilerigelenleri, bazan tahsilli kimseler oldularsa da,     hepsine 'basmaci' adi verilmistir.  Bundan dolayi     'basmaci' kelimesi, Turkistanda simdi 'siyasi cete' ve     daha dogrusu mustevlilere [isgalci somurgecilere]     karsi somurge ahalisinin isyanini temsil eden     'cete'ler manasinda kullanilir. Ozbek ve Kazak     basininda simdi, 'Cin basmacilari,' 'Cazayir     basmacilari' diye yazilmaktadir."5&lt;br /&gt;     Togan'in bu aciklamalarina, Romali Tarihci Tacitus'unMS Birinci yuzyil'da Britanyalilarla ilgili olarakanlattiklarini eklemek dogru olur.6     Caß'in bu buyrugu daha yururluge koyulmadan, OrtaAsya'da ayaklanmalar yer aldi.  Semerkant'da Hoca Behbudi;Taskent'te Munevver Kari; Hiva'da Pehlivan Niyaz; Buhara'daOsman Hoca; Cizzak'ta Kari Kamil; Kokand'da Abid Can; veGerbaba'da Sir Muhammed Bey ileri gelenleri cevrelerinetopladilar.  Bu kisiler'e, Kasgarli Mahmud'un 11ciyuzyil'da yazdigi Divan-u Lugat it Turk kitabinda da sozunuettigi "Korbasi" (savunma birlikleri komutani) adiverildi.7  Orta Asya'lilar, bu baslangic ile bagimsizliksavasina girdiler.     Carlik buyrugunu yeren ilk toplu gosteriler 11 Temmuz1916 da Taskent'te yer aldi.  Carlik polisi, toplananlarinuzerine ates acti.  Gosterilere katilanlarin bir bolumunututukladi.  Bu olaylarin baslamasindan otuz-kirk yil oncecarlik ordularinin ardindan Taskent'e getirilen Rusgocmenleri, yagma'ya basladilar. Carlik yonetimine karsitoplu gosteriler Margilan, Andican ve Hocend'e yayildi.Akkurgan, Akmescit ve Kancagali'da Rus gorevlilerine karsivuruslar oldu. Cizzak'lilar, Moskova'ya giden demiryolunukestiler ve kendilerini korumak icin orgutlendiler. Ruslarda ayaklanmayi bastirmak karsi islemlerine giristiler.      Agustos ortasinda Orta Asya ayaklanmalari yayildi:Cuneyt Han, Askabat ve Merv'de; Abdulgaffar Bey, Akmola veTurgay'da; Sabdan Batirogullari Muhiddin ve Husameddin,Yedisu ve Karakul'da; Ayuke Oglu Kanat Bey, Cu havzasindabascilik yapiyorlardi. Baskaldiran Orta Asyalilarin ilkvurduklari yerler, tufek alabildikleri tek yer olan carlikpolis karakollari idi.      Carlik hukumeti Orta Asya ve Kafkaslarda siki yonetimilan etti.  25 Haziran 1916 buyrugunda ongorulen'den dahaasagida sayida Orta Asya'linin askere alinacagi duyuruldu.Rus'larin bu yeni tutumu, Orta Asya'lilarin baslamis olankarsi gosterilerini durdurmadi.  Rus generalleri Kuropatkinve Kalbovo, Orta Asya'ya getirilmis Rus gocmenlerinisilahlandirdilar.  Bu silahli gocmenler, iyi donatilmis Rusbirliklerine yardimci olacaklardi. Uluslararasi anlasmalaraaykiri olarak, Avrupa carpisma alaninda carlik birliklerinetutsak dusup, Orta Asya'ya tutuklu bulundurulmak icingetirilmis olan Alman, Avusturya, Cek, Macar v.b. savastutsaklarina yeni kurulan carlik birliklerine katilmalaribaskisi yapildi.  Bu savas tutsaklarinin bir bolumu, carlikbirliklerine parali asker olarak girdiler.  Ivanov ve Rynovadli generallerin komutasindaki carlik birlikleri Cizzak'ayurudu.  Olaylari gozleri ile gorenlerin yazdigina gore,General Madridov komutasindaki birlikler Hiva yoresindekiTurkistan toplumlarina saldirdi, kundaktaki bebeklere kadaronune gelen sivilleri oldurdu.  Sag kalanlarin ise butunvarliklarina el konuldu.  Bolsevik ihtilalinden sonrayayinlanan bir Rus aciklamasina gore, "General Madridov,yalniz Turkmen kadinlarindan 280 kilo'dan fazla ceken gumustaki calmis idi." Orta Asya'ya yeniden Rus gocmenlerigetirildi, Orta Asyalilarin topraklari, hayvanlari ve digervarliklarina el konuldu.  1916 ve 1917 yillarinda yer alanbu olaylar sirasinda en az birbucuk milyon Orta Asyalininkirildigi belirtiliyor. Ruslarin kayiplari ise ortalamaucbin kadar idi.8      1917 de Rus ihtilali basverince, Rus carligi coktu. Rus carliginin yerine gelen Bolsevikler, eski carliktopraklari icine katilmis Orta Asya toplumlarinabagimsizlik sozu ettiler.  Orta Asyalilar bu sozlere dedayanarak, bagimsizliklarini ele almak icin atilimlaragiristiler.  1917 Araliginda, Kokand baskent olmak uzere,Bagimsiz Turkistan kuruldugu duyuruldu.  Baskurtlar, 1918Ocaginda Bagimsizliklarini acikladilar. Tatarlar da buyolda idi.9  1918 ilkyazinda Azerbaycan Turkleri cumhuriyetkurdular.10 Butun bu cabalar, Bolseviklerin Orta Asya'yaBati'dan getirdigi yeni ordular surmesi ile 1920lerdesonduruldu.  Bir nedeni, Turkistanlilarin silah eldeedemedikleri gibi, uluslararasi oyunlar icinde sesleriniduyuramamalari oldu.      Rudyard Kipling (1865-1936) adli Ingiliz sairi,Asya'daki Rus-Ingiliz cekismesine "Asya'daki Buyuk Oyun"adini vermisti.  Bu oyun'un kurallari ise, kisacaozetlenebilir.  Oyunu oynayan iki ulke: bu bolgeleri kendiyonetimleri, bu'nu basaramazlar ise, etkileri altina almayacalismakta idiler.  Bu da, iki imparatorluk arasinda acikcabir "guc dengesi" ugrasi idi.     Asya'daki Buyuk Oyun'un icindeki ikinci bir oyun ise,"Dogu Sorunu" idi. Bu da: Osmanli Imparatorlugu'nunIngilizlerce ayakta tutulmasi; karsilik olarak ta, Ruslarcaparcalanmak istenmesi idi.  Eger Osmanli imparatorluguparcalanacak olsa, Ruslar Balkanlardan ("Yugoslavya"uzerinden), Bogazlardan ve Kafkaslardan asagi sarkarakAkdeniz'e acilacak idiler.  Ingilizler Akdeniz'de Ruslarinbulunmasini istemiyorlardi. Hindistan'daki Ingilizimparatorlugu ile Londra arasindaki ulasim Akdeniz'dengeciyordu.  Akdeniz'de Rus varligi, Hindistan-Ingilterebaglantisina golge dusurecek idi.11  18ci yuzyilda Napoleonda Misir'i bu gercegi goz onunde tutarak isgal etmis,Ingiliz amirali Nelson'un komutasindaki Ingiliz donanmasiile Napoleon'un donanmasi 1798 yilinda Akdeniz'de, Nil suyuonunde bu yuzden vurusmuslardi.     Asya'daki guc dengesinin ilk incelemesi, 1904 yilindaYusuf Akcura tarafindan buyuk bir ongoru ile yapilmisidi.12  Daha sonra, ilgili olaylarin degerlendirmesi KazimKarabekir'in 1930larda yazdigi kitaplarda ayrintili olarakyer aldi.13     Dogu Sorunu ve Asyadaki Buyuk Oyun, Kafkaslar uzerindedugumleniyor, birbirlerine baglaniyor; bu cerceve icindekiatilimlarin cogunlugu Turkistan ve Afganistan'da yeraliyordu. Ancak, Asya'daki Buyuk Oyun'un baslangici uc ayriolay ile sinirlanabilir:  1) 1806-1813 yillarinda yer alanve 1813 Gulistan anlasmasi ile son bulan ilk Rus-IranSavasi;  2) 1828 Turkmencay anlasmasi ile biten ikinci Rus-Iran savasi;  3) Sonuclari 1829 da Edirne anlasmasi ilebelirlenen 1828 Osmanli-Rus savasi.  Her uc vurusmadansonra, Ruslar toprak kazanmis ve Akdeniz'e adim-adimyaklasmakta idiler.  Denilebilir ki, Ingilizleri dusundurenolaylarin basinda, 1828 Turkmencay anlasmasinin Ruslaraverdigi oncelik idi. Bu anlasmaya gore:  1) Rus mallari,Iran gumruk vergilerinden bagisik olacakti;  2) Rusvatandaslari, Iran yasalarina bagli olmayacak idi;  3)Yalniz Ruslar Hazer denizinde donanma bulundurabilecek idi.     Anlasmanin bu verileri ve Tahran'da RusBuyukelcisi'nin bulunmasi, Rus destegi ile IranlilarinAfganistan'a karsi harekete gecmeleri olanagini ortayacikariyordu.  Boylelikle, Turkistan-Afganistan "ekonomik,diplomatik ve askeri alani" birlesmis oluyordu. Iranlilar1837 yilinda Afganistanin Herat sehrine karsi askeriharekat'a basladilar.  Ingilizler de bu isgal'i durdurmakicin Afgan Savasi adi verilen hareket'e giristiler.  1841yilinda, Ingilizler de Iran ile, Ruslara 1828 de Turkmencayanlasmasi ile Iran'da verilen oncelikleri andiran biranlasma yaptilar.  Bu sonuclar, ekonomik konu'larinonceligini ve bu yon'de ulus'larin ne gibi yuk altinagonullu olarak girebilecegini gostermesi bakimindanonemlidir.     1853-1856 yillari arasinda Kirim savasi yapildi. Ruslar, ortak anlasmaci Ingiliz, Fransiz ve Osmanlibirliklerine yenildiler.  Bu savas sonucunda, RuslarAvrupali olduklari konusundaki surumlerini kaybettiler. Ozellikle, Rus car'inin "Orta Dogu'daki, ozellikle Osmanliimparatorlugu icindeki Ortodoks Hristiyanlarin koruyucusuoldugu" gorusu su'ya dusmus oluyordu.  Rus'larin bu"koruyuculuk" tutumu ilk kez, Catherine II (cariceligi1762-1796) tarafindan 1774 yilinda Osmanlilarla yapilanKucuk Kaynarca anlasmasinda ileri surulmus ve kayitlaragecirilmis idi.14   Kirim'da bozgun'a ugrayan Ruslar,gozlerini Orta Asya'ya cevirdiler.  Bu sure icinde, OrtaAsya'nin onceden tug baglamis toplumlari guclerinikaybetmislerdi.  Orta Asya'ya karsi Rus askeri hareketi1864 yilinda basladi ve yirmi yil surdu.  Orta Asya'da RusAskeri Valilikleri kuruldu.  Hristiyan misyonerleri OrtaAsya'daki egitim, sanat ve yayinlari etkilemeye calistilar. Rus gocmenler Orta Asya'ya getirildi.  Moskova ile UzakDogu'yu birlestirecek, olaylari genel kapsamlari acisindanetkileyebilecek onemli bir demiryolunun yapimina baslandi. Bu demiryolu'nun yapiminda calistirilmak uzere Rus ustalar,ve ikiyuz bin kadar da Cin'li isci getirildi.  Bu Rusdemiryolu ustalari ve Cin'li isciler, 1917 sonrasi Bolsevikihtilali sirasinda silahlandirilarak, Orta Asya kurtulussavasina karsi Bolsevikler yararina dogustuler.      Orta Asya yeralti ve yerustu varliklarini CarlikRusya'si isletmeye basladi.  Bu arada, 1860larin basindayer alan Amerikan ic savasi dolayisi ile, Amerikanpamugunun dunyada satisi durmus idi.  Bu kayba karsi,carlik yoneticileri Orta Asyalilara yalnizca pamukdikmeleri buyrugunu verdi.15  Boylelikle, Orta Asyalilarkendi yiyeceklerini yetistirmek olanagini da kaybettiler,ve ancak carlik Rusya'sinin Ukrayna gibi uzak yerlerdengetirip sattiklari bugday ile gecinmek zorundabirakildilar.  20 ci yyuzyilda, pamuk ekimi sirasindasorumsuzca kullanilan insan yapisi bocek olduruculerin veyuksek orandaki su kullanilmasi Aral denizini oldurdu.     Carlik Rusyasi, Osmanlilardan toprak koparma tutumunudegistirmedi.  1877-1878 Osmanli Rus savasinda Ruslarinkazanclari gene Avrupa devletlerini dusundurdu.  1878 deyapilan Berlin Kongresinde Alman Basbakani Otto vonBismarck (1815-1898), yan tutmadan duzenleyici yardimcilikyapmak istegini ileri surdu. Rus'larin Osmanlilarda aldigitopraklarin bir bolumu Avusturya-Macaristan imparatorlugunaverildi.  Kibris ise Ingilizlere gecti.  Ingiliz BasbakaniBenjamin Disraeli (1804-1881) ile Bismarck'in ortaklasagerceklestirdikleri bu anlasma, Ruslarin ticari tutumlarinidegistirmelerine yol acti; Alman-Rus iliskilerini azalttive Fransiz-Rus yakinlasmasina kapi acti.     Ingiliz ve Ruslar 1890-1907 arasinda Rus-Afgansinirlari konusunda anlasmaya vardilar.  Afganistan bir"devlet" olarak 1907 de, Ingiliz gudum'u altinda, Rus veIngiliz imparatorluklarini "birbirinden ayirici bolge"olarak kuruldu. Nedenlerinin basinda, Ingiliz ve Rus'larinAlmanya'nin guclenmekte olmasindan dolayi duyduklaricekimserlik idi.  Cunku, Almanya da Asya'daki Buyuk Oyun'agiriyor, ve Afrika'da da Alman yonetiminde somurgelerkuruyordu.  Alman ticari girisimcileri, Berlinden baslayip,Istanbul ve Osmanli imparatorlugu uzerinden gecip Pekin'deson bulacak bir demiryolu kurmak calismalarinda idiler. Iliskin olarak, Kazim Karabekir'in Avrupa basinindakiyazilara dayanarak yazdigina gore, Almanya disinda veozellikle carlik Rusya'sinda oturmakta olan buyuk sayi'dakiAlman topluluklarinin Osmanli topraklarina  --ozellikle OnAsya'ya (Anadolu)--  gocurulmesi de dusunuluyordu.  O gunkuuluslararasi iliskiler ve donatim gercekleri dolayisi ile,bu demiryolu'nun kapsami kucultuldu.  Demiryolu geneOsmanli imparatorlugu icinden gecerek, Guney'e, Bagdat'adondu.      Selanik, Birinci Dunya Savasi oncesi, Osmanliimparatorlugunun dusunen sehri olmustu.  Ardindan gelenyillarda, Turklerin dusunce ve gelecegini etkileyenkisilerin buyuk bir cogunlugu Selanik'te birkac yilgecirdiler.  Izmir ve Istanbul'da yasayan digerdusunurlerle ve ileri goruslu yakinlari ileyazisiyorlardi.16      "Hareket Ordusu," 1909 da Istanbul'da yer alan 31 Martirtica olayini17 bastirmak icin yola ciktiginda,subaylarinin yuklu bolumu once'den Selanik'te veMakedonyada gorev yapmislardi.  1912 Balkan savasibittiginde, Avrupali devletler Osmanlilarin bir jandarmaorgutu kurmasini istemislerdi.  Bu jandarma, "Osmanliimparatorlugu icinde yasamakta olan Hristiyanlarin can vemal guvenligini koruyacak" idi.  Selanik ve MakedonyadakiOsmanli subaylari, Osmanli jandarmasini denetlemek icingelen Avusturyali ve Italyan subaylarla da tanisiyorlardi.      Ustelik, o surec icinde, Alman subaylari Istanbul'dakiHarbiye'de ogretmenlik yapmakta idiler.  Yetisen subaylar,Almanca ogreniyor, Alman ordusu savas yontemleri ileyakindan ilgileniyorlardi.  Bu subaylarin arasinda, 1909-1911 arasinda Almanya'da Askeri Atase olarak gorev yapacak,Alman Dogu Bilimleri profesorlerince arkadasligi arananip,yakinligi bilinecek Enver Bey de var idi.  Enver'in Pan-Turkizm ve Pan-Islamizm dusunce akimlarina olan tutkusununbu sure icinde koyulastigi da soylenir.  Birinci DunyaSavasi sonrasi, Enver Pasa'nin Turkistandaki olaylarlayakindan ilgisi olacakti.18      Pan-Turanizm ve Pan-Islamizm Turklerce yaratilanakimlar degildi.  Dogu Bilimleri Profesorleri ve degisikdevletlerin yonetimince gorevlendirilmis kisilerceolusturulmuslardi.  Pan-Turanizm'in baslangici, 1865yilinda yayinlanan bir kitapta gorulur.  Bu yaraticiligintemelini, Uruk, boy ve oymaklarina bakmadan Turklerin toplukokenleri ve birbirleri ile tek dil olan Turkce ileanlasabilmeleri olusturuyordu.  Ustelik Turkler, Altaydaglarindan, Osmanli imparatorlugunun baskenti Istanbul'akadar uzanan genis bir bolgeye yayilmislardi.  Bu gorus'unTurklere yansitilmasina, oz dusunceleri olarakbenimsemelerine ugrasildi. Rus'lar ve Avrupalilar, Pan-Turkizm'i bir bagnazlik tutumu olarak ve Mogol CengizHan'in (1167?-1227) yasaminda estirdigi uluslari kasip-kavurma uygulamalarina es tutmaya calistilar.  Sonucunda"Pan-Turkizm" in yalnizca Ruslari degil, butun Batiuygarliginin varligini ortadan kaldirabilecegi "korkusu"dile getirildi.19 Topluca, Orta Asya'ya karsi yeni bir diziHacli Seferleri duzenlenmesi geregini destekler tutumtakinildi.20     Pan-Turkizm, Orta Asya'da acik kollarla karsilanmadi. Yakin yillarda da ogrenildigine gore, Pan-Turkizm onerisiilk olarak Ingiliz imparatorlugundan aylik alarakcalismakta olan bir kisice olusturulmustu.21   OrtaAsya'nin bu yon'den yeniden onem kazanmaya baslamasi 1894yilinda Fransiz-Rus yakinlasmasina ve bu arada Pan-Turkizmuzerine yeni kitaplarin yazilmasina neden oldu. Bu surecicinde yazilan kitaplarin icindeki gorusler, sonradan Ruskitaplarina da aktarildi.     YÑrminci yuzyil'da Rus isgali uzerine kacip Avrupabaskentlerine yerlesen az sayida Orta Asyali gocmendusunurlerce, Pan-Turkizm Turkistan'in Rus somurgeligindenkurtulus yolu olarak gorulmeye baslandi.  Orta Asya gocmendusunurlerinin bu calismalari da, Avrupa kamu oyuolusturucularinca gene ele alindi, daha once sallanan "Pan-Turkizm" i suclayici parmaklar'in sayisi artti.  Bu kamuoyu olusturucularinin da cok iyi bildikleri gibi, bu surecicinde Turkiye cumhuriyetinin kurulmasina da neden olanolaylar, Turkistan icin de gecerli idi; Ingiliz, Fransiz,Irlandali, Isvicre ulusculuk dusuncelerinden cok ayricaligiyok idi.     Almanlarin Birinci Dunya Savasi oncesi OsmanlilariPan-Turkizm'i acikca kucaklamaya ittirmelerinin nedeni dekolaylikla goruluyordu: Rus'lara karsi bu yol'dan girisimile, Rus ordu'larini boldurmek, ve Alman ordularina Bati'dasoluk aldirmak.  Ayrica, Ingilizlerin Asya'dakiimparatorluguna karsi, Almanlar Pan-Islam calismalarinabasladilar.  Dusunceleri, Orta Asya'da bir Islam ihtilalicikartmak, Ingiliz birliklerini diger yerlerden cekerek buihtilal'i bastirmakla ugrastirmak.  O gunlerin AlmanDisisleri Bakan'ina verilen bu "Islam Ihtilali" onerisi,gunumuzde ABD deki Yale Universitesi Kutuphanesindebulunmaktadir.     Pan-Islamizm'in, Islam dininin temelini olusturan"ummetcilik" tutumu ile dogrudan ilgili olmadigini gozonunde almak gerekir.  Pan-Islamizm, Avrupali devletlerinkendi aralarinda "Guc Dengesi" ugraslari sonucu orta'yacikan "somurgecilik" uygulamalarina karsi Cemaleddin Afgani(1839-1897) tarafindan uygulanmaya baslamis idi. Muslumanlari bir araya getirerek, bagimsiz bir Islamtoplumu gerceklestirmek amacini guduyordu.  Ancak,"bagimsizligini kazanacak" olan bu "Musluman toplumunun"kendi iclerindeki Arap, Hintli, Iranli, Irakli, Magribi,Sudanli, Suriyeli, Turk v.b. gibi ayirimlari yapilmamaktaidi.  Avrupali kamu oy'u olusturuculari, Pan-Islamizm'i de"tersine" bir hacli seferi belirtisi olarak gostermeyibasardilar.   Alman uygulayicilari da, Afgani'nin olumundensonra Pan-Islamizm yandaslarina olanca gucleri ile destekverdiler.   Bu yol'dan, Ingiliz yoneticilerinin savasicindeki sorunlarini arttirmayi denediler.22   BirinciDunya Savas'i basladiginda, Pan-Turkizm ve Pan-Islamizm ikiayri yonde, ancak tek amac ile isletilmekte idi.     Bolsevik ihtilali basverdiginde, yukarda dabelirtildigi gibi, Alman yoneticileri Bati sinirlarindabunalmakta olan Alman ordularina soluk aldirmak yollariariyorlardi.  1918 Kasim ayinda Birinci Dunya Savasi silahbirakismasi yer aldi.  Yapilan anlasmaya gore, Istanbul'unOrtak Ingiliz, Fransiz ve Italyan ordu ve donanmalari ileisgaline karar verildi.   Bu isgal baslamadan kisa sureonce Istanbul'dan bir Alman denizaltisi ile cikan EnverPasa, Odessa uzerinden 1919 basinda Berlin'e vardi. EnverPasa Berlin'de, Alman subaylarinin destegi ile bir "IslamBirligi" orgutu kurdu, gazete yayinlamaya basladi.23     Birkac deneme'den sonra, Alman yoneticileri EnverPasa'yi 1920 yilinin ortalarinda Moskova'ya ulastirmayibasardilar.  Enver Pasa Moskova'da gunun ileri gelenBolsevikleri ile konustu, Hindistan'in Ingilizlerdenbagimsizligini kazanmasini saglamak icin Asya'da bir IslamIhtilali baslatmak onerisinde bulundu. Bu is'e Turkistan'dabaslamak istegini acikladi.24        Bu arada, Orta Asya'lilar oz bagimsizliklariniellerine almak icin, dunyadaki diger akimlarla ilisigiolmayan bir orgut kurmuslardi.  Bu cerceve icinde, dahaonceden duyurulmus olan Baskurt, Kazak, Ozbek, Tataratilimlarinin baslarindaki onderler belirli bir isbirligiyapiyorlardi.  Amaclari, Turkistan toplumlarinca 1916 dagirisilmis olan bagimsizlik savasina olumlu olarak birlikteyon vermek ve bagimsiz Turkistan'i gerceklestirmek idi. 1919 da bu birligin kuzeyinde kalan Baskurt, Kazak ve Tatarbolumlerini Bolsevikler isgal edince, onderleri Guney'e,Semerkand ve Taskent yorelerine gectiler.     Cemal ve Halil Pasalar da Enver'den once Moskova'yagelmislerdi.25   Dusuncelerine gore, bir "Islam IhtilalBirligi" kuracaklardi.  Cemal Pasa'nin istegi, Hindistan'inPuncap yoresinde Islam Ihtilali cikarmak idi.  Cemal Pasa,Moskova'da Bolsevik onderlerine Basmacilarin yardimi ileHindistandaki Ingiliz imparatorluguna son vermek istegindeoldugunu soyledi. Bolsevikler inanir gorunduler.  CemalPasa'inin, Turkistan'da ve Kuzay Hindistan'da bir TurkBirligi kurmaya calismasindan cekiniyorlardi.  Daha once,10cu yuzyilda Gazneliler,26  12ci yuzyilda Altamis,27  16ciyuzyilda Babur28 gibi Orta Asya Turkleri boyleimparatorluklar kurmamislarmiydi?  Bununla birlikte,yakindan gozaltinda bulundurmak yolu ile, Camal Pasa'ninBolsevik calismalarina dunya kamu oyunda "Pan-Turkizm" ve"Pan-Islamizm" korkusunu yaymak yolu ile yardimedebilecegini gorduler.     Bu arada, Turkistan Bagimsizlik Birligi kurulmus,adina kisaca "Cemiyet" denmekte idi.   Onderlerinden biri,daha sonra Avusturya ve Almanya'dan baslayarak, 50 yildanartik tarih Profesorlugu yapan Zeki Velidi Togan (1890-1970) idi.   25 Ocak 1921 de, Turkistan Birligi,Afganistan'in Kabul sehrinde olan Cemal Pasa'ya bir mektupgonderdi:      "....Sizden ricamiz budur ki, Ortasarktaki siyasetiniz     koca Turkistan'in mukadderatini Islam aleminin halasi     icin tertip olunan planlara kurban etmemek esasinda     olsun....Bir defa daha hatirlatalim ki, Bolseviklerin     mustemlekeleri Avrupa kapitalist devletleri elinden     kurtarmak fikrinde samimi kaldiklarini bir dakika icin     tasavvur ettigimiz halde bile, Turkistan, kendi     mukadderatini kapitalizmle sosyalizmin akibeti     simdilik mechul olan mucadelesi ile baglayamaz...."29          Turkistan Birligi gizli derneginin calismalari veetkenligi de gittikce artmakta idi.   Sovyetler30 veKomunist partisi toplantilarinda, polis ve yonetimorganlari icinde gizli calismakta olan uyeleri yardimi ileolaylarin akisini degistirebiliyordu.  Buhara, Taskent,Semerkant ve Konkand'daki isci orgutleri de bu Birlikicinde idiler.  Togan, "....Birligin basindakilerin bubasari'lari, 1917 yilinda ruyalarinda bile gorselerinanamiyacaklarini..." soyler.     Enver Pasa'nin 1921 Eylulunde Turkistan'a gelmesindenonce, Islamiyet'in bu toplum icinde belirli bir politikyer'i var idi. Eski dusuncesel canliligini ve parlakliginiyitirmis, dar cerceveli bir tutuculuga donmus, kisilerinelinde yeni mezhep ve tekkelerde yonetilmekte idi. Togan'in anlattigina gore, Buhara Emir'i bu turyoneticilerden biri idi.  Bu arada, Basmacilar da uc'eayrilmakta idiler: "emirciler;" "yari emirciler;" "emirdusmanlari." Birlik, emir'i, emir'in ozel dincilikdusuncesini ve bu tur dusunceleri destekleyenleri ortadankaldirmak calismalarina basladi.  Birlik, Emir veemirciligin, Turkistan'in bagimsizligina kavusmasiniengelledigi dusuncesinde idi.     Birligin kurulmasina kadar, Buhara Emirligi deyasiyorken, aydin Turkistanlilar Basmacilarla iliski icindedegildiler. Basmacilarin basinda kadimist ulema31 vardi.  1917 yilinda yapilan Duma secimlerinde, aydinlar veokumuslar dorduncu listede idi.   Ulema da, okumuslarinkarsisinda oldugundan, bunlara Dorduncu adini verdi ve sertkarsi propaganda yapmaya basladi.32  Bunun sonucunda yenikusak 1918-1919 doneminde "Dorduncu"lere inanmadi.  Ustelik, Dorduncu'lerin Bolseviklerin propagandasina inanipBolseviklerle isbirligi yapmalari da yeni kusaginDordunculerden uzak durmasinin baska bir nedeni idi.      1920 yilinda, Dordunculerin bel bagladigi Bolsviklerinverdikleri sozleri tutmadiklari anlasilmaya baslaninca, vebu'na Buhara Emir'inin Buhara'dan kacmasi33  yeniyardimlasmalara ve ortakliklara yol verdi.   Dorduncu'lerBasmaci'larla isbirligi yapmaya basladilar, kadimistulema'nin Basmacilar uzerindeki etkisi azalmaya basladi. Genc kusak da Basmaci'lara katildi. Turkistan Birligi deSemerkant, Hive ve Fergana'da Basmacilarla iliskiler kurdu. Ortak amac, Basmacilarin cagdas egitim yolu ileorgutlenmesi ve ulusal bagimsizliga duzenli olarak ulasmakidi.  Turkistan Birligi, Basmacilarin egitimi icin en uzakkoselere kadar ogretmenler gonderdi.   Butun bu olaylararasinda, Buhara Emiri kactigi yerde bile, Bolsevikleri"Rusya" olarak gormeyi, ve onlara bagli kalmayi surdurmekteidi.     Baku'da Eylul 1920 de yapilan Dogu IscileriKongresi'nin34 de Turkistan bagimsizlik calismalari veugras'in arttirilmasi uzerine buyuk etkisi oldu.   OrtaAsyali'lar, Bolseviklerin ne gibi yontemlerle Baku'yahazirlikli geldiklerini, Kongre'de alinacak kararlariMoskova'da yazip yanlarinda getirdiklerini gorduler.  Bolseviklerin "guvenlik gorevlileri," soz alip Kongre'dekonusmak isteyen Orta Asyalilari ne gibi yontemlerlesusturduklarini izlediler.   Anlasildi ki, Kongre'ninalacagi yon, cok daha onceden Bolseviklercekararlastirilmis idi.  Enver Pasa da Baku'ye geldi,toplanti'da bir konusma yapmaya calisti.35   Ertesi ay,Rus'larin istegi ile Bolseviklere silah satin almak icinAlmanya ve Isvicre'ye gitti.   Enver Pasa, 1921 yilindagene Moskova'ya dondu.     Turkistan Birligi askeri ve politik acilardan hazirlikyaparken, birkac ay oncesine kadar Moskova'dan Ingilizlerekarsi "Islam Birligi" adina propaganda yapmakta olan EnverPasa, 1921 sonlarinda Gurcistan ve Baku uzerindenTurkistan'a vardi. Basmacilarla iliski kurarak,Afganistanda olan Cemal Pasa ile birlikte Turkistan Birligiileri gelenlerine Bolseviklere karsi harekete gecmekonerisinde bulundu.  Yakinlik goremeyince, 1922 baslarindaBuhara'ya gecti.     1917 Ihtilalinden sonra Birinci Dunya Savasindancekilen Bolsevikler, ordularini Bati sinirlarindan geriyealarak yeniden duzenlemeye basladilar.  11 Agustos 1919 daRus generalleri komutasindaki 106 bin kisilik birlikleriile "Turkistan cephesini" actilar.   1920 Eylulunde deBolsevikler: Birinci, Dorduncu ve Besinci ordularini,Turkistandaki Bolsevik ordulari ile birlestirdiler.  Sonucunda, yukarida da belirtilen silahlandirilmisdemiryolu iscileri ve Rus gocmenlerine ek olarak, 200 binkisilik iyi donatilmis bir Bolsevik gucu ile "Basmacilik"hareketini sondurmek isine giristiler.   Ali Bademci'ninolaylari goz'leri ile gorenlerden topladigi bilgilerde debelirtildigi gibi, insanlik disi agir bir tutum ile sivilTurkistan toplumuna saldirdilar.  Gene de, Turkistanlilarinbagimsizlik calismalarini durduramadilar.  Bunun uzerine,Bolsevikler, bir yandan askeri harekat'i butun gucleri ilesurdururken, diger yanda da "ozel atilimlara" girismekgeregini duydular.  "Pan-Turkizm" ve "Pan-Islamizm" inbutun dunya icin bir musibet oldugu ve ortadan kaldirilmasiicin her turlu guc kullanilmasi gerekli oldugunu dunya'yaduyurdular.  Bir taraftan bu yolda propaganda yaparlarken,diger yandan da Turkistanlilari birbirlerine karsivurusturmak icin yollar aramaya basladilar.      Turkistan Birligi ise, Komunist partisi ve Bolsevikyonetimi icindeki uyeleri yolu ile bu gelismelerden gunugunune bilgi almakta idi.   Enver Pasa'ya, Afganistan'agecmesi ve kisisel calismalarini oradan yurutmesi onerisiyapildi.   Enver Pasa ise, yukarda belirtildigi gibi, 1922yili basarinda Dogu Buhara'ya gecerek orada BuharaEmiri'nin yonetiminde kalan Basmacilarla iliski kurdu.  Dogu Buhara'daki emirci Basmacilar ise, Enver Pasa'yisilahsizlandirip, gozaltina aldilar.   Enver Pasa'nin,Buharadaki Liva-i Islam Kumandani ve Halifenin Damadi gibibasliklarla muhur kazdirip bildiriler yayinlamasi ve Buharaemirinin askerbasiligini kabul etmesi uzerine gozaltindabulundugu yerden ayrilabildi ve Bolseviklere karsicarpismalar duznenlemeye basladi.  1909 yilindaIstanbul'daki 31 Mart Irtica Hareketini bastirmak icinHareket Ordusu icinde yurumus olan Enver Pasa, bu kez de,13 yil once sert bir tutumla karsilik almis oldugumurtecilerle isbirligine girdi.      Turkistan Birligi de bu yeni gelisme karsisindatutumunu gozden gecirdi.  Dogu Buhara'daki emircilerTurkistan Birligi uyelerine ve Turkistan Birligine karsicikmaya basladilar.  1922 yili Agustos basinda Enver Pasayalin kilic bir Rus birligine saldirdi, makinalitufek atesiile karsilandi.  Bugunku Tacikistan topraklari icinde kalanbir alanda vurulup oldu.  Askeri hareketi yurutmek ilegorevli Rus generalinin gorus'une gore, Enver Pasa daha isebaslamadan once, toplumsal ve politik konulardakiyetersizliginden dolayi, dus'undeki ugrasini kaybetmisti. Bu Rus general'i, Moskova'da yaptigi bir toplantida, EnverPasa'nin yazdigi ve ancak alicilarina varamadanBolseviklerce ele gecirilmis mektuplarini sergileyerekgorusunu belgeledi.36  Birkac gun sonra, kurtulus savasiyapmakta olan genc Turkiye Cumhuriyeti, 22 gun ve gecesuren (23 Agustos-12 Eylul 1921) Sakarya bogusmasinabasliyordu.37      Enver Pasa'nin olumu, emirci ulemaca yaratilmis ikilikyarasinin iyilesmesini onleyemedi.   Turkistan BirligiBolseviklerle yaptigi vuruslari surdurdu.   Ancak,ellerindeki silah ve cephaneyi yenileyemedikleri icin,Bolseviklerin donatim ustunlugu altinda ezilmeyebasladilar.   Bu arada, Bolsevikler de bos durmuyor, Kirgizve Kazaklar arasinda bascilik yarismasi acarak, Birligibozmaya calisiyorlardi.  "Pan-Turkizm" ve "Pan-Islamizm"konularinda da ayrica ozendirmelerle de Birligin dusunceselyon'unu degistirmeye ugrasiyorlardi.      1919 yilinda Paris'te yer alan Baris Toplantisi ise,Turkistan'dan gonderilen sozculer ile ilgilenmedi.  1918-1920 arasinda bagimsizlik kazanmis olan AzerbaycanCumhuriyetinin sozculeri de, Baris Toplanti'sinin geneloturumlarina alinmadilar, yalnizca savas'i kazananulkelerin yoneticilerince "ozel gorusmelerle"oyalandirildilar.   Turkistan Bagimsizlik Savasiuluslararasi ortamda yalnizca ilgisizlik gormedigi gibi,Iran ve Hindistan yolu ile bu bagimsizligin onlenmesine decalisiliyordu.      Birinci Dunya Savasini kazanmis ulkeler, Bolseviklerincarlik Ruayasini devirerek yerine gecmeleriniistemiyorlardi. Bunun nedeninin altinda, Bolsevikdusuncelerinin niteligi var idi.   Bolsevikler,dusuncelerini 1848 yilinda Marks (1818-1883) ve Engels'in(1820-1895) Almanca olarak Londra'da yayinlanan KomunistManifestosu38 uzerine oturtmakta idiler.   20 ci yuzyilinbasi Avrupa goruslere gore, Bolseviklerin tutumlari, 1789Fransiz ihtilali ve sonrasinda oldugu gibi, Avrupa'da icsavaslarin cikmasina neden olabilecek, ve o gun'e kadargucluk ile kurulmus olan uluslararasi dengeler bozulacakidi.     Bolseviklere (Kizil Rus'lara) karsi carpistirilan RusPeter Wrangel (1878-1928) Ingiliz, Fransiz ve Italyanisgali altindaki Istanbul yolu ile Kirim limanlarindansilah ve cephane yardimi gormekte idi.   Amerikan veIngiliz birlikleri de 1919 yilinda Kuzey'den, Arkhangelslimanina indirilmis, Wrangel'in komutasindaki "Beyaz Rus"birliklerine yardim etmek icin hazirlik yapiyorlardi.   Buortam icinde, duzenli dusunce cercevesi ile elealindiginda, Bolseviklere karsi Avrupa devletlerininTurkistan Bagimsizlik Savasina yardimci olmalari gerekirdi.Ancak, belki de "Pan-Turkizm" ve "Pan-Islamizm"propagandasinin kamu oyu dusuncelerine yerlestirilmisolmasi, Bolseviklere karsi savasan Avrupa devletleri ileTurkistanlilarin dogal gorus birligini engelledi.     Turkistan Birligi yoneticileri, silahli vurusmalarinkendi acilarindan olumlu bir sonuca baglanamayacaginianladilar.   Bunu uzerine, bagimsizlik ugraslarini dusuncesavasi olarak surdurebileceklerine inanc getirdiler.  Boylelikle, toplumlarinin ilerde yeniden bagimsizlikugrasina girebilecekleri gunlere hazirlik yapmak istediler. Bu yolda, iki atilim'a gectiler.   Once, yetenekli, egitimve deneyli bascilarini Orta Asya'dan cikardilar.   Bubascilar, Avrupa ulkelerinde Turkistan Bagimsizlik Savasiicin bilimsel yol'dan caliscaklardi.   Ikinci olarak ta,Turkistan Birligi orgutu'nu SSCB de yeni yaratilmakta olankuruluslar icinde saklamak yolunu sectiler.   Baslangicta,her iki atilimi da basardilar.     Bir bolum Turkistan Birligi bascilari gizlicesinirlardan gecirilerek Turkistan disina kacirildilar.  Eger bu kisiler Turkistanda kalmis olsalardi bile,Turkistan Birligine yardimlari olamayacagi gibi, Birligezararlari da olacak idi.   Cunku, Bolsevikler butun ordugucleri ve gizli polisleri ile bu kisileri aratmakta idi.  Bu arama-taramalar, SSCB ici kuruluslarda saklanmakta olanTurkistan Birligi'nin diger uyelerini ortaya cikarabilecegiicin de her anlamda sakincali idi.   1920lerde Turkistandisina cikarilan bu bascilar, sonraki yillarda  Turkistanbagimsizligi yolunda buyuk yarari olan calismalarigerceklestirdiler.     Ikici Dunya Savasi sirasinda, gene yuksek sayi'daTurkistanli, bu kez SSCB Kizilordu'su icinde askerealindilar. Kizilordu bu sure icinde ozellikle Almanlarakarsi carpismaktaydi.   Kizilordu icindeki Turkistan'lilar,kisa sure icinde silah birakarak Alman tarafina gecmeyebasladilar, savas tutsagi oldular.   Alman Genelkurmayi, buTurkistanlilardan birlikler kurarak, Kizilordu'ya karsicarpistirdi.     En sonunda, ABD yoneticileri bu Turkistanlibirliklerin varliklarini ogrendi.   Ikinci Dunya Savasininbitmesi ile baslayan Soguk Savas icinde once New York'ta"Rusya Halklarini Kurtarma Komitesi"39 kuruldu.   Bukomite, Amerikan ordusu isgali altindaki Munih'teolusturulan "Bolsviklere Karsi Koyma Islerini DuzenlemeMerkezi"ni40 olusturdu ve giderlerini yuklendi.   Ancak, buisleri yoneten ABDli yoneticilerin de Turkistan BagimsizlikSavasinin ilkelerini ve baslama nedenlerini anlamadigi gozecarpiyordu.   ABDli yoneticiler, Rus olmayip ta SSCB deyasamakta olan toplumlarin Avrupa'da yasamakta olanonderlerinin "Bolsviklere Karsi Koyma Islerini DuzenlemeMerkezi" cercevesi icinde birlesmelerini oneriyordu.  Bununla birlikte, Bolsevik olmayan ve Bolseviklere karsicalismakta olan Rus'lari "Bolseviklere Karsi Koyma IsleriniDuzenleme Merkezi"nin basinda tutulmakta idiler.   Bu durumda, SSCB icinde yasayan diger toplumlar gibi (TurkistanBagimsizlik Savasinin nedenlerinden biri dolayisi ile),Turkistanlilar icin dusunulebilecek bir olay degildi.  Belki de bu islerle gorevlendirilmis olan ABDliyoneticiler, butun iyi niyetlerine karsilik, ya ellerindeiyi bilgi olmadigindan, ya da olaylari butun yonleri ileanlamadiklarindan bu tur uygulamalara giriyorlardi.     Bu nedenlerle, bu surec icinde Moskova'da kurulmusolan Karsi-Propaganda orgutleri de "Bolsviklere Karsi KoymaIslerini Duzenleme Merkezi" calismalarini onlemekte guclukcekmediler.     Turkistanlilarin ikinci amaci olan, Turkistan BirligiKurulusunu ve bu Birlik icin calisan uyelerini saklamak vekorumak calismalari da kisa sure icin basarildi.   Taskentbaskent olmak uzere, Turkistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetikuruldu.   Ancak, Moskova'daki Sovyet yoneticilerince,Turkistan SSCB ve benzeri olarak 1920 de kurulmus olanHarzem SSCB ve Buhara SSCB de "sonuc" olarak gorulmemekteidi.   1924 yilinda, Buhara ve Harzem SSCBleri gibiTurkistan SSCB de bozduruldu. Toplami parcalanarak,yerlerine Kazak, Ozbek ve Turkmen SSCBleri kuruldu.   Kisasure sonra da, Kirgiz SSCB Kazakistan SSCBden; Tacik SSCBde Ozbekistan SSCBden koparilarak iki yeni "cumhuriyet"olarak olusturuldu. Bu duzen 1991 sonuna kadar surdu.     1920lerde yer alan butun bu olaylara karsin, TurkistanBirligi dusuncesi ve kurulusu tam anlami ile ortadankaldirilamamisti.   Stalin'in 1928-1953 yillari arasindakitek sozlu yonetimi sirasinda kasitli yaratilan aclik ve"temizleme" yolu ile kirilmalarina karsin, TurkistanBirligi'nin onderleri ve ilkeleri yasamakta idi.41&lt;br /&gt;KAYNAKLAR:&lt;br /&gt;1. Bu yazi Ingilizce olarak "Basmachi" basligi ile ModernEncyclopedia of Religions in Russia and Soviet Union (FL:Academic International Press, 1991), Cilt 4, Sayfa 5-20 deyayinlanmistir.&lt;br /&gt;2. H. B. Paksoy, "Chora Batir: A Tatar Admonition to FutureGenerations."  Studies in Comparative Communism Vol. XIX,Nos. 3 &amp; 4, Autumn/Winter 1986, ve kullandigi kaynaklar.&lt;br /&gt;3. Bir anlamda, kuruldugundan bu yana tek kisi'ninbuyruklari (Mutlakiyet) ile yonetilen carligin, yasalaradayali yoldan (Mesrutiyet) "cogulcu" yonetime gecmesi sozuediliyordu.&lt;br /&gt;4. Ayrintilar icin, bak: H. B. Paksoy, Orta Asya CogulcuYonetim Gundemleri (1992), ve kullanilan kaynaklar.&lt;br /&gt;5. Z. V. Togan, Turkili Turkistan (Istanbul, 1981). Sayfa387.  Anlasilacagi gibi, Cin ve Cezayir basmacilarinayapilan atiflar, adi gecen ulkelerdeki 1940 ve 1950 lerdekisavaslar ile ilgilidir.&lt;br /&gt;6. Tacitus, The Agricola and the Germania, H. Mattigly(Tr.), Revised by S. A. Hanford (London, 1970). S. 62-64.Cevirisi icin bak H. B. Paksoy, "Turk Tarihi, ToplumlarinMayasi, Uygarlik" Annals of Japan Association for MiddleEast Studies (Tokyo), 1992, No. 7.   Bu yazi, Turkiyedeayrica yayinlandi. Bak: Yeni Forum (Ankara), Vol. 13, No.277, 1992.&lt;br /&gt;7. Kasgarli Mahmut, Kitab Diwan Lugat at Turk. Ilk yayin:Kilisli Rifat (Istanbul, 1917-19). 3 cilt.  Daha sonra, B.Atalay tarafindan yeniden yayinlandi: Divanu Lugat-it-TurkTercumesi (Ankara, 1939-1941). 3 cilt.&lt;br /&gt;8. Ali Bademci, Turkistan Milli Istiklal Hareketi ve EnverPasa, 1917-1934 (Istanbul, 1975); Abdullah Recep Baysun,Turkistan Milli Hareketleri (Istanbul, 1934); MustafaCokayoglu, 1917 Hatira Parcalari (Paris-Berlin, 1937);Baymirza Hayit, Esir Turkler ((Ankara, 1966); AbdulkadirInan, "1916 Yililndaki Ayaklanma" Turk Kulturu (1963), No.12; Hasan Oraltay, Alas: Turkistan Turklerinin MilliParolasi (Istanbul, 1973); A. Oktay, "Turkistan MilliMuhtariyet Hukumeti" Dergi (1964) No. 19; Ibrahim Yarkin,"Muhtar Turkistan ve Alas Orda Hukumetleri ile BasmacilikHareketleri Hakkinda" Turk Kulturu (1964) No. 23; a. g. y."Turkistanda 1916 Isyani Hakkinda Bazi Bilgiler" TurkKulturu (1968) No. 68; Karsilik olarak, "Basmaci" uzerineRus yazarlari 200 uzerinde yayin yaptilar. Dizin icin bak:Marie Bennigsen Broxup, "The Basmachi" Central Asian Survey(Oxford) 1983. Cilt 2, N. 1.&lt;br /&gt;9. H. B. Paksoy, "Kirim Tatarlari" Belgelerle Turk TarihiDergisi (Istanbul) Sayi 72, Subat 1991.&lt;br /&gt;10. Audrey L. Altstadt, The Azerbaijani Turks: Power andIdentity under Russian Rule (Stanford, 1992). HooverInstitution, Studies in Nationalities Series.&lt;br /&gt;11. Bu konu'larda cok kitap yazilmistir. Ornek olarak bak:Edward Ingram, The Beginnings of the Great Game in Asia,1828-1834 (Oxford, 1979); a. g. y., Commitment to Empire:Prophecies of the Great Game in Asia, 1797-1800 (Oxford,1981); a. g. y., In Defense of British India: Great Britainin the Middle East, 1775-1842 (London, 1984).&lt;br /&gt;12. Yusuf Akcura, "Uc Tarz-i Siyaset" Turk gazetesi(Kahire) 1904, Sayi 24. 1904. Bu yazi, 1912 yilindaIstanbulda bir kitapcik olarak basildi; Turk TarihKurumunca Ankarada 1976 yilinda yeniden yayinlandi.Ingilizcesi icin bak: Ceviren: David Thomas, "ThreePolicies," H. B. Paksoy, Ed., Central Asian Monuments(Istanbul: Isis Press, 1992).&lt;br /&gt;13. Kazim Karabekir, Istiklal Harbimizin Esaslari(Istanbul, 1933-1951); a. g. y., Istiklal Harbinde EnverPasa (Istanbul, 1967); a. g. y., Cihan Harbine NedenGirdik, Nasil Girdik, Nasil Idare Ettik (Istanbul, 1937);a. g. y., Istiklal Harbimiz (Istanbul, 1960), cilt I.Yasami boyunca, Karabekir 30 a yakin kitap yazdi. Bukitaplarin yayimi, degisik kisiler ve yayinevlerincegunumuzde surdurulmektedir.&lt;br /&gt;14. S. J. Shaw &amp; E. K. Shaw, History of the Ottoman Empireand Modern Turkey (Cambridge, 1977).&lt;br /&gt;15. Lowell Tillett, The Great Frienship: Soviet Historianson the non-Russian Nationalities (Chapel Hill, N. C, 1969);Alexander Park, Bolshevizm in Turkestan, 1917-1927 (NewYork, 1957); Hugh Seton-Watson, The Russian Empire, 1801-1917 (Oxford, 1967); Richard Pipes, The Formation of theSoviet Union (Harvard, 1957).&lt;br /&gt;16. H. B. Paksoy, "Nationality and Religion: ThreeObservations from Omer Seyfettin" Central Asian Survey Vol.3, No. 3, 1984.&lt;br /&gt;17. Sina Aksin, 31 Mart Olayi (Ankara, 1970); Ernest E.Ramsaur, The Young Turks: Prelude to Revolution of 1908(Beyrut, 1965).&lt;br /&gt;18. Bu surec ile ilgili olarak, bak: Ahmed Emin [Yalman],The Development of Modern Turkey as Measured by Its Press(New York, 1914); idem, Turkey in World War (New Haven,1931); Halide Edib [Adivar] The Turkish Ordeal (NY, 1928);Uriel Heyd, Foundations of Turkish Nationalism: The Lifeand Teachings of Ziya Gokalp (London, 1950); L. V. Thomasand R. N. Frye, The United States and Turkey and Iran(Cambridge, MA, 1951); F. Kazemzadeh, The Struggle forTranscaucasia 1917-1921 (NY, 1951); T. Z. Tunaya TurkiyedeSiyasi Partiler, 1859-1952 (Istanbul, 1952); Serif Mardin,Jon Turklerin Siyasi Fikirleri, 1895-1908 (Ankara, 1964);G. L. Lewis, Turkey (London, 1965); idem, Modern Turkey(London, 1974); Feroz Ahmad, The Young Turks: The Committeeof Union and Progress in Turkish Politics, 1908-1914(Oxford, 1969); M. Gilbert, Winston S. Churchill, 1914-1916. (Boston, 1971); B. Lewis, The Emergence of ModernTurkey (Oxford, 1976); S. J. Shaw &amp; E. K. Shaw, History ofthe Ottoman Empire and Modern Turkey (Cambridge, 1977);Lord Kinross, Ataturk (New York, 1978); Alvin Z.Rubinstein, Soviet Policy Towards Turkey, Iran, andAfghanistan: The Dynamics of Influence (New York, 1982); M.Sukru Hanioglu, Bir Siyasal Orgut olarak 'Osmanli Ittihatve Terakki Cemiyeti' ve 'Jon Turkluk' 1889-1902 (Istanbul,1985); Sevket Pamuk, The Ottoman Empire and EuropeanCapitalism, 1820-1913: Trade, Investment and Production(Cambridge University Press, 1987); Resat Kasaba, TheOttoman Empire and the World Economy: The NineteenthCentury (State University of New York Press, 1988); BruceMasters, The Origins od Western Economic Dominance in theMiddle East: Mercantilism and the Islamic Economy inAleppo, 1600-1750 (New York University Press, 1988); SelimDeringil, Turkish Foreign Policy during the Second WorldWar: An "Active Neutrality" (Cambridge University Press,1989); Masami Arai, Turkish Nationalism in the Young TurkEra (Leiden, 1991).&lt;br /&gt;19. Kaynaklar icin bak: H. B. Paksoy, "Turk Tarihi,Toplumlarin Mayasi, Uygarlik" Annals of Japan Associationfor Middle East Studies (Tokyo), 1992, No. 7; ve Yeni Forum(Ankara), Vol. 13, No. 277, 1992.&lt;br /&gt;20. Joint Note of the Allied Governments in answer toPresident Wilson, The Murderous Tyranny of the Turks.Arnold J. Toynbee (Hodder &amp; Stoughton, 1917). TarihciToynbee, 1919 Paris Baris Toplantisina katilan Ingiliztakiminin bir uyesi idi. Ek olarak bak: Arnold J. Toynbeeand Kenneth P. Kirkwood, Turkey (Charles Scribners, 1927).&lt;br /&gt;21. M. Kemal Oke, "Prof. Arminius Vambery and Anglo-OttomanRelations 1889-1907" Bulletin of the Turkish StudiesAssociation, Vol. 9, No. 2. 1985.&lt;br /&gt;22. Nikki Keddie, Sayyid Jamal ad-Din "al-Afghani" APolitical Biography (Berkeley, 1972); H. A. R. Gibb, ModernTrends in Islam (Chicago, 1947).&lt;br /&gt;23. Masayuki Yamauchi, The Green Crescent Under the RedStar (Tokyo, 1991).&lt;br /&gt;24. S. S. Aydemir, Makedonyadan Orta Asyaya Enver Pasa(Istanbul, 1970-1972). Uc cilt. (Birkac basimi yapildi); a.g. y., Tek Adam (Mustafa Kemal) (Istanbul, 1963-1965) Uccilt; a. g.  y., Ikinci Adam [Ismet Inonu] (Istanbul, 1966-1969) Uc cilt. Ek olarak, bak: Feridun Kandemir, EnverPasa'nin Son Gunleri (Istanbul, 1943).&lt;br /&gt;25. Cemal ve Halil Pasalarin kimlikleri ve ilgili olaylaricin bak: S. S. Aydemir, Makedonya'dan Orta Asya'ya EnverPasa (Istanbul, 1972) Uc cilt.&lt;br /&gt;26. C. E. Bosworth, The Ghaznavids: Their Empire inAfghanistan and Eastern Iran, 994-1040 (Beirut, 1973).&lt;br /&gt;27. V. Smith, The Oxford History of India (Oxford, 1919);Simon Digby, "Iletmish or Iltutmush? A Reconsideration ofthe Name of the Dehli Sultan" Journal of the BritishInstitute of Persian Studies (Iran) 1970, VII, Sayfa 57-64.&lt;br /&gt;28. Lt. Col. Sir Wolseley Haig &amp; Sir Richard Burn (Eds.)The Cambridge History of India (1922-1953), Vol III, Turksand Afghans (1928). M. G. S. Hodgson, The Venture of Islam:Conscience and History in a World Civilization (Chicago,1974); The Babur-Nama in English, (Memoirs of Babur) AnetteS. Beveridge, Tr. (London, 1922). 1969 da yeniden basildi;Muhammad Haidar A History of the Moghuls of Central AsiaBeing the Tarikh-i Reshidi of Mirza Muhammad HaidarDughlad, E. D. Ross, (Tr.), N. Elias, (Ed.) (London, 1898).Ikinci basim icin bak: (New York, 1970).&lt;br /&gt;29. Z. V. Togan, Turkili Turkistan Sayfa 431.&lt;br /&gt;30. Rusca'da "Sovyet," bir yonetim kurulu'na verilen addir.Ornegin, "sehir meclisi," "hukumet meclisi."&lt;br /&gt;31. Istanbul'da 31 Mart 1909 olayini cikaran, "seriatisteyici" tur'den.&lt;br /&gt;32. Bu sure icinde Kirgizlarin "Dordunculer" uzerindekigorusleri icin bak: H. B. Paksoy, "Observations AmongKirghiz Refugees from the Pamirs of Afghanistan Settled inthe Turkish Republic" Journal of the AnthropologicalSociety of Oxford Vol. XVI, No. 1, 1985.&lt;br /&gt;33. Seynour Becker, Russia's Protectorates in Central Asia:Bukhara an Khiva, 1865-1924 (Harvard, 1968). Oncesi sureicin bak: R. N. Frye, The History of Bukhara (Harvard,1954).&lt;br /&gt;34. S. White, "The Baku Congress of the Toilers of theEast" Slavic Review September 1967.&lt;br /&gt;35. Konusma'nin metni icin bak: Masayuki Yamauchi, TheGreen Crescent Under the Red Star (Tokyo, 1991). Toplantiile ilgili ayrintilar icin bak: S. S. Aydemir, Suyu ArayanAdam (Istanbul, 1971). Dorduncu Baski.&lt;br /&gt;36. Sevket Sureyya Aydemir, Suyu Arayan Adam (Istanbul,1971).&lt;br /&gt;37. Bilal Simsir, Ingiliz Belgeleri ile Sakarya'danIzmir'e, 1921-1922 (Istanbul, 1972).&lt;br /&gt;38. Ilk Ingilizce cevirisi 1888 de yayinlandi. Ayrintilaricin bak: Karl Marks, Friedrich Engels, The CommunistManifesto, Introduction and notes by A. J. P. Taylor(Penguin, 1967).&lt;br /&gt;39. American Committee for the Liberation of the Peoples ofRussia.&lt;br /&gt;40. Coordinating Center for the Anti-Bolshevik Struggle.&lt;br /&gt;41. Bak H. B. Paksoy, "Orta Asya Cogulcu YonetimGundemleri"  Yeni Forum (Ankara), Vol. 13, No. 281, Ekim1992. Pp. 32-42.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20074466-113519398605744827?l=toplumlarinmayasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519398605744827'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519398605744827'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://toplumlarinmayasi.blogspot.com/2005/12/h-b-paksoy-basmaci-ve-1916-1924.html' title='H. B. Paksoy: Basmaci ve 1916-1924 Turkistan'/><author><name>kozkaman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01509500723925901663</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20074466.post-113519390410043958</id><published>2005-12-21T11:37:00.000-08:00</published><updated>2005-12-21T11:38:24.220-08:00</updated><title type='text'>H. B. Paksoy: Pan Adli Iki Kurgusal</title><content type='html'>H. B. Paksoy          TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK             (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997)                   Kultur Sanat Yayini.  165 sayfa                        ISBN 975-96079-0-5&lt;br /&gt;                    Copyright  1993  H. B. Paksoy               TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK                    kitabinin butun yayin haklari,      Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca,                         H. B. Paksoy adina                        ABD Kongre Kutuphanesi                   Copyright kutugune kayitlidir.&lt;br /&gt;13            PAN ADLI IKI KURGUSAL YARATIK:   UYDURMA "BELGELERIN" TURKLER ZARARINA KULLANILMALARI1&lt;br /&gt;     Gunlerini kaval calmakla geciren, "beline kadar keci-belinden yukari insan" gorunumunde olan eski Yunan tanrisi Pan, yalnizca insan dusuncesinde yasayan bir yaratiktir. Bir tek'inin "Kaf" daginin ardinda bile bulunmadigi gunumuzde artik anlasilmistir. Efsane&lt;br /&gt;kitaplarinda anlatildigi gibi, tanri Pan'in "bir yarismada birinciligi almasi" baska bir dussel Yunan tanrisi olan Apollo'yu kizdirir. Sonucunda, tanri Apollo, tanri Pan'in insan kulaklarini esek kulaklari ile degistirir.2 Bununla birlikte, ilkel insanlardan kalma efsane yaratmak icgudusunden olagele ki, 19cu yuzyilda iki tane daha "pan" hurafesi ortaya atildi.3           1. "Pan-Turkizm." Pan-Turanizm adi altinda da pazarlanan bu "akim" Turklerce degil, Turk olmayan ancak yetenekli ve bir Avrupa universitesinde gorevli bir Dogu Bilimleri profesor'unce yaratilmistir. 1860 larda yer alan bu yaraticilik, Kraliceleri her gun cay icen bir imparatorlugun yararina idi. Bu profesor, kralicenin  guvenlik gorevlilerinden aylik aliyordu. Emekli olduktan sonra da, Kralice'nin tebasindan olmamasina karsilik, emekli ayligi almayi surdurdu.      Profesor'un gorusunce, ortak tarih ve kokenli Turk topluluklari, Cin duvarlarindan Viyana'ya kadar olan genis bir bolge icinde yasiyorlar ve Turkce konusuyorlardi.4 Turklerin yasadigi bu bolge'nin Guney'inde, cay icenler Kralice'sinin Hindistan Imparatorlugu var idi. Hindistan imparatorlugunun Kuzey'inde ise, toplumu hic olmaz ise gun'de bir kez borst corbasi icen bir baska imparatorluk yer aliyordu. Kuzey'deki bu borst icenler imparatorlugu, Guney'deki cay icenler imparatorlugunun topraklarina ordulari ile yaklasmaya calismaktaydi. Profesor'un dusundugu gibi, iki imparatorluk arasinda ortada kalan Turkler biraraya gelip tug baglayacak olasalar, cay icenler imparatorlugunu borst icenler imparatorlugundan korumus olacaklardi. Boylece, cay icenler imparatorlugu daha guven icinde yasayabilecekti. Ya da, cay icenler imparatorlugu yoneticileri boyle dusunuyordu.      19cu yuzyil icinde, Avrupa'da yeni bir "guc dengesi" olusturulmasina calisiliyordu. Bu ugras'in amaci, tek bir Avrupa devletinin digerlerine ustun bir duruma gecmesini engellemek idi. Almanya, Avusturya-Macaristan, Fransa, Ingiltere, ve Rusya, birbirlerini durmadan gozlemekte idiler. Butun Avrupali devletler tetik durduklari icin, satranc tahtasi uzerindeki atilimlari andiran bu olaylar, Avrupa duzeyinde bir politik-ekonomik durgunluk ve tikaniklik yaratmis idi. Dolayisi ile yarisi kazanmayi kendine amac edinmis ulke yoneticileri, atilimlari Asya'ya kaydirilmaya basladilar. Ingiliz sairi Kipling, bu ugraslara "Asya'daki Buyuk Oyun" adini takmisti.5      Oyunu kazanabilmek icin, Avrupa ulkelerinin oncelikle ekonomik ustunluk kurmalari, komsularindan varlikli bir duzey'e ulasmalari gerekli idi. Bu ekonomik ustunluk ise, Asya'da kurulan somurgelerden ucuz hammadde alip, yerine, ana ulkelerindeki uretim evlerinde turettikleri mallari daha yuksek degerlerle satmak yolu ile gerceklesecek idi.           2. "Pan-Islam." Bu politik dusunce'nin kaynagi gene 19cu yuzyil'a, Cemaleddin al-Afgani'ye kadar geri gider.6 Al-Afgani'nin amaci, tek ortak yanlari yalnizca bir din'e inanmak olan Musluman toplumlarini, bu toplumlarin kokenlerine, gecmislerine ve birbirleri ile olan iliskilerine bakmayarak, bir bayrak altinda birlestirip Musluman ulkeleri ustunde somurge kuran Avrupa devletlerinin boyundurugundan kurtarmak idi.       Toplumu Valkyrie ad'i ile bilinen baska bir kurgusal yaratigin soyledigi ezgileri dinleyerek bira icen ucuncu bir ulke, bu arada Asya'daki Buyuk Oyun'a katildi. Bu ucuncu toplum'un imparator'u, Avrupa'da "Hasta Adam" olarak bilinen Osmanli imparatorlugunun yakin dostu oldugunu belirtmek icin Istanbul'u ve Orta Dogu'yu gezmeye gitti. Bira icenler imparatorlugu yoneticileri, Asya ve Orta Dogu'da bir Islam Ihtilali cikmasini kolaylastirmak istiyorlardi.7      Bu sirada, "Butun Savaslara Son Verecek Son Savas" da baslamak uzere idi.8 Bu savas'i baslatanlarin amaci tek idi: Avrupa'daki Guc Dengesini bozmak, onderligi ele gecirmek. Bira icenler imparatorlugu, kahve icenler imparatorlugu9 ordu birliklerini kendi yaninda bu "Butun Savaslara Son Verecek Son Savas" a sokmak istiyordu. Kahve icenler imparatorlugunun (yeryuzundeki konumu dolayisi ile) bira icenler imparatorlugu yaninda savasa girmesi, cay ve borst icenler imparatorluklarinin bir bolum ordularini kahve icenler imparatorlugunun Dogu yaninda tutmak zorunda birakacak idi. Bu da, Bati Avrupa yonunde cay ve borst icenler imparatorluklari ordulari ile vurusmakta olan bira icenler imparatorlugu ordularinin soluk almasina yardimci olacak idi.      Cay ve borst icenler imapartorluklarina sonradan askeri guc ile katistirilan toplumlarin icindeki buyuk bolumler, "din bakimindan Musluman" idiler. Kahve icenler imparatorlugu da "Pan-Islam" bayragi altinda savas'a girdiginde, bira icenler'in dusuncesine gore, bu Musluman topluluklari kahve icenlerle isbirligi yapacaklardi. Bir "Islam Ihtilali" cikacak idi. Boylece, cay ve borst icenler imparatorluklarinin ic isleri guclesecekti. Bira icenler imparatorlugu, kahve icenler imparatorlugunun ordularini Dogu'da, Kafkaslarda, bu amacla savas'a sokmayi basardi. Ilk bakista, bira icenlerin istekleri yerine gelmis ve basari'ya ulasmakta idiler.      Borst icenler imparatorlugu, imparatorlarinin yasam tur ve duzeni dolayisi ile bir hastaliga yakalandi. Borst icenler imparatorlugu, agri ve sizilarla yataga dustu. 1917 de is basina gecen yeni onderleri ise, borst icenler imparatorlugunu sicak savastan cekti. Yeni borst icenler  imparatorlugunun bascilari, yeni'den kaldirdiklari bayraklarla, bu kurgusal Pan-Turkizm ve Pan-Islamizm ikizleri ile, yeni bir savas baslattilar. Orta Asya kimiz icenlerini, gene eski borst icenler imparatorlugunun uyguladigi yontemlerle yonetmek istiyorlardi.       "Butun Savaslara Son Verecek Son Savas" 1918 de sona erdiginde, "ABD baskan'i Wilson'un 14 Prensibi" olarak bilinen atilimlar cercevesinde, Orta Asyali kimiz icenler de bagimsiz olmak istediklerini dunya'ya duyurdular. Bunun uzerine, cok da us'lu olmayan yeni bir savas basladi. Yeni borst icenler imparatorlugu, Orta Asyali kimiz icenlerin bu dogal isteklerinin temel'den "dunyayi isgal etmek" dusuncesi oldugunu cigirislarla ileri surduler. Yeni borst icenler imparatorlugunun bu yaraticiliklari Avrupa kamu oyuna tezlikle aktarildi. Avrupa'da el altindan sessizce yapilan anlasmalarla, kurgusal ikizlerce ileri surulen tutumlarin "Dogru" oldugu deme lerle dunya'ya bildirildi.      1939-1945 Ikinci Dunya Savasi sirasinda ABD baskan'i F. D. Rooselvelt'in dile getirdigi "Dort Bagimsizlik Yasa" si (toplumlarin soz, din, toplanma ve yolculuk etmek istekleri sinirlanamaz) da kulak ardi edildi, Orta Asyali kimiz icenlere uygulanmadi.10      Bu gibi sagirliklar'in uluslararasi konumlarda yer almasi de yeni bir olay degildi. Orta caglarda yer almis olan Hacli Seferleri, bu yolda ileri atilmis politik cozumlerin basinda gelir. Kendi ic islerindeki gucluklere cozum bulamayan dini onderler, toplumlarinin ic sikintilarini "dis dusmanlara" yoneltmek icin "din" savaslarina girdiler. 19cu yuzyilin baslarindan baslayarak, Avrupa'li yoneticiler onceki (ortacaglardaki) Hacli Seferlerinde kullanilan goruntu ve sozleri kullandilar. Bu evrensel "dis politika" yolu ile kendi buyruklarindaki yurttaslarinin dikkatlerini ic islerden ve sikintilardan uzaklastirmaya calistilar. Duygulari ile kendilerinden sakli oynanan mumin toplumlar, ic rahatligi ile koru-korune bu cagirilara uydular. Bu toplumlar kisa surede gercekleri ogrenmeye basladilar: savas alaninda erler olur, ozellikle olaylari toplu olarak goremeyen ve cahil olan toplumlarin erleri.      Zaman degisir. Ancak, anlasildigina gore, her zaman daha iyi'ye dogru da degil. Turkler de, Avrupa'nin ileri gelen uluslari gibi, bir imparatorluk surecinden gectiler. Ancak, gecirdikleri imparatorluk surecinin butun sorumluluklarindan kendilerini arinmis goren komsularinin gozunde, Turkler bu sorumluluklarindan arinmis degiller. "Hesap" hanelerine yazilan asiri "faiz" ve her turlu "ceza" yi odemis olmalarina ragmen, Turklerden hala odeme yapmasini isteyenler vardir. Hic degilse, yazdiklari tarih kitaplari icinde Turklerden "tahsilat yapmak" isteyenler bulunur. Unutulmamali ki, gelecek olaylar, buyuk bir cogunlukla bu tur "eski defterler" icinde yazili olaylara gore yonlendirilecektir.      Dunya'da var olan Turklerin cogunlugu, kendi cevrelerinde ve uzerlerinde dondurulen oyunlara bakmadan, hala hic uzaklasmadiklari anayurtlarinda yasamaktadir. Bu gercegi goremeyenlarce de, nereden ve nasil gelmis olurlarsa olsunlar, Turkler zararina kurgusal ikiz Pan suclamalarinda bulunulmakta.      Turkler gunumuz'e kadar "soz gumus ise, sukut altin'dir" diye yanlis bir dusunce altinda yasamaktadirlar. Gerceklerin orta'ya atilmasina yarayacak her tur tartisma'ya girismeyi de, "celebilige" yedirememisler ya da yakistiramamislardir. Ne de olsa, atalari "dogruluk yerini bulur" dememismiydi? Bu atalar sozunun dogrulugu su goturmez. Yalniz, bu atalar sozu, dogrulugun hangi gun yerini bulacagi uzerinde bir bilgi vermez. Dogruluk yerini bulmaya hazirlanadursun, bu sirada "At'i alan da Uskudar'i gecmektedir." Verilecek zarar verilmis, Ortak Pazar'a giris dilekce'si geri cevrilmis ve ekonomik yara'dan akan kanlar gollenmeye baslamis, govde gucsuz kalmaya baslamistir. Osmanli Amiral'i Barbaros Hayreddin'in (1466-1546) adi'nin Akdeniz kiyilarinda oturan Avrupalilarca soz dinlemeyen cocuklari korkutmak icin "ocu" anlaminda kullanildigi, ve boylece cocuklarin soz dinlemeye zorlandiklari iyi bilinir. Bu yol'dan, Turk'un ocu oldugu efsanesi genc beyinlere yerlestirilmekte, buyuduklerinde devlet adami, tuccar vb. olan bu cocuklarda yerlesen korkunun sonucunda Turkler bugun zarar gormektedir. "Agac yas iken egilir."      Ek olarak, Barbaros Hayreddin'e atfedilen "oculuk" hurafelerinin benzerleri, yazili olarak ta yaratilmistir. Bunlarin en eskilerinden ve siyasi nedenlerle yazilmis olanlardan biri 1473 yilina, II. Mehmet'in (1432-1481) Bizans imparatorluguna son vermesinden yirmi yil sonrasina kadar geri gider. Bu kucuk eser'de, Fatih guya "....yaptigi ve yapacagi fetihlerle ovunmektedir...." Bu eser'in kisisel atilimi cok gelismis bir kisi'ce uyduruldugu gunumuzde biliniyor. Ustelik, Avrupali'larin "Turk'lere karsi koyma yeteneginin ne denli guclu oldugunu gostermek icin," bu "mektubun" sanki Turkce'den "cevrilmis" gibi gosterildigi de orta'ya cikmistir.11       Gunumuzde bilindigine gore, bu tur'den ucyuzden artik degisik mektup, Turkce'den dilmaclarca "cevrilmis" gibi en az alti dil'de yazilmis, yayinlanmis ve o yuzyillarda binlerle sayi'si dagitilmistir.12 Bu mektuplarin amaci'nin da Avrupalilari korkutup, bir birlige yanasmalarini saglamak oldugu gorulmektedir. Katolik ya da Protestan mezhepleri uyeleri olan yazarlari ise, kendi yandaslarini diger Hristiyan mezhebine karsi savas'a cagirmaktadir. Bu yazarlarin ileri surdugune gore, ornegin eger Katolikler biraraya gelip Protestanlari vurmazlar "dinlerini birlestirmezler, Protestan denen ayricilarin elinden kurtarmazlar" ise, "ocu" Turkler gelip herseyi Hristiyanlarin elinden alacaklardir. Bu da, bir dis yagi yaratmak  --ve toplum'un ic sikintilarini dagitmak--  yonteminden baska birsey degil idi. Bu yontem, bu gun de butun canliligi ile yasamakta ve yasatilmaktadir.      Bu tur propaganda'nin 15ci yuzyil icinde bile pek yeni olmadigi biliniyor. Bizans imparator'u Leo VI (865- 911) ca yapildigi soylenen "Turklerin Son'unun Geldigi" kehanet'i, 16ci yuzyil Avrupa'sinda yazilan dini-politik kavga yazilarina da kaynak olarak alinmistir.13 Bu tur Avrupa ic'i dusuncesel carpismalar yeni yaratilan matbaa harfleri yolu ile Avrupa basimcilarinca genis olcude yayilmakta idi.14 Bu atilim, gunumuzde elektronik iletisim araclari ile  --yalnizca radyo, televizyon ve video makaralari yolu ile degil--  bilgisayar iletisim aglari ve bilgisayarli bilgi sandiklari ile karsilastirilabilir. Nasil ki, 15ci yuzyilda basilmaya baslanan bu tur ilk eserler onceleri kamu oyuna acik degildiler (yalnizca,  sayilari az olan okur-yazarlarca biliniyordu), 20ci yuzyilda bilgisayarlara gecirilmis bilgisayarli bilgi sandiklari da ilk bakista kamu oyunca gorulemezler. Bu gibi her kisi'ye acik olmayan kapali koselerde beslenme ortam'i bulup filizlenen karanlik dusunceler, sonradan buyutulerek kamu oy'una sunuluyor. Bulasici hastalik gibi bir agizdan diger yayin'a geciyor ve ortaligi kirana koyuyor. Bir gozlem yapilabilir: "Bir  deli kuyu'ya tas atmis, kirk akilli cikaramamis."  "Ayikla pirincin tasini."      Ruslar, Avrupa'dan cok seyler kapmis, ogrenmislerdir. Bu propaganda uygulamalari da, Ruslarin Avrupa'dan orendikleri arasindadir. 17ci yuzyildan baslayarak, bu propaganda mektuplari ve kitapciklari da Rusca'ya cevrilmistir. Bugun bilindigi gibi, Orta caglar'dan baslayarak, Asya bozkirlarinin Bati kiyilarinda kullanilmaya baslanan ilk uluslararasi anlasma ve antlasma dili Turkce idi. O sure icinde de, Rus yoneticilerini atayici ve bu yoneticilerin yasal oldugunu belirtir belgeler de Rusca'dan cok Turkce olarak yazilmislardi. Moskova, Vladimir ve Suzdal gibi Rus sehir devletlerinin bascilari'nin yasalliklari bile Altinordu bozkir torelerince saptanmakta idi. Ornegin, Korkunc Ivan (carligi 1533-1584) onceleri kendi basina Rus tahtina cikmayarak, yerine Bekbulat adli bir Altinordulu Turk'un car olmasini desteklemisti.15      Turkce'nin dil yapisi, Rus disisleri yazicilarinin ve gorvlilerinin de dillerini de etkilemekte idi. Hatta, Rus edebi yazarlarinin eserlerinde bile Turkce'nin etkileri ve Turklerin turunde yazi yazma ozentileri gorulmeye baslamisti.16 Kendi yaraticiliklari bittiginde ya da yetmediginde de, Rus yazarlari eski Turk yazilarini kendilerinin imis gibi gostermekten de kacinmamislardi.17      20ci yuzyilda "Asya'daki Buyuk Oyun" ve "Dogu Sorunu" konularinin Avrupa'nin onemli isler gundem'lerinin basinda yer almalari, yoneticilerini taraf tutmaya yoneltti. Kamu oyu olusturma cabalari yogunlasti. Bir Fransiz yazari acikca Turkleri savundu.18 Buna karsi, 1919 Versailles Baris Toplantisina katilan diplomatlar Baskan Wilson'un Birinci Dunya Savasi sonrasi "Yeni Dunya Duzeni" gorusu'ne olumsuz baktiklarindan, Turkleri dislayan bir karsi duzen ozet'i yayinladilar.19 Yayinlanan sozlerin orantili degerlerine bakmaksizin, sonuc alinmis oldu. Kuzey ve Dogu Asya'da, Sovyet devlet kuruluslari yeni kazanilmis bir guc ile atilimlara basladilar. Rus yoneticileri yalniz kurgusal ikiz olan Pan lari yeniden canlandirmakla kalmadilar, eski Turk yazili anitlarinin icindeki gercekleri de degistirmeye calistilar.20 Bu kapsamda, bagimsizligini 1919-1924 yillari arasinda bir kurtulus savasi vererek kazanmis olan genc Turkiye Cumhuriyeti de diplomatik ve ekonomik alanlarda tek basina birakilmaya calisiliyordu.       Butun bu ugraslar --bir onceki oyunculara yenilerinin de katildigi--  gene bir Buyuk Savas'in cikacagi 1930larda kesinlesinceye kadar el altindan surduruldu. Ikinci Dunya Savas'i 1939 da basladiginda, kurgusal ikiz Pan lar gene masal kitaplarindan cikarilip orta'ya surulduler. Ote yandan da Avrupa'li vurusmacilar gene Turkleri kendi yanlarina, kendi yararlari ugruna (ve diger vurusmacilara karsi) kullanmak uzere cekmeye calistilar. Birinci Dunya Savas'i oncesi oldugu gibi Turkler uzerine baski yapilmaya baslandi.      Kurgusal ikiz Pan lar Turklerin zararina orta'ya atilip kullanildikca, Turklerin bu akimlara karsi verdikleri geleneksel karsiliklar iki'ye ayrilir: 1) derin bir sessizlik;  2) geleneksel Turk belgelerine inatla bagli kalmak.21       Bir ulus'un tarihi, kendi basina bir bosluk icinde ve diger ulus'larin tarihleri ile iliskisiz olarak yazilamaz. Turklerin dunya uzerindeki politik konumunu gene dunya olaylari cercevesi icinde ele alan (ve kurgusal ikiz Pan lara karsi ilk uyarici yazi ornegi veren) Turklerden biri, 1904 yilinda Yusuf Akcura olmustur.22 Akcura'nin hemen ardindan, 19 ve 20ci yuzyillarin politik gerceklerini koklu olarak kavramis olan ve aciklayici incelemeleri ile toplum'a anlatan Kazim Karabekir gelir. Karabekir de, kurgusal ikiz Pan lari bu aci'dan ele alir.23 Son yillarda, Orta Asya'da da ilgili konulari iceren yazilar yazilmakta ve yayinlanmaktadir.24       Kurgusal dusler, yalanci belgeler ve efsane yaratmak islemleri, herseyden once "maya" kavram ve tanimina baglidir.25 Eger Turkler kendi tarih ve maya'larina kendi gozleri ile bakip, bunlari kendi kavramlarina bagli olarak yazmazlar ise, uluslararasi dusuncesel ve politik alanlarda oyuncak olarak kalmaya mahkumdurlar. Ornegin, Fransiz tarihcisi Fernand Braudel Fransa tarihini yazarken, Ingiliz tarihcileri A. J. P. Taylor ya da Toynbee'den ornek kullanmak geregini duymamaktadir. Bu tur tutumlar, tersi icin de gecerlidir. Bir "genel tarih" yazilabilmesi icin, once her toplumun tarihinin ayrintilari ile tek-tek yazilmasi gerekir.        Kisacasi: "Gok kubbe'de kalan hos seda" sozu, oz olarak dogrudur. "Su uzerine yazi yazmaya" esittir. Konusulup ta kagida dokulmeyen dusunceler kaybolup gidecektir. Buna karsilik: is yapacak, karar verecek kisiler, yazilari okuyarak dusunmekte ve uygulamalara gecmektedirler.&lt;br /&gt;                          KAYNAKLAR:&lt;br /&gt;      1. Bu bildiri Ingilizce olarak Centre d'tudes et de Recherches Internationales / Fondation Nationale des Sciences Politiques tarafindan Ekim 1991 de Paris'te duzenlenen "LA TURQUIE ET L'AIRE TURQUE DANS LA NOUVELLE CONFIGURATIONREGIONALE  ET INTERNATIONALE: MONTEE EN PUISSANCE OUMARGINALISATION"  baslikli toplanti'da okunmus; ozeti de, adigecen kuruluslarca  yayinlanan Cahiers d'Etudes sur la Mditerraneorientale et le  monde turco-iranien dergisinin Ocak 1992sayisinda Fransizca  olarak yayinlanmistir.        2. Herbert Spencer Robinson &amp; Knox Wilson, Myths andLegends  of All Nations (Littlefield-Adams, 1981).       3. Bilindigi gibi, "Pan" sozcugu Ingilizce'ye gectikten sonra degisik anlamlarda kullanilmistir. Ilk agizda, "birlestirici" kavramindadir. Ornegin, Kuzey ve Guney Amerika'yiboydan boy'a asan kara yolunun adi "Pan-American Highway" dir. Bu yol'dan, Amerika kitalarindaki devletlerin birbirleri ile daha siki iliskiler icinde yasamasina calisilmistir. Bu kapsam'da "Pan," 19cu yuzyilda "Pan-Germenizm" (Alman Birligi) ile tarihtegorulur. Pan-Germenizm de, "Pan-Slavizm" in yaratilmasina on-ayakolmustur. Asagida da gorulecegi gibi, "pan" Turklere de uzatilarak, "yeni" bir politik akim olusturulmustur.&lt;br /&gt;      4. Arminius Vambery, Travels in Central Asia (London,1865).       5. Edward Ingram, The Beginnings of the Great Game in Asia,1828-1834 (Oxford, 1979).       6. H. A. R. Gibb, Modern Trends in Islam (Chicago, 1947);Nikki Keddie, Sayyid Jamal ad-Din "al-Afghani." A PoliticalBiography (Berkeley, 1972).&lt;br /&gt;      7. Bu tur bir Islam Ihtilalinin nasil cikarilabilecegi uzerine bu imparatorluk uzmanlarinca hazirlanmis atilim onerisi, gunumuzde Yale Universitesi elyazmalari kutuphanesinde saklidir.       8. Avrupa kamu oyunda, Birinci Dunya Savas'ina verilen ad.&lt;br /&gt;      9. Osmanlilar.&lt;br /&gt;     10. Sozu edilen "Four Freedoms," ABD Anayasasi'na yapilan Birinci Ek'ten esinlenmistir. Ornegin, bak: S. E. Finer, Five Constitutions (Penguin, 1979).&lt;br /&gt;     11. Daniel Clarke Waugh, The Great Turkes Defiance: On the History of the Apocryphal Correspondence of the Ottoman Sultan inits Muscovite and Russian Variants (Columbus, OH: Slavica Publishers, 1978).&lt;br /&gt;     12. Sozu edilen donemde, toplumlarin buyuklugu gunumuz ile orantili olarak goz onunde tutuldugunda, bu sayilar cok buyuktur.&lt;br /&gt;     13. Vaticinium Sever, et Leonis Imperatorum, in quo videtur finis Turcarum in Profetia di Severo (1596). A. Fischer'ce 1920 yilinda ZDMG (47) de Arap harfleri ile yeniden yayinlanmistir. Tarihi olaylar bakimindan, 16ci yuzyil kadar, 1920 yilinin da Turkler acisindan oneminin unutulmamasi gerekir.      14. Philipp Lonicer, Chronicorvm Turcicorvm (Frankfurt, 1584); Johannes Leunclavius, Historiae Mvsvlmanae Tvrcorvm, De Monvmentis ipsorvm exscriptae... (1591).      15. Edward Louis Keenan, Jr., "Muscovy and Kazan: Some Introductory Remarks on the Patterns of Steppe Diplomacy" Slavic Review Vol. XXVI, No. 4 (December, 1967); Omeljan Pritsak, "Moscow, Golden Horde, and the Kazan Khanate from a Polycultural Point of View" Slavic Review Vol. XXVI, No. 4 (December, 1967); S. S. Aydemir, Suyu Arayan Adam (Istanbul, 1971). Dorduncu Baski.&lt;br /&gt;     16. Edward Louis Keenan, Jr., "The Jarlyk of Axmed-Xan to Ivan III: A New Reading" International Journal of Slavic Linguistics and Poetics XII, 1967. (Mouton, The Hague).      17. Ornek olarak, Rus Tale of Igor destani'in Turk kokenleri&lt;br /&gt;uzerine Orta Asya'li yazarlarca ileri surulmus gorusler icin bak:H. B. Paksoy, "Chora Batir: A Tatar Admonition to Future Generations."  Studies in Comparative Communism Vol. XIX, Nos. 3 &amp; 4, Autumn/Winter 1986.       18. Felix Valyi, Turk's Last Stand: The Historical Tragedy on the Bosphorus (London, 1913). Londra Universitesinde yapilmis bir konusma olup, Ingilizce'ye cevrilerek yayinlanmistir.      19. Joint Note of the Allied Governments in answer to President Wilson, The Murderous Tyranny of the Turks. Basyazari: Arnold J. Toynbee (Hodder &amp; Stoughton, 1917). Unlu tarihci Toynbee, Paris Baris Toplantisina katilan Ingiliz diplomatlarindan biri idi. Daha sonra ek yazilar da yazmistir. Bak: Arnold J. Toynbee and Kenneth P. Kirkwood, Turkey (Charles Scribners, 1927).       20. H. B. Paksoy, ALPAMYSH: Central Asian Identity under Russian Rule (Hartford, 1989).       21. Turk tarihi ile ilgili temel belgelerin kurgusal ikiz Pan lara karsi geleneksel kullanilma yatkinliklari ile ilgili olarak bak: H. B. Paksoy "Central Asia's  New Dastans."  Central Asian Survey Vol. 6, N. 1, (1987); Bahtiyar Nazarov "Kutadgu Bilig: One of the First Written Monuments of the Turkic People" &lt;br /&gt;H. B. Paksoy, Editor, Central Asia Reader  (New York: M. E. Sharpe, 1994).      22. Yusuf Akcura, Uc Tarz-i Siyaset (Ankara: Turk Tarih Kurumu, 1976). Bu yazi ilk once Kahire'de yayinlanan Turk gazetesinde 1904 yilinda basilmis idi.  Ingilizce cevirisi icin, bak: David S. Thomas, "Three Types of Policies"  H. B. Paksoy, Editor, Central Asian Monuments (Istanbul: Isis Yayinevi, 1992).      23. Kazim Karabekir, Cihan Harbine Neden Girdik, Nasil Girdik, Nasil Idare Ettik (Istanbul, 1937); a. g. y., Istiklal Harbimizin Esaslari (Istanbul, 1933-1951); a. g. y., Istiklal Harbinde Enver Pasa (Istanbul, 1967). Karabekir'in yazilari, yayinlandiklari yillardan cok once basimevlerine verilmis idi. Bukitaplarin yayinlanmalarinin gecikme nedenleri uzerindeki dusunceler icin bak: Erik Jan Zurcher, "Young Turk Memoirs as a Historical Source: Kazim Karabekir's Istiklal Harbimiz." Middle Eastern Studies Vol. 22, No. 4, October 1986.      24. Ornekleri icin, bak: H. B. Paksoy, "M. Ali--Let us Learnour Inheritance: Get to Know Yourself."  Cahiers d'Etudes sur la Mediterrane orientale et le monde turco-iranien Vol. 11, No. 1 (1991);  Ayaz Malikov, "The Question of the Turk: The Way Out of the Crisis" H. B. Paksoy, Editor, Central Asia Reader  (New York: M. E. Sharpe, 1994).      25.  Bak:  H. B. Paksoy, "Turk Tarihi, Toplumlarin Mayasi, Uygarlik"  Annals of Japan Association for Middle East Studies (Tokyo) No. 7, 1992. Pp. 173-220.   Bu yazi, Yeni Forum (Ankara) dergisinin Cilt 13, No. 277, Haziran 1992 sayisinda yeniden yayimlanmistir.  (sayfa 54-65).&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20074466-113519390410043958?l=toplumlarinmayasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519390410043958'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519390410043958'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://toplumlarinmayasi.blogspot.com/2005/12/h-b-paksoy-pan-adli-iki-kurgusal.html' title='H. B. Paksoy: Pan Adli Iki Kurgusal'/><author><name>kozkaman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01509500723925901663</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20074466.post-113519383331283068</id><published>2005-12-21T11:36:00.000-08:00</published><updated>2005-12-21T11:37:13.510-08:00</updated><title type='text'>H. B. Paksoy:  Insan Inciyi Denizden</title><content type='html'>H. B. Paksoy          TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK             (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997)                   Kultur Sanat Yayini.  165 sayfa                        ISBN 975-96079-0-5&lt;br /&gt;                    Copyright  1993  H. B. Paksoy               TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK                    kitabinin butun yayin haklari,      Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca,                         H. B. Paksoy adina                        ABD Kongre Kutuphanesi                   Copyright kutugune kayitlidir.&lt;br /&gt;14         INSAN INCIYI DENIZDEN CIKARMADIKCA,     O ISTER INCI OLSUN -- ISTER CAKILTASI, FARKETMEZ        I. Bu yazinin basligi olarak alinan ve atasozuniteligindeki gorusunu, Balasagunlu Yusuf 11ci yuzyildayazdigi Kutadgu Bilig'de kaydetmistir.  Aciklamasini daekler:      Bilgili bilgisini dili ile meydana cikarmazsa,          yillarca yatsa bile, onun bilgisi muhitini     aydinlatmaz.1        II. Bu gercek, gunumuzde gecerliligini onemlekorumaktadir. Yusuf Akcura (1876-1935), bugun Avrupa-Asya veOrtadoguda yer alan olaylarin ana cizgilerini 1904 yilindayazdigi Uc Tarz-i Siyaset yazisinda gostermis idi.2  Bunakarsilik, Akcura'nin yazisi uluslararasi duzeyde uzmanarastirmacilarca bile genellikle bilinmemektedir.  Bununnedenlerinin arasinda, Uc Tarz-i Siyaset'in 1992 yilinakadar Turkce disinda dunya kamu oyu'na --satis yolu-- ilesunulmamis olmasi ileri surulebilir.3       III. Bir kitabin cevirisinin yapilmis ve yayinlanmisolmasi da yeterli degildir.  Timur'un (O. 1405) torunu UlugBey (1394-1449) Astronomi biliminde az gorulen turde birtemel calismasini 1437 yili cevresinde bitirmisti.4  UlugBey'in bu Zij (Yildiz Dizini) kitabi, ilk olarak 1648yilinda o donem'in bilim dili olan Latince'ye cevrilipIngiltere'de uc kez yayinlanmisti.  Ek olarak, 1650 ile 1917yillari arasinda, Ulug Bey'in Zij inden yapilan alintilarIngiltere, Avusturya (Yunanca olarak), Polonya, Fransa,Belcika ve ABD de toplam onuc kez daha yayinlandi.5  Bunakarsilik, 17ci yuzyildan baslayarak, Ulug Bey'in kitabiyerine, Ulug Bey'den sonra yasamis diger astronomlarinkitaplari kaynak alinir.  Bunun nedenleri uzerine durmakgerekir.          IV. Bir kitabin yayinlandiktan sonra gelecek yillardaarastirmacilarca bulunabilmesi ve okunabilmesi de en azkitabin yazilip yayinlanmasi kadar onemlidir.  Uluslararasikitapliklarda Turklerle ilgili kitaplar genellikle bir arada toplanmamistir.  Rus, Osmanli, Islami, Mogol, Ortadogu gibibasliklar altinda dagitilmislardir.  Bu yuzden uluslararasiuniversitelerde Turklerle ya da Turkiye uzerine arastirmayapmak istegi ile calismalarina baslayan bir ogrencinin,aradigini bulamadigindan, kisa surede bezginlik vebikkinlikla konusunu degistirdigi az gorulen bir olaydegildir.  Ortaokul ve liseler icin ders kitabi yazmaktaolan profesorler de bu gibi guclukleri kolayliklayenemezler.  Turkiye ve Turklerle ilgili kaynak kitapbulamadiklari icin, yazdiklari kitaplarda Turkler genellikle yalnizca "Islam dunyasi" nin kucuk bir parcasi olmaktanote'ye gidemez.  Bu turde yazilmis ders kitaplarini okuyarak egitilen ogrenciler de, universite ogrenimleri sirasindaarastirma yapmak istediklerinde, gene bu tur kavramlarlakarsilasirlar.  Doktora calismalari sirasinda dusuncelerinde sorular uyanmaya baslar ise de, icine dokuldukleri kaliptancikmalari olagan degildir.        V. Toplumlarin dusunceleri, toplumu olusturanbireylerin dusuncelerinin toplamidir.  Bireylerindusunceleri ise, egitim yolu ile okullarda mayalanir.  Bugorus'u, Katolik kilisesinin "egitim kolu" olan Jesuitlerin6kurucusu St. Ignatius Loyola (1491-1556) da aciklikla dilegetirir:      "Bana kucuk cocugu verin.  Buyudugunde kimin      yaninda kaldigi benim icin o kadar onemli     degildir."7&lt;br /&gt;Karsilastirma yapmak bakimindan, Turklerce Istanbul'dakiEnderun okulunun (ve devsirme ocaginin), St. Loyola'nindogumundan once kurulmus oldugu animsanabilir.  Daha da eskiTurk gelenekleri arasinda, "ana-baba" diyerek ilk sozlerinikonusmaya baslayan cocuklara "bilmece-bildirmece" ogretmekvardir.  Bu "bilmece ve bildirmeceler"  vakit oldurme ya daeglence istegi ile yaratilmamislardir.  Amaclari, cocuklarakarsilastirmali-elestirici ve secici dusunce yeteneklerininasilanmasidir; toplumlarinin degerlerinin aktarilmasidir.8 Kolaylikla ogrenilebilmeleri ve ilerde animsanabilmeleriicin de, bilmece-bildirmeceler ses uyumlari icindeduzenlenmislerdir.  Bu da, Turk atalarinin bugun "yenidenbulunmakta" olan "yeni" egitim yontemlerine dogru adimlariyuzyillar ya da bin yil once atmis olduklari anlamina gelir.&lt;br /&gt;     VI. Bir is'e baslanmis olmasi yeterli degildir.  Unutulmamalidir ki, Turk dusunurlerince yazilan "inci" lersu uzerine cikarildiklarinda "cakiltasi" olmaktankurtulacaklardir; Okullarda okutulup ve okunduklarinda"inci" olacaklardir. Baslanan is'in aksatilmadan ve nitelikve niceliklerinin yozlasmasina neden verilmeden surdurulmesi gereklidir.  Yozlasmanin onune gecebilmek te, dunyaduzeyinde bilimsel yarisma'yi gerektirir.  Turkiye disinda19cu yuzyilin sonundan bu yana Turkler uzerine basilmisarastirma kitaplarinin buyuk bir cogunlugu, ozel gundemlerle yazilmislardir.  Bu gundemler, yazarlarinin gorus acilarinave cocukluklarinda aldiklari egitimlere gore degisir.  Butur kitaplara, yalnizca "duzeltici karsilik" vericikitaplarin yazilmasi bir kaynak kaybindan ote'ye gidemez. Yalnizca "tanitim" yolu ile kitap kitliginin getirdigisorunlari duzeltmeye calismak, tam anlami ile bir kayiptir.Ancak, bu tur kitaplarin kitapliklarda Turkler uzerine "tekkaynak" olarak kalmasinin getirecegi sonuclardusunulmelidir.        VII. Unlu uluslararasi sergilerde durum, uluslararasikitapliklardan cok degisik degildir.  Bu sergilerde, pekcokulus'un mayalarini belirleyici degerli varliklar sergilenir. Bu varliklar arasinda: bir toplumun bireylerinin gundelikyasamlarinda kullandiklari taki ve yuzuklerden, giysilerine;hukumdarlarin kisisel yemek kasiklarindan, yonetim isleriniyuruturken uzerinde oturduklari ozel konumlara kadar degisikgerecler bulunur.  Bir toplumun yarattigi varliklar, otoplumun kendine verdigi ad altinda dizilir, derlenir vesergilenir.  Bireylerinin sayisi yeryuzundeki Turklerin ondabirini bulmayan toplumlarin uygarliklarinin ozelliklerinibelirleyen varliklar oz adlari altinda titizlikle korunur,sergilenir.  Turklerin yaraticiligi ile ortaya cikmisvarliklar ise genellikle "Islami" ya da "Islam Uygarligi" yada diger basliklar altinda gorulur ve gosterilir.9 Karsilastirma yapmak bakimindan dusunulecek olursa, Ingiliz,Fransiz, Alman, vb gibi toplumlarin varliklari "Hristiyan"uygarligi degil, mayalarinin oz adlari ile, Ingiliz,Fransiz, Alman, vb adlari ile bilinir ve kaydedilir.  Japon,Cin varliklari "Budist" basligi altinda ortak dizinolusturmaz; Japon ve Cin uygarliklari olarak ayri-ayriderlenirler.  Iran, Arap vb gibi Ortadogu uygarliklarivarliklari da, gene oz adlari altinda, koken niteliklerikesinlikle belirtilerek yerlerini alirlar.        VIII. Bir ulus, var olusunun ve yasam temelinde yatandegerleri korumak ve gelistirmek icin belirli cizgide uzunsureli atilimlarini belirler ve uygulamaya gecer.  Buyondeki koklu ve surekli arastirmalari gelecege donuk olarakduzenler, ve uygulamaya koyar.  Dusunce onderleri,uygulayici onderlerle isbirligi eder.  Tarih boyunca bu turyaklasimlarin cok ornegi kaydedilmistir.10  Omer Seyfettin(1884-1920), bu konuda gerekli adimlarin atilmasini ilksalik veren 20ci yuzyil Turk dusunurlerinden biridir.  1919-1924 Turk Kurtulus Savasi oncesi, Birinci Dunya Savasisirasinda, Ilk Dusen Ak ve Ashab-i Kehfimiz yazilariniyazmistir.11  Bu yazilarda, Turk maya'sinin korunmasiuzerine dusuncelerini genel kavramlar olarak ele almistir:      "Cevreme baktim: yazarlar, konusulan dogal dil ile     yazma calismalari yapiyorlar; ozanlar, ulusal     tuyuglari, ulusal seslendirme ile yaziyorlar;     hukukcular, Turk yasalarini derlemekteler....      egitimciler, ulusal egitimi duzenlemekteler...12&lt;br /&gt;Ataturk'un (1881-1938), Omer Seyfettin'in 1911-1920 yillariarasinda yogunlukla yayinlanip dagitilan yazilarini okumusoldugu ve etkilendigini dusunmek guc degildir.  Seyfettin deIstanbul'da gunun akimlari ve olaylari icinde Harp Okulunubitirmis idi.  Mustafa Kemal ile birlikte, 1909daIstanbul'da yer alan Irtica olayini bastirmak icin, Selanikuzerinden gelen Hareket Ordusu icinde gorev yapmisti.13  &lt;br /&gt;     IX. Temel arastirmalara dayali, uluslararasi duzeydebilimsel nitelikte her konuda koklu kitaplar yazilir veyayinlanir.  Gunumuzde bu kitaplarin tanitimlari, kapsamlariayrintili olarak belirlenmis uluslararasi yontem vegereclerle yapilir.  Boylelikle, dunyanin neresinde olursaolsun, ortaokul ve liseler icin ders kitabi yazanprofesorler saglikli kaynaklardan bilgi edinme olanaginibulabilir.  Cok yonlu temel kaynak kitaplarini kullanarak,Turklerin dunyadaki yerini ve etkilerini daha koklu olarakanlayabilirler.  Uluslararasi duzeyde kurum, kurulus vedevletlerin dis iliskilerinden sorumlu uzmanlar da, uyesibulunduklari toplumlar yararina yaptiklari calismalar icinde kaynak bilgi edinebilirler.  Bu gercekler, Turklerle isyapmak isteyen uluslararasi ticari-sinai kuruluslarinyoneticilerine ve uzman yardimcilarina kadar uzatilabilir.14&lt;br /&gt;     X. Koklu ve uluslararasi bilimsel duzeyde arastirmakitaplari ise, gerekli yontemlerle yetismis bilimadamlarinca yazilabilir.  Bu nitelikte bilim adamlari isekolayca ya da kisa surede egitilemez.  Yetenekli genclerin,lise'yi bitirdikten sonra ortalama yirmi yil duzenli vebilincli bir ogrenimden gecmeleri gerekir.  Konu uzerinekurulmus ve calismakta olan bir universite kursusu de yokise, bu yetenekteki bilim adamlari cok ender olarak ortayacikabilirler.  Inci'ler'in varligi bilinemez; cakiltasiolarak kalirlar.       XI. "Vakifli Turk Tarihi Kursusu" kurulmasi konusundayapilmis uc bolumlu ayrintili bir oneri 1990-1991 yillarindayazilip Turkiyede dagitilmistir.15  Belirtilmesi gerekir ki,sozu edilen Vakifli Turk Tarihi Kursusunun, oncelikleOsmanlilar otesi Turk Tarihi uzerinde calismasikacinilmazdir.  Osmanli donemi, butun buyuklugune karsi,Turk gecmisinin ancak kucuk bir oranini olusturur.  Turk KutBilgisi'nin geri kalan bolumleri bilinmeden, Osmanli donemide tam olarak anlasilamaz.16         XII. Her is, devlet'ten beklenemez.  Ozel kisilerinsorunlari gorup, cozum getirmek icin uzerlerine dusengorevleri ustlenmeleri gerekir.  Ataturk'un de GencligeHitabesinde goz onune getirdigi gercekleri bu kapsamda daele almak ve uygulamalarina gecmek gereklidir:      "... Istikbalde dahi, seni bu hazinenden mahrum     etmek isteyecek dahili ve harici bedhahlarin     olacaktir....  Bu imkan ve serait, cok namusait     bir mahiyette tezahur edebilir...."   Uluslararasi universitelerde Vakifli Turk TarihiKursulerinin kurulmasi da bu gorevler arasindadir.  Devletkatkisi ile kurulmus ya da kurulacagi soylenen tek bir kursude yetersiz kalacaktir.  Genel uygulamaya gore, bir VakifliKursunun kurulmasi icin gerekli para kaynagini saglayankisinin adi, bu kursu'ye verilir.  Bu yontem, sonyuzyillarda degisik ulkelerde calismakta olan universitelerde uygulanagelmektedir.  Vakifli Turk TarihiKursusu kurucularin adlarinin da bu kursulere verilmesi endogal olaydir.  Gunumuzde yalnizca ABD universitelerinde herkonuda  --ve Turkler disinda her insan toplulugu uzerine-- calismakta olan Vakifli kursulerin sayisi binlerevarmistir.17       XIII. Balasagunlu Yusuf, Kutadgu Bilig'de sozunusurdurur:       Bilgisiz insan hep hastalikli olur;       Hastalik tedavi edilmezse, insan cabuk olur.       Ey bilgisiz, git, hastaligini tedavi ettir;       Ey mesut alim, bilgisizligin ilacini sen soyle.18&lt;br /&gt;                         KAYNAKLAR:&lt;br /&gt;  1. Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig. Ceviren: R. R. Arat(Ankara: TTK Basimevi, 1974). Ikinci Basim. 212ci ve 214cuikililer.  Sayfa 26-27.  Ingilizce cevirisi: R. Dankoff,Wisdom of Royal Glory: Kutadgu Bilig. (Chicago, 1983). Yayinevinin bildirdigine gore, bu ceviri tukenmistir.    2. Yusuf Akcura, Uc Tarz-i Siyaset. (Ankara: Turk TarihKurumu, 1976). Akcura'nin bu yazisi ilk kez 1904 yilinda,Ingiliz yonetimi altindaki Kahire'de yayinlanan Turkgazetesinde basilmistir.    3.  Bak: David Thomas,  "Yusuf Akcura's Three Policies," H. B. Paksoy, Editor, Central Asian Monuments (Istanbul:Isis Press, 1992).    4. Bak: Aydin Sayili, Ulug Bey ve Semerkanttaki IlimFaaliyeti Hakkinda Giyasuddin-i Kasi'nin Mektubu (Ankara:TTK, 1960);  a. g. y., The Observatory in Islam and itsPlace in General History of the Observatory (New York: ArnoPress, 1981). Ankara, 1960 kaynagindan yeniden basim.     5.  Bak:  Kevin Krisciunas,  "The Legacy of Ulug Beg"  in H. B. Paksoy, Editor, Central Asian Monuments (Istanbul:Isis Press, 1992).     6. W. Bangert, A History of the Society of Jesus (1972).     7. St. Igantius'un 1522 de yazmaya basladigi: TheSpiritual Exercises, Translator: Anthony Mottola (New York,Doubleday, 1964) bu konuda onemlidir. &lt;br /&gt;   8. H. B. Paksoy, "Turkbilimci Ebubekir Ahmedcan Divay." Turk Kulturu (Ankara) Sayi 309, Yil XXVII, Ocak 1989.&lt;br /&gt;   9. Bir ornegi icin, bak: H. B. Paksoy, "M. Ali--Let usLearn our Inheritance: Get to Know Yourself."  Cahiersd'Etudes sur la Mditerrane orientale et le monde turco-iranien (Centre d'tudes et de recherches internationales \Fondation nationale des sciences politiques \ Centrenational des lettres -- Paris).  No. 11, 1991.  Pp. 141-158.&lt;br /&gt;   10. Guncel bir ornegi icin, bak: Daniel Bell, "TheCultural Wars: American Intellectual Life, 1965-1992" TheWilson Quarterly (Washington, DC) Vol. XVI, No. 3, Summer1992. Sayfa 74-107.  &lt;br /&gt;   11. Omer Seyfettin, Ilk Dusen Ak (Istanbul: Rafet ZaimlerKitabevi, 1962) [ilk yayinlandigi yer ve gun, eldekikaynaklarda kaydedilmemistir]; Omer Seyfettin, Ashab-iKehfimiz:  ctimai Roman (Istanbul: Kanaat Kitaphanesi,1918).  Yeni basimlari yapilmistir. Ornegin: (Ankara: BilgiYayinevi, 1970).  &lt;br /&gt;   12. Bu yazilarin Ingilizce ozetleri icin, bak: H. B.Paksoy, "Nationality and Religion: Three Observations fromOmer Seyfettin" Central Asian Survey (Oxford) Vol. 3, No. 3(1984).  Seyfettin'in bu yazilari yazmasina neden olaylaruzerine yorumlar icin bak: Tahir Alangu, Omer Seyfettin(Istanbul: May Yayinlari, 1968).&lt;br /&gt;   13. Kisisel olarak tanisip-tanismadiklarinin arastirilipbelgelenmesi ilgi cekici sonuclar verebilir.  &lt;br /&gt;   14. Bak, H. B. Paksoy, "Turk Tarihi, Toplumlarin Mayasive Uygarlik" Annals of Japan Association for Middle EastStudies (Tokyo) 1992, No. 7. Sayfa  173-220.  Bu yazi ikincikez "Tarih, Toplumlarin Kimligi ve Uygarlik" adi ile YeniForum (Ankara) dergisi Haziran 1992, Cilt 13, Sayi 277,Sayfa 54-65 de yayinlanmistir.    15. Birinci bolum'u, "Vakifli Turk Tarihi KursusuOnerisi" baslikli ve "Asagidaki Belgeleme Yazisi, ABD dekurulmasi ongorulen VAKIFLI TURK TARIHI KURSUSUcalismalarini desteklemek amaci ile, ABD'nin ileri gelenarastirma universitelerinde gorev yapmakta olan bir ogretimuyesince 1990 yilinin Mayis ayinda yazilmistir" tanitimlidir.  Diger iki bolum ise: "Ticaret, Tarih veUluslararasi Yarisma" (Eylul 1990); ve "Dusunce Akimlari,'Yeni Dunya Duzeni' ve Goruntuleri" (Mayis 1991) baslik ve  gunleri ile goruslere sunulmus, dagitilmislardir.  &lt;br /&gt;   16. "The 'Basmachi'" (Turkistan National LiberationMovement 1916-1930s)  Modern Encyclopedia of Religions inRussia and Soviet Union [MERRSU] (Florida: AcademicInternational Press, 1991) Vol. IV.  Pp. 5-20.    17. Bak: H. B. Paksoy, "Turk Tarihi, Toplumlarin Mayasive Uygarlik" Annals of Japan Association for Middle EastStudies.  &lt;br /&gt;   18. Arat cevirisi, 157 ve 158ci ikilikler.  Sayfa 22-23.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20074466-113519383331283068?l=toplumlarinmayasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519383331283068'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519383331283068'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://toplumlarinmayasi.blogspot.com/2005/12/h-b-paksoy-insan-inciyi-denizden.html' title='H. B. Paksoy:  Insan Inciyi Denizden'/><author><name>kozkaman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01509500723925901663</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20074466.post-113519376741749373</id><published>2005-12-21T11:35:00.000-08:00</published><updated>2005-12-21T11:36:07.436-08:00</updated><title type='text'>H. B. Paksoy Dusunce Isvereni</title><content type='html'>H. B. Paksoy          TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK             (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997)                   Kultur Sanat Yayini.  165 sayfa                        ISBN 975-96079-0-5&lt;br /&gt;                    Copyright  1993  H. B. Paksoy               TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK                    kitabinin butun yayin haklari,      Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca,                         H. B. Paksoy adina                        ABD Kongre Kutuphanesi                   Copyright kutugune kayitlidir.&lt;br /&gt;15                  DUSUNCE ISVERENI        Turkiye Cumhuriyeti, 1950 ve 1960 larda "DusunceIscisi" kavramini emeklilik ve saglik yasalari kapsaminaaldi.  Kamu ve ozel isyerlerinde calismakta olan BedenIscilerinin bu gibi korumalar altina alinmalari dahaonce gerceklestirilmis idi.  Ek olarak, BedenIscilerinin toplu sozlesme, is-durdurma, isyeri-kapatmave yandas calisma duzenleri de Bulent Ecevit'in CalismaBakanligi doneminde yasallastirildi.  Ardindan, UretimIsverenleri de, Isci Dayanisma Kurumlari'nin konu'yayaklasimlarini yansitircasina, orgutlenmek yolunusectiler.  Isveren Birlikleri kuruldu, Isveren DayanismaBirlikleri de olusturuldu.  Isci ve Isveren kumeleri,birbirlerine karsi, is-durdurulmasi ve isyeri-kapatmadurumlarinda uyelerinin gundelik gecim giderlerinisaglamak icin birer yardimlasma sandigi kurdular.       Bu durumda, Dusunce Iscileri karsisinda bir de"Dusunce Isverenleri Birligi"ni dusuncesel olarak aramakdogaldir.  Dusuncesel ortam, boslugu sevmez. Dusunceler, var olan bosluklari en kisa yoldan doldurmakyoluna giderler.  Eger bir toplum'da "DusunceBoslugu"nun bas verdigi saptanir ise, diger toplumlarinDusunce Isverenleri, belirtilen ilk toplumdaki bu"boslugu" en kisa yoldan, en kisa sure icinde"doldurmak" icin calismalarini arttirirlar.  "Kale'ninic'ten fethedilmesinin" en acik, en az giderli, en etkinyoludur.       Bu dusunce dizisinin ortaya attigi baslangicsorulari kisaca ozetlenebilir: "Dusunce Isverenikimdir?"  "Dusunce Isvereninin gorevleri nelerdir?" "Dusunce Isvereninin amaclari ne olabilir?"  "DusunceIsvereni olmayan bir toplum, yasayabilir mi?"       Alman Imparatorlugunun kurulmasina onayak olan Ottovon Bismarck (1815-1898; basbakanligi: 1871-1890), 19cuyuzyil'in ikinci yarisinda "Isci Sendikalarinin" EmekliSandiklarinin ve diger "toplumsal varlik paylasmayontemlerinin" "kurucusu" olarak da bilinir.  BedenIscileri Dayanisma Birlikleri kurmak ve desteklemekle,Bismarck, Alman imparatorlugu ve Almanlarin genelcikarlarini gozetliyordu.  Beden Iscisi DayanismaSandiklarinin olusturulmasina calisirken, Bismarck yenitur "Cogulcu Yonetime Katilim Birimleri" nin kurulmasiamacini guduyordu.  "Soylu (Junker)" koken'den gelenBismarck'in "cogulcu yonetim" anlayisi, Bismarck'a vecagdasi oldugu "soylu" toplumlara ozgu idi.  O surecicinde Alman (Imparatorluk oncesi, Prussian Kralligi)parlamentosunda siyasi partiler arasindaki cekisme, biryasama tikanikligi yaratmisti.  Bismarck, "CogulcuYonetim'e Katilim Birimlerinin" yontemlerinin agirlikodagini degistirmek; kurdugu sendika, meslek odalarivb'yi siyasal bakimdan "partilestirmek" yolu ile, Almanparlamentosunun yasama yetkilerini etkilemek, buyetkileri bir yerde parlamento'nun elinden almak vesecimleri kendi istedigi yon'e cekmek amacini guduyordu.&lt;br /&gt;     Bismarck'in, oz isteklerini tam anlami ilegerceklestirdigi soylenemez.  Neden olarak, Bismarck'akarsi gelen, "dengeleyici nitelikte calisan," bir diziDusunce Isvereninin varligi gOsterilebilir.  Bununlabirlikte, Bismarck'in ortaya attigi gorusler, dahasonra, 20ci yuzyilin ilk yarisinda, Alman MilliSosyalist (Nazi) Partisince ele alindi.  Belki de,Bismarck'a karsi gelen Dusunce Isverenleri, uzerlerinedusen dusuncesel gorevleri tam olarak yapmamislardi. Nazi Partisi yetkilileri, 1933-1945 arasi diger siyasipartilerin kapatilmalarini ve tek parti'li yonetimegecisi Bismarck'in daha once  --baska neden veamaclarla--  ortaya attigi gorusleri kullanaraksavundular.        Bismarck, bu atilimlari sonucu bir "DusunceIsvereni" olarak da karsimiza geliyor.  Buna karsilik,Adam Smith (1723-1790) bir yonetici olmadigi halde,yazdigi Toplumlarin Varliklari (Wealth of Nations)kitabini yazdiktan sonra, bu kitabin diger DusunceIsverenleri uzerindeki genel etkileri dolayisi ile, birkuresel Dusunce Isvereni oldu.  Bu gibi, uluslararasiolculebilir basarilari dolayisi ile "tek basina" DusunceIsvereni durumunda olan cok kisi'nin anilabilecegiaciktir.     Fransiz imparatorlugu, iki yuzyili askin bir sureonce "Fransiz Akademisi"ni kurdu.  Bu kurum, ogrenciyetistirmek icin olusturulmadi.  Fransiz Akademisi'ninamaci, bilim dallarina olaganustu duzeyde katkidabulunmus ve dolayisi ile uluslararasi duzeyde olculecekbasari kazanmis Fransiz bilim adamlarini onurlandirmakidi.  Bu Akademi'nin, bir yerde de, Akademi disinda olanFransiz Bilim Adamlarini ozendirmek, daha yuksekduzey'de basarilara yonlendirmek icin kuruldugusoylenebilir.  Fransiz Akademisine uye alinan kisiler,calismalarini ya ozel kisisel gelirlerini kullanarakelde etmislerdi, ya da universitelerde calisarak busonuclara ulasmislardi.  Alman ve IngilizImparatorluklarinin da bu gibi akademileri oldugunu,carlik Rusyasinin da Almanlardan bu akademi dusuncesiniodunc aldiklarini, Carlik Bilimler Akademisininkurulmasina Alman bilim adamlarinca onayak olundugununbelgeleri ile kayit altina alindigini kisaca belirtelim.&lt;br /&gt;     Sovyetler Birligi (SSCB), kendilerine "cogunluk(Bolshevik)" adi veren, "meslegi" "devrimcilik" olan cokkucuk bir azinlik tarafindan kuruldu.  Bolseviklericinden cikan Sovyet yoneticileri, bir azinlik dusuncesiolan "Marxist-Leninist" duzenini carlik imparatorluguicinde tutulan cogunlugunun uzerine "oturtabilmek,"Sovyet duzenini yurutebilmek icin (Carlik BilimlerAkademisi temelleri uzerine), Sovyet BilimlerAkademisini kurdular.  Bu akademi'ye bagli DoguBilimleri Enstituleri, yaklasik iki yuzyildan bericalismalarini surduruyordu.  Rus ad'i tarihte (AnnalesBertiniani)  ilk olarak 9/10cu yuzyilda gecer. Rus/Sovyet Dogu Bilimleri Enstituleri, yaptiklariyayinlarda,  calismalari sonucu ortaya cikan Turklerleilgili temel bilgileri saklamaya cabaladilar:  AnnalesBertinianinin yazilmasindan yuzyillar once Turkler'inAsya'ya yayilmis buyuk hanliklari vardi; Turklerin OrhonYazitlarinda ornegi gorulen ve kendilerine ozgu yaziduzenleri bulunuyordu.  Daha sonra, Turk hanliklari,Ruslari yonetimleri altinda da tutmuslardi.  Rus/SovyetBilimler Akademi'si bu ozetlenen gercekleri "unutmaya"ve dunya'ya "unutturmaya" calistilar.  TurkistanliTurklerin  "tarihlerini yazarak," bu toplumlarinRus/Sovyetlerle "oz istekleri" ile "birlestiklerini;"Ruslar Orta Asya'ya 18-19cu yuzyillarda ordulari ilegirince'ye kadar Turklerin "yazili dilleri" olmadigini;Rus/Sovyetlerin Orta Asyalilara "alfabe," "maya"verdiklerini; "Rus agabey'inin" Turkistanli Turkleri"barbarlik" tan uzaklastirdiklarini ve"uygarlastirdiklarini" da ileri surduler.  Rus/SovyetBilimler Akademilerinin ileri surdugu bu "goruslere"karsi gelenlere Sovyet Bilimler Akademileri uzmanlarincadegisik ve "kinayici" "adlar" takildi.     Sovyet Bilimler Akademisi, Ikinci Dunya Savasisonrasi Sovyet ordusunca tutsak edilen Alman bilimadamlari yolu ile uzay bilimlerinde basari kazandi,yapma uydulari dunya yorunge'sinde dondurdu; bunakarsilik, Lyssenko ve Marr gibi kisileri de el uzerindetuttu.  SSCBnin tek yoneticisi olan Stalin'in (JosephVissarionovich Chugashvili, 1879-1953) gozdesi durumunagelen bu kisiler ise, daha da yuksek duzeyde dunya'yatanitiliyorlardi.    Marr, butun dunya dillerinin dortRusca sozcukten kokenlendigini ileri surdu.  Lyssenko,Sovyet "dusuncesi"nin "yasam bilimlerinin tek kok'u"oldugunu savundu.  Sovyet Dusunce Isverenleri, BilimlerAkademisi'ni "ayakkabi cekecegi" gibi kullanarak, Marrve Lysenko'nun yaptigi gibi, on yargili dusuncelerisonuclari onceden belirlenmis Marxist-Leninist dusunce"kap"larina sigdirmaya calistilar.   Ustelik, bir "bilimadami"nin Sovyet Bilimler Akademisine uye olabilmesiicin SSCB Komunist (Turkistan'da "kenges" olarakbilinir) parti'sine uye olmasi, en ust duzey Sovyetyoneticilerince "siyasi bakimdan guvenilir" bulunmalarigerekiyordu.       Fransiz, Ingiliz, Alman, Rus/Sovyetimparatorluklarinin ulusal duzeyde akademi kurmalari vekendi yurttaslarini uluslarasi duzeyde yarismalarkazandirmaya ozendirmesi, "devlet" in DusunceIsverenligi midir?  Yoksa, adi gecen uluslar yalnizcabasarili olan oz yurttaslarini odullendirmek istegi ilemi bu adimi atmislardir?  Bu aci'dan, ornegin,Rus/Sovyet Bilimler Akademileri ne denli "basarili"olabilmistir?       Japonlar, yukarda verilen orneklerin tersine, BilimAkademileri kurmadilar.  Universite ve ozel kuruluslarbunyelerinde gorev yapan Japon bilim adamlari, ortaklasave birbirlerine yordam vererek, onceden saptadiklariduzenli sonuclara  --saptadiklari cizelgeler icinde-- ulasmasini bildiler.  Basarilarini, birlikte calisarakkazanmayi surduruyorlar.       20ci yuzyilda Londra'da bir kume Ingiliz yurttasi,ozel kisi olarak, gecimlerini saglayan gundelik islerinibirakmadan, birbirlerinin evlerinde toplanmayabasladilar.  Londra'da oturduklari mahallenin adindanesinlenerek taninan bu kume, ozel gorus ve dusuncelerinikisisel ve kumesel olarak kagida doktu, yayinladi. Bloomsbury Group dusunce calismalari, Ingilterenin vediger Avrupali devletlerin yonetimlerine etki yapti.       "Isa'nin dogum gunu" olarak kutlanan Christmas,Aralik ayi sonuna denk gelir.  Hristiyanlik oncesi Romaimparatorlugunun, yilin degisik gunlerinde yer alanbelirli Senlikleri ve Solenleri var idi.  "Isa'nin dogumgunu," eski Roma senliklerinin birinin saldigi "kok"uzerine, Hristiyan kilisesince, "nasilsa toplum her yil"o" gun solen yapmakta; aliskanlik ile bu yenikutlama'yi da yapar" dusuncesi ile, sonradan"asilanmistir."  Hristiyan Dusunce Isverenleri, bu eylemile Roma dinlerini  --Hristiyanlik din'i yararina-- ortadan kaldirmaya calisiyorlardi.  Londra'daki RoyalSociety, Ingiltere ve Avrupanin en ileri gelir dogalbilimler birliklerinden biridir.  Her yil, "Isa'ninDogum Gunu" dolayisi ile, Royal Society uyelerininbirince, Royal Society Christmas Lecture (Isa'nin dogumgunu[nu kutlayici] ders[ler]) verilir.  Bu dersler'indin ile uzaktan-yakindan iliskisi yoktur.  Ingiltere'ninen-yeni kusagini, genc yas'ta dogal bilimlerletanistirmak amacini guder.  Bu dersler TV yolu ile degenel olarak toplum'a aktarilir.  Royal Society, birDusunce Isverenleri kumesi olarak toplum'a katkidabulunur.       Goruldugu gibi, Dusunce Isvereni degisik kimlikli,amacli ve kaynakli olabiliyor.       Neden bu kadar kisi yasamlarini bilerek-istiyerekguclestiriyor, diger islerini ve dunya zevklerini biryana birakarak bir Dusunce Isvereni olmak icin bilincliolarak calisiyor?  Bu soru'ya karsilik verebilmek icin,ek sorular'a gerek var:  "Dusunce" nedir?  Dusunce"yontemleri" nelerdir?   Dusuncenin "amaclari" nasilsaptanir?  "Susadim.  Bir bardak su iceyim" diye"dusunen" bir kisi, Dusunce Isvereni midir?  Gunluk TVyayinlarina bakip, ozel olarak yorum yapan bir kisiDusunce Isvereni olabilir mi?  Eger bu kisi buyorumlarini yazip, gazete ya da TV de yayinlatabilse, buozel kisinin dusunceleri Dusunce onderi olabilir mi?       Bir kisi'nin Dusunce Isvereni olabilmesi icin"diplomali" olmasi gerekir mi?  1919-1924 TurkBagimsizlik Savasi basladiktan sonra, Osmanli donemindeimzalanan anlasmalar cercevesinde, Erzurum'a biruluslarasi gozlemciler kumesi gelir.  Erzurumlularla,Turkce bilen cevirmenler yardimi ile konusmayacalisirlar.   Gozlemcilerin bas'i, "...siz Turklerburalara [kucuk Asya'ya] hem yeni geldiniz, hem deazinlik durumundasiniz..."  turunde soz eder.  Erzurumbelediye baskani bu sozleri duyar, karsilik verir:"...Bey, Erzurum'un olusu de, dirisi de Turktur; gidipmezar taslarina da bakalim..."   Bu Erzurum belediyebaskaninin okuma-yazmasi bile yoktur; buna karsilik,uluslararasi duzeyde yuksek egitim gormus ve olculurbasari kazanmis, dusunce kullanan kisileri yenmesinibilmistir.  Dusunce ve anlatim yeteneklidir.  "...Bey,Erzurum'un olusu de, dirisi de Turktur; gidip mezartaslarina da bakalim..." bulusu ile, tam anlami ileDusunce Isvereni olmustur.  Bu ornek (ayrintilari, 1919-1924 Turk Kurtulus Savasi komutanlarindan KazimKarabekir'in Istiklal Harbimiz kitabindadir), ikincibasamakta da dusundurucudur.  Eger Erzurummezarliklarinda mezar taslari Turkce olmasa idi, ya dabu mezar taslari-mezarliklar (gunumußde Sirplar-Bosnaklar arasinda yer aldigi gibi) Erzurum'u kisa birsure once isgal altinda bulunduranlarca  --tarihi silmekicin--  ortadan kaldirilmis olsa idi, bu gorus gecerliolabilirmiydi?       Buna karsilik, en yuksek duzeyde egitim gormuskisilerin, soluk alir gibi, el-ile-tutulur-goz-ile-gorulur bir is yapmadan, kendiliklerinden DusunceIsvereni olabilecekleri de on'e surulebilir mi?  Karsilik diger bir soru: Belgeleri ile bir dusunce ilerisuren bir kisi, bir dusunce'yi ileri surdugu gun"basarili" sayilip el uzerinde tutulur mu?  Ingilizbilim adami Darwin (1809-1882), Evrim'in Kokenleri(Origins of Species) baslikli kitabini yazdiktan sonra,Ingiliz (Anglican) kilisesinin en yuksek basamakuyelerince "cehalet"le, "Allahsizlik"la suclanmis,yargilanmis idi.  Aradan bir sure gectikten sonra,"Yanlis hesap Bagdat'tan doner" deyimini andirircasina,Darwin'in gorusleri belirli toplumlar icinde kok saldive bir bolum dogal bilimlere temel oldu.       Darwin'in ardindan giden bir kume Dusunce Isverenide, "Toplumsal Darwincilik" dusuncesini ileri surerek,toplumlarin "orman kanunlari" cercevesindeyasadiklarini, ancak dusuncesel ve beden bakimindan ensaglam ve guclu olan toplumlarin yasamlarinisurdurebileceklerini vurguladilar.  19cu yuzyilsonlarinda, bu "Toplumsal Darwincilik" ABD DusunceIsverenlerinin temel kuramlari arasina girdi.  Bu arada,Galileo'nun (1564-1642) da, bilimsel buluslarininKatolik kilisesi temel inaclarina aykiri geldigi icin,yargilandigini ve evine hapsedildigini unutmayalim.  Buolay uzerinden 300 yil'i askin bir sure gectikten sonra,Vatikan Katolik kilisesi ruhanileri Galileo'nun bulus vegoruslerinin dogru oldugunu, yargilanmasinin yanlisoldugunu acikladilar.  Bir Dusunce Isvereni daha"aklanmis" oldu.  "Gec olsun da, guc olmasin."     Bilindigi gibi, Karl Marx (1818-1873) Almanya'dadogmus ve Yahudi inanclidir.  Doktora calismalariniAlman universitelerinde yapmistir.  Doktorasinibitirdikten sonra,  dusunce ve yazilari gunundeki Almanokuyucularini (Almanlarin, "Alman olmayanlara" karsitutumlari dolayisi ile de) "kizdirmis" oldugundanIngiltere'ye goc etmisir.  Marx, Londra'da, babasi birkumas uretim evi sahibi olan Friedrich Engels'in (1820-1895) surekli para yardimi ile yasamistir.  IngilizUlusal Kutuphanesinde yazi calismalarini surdurmus,kendinden once yasamis olan Dusunce Isverenlerininyayinlanmis yazilarindan, ozellikle Sir Thomas More(1478-1535)un Utopia ve Plato (Isa'dan once ?427-347?)nun Republic kitaplarindan esinlenmis, okuduklarinibutunlestirerek (Engels ile birlikte, Almanca olarak)Komunist Manifestosu'nu yazmistir.  "ProleterDiktatorlugunun" Almanya'dan baslayacagina derin inancivar idi.  Ruslari oldukca olumsuz acidan elestirengoruslerini kagida dokmus, yayinlamistir.  Ancak, RuslarMarx'a basvurup, uluslararasi Komunist birligindeRuslari temsil etmesini isteyince, Marx bu gorevidirenmeden  ustlenmistir.  Marx, KomunistManifestosunda, her insanin ihtiyacinin yalniz devleteliyle, "Toplum'un ortak geliri ile" karsilanmasinisavunmustur.  Buna karsilik, Marx kendi cocuklarini(kizlarini) ozel okullara gondermek icin Engels'den ekpara isteyen mektuplar yazmis, ozel okullardaokutmustur.  Ozel yasamindaki celiskilere karsin,Marx'in dusunceleri "din duzeyine" yukseltilmis,ardindan yuruyen pek cok "havari" bulmustur.       Butun dusunceler, kiyamet gunune kadar yasamakyetenegindedir.  Kisiler olur.  Dusunceler ise,ozellikle yazili ve basili olarak ortaya atildiktansonra, pek kolay ortadan kaldirilamazlar.  Marxizm de bukapsamdadir.  Marx oldukten sonra, Marx'in ortaya attigikavramlar  --ornegin "proleter diktatorlugu" ilkesi-- uyarinca kurulan SSCB (1924-1991?), Marx adini (Romaimparatorlugunun uygulamalarindan esinlenerek) degisiksehirlere, universite ve okullara vermis, Marx adinaarastirma enstituleri kurmustur.  Kisacasi, Marx (geneRoma imparatorlugunda bulunan ornekleri gibi)tanrilastirilmis, Marx adina SSCB tarafindan buyollardan degisik "tapinaklar" dikilmistir.  Marx'inortaya attigi komunist kavramlar SSCB devlet organlarieliyle, Lenin (Vladimir Ilich Ulyanov, 1870-1924) ilebaslayarak, diger ulkelere "dusunce disi guc kullanmak"yolu ile de ihrac edilmis, degisik ulkelerdeuygulanmistir.  Bu "ihracat" icin Beden IscileriBirlikleri de  "Dunya Iscileri, Birlesin;Zincirlerinizden Baska Kaybiniz Olmayacaktir" gibideyimlerle, komunizm'e karsi gelen toplumlarin DusunceIsverenleri ile "vurusturmak" yolu aranmistir.  Buvurusma'nin "dusuncesel" ortamdan cok, sokaklarda vesilahli olarak yer almasina da calisilmistir.  Lenin deoldukten sonra, sirasi geldigi icin, "tanrilastirildi."  SSCB'ye devlet konugu olarak gelen diger devletbaskanlari bile, icinde Lenin'in govdesinin kalintilaribulunan, Moskova'nin Kizil Meydanindaki "Lenin bastapinagina" goturulerek "SSCBnin kurucusu'nun saygisi'naani" adi altinda "tapinmaya" zorlandilar.     Gunumuzde SSCB "imparatorlugunun" "coktugu" ya daortadan kalktigi soyleniyor.  Dogru olabilir.  Bununlabirlikte, SSCB'nin kurulmasina dolayli olarak da olsaonayak olan Marx'in (ve, Lenin'in) dusuncelerininortadan kalktigi soylenemez.  Marx ve Lenin'e dikilmisbutun tapinak ve heykelleri ortadan kaldirilmis olsabile, onayak oldiklari olaylar ve ortaya attiklaridusunceler diger Dusunce Isverenlerini calistirmaktadir. Bu da, Dusunce Isverenlerinin birbirleri ile surekliolarak  --oldukten sonra bile--  dusunce yaristirmayisurdurmekte olduklarini gosterir.  Ayrica, SSCBninkurulmasi da, "cokmesi" de, yalnizca Ruslarin DusunceIsverenlerine mi dayalidir?       Amerikan gulduru yazari Mark Twain (Samuel Clemens;1835-1910) bir gozlemde bulunmustur:  "[Atilimlari]basarili oluncaya kadar, bir kisinin dusunceleri [veyontemleri] delilik olarak gorulur" (A man is a crank,until his ideas succeed).  Ingiltere'nin Cambridgeuniversitesi muhendislik bolumu ogrenci dernegi de, 1980lerde Mark Twain'in bu gorusunu odunc alip, kendilerinitanitici bir deyim turettiler:  "Bir devrim, birdeli'nin atilimi ile baslar" (A revolution starts with acrank).  Bu iki deyimde de kullanilan, "crank" turkce'de"kolcak" anlamindadir: bir "aygit"in "donmeyebaslamasini" saglamak icin kullanilir; kullanim amaci,"cevirerek bir aygit'in 'devrim' ('devrilmek') yolu iledonmeye baslamasini" gerceklestirmektir.  Kahvedegirmeninin kol'u da bu kolcak (crank) turundedir. Eskiden, icten yanma motorlu araclarin "calistirilmaya"baslanmasi da "kolcak" kullanilarak, insan gucu ilesaglanirdi.  Ek olarak, "crank," deli, sinirli, ya da"huysuz" kisi anlamina da gelir.  Kolayliklagorulebilecegi gibi, Ingiliz ogrenciler, bir soz oyunuyolu ile hem dogal bilimleri dusunce bilimleri ilebirlestirmekteler; hem de, dusuncelerin bir taban'da,ortak-bolen duzeyinde, ortak degerleri paylastiginiortaya koymak istemislerdir.       Konu ile ilgili gosterilecek ornekler digeracilardan da surdurulebilir.  Turk Dusunce Isvereni OmerSeyfettin (1884-1920), Osmanli imparatorlugunun 1911-1912 savasi sirasinda yazdigi bir yazisinda, pirelerinonem ve gereginden soz eder.  Seyfettin, bu yazisi ile "pireler olmaz ise, kopekler uyusuk kalirlar.  Pireisirdikca, kopek ayaga kalkip pireleri uzerinden atmagaugrasir," "boylelikle uyusukluk gaflet ve dalaletinedusmekten kurtulur" gorusunu one surer.  Seyfettin'ingulduru yolu ile ile yazisinda anlatmaya calistigigercek de kisaca: bir toplum, "bas'ina gelen agrilari"iyi etmek yoluyla "arilasir."  Once varligini, sonra dabolunmezligini korumak yolunda adim atar.  Cunku, birtoplum'un bolunmesi, o toplum'un ortadan kalkmasinin ilkbasamagidir.     Dusunce Isvereni yetistirilebilir mi, yoksa DusunceIsvereni yalnizca anadan dogma Dusunce Isvereni midir? Bir kisinin, dogustan ne kadar Dusunce Isverenligineyatkin olup-olmadiklarini bugun bilemiyoruz.  Kalitimbilimcileri, bir kisinin dogmadan once, ilerde ne gibibir yasam surecegini saptamak yontemlerini gunumuzdearastirmaktadirlar.  Kalitim bilimciler ugraslarinisurdure-dursunlar, goz ardi edilemeyecek gerceklervardir.  Bir toplum yasamini surdurmek istiyor ise,Dusunce Isverenleri yetistirmekle gorevlidir.  Ancakegitim yolu ile Dusunce Isvereni yetenekleri en yuksekduzey'e cikarilabilir.  Dusunce Isverenleri, ozvarligini bilen, bu varligi yasatmak ve dunya duzeyindegelistirmek isteyenler arasindan cikacaktir.  Bu bir"eleme"dir.  Yalnizca bir tek ayak-topu takimi en ustduzeyde basarili olacaktir, birinci gelecektir.  DusunceIsverenleri, dunya duzeyinde yarismalara katilmaklasorumludurlar.  Her gun, uzerinde calistiklari konulardasinavdan gececeklerdir.  Bu tur yarisma dogaldir, dunyaduzeninin gerceklerindendir.  Butun toplumlar, buyarismaya katilacaklardir.  Baska secim yoktur.     Bir Dusunce Isvereni basagrisi cekmeden isyapabilir mi?   ABD baskani Harry Truman (1844-1972;baskanligi: 1945-1953), 1948 yilinda ABD DemokratPartisi Baskan adayi idi.  Truman bir secim konusmasiyaparken, siyasal dusunce karsit'i olan CumhuriyetciPartililerin yapmadiklarini, yapmaktan kacindiklariisleri ozetler.  Secmenlerden biri Harry Truman'insoylediklerini begenir, ve dinleyici toplulugu icindenHarry Truman'a seslenir:  "[Sana] karsi gelenlerecehennem azabi cektir, Harry"  (Give them hell, Harry). Harry Truman karsilik verir:  "Ben gerceklerisoyluyorum.  Bana karsi gelenler, bunu cehennem azabiolarak goruyorlar" (I tell the truth, they think it ishell).  Truman, bu secim'i kazandi.  Truman'in gorevsuresinin bitmesinden sonra, Cumhuriyetci parti'den olanEisenhower (1890-1969) ABD Baskan'i (1953-1961) secildi.&lt;br /&gt;     Bir toplum oz yonetimine ilgi gostermez, ozyonetimine ozen ile katilmaz ise, bu vurdumduymazligisonucu basina geleceklere sorgusuz ve yakinmasizkatlanmak durumundadir.  Toplum, oz yonetimine katilmakicin de, bilgi edinmelidir.  Hastaliklari onlemek icinasi yapilir.  Cicek hastaligina karsi yapilan asiyontemi Turkler tarafindan gelistirilmis [IngiltereninOsmanli imparatorluguna yolladigi Buyukelcisinin karisiolan Lady Mary Wortley Montagu (1689-1762) tarafindanonce Ingiltere'ye] sonra da dunya'ya yayilmistir. Bilindigi gibi, cicek asisi, cicek hastaliginayakalanmis bir kisi'den [hastaligin gostergesi olan"cicek"ten] alinacak hastalikli bir doku'yu, buhastaliga yakalanmamis bir kisinin bunyesine katistirmakile yapilir.  Amac saglam kisi'yi hasta etmek degildir;cicek hastaligina yakalanmamis kisinin cicek hastaliginabagisiklik kazanmasina yardimci olmaktir.  Bu yontem,dusunce savaslari icin tam anlami ile gecerlidir.  Bugorus bir "aldatmaca" degildir:  Dusunceler dunyauzerinde surekli olarak birbirleri ile savas ederler. Once, oz varligini bilen, saglikli bir toplum ile is'ebaslanilir.  Bu toplum'u "dusunce" yolu ile gelebilecek"toplumsal hastaliklara" karsi asilamak icin,dusuncelerin kokenleri arastirilir.  Bu tur "toplumsalhastaliklarin" nedenleri ve sonuclari yazili olaraktopluma aktarilir.  Ogrenilmesi gerekli veriler bulunur,uygulamaya konulur.  Toplum da boylelikle "asilanmis"olur.   Bu tur isleri yapmak da Dusunce Isverenleriningorevidir.       Cicek asisi konusunda Turkler, toplum olarakDusunce Isverenidirler.  Ancak, bir tek Turk DusunceIsvereni ya da Dusunce Isvereni kumesince, Turktoplumunun ya da bir Turk Dusunce Isvereninin bubasarisi ayrintilari ile belgelenmemistir; dunya'yagenis kapsamda yazili-basili olarak sunulmamistir.  Turktoplumunun Cicek Asisi gibi, insanlari ve dunyasagligini yakindan ilgilendiren bu Dusunce Isverenligibelgelenip dunya'ya sunulmaz ise ne olur?  "Varligi" bilinmeyen, basarili oldugu anlatilmayan bir toplum,"var" olabilir mi?       18 ve 19cu yuzyillarda Fransiz Dusunce Isverenleribuyuk capta calismis, olaylar baslatmislardir.  Bunlarinarasinda Fransiz Devrimini gorebiliriz.  1789 FransizDevrimi en az iki bakimdan onemlidir  1) "cogulcu" ile"tek yonetici"  devlet anlayislari arasindaki cekisme; 2) "tek kutsal kitab'a dayali dunya gorusu" ile "din'intek basina egemen olmadigi" dusuncelerine dayali yonetimduzenleri arasindaki yaris.  Fransiz Devriminin kokundeyatan dusunce akimlarinin kaynaklari arasinda ozellikleAlman Dusunce Isverenlerinin calismalari vardir. Fransiz Dusunce Isverenleri, Alman DusunceIsverenlerinin calismalarindan genis olcudeyararlandilar; bilgi alis-verisinde bulundular. Birbirlerinin ulkelerinde konuk olarak oturdular,universitelerinde de okudular.  Bununla birlikte,Fransiz-Alman Dusunce Isverenleri, birbirlerininardindan koru-korune gitmiyorlardi.  Fransiz DusunceIsverenleri, Fransiz dil'ine buyuk onem veriyorlar,dusuncelerini duzgun Fransizca kullanarakgelistiriyorlardi.  Dil, bir tolum'in mayasininarilastirilmasi ve gelistirilmesi icin de en onemligerectir.  Fransiz Dusunce Isverenleri, gerekli "asi" yialdiktan sonra, gelistirdikleri dusunceleri Fransizgerceklerine Fransizca aktarmis, uygulamislardi.       Yeni dusunce buluslari icin yeni sozcukleryaratilmasi dogaldir.  Diller egitim yolu ile gelisir. Her toplum'in Dusunce Isverenleri, yeni dusunce yontemve kavramlarini, oz toplumlarinin diline, toplumlarininanlayacagi deyimler kullanarak aktarmakla da sorumludur. Alman Dusunce Isverenleri, en az Fransiz DusunceIsverenleri kadar bu konulara onem vermisler, yeniolusan dusunceleri aciklayabilmek icin Almanca deyimleryaratmislardir.  Sozcuk ve kavramlari oldugu gibi, sukatilmamis bicimde, diger dillerden "odunc almak" nedenli dogrudur?  Sorgusuz odunc alinan sozcukler sonucugelismeyen bir dil de, calismayan beden gibigucsuzlesir.  Dil'i olen toplum'un gelecegi ne olabilir? Karmasik dil kullanmanin, bilgi'nin, dusunceyeteneginin, ve egitim'in gostergesi olmadigini OmerSeyfettin de biliyordu.  Kolay anlasilir yazi ve konusmadil'inin, kisinin egitim'in en yuksek basamaginingostergesi oldugu inancinda idi.  Bu yuzden Seyfettin,ari Turkce atilimina katilarak Turkce'ningelistirilmesine calisiyordu.  O kadar ki, bir gun"lugat paralayarak" "agdali" konusan bir meslektasina,arkadas toplulugu icinde cikismis idi:  "Cancagizim,neden oyle sozluk gibi konusuyorsun?"  Ingiltere'nin1980lerdeki basbakan'i Lady Margaret Thatcher, "Eger biryazi kolay okunuyor ve aktardigi bilgiler iyianlasiliyor ise, yazarinin da olgun oldugunu gosterir"demekle, Seyfettin'in gorusune de katilmistir.     Fransiz Devrimi Fransa icinde hizini alip yerineoturduktan sonra, Fransiz toplumu ve Fransiz aydinlari,dunya duzeyinde etkilerini gostererek dunya capindaDusunce Isverenleri durumuna geldiler.  Gene eklenmesigerekir ki, Fransiz Devriminin temelinde yatandusunceler, Amerikan Devriminden (1776) de buyuk olcu'deetkilenmistir.  (Ayrica, gunumuz Fransiz sarap-uzumuasmalarinin da tarimsal koken olarak "asi"li, "Amerikan"oldugu bilinir).  Amerikan Devriminin ilkeleri Paris'eAmerikali Dusunce Isvereni Benjamin Franklin (1706-1790)ve Amerikan Devriminde Amerikalilar yaninda carpisanFransiz soylusu La Fayette (1757-1834) yolu ile degelmisti.  Fransiz Devrimi, ayrica, diger Avrupa kokenli (ornegin, Italyan)  Dusunce Isverenlerinin katkilari ilede  etkilendi.  Dusuncelerin sinir tanimadigini en iyigosteren orneklerden birini daha boylece gormusoluyoruz.  Unutulmamasi gerekir ki, butun bu orneklerdeyer alan olaylar, Dusunceleri yaratan DusunceIsverenlerinin ana dillerinde yazilmis idi.  Bu DusunceIsverenleri, birbirlerinin dillerini cok iyibiliyorlardi, bu dillerde uluslararasi duzeyde yazisipyayin yapiyorlardi; ama, toplumlari icin, oz dilleriniyenilikleri ile birlikte kullaniyorlardi.  Ayrintilari,gunumuzde ABD Kongre Kitapligi Baskan'i olan, daha onceuniversite ogretim uyeligi yapan James Billington'unyazdigi Fire in the Minds of Men kitabindabelgelenmistir.       Fransiz Dusunce Isverenlerinin dusunceleri basildi,yayinlandi.  Basilan bu dusunceler, diger dillere, buarada 19cu yuzyil icinde Turkce'ye de aktarildi. Tanzimat (1839-1876? 1909?), dolayisi ile Osmanlidevleti icindeki "yenilesme" calismalari uzerinde etkigosterdi.  Tanzimat'in kokenleri tartisilabilir; buakim'in kendi basina tam anlami ile basarili oldugusoylenemez.  Turk atasozu: "Sokma akil, dokuz adimgider."  Abdulhamid II (1842-1918) 31 Mart Olay'isonrasi Selanik'ten yol'a cikan, icinde Mustafa Kemal(1881-1938) ve Omer Seyfettin gibi subaylarin dabulundugu Hareket Ordu'sunca 1909 da taht'tanindirilinceye kadar, Tanzimat'in getirdigi yeniliklerincogunlugunu sondurebildi.  Bununla birlikte, 1919-1924Turk Kurtulus Savasinin basini cekenler, "Tanzimat"surecinde ozellikle Istanbul'da kurulan okullardaokudular, ilerde yapacaklari atilimlarin kokunde yatandusunceleri bu okullarda mayalandi.  Abdulhamid'in"sondurme calismalari" bir yerde basarisiz kaldi;dusuncelerin olumsuzlugunu gene vurgulandi.  Aci'yitoplum cekti.       Gunumuzde toplum onderleri arasinda sayilan, yuksekegitim gormus diplomali kisiler icinde, "politika'yipartiler yapar, ben karismam" tutumlu olanlari yokdegildir.  Toplumlar, tarih boyunca bagimsizlik kazanmakicin ugrasmislardir.  Amerikan, Fransiz Devrimleri buistegin birer gostergesi oldugu gibi, bu yondekigunumuz'e en yakin ornekleri Ikinci Dunya Savasi sonrasiDogu Avrupa ve SSCB icindeki tutsak kalan uluslarvermistir.   Bu toplumlar, tek bir kisi  --ornegin,Hitler--  ya da kucuk bir yonetici kumesinin toplumlari"kaba guc yolu" ile yonetiminden   --ornegin, SSCBPolitburosu--  siyrilmak, yonetimi oz ellerine almakicin vurusmuslardir.  Bu da, "politika'yi siyasipartilerin eline birakmak" ile gerceklesmemistir.  Adiuzerinde oldugu gibi, "Cogulcu Yonetim," toplumbireylerinin yonetime katilarak, yonetimi ellerinealarak yapabilecekleri bir istir.  Bu isten, "ozyonetimine olumlu acidan katilmaktan" kacinanlar,boyunduruk altinda yasamakla yukumludurler.  Bu "olumluatilim"in ne olacagini, toplum ve kisiler oz mayalarinabakarak, toplum'u olusturan ortak mayalari uyarincasececeklerdir.  "Maya"siz olan toplum yasayabilir mi?  1776 Amerikan Bagimsizlik Duyurusu (Declaration ofIndependence) Philadelphia sehrinde yazilirken, BenjaminFranklin de bu ugras'a katilanlar arasinda idi.  23Nisan 1920 de, Ankara'da yeni kurulan TBMM de oldugugibi, Amerika'da yeni kurulacak yonetim duzeni'nin neolacagi onceden belirlenmemis idi.  Bir kesim, GeorgeWashington'un "Kral" olmasini ongoruyordu.  Sonuc,Amerikan toplum'unca dort goz ile beklenmekte idi.  Sontoplantidan cikan Benjamin Franklin'in yol'u, bir hanimtarafindan "[Duyuruda kesinlesen] Yonetim duzenininniteligi nedir" sorusu ile kesilir.  Franklin karsilikverir:  "Cumhuriyet, hanimefendi; egerkoruyabilirseniz."       Eger bir toplum oz mayasina dayali dusunceleriuretemez, oz mayasina dayali Dusunce Isverenleriyetistiremez ise, o toplumun gelecegi ne olacaktir? Gelismelerin yer almasi kacinilmazdir.  Yalnizca birdil'den digerine ceviri yapmak yolu ile Dusunce Isvereniolunabilir mi?  Bir toplumun Dusunce Isverenlerininortaya attigi dusuncelerin diger dillere de cevrilmelerigereklidir, onemlidir.  "Asi yapmak" yonteminin birparcasidir.  Bir toplum'un oz Dusunce Isverenleri,Dusunce ve goruslerini dunya duzeyinde ve dunyanin encok konusulur dillerinde de "tercume 'kokmayan' duzende"yayinlarlar.  Yoksa, Dusunce Isverenleri birbirleri ilebaska duzeyde nasil tartisacak, anlasabileceklerdir? "Egitilmis" ve "mayali" "koklu" olduklarini bu yoldan"gostermelidirler."  Mayasi bozuk, ya da "mayasiolmayan" kisiler ne denli basarili olabilir,  saygigorebilir?  Birlesik Krallik Dusunce Isvereni EdmundBurke (1729-1797) bir toplum'un kurumlarinin, otoplum'un genel egitim ve varliginin duzeyini veniteligini gosterdigini de vurgulamis, eklemistir: "birtoplum'un ucuruma yuvarlanmasi icin, yalnizca o toplumbireylerinin [su'ya-sabun'a dokunmamak istegi ile] hicbir is yapmamasi yeterlidir."        Muzik te, bir toplum'un ana kurumlarindan biridir,maya'sinin temel taslarindandir.  Mustafa Kemal Ataturk,"Bir toplum'un dunyadaki gelisemeleri anlayabilmesiicin, muzikteki degisiklikleri saptamasi gerektir"demistir.  Ataturk'un bu gorus'unun ilk bakistagorulmeyen derinligi vardir.  Muzik, bir toplum icindeki"yon dalgalanmalarinin," "maya savaslarinin"gostergesidir.  Bir toplum'un, diger toplumlarinezgilerini oldugu gibi oz maya'si icine alir ise, sonucne olur?  Toplum, begendigi ezgilerin koklerini veniteliklerini de yakindan bilmelidir.  Maya'sinin negibi etkenler altinda kaldigini, ne gibi yonleregittigini, bu etkilerin nereden geldigini bu yol'dan daanlayacak, belirleyecektir; sonuclar cikaracaktir, yeniatilimlara girisecektir.       Bir Dusunce Isvereni'nin ortaya attigi (yeni ya daeski) "Dusunce"nin genel olarak toplum'a "yararinin"degerlendirilmesinin yapilmasi kacinilmazdir.  Ince-eleyip, sik-dokuyarak, "Dusuncelerin" diger verilerisiginda toplum'a yarar-zararlari yazili olarakkarsilastirilir.  Bir dusunce'nin toplum'a "yarar" ya da"zarar"inin olup-olmadigini anlayabilmek icin, toplumonce oz amaclarini ve maya'sini bilmelidir.  DusunceIsverenlerinin en onde ele almasi gerekli olan is,toplum'a sozculuk etmeleridir; toplum'un dunyada yeralmakta olan olay ve gelismeleri anlamalarina yardimciolmaktir.  Dusuncelerin "iyi" ya da "kotu" olarakayirimlarinin yapilmasindan daha cok, dusuncelerintartismalarinin yapilarak ayrintilarinin anlasilmasidaha onemlidir.  Bu yol, "Asi yapmaya" bir baska yon'dende yardimci olacaktir.  Ancak, bir de hastaligin basvermesine neden olacak ortamlari da ortadan kaldirmakgerekir.  Yalniz, ornegin, kolera'ya karsi asi yapmakyetersizdir.  Kisa sureli bir "cozum"dur.  Uzun surelicalisma olarak, kolera'nin patlak vermesini onlemekgerekir; calisir lagimlarin dosenmesi ve lagimlaringetirdigi akintilarin temizlenmesi icin aritmakuruluslarinin yapilmasi kacinilmazdir.  Dusuncelerinyazili olarak degerlendirilmesi, basim-dagitim yoluylabu degerlendirmelerin acikca topluma aktarilmasi, birtoplum icin "iyi" ya da "kotu" secimlerinin yapilmasininen uygun yoludur.   Yeter ki, toplum'un DusunceIsverenleri bu gorev'i yerine getirebilecek yetenekteolsun.     Dusunce Isvereninin varligi ve gucu, topluma yapmakistedigi katkidan oteye gidebilir mi?  Neden bir kisi,ya da kume, Dusunce Isvereni olmak icin varliginiharcasin?  Toplum'a olan sorumluluk gereginden mi,yoksa, kisisel olarak elde edebilecegi "kazanc" tan mi?  "Bu kazanc"  ne olabilir?  Bu tur sorular da o kadaronemli degildir.  Onemli olan, bir toplumun oz bunyesiicinden cikacak Dusunce Isverenlerini titizlikleincelemesi, degerlendirmesidir.  Yalniz "diger"toplumlarin Dusunce Isverenlerini degerlendirmek yeterlidegildir.  Dusunce Isverenleri, birbirlerinindusuncelerini surekli elestirecek ve denetliyeceklerdir. Dusunceler "kureseldir."  Toplumlar, DusunceIsverenlerini "sinavdan gecirecektir."  Bu uc yonludusunce ugras'i, Dusunce Isverenlerinin bilgi vedusuncelerini "kotu"ye kullanmalarini onleyecektir.  Birtoplum bu uc'lu denge'yi kurmayacak olursa, bagimsizolarak yasamini surdurebilir mi?  Nasreddin Hoca,komsusunun kazan'ini odunc alir.  Kullandiktan sonra,kazan'in icine bir tencere koyar ve komsusuna gerigoturur.  Komsu saskinlikla sorar:  "Hoca, bu ne?" Nasreddin Hoca kisaca karsilik verir:  "senin kazan gebeimis, dogurdu."  Komsu hic direnmeden kazan'i da,tencereyi de alir.  Aradan bir sure gecer, NasreddinHoca gene kazan'i odunc ister.  Komsusu istekle kazan'igetirir, verir.  Aradan uzunca bir sure gecer, Hoca'danses cikmaz.  Komsu, Nasreddin Hoca'nin kapi'sinin ip'iniceker:  "Hoca, kazan bana gerek."  Nasreddin Hoca,uzgun:  "sorma, komsu, senin kazan oldu."  Komsu,kizgin, bagirir:  "kazan nasil olurmus ki?"  NasreddinHoca karsiligi yapistirir:  "dogurduguna inandin,oldugune neden inanmazsin?"       Bir toplum'un her uyesi, Ornegin, bir muslukcu,Dusunce Isvereni olabilir mi?  Her Dusunce Isvereni, birmutfak muslugunun damlamasini durdurabilir mi?  Her ikiornek icinde gorulebilecegi gibi: bir Dusunce Isvereni,mutfak muslugunun damlamasini durabilecegi gibi;muslukcu da Dusunce Isvereni olabilir.  Arandiginda, cokornek bulunabilir.  Kazanc toplumundur.  BenjaminFranklin ve Thomas Edison'un (1847-1931), gecimsikintilari dolayisi ile, ilkokul ogrencileri olarak"okul calismalarina" son verdiklerini belirtelim. Ancak, bu gibi kisiler, kendilerini yetistirmeyi de cokiyi bilirler ve icinden ciktiklari toplumlara da ictenve koklu olarak bagli kalirlar.  Franklin ve Edison,basarilarinin uluslararasi duzeyde olmalarina ve dunyaduzenini geri donulmeyecek kadar temelden degistirenbulus ve calismalarina karsilik, maya olarak koyuAmerikali idiler ve Amerikali kaldilar.        Kisa bir sure icinde, Koc UniversitesininIstanbulda kuruldugu dunya'ya duyurulmaya baslandi. Sayin Vehbi Koc, bu atilimi ile, yalniz basarili birTurk is-adami olarak kalmiyor; Dusunce Isverenligine deadayligini koyuyor.  Bu turdeki diger basarili iskuruluslarin da bu yolda calismalari oldugu yakingunlerde agizdan-kulaga yayiliyor.  Icten kutluyoruz.     Bir toplum'un icinde, dogustan Dusunce Isvereniolan kisiler de bulunabilir.  Omer Seyfettin, hayatininson yillarinda Istanbulda bir lise'de edebiyatogretmenligi de yapti.  Ayrintilar, Tahir Alangu'nunyazdigi Omer Seyfettin kitabinda yer alir.  Seyfettin,yonetimine katildigi kurumlarin ozellikleri dolayisiile, pek cok olay'in icyuzunu ve meselenin cozum yolunubiliyordu.   Bir gun:  "...Ilim baska, alim baska; irfanbaska, arif baska..." diye bir deyim yaratmis; dilindendusurmez olmus.  Seyfettin muteakip haftalardan birindeogretmenlik yaptigi lise'nin Muallimler Odasi'na girer,ve onemli bir aciklamada bulunur: "...Avusturya'danvagonlar dolusu seker geliyor..."  Seyfettin'in yuksekmakamlardaki siyasi kisiler'e de yakinligibilindiginden, aylardir seker'i ruyalarinda goren digermuallimler cok mutlu olurlar, sevinc ile, "...nasilbirkac kilo ya da birer cuval alabileceklerini..." Seyfettin'den sorarlar.  Seyfettin karsilik vermez.  Azsonra, lise'nin kidemli hademelerinden biri MuallimlerOda'sina girer.  Seyfettin, muallimleri cok sevindirenbu bilgi'yi, oda'da bulunanlarin onunde hademe'ye deverir.  Hademe'nin karsiligi:  "...inanma bey'im;Avusturya'nin sekeri olsa, kendi yer..."  Seyfettinmuallimlere doner, ve aciklamada bulunur: "...Ilimbaska, alim baska; irfan baska, arif baska...  Sizlerilim ve irfan sahibisiniz.  Soyledigime inandiniz.  Buadam alim degil; ama arif.  Dolayisi ile soyledigiminicyuzunu, dogru olmadigini, kolaylikla gordu..."       Hic bir Dusunce Isvereni, bu yazida ele alinankural ve gozlemlerin uzerinde degildir.  Her DusunceIsvereninin calismalarinin, butun DusunceIsverenlerince, ve toplum'ca, dusunce kuramlari ve uygartartisma duzenleri icinde, toplum'a acik olarak, inceelenip-sik dokunmasi gereklidir.  Bu tur "Eleme" vedegerlendirmeden gecmeyen Dusunce Isvrenleri'nindusunceleri, ilerde dunyadaki toplumlarin kanlari vecanlari ile yuksek kerte'de odeme yapmalarinigerektirebilir. "Akilsiz Bas'in Ceza'sini, AyaklarCeker."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20074466-113519376741749373?l=toplumlarinmayasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519376741749373'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519376741749373'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://toplumlarinmayasi.blogspot.com/2005/12/h-b-paksoy-dusunce-isvereni.html' title='H. B. Paksoy Dusunce Isvereni'/><author><name>kozkaman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01509500723925901663</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20074466.post-113519366390708146</id><published>2005-12-21T11:33:00.000-08:00</published><updated>2005-12-21T11:34:23.916-08:00</updated><title type='text'>H. B. Paksoy:  Maya, T.A.S.</title><content type='html'>H. B. Paksoy          TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK             (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997)                   Kultur Sanat Yayini.  165 sayfa                        ISBN 975-96079-0-5&lt;br /&gt;                    Copyright  1993  H. B. Paksoy               TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK                    kitabinin butun yayin haklari,      Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca,                         H. B. Paksoy adina                        ABD Kongre Kutuphanesi                   Copyright kutugune kayitlidir.&lt;br /&gt;17    MAYA, T.A.S.&lt;br /&gt;     Asagidaki yazi (Turkiye Rotary Kuluplerinin cikardigi veTRde butun Rotaryenlere dagitilan) ROTARY DERGISI'nin Eylul-Ekim1995 sayisinda basilmistir.  1995-1998 doneminde dort kez daha  ---baski, bilgisayar agi sayfalari ve elektronik dergileryoluyla---  yeniden yayinlanarak, yaklasik yetmis (70) ulkedeyerlesik yirmibin'in (20,000)  uzerinde okuyucuya ulasmistir.       Bu dagitimin sonuclarindan biri olarak, bu yazi TR ve ABD deoturan kisilerce      ---yazinin yazarina duyurulmadan--- olusturulan  "MAYA" adli bir kurulusun ortaya cikmasina nedenolmustur.  Adi gecen MAYA kurulusu da 1996 yilinda Dayton,Ohio'da; 1997 yilinda da Detroit, Michigan'da MAYA baslik vekonulu toplantilari duzenlemistir.   MAYA kurulusu, butoplantilarda bildiri verecek kisilerin bildiri basliklariniiceren toplanti genel duyurularini bilgisayar aglari ile detoplum'a sunmustur.     Elinizdeki bu cogaltim, 1998 yilinin Mayis ayinda, TAACOortakligi ile Ohio da yerlesik toplum uyelerine sunulmaktadir.&lt;br /&gt;                     MAYA, T. A. S.&lt;br /&gt;     Bir toplum'un "maya"si ne gibi etken atilimlarlakorunabilir?  Neden korunmalidir?  Ne gibi yontemlerle"maya"nin yozlasmasinin, kaybolmasinin onunegecilebilir?  Bu tur ugraslarin giderlerini kimustlenir?       Ingiltere'de, "ciftci ogle yemegi" (ploughman'slunch) adi ile bilinen ve sevilerek yenilen bir "cikin"vardir.  Genellikle, sarilmis bir tereyag topagi,kutulanmis peynir, ekmek, yil'in icinde bulunulangunlerinde yetisen meyva'dan ve bir de icecekten olusur. Bu yemek, orta caglarda Ingiliz ciftliklerindecalisanlarca yenir idi.  18ci yuzyilda Ingiltere'debaslayan Sanayi Devrimi sonrasi, bireyler is bulmak icinkoyleden kentlere akin etmeye basladiginda, unutuluroldu.  Yirminci yuzyil'in baslarinda, peynir, tereyag,icecek vb ureticileri, birlikte calisarak, bu ogleyemegini gunun kosullarina uygun bir bicimde yenidentoplum'a sundular.  Boylelikle, hem tarihsel Ingilizmaya ve geleneginin onemli bir bolum'unun korunmasinisagladilar; hem de, Ingiliz ureticileri, isverenniteliklerini surdurmek yolunda atilimda bulundular.       Cin adli icki de, Ingiliz kokenlidir.  Cinyaratilmadan once Ingilizler, Fransa'dan sarap satinalip icmekte idiler.  Bu durum da, Ingiltere'denFransa'ya altin  --gunumuz anlami ile "doviz"-- akmasina, Ingiliz hazinesinin gucunu yitirmesine nedenoldugu gorusunun guc kazanmasina neden oldu.  Bu "dovizakimi"ni onlemek icin, Birlesik Krallik adalarindayetisen bugday'dan uretilen alkol, cin'e oz koku vetadini veren otlar, cilekler, vb, gibi bitkilerikullanan ozel atilimcilar, cin'i yarattilar.  Fransa'yagitmekte olan altin nitelikli "sermaye" akisi buyukolcude durduruldu.  Bu sure icinde de, Birlesik-KrallikImparatorlugu (British Empire) yoneticileri, Hindistan,Afrika gibi bolgelerde gorev yapmakta idiler.  BirlesikKrallik Tropik Hastaliklar Uzmanlari, bu gibiImparatorluk gorevlilerinin sitma hastaliginayakalanmadan yasayabilmeleri ve gorevlerini aksatmadansurdurebilmeleri icin, Imparatorluk gorevlilerinin yeniolusturulan "kinin" ilacini her gun icmelerini salikverdi.  Hindistan'da gorevli bir Birlesik-KrallikImparatorluk Yoneticisi, "kinin"i, her gece icmekteoldugu cin icine katti.  Boylelikle, "cin-tonik"yaratildi.  Yirminci yuzyil ortalarinda ise, Ingilteredecevrilen ve dunya'nn degisik ulkelerinde cok tutulan --alp'i 007 olan, "casusluk;" "karsi casusluk;" "ajanlik"turunde un yapan--  bir dizi film, bu "cin-tonik"ickisinin dunyaya yayilmasina neden oldu.  Sonucunda,Birlesik Krallik ekonomisine ek ve olaganustu bir gelirsaglandi.       Ikinci Dunya Savasi sonrasi, Fransiz giyimevleri vesus kokusu ureticileri, buyuk bir tanitma atiliminagecerek, Fransiz kokenli kaynak kullanarak, Fransizekonomisini canlandirmakta buyuk gorev yaptilar. Fransa'da da cin satildigi gibi, bu tur Fransizurunleri, Birlesik Krallik'ta da buyuk begeni ile surumyapti.  Adlari gecen her iki ulke'nin Avrupa Birliginegirmelerinden sonra da, bu tutumlari degismedi. Kazancli cikan, Birlesik Krallik ve Fransiz toplumlarioldu.  Bu kazanc da, en az uc basamakli idi:  1)  dovizgeliri;  2)  Birlesik Krallik ve Fransiz mayalarinindunyada tanitilmasina yardimci olmak;  3) oz ulusalekonomilerine gercek katki'da bulunmak.  Birincibasamakta ele alinan "doviz geliri"nin cogunlugununkolaylikla olculebilecegi su goturmez.  Ancak, ikincibasamaktaki "'maya'nin dunyada tanitilmasi" en az ilkbasamak kadar onemlidir.  Bir uretici, urettigi gerec,aygit, mal uzerine "kayitli tanitici" koyar.  Amaci,uretici kurulus'un guvenilir bir kaynak oldugunugostermek, alicilarinca unutulmamak, kolaybulunabilmektir.  Bir toplum'un mayasi da bukapsamdadir.       Belirtilmesi gerekir ki, butun bu atilimlar ozelkisi ve kuruluslarca ele alinmis vegerceklestirilmistir.  Ancak, ekonomilerine ve dolayisiile toplumlarina olan yararlari goren Birlesik Kralik veFransiz hukumet yetkilileri, bu tur "doviz kazandirir""dis satis" atilimlarini desteklemek icin, DisisleriBakanliklarina yetki verdi.  Butun buyukelciliklere vekonsolosluklara: is yapacak, pazar acacak, ozulkelerinden satis yapmak icin gelecek is adamlarinagercek ve kapsamli destek verecek "ticaret ateseleri" atandi;  buyukelci ve konsoloslarin da oz ulkelerininekonomilerine "gelir getirecek" islere buyuk agirlikvermeleri onerildi.  Diger ulkelere donuk dispolitikalari da, bu gibi ticari iliskilerin "iyi" olupolmadigi sorusu uzerine de oturtuldu.       Bu gibi orneklerin cogaltilabilecegini belirterek,uzatmadan, bir soru taslagini ele alalim:  Gunumuzde TCkokenli uretim ve satis kuruluslari, Turk mayasinidunyaya tanitmak icin ne yapmaktadirlar?  Bu gibitanitimlara girismekle elde edebilecekleri ek gelirlerne olabilir?  Bu gibi tanitimlara girebilmek icin negibi bilgisel ve uygulama kaynaklarina gerekduyacaklardir?   Bu kaynaklar nereden bulunacaktir?  Bugibi atilimlarin yapilmasinin onemi uzerinde kimlerdurmaktadir?       Amac, "maya" yi "satmak" degildir.  Maya'yi bir kezsatin alan, o maya yolu ile uretilebilecek maddeyi ozbunyesinde yapip kullanabilecektir.  Onemli olan, "maya"yi elden cikarmadan, o maya ile uretilecek maddeleripazarlayabilmektir.  Boylelikle, "maya"nin kokeni eldetutulabilecegi gibi, o "maya"nin yordami ileuretilebilecek maddeler surekli gelir saglayabilecektir.      "Maya" yalnizca hamur, yogurt, peynir, bira, vb"maya"si degildir.  Universite arastirmacilarininurettigi yeni buluslar, yontemler de "maya" dir.  Biruretici, urettigi mal'in oz yeteneklerini yukseltmek veayni zamanda giderini dusurmek icin yeni yontemleraramak zorundadir.  Ureticiler ve ulkeler arasindakisonsuz yarisma, bu tur arastirmalari kacinilmaz durumagetirmistir.  Yasam'i surdurebilmek, uretiminin duzeyiniyuksek giderlerini de dusuk tutmaya baglidir.  Busonuclari gerceklestirmek icin, bir uretici oz kurulus'udisinda uzman ve arastirmacilar arayip bulabilir; bu turkisi ve kisilerden olusan kuruluslarla isbirligiyapabilir.  Ancak, bu tur danisman ve kuruluslardaarayacaklari nitelikler arasinda "maya" sorusunun dasorulmasi, incelenip arastirilmasi gereklidir.       Her is ve atilim, "devlet baba" dan beklenemez. Ozel kisi ve kuruluslarin da, geleceklerini oz ellerinealmalari gereklidir.  Gelecegine bilincli yaklasim ilebakip yordam aramayanlar, bu gelecege ulasmaktan dauzaklasmis olurlar.  Omer Seyfettin, "Pembe Inci'liKaftan" yazisinda, oz varligini kullanarak ulusu icincalisan, varligini yitiren bir kisinin basindangecenleri anlatir.  (Seyfettin bu yazi'yi Birinci DunyaSavasi cercevesinde yazmistir).  Ancak, kisileryasamakla da yukumludur.  Gerektiginde, kisilerSeyfettin'in yazasinda ele alindigi gibi, varliklarinitoplumlari icin kullanmak ve sikinti'ya girmekle deyukumludurler.  Buna karsilik, bir toplum'unyasayabilmesi ve dunya icindeki yerini koruyabilmesiicin, toplum'un bireylerinin de yasamlarini surdurmekte,teker-teker saglikli ve varlikli olmalari gerekir. Bireyler de biraraya gelip, birlikte yordamlasarakcalisacak, geleceklerini dusunerek isbirligiyapacaklardir.  Bu tur ortak amaca ulasmanin en uygunyollarindan biri de, kurulmus ve yurumekte olan ureticikurumlarin, kamu ya da ozel olmalarina bakmadan,isbirligi yapmalaridir.  Bu isbirligi sirasinda da,"maya" konusu en onde yer alan bir niteliktedir.  Bu turisbirliginin en onemli orneklerinden biri deJaponya'dir.     "Ilerleme" nin, en once, atilim yapan kisilerinyaptiklarina dayali oldugu hicbir gun unutulmamalidir. Kisiler, mutlu olmak icin calisirlar.  Kisilerin bu"arayislari," toplum'un ilerlemesine, yasam duzeyinintoplu olarak yukselmesine neden olur.  Bu arada, egerkisiler, ve kisilerden olusan toplum, "maya" siniunutacak ya da bu "maya" ya onem vermeyecek olursa,toplum "kisilik degistirebilecek"  kimligini yitiripyozlasabilecektir.  Dolayisi ile, "mutluluk aramakta"olan kisiler, toplumlarinin cikarlarini da goz onundetutmak durumundadirlar.  Toplum ortadan kalkacak olursa,kisiler de "su'dan cikmis baligin" basina gelenleri cokiyi anlayacaklardir.  Ornegin, "maya"si bozuldugu icin,peynir tadi olmayan bir peynir'in "peynir" olarak begenikazanmayacagini dusunmek yeterlidir.  Bu tur, "'maya'sibozuk" peynir'i satis'a suren ureticinin gelecegi neolabilir?  Toplum'un isteklerine kulak veren diger birpeynir uretici, begeni kazanan bir peynir satisinabasladiginda, ilk peynir ureticinin yasaminin sonbulmasi anlamina gelir.  Bu ornegi, bir ulke icindekikuruluslara --ve toplum'a--  uluslararasi duzen icindetoplu olarak uzatmak uygundur.  Eger, bu ornekte adigecen ilk peynir uretici, kullandigi "maya" yiarilastirmis ve bozulmasini onleyerek kullanmis olsaidi, sonuc daha degisik olur mu idi?       Soz konusu, yalnizca peynir ureticinin kapanmasi,peynir tuketicinin sevdigi bir yiyeceginden olmasidegildir.  Peynir uretim ev'inde calisan isciler;peynir'in yapildigi sut'u veren koyun ve inekleriyetistirenler; bu buyukbas hayvanlarin yemlerini uretenkuruluslar; yem uretici kuruluslarda calisan isciler,vb. de yasam gelirlerinin ortadan kalktiginigoreceklerdir.       Bu noktada, ornek alinan ilk peynir uretici,universiteler icinde gorev yapmakta olan birarastirmaci'dan, karsiligini vererek, yordam istemisolsa idi, ureticinin gelecegi degisik olabilir mi?  Butur "gelir paylasma" ve "cikarlari birlestirme"yordamlari ile birlikte calisma ortami saglamis olsaidi, toplum daha kazancli olamaz mi?  Bunun karsisinda,eger universiteler icinde calismakta olanarastirmacilar, ureticilerin cagirisini beklemeden, yenimaya aritma yontemleri gelistirerek ureticilereurunlerini yenilestirmek, arilastirmak onerilerindebulunsalar, bu atilimlar da yararli olmaz mi?       Bu peynir ureticiler, yerli toplum'un gereklerinikarsiladiktan sonra, uluslararasi pazarlara acilmakyollari da arayabilirler.  Ek ve dis gelirsaglayabilecekleri gibi, "maya" nin uluslararasi duzeydetaninmasina, sevilmesine de katkida bulunabilirler.     Bu tur ornekleri, diger uretim kollari ve dallarinauzatmak olagandir.  Konu, Omer Seyfettin'in "Diyet"baslikli yazisinda ele aldigi gibi bir kisinin diger birkisi'ye "omur boyu borclu kalmasi" degildir.  Buatilimlar karsilikli yararli oldugu gibi, toplum dakazancli cikacaktir.  Universite bunyelerinde calismaktaolan arastirmacilar, yalniz kapsamlar ardinda kuramsalolarak kosarlar ise, toplum'a yararlari ne denlikalacaktir?  Bir yerde, yeni kuram ve kapsamlari"pazar'a aktarmak" gereklidir.  Arastirmacilaringelistirdigi yontemleri, gene arastirmacilar "toplum'cakullanilir" duzeye getirmekle sorumludurlar.  Ureticilerde, bu kullanilabilir yontemleri "cogunluk uretimi" yoluile toplum'a ve dunya'ya sunacaklardir.       Cikarlarini iyi bilen ureticiler, arastirmacilarcakapilarina kadar getirilen onerileri benimseyecektir. Eger yapilacak onerileri bir uretici benimsemez,kullanmaz ise, arastirmacilar diger ureticilerleisbirligine girebilirler.  Bunun ustune, aydinureticiler, arastirmacilarin kendilerine gelmesini bilebeklemeden, arastirmacilarla ilk iliskiyi dekurabilirler.  Arastirmacilar tek kisi olabilecegi gibi,universite disinda olusturulmus ozel arastirmakuruluslari da olabilir; diger kuruluslarla isbirligiyapmak uzere kurulmus olan "ortak uretim topluluklari"(kooperatifler)  bu tur yaklasimlari ustlenebilirler. Birlikte calismakta buyuk yararlar olacagi aciktir.       "Arastirmalar"in yalnizca uretim icin onemli vegerekli olmadigi da bu basamakta anlasilmis bulunur. Bir toplum'un "maya"si, o toplum'un tarihinde, gelenekve torelerinde yatar.  Bir toplum'u diger toplumlardanayirdeden ozellikleridir.  Bu veriler arastirmacilarcatoplu olarak kayit altina alinmistir, belirlenmistir;surekli kullanilmaktadir; toplum'un icgudusunde enondedir; Dusunce Isverenlerince durmadan, ayrintilariile derinden-derine islenir.  Dunya'daki digertoplumlarla, bu konularda acikca bilgilesilir. Maya'larin toplami, dunya genel yasam duzeyininilerlemesine ve gelismesine katkida bulunur. Ayrintilar, "Turk Tarihi, Toplumlarin Mayasi, Uygarlik"basligi ile Yeni Forum dergisinin Haziran 1992 (Cilt 13,No. 277) sayisinda verilmistir.   [Ek olarak, bak: Annals of Japan Association for Middle East Studies(Tokyo) No. 7, 1992.       "Maya," adindan da anlasilacagi gibi, bir is'inbasindan onemlidir.  Kisilerin baslangici da cocuklukolduguna gore, dusuncelerin "mayalanmasi" da cok kucukyasta ogrendiklerinden, gorup-yasadiklarindanetkilenecektir.  Bak: "Insan Inciyi DenizdenCikarmadikca, O Ister Inci Olsun -- Ister Cakiltasi,Farketmez," Yeni Forum Eylul 1993  (Cilt 14, No. 292).[Ek olarak, bak: Rotary Dergisi (Izmir) Aralik, 1993].       Bilinmeyen bir varlik, kimin yararinadir?  Uretilengerec ve urunlerin "satilmasi" gereklidir.  "Satis"yapmak icin, "satis ve dagitim aglari" kurulmasikacinilmazdir.  Bu "satis aglari" da, tuketicilerinistek ve secimlerine kulak asmak yolu ile: urunlerinnitelik ve nicelikleri uzerine tuketicilerce ilerisurulen gorusleri, uretici ve arastirmacilara ileterek,uretici ve arastirmacilara yordam verirler.  Dolayisiile, "satis aglari" da "urun uretme yaklasiminin"bolunmez bir koludur.  Ozellikle, yurt disinda yapilacaksatislar icin cok onemli ve temel acilimlarin basindagelir.  Bu gibi "maya tanitim" ve uluslararasi satisaglari olusturulmasina yordam verecek kisi vekuruluslarin varligi ve calismalari da gozden uzakbulunmuyor.  Ornegin, yillardir calismakta olanDanismanlik Kuruluslari, calisma konularini genisleterekyeni konularda da girisimlerde bulunabilirler. Uluslararasi pazarlarda yeni satis ve dagitim aglarininkurulmasindan once de, ilk agizda yapilmasi gerekli"iliski kurmak" atilimlari vardir.        Bir dag'in tepesine, bir adimda cikilamayacagiaciktir.  "Borc, odemekle; yol, yurumekle biter."  Bunakarsilik, maya da, ancak aritilmakla ve surekli olarakcanli tutulmakla yasayacaktir.  Maya'nin eldencikmamasini, kok salarak gelismesini saglayacak tekyontem, maya'nin en genis duzeyde yayilmasini vesevilmesini saglamakla elde edilebilir.  19cu yuzyildayapildigi gibi, yalnizca "ilan vererek" alici aramak,kaynaklari cop yiginina atmaktan ileri gidemez.  Satisyapmak, maya tanitmakla esit bir duruma gelmistir. "Alici aramak" yontemleri de, ozellikle Ikinci DunyaSavasi sonrasi, kokunden degismis, gelismis bulunuyor.  Yeni yontemler, cok ince uygulamalarla: "alicilarin"kimlikleri, adlari, oturduklari yerler, egitimduzeylerinin nitelik ve nicelikleri, gelirlerini bilmekgibi ayrintilara kadar iniyor.  Bu gibi uygulamalarla,alicilarin "dusuncelerini okumak," alici kisilerledogrudan baglanti kurmak yolu ile "alicilarin"isteklerini yerine getirmek" ve bu alicilara "yenidusunceler 'salik vermek'" de gunumuz ve gelecektekisatis ve maya tanitim yontemlerinin temelleriniolusturuyor.       Mayalarini korumaktan ve kullanmaktan kacinanlar,mayalarindan yeterince yararlanmayan (ya dayararlanamayanlar) gunun kosullarina ayak uyduramayacak;dunyanin gidisine ayak uyduramayanlar da, OmerSeyfettin'in "Diyet" baslikli yazisinda sozu edildigigibi, yalniz buyuk odunler vermekle kalmayacaklar;bagimsizliklarini da, yasama kaynak ve yeteneklerini deelden cikaracaklardir.       Butun maya aritici, denetleyici, kullanicigirisimci ve atilimcilara basarilar diliyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20074466-113519366390708146?l=toplumlarinmayasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519366390708146'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519366390708146'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://toplumlarinmayasi.blogspot.com/2005/12/h-b-paksoy-maya-tas.html' title='H. B. Paksoy:  Maya, T.A.S.'/><author><name>kozkaman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01509500723925901663</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20074466.post-113519357180151772</id><published>2005-12-21T11:32:00.000-08:00</published><updated>2005-12-21T11:32:51.813-08:00</updated><title type='text'>KITABIN YAZARI</title><content type='html'>KITABIN YAZARI &lt;br /&gt;     Doktorasini Ingiltere'nin Oxford Universitesinde, BirlesikKrallik (United Kingdom) Universiteleri Rektorler Kurulu bursuile bitiren Hasan Bulent Paksoy, Harvard Universitesi Orta DoguMerkezinde Arastirmaci; University of Massachusetts-Amherst veCentral Connecticut State University tarih bolumlerinde deogretim uyesi olarak gorev yapti.  Dr. Paksoy'un elli'yi askinarastirma yazisi son yirmi yil i½inde Amerika, Avrupave Asya kitalari uzerindeki sekiz ulke'de (ABD, Ingiltere,Almanya, Fransa, Turkiye, Japonya, Kazakistan, Hollanda)cikarilan kirk'i askin bilimsel dergilerde yayinlandi.&lt;br /&gt;     Yedek subayligini 1970-1972 ve 1974 yillarinda yapan Paksoy,Bostwick bursu ile ABD'nin Trinity Universitesinden lisans;ikinci askerlik sonrasi da, ABD National Science Foundationarastirma programi destegi ile University of Texas at Dallas'tanYuksek Lisans diplomalarini aldi.&lt;br /&gt;     1948 yilinda Odemis'te dogan Dr. Paksoy'un kitaplarininbes'i gunumuz'e dek yayinlanmistir: Intercultural Studies(Co-Editor, with David Sconyers) (Simon and Schuster EducationGroup, 1998); Turk Tarihi, Toplumlarin Mayasi, Uygarlik  (Izmir:Mazhar Zorlu Holding, 1997); Central Asia Reader: The Rediscoveryof History (New York: M. E. Sharpe, 1994); Central AsianMonuments (Istanbul: ISIS Yayinevi, 1992); ALPAMYSH: CentralAsian Identity under Russian Rule (Hartford, Conn: AACAR, 1989).&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20074466-113519357180151772?l=toplumlarinmayasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519357180151772'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20074466/posts/default/113519357180151772'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://toplumlarinmayasi.blogspot.com/2005/12/kitabin-yazari.html' title='KITABIN YAZARI'/><author><name>kozkaman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01509500723925901663</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry></feed>
